Topkapı Sarayı üçüncü avlu güneş saati 15.yy

Topkapı Sarayı Tarihi: Fatih’ten Günümüze Sarayın Hikayesi

Topkapı Sarayı tarihi, yüzyıllar boyunca aynı hanedan tarafından yönetilmiş olmasına rağmen oldukça karmaşık bir kronoloji ve yapıya sahiptir; çünkü saray Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırıldıktan sonra neredeyse her padişah buraya yeni yapılar, köşkler ve bahçeler eklemiş, yapıyı sürekli genişleterek önemini artırmıştır.

İstanbul’un fethinden sonra inşa edilen bu muazzam yapı kompleksi, adım adım sırasıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme, duraklama, gerileme ve dağılma dönemlerine doğrudan tanıklık etmiştir. 500 yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı hanedanlığına ve imparatorluk sürecine ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı tarihçesi, barındırdığı derin ve yoğun geçmişin yanı sıra günümüzde hâlâ aydınlatılmayı bekleyen birçok sırrı da bünyesinde taşımaktadır. Öte yandan, 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi‘ne giren İstanbul’un Tarihi Alanları‘nın dört temel bölgesinden biri olan Topkapı Sarayı, dünya mirasındaki bu seçkin yerini de gururla korumaktadır.

Topkapı Sarayı Tarihi ve Sarayın Dünya Tarihindeki Önemi

İstanbul tarihi yarımadası, üzerinde ilk kurulduğu Byzantion antik kentinden önce dahi, bölge için önemli bir konuma sahip olmuştur. İmparatorlukların kurulduğu ve battığı bir yer olan İstanbul’un detaylı tarihi ve önemli olayları için aşağıdaki sayfaları ayrıca ziyaret edebilirsiniz:

İstanbul Konstantiniyye tarihi Haliç köprüsünden Topkapı Sarayı
İstanbul Konstantiniyye tarihi Haliç köprüsünden Topkapı Sarayı
  1. Tarihöncesi İstanbul
  2. Byzantion antik kenti
  3. Byzantium antik kenti
  4. Konstantinopolis
  5. Konstantiniyye
  6. Cumhuriyet dönemi İstanbul

Topkapı Sarayı Müzesi, günümüzde yıl içinde birçok yerli ve yabancı turistin belki de birden fazla kez uğradığı Osmanlı dönemi saray yapıları bütünüdür. Birçok ülkede Topkapı Sarayı gibi ülkeyi yöneten hanedanlığın ve/ya da hükümdarlığın sarayı bulunmakla birlikte (Torino Kraliyet Müzeleri gibi) Osmanlı, Türk ve İslam eserleri başta olmak üzere başka hiçbir sarayda veya müzede bu kadar geniş bir tarih skalasında bir araya getirilmiş ve imparatorluk içindeki farklı coğrafyalardan izler taşıyan çeşitli eser bulunmamaktadır. Bu anlamda İstanbul tarihi yerleri içinde yer alan Topkapı Sarayı, hem barındırdığı eşsiz koleksiyonlar hem de imparatorluğa 400 yılı aşkın süre idari merkez olması nedeniyle dünyanın sayılı ve en önemli müzelerinden biridir.

Topkapı Sarayı ve Harem Tarihi Kısa Bilgiler Tablosu

Kategori / Konu Detay / Önemli Bilgi Açıklama
İnşa Edildiği Tarih 1460’lı Yıllar (1467 – 1469) Fatih Sultan Mehmed tarafından Sarayburnu’nda Saray-ı Cedid (Yeni Saray) adıyla kurulmaya başlandı.
Harem Bölümünün Gelişimi Kanuni ve III. Murad Dönemleri Fatih döneminde Eski Saray’da yer alan harem ağırlıklı kullanılırken, Kanuni döneminde yenilenmiş; 1574 yangını sonrasında ise III. Murad zamanında eskisinin üç katı büyüklüğe ulaşarak bugünkü devasa formunu almıştır.
Harem’deki Güç ve Yaşam Valide Sultanlar ve Hamamlar Turhan Sultan gibi güçlü Valide Sultanlar Harem içine hamamlar (Valide Sultan ve Hünkâr Hamamları) ve özel yemek odaları yaptırarak Harem’in idari ve sosyal merkezine dönüştürülmesinde büyük rol oynamıştır.
Müze Olduğu Tarih 3 Nisan 1924 / 9 Ekim 1924 3 Nisan 1924’te resmen müze statüsü kazandı, 9 Ekim 1924’te ise kapılarını halka açtı.
En Çok Ekleme Yapılan Dönemler Kanuni Sultan Süleyman & III. Murad Saray son mimari şeklini Kanuni döneminde alırken, özellikle III. Murad zamanında Harem büyütülmüş ve pek çok köşk eklenmiştir.
Sarayda Yaşanan Başlıca İsyanlar Vaka-i Vakvakiye (1656) & Patrona Halil İsyanı (1730) Sipahilerin isyanıyla kurulan kanlı Ayak Divanı (Vaka-i Vakvakiye) ve Lale Devri’ni bitiren Patrona Halil İsyanı saray ve çevresinde tarihe geçen büyük olaylardır.
En Büyük Afetler ve Yangınlar 1509 Depremi & 1662-1665 Harem Yangınları 45 gün süren 1509 depremi surları yıkmış; 1662-1665 yıllarındaki büyük Harem yangınları ise yapının ahşap yerine taş, tuğla ve demirle yeniden inşasına (IV. Mehmed dönemine) yol açmıştır.
Yönetimden Ayrılış Tarihi 1856 Sultan Abdülmecid döneminde padişahların Dolmabahçe Sarayı’na taşınmasıyla idari merkez olma özelliğini yitirmiş, ancak törenler ve hazine için kullanılmaya devam etmiştir.
Bağlı Olduğu Kurum Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınarak Millî Saraylar İdaresi Başkanlığına bağlanmıştır.

Topkapı Sarayı Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücretleri 2026

Topkapı Sarayı 2019 yılında Kültür Bakanlığı’ndan alınıp Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına bağlanmıştır. Yapılan protokole göre Müzekart da Topkapı Sarayı girişinde geçmektedir. Ancak Müzekart ne yazık ki Topkapı Sarayı Harem ve Aya İrini bölümlerinde geçmemektedir.

Müze Kart; aşağıdaki istisnalar hariç, Milli Saraylar Başkanlığına bağlı bütün saray, köşk, kasır, müze ve tarihi fabrikalarda geçerlidir. Topkapı Sarayı’nın Harem ve Aya İrini bölümlerinde, Dolmabahçe Sarayı Selamlık bölümünde, Milli Saraylar Beykoz Cam ve Billur Müzesi ile Küçüksu Kasrı Mesire Alanı ve Beykoz Mecidiye Kasrı Mesire Alanı’nda Müzekart geçmemektedir.

Topkapı Sarayı ziyaret saatleri ise Salı günleri hariç haftanın diğer tüm günleri 09:00 – 17:00 arasıdır.

2026 Yılı Topkapı Sarayı Güncel Bilet Fiyatları

Sarayı ve bağlı birimlerini gezmek için tercih edebileceğiniz güncel bilet kategorileri ve fiyatları şu şekildedir:

  • Topkapı Sarayı Kombine Bilet (Topkapı Sarayı + Aya İrini + Harem):
    • Yerli Ziyaretçi: 500 TL
    • Yabancı Ziyaretçi: 2.750 TL
    • İndirimli Bilet: 250 TL
  • Harem Dairesi:
    • Yerli Ziyaretçi: 400 TL
    • Yabancı Ziyaretçi: 1.050 TL
    • İndirimli Bilet: 150 TL
  • Aya İrini:
    • Yerli Ziyaretçi: 350 TL
    • Yabancı Ziyaretçi: 1.050 TL
    • İndirimli Bilet: 150 TL
  • Okul Öğrenci Grupları: İndirimli Bilet Fiyatı 75 TL’dir.
  • Yerli Öğrenci Bireysel Ziyaretler (6-25 yaş arası): 100 TL’dir.

(Not: T.C. vatandaşları, öğretmenler ve öğrenciler için kimlik ibrazı ile sunulan indirimli bilet kuralları geçerlidir. 18-25 yaş aralığındaki T.C. ve K.K.T.C. vatandaşı öğrenciler indirimli bilet hakkından yararlanabilir. Yabancı öğrenciler ise indirimli biletin 2 katı ücret öderler ve 12-25 yaş arası yabancı öğrencilerden Uluslararası Öğrenci Kimlik Kartı – ISIC fiziki olarak talep edilir. Yerli/yabancı 0-6 yaş arası çocuklar için tüm alanlar ücretsizdir.)

Topkapı Sarayı Gece Turu Fiyatları (2026)

  • Yerli Ziyaretçi: 1.000 TL
  • Yerli Öğrenci: 500 TL
  • Yabancı Ziyaretçi: 4.000 TL
  • Yabancı Öğrenci: 750 TL

Kombine Bilet ve Ziyaret Kuralları Detayları

  • Topkapı Sarayı Kombine Biletleri, satın alındığı tarihten itibaren 1 gün süreyle geçerlidir.
  • Dolmabahçe Sarayı Kombine Biletleri ise satın alındığı tarihten itibaren 1 ay süreyle geçerlidir (farklı mekanlar için geçerli olup 1 aylık süre içinde aynı mekân sadece 1 defa gezilebilir).

Resmi Tatil ve Dini Bayramlarda Ziyarete Açık / Kapalı Günler

Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmeyi planlayanlar için resmi tatiller ve dini bayramlardaki durumlar şu şekildedir:

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: Ziyarete Açık

Ramazan Bayramı 1. Günü: Ziyarete Kapalı

Ramazan Bayramı 2. Günü: Ziyarete Açık

Ramazan Bayramı 3. Günü: Ziyarete Açık

Kurban Bayramı 1. Günü: Ziyarete Açık

Kurban Bayramı 2. Günü: Ziyarete Açık

Kurban Bayramı 3. Günü: Ziyarete Açık

Kurban Bayramı 4. Günü: Ziyarete Açık

Yılbaşı (1 Ocak): Ziyarete Kapalı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı: Ziyarete Açık

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü: Ziyarete Açık

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı: Ziyarete Açık

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü: Ziyarete Açık

30 Ağustos Zafer Bayramı: Ziyarete Açık

Topkapı Sarayı Tarihi Kronolojisi (Önemli Olaylar Zaman Çizelgesi)

Yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun idari merkezi ve ev sahibi olan sarayın karmaşık gelişim sürecini, büyük yangınları, depremleri ve padişahların yaptığı dönemsel eklemeleri daha rahat takip edebilmeniz için hazırladığımız bu kronolojik zaman çizelgesi, yazının detaylı tarihi anlatımına geçmeden önce sizlere rehberlik edecektir. Fatih Sultan Mehmed’in ilk kazmayı vurduğu fethin ilk yıllarından günümüzdeki müze statüsüne uzanan süreçteki en önemli dönüm noktalarını aşağıda bulabilirsiniz:

  • 1453: İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesi ve şehrin başkent olması.
  • 1455 – 1458: Beyazıt Meydanı civarında ilk saray olan Eski Saray (Saray-ı Atik) inşa edildi.
  • 1467 – 1469: Sarayburnu’nda Yeni Saray (Saray-ı Cedid / Topkapı Sarayı) inşası başlatıldı.
  • 1472: Saray avlusu içine ilk Türk mimarisi örneklerinden Çinili Köşk (Sırçalı Köşk) yapıldı.
  • 1478: Sarayın çevresini saran Sûr-ı Sultânî surları tamamlandı; aynı yıl İstanbul’un ilk resmi nüfus sayımı gerçekleştirildi.
  • 1509 (“Küçük Kıyamet”): Büyük İstanbul depreminde saray surları yıkıldı; II. Bayezid 45 gün boyunca çadırda kaldı.
  • 1524: Ortakapı (Babüsselam) kapısının demir kanatları yapıldı; birinci avluya Dolap Ocağı ve Cellat Çeşmesi eklendi.
  • 1574: Büyük bir Harem yangını çıktı; Mimar Sinan saray mutfaklarını yeniden inşa etti, Harem eskisinin üç katı büyüklüğe ulaştırıldı.
  • 1635 – 1639: İran ve Bağdat seferlerinin hatırası olan Revan Köşkü ile Bağdat Köşkü inşa edildi; Sünnet Odası ve İftariye Kameriyesi düzenlendi.
  • 1656: IV. Mehmed döneminde sarayda sipahilerin isyanıyla sonuçlanan kanlı Vaka-i Vakvakiye (Çınar Vakası) gerçekleşti.
  • 1662 – 1665: Topkapı Sarayı Harem Bölümü’nde büyük yangınlar çıktı; IV. Mehmed haremin ahşap yerine taş, tuğla ve demirle yeniden yapılmasını emretti (inşaat 1669’a sürdü).
  • 1690 & 1719: Meydana gelen şiddetli depremlerde Topkapı Sarayı surları ve yapıları büyük hasar gördü, kayıkhaneler yıkıldı.
  • 1718: III. Ahmed Kütüphanesi (Enderun Kütüphanesi) inşa edildi, Seferli Koğuşu yapıldı.
  • 1723: Sarayın birinci avlusunda Darphane kuruldu (245 yıl aynı yerde hizmet verdi).
  • 1730 (Patrona Halil İsyanı): III. Ahmed tahttan indirildi, isyancılar Revan Köşkü’nde öldürüldü.
  • 1730 – 1754: I. Mahmud döneminde sahil boyunca büyük bir Yazlık Saray inşa edildi (19. yy’da yandı).
  • 1755: III. Osman Harem’de kendine özel yatak odası yaptırdı.
  • 1766: İstanbul’u sarsan üst üste büyük depremlerde Topkapı Sarayı ağır hasar aldı; III. Mustafa saraydan ayrıldı.
  • 1774: Babüssade Kapısı onarılarak bugünkü görünümünü kazandı.
  • 1819 – 1820: II. Mahmud döneminde Alay Köşkü yenilendi.
  • 1857 – 1858: Seferli Kâhyalığı Dairesi yanarak yerine Enderun Mektebi yapıldı; Abdülmecid tarafından Sofa Camii inşa edildi.
  • 1863: Marmara yamaçlarındaki Yazlık Saray yangında yandı; 1867’de Bab-ı Hümayun üzerindeki pencereli köşk yıktırıldı.
  • 1909: Başlâlâ Kulesi onarılarak Hekimbaşı Kulesi adını aldı.
  • 3 Nisan 1924: Saray resmen müze statüsü kazandı ve Topkapı Sarayı Müzesi adını aldı (9 Ekim 1924’te halka açıldı).
  • 1925 – 1945: Ağalar Camii restore edilerek kütüphaneler toplandı; 1945’te saray arabaları için sergi salonları oluşturuldu.
  • 2000’li Yıllar – Günümüz: Sarayın farklı bölümlerinde kapsamlı restorasyon ve yenileme çalışmaları aralıksız sürdürülmektedir.

Topkapı Sarayı Tarihi: Eski Saray’dan Sarayburnu’na Geçiş

1453 yılında İstanbul, Fatih Sultan Mehmed komutasında Osmanlılar tarafından fethedilir edilmez başkent olmuş ve Osmanlı başkenti unvanını almıştır. İstanbul’un fethi sonrası II. Mehmed, eski ismi Forum Tauri olan Beyazıt Meydanı’na bir saray yapılmasını istemiş ve bu saray bazı tarihçilere göre 1455 ya da 1458 yılında tamamlanmıştır. Eski Saray da denilen ve Saray-ı Atik adını alan bu yapı uzun süre kullanılmamış, yeni saray yapıldıktan kısa bir süre sonra yaşlanmış cariyelerin, padişahların gözdelerinin ve eşlerinin barınağı haline gelerek gözden düşmüştür. Süleymaniye ve etrafındaki bölgeyi içine alan bu sarayın 17. yüzyıldaki durumu Evliya Çelebi’nin kısa tarifinden bilinmektedir.

Topkapı Sarayı 2. avlu revaklar ve tarihi kitabeler
Topkapı Sarayı 2. avlu revaklar ve tarihi kitabeler

Sultan II. Mehmed, bu sarayın yerini beğenmediğinden dolayı padişahların devamlı içinde ikamet edecekleri, devlet idaresi ve törenlerin sahne alacağı esas bir saray yaptırmak üzere bambaşka bir yer seçmiştir: Sarayburnu.

Neden Yeni Bir Saray İnşa Edildi?

Tarihçilere göre yeni bir sarayın yapılmasının başlıca nedeni, padişahın halkın içinde oturmasının sakıncalı görülmesidir. Sarayburnu ise antik Byzantion kentinin dini ve törensel merkezinin bulunduğu kent akropolisidir. Akropolisin üzerine Bizans döneminde tapınak ve kiliseler, amfitiyatro, 12. yüzyılda ise hastane ve düşkünler evi yapılmıştır. Sarayburnu’nun Marmara tarafında ise birkaç manastır ile Bizans dönemi büyük sarayının bazı yapı kompleksleri bulunmaktaydı.

II. Mehmed yeni sarayın (Yeni Saray veya Saray-ı Cedid) emrini verir ve inşaat hemen akabinde 1467-1469 yılları arasında başlar. Önce Sarayburnu tarafında köşkler ve bahçeler inşa edilmeye başlanır; mevcut deniz ve kara sınırlarına Sûr-ı Sultânî (Kal‘a-i Sultânî) adı verilen yeni sur duvarları eklenir. Sonraki 400 yıldan uzun bir süre boyunca bu komplekse yeni yapılar, köşkler, mutfaklar ve bahçeler eklenmiş; yaşanan yangınlar nedeniyle bazı kısımlar hasar görmüş ve mekanlar zaman içinde farklı amaçlarla dönüştürülmüştür.

“Topkapı Sarayı” İsmi Nereden Gelmektedir?

Ancak “Topkapı Sarayı” ismi bu yapılar topluluğuna çok daha yeni bir tarihte verilecektir. Peki, Topkapı Sarayı ismi nereden gelmektedir?

Pek çok kimsenin Topkapı semtinde bulunan Topkapı (Porta Romanos) ile karıştırdığı bu isim, aslında sarayın en eski yapılarından birini tarif etmektedir. Saray-ı Cedid’in Sarayburnu’nda Marmara’ya bakan kapısı Toplu Kapı olarak adlandırılmış ve bu kapının önüne toplar sıralanmıştır. Daha sonra bu kapının yakınına günümüzde Sepetçiler Kasrı olarak bilinen yapı inşa edilecektir. “Topkapı” ismiyle de anılan bu kapının yapılmasındaki temel amaç, şehre gelip giden donanmayı selamlamaktır. İşte Topkapı ya da Toplu Kapı, konumu, törensel işlevi ve taşıdığı önemden dolayı tüm bu yapılar bütününe adını vermiştir.

Topkapı Sarayı Yapımı ve Saray-ı Cedid’in Gelişimi

Sultan II. Mehmed, 1467-1469 yılları arasında Saray-ı Cedid’in yapım emrini verdikten sonra yeni kurduğu sarayın etrafına 1478 yılında Sûr-ı Sultânî (Kal‘a-i Sultânî) olarak adlandırılan sur duvarlarının örülmesini buyurmuştur. Topkapı Sarayı’nın temel kurgusu ve ana binaları II. Mehmed döneminde tasarlanıp inşa edilmiş olsa da, saray bugünkü mimari son halini I. Süleyman (Kanuni) dönemi ve sonrasında almıştır. Saray içindeki yapıların inşa tarihleri genellikle üzerlerindeki kitabelerden tespit edilebilmekte, ancak bazı yapılarda hiç kitabe bulunmamaktadır.

Topkapı Sarayı Harem Dairesi Şal Kapısından Adalet Kulesi
Topkapı Sarayı Harem Dairesi Şal Kapısından Adalet Kulesi

1478 Yılı İstanbul Nüfus Sayımı Kayıtları

Topkapı Sarayı’nın tamamlandığı 1478 yılı Mart ayının 6’sında, İstanbul Kadısı Muhiddin ve İstanbul Zaimi Mahmud tarafından gerçekleştirilen resmi nüfus sayımına göre şehirdeki hane dağılımı şu şekildedir:

  • Müslüman evi: 8.951
  • Nasranî (Hristiyan) evi: 3.151
  • Yahudi evi: 1.647
  • Ermeni evi: 372
  • Karaman Ermeni evi: 384
  • Kefeli evi: 267
  • Çingene evi: 31

Bu dönemsel istatistiki bilgi, fethin ardından İstanbul’un demografik yapısını gözler önüne seren son derece değerli bir tarihi kayıttır.

Topkapı Sarayı Harem Bölümü Ne Zaman ve Kim Tarafından Yapıldı?

Harem bölümü, Topkapı Sarayı içerisindeki en karmaşık yapıya ve mimariye sahip olan kısım olarak bilinmektedir. Topkapı Sarayı Harem bölümünün yapım süreci ve tarihi kökeni hakkında tarihçiler arasında pek çok farklı görüş bulunmaktadır.

Topkapı Harem, Harem Mabeyn Taşlığı ve Gözdeler Daireleri
Topkapı Harem, Harem Mabeyn Taşlığı ve Gözdeler Daireleri

Ünlü seyyah Evliya Çelebi’ye göre yeni saray ilk başta yalnızca devlet işleri için yaptırılmıştır. Evliya Çelebi’nin aktardıklarına göre II. Mehmed döneminde sarayda bir harem bulunmamakta; haremi ilk olarak I. Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman) yaptırmıştır. Topkapı Sarayı arşivlerinde kapsamlı çalışmalar yapan sanat tarihçisi Gülru Necipoğlu’na göre ise I. Süleyman döneminin baş mimarı Alaeddin gözetiminde gerçekleştirilen yenileme çalışmalarında, o an zaten mevcut olan harem yapısı yenilenmiştir. Yani Harem’in bulunduğu alanda daha önceden de Harem işlevine sahip bir yapının olması oldukça kuvvetli bir ihtimaldir. Tarihsel veriler ışığında; II. Mehmed döneminde Beyazıt bölgesindeki Eski Saray içinde yer alan haremin yoğunlukla kullanıldığı, zamanla Yeni Saray (Saray-ı Cedid) içerisine küçük bir harem yapısının eklendiği ve günümüzde bildiğimiz geniş Harem Bölümü’nün Kanuni Sultan Süleyman tarafından büyük ölçüde şekillendirildiği görüşü bugün tarihçiler arasında ağırlık kazanmaktadır.

III. Murad Döneminde Harem’in Üç Kat Büyümesi

Sultan III. Murad döneminde (saltanat yılları 1574-1595) ise hem Topkapı Sarayı genelinde hem de Harem Bölümü’nde, 1574 yılında çıkan büyük bir yangın sonrasında o ana kadar görülmemiş büyüklükte imar faaliyetleri başlatılmıştır. Özellikle Divan da bu yangının ardından yeniden yenilenmiştir.

Bu dönemdeki genişletme çalışmalarında Topkapı Sarayı Haremi, eskisinin üç katı oranında devasa bir büyüklüğe ulaşmıştır. Hatta III. Murad, Şehinşahname’de de görüldüğü üzere, harem içinde o zamana kadar benzeri yapılmamış büyüklükte görkemli ve kubbeli bir oda inşa ettirmiştir. Bu süreçte sarayın genelinde de pek çok yenileme ve yeni yapı eklemesi gerçekleştirilmiştir.

Topkapı Sarayı Surları ve Çinili Köşk’ün İnşası

Günümüzde Topkapı Sarayı surları olarak bilinen surların tarihi adı Sûr-ı Sultânî’dir. Bazı tarihçilere göre bu surların altında halihazırda Byzantion dönemi surlarının temelleri bulunmaktadır. Üç metre kalınlığındaki bu surlar, görünürde Haliç ve Marmara kıyılarında hâlihazırda var olan Bizans surlarına bağlanmış, kara tarafında ise burçlarla güçlendirilmiştir. Kara surları kısmına Sûr-ı Sultânî, Kal‘a-i Sultânî veya Sûr-ı Hakānî denilmektedir.

Topkapı Sarayı üçüncü avlu güneş saati 15.yy
Topkapı Sarayı üçüncü avlu güneş saati 15.yy

Bu surların en önemli kapısı ise Ayasofya tarafındaki birinci avluya açılan Bab-ı Hümayun Kapısı’dır. Kapının dış giriş tarafında Sûr-ı Sultânî’nin yapılış tarihini gösteren bir kitabe ile hat sanatının en güzel örneklerinden biri olan bir ayet işlenmiştir. İç tarafında ise 1867 tarihi ile Sultan Abdülaziz’in tuğrası yer almaktadır. Fatih’in yaptırdığı kara surları Ahırkapı civarından başlamakta, Ayasofya’nın önüne çıkmakta, Soğukçeşme Sokağı’na inerek kıvrılmakta ve Demirkapı denilen yerde tekrar Bizans surlarına bağlanmaktadır.

Çinili Köşk’ün Yapımı

Topkapı Sarayı surları inşa edilmeden önce, 1472 yılında Osmanlı başkenti Konstantinopolis’te Saray-ı Cedid avlusuna, İstanbul’daki ilk Türk mimarisi örneklerinden biri olan Çinili Köşk yapılmıştır. (Burada hemen belirtmek gerekir ki, günümüzdeki İstanbul Arkeoloji Müzesi, müzenin avlusundakiler ve hemen yanındaki Osmanlı Darphanesi yapıldığı yıllarda Topkapı Sarayı avlusunun içindeydi.) Çinili Köşk’e eski kaynaklarda Sırçalı Köşk de denilmektedir.

“Küçük Kıyamet” Depremi ve Saraydaki Tarihi Yapılar

1509 yılında dönemin tarihçileri tarafından “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan büyük İstanbul depreminde, Topkapı Sarayı’nın Marmara Denizi’ne bakan surları ve saray içindeki yapıların bir kısmı önemli ölçüde yıkılmıştır. Ayrıca II. Bayezid’in yatak odasının duvarları da çatlamıştır. Bu felaket nedeniyle sultan, sarsıntılar geçene kadar Topkapı Sarayı bahçesinde çadırda kalmak zorunda kalmıştır. Bu büyük deprem yaklaşık 45 gün sürmüştür.

Ortakapı (Babüsselam) Kapısı ve Dolap Ocağı

  • 1524 yılında Mehmed Bin Gıyas isimli bir usta tarafından Ortakapı veya Babüsselam Kapısı’nın dış demir kapı kanatları yapılmıştır.
  • Ortakapı yakınlarında, birinci avlunun sağ tarafında yapım tarihi tam olarak bilinmeyen Cellat Çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmenin önünde, idam edilen kişilerin kesik başlarının halka ibret olsun diye sergilendiği İbret Taşı adı verilen taş yer almaktadır.
  • Çeşmenin arkasında ise erken dönem hidrolik mimarisinin en ilginç örneklerinden biri olan Dolap Ocağı bulunmaktadır. Dışarıdan suyolları ile saraya getirilen suyun basınçla dağılmasını sağlayan kuyu biçimindeki bu tesisin çapı 5 metre, derinliği ise 22 metredir (su seviyesi 8 metre derinliği geçmemektedir). Bu kuyunun içine 91 basamaklı taş bir merdivenle inilmektedir.

Arz Odası’nın İnşası ve 15. Yüzyılın Önemli Yapıları

Arz Odası, Topkapı Sarayı kompleksinin en önemli törensel mekânlarının başında gelmektedir. 15. yüzyılda saray inşa edilirken Türk klasik mimarisi üslubunda, çatısı geniş saçaklı ve revaklı bir köşk olarak tasarlanmıştır. Dışı çini kaplama olan binanın içinde bronz kaplamalı bir ocak bulunmaktadır. 1856 yılındaki yangında binadaki süslemelerin hepsi ne yazık ki yok olmuştur. Daha sonra III. Mehmed döneminde odanın içine süslü bir sedir yaptırılmıştır. Bu sedirin kıymetli taşlarla süslenmiş olan örtüsü ve yastıkları, ilerleyen dönemlerde Hazine Dairesi’nde sergilenmiştir.

Topkapı Sarayı fotoğrafları Arz odası ve III. Ahmed Kütüphanesi
Topkapı Sarayı fotoğrafları Arz odası ve III. Ahmed Kütüphanesi
  • Ağalar Camii: Üçüncü avlu içinde bulunan Ağalar Camii de sarayın ilk yapıldığı tarihlerde inşa edilmiştir; ancak duvarlarındaki çiniler 1608-1609 yıllarına aittir.
  • Hekimbaşı Kulesi: Yine 15. yüzyılda günümüzde Hekimbaşı Kulesi denilen yapı inşa edilmiştir. Ancak yapıldığı dönemde bu yapı Başlâlâ Kulesi olarak adlandırılmaktaydı.

Mimar Sinan İmzalı Saray Mutfakları ve Kayıp Köşk

1574 yılında Topkapı Sarayı’nda meydana gelen büyük bir yangın sonrasında harabe haline gelen saray mutfakları, büyük baş mimar Mimar Sinan tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mutfak bölümleri, günümüzde de dikkat çeken sıra sıra bacaları ve kubbeleri ile sarayın en karakteristik silüetlerinden birini oluşturur.

III. Murad İçin Yaptırılan Sahil Köşkü

1591 yılında Sadrazam Koca Sinan Paşa tarafından Hassa Baş Mimarı Davud Ağa’ya; Ahırkapı yakınında, saray surlarına bitişik kemerler üzerine III. Murad için görkemli bir köşk yaptırılmıştır. Bu yapı bütünü 1865 yılında demiryolu yapımı sırasında ortadan kalkmış olsa da, köşkün sağlam temelleri ve kemerleri günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

İran ve Bağdat Seferlerinin Hatırası: Revan ve Bağdat Köşkleri

Revan Köşkü: 1635 yılında gerçekleştirilen İran seferi sırasında fethedilen Erivan kentinin anısına inşa edilmiştir. Burası yapısal olarak sürekli serin olduğundan, geçmişte padişahların vefatlarında cenazelerin muhafaza edilmesi (bekletilmesi) için de kullanılmıştır.

Topkapı Sarayı Revan Köşkü Arife Tahtı (Sultan 1. Ahmet Tahtı)
Topkapı Sarayı Revan Köşkü Arife Tahtı (Sultan 1. Ahmet Tahtı)

Sünnet Odası: Revan Köşkü’nün hemen yanında yer alan Sünnet Odası, Topkapı Sarayı’nın ilk yapım evresine kadar uzanan yapılardan biridir. 1640-1641 yılları arasında Sultan İbrahim tarafından yeniden düzenlenip onarılmıştır. Duvarları İznik çinilerinin en güzel ve nadide örnekleriyle süslenmiş olan bu oda, şehzadelerin sünnet merasimlerinde kullanılmıştır.

İftariye Kameriyesi: Yine aynı yıl (Sultan İbrahim döneminde) Ramazan aylındaki iftarlarda ve bayramlarda padişahın tebrikleri kabul etme törenleri için İftariye Kameriyesi yaptırılmıştır.

Bağdat Köşkü: 1639 yılında Bağdat’ın ikinci defa fethinin hatırasına IV. Murad tarafından tamamlanmıştır. Yapıldığı yıllarda Bağdat Köşkü’nün alt kısımlarında başka yapıların da bulunduğu tahmin edilmektedir, ancak bu yapı kompleksine dair günümüze herhangi bir bilgi ulaşmamıştır.

Vaka-i Vakvakiye İsyanı ve Saraydaki Kanlı Ayak Divanı

1656 yılı Mart ayında, IV. Mehmed döneminde Topkapı Sarayı’nda bir Ayak Divanı kurulmuştur. Sipahiler, henüz 15 yaşında olan padişahın huzuruna çıkarak ellerine geçen paranın ayarının düşük olduğunu veya hiç para alamadıklarını, seferlerin halka ile askere çok ağır bir yük bindirdiğini dile getirmiş ve sarayda sorumlu tuttukları devlet adamlarının kendilerine teslim edilmesini istemişlerdir.

Topkapı Sarayı fotoğrafları Kubbealtı Divan-ı Hümayun binası ve Adalet kulesi
Topkapı Sarayı fotoğrafları Kubbealtı Divan-ı Hümayun binası ve Adalet kulesi

Alay Köşkü önündeki meydanda kurulan bu Ayak Divanı sonucunda, sipahilerin isimlerini bildirdiği sorumlular önce saray içinde boğdurularak öldürülmüş, ardından cesetleri sipahilerin önüne atılmıştır. Katledilen kişilerin cesetleri Sultanahmet Meydanı’na kadar sürüklenmiş ve buradaki devasa çınar ağaçlarına asılmıştır. Tarihi kayıtlarda ve halk rivayetlerinde, bu ağaçların meyvelerinin saçlarından asılmış insanlara benzemesi ve rüzgârda çıkardıkları seslerin “vak vak” kelimesine benzetilmesi nedeniyle bu ağaca Şecere-i Vakvak (Vakvak Ağacı), yaşanan bu kanlı tarihe ise Vaka-i Vakvakiye (Çınar Vakası) adı verilmiştir.

Büyük Harem Yangını ve IV. Mehmed Dönemi Onarımları

1662 ve 1665 yıllarında Topkapı Sarayı Harem Bölümü’nde büyük yangınlar çıkmıştır. Bu felaketlerin ardından hem harem hem de sarayın hasar gören diğer bölümleri onarılmış ve yeniden yenilenmiştir. Başlangıçta onarım çalışmalarında yalnızca ahşap tercih edilmiş olsa da, sonradan tuğla ve ahşap birlikte kullanılmıştır.

  • Taş, Tuğla ve Demir İnşaat: 1648-1687 yılları arasında hükümdarlık yapan IV. Mehmed, haremin bundan sonra ahşap yerine taş, tuğla ve demir malzemeler kullanılarak yeniden inkar edilmesini emretmiştir. Bu büyük onarımın maliyetlerini ve çalışan işçilere ödenen ücretleri ayrıntılı olarak gösteren orijinal defter, günümüzde Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde muhafaza edilmektedir. Harem inşaatı 1669 yılına kadar sürmüştür.
  • Turhan Sultan ve Hamamlar: 1653 yılında Harem içine IV. Mehmed’in annesi Turhan Sultan tarafından Valide Sultan Hamamı yaptırılmıştır.
  • 1660 Yangını ve Yeni Mekânlar: 1660 yılında yaşanan bir başka yangında ise araba kapısından cümle kapısına kadar olan alan tamamen yanmıştır. 1667-1668 yılları arasında kubbeli Valide Sultan Yemek Odası inşa edilmiştir. Valide Sultan Hamamı’nın yanına ayrıca Hünkâr Hamamı da eklenmiştir; ancak bu hamam 18. yüzyılda değişikliğe uğradığı için özgün süslemelerinin büyük bir kısmını kaybetmiştir.

Depremler, Seferli Koğuşu ve Enderun Kütüphanesi

1690 Depremi: Bu tarihte meydana gelen deprem sonucunda Topkapı Sarayı surlarının bir kısmı yeniden yıkılmıştır. Surlar haricinde Fatih Camii’nin kubbeleri çatlamış ve İstanbul genelinde pek çok ev harabe haline gelmiştir.

Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri Koleksiyonu Seferli Koğuşu
Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri Koleksiyonu Seferli Koğuşu

Seferli Koğuşu ve III. Ahmed Kütüphanesi (1718): III. Ahmed döneminde, 1718 yılında saray içinde Seferli Ocağı hizmetine tahsis edilen Seferli Koğuşu yapılmıştır. Seferliler; padişahın özel hizmetini gören ve sefer zamanı padişahla birlikte orduya katılan kişilerdir. Bu neferler, bayramlarda ve savaş meydanlarında sefer mehterhânesi olarak da görev yapmışlardır. Aynı yıl, Havuzlu Köşk olarak anılan yapı yıktırılarak yerine III. Ahmed Kütüphanesi (Enderun Kütüphanesi) inşa edilmiştir.

1719 Büyük İstanbul Depremi: 24 Mayıs 1719 günü tam üç dakika boyunca süren şiddetli bir deprem; Topkapı Sarayı surlarının önemli bir kısmını ve binaların bazı bölümlerini yerle bir etmiş, Yalı Köşkü yakınındaki kayıkhaneleri mahvetmiştir. Sarsıntı, İstanbul genelinde de çok geniş bir alanda büyük yıkımlara yol açmıştır.

Topkapı Sarayı’ndaki Darphane ve Lale Devri’nin Sonu

Osmanlı’da Darphanenin Gelişimi: İlk Türk darphanelerinin kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, Osmanlı’da altın basımı 1467 yılında Çemberlitaş ve Beşiktaş’taki küçük imalathanelerde gerçekleştirilmiştir. 1596 yılında ise darphane çok daha sistemli bir yapıya kavuşarak yaklaşık 1.000 kişinin çalıştığı büyük bir üretim merkezi haline gelmiştir.

Topkapı Sarayı İftariye Kameriyesi ve bahçesi
Topkapı Sarayı İftariye Kameriyesi ve bahçesi

Topkapı Sarayı İçindeki Darphane (1723): Kurumun ikinci önemli dönüm noktası, 1723 yılında Sultan III. Ahmed döneminde Topkapı Sarayı birinci avlusunda kurulmasıdır. Bu tarihten itibaren darphane 245 yıl boyunca aynı yerde hizmet vermeye devam etmiş, nihayet 1967 yılında Balmumcu’ya taşınmıştır.

Patrona Halil İsyanı ve Lale Devri’nin Sonu

1730 yılında patlak veren Patrona Halil İsyanı, Sultan III. Ahmed’i tahtından etmiş ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın katledilmesine sebep olmuştur. Böylece Lale Devri İstanbul’u tarihinin en kanlı günlerinden birini yaşamıştır. İsyanın başlamasından yaklaşık iki ay sonra ayaklanma bastırılmış; Patrona Halil ve adamları, sarayın Revan Köşkü‘nde öldürülmüşlerdir.

18. Yüzyılda Saraydaki Mimari Değişimler ve Büyük Depremler

Yazlık Sahil Sarayı: 1730 ile 1754 yılları arasında I. Mahmud döneminde, Topkapı’nın bulunduğu bölgeye temeli 15. yüzyıla dayanan eski bir yapının üzerine büyük bir sahil sarayı (Yazlık Saray) inşa edilmiştir. Ancak bu saray da 19. yüzyılda çıkan büyük bir yangın sonucunda tamamen yanarak tarihe karışmıştır (bu olay dönemin önemli gazetelerinden Ceride-i Havadis‘te de kaleme alınmıştır).

III. Osman Dönemi: 1755 yılında Sultan III. Osman, Harem bölümünde kendi kullanımına mahsus yeni bir yatak odası yaptırmıştır. Ayrıca bu döneme kadar, İstanbul’un fethinden itibaren şehirde at arabasına binme yetkisi yalnızca şeyhülislam ile sadrazamlara aittir.

1766 Büyük İstanbul Depremleri: 23 Mayıs 1766 tarihinde Kurban Bayramı esnasında, sabah erken saatlerde meydana gelen iki dakikalık şiddetli bir deprem; İstanbul ile birlikte Topkapı Sarayı’nda da büyük hasara yol açmıştır. O sırada sarayda kalmanın güvenli olmadığını düşünen Sultan III. Mustafa şehri terk etmek zorunda kalmıştır. Henüz bu depremin yaraları sarılamamışken, aynı yıl 25 Temmuz öğle saatlerinde başlayan bir başka sarsıntı İstanbul’u yeniden gafil avlamıştır. Bu felaketlerin ardından Topkapı Sarayı’nın onarımı için Şehremini Ahmed Efendi görevlendirilmiştir.

Babüssaade Kapısı’nın Onarımı (1774): 1774 yılında Saadet Kapısı veya Babüssaade Kapısı‘nda kapsamlı bir onarım gerçekleştirilerek bugünkü görünümü kazandırılmıştır. Topkapı Sarayı’nın inşasından itibaren Babüssaade Kapısı’nın kubbeli saçağı altında padişah tahtı kurulur ve cülus (tahta çıkış) törenleri burada icra edilirdi. Yine bu kapı altında, sefere veya savaşa çıkılmadan önce Sancak-ı Şerif törenle Serdar’a teslim edilirdi. Ancak kapının üzerindeki orijinal süslemeler, 1856 yılında yaşanan bir yangın nedeniyle ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.

19. Yüzyıl Eklemeleri: Alay Köşkü ve Sofa Camii

Alay Köşkü’nün İnşası (1819-1820): Sultan II. Mahmud döneminde, Topkapı kara surları tarafında (Gülhane Parkı girişinin hemen yanında) bulunan eski yapı yıktırılarak yerine bugünkü Alay Köşkü inşa edilmiştir. Alay Köşkü’nün yapılış amacı, padişahların hem alayları ve geçit törenlerini izlemesi hem de köşkün pencerelerinden idam infazlarını seyretmesidir.

1857 Yangını ve Yeni Yapılar: 1857 yılında Topkapı Sarayı içinde Seferli Kâhyalığı Dairesi ile Enderun Musiki Meşkhanesi’nin bulunduğu bölgede büyük bir yangın çıkmıştır. Felaketin ardından bu iki bölüm tamamen yıkılarak yenilenmiş; yerlerine Enderun Mektebi ile Eczane yapılmıştır.

Topkapı Sarayı Müzesi bahçesindeki büyük sütun başı
Topkapı Sarayı Müzesi bahçesindeki büyük sütun başı

Sofa Camii’nin Tarihçesi (1858): 1858 yılında Esvap Odası’nın yakınına Sultan Abdülmecid tarafından Sofa Camii yaptırılmıştır. Aslında Sofa Camii’nin bulunduğu yerde daha önceden Silahtar Köşkü adında bir yapı yer almaktaydı. Ancak 1807 yılında III. Selim’in tahttan indirilmesine yönelik entrikaların hazırlıkları burada yapıldığı için, bu olaydan sonra 1809’da inşa edilen mescit yıkılmış; nihayet 1858 yılında yenilenerek Sofa Camii adını almıştır.

19. Yüzyılın Sonuna Doğru Diğer Değişimler: 1863 yılında (bazı kaynaklara göre 1862) Topkapı Sarayı’nın Marmara Denizi’ne bakan yamacının altındaki Yazlık Saray çıkan bir yangın sonucunda yanmıştır. 1867 yılında ise Topkapı Sarayı’nın ana girişi olan Bab-ı Hümayun Kapısı üzerindeki pencereli köşk yıttırılmıştır. 1909 yılında Başlâlâ Kulesi onarılarak saray hekimine ait eşyalar buraya yerleştirilmiş ve yapı Hekimbaşı Kulesi adını almıştır.

Cumhurbaşkanlığı Dönemi: Sarayın Müzeye Dönüştürülmesi

Günümüzdeki Restorasyon Çalışmaları: Günümüzde, 2000’li yıllardan beri sarayın çeşitli bölümleri titizlikle restore edilmekte olup, Topkapı Sarayı Müzesi içindeki koruma ve yenileme çalışmaları hâlen devam etmektedir.

Müze Olma Süreci (1924): Cumhuriyet döneminde, 3 Nisan 1924 tarihinde bu büyük yapılar bütünü resmen müze statüsü kazanarak Topkapı Sarayı Müzesi adını almıştır. Aynı yılın 9 Ekim 1924 tarihinde ise Topkapı Sarayı kapılarını halka müze olarak açmıştır. 1925 yılında Enderunlulara ve Has Odalılara ait olan Ağalar Camii restore edilerek harabe halinden kurtarılmış; restorasyonun ardından sarayın farklı yerlerindeki dağınık kütüphaneler bu camide toplanmıştır.

Sergi Salonları ve Araba Müzesi: 1927 ve 1946 yıllarında restore edilen; aslen II. Selim’in Mimar Sinan’a yaptırdığı hamam olan ve ilerleyen dönemde Enderun Yemekhanesi olarak kullanılan daireler, Hazine Dairesi’ne ait değerli eşyaların sergilendiği alanlar haline getirilmiştir. 1945 yılında ise ikinci avlunun sol tarafındaki bazı binaların odaları kaldırılarak büyük salonlar oluşturulmuş; bu geniş alanlarda saray arabaları sergilenmeye başlanmıştır.

Topkapı Sarayı Tarihi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Topkapı Sarayı ve Harem hakkında en sık sorulan sorular ve cevapları bu bölümde bulabilirsiniz:

Topkapı Sarayı’nda kaç padişah yaşamıştır?

Fatih Sultan Mehmed’in inşasını emrettiği andan itibaren Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’na taşındığı 1856 yılına kadarki süreçte, yaklaşık 400 yıl boyunca 25 Osmanlı padişahı Topkapı Sarayı’nda ikamet etmiş ve imparatorluğu buradan yönetmiştir. Dolmabahçe’ye geçildikten sonra bile saray törenler ve hazine muhafazası için kullanılmaya devam etmiştir.

Topkapı Sarayı’nı kim inşa ettirdi?

Topkapı Sarayı (Saray-ı Cedid), İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından 1460’lı yıllarda (1467-1469) Sarayburnu tepesinde inşa ettirilmiştir. Saray, sonraki yüzyıllarda tahta çıkan neredeyse tüm padişahların eklettiği yeni köşkler, divan binaları ve harem ilaveleriyle bugünkü geniş görünümünü almıştır.

Topkapı Sarayı hangi uygarlığa ve döneme aittir?

Topkapı Sarayı, temel olarak Osmanlı İmparatorluğu‘na aittir. Ancak üzerine kurulduğu coğrafya ve arazi itibarıyla, antik dönemde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun idari ve dini merkezi olan Byzantion akropolisinin üzerinde yükselmektedir. Günümüzde ise Türk, İslam ve Osmanlı medeniyetinin en büyük kültürel miraslarından biri olarak kabul edilmektedir.

Topkapı Sarayı neden bu noktaya (Sarayburnu’na) kurulmuştur?

Fatih Sultan Mehmed, ilk olarak Beyazıt’ta yaptırdığı Eski Saray’ın halkın içinde kalmasını ve güvenli/törensel açıdan yetersiz olmasını beğenmediği için bu stratejik noktayı seçmiştir. Sarayburnu; hem Haliç, Marmara ve Boğaz’ı aynı anda gören hâkim konumu hem de antik akropolis oluşu sayesinde hem güvenlik hem de deniz ticareti ve donanmayı selamlama açısından mükemmel bir törensel avantaj sağlamaktaydı.

Ayrıca İlgili Kaynaklar:

Topkapı Sarayı eserleri ve koleksiyonu

Topkapı Sarayı İlginç Bilgileri

Topkapı Sarayı Köşkleri

Topkapı Sarayı Fotoğrafları

Harem Dairesi Hakkında Bilgiler

UNESCO Dünya Mirası Türkiye Listesi

İstanbul Tarihi – Genel

Aya İrini hakkında bilgileri

İstanbul tarihi yerleri

Ayasofya hakkında tüm bilgiler

Marmara Bölgesi antik kentleri

Marmara Bölgesi fotoğrafları

Semavi Eyice – Topkapı Sarayı

Hayat Tarih Mecmuası Ekim 1970

Hayat Tarih Mecmuası Ocak 1971

Hayat Tarih Mecmuası Ocak 1972

Topkapı Sarayı Harem’i: 1665 Yangını Sonrası Yenileme Projesi