Byzantium Tarihi, İstanbul’un antik Megara kolonisi Byzantion olarak kurulmasından yaklaşık 1000 yıl sonra, dünya egemeni Roma İmparatorluğu hâkimiyeti altına girmesiyle başlayan devasa bir dönüşüm sürecini simgeler. Bu çalkantılı ve görkemli geçiş evresinde kent, Latince Byzantium ismi ile tarihi sürecine kesintisiz devam edecektir.
Roma İmparatorluğu dönemi İstanbul tarihi açısından, özellikle İstanbul mimari tarihçesi içinde altın bir dönemin başlangıcı olan Roma İmparatorluğu yapılarının mimari elemanları, Bizans Dönemi ve sonrasında bazı yapıların içinde devşirme malzeme olarak kullanılsa da 1453 yılından sonraki Osmanlı Dönemi yapılarının temellerinde tarihin kucağında yatmaktadır.
Byzantium: Roma Öncesinden İmparatorluğa İstanbul Tarihi
İstanbul yerleşimin az olduğu veya olmadığı Tarih Öncesi (Prehistorya) dönemlerden beri varlığını sürdürmüştür. Özellikle Yarımburgaz Mağarası ve civardaki Fikirtepe, Selimpaşa, Pendik gibi antik yerleşimler bunun kanıtıdır.

📖 İlgili Rehber: İstanbul’un Prehistorik Dönem içindeki tarihini ve prehistorik katmanlarını İstanbul Tarih Öncesi Dönemi ve İlk Yerleşimler başlıklı sayfamızdan detaylarıyla okuyabilirsiniz.
Sonrasında ise efsanelerle başlayan bir süreçte donanma komutanı Byzas tarafından kent Sarayburnu civarında kurulmuş, gelişen tarihi olaylarla kent surları Ahırkapı’yı içine alacak şekilde büyümüş ve gelişmiştir. Türlü savaşlarla boğuşmuş, kuşatılmış ve teslim alınmıştır.
📖 İlgili Rehber: Prehistorik Dönem sonrası olan bu dönemi anlatan İstanbul Byzantion Kuruluş Tarihi ile ilgili bilgileri de ilgili sayfamızdan detaylıca öğrenebilirsiniz.
Ancak Byzantion için tarihi süreç yeni başlayacak ve çok yakında Byzantium tarihi Orta Çağ içinde kendi görkemli yerini alacaktır.
Eski Dünya Egemeni Roma ve İlk İmparator Augustus Dönemi
Eski Dünya olarak adlandırılan coğrafyayı topraklarına katan Roma İmparatorluğu, Byzantion ile ilişkilerini başlarda sıcak tutacak; ilerleyen dönemlerde kenti işgal edecek, yakıp yıkacak, sonraları ise yeniden kalkındıracak ve geliştirecektir. Hatta öyle ki Byzantium, zamanla Roma İmparatorluğu başkenti konumuna yükselecektir.
M.Ö. 27 yılında Roma Diktatörleri zamanı sonrasında Roma artık imparatorluk haline gelecek ve yayılmacı dış politikası ile bilinen Eski Dünya’ya tamamen hâkim olacaktır. Özellikle Coğrafi Keşifler’e imza atacak Portekizli denizci kâşiflerin daha dünyayı keşfetmesine yüzyıllar vardır.
Tarihteki ilk Roma İmparatoru Augustus’tur. Asıl adı Gaius Octavianus olan Augustus, tarihi kaynakların ve vasiyetnamelerin aktardığına göre diktatör Jül Sezar’ın evlatlığı ve manevi varisidir; nitekim bazı kaynaklar onun Sezar’ın akrabası (büyük yeğeni) Octavianus olduğunu ve imparatorluk payesini aldıktan sonra Augustus unvanını kullandığını belirtmektedir.
Büyüyen Roma İmparatorluğu ve Byzantion’un Byzantium Olmadan Önceki İstanbul Tarihi
M.Ö. 27 yılında Augustus ile İmparatorluk rejimine geçen Roma imparatorları, dost gördükleri Byzantion’a imar anlamında bir çok yardım yapmıştır. Özellikle Roma İmparatoru Hadrianus (Hadrian, M.S. 117-138), kenti bizzat ziyaret etmiş ve hazırlattığı çeşitli imar planları ile şehre büyük yardım etmiştir. Hadrianus aynı zamanda Anadolu’daki Efes antik kenti gelişimine de muazzam katkılar sağlamış bir imparatordur.

Hadrianus, dost ve müttefik Byzantion’a ilk tatlı suyu getiren Roma İmparatoru’dur. Bilindiği gibi Byzantium tarihi öncesinde kentin ilk kurulduğu yer olan Sarayburnu ve civarının üç tarafı denizle çevrilmiş olsa da, kentteki tatlı su temini sorunu yüzyıllarca devam edecektir.
İmparator Hadrianus Su Yolları ve Kentin Gelişimi
Hadrian, Byzantion’a suyu kentin batısından özel su yolları yaptırarak Haliç’in kenar mahallelerine kadar getirtmiştir. Günümüze kadar ne yazık ki herhangi bir fiziki kalıntısı ulaşmamış olan bu antik su isale hattı antik kaynaklarda açıkça geçmektedir.
Hadrianus’un bu jesti Roma Dönemi Byzantion kentini daha yaşama elverişli ve konforlu bir hale getirmiştir. Kent, bu altyapı hamlesi sayesinde sonraki Bizans İmparatorluğu Dönemi‘ne kadar son derece cazip bir merkez haline gelmiştir.
Byzantion kenti aslında coğrafi konumu itibarıyla her dönem yaşamak için caziptir. Ancak Roma İmparatorluğu tarafından yapılan bu su mimarisi jesti, kentin stratejik önemini ve gelecekteki potansiyelini görmek açısından hayati bir noktadır.
Roma Müttefikliği ve Değişen Siyasi Dengeler
Roma Cumhuriyeti Dönemi’nde Roma ile müttefik statüsünde olan Byzantion, bu ayrıcalıklı konumundan sonuna kadar faydalanmıştır. Birkaç yüzyıl boyunca adeta refah ve barış içinde Byzantion ismiyle anılmış ve varlığını sürdürmüştür.
Ancak arkasında Roma Cumhuriyeti’nin ve sonrasında devasa Roma İmparatorluğu’nun gücü bulunan kentsel yapı için durum kısa sürede değişecektir. Hatta bu değişimin kent üzerinde artık geri dönülemez sonuçları olacaktır.
Roma İmparatorluğu ise Eski Dünya’da agresif ve savaşçı politikası ile hızla yayılmaya devam edecektir. İmparatorluk, bu fetih süreçlerinde boşalmaya başlayan devlet kasasını yeniden doldurmak ve sınırlarını tehdit eden diğer medeniyetler üzerine yeni seferlere çıkmak için kentin stratejik konumunu daha yakından inceleyecektir.
Byzantion’un Fethi ve Roma Dönemi’ndeki Adı Olan Byzantium
Her ne kadar Byzantion kentine ithafen Latince Byzantium ismi Roma İmparatorluğu’nda İmparator Vespasian (M.S. 69-79) döneminde kullanılmaya başlanmış ve kent imparator tarafından idari olarak Latinleştirilmiş olsa da, halk arasında ve coğrafyacılar tarafından uzun süre Byzantion olarak anılmaya devam edecektir.

Roma İmparatorluğu’nda Septimius Severus (Septimus Severus), iç savaş döneminde Roma tahtını güçlü Tuna Ordusu ile M.S. 193 yılında ele geçirdikten sonra tek hükümdarlığını ve kendi hanedanlığını ilan etmiştir.
Septimius Severus Kuşatması ve Kentin Yıkımı
Bu tarihten sonra Septimius Severus’un Byzantion’u veya İstanbul’u fethetmesi/ele geçirmesi farklı antik kaynaklara göre değişik sebeplere dayanmaktadır.
Kimi tarihçilere göre Severus Roma’da başa geçtikten sonra Byzantionlular, Suriye Lejyonları Komutanı Pescennius Niger (Pecennus Niger)’i kent üzerindeki ağır vergileri düşürme sözü verdiği için Roma İmparatoru olarak ilan etmişlerdir. Bu siyasi seçim, Severus’un Byzantion’u hedef alması ve kenti ele geçirmesi için doğrudan bir sebep teşkil etmiştir.
Kimi tarihçilere göre ise Byzantionlular doğudaki Perslerle Severus aleyhine gizli bir ittifak anlaşması yapmıştır. Bundan dolayı da İmparator Severus kenti kuşatarak ele geçirmiş ve surları da dahil olmak üzere yakıp yıkmıştır.
Bu yıkımın tarihi antik kayıtlarda M.S. 194 olarak geçer (Bazı kaynaklara göre ise M.S. 196 yılı Byzantion’un Roma İmparatorluğu tarafından tamamen ele geçirildiği ve teslim olduğu yıl olarak verilmektedir).
Köy Statüsünden Augusta Antonina’ya: Byzantium’un Yeniden Doğuşu
Kuşatma sonrası İmparator Septimius Severus kenti acımasızca yakıp yıkmış ve bağımsızlığını elinden alarak bir köy statüsüne düşürmüştür. Hatta kenti aynı yıl içinde idari olarak, Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde paha biçilmez eserleri bulunan ve günümüzde Marmara Ereğlisi olan Perinthos Antik Kenti’ne bağlamıştır.
Bu büyük felaketin ardından antik kent artık resmi Latince ismiyle Byzantium olarak anılacak ve Byzantium tarihi ile İstanbul’un kentsel kronolojisi seyrine bu şekilde devam edecektir.
Zamanla kentin stratejik konumunu yeniden takdir eden Severus ve oğlu Caracalla (Caracallas), Byzantium’da devasa imar çalışmaları başlatıp kenti tekrar ayağa kaldırmaya çalışacaklardır. Hatta genç imparator Caracalla’yı onurlandırmak amacıyla kısa bir süre için Byzantium’a Augusta Antonina ismi verilecektir. Ancak bu yeni adlandırma kısa bir süre içinde unutulup gidecektir.
Roma İmparatorluğu’nun Bölünmesi ve Milano Fermanı Döneminde İstanbul Byzantium Tarihi
293 yılında Roma İmparatoru Diocletianus, Roma İmparatorluğu içindeki yıkıcı iç savaşları ve kentin kaosa sürüklenmesini bitirmeyi düşünür. Bunun için Roma İmparatorluğu’nu idari olarak ikiye ayırır.

Artık Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak tarihteki yerine devam edecek olan devasa imparatorluk, iki kıdemli imparator (Augustus) ve iki yardımcısı (Caesar) tarafından yönetilecektir. Bu dörtlü yönetim sistemine Tetrarşi (Dörtlü Yönetim) denilecektir. Batıdaki imparatorluğun başkenti Milano, doğudaki imparatorluğun başkenti ise İzmit (Nikomedia)’tir.
Milano Fermanı ve İki İmparator Arasındaki İktidar Mücadelesi
313 yılında Batı Roma İmparatorluğu başkenti olan Milano’da (bütün görkemli kamusal binalar Roma’da olmasına rağmen imparatorluk bölündükten sonra yönetim başkenti Milano’ya geçer) Doğu Roma İmparatoru olan I. Konstantin ile Batı Roma İmparatoru Licinius arasında tarihi Milano Fermanı imzalanır.
Bu hoşgörü fermanına göre Roma İmparatorlukları sınırları içerisinde artık Hristiyanlığa daha esnek, özgür ve hoşgörü ile yaklaşılacaktır. Ancak devlet kademesinde Hristiyanlığa imkan tanıyan bu iki imparator da tüm Roma’nın tek imparatoru olmak istediği için birbirlerine siyasi olarak hiç hoşgörü ile yaklaşmamaktadır.
Hrisopolis Savaşı: Üsküdar – Kadıköy Hattında Kader Anı
324 yılında I. Konstantin ile Licinius arasında bugünkü Üsküdar ve Kadıköy civarında gerçekleşen meşhur Hrisopolis Savaşı patlak verir. Bu kanlı savaştan I. Konstantin büyük bir zaferle galip çıkacak ve bundan böyle tarihte Büyük Konstantin olarak anılacaktır.
Savaş sonunda Doğu ile Batı Roma İmparatorluklarını kendi şahsında tekrar birleştiren I. Konstantin, 325 yılında Hristiyanlığı imparatorluğun resmi/hür dini olarak benimsemiştir. 325 yılından 330 yılına kadar geçen süreçte de birleşmiş olan dev Roma İmparatorluğu’nun yönetim başkenti yine İzmit’tir.
11 Mayıs 330: Nova Roma’dan Konstantinopolis’e Geçiş
11 Mayıs 330 tarihinde I. Konstantin, tüm dünyayı değiştirecek bir kararla Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olarak stratejik Byzantium kentini seçecektir.
İmparator, bu tarihi açılış günüyle birlikte Byzantium’a artık Nova Roma (Yeni Roma) ismini verecektir. Ancak 337 yılında I. Konstantin’in ölmesi üzerine kent, kurucusunun anısına tekrar Konstantinopolis (Konstantin’in Kenti) adını alarak Byzantium tarihi içerisinde Yepyeni bir Orta Çağ sürecine ve imparatorluk çağına adım atarak tarihi seyrine devam edecektir.
Roma İmparatorluğu Dönemi Byzantium Mimarisi ve Yapıları
Byzantion kentinde, Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçip Byzantium olmadan önce Roma mimarisinin de ana temeli olan Klasik Yunan mimarisi etkileri yoğun şekilde görülmektedir.
İlgili Rehber: Detaylıca anlatılan kentin en erken mimari evresini ve tapınaklar dokusunu Byzantion Mimari Tarihçesi ve Yerleşim Alanları başlıklı sayfamızdan detaylıca öğrenebilirsiniz.
Roma İmparatorluğu mimarisi aynı zamanda Erken Hristiyanlık çağına ve ileride şekillenecek olan görkemli Bizans mimarisine de doğrudan temel olmuş ve bu üslupları derinden etkilemiştir.
Yunan ve Roma Tapınaklarından Hristiyan Bazilikasına Dönüşüm
Geleneksel Yunan ve Roma tapınakları Hristiyan kilisesi mimarisi için doğrudan bir prototip olamazdı; çünkü bu pagan yapılar hem Hristiyanlık öncesi pagan geçmişle doğrudan ilişkilendirilmiş hem de dinsel ibadet binanın içerisinde değil, tapınağın dış alanında gerçekleştirilmiştir.

Kentin ve yeni inancın ihtiyaç duyduğu cemaat odaklı ortak kullanım, yarı ortak ve kapalı mekan kullanımına tekabül eden ideal plan tipi sivil Roma bazilikasıdır. Mekânsal kullanım, nef, yan koridorlar, apsis ve kolonadlar (sütun dizileri); hepsi Hristiyan ibadet ritüelinde yeniden düzenlenmiş geleneksel Roma bazilikasının temel bileşenleri olmuştur.
Laik ve çok işlevli kamusal Roma Bazilikası’nın aksine, Hristiyan bazilikası mekân kullanımında dinsel fonksiyonu kesin bir şekilde tanımlamıştır; kilisenin iç kısmı mozaikler, fresk duvar resimleri, ahşap lentolar, görkemli avizeler, mermer sütunlar ve son derece değerli malzemelerle bezenmiş sunaklar ile süslenmiştir.
Roma İmparatorlarının Byzantium İmar Planları ve Hadrianus Su Kemerleri
Roma İmparatoru Hadrianus’un Byzantion için yapmış olduğu antik kaynaklarca açıkça belirtilen su yolu ve kemerler, Roma’nın Byzantion kenti için gerçekleştirmiş olduğu ilk büyük imar çalışmaları olarak kabul edilebilir.
Byzantium’da, Bizans Dönemi’ne gelinene kadar hemen hemen her Roma İmparatoru, kent imar planları hazırlatmış ve şehre yeni yapılar; tapınaklar, kamusal alanlar ve binalar, anıtsal heykeller ile zafer takları yaptırmışlardır. Bu imar geleneği ilerleyen yüzyıllarda Bizans Dönemi imparatorları için de aynen geçerli olacaktır.
Septimius Severus Surları ve Yeni Kent Sınırları
İmparator Septimius Severus (Septimus Severus) M.S. 190’ların sonunda Byzantion’u yerle bir ettikten sonra, kentsel dönüşümün ilk adımı olarak ayakta kalan eski surların tamamen yıkılmasını emretmiştir. Ayrıca bu eski hatların yaklaşık iki kilometre gerisine çok daha geniş bir alanı kuşatan yeni surlar inşa ettirmiştir. Yapılan bu yeni savunma hattı kent tarihçesinde Septimius Severus Surları olarak anılmaktadır.
Tetrastoon Meydanı, Augusteion ve Sultanahmet Hipodromu’nun İnşası
İmparator aynı zamanda bugünkü Sultanahmet Meydanı’na görkemli bir saray (bu saray kompleksinin temelleri daha sonraları Bizans imparatorlarının ikametgahı olan Büyük Saray olarak anılacaktır) ve dört stoa ile çevrelenmiş merkezi geniş bir meydan (Tetrastoon) yaptırmış; bu meydanın tam ortasına da güneşin efendisi olan Titan Helios’un devasa heykelini diktirmiştir.
Sultanahmet Meydanı’nın bulunduğu alanda yer alan ve güneye doğru dört yönde portikolarla çevrilmiş olan bu Tetrastoon meydanı yüzyıllarca kentsel işlevini sürdürmüş, daha sonraki yüzyıllarda Augusteion olarak adlandırılmıştır. Meydan çevresinde Tyche ve Rhea’ya adanmış antik tapınaklar bulunmaktadır. Meydanın hemen yanındaki Hipodrom’un yer aldığı alanda ise kentin antik koruyucusu Tanrıça Hekate’ye adanan kutsal tapınaklar mevcuttur.
İmparator Septimius Severus aynı zamanda günümüzde Sultanahmet Meydanı dediğimiz anıtsal alana devasa bir Hipodrom yaptırmıştır. Bu hipodrom yapısı ileride Bizans İmparatoru I. Konstantin (Büyük Konstantin) zamanında belirgin biçimde genişletilecek ve kentin kalbi olan asıl ihtişamlı görkemine kavuşacaktır.
Antik Haliç Limanları, Strategion Forumu ve Akropolis Tapınakları
Ayrıca bu dönemde Haliç kıyısında Byzantium tarihi açısından iki önemli antik liman faaliyet göstermektedir: Prosphorion Limanı ve Neorion Limanı. Prosphorion Limanı’nın hemen yanında bereket tanrıçası Demeter ve Temenos ile bağlantılı kutsal kültlere adanmış antik sunaklar bulunmaktadır.
Kentin ticari kalbi olan Strategion Forumu da bu kıyı alanındadır. Akropolis tepesinde (günümüz Topkapı Sarayı alanı) ise Dionysos, Poseidon, Apollon, Artemis ve Afrodit’e adanmış görkemli tapınaklar yükselmektedir.
Byzantium İstanbul Tarihi İçinde Galata Bölgesi
Antik ismiyle Sykai (Peran en Sykais) veya Sykaena olarak bilinen ve günümüzde Galata olarak isimlendirilen Haliç’in karşı kıyısındaki bölgenin tam olarak ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinememektedir. Ancak günümüzde bu isim kökeniyle ilgili çeşitli tarihi efsaneler veya söylentiler bulunmaktadır.
Galata İsminin Antik Kökeni Teorileri: Galatai ve Sütçü Efsaneleri
Bu teorilerden birine göre Antik Yunanlar, Galyalıların (Galatlar) İstanbul Boğazı’nı geçtikleri bu stratejik noktayı Galatai olarak isimlendirmiş ve bunun sonucu olarak bölgeye bu isim verilmiştir.
Diğer bir teoriye göre ise M.S. 3. yüzyıl sonlarında çobanlar hayvanlarını bu yeşil tepelerde otlattıkları ve sağdıkları için yerleşim Galatas (Yunanca “Sütçü”) ismini almış olmalıdır.
Geç dönem Konstantinopolis kaynaklarına göre ise bölgede bolca bulunan incir ağaçlarından dolayı buraya Yunanca “İncirlik” anlamına gelen bir isim verilmiştir; nitekim inciri dalından koparınca daldan süt kıvamında akan beyaz sıvıdan dolayı bölgenin bu isimle anıldığı aktarılmaktadır.
Kentsel Etki Alanı: Byzantium Hinterlandı
Kentin tarihi surlarının dışındaki kırsal alanlarda tek tük ufak yerleşimler ve farklı antik kültlere adanmış tapınaklar olduğu antik kaynaklarda ve daha sonraki dönemde Bizans tarihçileri tarafından aktarılmaktadır.
Bu anlamda Byzantium tarihi ve kentsel etki alanı açısından kentin hinterlandının batıda Silivri’den doğuda Pendik’e kadar oldukça geniş bir coğrafyaya uzandığı rahatlıkla söylenebilir.
Daha sonraki Bizans Dönemi’nde bu antik tapınak ve yerleşim kalıntılarının üzerine Bizans kırsal yerleşimleri, imparatorluk yazlık sarayları ve muazzam manastır kompleksleri inşa edilecektir.
Yoros Kalesi Byzantium Dönemi İstanbul Tarihi
İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde, Anadolu Kavağı semtinde stratejik bir noktada yer alan Yoros Kalesi, halk arasında Ceneviz Kalesi olarak da adlandırılmaktadır.
Kutsal Bir Antik Alan: Hieron ve Tapınak Kalıntıları
Buradaki arkeolojik kazılarda milattan önceki antik dönemlere ait Dios, On İki Tanrı Sunağı ve Zeus tapınak kalıntılarına rastlanmıştır.
Bölgedeki ilk yerleşimin ticari ve askeri amaçlarla denizci Fenikeliler (Finike) ve Yunanlar tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Antik Yunanların Boğaz girişindeki bu kilit noktaya “kutsal yer” anlamına gelen Hieron dediği bilinmektedir.
Bizans ve Ceneviz Döneminde Yoros Kalesi
Yoros Kalesi, Bizans İmparatorluğu’nun IV. Haçlı Seferi sonrası Latin İmparatorluğu olduğu ve merkezi otoritenin zayıfladığı çalkantılı dönemde ticaret kolonisi kuran Cenevizlilerin eline geçmiştir.
Latin İmparatorluğu’nun son bulduğu ve Komnenos sonrası Palaiologos (Paleologos) Hanedanlığı’nın İstanbul’da tekrar hüküm sürdüğü yıllarda kale, askeri olarak daha da güçlendirilmiştir. Ancak üzerindeki antik tapınak katmanlarıyla yükselen kalenin ilk olarak hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir.
Byzantium Tarihi Kronolojik Bilgi Tablosu
| Tarihsel Dönem / Yıl | Tarihi Olay / Gelişme | Öne Çıkan Aktörler ve Yerler | Dönemin Önemli Detayları ve İzleri |
|---|---|---|---|
| M.Ö. 27 | Roma İmparatorluk Rejimine Geçiş | İlk Roma İmparatoru Augustus (Octavianus) | Roma Cumhuriyeti dönemi müttefiki olan Byzantion, Roma İmparatorluğu’nun koruması altında refah dönemine girdi. |
| M.S. 69 – 79 | Byzantium İsminin İlk Resmi Kullanımı | İmparator Vespasian | Kent idari olarak Latinleştirildi ve ilk kez resmi kayıtlarda Latince Byzantium ismiyle anılmaya başlandı. |
| M.S. 117 – 138 | Hadrianus İmar Hamlesi ve İlk Su Yolları | İmparator Hadrianus (Hadrian) | İmparator kenti ziyaret ederek batıdan Haliç kıyılarına tatlı su getiren ilk su yollarını ve kemerlerini inşa ettirdi. |
| M.S. 193 – 196 | Septimius Severus Kuşatması ve Yıkım | Septimius Severus, Pescennius Niger | İç savaşta rakibini destekleyen kenti kuşatıp surlarını yıktı. Byzantium köy statüsüne düşürülüp Perinthos’a bağlandı. |
| M.S. 200’ler Başı | Yeniden İmar ve Augusta Antonina | Septimius Severus, Caracalla | Severus Surları, Tetrastoon (Augusteion) Meydanı ve Hipodrom inşa edildi. Kısa süre Augusta Antonina ismi kullanıldı. |
| M.S. 293 | Roma İmparatorluğu’nun Bölünmesi (Tetrarşi) | İmparator Diocletianus | İmparatorluk ikiye bölündü (Dörtlü Yönetim). Doğu Roma’nın yönetim başkenti İzmit (Nikomedia), Batı’nınki Milano oldu. |
| M.S. 313 | Milano Fermanı ve Hristiyanlık Serbestisi | I. Konstantin, Licinius | Hristiyanlığa inanç özgürlüğü tanındı. İki imparator arasında tek liderlik mücadelesi başladı. |
| M.S. 324 | Hrisopolis Savaşı (Üsküdar Zaferi) | Büyük Konstantin, Licinius | Konstantin rakibi Licinius’u Üsküdar/Kadıköy hattında mağlup ederek Doğu ve Batı Roma’yı kendi yönetimi altında birleştirdi. |
| 11 Mayıs M.S. 330 | Byzantium’un Başkent İlan Edilmesi (Nova Roma) | İmparator I. Konstantin | Roma İmparatorluğu’nun başkenti Byzantium oldu ve “Nova Roma” (Yeni Roma) ilan edildi. 337’de ölümünden sonra Konstantinopolis adı yerleşti. |
Byzantium Tarihi ve Roma Dönemi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul’un Roma İmparatorluğu egemenliğine girdiği Byzantium dönemi, imparatorluk başkenti oluşu, isim kökenleri ve kentsel dönüşümü hakkında en çok merak edilen soruları aşağıda bulabilirsiniz.
Byzantium ismi, kentin M.Ö. 7. yüzyıldaki kurucu lideri Megaralı Kral Byzas’ın adından gelmektedir. Antik Hellence “Byzantion” olan isim, M.S. 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu egemenliğiyle birlikte Latinceye “Byzantium” olarak uyarlanmıştır. Kelime anlamı olarak “Byzas’ın Şehri”, “Byzas’a Ait Yer” demektir. Bu adlandırma aynı zamanda modern tarihçilerin Doğu Roma İmparatorluğu için kullandığı “Bizans” kavramının da tarihsel kökenini oluşturmaktadır.
Sanat tarihi, renk paletleri ve moda dünyasında “Byzantium” ismi, antik çağda Doğu Akdeniz dünyasında imal edilen ve Roma/Bizans imparatorluk ailelerinin asalet simgesi olan görkemli purpur (erguvan) rengini ifade etmektedir. Çivit mavisi ile kırmızının koyu bir karışımı olan bu renk, ton olarak koyu erguvan, morumsu koyu pembe veya mor-bordo arası zengin bir tonu temsil etmektedir.
Byzantion antik kentinin kurucusu ve ilk kralı, antik Yunanistan’ın Megara kentinden yola çıkan denizci kolonistlerin lideri Kral Byzas’tır. Antik efsanelerde ve mitolojik kayıtlarda Kral Byzas, Denizler Tanrısı Poseidon ile Keroessa’nın oğlu olarak kabul edilmekte ve Sarayburnu (Bosporos Akra) civarında kentin temellerini atan kişi olarak gösterilmektedir.
M.S. 193-196 yılları arasındaki Roma iç savaşında rakibi Pescennius Niger’i destekleyen Byzantium kentini kuşatan İmparator Septimius Severus, çetin direnişin ardından kenti ele geçirerek surlarını yıktırmış ve şehri köy statüsüne düşürerek Perinthos’a bağlamıştır. Ancak kısa süre sonra kentin jeopolitik önemini kavrayarak Septimius Severus Surları’nı, Sultanahmet Meydanı’ndaki Tetrastoon (Augusteion) Meydanı’nı ve anıtsal Hipodrom’u inşa ettirerek şehri adeta yeniden kurmuştur.
Nova Roma, Latince “Yeni Roma” anlamına gelmektedir. Roma İmparatoru I. Konstantin, 11 Mayıs 330 tarihinde imparatorluk yönetim merkezini Roma ve İzmit’ten Byzantium kentine taşıyarak şehri resmen imparatorluğun yeni başkenti ilan etmiş ve kente Nova Roma adını vermiştir. İmparatorun 337 yılındaki ölümünün ardından kent “Konstantinopolis” adıyla anılmaya başlanmıştır.
Ayrıca İlgili Linkler:
İstanbul gezilecek önemli Müzeler ve tarihi yerler
İstanbul Tarihöncesi Dönemi Tarihi
İstanbul Konstantiniyye Tarihçesi
İstanbul Tarihi Cumhuriyet Dönemi
