Sultanahmet Camii avlusu - Blue Mosque courtyard

Sultanahmet Camii Bilgileri: Bir Mimarlık Harikası

Sultanahmet Camii tarihi yarımada İstanbul’un silüetini belirleyen Ayasofya’nın hemen yanı başında, tarihi At Meydanı denilen Sultanahmet meydanı içinde yer almakla birlikte gerek yapım bilgileri, gerek mimarisi ile önemi Osmanlı yapılarından biridir ve Mavi Camii, Sultanahmed Camii, Sultan Ahmed Camii olarak da bilinmektedir. İstanbul başkent olduktan sonra özellikle mevcut olan Hristiyan dini yapılarını devşirerek veya yıkılan yapıların o dönemden kalma mimari unsurlarını kullanarak yapılar yapılması bilinen ve antik dönemden beri uygulanan bir yöntemdir. Sultanahmet Camii de bu yöntemi de içeren inşai tekniklerle yapılan Osmanlı dönemi yapılarından biri olmakla birlikte İstanbul tarihi ve Osmanlı Sultanları adına yapılan/yaptırılan yapılar içinde önemli bir konumdadır.  

Sultanahmet Camii Hakkında Bilgiler ve Özellikleri

1985 yılında Türkiye’den UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ‘İstanbul’un Tarihi Alanları’ sınırları içinde yer alan Sultanahmet Camii ve Külliyesi, iç mekanındaki çinilerle de ismini duyurmakta ve bu yüzden ülkemize gelen turistlerce ‘Blue Mosque’ olarak anılmakta ve bilinmektedir. Ayrıca 1930’lu yıllardan sonra basılan 500 Lira’nın ön yüzünde Sultanahmet Camii çizimi bulunmaktadır.

Osmanlı padişahlarının kendi adına, Osmanlı sınırları içinde başkent İstanbul dahil olmak üzere birçok yapı yaptırması bir gelenek haline gelmiştir. Bunlara aynı zamanda Selatin Camiler de denilmektedir. Sultan I. Ahmed tarafından kendi adına yapılan bu yapının inşasında padişah da çalışmalara iştirak etmiş ve caminin bittiği yıl olan 1617 yılında tifüs hastalığından vefat ederek cami yanındaki türbeye sanduka içinde gömülmüştür. Sultanahmet Cami, gerek konumu ve önemi gerekse mimari özellikleri ve güzelliği ile İstanbul’un çok ziyaret edilen camilerin başında gelmektedir.

Sultanahmet Camii Ziyaret Saatleri ve Giriş Bilgileri 2026

Sultanahmet Cami ibadete açık olan camilerimizden biridir. İbadet etmeyecek olan ziyaretçi ve turistler ibadet saatleri haricinde cami ziyaret edilebilir ve fotoğraf çekilebilir. Avlu içinde giriş tabelaları ile ziyaretçiler yönlendirilmiş olsa da ana kapıdan da girilebilmektedir.

Cami iki bölüme ayrılmıştır. Ön bölüme ibadet saatleri içinde ibadet edenler girebilmekte ve kadınlar girememektedir. İbadet saatleri haricinde de ön bölüme yine sadece erkekler girebilmektedir. İbadet saatleri arasında turistlerin ön bölüme girmeleri sadece erkekler için serbesttir. Kadınlar sadece arka ve yan bölümlerde fotoğraf çekip yapıyı inceleyebilmektedir.

Sultanahmet Camii avlusu - Blue Mosque courtyard
Sultanahmet Camii avlusu – Blue Mosque courtyard

Sultan Ahmed veya Sultan I. Ahmed Kimdir?

Sultan III. Mehmed’in oğlu olarak Nisan 1590’da Manisa’da dünyaya gelen I. Ahmed, babasının 1595 senesinde Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte ailesiyle saraya nakledilmesinden dolayı Manisa’dan İstanbul’a gelmiştir. Şehzade Ahmed, babası III. Mehmed’in padişahlığı döneminde sarayda kalarak bir nevi orada hapsedilmiştir. Babası Sultan III. Mehmed’in 1603 yılında vefat etmesinin ardından I. Ahmed henüz 14 yaşında iken 14. padişah olarak Osmanlı padişahı olmuştur. 22 Kasım 1617 yılında vefat edene kadar 14 yıl boyunca tahtta kalmıştır.

I. Ahmed döneminde yaşanan en önemli meselelerin başında saltanatın devamı (intikal) gelmiştir. Sultan, tahta geçtikten sonra babası III. Mehmed döneminde yaşanan ve oldukça elim bir hadise olarak anılan kardeş katli meselesine bir son verilmesi için saltanatın intikalinin belirli bir kurala bağlanmasını sağlar. O tarihe kadar bir kuralı ve nizamı olmayan cülusun, I. Ahmed’den itibaren ekberiyet ve erşediyet kuralına uyularak hanedanın en büyük ferdinin tahta geçmesi usulü benimsenir. Bu kanuna binaen de Sultan Ahmed’e halef olarak I. Mustafa’nın seçilmesine, geri kalan şehzadelerin ise sarayın özel bir yerinde kafes içerinde tutulmasına karar verilir. Topkapı Sarayı Harem Dairesi içinde şehzadelerin tutulduğu bu bölüme Kafes, Şimşirlik veya Şehzadegan Dairesi denilmektedir.

Böylelikle I. Ahmed 17. yüzyılın başına kadar yaşanan taht kavgalarına bir son vererek kendisinden sonra yaşanabilecek olan tartışmaların da önüne geçmiştir.

Sultan I. Ahmed döneminde meydana gelen bir diğer önemli olay, Osmanlı sanat tarihinde önemli yapılar arasında sayılan ve İstanbul’un en meşhur simgelerinden biri olan Sultanahmet Camii ve külliyesinin inşa edilmesidir.

Sultan I. Ahmed, Handan Valide Sultan’ın oğluyken ölümünden sonra yerine Halime Valide Sultan’dan olma kardeşi I. Mustafa veya Deli Mustafa geçmiştir. Eşleri arasında en çok Kösem Mahpeyker Haseki Sultanı sevmiştir. Bahtî mahlasını kullanarak şiirler yazdığı bilinmektedir.

Sultanahmet Camii fotoğrafları - Sultanahmet Mosque photographs
Sultanahmet Camii fotoğrafları – Sultanahmet Mosque photographs

Sultanahmet Camii Yapım Tarihi ve Aşamaları

Osmanlı imparatorluğunun başkenti İstanbul’un bir İslam şehri hüviyetini kazanabilmesi için Osmanlı padişahları büyük çaba sarf etmişlerdir. Şehrin Konstantinopolis’ten bir Osmanlı şehri olan Konstantiniyye’ye dönüşümü için Ayasofya başta olmak üzere kiliseler camiye çevrilmiş ve şehrin önemli yerlerine büyük selatin camileri inşa edilmiştir. Buna en güzel örneklerden biri neredeyse İstanbul’un her yerinden görülebilen Süleymaniye Camii’dir.

Cami ile birlikte İslam şehrinde olması gereken en önemli yerler arasında caminin etrafında ve külliyeye dahil olan imaret, bedesten, kervansaray ve pazar yerleri yine inşa edilen sosyal yapılar arasında yer almıştır. Nitekim külliye içerisine dahil edilen bu yapılarla birlikte şehir, cami etrafında şekillenmiş ve halk burada hem ibadetlerini yerine getirmiş hem de bazı ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir. Sultanahmet Camii ve Külliyesi yapımı esnasında görülmektedir ki bu inşa faaliyeti, sadece bir cami yapmak değil de büyük bir meydan ve şehir düzenlemesidir.

Sultanahmet Camii ile başlayan külliye inşası 2 Ağustos 1609 yılında başlamış ve 1619 yılına kadar sürmüştür. Cami yapısı ise 2 Ağustos 1609’dan 25 Temmuz 1615 (farklı kaynaklara göre tüm külliye inşası ise 24 Temmuz 1620) yılları arasında inşa edilmiş ve 1616 yılında ise ibadete açılmıştır. Tüm bilgiler Ruznamçe adı verilen kayıt defteri ile kayıt altına alınmıştır.

Cami Yapımına Karar Verilmesi

Sultanın özel imamı Mustafa Safi, Tevbe Suresi 18. Ayet’ten hareketle İstanbul içinde bir cami yaptırma tavsiyesini sultana iletir ve sultanın da bu şekilde düşündüğünü eserinde anlatmaktadır. Çünkü Zitvatorok Anlaşması imzalanmıştır.

Bunun üzerine Sultan I. Ahmed’e birçok yer gösterilir ancak gösterilen yerleri beğenmez. En son kendisine İbrahim Paşa Sarayı’nın arsası takdim edilir. Sultan, buranın kıble tarafındaki Ayşe Sultan Sarayı’nın bulunduğu yeri tercih eder. Sultan, ikinci vezir Mehmed Paşa ve Darüssaade Ağa’sı Mustafa Ağa ile seçilen konumda şeyhülislam ile buluşup, cevâz (onay) ister.

Şeyhülislam, bu caminin cemaatinin az olabileceği kaygısını dile getirdiğinde; Sultan Ahmed Han’ın haneler yıkılmayıp saraylar gidecekken bu mahallede niye cemaat az olsun mealinde cevap verdiği ve sonrasında cevâzı aldığı kaydedilir.

Sultanahmet Camii Kazı Töreni

8 Ekim 1609 Perşembe günün inşa töreni için ‘mübarek’ bir vakit olarak belirlenir. Mimarbaşı Mehmed Ağa’nın (Sedefkâr Mehmed Ağa) getirdiği maket (!) üzerine caminin planı netleşir ve kazıya başlanır.

Padişahın izlemesi için yüksek bir kasır yapılır. Şeyhülislam başta olmak üzere sadrazam, vezirler, ulema, kazaskerlerin de bulunduğu devlet ileri gelenleri, dualarla temel kazar, Sultan I. Ahmed de bizzat kazmayla törene iştirak eder. Temele ilk kazmayı Sultan I. Ahmed vurmuştur. Bu kazma günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Eserleri içinde yer almaktadır. Üzeri gümüş kakma süs motifleri ile bezenmiş olup sapı kadife kaplıdır. Sivaslı Şeyh Abdülmecid Efendi de temel şeyhi olarak anılmaktadır. Yani temele ilk taşı o koymuştur.

Temel kazısında bir sonraki aşama ise kurbanların kesilmesi ve yemek verilmesi olmuştur. Bir gün yeniçeriler, bir gün sipahiler, bir gün de vüzera ve devlet adamlarının kendi adamlarını göndermesiyle devam eden kazı ve hafriyat faaliyeti, temiz suyun çıktığı 16 Kasım 1609’a kadar devam etmiştir. Bu tarihte ise rutubetten etkilenmeyecek ahşap kazıkların inşa sahasının her yerine kakıldığı bildirilmektedir.

28 Şubat 1615’te At Meydanı tarafındaki cami avlusunun temelinin atılması ve camideki kemerlerin kilitlenmesi üzerine 25 baş kurban kesilmiştir.

17 Kasım 1615’te At Meydanı yönündeki yeni dükkânların ve mektebin temelinin atılmaya başlanıştır.

9 Haziran 1617 tarihinde ise Sultanahmet Camii’nin kilit taşı yapılan törenle konmuş olup caminin inşaatı bitirilmiştir. Bu tarihe avluya otağlar kurulmuş olup ziyafet verilmiştir. Sultanahmet Camii yapım masrafları ise Reşad Ekrem Koçu’nun aktardığı bilgilere göre 1811 yük (1 yük 100000 akçe) ve 2944 akçedir.

Sultanahmet Camii’nin temel kazısı sırasında, hafriyattan çıkarılan toprak ve dolgu malzemesinin, Hipodroma nakledilmesiyle, at meydanının kotunun yükseldiği de bilinmektedir. Caminin yapım detayları sonrasında caminin içinde bulunduğu Sultanahmet Meydanı hakkında kısa bilgi vermekte fayda var.

Sultanahmet Camii içi - Blue Mosque interior
Sultanahmet Camii içi – Blue Mosque interior

Sultanahmet Meydanı (At Meydanı) Tarihi

Sultan Ahmed Meydanı’nın ilk yerleşiminde yer alan sarayların konumu, Sultan Ahmed Camii’nden denize ve Topkapı Sarayı’na kadar olan yaklaşık 100.000 metrekarelik alandır. İstanbul’da Bizans imparatorlarının Ayvansaray üstlerinde yeni saray yapılana kadar kullandıkları saray, Latince ‘Palatium Magnum’ yani Büyük Saray olarak adlandırılmıştır. İlk binaları I. Konstantin (324-337) tarafından yapılan sarayın, en önemli kısımları Daphne, Magnatura ve Khalke Sarayları’dır. X. yüzyıla kadar çeşitli yapılarla zenginleştirilen saray, mozaiklerle de süslenmiştir.

532 yılında hipodromda başlayan Nika ayaklanması sırasında yıkılan saray, İmparator Justinianus tarafından yeniden yaptırılmıştır. XI. yüzyıl sonlarından itibaren, Ayvansaray üstlerinde yeni sarayın inşası ve Latin istilasıyla zenginliklerini kaybeden saray, harabe haline gelmiştir.

Sultan Ahmed Külliyesi’nin oturduğu alanın batısında yer alan hipodrom ise, Roma İmparatoru Septimius Severus döneminde (193-198) inşa edilmeye başlanmış ve İstanbul’u Doğu Roma’nın başkenti ilan eden İmparator Konstantin döneminde (324-337) tamamlanmıştır. Hipodrom, zaman içinde önemli ölçüde tahribata uğramış, özellikle Latin istilası sırasında buradaki saraylarla birlikte zenginliklerini de yitirmiştir. Günümüzde spinasını belirleyen üç anıt-sütun ile güneydeki sphendone duvarı sağlam olup, doğu-batı ve kuzey duvarları mevcut değildir.

Caminin inşa yeri, “At Meydanı” olarak bilinen bölgedir. Sultan Ahmed Camii ve Külliyesi’nin burada kurulmasından sonra, “Sultan Ahmed Meydanı” olarak kabul edilmiştir. At Meydanı Bizans döneminde hipodrom ve yönetimin merkezi saraylarla birlikte şehrin en önemli yerleşim yerini teşkil etmekteydi.

At Meydanı

Osmanlı döneminde at yarışlarının ve cirit oyunlarının yapıldığı bir yer olarak varlığını sürdürmüştür. Topkapı Sarayı’na yakınlığı sebebiyle çevresine inşa edilen önemli yapılarla yeni bir görünüm kazanmış, bayram şenlikleri ve saray düğünleriyle şehir hayatının merkezi haline gelmiştir. At Meydanı’nı ilk şekillendiren imar faaliyetleri; Divanyolu girişine 1491’de Firuz Ağa Camii, batısına XVI. yüzyıl başında İbrahim Paşa Sarayı, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Mimar Sinan’ın yaptığı su yoluna ait bir sıra saka çeşmesi ile bunun üst tarafına İsmail Maşuki’nin makamı ve Üçler Namazgâhı, doğusuna 1553’te Haseki Hamamı yapılmasıdır.

At Meydanı Osmanlı tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Yeniçeri ayaklanmaları genelde en yüksek mertebeye burada ulaşır, vurulan kelleler burada ağaçlara asılır, dönemin bayram kutlamaları da burada gerçekleşmektedir. Kısaca barındırdığı sarayları kadar At Meydanı, Osmanlı’nın kültür ve sosyal hayatında çok önemli bir yere sahiptir.

Sultanahmet Meydanı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde de önemli olmuştur. 1919 Mayıs’ında başlayan ve Halide Edip Adıvar gibi tanınmış isimlerin konuşmacı olduğu dört miting yüzbinlerce kişinin katıldığı ve yurt çapında millî bilinç uyandırılmasında ve Kuvâ-yi Milliye’nin örgütlenmesine rol oynamıştır. Amaç Türk halkının sesini ve işgale direnişini, Osmanlı sarayı ve Avrupa’ya duyurmaktır.

Son restorasyonlarda İbrahim Paşa Sarayı avlularından çıkan hipodrom tünel ve duvarlarına bakılacak olursa; o günkü İbrahim Paşa Sarayı’nın (günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi) yeniden inşası esnasında burada kalıntıların mevcut olduğu görülür. Arşiv dokümanlarına bakıldığında 1910’lı yıllardan beri At Meydanı’nda yapılan kazılar 1930’larda daha sistematik hale gelmiş, buluntular belgelenerek kazı alanının üstü dolguyla kapatılmıştır.

Sultanahmet Camii Yapımı İçin Satın Alınan ve Yıkılan Yerler

Gerek temlik kayıtları gerekse Ruznamçe ve masraf defterlerinde yapının ilk taşından son törenine kadar her anında mükemmel bir planlama ve örgütlenme göze çarpmaktadır. Yapı görevlileri satın alma işlemleri de dâhil işin her aşamasında takipçi olmuşlardır. Aşağıda belirtilen yapılar yıkılıp elde edilen taşlar ve çeşitli materyaller cami inşasında da kullanılmıştır.

Ahmed Paşa Sarayının Sultan I. Ahmed’e satılmasına dair Temmuz 1609 tarihli belge arşivlerdedir. Belgede alınan yerlerin sınırları detaylı olarak verilmektedir. Arsanın kuzey tarafında bulunan Mesih Paşa Sarayı’na göre diğer saraylardan bahsedilmesi dikkati çeker. Batısı Güngörmez Mahallesi, doğusu yol ve güneyinde Kanlı Mescid’le çevrelenmiş Ahmed Paşa Sarayı’nın alım satım işleminin altında 28 kadar önemli şahsiyetin isimleri yer alır. Aynı şekilde İbrahim Paşa Sarayı da satın alınmıştır.

Caminin inşası için, Ahmed Paşa Sarayı’ndan sonra, Sokullu Mehmet Paşa Sarayı da mülkün sahibi, Sokullu Mehmed Paşa’nın oğlu tarafından Sultan I. Ahmed’e satılmıştır. Temlik kayıtlarında bu sarayın yeri ise Kabasakal, Sinan Ağa mahallesinde üç tarafı yola bakan, bir tarafı da İskender Paşa Türbesi ile Abdi Ağa evleriyle sınırlanmış olarak tarif edilmektedir.

Cami inşaatı başlayalı bir yıl gibi bir süre geçmiş ve külliyenin diğer yapılarının da inşasına başlanmıştır. Buraların yapımı için yeni istimlâkler ve yeni satın almalar söz konusudur. Kasap İlyas mahallesinden Cafer Ağa kızı Havva’nın At Meydanı yakınındaki nakkaşhanede babasının yaptırdığı mescidi ve Ayasofya-i Kebir evkafından bazı dükkânları odaları ile enkazını ve pencere demirleri satın alınmıştır. Ayrıca At Meydanı yakınında bir tarafı Arslanhane’ye, bir tarafı Nakkaşhane’ye, diğer tarafları da yola bakan Bezirhane’nin yarısı da satın alınmıştır.

İstanbul Sultanahmet Camii Müezzin Mahfili ve cami içi - Istanbul Sultanahmet Mosque muezzins lodge and interior of the mosque
İstanbul Sultanahmet Camii Müezzin Mahfili ve cami içi – Istanbul Sultanahmet Mosque muezzins lodge and interior of the mosque

Sedefkar Mehmed Ağa Kimdir?

Sultanahmed Camii mimarı olan Sedefkar Mehmed Ağa hakkında nerede doğduğu ve kaç yılında doğduğu ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır, ancak 970 (1562-63) yılında Rumeli’den devşirme olarak getirildiği kaydedilmiştir. Mimar Sinan’ın öğrencisi olduğu ve ondan etkilendiği söylenebilir.

Sedefkar Mehmed Ağa’nın arkadaşlarından Cafer Çelebi’nin yazmış olduğu ‘Risale-i Mimariye’ isimli esere göre 1554-1558 yılları arasında doğmuş olduğu düşünülmektedir.

Söz konusu bu esere göre, 1575 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın türbe bekçileri arasında bulunmuştur. Sonrasında Topkapı Sarayı Hasbahçe’ye bekçi olarak atanmış ve Bostancılar Ocağı arasına karışmıştır. Bir gün Hasbahçe’deki Enderun Ağalarını saz çalarken görmüş ve ağaların hocasına dönüp koynundan çıkarttığı kese içindeki 90 altını şarkı söyleyen ağaların musiki hocasına vererek ‘kendisine de kaç çeşit saz varsa alınmasını ve üstünü de kendilerinin harcamasını’ istemiş. Kısa sürede sazendeden birçok saz dersi alan ve bu konuda yetişen Sedefkar Mehmed Ağa, gördüğü bir rüya üzerine sazendeliği bırakmış, sedefkârlığa ve marangozluğa merak sararak ricası üzerine sarayın sedefkar atölyesine kabul edilmiştir.

Mimar Sinan ve Sedefkar Mehmed Ağa

Herkes tarafından saygıyla karşılanan Mimar Sinan ise sedefkar atölyesine sık sık gelir burada sohbet eder. Bir gün Mehmed Ağa yapmış olduğu bir eseri Mimar Sinan’a gösterince ‘Aferin kalfa, bunu yapacak başka bir usta tanımıyorum. Bunu niçin padişahımıza hediye etmiyorsun?’ diye sorar.

Bunun üzerine 1589 yılında bir yıl uğraştığı sedef kakmalı rahleyi Sultan III. Murad’a takdim eder. İşçilik padişahın hoşuna gider ve Mehmed Ağayı saray kapıcıları arasına yükseltir. 1597 yılına kadar ulaklık görevi yaparak Mısır, Arnavutluk, Bosna gibi yerlere gider. 1597 yılında Su Nazırı görevine atanır. 1607 yılında da baş mimarlık görevine getirilir. İlk yapmış olduğu eser de Sultanahmed Camii’dir.

Sedefkar Mehmed Ağa’nın Sultan Ahmed Camii içindeki eserleri ahşap kısımlarda, kapı kanatlarında, (az da olsa) pencere kanatlarında görülebilir. Mihrabın her iki yanındaki pencerelerin sedefli kanatları kitabeleri ile birlikte görülmeye değer eserlerdir.

Sultanahmed Camii dışında, Kâbe’nin tamiratı, Üsküdar ve Ladik’te (Samsun) Sultan I. Ahmed camileri, Beylerbeyi’nde İstavroz Mescidi, Üsküdar’da Kavak Sarayı Mescidi, Güngören’de (Vidos) Sultan II. Osman Camii, Sultan III. Mehmed Türbesi, Eyüp Sultan Türbesi önüne ilâve ve Sultan I. Ahmed Sebili, Alemdar, Tophane, Haydarpaşa, Üsküdar, Haliç’te eski Tersane Sarayı’nda ve Çatalca-Çorlu arasında eski Kınık (?) kasabasında Sultan I. Ahmed çeşmeleri, Galata’da Sultan II. Osman Çeşmesi, İbrâhim Paşa Sarayı’nda tamirat, İstavroz Sarayı’nda ilâveler, Tersane Sarayı’nda Has Oda Kasrı, Beşiktaş’ta ve Topkapı Sarayı’nda Sultan I. Ahmed kasırları, Topkapı Sarayı ve Edirne Sarayı’nda imar faaliyetleri, Edirne’de Ekmekçizâde Ahmed Paşa Köprüsü ve Kervansarayı, Uzunköprü‘de Sultan II. Murad Camii ve Köprüsü’nün tamiri, İstanbul Zindankapı dışında kendi adına bir çeşme, İlbasan’da kendi adına cami, hamam ve çeşmeler onun eserleridir.

Sultanahmet Camii ana kubbesi ve yarım kubbeleri - Sultanahmet Mosque main dome and half domes
Sultanahmet Camii ana kubbesi ve yarım kubbeleri – Sultanahmet Mosque main dome and half domes

Sultanahmet Camii Mimari Özellikleri

Sultanahmet Camii’ni diğer camilerden ayıran en önemli özelliği altı minareli ve on altı şerefeli olmasıdır. Dördü üçer, ikisi ikişer şerefeli olmak üzere on altı şerefesi bulunan Sultanahmet Camii, Osmanlı camileri arasında bir ilk olarak kabul edilmektedir. Bu camiden önce altı minareli cami yalnızca Mekke’de bulunan Kabe’de yer almaktadır. Sultanahmed Camii’nin tasarımı Osmanlı camii mimarisi ile Bizans mimarisinin 200 yıllık bir sentezinin zirvesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cami merkezi planda ele alınmış olup klasik Osmanlı mimarisinin revaklı avlulu yapısının bir örneğini teşkil etmektedir. Caminin alanı 64 x 72 metredir. Külliye içerisindeki hünkâr kasrı, Osmanlı mimarlık tarihinde türünün ilk örneği olarak bilinmektedir. Sultan Ahmed Külliyesi ile ilk defa padişahların namazdan önce veya sonrasında oturup dinlenebilecekleri ve gündelik bazı işlerini konuşabilecekleri bir yapının tasarlanması ile meydana gelmiştir.

İçerisinde Ayasofya’dan birtakım Bizans etkileri içermesinin yanında geleneksel İslami mimari de ağır basmaktadır. Camii mimarı Sedefkâr Mehmed Ağa’nın, Mimar Sinan’dan etkilendiği göz önünde bulunarak bu eserinde ‘’boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam’’ fikirlerini başarıyla yansıttığını görebiliriz. Mehmed Ağa, camiyi yer seviyesinin biraz üstünde planlamış bu da camiinin, Ayasofya’dan daha yüksek görünmesini sağlamıştır.

Cami mekanının üç tarafı dış avlu duvarlarıyla, güney duvarı ise arastayı oluşturan dükkanlar dizisi ile çevrelenmektedir. Dış avluya kuzey ve doğu yönlerinde üçer; güney yönünde iki adet olmak üzere toplam sekiz adet kapıdan sağlanmaktadır. Bu kapılardan en önemlisi kıble ekseninde yer alan ana kapıdır. Bu prestijli anıtsal kapı, Hipodrom’un spina adı verilen yarış kulvarlarının güneyine açılmaktadır. Caminin avlusunun ortasında ise altı sütunlu altıgen bir çeşme bulunmaktadır.

Sultanahmet Camii müezzin mahfili ve cami içi - Blue Mosque interior and müezzin_s lodge
Sultanahmet Camii müezzin mahfili ve cami içi – Blue Mosque interior and müezzin_s lodge

Sultanahmet Camii Tasarımı

Sultanahmed Camii yapı itibariyle harim ve avlu olarak iki parçadan oluşmaktadır. En dış katmanından en içteki tafsilatlı işçiliğine mimarisinden, taş işçiliğine, çinisinden, kalem işlerine, hat sanatından ahşap işleme ve maden sanatına ve süslemelerine kadar her kısımda Klasik Osmanlı sanatının her örneğini içerisinde barındıran bir eser olarak karşımıza çıkan bu yapıtta fazlaca sayıda mavi çini olmasından dolayı “Mavi Camii (Blue Mosque)’’ olarak da adlandırılmaktadır. Bu yakıştırma, camiyle aynı döneme tarihlenen 21043 adet İznik çinisi ve üst kısımlarda farklı dönemlerde değiştirilmiş olmasına rağmen yoğun mavi rengin kullanıldığı kalem işleri nedeniyle uygun görülmüştür.

Sedefkâr Mehmed Ağa, bu camii inşasında üstadı Mimar Sinan’dan devraldığı fikir ve kompozisyonları ileri taşımış ve bu durum kendisini cami, pencereler, kemer sistemi, dış görünüş ve oranlar açısından belirgin bir konuma getirmiştir. Mehmed Ağa, mimari olarak kabiliyetini dış çehrede gösterdiği gibi iç mimaride de sedefkârlık bilgisini ve ustalığını en ince ayrıntılarına kadar belli etmiştir.

Osmanlı Dönemi Klasik Camii Anlayışı

Sultanahmet Camii, klasik dönem camilerinde pek tercih edilmeyen bir uygulama ile on iki basamaklı bir podyum üzerine inşa edilmiştir. Bu şekilde caminin uzaktan dahi algılanması amaçlanmış olabileceği düşünülmektedir. Yapının duvarları hafif, işlenmesi kolay bir malzeme olan küfeki taşından inşa edilmiştir.

Camii’nin iç mekân düzenlemesi öylesine ustalık ile yapılmıştır ki nerede bulunulursa bulunulsun her yerden mekâna hâkim bir bakış açısı vermektedir. Bu da estetik zevki had safhaya taşımaktadır. Camiinin meydan seviyesinin yukarısında olduğu bilgisini belirtmiştik; dolayısıyla kubbe sayısı fazla buna bağlı olarak da camide pek çok sayıda pencere kullanılmıştır. Tüm bu etkenler cami içerisindeki işlemeler, süslemeler ve çiniler ile birleşince ortaya resmen bir ışık dansı çıkarmış camiyi, sadece uhrevi bir alan olmanın yanında göze hitap eden bir mekân haline getirmiştir.

Cami dışta iki yanda yer alan sivri kemerli galerili cepheleriyle hareketli bir görünüme sahiptir. Bu cepheler duvar payandalarıyla üçe bölünmüştür. Tek katlı olarak düzenlenen kuzey bölümleriyle çift katlı düzenlenen güney bölümleri üçer kubbeyle örtülü olup eşit büyüklükteki kemerlere sahiptir.

Beyaz mermerlerin Marmara Adası’ndan, kırmızı somaki taşın (porfir) Anadolu Mihaliç’ten, ahşap malzemenin Bartın, Ereğli, İzmit, Karasu, Üsküdar, Rumeli ve Samanlı Ormanlarından, kubbe kaplamalarında kullanılan kurşun malzemelerinse Üsküp ve Sidre Kapsa’dan getirildiği bildirilmektedir.

Sultanahmet Camii Ana Kubbesi ve Kubbeleri

Çok kubbeli, çok destekli İran ve Arap camilerine kıyasla Osmanlı camilerinde, müminlerin mümkün olduğunca büyük ve tek bir kubbe altında toplanması hedeflenmiştir. Bu denli büyük üst örtülerinin inşa edilebilmesi için kuşkusuz geometri ve fizik konularında yetkin bilgi birikimine sahip olmak gerekmektedir. Bu sebeple yatay ağırlıkların taşınması ve zemine aktarılmasında düşey elemanlar olan kemerler, sütunlar, payeler ve taşıyıcı özelliğe sahip duvarlardan faydalanılmıştır. Kare ya da kareye yakın planlı yapıların, kubbelerin dairesel formuna geçişinde ise çeyrek kubbe, Türk üçgeni, pandantif gibi mimari öğeler tercih edilmiştir. Mekânı mümkün olan en fazla kişinin faydalanabilmesi adına genişletme isteği doğrultusunda, yarım kubbelerden ve daha küçük geçişlerin sağlanabilmesi için tonozlardan yararlanılmıştır.

Ana merkezi alan olan harimi örten kubbe 23,50 metre çapındadır. Kubbenin yerden yüksekliği ise 43 metredir ve 4 adet 5 metre çapında silindir formlu fil ayağı tarafından taşınmaktadır. Ortadaki bu büyük merkezi kubbeye, dört yönde eklenen dört yarım kubbe ile mekân genişletilmiştir. Dört yöne gerçekleştirilen bu genişletmeye ek olarak üçer çeyrek kubbe eklenmiş böylece elde edilebilecek en geniş alana ulaşılması sağlanmıştır. Dört yanda köşelerde kalan mekanlar içinse dört kubbe kullanılarak; yaklaşık kare planın üst örtüsü tamamlanmıştır. Kısaca caminin her yanı küçük kubbelerle kaplıdır.

Ana kubbeyi taşıyan dört büyük pâye ikişer yönde sivri kemerlerle duvar pâyelerine bağlanmıştır. Sultanahmed Camii ana kubbe içinde Fatır Suresi 41. Ayet bulunmaktadır. Ana kubbenin çevresine ise Nur Suresi 35. Ayet yazılmıştır.

Sultanahmet Camii süslemeleri ve vitray detayları - Blue Mosque dome, pendentive and stained glass decorations
Sultanahmet Camii süslemeleri ve vitray detayları – Blue Mosque dome, pendentive and stained glass decorations

Sultanahmet Camii Minareleri

Küfeki taşıyla inşa edilmiş altı minarenin dördü harimin köşelerine, ikisi ise avlunun diğer köşelerine yerleştirilmiş ve böylelikle sanatsal bir ahenk elde edilmiştir. Minarelerin şerefe altları mukarnaslı, korkulukları geometrik ajurludur. Kurşun kaplı külahla minarelerden harimin köşesindekilerin külahlarının altında çini levhalar bulunmaktadır.

Kalem şeklindeki minarelerin her biri üçer şerefeden oluşmakta olup, büyük meydanın sonunda kalan iki minarenin ise sadece iki balkonu bulunmaktadır. Balkonlara döner merdivenle erişilir.

Sultanahmet Camii Harimi

Harim mekânı duvarlara ve kubbe eteğine açılan 260 renkli camlı pencere ile ferahlatılmıştır. Bu renkli cam veya vitraylar Venedik yöneticilerinden hediye edilmiştir. Bilindiği gibi Venedik tarihinin çoğunda cam konusunda ustalaşmıştır. Harimin kıble cephesi hariç, üç tarafı yerden hafif yükseltilmiş galeri mekânı ile çevrelenmiştir. Kemerli sütunlarla harimden ayrılan bu galerilerin üst katı da yine üç yönde fevkani bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Üst galeri aynalı tonozlarla örtülmüştür. Bu şekilde harimin üç yöne daha fazla genişlemesi sağlanmış, fevkani düzen sayesinde de kişi sayısının arttırılması hedeflenmiştir.

Yapının genelinde olduğu gibi harimde de gömme sütunlar mermer gövdeli olarak kullanılmıştır. Sütunlar kaidesizdir. Sütun başlıklarında bronz bilezikler kullanılmıştır.

Harimin ortasında dört adet yivli, mermer il ayağı bulunmaktadır. Galerilerde toplam sekiz adet olmak üzere, bu il ayaklarının minyatürleri kullanılmıştır. Minyatür il ayakları orta galerilerde ikişer adet kullanılırken; arka saflardaki köşe galerilerde de birer adet kullanılmıştır. Galeri bölümlerinde minyatür il ayaklarının aralarında belli bir simetriyi takip etmek koşuluyla puding taşı ve granit gövdeli sütunlar kullanılmıştır.

Harim bölümünde 4 farklı çeşit mermer mukarnas sütun başlığı görülmektedir. Kuzeydeki minare gövdelerinde stilize servi motifleri vardır. Kurşun kaplı külâhla sonlanan minarelerden harimin köşesindekilerin külâhları altında firuze çini levhalar, kuzeyde yer alan iki minarede ise 1894 depremi sonrasında yapılmış olan kabarık girlant bitki süslemeleri bulunmaktadır.

Sultanahmet Camii Sütunları

Sultanahmet Camii içinde sütunlarda kullanılan taşlar arasında mermer, granit ve somaki taşı olduğu bildirilmektedir. Yapıda harim, iç ve dış avlular ayrıca yan revaklar dahil olmak üzere toplam 214 adet sütun, 20 adet gömme sütun, 4 adet il ayağı ve harimde 8 adet küçük il ayağı formlu sütun bulunmaktadır.

Dış avlu sütunları, abdesthane, giriş kapıları ve revaklarda farklılık göstermektedir. Abdesthane sütunlarının tamamı kare planlı olarak mermerden üretilmiş ve üst kısımlarında yine mermer baklavalı sütun başlıklarına yer verilmiştir.

Harime giriş kapılarında, sütunların gövde kısmı daire formunda ve kırmızı granitten üretilerek, başlıklarda mermer mukarnaslar tercih edilmiştir.

Caminin mermer döşemeli iç avlusu ise 26 sütun üzerine 30 kubbeyle örtülü revakla çevrilmiştir.

Sultanahmet Camii Avlu Kapıları

Sultanahmet Camii avlusuna 3 kapıdan girilmektedir. Bir sanat eseri olan bronz kapı kanatlarını, diğer avlu yan kapıları gibi, ünlü vakanüvisimiz Evliya Çelebi’nin babası, kuyumcu Zılli yapmıştır. Kapıların geometrik geçmeleri dışında, ajurlu demir menteşe klapaları kazıma tekniğiyle işlenmiş ve kapılarda Rumi desenlere yer verilmiştir. Sultanahmet Camii kapılarının Osmanlı mimarisindeki bir başka önemi ise bronzdan yapılmış olmalarıdır. Çünkü kendisinden önceki ve sonraki tüm selatin camilerin kapıları ahşaptan yapılmıştır.

Mihrap ve Minber

Sultanahmet Camii mihrabı yaldızlı mermerden yapılmış, mukarnas ile süslenmiş ve Kuran’dan ayetlerle süslenmiştir. Mihrabın sağında, kıble duvarında, konik bir şekle sahip, zarif bir şekilde dekore edilmiş altın minber bulunmaktadır.

Hünkâr Mahfili

Hünkâr mahfili zeminden sütunlara atılan kemerlerle yerden yükseltilmiş olarak, caminin güneydoğu köşesinde yer almaktadır. Bir tarafı üst kat galerisiyle birleşik olarak mihraba doğru girinti yapmaktadır. Bu kısımda hünkara özel beyaz mermer mihrap bulunmaktadır. Mahfilin alt kısmında camiinin ilk inşa döneminden kalma ahşap üzerine ince kalemişi ve altın yaldız bezemeler bulunmaktadır.

Hünkâr mahfilinde karşılıklı beşer adet olmak üzere toplamda on adet sütundan oluşmaktadır. Minbere bakan son iki sütun gövdesinde ise koyu renkli farklı iki taştan gövdeler tercih edilmiştir. Bu taşların biri breş taşıyken, diğeri koyu renkli mermerdir. Harim genelinde hiçbir sütunda kaide kullanılmamışken, bu sütunlarda ufak kaideler olduğu görülmektedir.

Sultanahmet Camii vitrayları - Sultanahmet Mosque interior stained glass decorations
Sultanahmet Camii vitrayları – Sultanahmet Mosque interior stained glass decorations

Sultanahmet Camii İçinde Bulunan Hat Yazısı ile Yazılmış Ayetler Nelerdir?

Sultanahmet Camii içinde hat yazısı sanatı ile birçok ayet yazılmıştır. Ayrıca Küfi yazı sanatı ile yazılmış çeşitli plakalar da mevcuttur. Bunlar:

Ana kubbeyi taşıyan dört büyük pâye ikişer yönde sivri kemerlerle duvar pâyelerine bağlanmıştır. Sultanahmed Camii ana kubbe içinde Fatır Suresi 41. Ayet bulunmaktadır. Ana kubbenin çevresine ise Nur Suresi 35. Ayeti bulunmaktadır.

Kıble yönündeki orta yarım kubbede Enam Suresi 79. Ayet, sağ çeyrek kubbede Ahzap Suresi 56. Ayet, mihrap üzerinde Bakara Suresi 277. Ayet, orta yarım kubbede de Bakara 277. Ayeti bulunmaktadır.

Kuzey yönündeki çeyrek kubbelerde Bakara 43, Bakara 115 ve Araf 29. Ayetleri bulunmaktadır.

Orta yarım kubbede Lokman Suresi 22. Ayet bulunmaktadır.

Cümle Kapısı üzerinde İsra Suresi 78 ve 79. Ayetleri bulunmaktadır.

Güney yönündeki orta yarım kubbede Hacc 77. Ayet, çeyrek kubbelerde ise Ankebut Suresi 45. Ayetleri bulunmaktadır.

Pandantiflerde Allah, Muhammed, Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-i Zınnureyn, Ali, Hasan, Hüseyin yazıları bulunmaktadır.

Fil Ayaklarının üzerlerinde Tevbe 108, Bakara 186, Tevbe 18, Ra’d Suresi 2. Ayeti bulunmaktadır.

Mihrap üzerindeki iki bandın üzerindekinde Ali İmran 34. Ayet, altındaki bantta ise Ali İmran 39. Ayet yazmaktadır. Mihrap üzerindeki en geniş bantta ise Bakara 277. Ayet bulunmaktadır. Mihrap yanındaki küfi yazıda ise Aşere-i Mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişinin isimleri) yazmaktadır.

Sultanahmet Camii El İşleri, Süslemeleri ve Çinileri

Sultanahmet Camii’ne Mavi Camii denilmesinin sebebinin iç duvarları süsleyen dekoratif mai İznik çinilerinin olduğunu belirtmiştik. Alt sıra pencere üstlerinden başlayarak üçüncü sıra pencere altlarına kadar duvar yüzeyleri çinilerle kaplanmıştır. Caminin duvarları, elliden fazla farklı lale tasarımını birleştiren 21043 seramik karoyu kaplamaktadır. Caminin alt kısmındaki çiniler gelenekseldir. Caminin üst kısımlarının tasarımları ise çiçekler, meyveler ve selvi ağaçları ile dekore edilmiştir. Çinileri yapan kişinin sadece ismi (Kaşici Hasan veya Çinici Hasan) bilinmekle birlikte başka bir bilgi bulunmamaktadır.

Özellikle mahfil duvarlarında yer alan çiniler mekân içinde gözü yormayacak şekilde yerleştirilmiştir. Panolar halindeki düzenlemelerde en önemli kompozisyonlar kuzey mahfil duvarında görülmektedir. XVI. yüzyılın ikinci yarısı ile XVII. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen çiniler sır altı tekniğinde yapılmıştır. Büyük çoğunluğunu natüralist desenler oluşturmakla beraber değişik kompozisyonlara sahip çiniler de görülmektedir.

Camide duvarların üçüncü sıra pencere hizasından yukarısı kalem işleriyle süslenmiştir. Bitkisel desenlerin hâkim olduğu kalem işlerinde son yıllarda yapılan restorasyonlarda orijinal örnekler ortaya çıkarılmıştır. Taş üzerine yapıldığı anlaşılan bu kalem işlerinden iyi durumda olan kısımlar koruma altına alınmıştır. 1883 yılında bu orijinal kalem işlerinin üzeri sıvanarak kapatılmış, yerine ana hatlarıyla klasik desenlere benzemekle beraber boyutları değiştirilerek detayları yok edilmiş ve devrine uymayan renklerle boyanmış kalem işleri yapılmıştır. 

Kalem İşi Süslemeler

Cami içindeki yazıların Hattat Seyyid Kasım (Gubarî) tarafından yazıldığı kaynaklarda belirtilmektedir. Bir Sülüs yazısı ustası olan Kasım Gubari’nin Gubari ismini almasının sebebi bir pirinç tanesi üzerine İhlâs-ı Şerîf yazma hünerini göstermesidir. Günümüzde bu pirinç tanesi de Topkapı Sarayı Müzesi eserleri/arşivleri arasındadır.

Avluda cümle kapısı önündeki kubbenin içi daha zengin ve itinalı olmak üzere bütün revak kubbeleri ve pandantiflerinde yakın zamanda yenilenmiş kalem işi süslemeler görülmektedir. Yapıda kapı ve pencere kanatlarıyla vaaz kürsüsünde çoğu kündekârî tekniğinde olmak üzere geometrik desenlerde süslemeler vardır. Bunlardan mihrap duvarında yer alan pencere kanatlarıyla caminin üç ana kapısındaki kanatlarda ve vaaz kürsüsünde sedef, bağa, fildişi, gümüş ve renkli ağaç kakmalarla zengin işçilik görülmektedir. Camideki diğer pencere ve kapı kanatlarında ise yalnızca geometrik düzenlemeler mevcuttur. Camide mihrap ve minberde bitkisel ve geometrik kompozisyonlu taş süslemeler bulunmaktadır. Mahfil korkuluklarında ajurlu şebekeler vardır.

Mihrap duvarında pencere içlerinde ve önlerinde mermer zemine geometrik kompozisyonlu renkli taş kakmalar yapılmıştır. Mihrabın solunda duvarda renkli taş bir pano ile sekizgen bir kûfî yazı kompozisyonu görülmektedir. Mahfilleri taşıyan sivri kemerlerde iki renkli taş alternatif olarak kullanılmıştır. Mahfil ve revak kemerlerinin köşe dolgularında renkli taş kakmalar vardır. Yapıda pencere ve kapı kanatlarında bulunan madenî aksam dışında caminin revaklı avlusundaki bronz kapılarda da süslemeler mevcuttur. Özellikle mihrap aksındaki kapıda ince işçilik dikkat çekicidir. Aynalar on kollu yıldızdan gelişen geometrik kompozisyonlu olup her bir geometrik şeklin içinde kabarık bitkisel süslemeler yer almaktadır. Aynaların etrafında mevcut süslemeler ise kazıma tekniği ile yapılmıştır.

Sultanahmet Camii Külliye Yapıları

  • Cami
  • Hünkar Kasrı
  • Darülhadis Medresesi
  • Darülkurra
  • Matbah
  • Kiler
  • Fırın
  • Ambar
  • İmaret
  • Sıbyan Mektebi
  • Medrese
  • Tekke
  • Darüşşifa
  • 4 Adet sebil
  • Türbe
  • Kahvehane
  • İmam odaları
  • Dükkanlar
  • 2 Kasır
  • Vakıf Hamamı
  • Mahzen

Simetrik olarak konumlanmayan külliye binaları topografya, arsa durumu ve Atmeydanı’ndaki anıtlar dikkate alınarak yerleştirilmiştir.

Ancak Sultanahmet Camii külliyesinin bir kısmı zaman içerisinde deprem ve yangın gibi bazı afetler sonucunda hasar görür ve bazılarının yerine yeni yapılar inşa edilir. Bazı yapılar ise günümüze kadar gelemez. Özellikle 1912 senesinde İstanbul’da Suriçi’ni oldukça etkileyen İshakpaşa yangınında cami ve külliyenin bazı yapıları zarar görür. Bu yapılar arasında caminin minarelerinden birinin külahı ve hünkâr mahfilinin saçakları, mektebi ve medresesi yer alır.

Sultanahmet Camii avlusunun kuzey kesiminde medrese, Darülkurra ve türbe yer almaktadır. Caminin avlusunun güney tarafında ise arasta, odalar, hamam, sebil ve çeşme bulunmaktaydı. Ayrıca darüşşifa, imaret yapısı içerisinde yer alan mutfak, kiler, fırın ve yemekhane, odalar, evler ve dükkanlar ise Atmeydanı’nın Marmara Denizi yönüne yerleştirilen yapılar arasındaydı. Ayrıca külliye içerisinde önemli bir yer tutan su yapılarıyla dört tane sebil yer almaktaydı. Bu sebillerin ikisi camiyi çeviren duvarlarda ve meydana bakan iki köşesindeki girişlerde bulunmaktaydı. Bunun yanı sıra külliye içerisinde bir de mescit yapısının olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Mehmed Paşa Sarayı civarına yapılan bu mescid, külliye inşa görevlilerinin ihtiyacı için 1610 senesinde inşa edilmiş olup “Mescid-i Kanlu” olarak da bilinmekteydi.

Sultan I. Ahmed Türbesi

Caminin kuzeyinde kalan türbe I. Ahmed’in vefatından sonra inşa edilmeye başlanmış ve 1619 yılında II. Osman tarafından tamamlanmıştır. Köşeleri hafif pahlanmış olan kare planlı yapı tromplarla geçişi sağlanan büyük bir kubbeyle örtülüdür. Önünde üç birimli revak bölümü yer alan türbede kapının tam karşısında dârülkurrâya doğru uzanan bir eyvan bulunmaktadır. Dış cephesi silmelerle bölümlenmiş mermerle kaplı olan türbenin istiridye kabuğu şeklinde alınlığa sahip kapısının üzerinde kitâbe mevcuttur.

Türbenin kapısı abanoz ağacıyla kaplanmış olup zengin fildişi, sedef ve gümüş kakmalarla süslenmiştir. Kapı aralığının tavanında mermer üzerine girift bitkisel kompozisyonlu bir süsleme vardır. Yapının içinde birinci sıra pencere araları sır altı tekniğinde bitkisel kompozisyonlu İznik çinisiyle kaplanmıştır. Üstte yapıyı dolaşan çini kitâbe kuşağı yer almaktadır. Pencere içlerinde de farklı renk ve düzende çiniler görülür. Duvarlarda ikinci sıra pencere aralarından yukarısında ve kubbede kalem işi süslemeler yapılmıştır. Kalem işlerindeki zikzaklı düzenleme Kâbe örtülerini hatırlatması açısından ilginç bir uygulamadır. Türbede otuz altı adet sanduka vardır. Burada I. Ahmed’den başka hanımı Mahpeyker Kösem Sultan, II. Osman ve IV. Murad ile hanedan ailesinden çeşitli kişilerin sandukaları bulunmaktadır.

Sultanahmet Camii Efsaneleri

Bir söylentiye göre insanlar sadece Kabe’deki camide altı minare olduğunu söyleyerek karşı çıkmışlardır. Sultan Ahmed’in Hac’a gitmeden önce vezirine cami için altın minare yapmasını emrettiği, vezir ise dört altın minare yapmak yerine altı minare inşa ettirmiştir.

Bir başka efsanevi bilgi ise Sultan Ahmed Camii kapılarıdır. Bilindiği üzere bronz olan kapıların, Estergon’daki Kızılelma Kilisesi’nden geldiği söylenmiştir. Ancak Evliya Çelebi, bu kapıların oradan gelmediğini, kilise kapılarının Almanlar tarafından Viyana’ya götürüldüğünü ve babası tarafından İstanbul’da Kuyumcubaşı iken yapıldığını bildirmiştir.

Sultanahmed Camii’nde 16 şerefe bulunmaktadır. Bunun sebebi Sultan I. Ahmed’in 16. Osmanlı padişahı olmasına bağlanmaktadır, fakat I. Ahmed 14. Osmanlı padişahıdır.

Sultanahmet Camii ve Külliyesi Onarım ve Restorasyonları

1881 Yılının Haziran ayında II. Abdülhamid’in tahta geçmesinden sonra zamanın karşısında yıpranan Sultanahmet Camii’ne ilk onarım çalışmaları başlamıştır. İlk olarak kubbesinin tekrar yapımı kararlaştırılır ve dönemin başmimarı Sarkis Balyan ile görüşülür. Ancak masrafın çok olması sebebi ile yeniden yapım kabul edilmez ve hasarlı olan kısımlarının bir müddet demir çiviler ile sıkıştırılmasına ve bozulan civa ve badanaların yenilenerek onarım yapılmasına karar verilir.

1883 yılının Nisan ayında külliye içindeki medreseye giden su yollarının onarımı da gerektiği belirlenmiştir. Bu sefer ki masraf 5809 kuruştur. Ödemenin Evkaf-ı Hümayun (Vakıf Kurumlarından sorumlu bakanlık) Hazinesi tarafından ödenmesi kararlaştırılarak onarım yapılır.

1892 yılında orta minarelerden birinin şerefelerinin onarımı 7708 kuruş karşılığında yapılmıştır.

1893 yılında caminin sağ ve sol kapılarının yenilenmesi çalışması 17999 kuruş karşılığında yapılmıştır. Aynı yıl külliyedeki çeşme ve sebiller de onarılmıştır.

1894 yılındaki büyük İstanbul depreminden (Büyük Hareket-i Arz olarak isimlendirilen deprem) sonra Sultanahmet Camii’nde hasar tespit çalışmaları yapılmış, başta Sultan I. Ahmed türbesi olmak üzere, medrese, su yolları, külliye binaları onarılmıştır. Onarım masrafı ise 76534 kuruştur.

1895 yılında yine depremden zarar gören Hünkar Mahfili kurşunları 8612 kuruşa onarılmıştır.

1897 yılında ise ahşap olan ve devamlı suretle yangın tehlikesi geçiren kandil sırıkları 5367,5 kuruşa demir sırıklarla değiştirilmiştir.

1900 yılında hırsızların Hünkar Mahfili üzerindeki çalması nedeniyle 6203 kuruşa kurşunlar yenilenmiştir. Bu onarımda medresenin bazı kısımları da yenilenmiştir.

1902 yılında Darülkurra’nın çatı kurşunları değiştirilmiştir.

1903 yılında türbedar odası ve şadırvanlı havuzun onarımı 31187 kuruşa onarılmıştır.

İstanbul’daki Şiddetli Fırtına

1906 yılında İstanbul ve çevresinde çıkan şiddetli fırtınada camii yapısı ve özellikle minareler zarar görmüştür. Minarenin onarımı 17655 kuruş, caminin kurşunlarının onarımı ise 33269 kuruş tutmuştur.

1950 ve 1976 yıllarında da Sultanahmet Camii ve Külliyesi’nde çeşitli restorasyon ve onarım çalışmaları yapıldığı bilinmektedir.

2017 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapıda restorasyon çalışmaları başlamış ve bu onarım ve restorasyonlar etap etap devam etmektedir. Bu kapsamda 2023 yılında Evliya Çelebi’nin babası, kuyumcu Zılli tarafından yapılan Sultanahmet Camisi’nin 4 asırlık kapısı restore edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada camiinin üç minaresi sökülerek orijinal taşları ile tekrar yapılmış, kubbedeki sorunlar giderilmiş ve kurşunları değiştirilmiş, su yoları tekrar onarılmış, avludaki çökmelere müdahale edilmiştir. Restorasyon çalışmalarının çoğu tamamlanmışsa da tüm işlerin 2025 yılı sonunda bitmesi hedeflenmektedir.  

Ayrıca İlgili Kaynaklar

Sultanahmet Camii fotoğrafları

İstanbul gezilecek yerler

Osmanlı Dönemi İstanbul’u

İstanbul Tarihi – Genel

İstanbul fotoğrafları

Marmara bölgesi gezilecek yerler

Türkiye Gezi Rehberi

Camiler kategorisi

Medreseler Kategorisi

Geleneksel Mimari Kategorisi

İstanbul’un ve Türkiye’nin Altı Minareli Tek Camii Sultan Ahmed – Reşat Ekrem KOÇU (Hayat Tarih Mecmuası 1966 Mayıs

Sultan Ahmed Camii ve Külliyesi’nin Tamir ve Onarım Çalışmaları (1880-1908) – Emine Şahin (Osmangazi Belediyesi Yayınları)

Sultan Ahmed Külliye İnşasında Yıkılan Yapılar – Aliye Öten

Belgeler Işığında Sedefkâr Mehmed Ağa (Bitirme Tezi) – Batıkan Sayın

Sultanahmed Camii Sütunları ve Sütun Başlıkları Üzerine Bir Araştırma – Irmak Güneş Yüceil 

Sultanahmet Camii Restorasyonu