Pergamon antik kenti fotoğrafları, Akropolis, tiyatro ve Trajan tapınağı - Acropolis, theatre and Trajaneum, Pergamon ancient city photos

Pergamon Antik Kenti Tarihi, Tapınakları ve Bilgiler

Pergamon Antik Kenti, antik literatürdeki diğer adlarıyla Pergamum veya halk arasındaki yaygın ismiyle Bergama Antik Kenti, heybetli bir akropol tepesi üzerine kurulu mimari dehası, dönemin en büyük tıp merkezlerinden biri olan Asklepion’u ve Berlin’deki meşhur müzeye götürülen eşsiz Zeus Sunağı ile Ege Bölgesi’nin dünyaca tanınan en ikonik kültür miraslarından biridir. İzmir’in Bergama ilçesinde konumlanan ve 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmeyi başaran bu kadim başkent; dünyanın en dik antik tiyatrosuna, 200 bin ciltlik muazzam bir kütüphaneye ve ilk çağın şifa dağıtan ezber bozucu tedavi yöntemlerine ev sahipliği yapmasıyla arama motorlarında ve tarih seyahatlerinde en çok aratılan arkeolojik durakların başında gelmektedir.

Pergamon Antik Kenti’nin Tarihsel Önemi

Ege Bölgesi’nde görülmesi gereken gezilecek tüm yerler, tarihi yerler ve antik şehirler arasında önemli bir yere sahip olan Pergamon Antik Kenti, kurulduğu günden beri Anadolu’da çok önemli bir konuma sahiptir. Sadece abidevi mermer yapılardan oluşan klasik bir ören yeri olmayan bu kadim merkez, Helenistik dönemden Roma’ya uzanan süreçte mimari mühendisliğin, şehircilik dehasının, tıp biliminin ve kağıt sanayisinin sınırlarını zorlamıştır. Kentin bu evrensel değerini taçlandıran en önemli güncel bilgi ise Bergama Antik Kenti‘nin UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne 999. alan olarak 2014 yılında dahil edilmiş olmasıdır. Hatta o dönem Türkiye için harika bir çifte gurur yaşanmış; Bursa’daki Cumalıkızık Köyü de 998. alan olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aynı yıl kabul edilmiştir.

Yaklaşık 300 metre yükseklikteki son derece dik bir tepe üzerine kurulu olan Akropolis (Yukarı Kent), antik çağın en düzenli ve korunaklı yerleşim planlarından birini sunmaktadır. Kral saraylarının, cephaneliklerin ve anıtsal dinsel alanların dikey bir hiyerarşiyle inşa edildiği bu dik yamaçlar, Pergamon krallarının askeri ve estetik vizyonunu asırların ötesine taşımaktadır.

Kentin insanlık tarihine sunduğu en büyük katkılardan biri, şüphesiz ki Mısır’ın İskenderiye Kütüphanesi ile yarışacak büyüklüğe ulaşan ve tam 200 bin ciltten oluşan muazzam Pergamon Kütüphanesi‘dir. Mısır’ın papirüs ihracatını yasaklaması üzerine, Bergamalıların keçi ve koyun derilerini işleyerek dünya kültür tarihine hediye ettiği “Pergaminai karteli”, yani bildiğimiz adıyla parşömen kağıdı bu topraklarda icat edilmiştir. Bununla birlikte kentin batı yamacına adeta bir dantel gibi işlenen, 30 derecelik açısıyla dünyanın en dik antik tiyatrosu unvanına sahip olan 10.000 kişilik Pergamon Tiyatrosu, antik çağ mühendisliğinin estetikle birleştiği zirve noktasıdır.

Kenti dünya çapında bir tıp odağı haline getiren esas yapı ise ovaların hemen girişinde yükselen Asklepion‘dur. Sağlık tanrısı Asklepios adına kurulan bu devasa tıp merkezi ve okulu; ilk çağda şifalı sular, çamur kürleri, telkinler, tiyatro ve müzik sesleriyle yürütülen erken dönem psikoterapi yöntemlerinin doğduğu yerdir.

Tarihsel katmanları arasında Hristiyanlık dönemi için de ayrı bir kutsallık barındıran kent, İncil’de adı geçen yedi kutsal kiliseden biri olan ve yerel halk tarafından Kızıl Avlu olarak adlandırılan Serapis Tapınağı’na (Serapien) ev sahipliği yapmaktadır. Tıpkı Milet Antik Kenti gibi çok geniş bir alana yayılan bu devasa megakent, Anadolu’nun köklü tarihini ve mimari dehasını eksiksiz solumak isteyen seyahat severler için bölgedeki en önemli kültür rotasını oluşturmaktadır.

Pergamon Antik Kenti Kısa Bilgiler Tablosu

Bergama’nın bu asırlık mirasını daha iyi analiz edebilmeniz için konumundan rakımına, eser sayılarından öne çıkan ilginç detaylara kadar kentin tüm kimlik kartını tek bir tabloda bir araya getirdik:

Özellik Detaylar / Veriler
Coğrafi Konumu İzmir ilinin Bergama ilçesi merkez sınırları (Ege Bölgesi / Türkiye)
Tepe Yüksekliği Yaklaşık 300 metre (Düz ovadan Akropol zirvesine olan dik yükseklik)
Deniz Seviyesinden Rakımı 330-335 metre (Akropolis tepe noktası)
Ana Yapı Sayısı Akropol, Asklepion ve Kızıl Avlu dahil olmak üzere tescilli 25’in üzerinde anıtsal kompleks
En Önemli Mimari Yapısı Pergamon Tiyatrosu (30 derecelik eğimiyle dünyanın en dik antik tiyatrosu)
Çıkartılan Toplam Eser Sayısı Yüzyılı aşkın kazılarda elde edilen, envantere kayıtlı 50.000’den fazla arkeolojik buluntu ve sikke
Yurt Dışına Götürülen Yapı/Eser Sayısı Başta dünyaca ünlü Zeus Sunağı ve Athena Tapınak Girişi olmak üzere binlerce mimari parça, friz ve kolosal heykel (Berlin Pergamon Müzesi’ndedir)
İlginç Bilgi: Akıllı Sahne Tasarımı Tiyatronun manzarayı kapatmaması için Helenistik dönemde ahşaptan yapılan taşınabilir sahnesi, oyunlar bitince tamamen sökülüyordu.
İlginç Bilgi: Tıp Tarihinde Bir İlk Kentin şifa merkezi Asklepion’un giriş kapısında yüzyıllarca “Buraya ölümün girmesi yasaktır” yazılı bir kitabe asılı durmuştur.
İlginç Bilgi: Dünya Mirası Tescili 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne tam olarak 999. alan sırasıyla kabul edilerek tescillenmiştir.

Pergamon Antik Kenti Giriş Ücreti ve Ziyaret Bilgileri (2026)

Pergamon Antik Kenti, haftanın her günü kapılarını tarih ve fotoğraf meraklılarına açan kesintisiz bir gezi rotası sunmaktadır. Dini bayramların ilk günü geleneksel olarak saat 13:00’te ziyarete açılan ören yeri hakkındaki anlık durumları, restorasyon çalışmalarını veya hava muhalefetinden kaynaklı olası değişiklikleri doğrudan teyit etmek isterseniz, Bergama Örenyeri Müdürlüğü’ne ait 0232 631 2884 numaralı resmi telefon hattından yetkililere ulaşabilirsiniz.

Pergamon Antik Kenti Güncel Ziyaret Saatleri

Ören yerinin giriş ve kapanış saatleri, gün ışığından maksimum verim alınabilmesi adına yıl içinde yaz ve kış dönemi olarak ikiye ayrılmaktadır. En güncel verilere göre ziyaret saatleri şu şekildedir:

  • Yaz Dönemi (1 Nisan – 1 Ekim): 08:30 ile 20:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.
  • Kış Dönemi (1 Ekim – 1 Nisan): 08:30 ile 17:30 saatleri arasında ziyarete açıktır.
  • Kritik Gişe Detayı: Bilet satış gişeleri, antik kentin resmi kapanış saatinden önce bilet işlemlerini sonlandırmaktadır. Gişeler yaz döneminde tam 19:15‘te, kış döneminde ise 17:00‘de kapanmaktadır. Planınızı yaparken bu son 45 dakikalık dilimi göz önünde bulundurmanız son derece önemlidir.

Giriş Ücretleri, MüzeKart ve Teleferik Detayları

2026 yılı güncel tarifelerine göre yabancı ziyaretçiler ve MüzeKart’ı bulunmayanlar için Pergamon Antik Kenti giriş ücreti 15 Euro karşılığı TL olarak belirlenmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bu alanda yerli seyahat severler için standart MüzeKart geçerlidir ve 2026 yılı itibarıyla MüzeKart satış fiyatı 200 TL‘dir.

Akropol, son derece dik ve heybetli bir tepe üzerinde kurulduğu için buraya ulaşmanın en keyifli ve manzaralı yolu teleferik kullanmaktır. Akropol tepesine kuş bakışı bir yolculuk sunan teleferik hattının vatandaşlık ve öğrenci durumuna göre değişen 2026 yılı ücret tarifesi şu şekildedir (özel aracı olanlar araçla da çıkabilir):

  • T.C. Vatandaşları (Tam): Çift yön gidiş-dönüş bilet fiyatı 450 TL‘dir.
  • T.C. Vatandaşları (Öğrenci): İndirimli çift yön gidiş-dönüş bilet fiyatı 300 TL‘dir.
  • Yabancı Ziyaretçiler (Çift Yön): Gidiş-dönüş bilet fiyatı 20 Euro (Yaklaşık 1000 TL) olarak belirlenmiştir.
  • Yabancı Ziyaretçiler (Tek Yön): Sadece yukarıya çıkış veya sadece aşağıya iniş tek yön bilet fiyatı 12 Euro (Yaklaşık 600 TL)‘dir.

Güncel tarife değişikliklerini ve çalışma saatlerini gitmeden önce Akropolis Teleferik Ücret Tarifesi resmi sayfası üzerinden de anlık olarak kontrol edebilirsiniz.

Pergamon antik kenti fotoğrafları, Akropolis - Acropolis, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti fotoğrafları, Akropolis – Acropolis, Pergamon ancient city photos

Pergamon Antik Kenti Gezilecek Yerler

Pergamon Antik Kenti topraklarına adım attığınızda, klasik düz ovalara kurulu antik yerleşimlerin aksine, gökyüzüne doğru tırmanan abidevi bir mühendislik dehası sizi karşılar. Helenistik dönemden Roma İmparatorluğu’na uzanan binlerce yıllık görkemli bir geçmişin izlerini barındıran bu ören yeri, mimari katmanları ve taş işçiliğiyle tam anlamıyla bir açık hava müzesidir. Tepede yükselen Akropolis (Yukarı Kent) kralların askeri gücünü ve dinsel ihtişamını mermer sütunlarla taçlandırırken; dağ eteklerine ve ovalara yayılan Aşağı Kent ile çevre yapılar ise sosyal yaşamın, eğitimin ve ilk çağ dünyasını iyileştiren tıp biliminin kalbi olmuştur.

Mimaride Dor, İon ve Korint düzenlerinin en rafine örneklerinin iç içe geçtiği Pergamon’un özellikle Akropol bölgesini hakkıyla adımlamak, sadece taş bloklar arasında yürümek değil; aynı zamanda parşömenin icat edildiği koridorları solumak ve dünyanın en dik tiyatrosundan ovaya doğru bakarak o asırlık estetiği hissetmektir. Kentin tepesinde, yani yukarı ören yeri sınırları içerisinde mutlaka görmeniz gereken en popüler yapılar şu şekildedir:

  • Akropolis (Yukarı Kent): Kentin en yüksek ve korunaklı noktasında yer alan; içinde kral saraylarını, cephanelikleri ve kutsal alanları barındıran ana yönetim merkezidir.
  • Pergamon Tiyatrosu: 30 derecelik inanılmaz açısıyla dünyanın en dik antik tiyatrosu unvanına sahip olan, 10.000 kişilik bir mühendislik harikasıdır.
  • Pergamon Kütüphanesi: Antik çağda İskenderiye ile yarışan, parşömen kağıdının doğuşuna ilham veren 200 bin ciltlik dünyaca ünlü kültür merkezidir.
  • Trajan Tapınağı (Trajaneum): Roma İmparatoru Trajan adına inşa edilen, kentin en yüksek terasında tüm ihtişamıyla yükselen beyaz mermer şaheseridir.
  • Zeus Sunağı (Pergamon Sunağı) Yeri: Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına yapılan, ancak günümüzde sadece temellerinin görülebildiği o meşhur sunağın orijinal konumudur.
  • Athena Tapınağı: Tiyatro terasının hemen üzerinde yükselen, kentin koruyucu tanrıçasına adanmış Dor düzenindeki en eski inanç merkezidir.
  • Dionysos Tapınağı: 250 metrelik tiyatro terasının kuzey ucunda, tüm gezi alanına egemen olacak şekilde harika bir tiyatro perspektifiyle yerleştirilen İon düzenindeki göz alıcı tapınaktır.
  • Gymnasion ve Demeter Tapınağı: Akropolün alt kesimlerinde yer alan; antik çağ gençlerinin spor, felsefe ve bilim eğitimi aldığı üst üste üç devasa terastan oluşan akademidir.

Bu listede yer alan anıtsal yapılar, Pergamon Akropolü’nü sadece taş bloklardan ibaret bir ören yeri olmaktan çıkarıp, asırların ötesine uzanan bir mühendislik ve sanat akademisine dönüştürmektedir. Sarp bir kaya kütlesinin üzerine adeta bir dantel gibi işlenen bu kalıntılar, Helenistik dönemin ihtişamını ve Roma dünyasının mimari dehasını günümüze taşıyan en canlı tarihi vesikalardır. Şimdi, adımlarımızı bu dik yamaçlarda ve mermer caddelerde hızlandırıp, gökyüzüne en yakın yerde kurulan bu anıtsal yapıların derinliklerine, satır aralarında saklanan hikayelerine ve mimari sırlarına daha yakından göz atalım.

Pergamon antik kenti Akropolis - Acropolis, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti Akropolis – Acropolis, Pergamon ancient city photos

Akropolis Genel Yapısı ve Saraylar (Yukarı Kent)

Kentin en yüksek ve en korunaklı noktasında yer alan Akropolis, kelime anlamıyla “Yukarı Şehir” demektir ve yaklaşık 300 metre yükseklikteki sarp bir tepe üzerine kurulmuştur. Kıvrılarak tırmanan antik bir yoldan ulaşılan bu tepede dini, resmi, sosyal ve ticari binalar kendine özgü bir plan içinde iç içe yerleşmiştir. Akropolün en yüksek ve korunaklı zirvesinde kral ailelerinin oturduğu Bergama Kral Sarayları, beş adet devasa su sarnıcı ve askeri malzeme deposu olarak bilinen beş uzun paralel yapıdan oluşan Arsenaller yer alır. Bu korunaklı yerleşim planı, sadece savunma mühendisliğinin değil, dikey mimari hiyerarşinin de antik çağdaki en rafine örneğidir.

Pergamon Tiyatrosu

Akropol yamaçlarında dikkati çeken en muazzam silüet, 30 derecelik açısıyla Batı Anadolu’nun en dik tiyatrosu unvanına sahip olan Pergamon Tiyatrosu’dur. Helenistik dönemin en güzel mimari eserlerinden biri kabul edilen bu görkemli yapı, sarp yamaçta 10.000 kişilik bir izleyici kapasitesi sunar. Mimari açıdan en sıra dışı özelliği ise sahne kısmının Helenistik dönemde kalıcı taş yerine ahşaptan yapılmış olmasıdır; bu ahşap sahne yalnızca oyun günleri kurulur, festival bittikten sonra manzaranın ve tiyatro perspektifinin bozulmaması için yeniden sökülerek kaldırılırdı.

Pergamon Kütüphanesi

Athena kutsal alanının hemen kuzeyinde yer alan Pergamon Kütüphanesi, II. Eumenes devrine ait olup 13.53 x 15.35 metre boyutlarında devasa bir okuma odasına sahipti. Eskiden galerinin üst katından girilen ve tahta raflarla donatılan bu kütüphanede, bir zamanlar 3.50 metre yüksekliğinde meşhur bir Athena heykeli yükseliyordu. II. Eumenes döneminde zenginleşerek 200 bin ciltlik muazzam bir hacme ulaşan kütüphanenin en büyük rakibi Mısır’daki İskenderiye Kütüphanesi’ydi; hatta bu rekabet dünyaca ünlü parşömen kağıdının (Pergaminai karteli) Bergama’da icat edilmesine zemin hazırlamıştı. Kütüphanede duran o muazzam Athena heykeli ise ne yazık ki günümüzde Berlin Müzesi’ndedir.

Pergamon antik kenti Trajan tapınağı fotoğrafları - Trajaneum, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti Trajan tapınağı fotoğrafları – Trajaneum, Pergamon ancient city photos

Trajan Tapınağı (Trajaneum)

Tanrılaştırılan Roma İmparatoru Trajan için yapılmış olan bu tapınak, akropolün en yüksek terasında konumlanmaktadır. Üç tarafı stoalarla (sütunlu galerilerle) çevrili olan ve 68×58 metre büyüklüğündeki devasa bir yapay podyum üzerinde yükselen bu mermer şaheseri, kentin en görkemli Roma dönemi yapılarından biridir. Tapınağın içinde yapılan kazılarda İmparator Trajan ve Hadrian’a ait kolosal (devasa) mermer heykellerin başları bulunmuş olup, söz konusu bu ünik eserler ne yazık ki yine Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde saklanmaktadır.

Zeus Sunağı (Pergamon Sunağı) Yeri

Athena Tapınağı’nın yaklaşık 25 metre alt terasında, 69×77 metre büyüklüğündeki bir alanın tam ortasında yükselen Zeus Sunağı, krallığın Galatlara karşı kazandığı büyük zaferi simgelemektedir. Sunağın iki yanındaki kabartmalarda tanrılarla devlerin savaşı ve Pergamon’un efsanevi kuruluşu muazzam bir heykel işçiliğiyle resmedilmiştir. 1870’lerde Carl Humann tarafından keşfedilen bu anıt, 1878 Berlin Antlaşması sonrasında Osmanlı dış borçlarına karşılık II. Abdülhamid’in emri doğrultusunda Almanya’ya bırakılmıştır; bugün Akropol alanında ne yazık ki sadece sunağın temelleri görülebilmektedir.

Athena Tapınağı

Tiyatronun hemen üstündeki terasta inşa edilmiş olan Athena Tapınağı, 6×10 metrelik sütun dizisinden oluşan, Dor düzeninde inşa edilmiş çok önemli bir yapıdır. Kentin en önemli ve en eski inanç merkezinin Tanrıça Athena’ya ait olması; İzmir, Milet, Erythrai, Foça ve Assos gibi merkezlerde de görüldüğü üzere Batı Anadolu’nun yerleşmiş köklü bir geleneğidir. Günümüze ne yazık ki sadece temelleri ve batı kanadının 1.20 metre yüksekliğe kadar korunan bazı parçaları ulaşabilmiştir; çünkü tapınağın sütun, arşitrav ve kabartma parçaları halen Berlin Müzesi’ndedir.

Dionysos Tapınağı

Tiyatro sahnesinin hemen arka tarafında, 250 metrelik tiyatro terasının en kuzey ucunda yer alan Dionysos Tapınağı, pürüzsüz bir podyum üzerinde yükselen İon düzeninde göz alıcı bir Prostylos mimari örneğidir. Bergamalılar bu tapınağı özel bir estetik vizyonla inşa ederek bütün gezi yerine egemen olacak şekilde yerleştirmişlerdir. Uzun bir mermer yolun bitiş noktasında yer alışı ve tüm gözleri üzerinde toplayan tiyatral yapısıyla bu eser, sadece Roma sanat anlayışını değil, yüzyıllar sonra Avrupa Barok mimarisini de derinden etkilemiştir.

Gymnasion ve Demeter Tapınağı

Akropolün en alt kesiminde, dik yamaca setler halinde oturtulmuş üç ayrı teras üzerinde yükselen görkemli Gymnasion, antik çağın en büyük eğitim ve spor akademilerinden biridir. Alanda ele geçen tarihi yazıtlardan anlaşıldığı üzere bu teraslar yaş gruplarına göre kesin çizgilerle ayrılmıştı: en alttaki teras çocuklara, ortadaki teras delikanlılara, en üstteki geniş teras ise yetişkin büyüklere aitti. Hemen batı kenarında yer alan ve tarım tanrıçasına adanan Demeter Tapınağı’nın temelleriyle birlikte bu devasa kompleks, kentin entelektüel ve fiziksel gelişim merkeziydi.

Pergamon antik kenti Akropolis fotoğrafı - Acropolis, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti Akropolis fotoğrafı – Acropolis, Pergamon ancient city photos

Pergamon Antik Kenti Tarihçesi

Pergamon Antik Kenti, M.Ö. 2000’li yıllardan başlayarak Geç Bizans ve Türk-İslam dönemine kadar kesintisiz yerleşim görmüş, Anadolu coğrafyasının en katmanlı ve stratejik yerleşimlerinden biridir. Kentin köklü geçmişi hem mitolojik söylencelerle hem de antik çağın en önemli askeri ve edebi vesikalarıyla bezelidir.

Pergamon İsminin Mitolojik Kökeni

Mitolojik anlatılara ve antik söylencelere göre kentin adı, bir efsane kahramanı olan Pergamos’tan gelmektedir. Yaygın inanışa göre Pergamos, Teuthrania kralını tek bir düelloda alt ederek kenti ele geçirmiş ve buraya kendi adını vermiştir.

Bir başka söylenceye göre ise Teuthrania Kralı Grynos, giriştiği amansız bir savaşta Pergamos’tan askeri yardım istemiş; kazanılan büyük zaferin ardından şükran göstergesi olarak iki yeni kent kurdurmuştur. Kral Grynos, bu kentlerden birine onun onuruna Pergamon, diğerine ise kendi adına ithafen Gryneion ismini vermiştir.

Antik Kaynaklarda İlk İzler: Ksenophon ve Onbinlerin Dönüşü

Yazılı belgelerde ve edebi kaynaklarda Pergamon adına ilk kez M.Ö. 4. yüzyılın hemen başlarında rastlanmaktadır. Kente dair en eski ve en değerli tarihi kayıtlar, ünlü antik yazar ve tarihçi Ksenophon’un kaleme aldığı meşhur Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) isimli eserinde geçmektedir.

Ksenophon, Pers Kralı Artekserkses’e karşı büyük bir taht mücadelesi başlatan Prens Kyros’un yanında saf tutmuş ve çoğunluğu Spartalı askerlerden oluşan on bin kişilik devasa bir orduyla Mezopotamya içlerine kadar ilerlemiştir. Savaş meydanında galibiyet alınmış olsa da Prens Kyros’un ölmesi üzerine ordu düzenini kaybeden Spartalılar, Karadeniz üzerinden çok zorlu bir geri dönüş yolculuğuna girişmişlerdir. Ksenophon’un aktardığı askeri günlüklere göre; M.Ö. 399 yılında bu dönüş yolu üzerinde Bergama’da konaklayan ordu, sarp Bergama kalesini Pers satrapı Asidates’in elinden almayı başarmıştır.

Pers Esaretinden Güçlü Bir Krallığa Geçiş

M.Ö. 399 yılındaki bu gelişmenin ardından Pergamon Antik Kenti, Pers İmparatorluğu ile Batı uygarlıkları arasında uzun yıllar süren yıpratıcı savaşlara ve stratejik el değiştirmelere sahne olmuştur. Kentin makus talihi, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in meşhur Granikos Savaşı ile kaleyi fethetmesiyle tamamen değişmiştir.

İskender’in ölümünün ardından Trakya Hükümdarı Lysimakhos, sarp tepenin korunaklı yapısına güvenerek devlet hazinesini buraya getirecek kadar kente hayati bir önem atfetmiştir. Lysimakhos’un ardından yönetime geçen Philetairos, Seleukos döneminde bağımsız bir devletin temellerini atmış, ancak kentin mimari ve siyasi açıdan en parlak altın çağı M.Ö. 197-159 yılları arasında hüküm süren II. Eumenes döneminde yaşanmıştır. Krallık, M.Ö. 133 yılında Kral Attalos’un vasiyeti üzerine barışçıl bir yolla Roma’ya bağlanmış ve Bergama, Roma İmparatorluğu döneminde de Roma’nın Asya Eyaleti’nin en prestijli metropolleri arasındaki yerini korumuştur.

Bizans ve Karesi Beyliği Dönemi’ndeki Trajik İttifak

Roma İmparatorluğu’nun bölünmesiyle birlikte Doğu Roma (Bizans) hakimiyetine giren kale kent, stratejik önemini korumaya devam etmiştir. Kentin Türk-İslam tarihi katmanında ise oldukça ilginç ve trajik bir dönem yaşanmıştır.

1334-1335 yılları arasında Osmanlılar ile askeri ve siyasi ittifak kuran Karesi Beyliği hükümdarı Tursun Bey, Osmanlı padişahı Orhan Bey’e Balıkesir bölgesindeki fetihlerde büyük yardımlarda bulunmuştur. Ancak bu güçlü ittifakı ve abisinin otoritesini hiçe sayan Tursun Bey’in öz kardeşi, Osmanlı ordusunun gazabından korkarak o dönem korunaklı bir sığınak olan Pergamon kalesine sığınmıştır. İki taraf arasında bir anlaşma zemini aramak ve sorunu sulh yoluyla çözmek için bizzat kale önüne gelen Karesi Beyi Tursun Bey, ne yazık ki kaleden haince fırlatılan bir ok ile orada hayatını kaybetmiştir. Bu olay, kentin Osmanlı hakimiyetine geçiş sürecindeki en dramatik kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Pergamon antik kenti Trajan tapınağı - Trajaneum, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti Trajan tapınağı – Trajaneum, Pergamon ancient city photos

Pergamon Antik Kenti Keşif ve Kazı Tarihi

Pergamon Antik Kenti, modern arkeoloji dünyasında en uzun soluklu, en titiz ve aynı zamanda dünya kültür diplomasisi tarihi açısından en çok tartışılan kazı sahalarının başında gelmektedir. M.Ö. 2000’li yıllardan Geç Bizans ve Osmanlı dönemine kadar uzanan bu görkemli mirasın modern dünya tarafından yeniden keşfedilmesi, adeta bir macera romanını andıran tesadüfler zinciriyle başlamıştır.

Carl Humann ve Pergamon’un Yeniden Doğuşu

Batı Anadolu’nun bu kayıp başkentinin modern çağdaki keşfi, 1870 yılında bölgede demiryolu döşenmesi çalışmalarında görev yapan 31 yaşındaki Alman inşaat mühendisi Carl Humann tarafından gerçekleştirilmiştir. Bir arkeolog olmamasına rağmen antik çağ kalıntılarının heybetini ve tarihsel değerini hemen kavrayan Humann, resmi makamlarla yürüttüğü yazışmaların ardından Pergamon’daki ilk bilimsel araştırma ve resmi kazı çalışmalarını 9 Eylül 1878 tarihinde bizzat başlatmıştır.

Carl Humann önderliğinde yürütülen bu ilk dönem kazıları, kronolojik olarak üç büyük dalga halinde gerçekleştirilmiştir:

  • İlk Dönem Kazıları: 1880 yılında ilk büyük sistematik kazı çalışmaları tamamlanmıştır.
  • İkinci Dönem Kazıları: 1880 ile 1883 yılları arasında, özellikle Akropolis’in en stratejik noktalarında yoğunlaşmıştır.
  • Üçüncü Dönem Kazıları: 1883 yılından 1886 yılına kadar kesintisiz şekilde sürdürülmüştür.

20. Yüzyıl Kazıları, Depo Müze ve Atatürk’ün Ziyareti

1900-1913 yılları arasına gelindiğinde, kazı çalışmaları tamamen Akropol alanında yoğunlaştırılmıştır. Bu verimli dönemde, kazılardan çıkarılan ünik eserlerin korunabilmesi amacıyla alanda bir depo müzesi oluşturulmuştur. Bu yapı, o dönem genelinde tüm Türkiye’deki sadece iki arkeolojik eser müzesinden biri olma unvanına sahiptir. Bu altın yıllardaki kazılara, mimarlık tarihçisi Wilhelm Dörpfeld liderlik etmiştir.

I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi nedeniyle zorunlu olarak uzun bir ara verilen çalışmalara, 1927 yılında Theodor Wiegand başkanlığında yeniden canlılık kazandırılmıştır. Kentin genç Türkiye Cumhuriyeti için önemini çok iyi bilen ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, 13 Nisan 1934 tarihinde Pergamon Antik Kenti’ni bizzat ziyarete gelerek çalışmaları yerinde incelemiş ve Türk arkeolojisine olan desteğini göstermiştir.

Yakın Dönem Kazı Başkanları ve Yeni Bir Keşif: Allianoi

Pergamon topraklarındaki bilimsel keşif yolculuğu modern dönemde de kesintisiz devam etmiştir. Kentin tıp tarihindeki kalbi olan Asklepion bölgesindeki kazılar, 1957-1968 yılları arasında Erich Boehringer başkanlığında zirve noktasına ulaşmıştır. 1971 yılında kazı başkanlığı bayrağını Wolfgang Radt devralırken, 2006 yılından günümüze kadar uzanan modern dönem kazıları ise Felix Pirson tarafından başarıyla yürütülmektedir.

Kentin kazı tarihindeki en heyecan verici ve bir o kadar da hüzünlü gelişmelerinden biri de 1998 yılında yaşanmıştır. Bergama’nın 18 km kuzeydoğusunda, halk arasında Paşa Ilıcası olarak bilinen bölgede, o güne kadar literatürde yer almayan yepyeni bir kült ve tedavi merkezi ortaya çıkarılmıştır. Bu yeni alan, sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış yepyeni bir Asklepion olan Allianoi Antik Kenti‘dir. Yapımına 1993 yılında başlanan Yortanlı Barajı’nın su toplama havzası içinde kalan bu ünik tıp mirası, maalesef barajın su tutma işleminin başlamasıyla birlikte 17 metre su altında kalmış ve üzeri çamurla kaplanmıştır. Allianoi Gönüllüleri adlı girişimin bu mirası kurtarmak için sunduğu alternatif projeler ise tıp ve arkeoloji tarihi açısından hala hafızalardaki yerini korumaktadır.

Pergamon antik kenti Trajan tapınağı içinde heykel, Pergamon antik kenti fotoğrafları - Sculpture in Trajaneum, Pergamon ancient city photos
Pergamon antik kenti Trajan tapınağı içinde heykel, Pergamon antik kenti fotoğrafları – Sculpture in Trajaneum, Pergamon ancient city photos

Berlin Pergamon Müzesi ve Bergama’dan Götürülen Eserler

Bugün Almanya’nın başkenti Berlin’deki ünlü Müzeler Adası’nda (Museumsinsel) yer alan ve adını doğrudan İzmir’deki bu kadim kentten alan Pergamon Müzesi (Pergamonmuseum), her yıl dünyanın dört bir yanından yaklaşık 1 milyon ziyaretçiyi ağırlamaktadır. İnşaatına 1910 yılında başlanan ve 1930 yılında tamamlanan bu devasa yapı, aslında sarp Akropol tepesinden sökülerek parça parça Almanya’ya taşınan anıtsal dinsel ve mimari yapıları aslına uygun şekilde sergilemek üzere özel olarak tasarlanmıştır.

Almanya’ya yapılan bu kitlesel tarihi eser transferinin hukuki ve diplomatik arka planı ise oldukça tartışmalıdır. 1870’lerde Carl Humann’ın keşfiyle başlayan kazıların ardından, 1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya arasında Berlin Antlaşması imzalanmış ve dönemin ağır dış borç yükümlülükleri ile diplomatik dengeleri neticesinde, II. Abdülhamid’in emri doğrultusunda kazılarda çıkan buluntuların büyük bir kısmı Almanlara bırakılmıştır. Türkiye’nin bu paha biçilemez dünya miraslarını geri kazanmak adına yürüttüğü hukuki ve diplomatik girişimler günümüzde de devam etmektedir.

Arkeoloji eğitimi alanında çığır açan dünyaca ünlü Türk arkeolog Ekrem Akurgal, daha 1945 yılında bu eserlerin ait olduğu topraklara, yani Türkiye’ye dönmesi gerektiğini savunarak bu uğurda ömrü boyunca büyük çaba sarf eden ilk isimlerin başında gelmektedir.

Berlin’deki Müzede Sergilenen Başlıca Pergamon Eserleri

Müzeyi ziyaret eden pek çok seyahat sever, içeride gördükleri tapınak yapılarının tamamen orijinal olduğunu düşünür; oysa sergilenen bu devasa yapılar aslında kazılarda ortaya çıkarılan orijinal mermer parçaların, aslına sadık kalınarak harç ve tuğla yardımıyla birleştirildiği modern rekonstrüksiyon (yeniden inşa) çalışmalarından ibarettir. Gönderdiğin notları titizlikle harmanlayarak pürüzsüz hale getirdiğim, Pergamon Akropolü’nden Berlin’e götürülen orijinal eserlerin eksiksiz listesi şu şekildedir:

  • Zeus Sunağı (Pergamon Sunağı): Müzenin kalbi sayılan ve Helenistik dönem heykel sanatının zirvesi kabul edilen bu dev anıt, tanrılarla devlerin savaşını (Gigantomahi) betimleyen muazzam frizleri ve mermer basamaklarıyla müzede en çok ilgi gören başyapıttır.
  • Pergamon Athena Tapınağı Girişi (Propylon): Akropoldeki koruyucu tanrıça Athena kutsal alanının anıtsal mermer giriş kapısı, tüm görkemiyle Berlin’de yeniden ayağa kaldırılmıştır.
  • Athena Tapınağı’nın Sütun ve Arşitrav Parçaları: Dor düzenindeki bu köklü Anadolu inanç merkezine ait mimari sütun blokları ve işlemeli üst yapılar koleksiyonun önemli bir parçasını oluşturur.
  • Devasa Athena Heykeli: Bir zamanlar 200 bin ciltlik ünlü Bergama Kütüphanesi’nin okuma odasında yükselen ve kentin ilim kimliğini simgeleyen 3.50 metre yüksekliğindeki muazzam mermer yontudur.
  • Bergama Kral Saraylarının Mozaikleri: Akropol tepesindeki peristil planlı kraliyet saraylarının tabanlarını süsleyen, Helenistik dönemin en canlı taş işçiliğine sahip renkli mozaik panolarıdır.
  • Dionysos Tapınağı Parçaları: Tiyatro terasının ucunda yükselen ve Barok mimariyi etkileyen İon düzenindeki bu ünlü tapınağın hem Helenistik dönemine hem de Roma çağına ait orijinal mimari blokları müzededir.

Müzede Sergilenen Diğer Önemli Anadolu ve Doğu Mirasları

Pergamon Müzesi, adını Bergama’dan alsa da sınırları içinde Yakın Doğu ve İslam sanatı koleksiyonlarına ait, dünyanın diğer coğrafyalarından getirilen ünik anıtsal yapıları da barındırır. Müzenin diğer salonlarında görebileceğiniz o ünlü devasa yapılar ise şunlardır:

  • Milet Pazar Yeri Kapısı (Market Gate of Miletus): Aydın’daki Milet Antik Kenti kazılarından çıkarılarak Berlin’e taşınan, Roma mimari mühendisliğinin en görkemli kapı örneklerinden biridir.
  • Babil İştar Kapısı ve Tören Yolu: Antik Mezopotamya’nın (Irak) en ünlü şehir kapılarından biri olan, mavi sırlı tuğlalar ve aslan kabartmalarıyla süslü devasa geçit alanıdır.
  • Mshatta Alınlığı (Mşatta Sarayı Cephesi): Ürdün çöllerindeki Emevi halifelik sarayına ait olan, erken dönem İslam sanatı taş oymacılığının en rafine geometrik ve bitkisel örneklerini sunan devasa dış cephe duvarıdır.

Bergama Arkeoloji Müzesi

Pergamon Akropolü’nden aşağıya, ilçe merkezine indiğinizde mutlaka ziyaret etmeniz gereken en önemli durak Bergama Arkeoloji Müzesi‘dir. İlk olarak 1924 yılında bir müze deposu olarak kurulan ve ardından 1936 yılında taşındığı modern binasında ziyarete açılan bu kurum, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kazı ve arkeolojik eser müzelerinden biri olma unvanına sahiptir.

Müze koleksiyonunda, Erken Tunç Dönemi’nden başlayarak Bizans çağına kadar uzanan çok geniş bir zaman dilimine ait paha biçilemez arkeolojik eserler sergilenmektedir. Pergamon ve çevresindeki antik yerleşimlerden çıkarılan buluntular arasında özellikle şu detaylar ön plana çıkmaktadır:

  • Pergamon Heykeltıraşlık Ekolü: Antik çağ dünyasında ekol yaratmış Bergamalı ustaların elinden çıkan, dramatik ve gerçekçi detaylara sahip benzersiz heykel sanatı örnekleri.
  • Çevre Antik Kent Buluntuları: Pitane ve Gryneion’dan gelen göz alıcı Arkaik Dönem buluntuları ile Myrina antik kentinin dünyaca ünlü terracottaları (pişmiş toprak heykelcikleri).
  • Parşömen Örnekleri: Bergama’nın insanlık tarihine en büyük buluşu olan, keçi ve koyun derisinden üretilen ve Latincede “Pergaminai karteli” olarak bilinen orijinal parşömen kağıdı örnekleri.

Müze, aynı zamanda bölgedeki kurtarma kazılarının da merkezidir. Örneğin, Yortanlı Barajı’nın suları altında kalan Allianoi Antik Kenti’nden çıkarılan ünik parçalar ve tıp tarihine ışık tutan buluntular da yine Bergama Arkeoloji Müzesi’nin hafızasında korunmaktadır. Akropol ve Asklepion gezilerinizi tamamladıktan sonra, bu toprakların köklü tarihini tek bir çatı altında pürüzsüzce solumak için bu müzeyi seyahat planınıza kesinlikle dahil etmelisiniz.

Akropol Dışındaki Şaheserler: Asklepion ve Kızıl Avlu

Bergama seyahatinizde sadece yukarıdaki Akropol’ü gezmek büyük bir eksiklik olur. Çünkü antik kentin yukarı sınırları haricinde, ovalara ve ilçe merkezine yayılan öyle iki anıtsal yapı vardır ki tıp ve inanç tarihi açısından dünyada bir eşi daha bulunmamaktadır:

Asklepion Tıp Merkezi

Sağlık tanrısı Asklepios adına İ.Ö. 4. yüzyılda kurulan Asklepion, ilk çağ dünyasının en önemli tıp merkezi ve okuludur. Merkezdeki ören yerine 820 metrelik sütunlu kutsal bir yol ile bağlanan bu alanda; şifalı sular, çamur kürleri, spor, tiyatro ve psikoterapi (telkin) yöntemleri kullanılıyordu. Girişindeki 3 metre kalınlığındaki kubbeli Asklepios Tapınağı ve hastaların su sesiyle iyileştirildiği 80 metrelik tonozlu yeraltı geçidi, tıp tarihi açısından mutlaka yerinde görülmesi gereken ünik alanlardır.

Kızıl Avlu (Bergama Kilisesi)

Bergama ilçe merkezinde yer alan ve kırmızı tuğlalarla devasa boyutlarda inşa edilen bu yapı, yerel halk tarafından Kızıl Avlu olarak adlandırılmaktadır. İmparator Hadrianus döneminde Mısır Tanrısı Serapis adına yapılan ve orijinal ismi “Serapien” olan tapınak, daha sonra bir bazilikaya dönüştürülmüştür. Kızıl Avlu’nun asıl büyük önemi ise İncil’de adı geçen yedi kutsal kiliseden, günümüzde yeri kesin olarak bilinen tek kilise olmasıdır.

Pergamon Antik Kenti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Pergamon Antik Kenti hakkında seyahat severlerin arama motorlarında en çok arattığı popüler soruları ve seyahatinizi kolaylaştıracak pratik cevapları bir araya getirdik.

Pergamon antik kenti nerede? / Pergamon antik şehri nerededir?

Pergamon Antik Kenti, Türkiye’nin Ege Bölgesi’nde yer alan İzmir ilinin Bergama ilçesi sınırları içerisinde konumlanmaktadır. Antik kentin ana yönetim merkezi olan Akropolis, Bergama ilçe merkezinin hemen arkasında yükselen sarp bir tepe üzerinde yer alır.

Pergamon ne anlama gelir?

“Pergamon” kelimesinin kökeni antik dillerde ve mitolojide “kale”, “korunaklı sığınak” veya “yüksek yerleşim” anlamına gelmektedir. Mitolojik söylencelere göre ise kentin adı, kahraman Akhilleus’un torunu olan ve bölgeyi ele geçiren efsanevi figür Pergamos‘tan türemiştir.

Pergamon neden önemli?

Pergamon; tıp tarihinde ilk kez psikoterapinin uygulandığı Asklepion‘a, antik çağın en dik tiyatrosuna, İskenderiye ile yarışan 200 bin ciltlik kütüphaneye ve parşömen kağıdının icadına ev sahipliği yaptığı için önemlidir. Ayrıca kent, mimari dehası ve tarihsel katmanları nedeniyle 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.

Pergamon antik kenti kaç saatte gezilir?

Sadece yukarıdaki Akropol (Yukarı Kent) bölgesini detaylıca yürüyerek ve fotoğraflayarak gezmek yaklaşık 2 ila 3 saat sürmektedir. Ancak seyahat planınıza teleferik yolculuğunu, aşağıda yer alan Asklepion, Kızıl Avlu ve Bergama Arkeoloji Müzesi’ni de dahil edecekseniz, eksiksiz bir Pergamon turu için tam bir gününüzü (5-6 saat) ayırmanız önerilir.

Pergamon Zeus Sunağı nerede, aslı görülebilir mi?

Meşhur Zeus Sunağı’nın orijinal mimari parçaları ve frizleri, Almanya’nın başkenti Berlin’deki Pergamon Müzesi‘nde (Pergamonmuseum) sergilenmektedir. Bergama’daki Akropol ören yerinde ise ne yazık ki sadece sunağın podyum temelleri ve ağaçlık alanı görülebilmektedir. Aslına uygun bir maketini görmek isterseniz, Bergama Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

İzmir merkezden Bergama Pergamon Antik Kenti’ne nasıl gidilir?

İzmir merkezden özel aracınızla O-30 ve E87 otoyollarını takip ederek yaklaşık 1.5 saatte Bergama’ya ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma tercih edecekseniz; İZBAN (banliyö treni) ile Aliağa Aktarma Merkezi‘ne gelebilir, oradan kalkan 835 numaralı ESHOT otobüs hattını kullanarak doğrudan Bergama ilçe merkezine pürüzsüzce geçiş yapabilirsiniz.

Akropol tepesine araçla çıkış var mı yoksa teleferik zorunlu mu?

Akropol tepesine özel araçla çıkış için asfalt bir yol mevcuttur ve zirvede otopark alanı bulunmaktadır. Dolayısıyla teleferik kullanımı zorunlu değildir. Ancak özellikle yaz aylarında dik ve virajlı yolla uğraşmak istemeyen ya da manzaranın tadını çıkarmak isteyen seyahat severler için teleferik en pratik alternatiftir.

Pergamon Antik Kenti’ne MüzeKart geçerli mi?

Evet, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir ören yeri olan Pergamon Antik Kenti (Akropol) ve Asklepion girişlerinde yerli ziyaretçiler için standart MüzeKart geçerlidir. Tesisleri kartınızla yılda iki kez, MüzeKart+ sahibiyseniz sınırsızca ziyaret edebilirsiniz.

Bergama Akropol teleferiği MüzeKart ile ücretsiz mi?

Hayır, Akropol tepesine çıkan teleferik hattı özel bir işletmeye (Akropolis Teleferik) ait olduğu için MüzeKart teleferikte geçmemektedir. Teleferik kullanımı için T.C. vatandaşları, öğrenciler ve yabancı turistler için belirlenen ayrı ücret tarifelerine göre nakit veya kredi kartıyla bilet alınması gerekmektedir.

Ayrıca İlgili Linkler:

Pergamon fotoğrafları

UNESCO Dünya Mirası Listesi Türkiye

Bergama Asklepion bilgileri ve fotoğrafları

Bergama Kızıl Avlu Bilgileri

Ege bölgesi fotoğrafları

Ege Bölgesi gezilecek yerler

Türkiye müzeler, antik şehir ve tarihi kentler

İzmir İsmi Nereden Geliyor?

Yunan Mimarisi Kategorisi

Arkeoloji Kategorisi

Antik Çağ Kategorisi

Anadolu Tarihi Kategorisi

Tapınaklar Kategorisi

Alman Arkeoloji Enstitüsü Pergamon bilgileri

Halil İnalcık – Fatih Sultan Mehemmed Han