İstanbul Arkeoloji Müzeleri çeşitli büstler ve heykeller - Istanbul Archaeological Museums various busts and statues

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Eserleri ve Tarihi Bilgileri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin Önemi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın en zengin ve kıymetli tarihsel miraslarından birine ev sahipliği yapmasıyla olağanüstü bir öneme sahiptir. UNESCO Dünya Mirası listesindeki Tarihi Yarımada’da, Fatih’teki Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerinde yükselen bu muazzam komplekse değer katan en temel unsur, koleksiyonunda barındırdığı 1 milyondan fazla eşsiz eserdir. Türk müzeciliğinin kurucusu Osman Hamdi Bey tarafından 1891 yılında hayata geçirilen kurum, bizzat müze binası olarak tasarlanıp inşa edilen dünyadaki nadir yapılardan biri olmasıyla da mimari ve kurumsal açıdan tarihi bir kırılma noktasını temsil eder.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri çeşitli büstler ve heykeller - Istanbul Archaeological Museums various busts and statues
İstanbul Arkeoloji Müzeleri çeşitli büstler ve heykeller – Istanbul Archaeological Museums various busts and statues

Müzenin dünya çapındaki asıl büyüleyici gücü ise bünyesinde barındırdığı üç ana birim ve sergilediği eşsiz ikonik eserlerden gelmektedir. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk gibi üç devasa bölümden oluşan kompleks; uygarlık tarihine yön veren paha biçilemez hazineleri saklar. Ziyaretçilerin ortalama 1,5 ile 3 saatlik büyüleyici bir zaman yolculuğuna çıktığı müzede, antik çağın en görkemli yapıtlarından İskender Lahdi ve insanlık tarihinin duygusal mirası olan Dünyanın En Eski Aşk Şiiri Tableti gibi dünyada eşi benzeri bulunmayan başyapıtlar yer almaktadır. İnsanlık tarihinin hafızasını tutan bu nitelikleri, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni dünya kültür mirasının en hayati merkezlerinden biri yapmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kısa Bilgiler Tablosu

Özellik / Bilgi Kategorisi Detaylar ve Güncel Veriler
Konum & Adres Fatih / Eminönü, Osman Hamdi Bey Yokuşu Sokak (Gülhane Parkı yanı & Topkapı Sarayı alt bahçesi), İstanbul
Kompleksteki Müzeler 1. Klasik Arkeoloji Müzesi (Ana Bina)
2. Eski Şark Eserleri Müzesi
3. Çinili Köşk Müzesi
Toplam Sergi Salonu Sayısı Toplam 20’den fazla tematik sergi salonu (Lahitler, Antik Heykeltıraşlık, Çağlar Boyu İstanbul, Mezopotamya, Çini/Seramik vb.)
Envanterdeki Toplam Eser 1.000.000’dan fazla (Dünyanın en geniş koleksiyonlu ilk 10 müzesinden biridir)
Sergilenen Eser Sayısı Yaklaşık 50.000 – 60.000 adet (Eserlerin büyük çoğunluğu özel iklimlendirmeli depolarda korunmaktadır)
Öne Çıkan Başyapıtlar İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Kadeş Barış Antlaşması, Dünyanın En Eski Aşk Şiiri Tableti, İştar Kapısı Çinileri
Önemli Ziyaret Notları T.C. vatandaşları için Müzekart geçerlidir. Pazartesi günleri kapalıdır. Ortalama ziyaret süresi 2-3 saattir.
İlginç Bilgi 1: Dünyanın İlk İflas Belgesi Tablet Arşivi’nde Kültepe kazılarından çıkarılan M.Ö. 1900’lere ait Asur çivi yazılı tabletler arasında; borcunu ödeyemeyen tüccarların mahkeme kayıtları, borç senetleri ve tarihin bilinen ilk ticari iflas belgeleri sergilenmektedir.
İlginç Bilgi 2: Müze Olarak Tasarlanan İlk Bina Louvre veya Hermitage gibi müzeler eski krallık saraylarından dönüştürülmüşken; İstanbul Arkeoloji Müzesi Ana Binası, mimar Alexandre Vallaury tarafından dünyada doğrudan “müze binası olarak” sıfırdan inşa edilen ilk yapılardan biridir.
İlginç Bilgi 3: Antik Lahitlerin Bekçileri Osman Hamdi Bey’in 1891’de kurguladığı tarihi çınar ağaçlı müze bahçesi, binlerce yıllık lahitler ve sütun başlıkları üzerinde güneşlenen sokak kedileriyle günümüzde fotoğrafçılar için ikonik bir “Arkeolojik Kedi Cenneti” haline gelmiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri 2026

İstanbul Arkeoloji Müzeleri giriş ücreti 2026 yılı itibarıyla yabancı ziyaretçiler için 15 Euro karşılığı olarak uygulanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için ise Müzekart geçerli olup, 2026 yılı Müzekart fiyatı 200 TL’dir. Ayrıca 18 yaş altındaki T.C. vatandaşları müzeyi ücretsiz olarak ziyaret edebilirler. Giriş biletleri ve Müzekart, müze gişelerinden veya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden temin edilebilmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Aiol Sütun Başlığı Parçası ve Altın Oran, Tüf, M.Ö.6.yy İzmir - Aiolian Column Capital Fragment and Golden Ratio, Tuff, 6th century BC Izmir
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Aiol Sütun Başlığı Parçası ve Altın Oran, Tüf, M.Ö.6.yy İzmir – Aiolian Column Capital Fragment and Golden Ratio, Tuff, 6th century BC Izmir

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ziyaret Saatleri ve Günleri

Müze kompleksi, haftanın her günü ziyaretçilerini ağırlamamakta olup belirli çalışma saatlerine tabidir:

  • Ziyaret Günleri: Müze, haftanın tüm günleri ziyarete açıktır.
  • Ziyaret Saatleri: Yaz ve kış dönemlerinde 09:00 – 18:45 saatleri arasında gezilebilir.
  • Ortalama Gezi Süresi: İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni detaylıca gezmek için ayrılması gereken tahmini süre minimum 1,5 saattir.

Önemli Ziyaret Uyarısı ve Güncel Restorasyon Durumu: Uzun süredir restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları devam eden Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden ziyarete açılmıştır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri İçinde Neler Var?

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, tek bir müze binasından oluşmayan; aynı avlu içinde yer alan üç ayrı ana müzeden ve geniş bir açık hava sergileme bahçesinden meydana gelen devasa bir kültür kompleksidir. Uygarlık tarihinin en geniş koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan bu kompleksin içinde, Doğu Akdeniz’den Mezopotamya’ya, Mısır’dan Anadolu ve Yunan-Roma dünyasına uzanan binlerce yıllık insanlık mirası sergilenmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Halikarnassos Mausoleionu Aslanı MÖ 350 - Istanbul Archaeology Museums Lion from the Mausoleum at Halicarnassus 350 BCE
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Halikarnassos Mausoleionu Aslanı MÖ 350 – Istanbul Archaeology Museums Lion from the Mausoleum at Halicarnassus 350 BCE

Kompleksin içerisinde keşfedebileceğiniz ana bölümler ve koleksiyon alanları şunlardır:

  • Ana Bina (Klasik Arkeoloji Müzesi): Osman Hamdi Bey tarafından inşa ettirilen bu görkemli yapıda; dünyaca ünlü Lahitler Salonu (İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi vb.), Antik Çağ heykel sanatı örnekleri, Arkaik, Klasik, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait paha biçilemez büstler ve rölyef kaplamalar yer alır.
  • Eski Şark Eserleri Müzesi: Anadolu, Mısır, Mezopotamya ve İslam öncesi Arabistan yarımadasına ait en nadide parçaların sergilendiği bölümdür. İnsanlık tarihinin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş Antlaşması, muazzam İştar Kapısı çinileri, Akkad Kralı Naramsin Steli ve binlerce yıllık tablet arşivleri bu binadadır.
  • Çinili Köşk Müzesi: Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edilen bu tarihi köşkün içerisinde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait en nadide çini, seramik ve çini işçiliği örnekleri sergilenmektedir.
  • Müze Bahçesi (Açık Hava Sergilemesi): Çınar ağaçlarıyla kaplı avluda antik lahitler, sütun başlıkları, Osmanlı ve Bizans dönemine ait mimari parçalar ile Yenikapı Marmaray kazılarında gün ışığına çıkarılan tarihi batık kalıntılarının replikaları açık havada sergilenmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi; heykellerden mühürlere, lahitlerden çivi yazılı tabletlere, çinilerden tarihi paralara kadar 1 milyondan fazla eseri bünyesinde barındırarak ziyaretçilerine adeta zamansız bir tarih yolculuğu sunmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Görülmesi Gereken En Önemli Eserler

İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonunda yer alan 1 milyondan fazla eser arasında, dünya tarihine damga vurmuş ve arkeoloji literatüründe benzersiz kabul edilen pek çok başyapıt bulunmaktadır. Ziyaretiniz sırasında mutlaka görmeniz gereken en önemli eserler şunlardır:

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Lahitler Salonu - Istanbul Archaeological Museums Sarcophagi Hall
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Lahitler Salonu – Istanbul Archaeological Museums Sarcophagi Hall
  • İskender Lahdi (Sidon Kral Nekropolü)
  • Ağlayan Kadınlar Lahdi
  • Tabnit Lahdi ve Mumyası
  • Lykia (Likya) Lahdi
  • Sidamara Lahdi
  • Kadeş Antlaşması Tableti
  • Dünyanın En Eski Aşk Şiiri Tableti
  • Akkad Kralı Naramsin Steli
  • İştar Kapısı Kalıntıları ve Babil Pişmiş Toprak Kabartmaları
  • Hattuşa Sfenksi
  • Asur Saray Kabartmaları
  • Büyük İskender Büstü (Magnesia İskender’i)
  • Özel Koleksiyon: Troy (Troya) Hazineleri ve Eserleri
  • Yenikapı Marmaray Kazıları Batık Eserleri ve Neolitik Buluntular

Müze gezisi sırasında bu kadar zengin bir koleksiyon içinde kaybolmamak adına, dünya kültür tarihinin kırılma noktalarını oluşturan bu başyapıtları yakından incelemeniz önerilir. İşte listedeki eşsiz eserlerin öne çıkan detayları:

İskender Lahdi

1887 yılında Osman Hamdi Bey tarafından Sidon (Sayda/Lübnan) Kral Nekropolü’nde gerçekleştirilen kazılarda gün ışığına çıkarılmıştır. Üzerinde Büyük İskender’in Perslerle yaptığı savaşları ve av sahnelerini betimleyen yüksek kabartmalar yer alır. Sanılanın aksine doğrudan İskender’e değil, Sidon Kralı Abdalonymos’a ait olduğu kabul edilmektedir. Müzenin ve dünyadaki antik lahit sanatının en görkemli simgesidir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri İskender Lahdi - Istanbul Archaeology Museums Alexander sarcophagus
İstanbul Arkeoloji Müzeleri İskender Lahdi – Istanbul Archaeology Museums Alexander sarcophagus

Ağlayan Kadınlar Lahdi

Yine Sidon kazılarında bulunan ve M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenen bu büyüleyici eser, sütunlar arasında keder içinde ağlayan 18 farklı kadın figürüyle süslenmiştir. Eski Yunan ve Doğu sanatının mükemmel bir sentezini sunan lahit, dönemin defin ritüellerini ve yas kültürünü en ince detayına kadar yansıtmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ağlayan Kadınlar Lahdi, Mermer, M.Ö.350 Sidon Lübnan - Sarcophagus of the Mourning Women 350 BCE Sidon Lebanon
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Ağlayan Kadınlar Lahdi, Mermer, M.Ö.350 Sidon Lübnan – Sarcophagus of the Mourning Women 350 BCE Sidon Lebanon

Tabnit Lahdi ve Mumyası

Sidon Kralı Tabnit’e ait olan bu lahit, Mısır üslubunda hazırlanmış fenike tipinde bir lahit olup en ilginç yanı kralın mumyasıyla birlikte sergilenmesidir. Sargısız haldeki mumyanın derisi, saçları ve iç organları halen görülebilmektedir.

Lykia (Likya) Lahdi

Yine Sidon Kral Nekropolü kazılarından çıkarılan bu eser, M.Ö. 5. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Likya mimarisinin ve ahşap ev yapısının taşa uyarlanmış en güzel örneğidir. Üzerindeki yaban domuzu avı ve süvari savaş sahneleri, dönem sanatının inceliğini gözler önüne serer.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Lykia Lahdi detayı, Mermer M.Ö.5.yy Lübnan - Lycian Sarcophagus, Merble 5th Century Lebanon
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Lykia Lahdi detayı, Mermer M.Ö.5.yy Lübnan – Lycian Sarcophagus, Merble 5th Century Lebanon

Sidamara Lahdi

Konya Ereğlisi (Sidamara) yakınlarında bulunan ve MS 3. yüzyıla tarihlenen bu muazzam eser, 32 tonluk ağırlığıyla dünyadaki en ağır antik lahitlerden biridir. Sütunlu lahit türünün en olgun örneği sayılan eserin eksik olan Eros başı parçası uzun yıllar sonra Londra’daki Victoria & Albert Müzesi’nden getirilerek ait olduğu yere yeniden monte edilmiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi fotoğrafları İstanbul Arkeoloji müzeleri Sidemara (Küçük Asya) Lahdi - Sidemara (Small Asia) Sarcophagus, Turkey Istanbul Archaeological Museums
İstanbul Arkeoloji Müzesi fotoğrafları İstanbul Arkeoloji müzeleri Sidemara (Küçük Asya) Lahdi – Sidemara (Small Asia) Sarcophagus, Turkey Istanbul Archaeological Museums

Kadeş Antlaşması Tableti

M.Ö. 1269 yılında Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında imzalanan ve insanlık tarihinin bilinen ilk yazılı uluslararası barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın çivi yazılı kilden yapılmış nüshası Eski Şark Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Dünyanın En Eski Aşk Şiiri Tableti

Sümerler dönemine ait (M.Ö. 2000’ler) 2461 numaralı bu çivi yazılı tablet, edebiyat ve romantizm tarihinin bilinen en eski aşk şiirini içerir. Bir din adamı ile kralın evliliği töreninde okunmak üzere yazılmış olan bu özel tablet, duygusal mirasıyla ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken parçalar arasındadır.

Akkad Kralı Naramsin Steli

Mezopotamya sanatının en değerli taş kabartmalarından biri olan bu stel, Akkad Kralı Naramsin’in Zagros Dağları’ndaki Lullubi kabilesine karşı kazandığı zaferi ölümsüzleştirmektedir. Hiyerarşik ölçek kullanımı ve figüratif yapısıyla antik çağ propaganda sanatının en belirgin örneklerindendir.

İştar Kapısı Kalıntıları ve Babil Pişmiş Toprak Kabartmaları

Babil kentinin efsanevi giriş kapısı olan İştar Kapısı’na ait pişmiş topraktan yapılmış aslan, ejderha ve boğa kabartmalı renkli çiniler, Eski Şark Eserleri Bölümü’nün en muazzam sergilemelerindendir.

Hattuşa Sfenksi

Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa‘daki Yerkapı’dan çıkarılan ve restorasyon süreçlerinin ardından ait olduğu topraklarda sergilenen bu devasa sfenks, Hitit kapı koruma geleneğinin ve krallık gücünün sembolüdür.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Sfenks Heykelciği Fildişi M.Ö. 7-6.yy Efes - Sphinx Statuette, ivory 7th-6th Centuries BCE Ephesus
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Sfenks Heykelciği Fildişi M.Ö. 7-6.yy Efes – Sphinx Statuette, ivory 7th-6th Centuries BCE Ephesus

Asur Saray Kabartmaları

Asur krallarının saraylarını süsleyen ve savaş, avlanma, dinsel ritüel sahnelerini detaylı biçimde işleyen taş kabartmalar; Mezopotamya askeri tarihi ve saray yaşamına dair eşsiz veriler sunmaktadır.

Büyük İskender Büstü (Magnesia İskender’i)

Manisa (Magnesia ad Sipylum) antik kentinde bulunan ve Hellenistik dönemin en başarılı portre heykellerinden biri sayılan bu büst, Büyük İskender’in karakteristik saç yapısını, dinamik duruşunu ve kararlı bakışlarını mükemmel şekilde yansıtmaktadır.

Troy (Troya) Hazineleri ve Eserleri

Homeros’un İlyada Destanı’na konu olan efsanevi antik kent Troya’nın farklı katmanlarından çıkarılan seramikler, silahlardan oluşan buluntular ve Schliemann tarafından kaçırılan hazinelerden geriye kalan nadide parçalar müzenin özel koleksiyonları arasındadır.

Yenikapı Marmaray Kazıları Batık Eserleri ve Neolitik Buluntular

Marmaray ve Metro projeleri sırasında Yenikapı’da yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan antik Theodosius Limanı batıkları ve İstanbul’un tarihini 8.500 yıl öncesine (Neolitik Dönem) taşıyan ilk İstanbullulara ait mezar buluntuları ile ahşap eserler bu bölümde sergilenmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki Başlıca Sergi Salonları ve Bölümler

İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi; Ana Arkeoloji Müzesi Binası, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana mimari birimden ve bu birimlerin içerisinde yer alan tematik sergi salonlarından oluşmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi eserleri Dans Eden Maenad - Dancing Maenad, Turkey Istanbul Archaeology Museum
İstanbul Arkeoloji Müzesi eserleri Dans Eden Maenad – Dancing Maenad, Turkey Istanbul Archaeology Museum

Müzenin zengin koleksiyonu; Anadolu, Mezopotamya, Mısır, Yunan, Roma ve Bizans uygarlıklarına ait paha biçilemez binlerce esere ev sahipliği yapar.

Ana Müze ve Ek Binalardaki Öne Çıkan Sergi Salonları

  • Sidon Kral Nekropolü ve Lahitler Salonu: İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve Tabnit Lahdi gibi dünya arkeoloji tarihinin en görkemli lahitlerinin sergilendiği, müzenin ana kalbini oluşturan salondur.
  • Arkaik, Klasik, Hellenistik ve Roma Heykeltıraşlığı Salonları: Antik dünyanın efsanevi yontu sanatını, imparator büstlerini, tanrı/tanrıça heykellerini kapsayan geniş teşhir alanıdır.
  • Eski Şark Eserleri Müzesi Salonları: Mısır mumyalarından Çivi Yazılı Belgeler arşivine, Akkad stellerinden Asur saray kabartmalarına kadar Mezopotamya ve Ön Asya kültürlerine ayrılmıştır.
  • İstanbul’un Çevre Kültürleri ve Çağlar Boyu İstanbul Salonu: İstanbul ve yakın çevresi (Trakya, Bithynia), antik dönem yerleşimleri ve Bizans çağı buluntularının sergilendiği kronolojik bölümdür.
  • Troya ve Anadolu Tunç Çağları Eserleri Salonu: Efsanevi Kent Troya’nın katmanlarından elde edilen eserlerin ve Erken Anadolu medeniyetlerinin işlendiği özel salondur.
  • Çinili Köşk Müzesi Sergi Salonu: Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Türk çini ve seramik sanatının en seçkin örneklerinin sergilendiği tarihi köşk alanıdır.
  • İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çocuk Müzesi: Minik ziyaretçilere arkeolojiyi ve tarihi sevdirmek amacıyla özel olarak tasarlanmış interaktif eğitim ve sergi alanıdır.

Koleksiyon Büyüklüğü ve Eser Sayıları

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, barındırdığı koleksiyon hacmiyle dünyanın en büyük ilk 10 müzesi arasında gösterilmektedir. Müzenin güncel envanter dağılımı şu şekildedir:

  • Çivi Yazılı Belgeler Arşivi: 73.272 adet paha biçilemez tablet ve hukuki/ticari belge
  • Eski Şark Eserleri Müzesi: 18.398 adet Mezopotamya, Mısır ve Anadolu eseri
  • Çinili Köşk Müzesi: 1.735 adet Selçuklu ve Osmanlı çini/seramik eseri
  • Depolar ve Toplam Koleksiyon: Tarihçiler ve uzmanlar, müze depolarındaki sikkeler, mühürler, heykeller ve arkeolojik parçalarla birlikte toplam eser sayısının 1.000.000’dan fazla olduğunu belirtmektedir.

Önemli Not (Hattuşa Sfenksi Hakkında): Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa (Yerkapı) kazılarında bulunan ve bir dönem İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen ünlü Hattuşa Sfenkslerinden biri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda 2011 yılında ait olduğu topraklara geri döndürülmüş ve Çorum Boğazköy Müzesi‘nde sergilenmeye başlanmıştır. Müzede şu an Sfenks’in bir kopyası/replikası yer almaktadır.

Bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi içerisinde özellikle Lahitler Bölümünde yeni bir düzenleme yapılmıştır. Lahitlerin üzerinde yapılan çalışmaların görülebilmesi için yeni bir sistem geliştirilmiştir. Müzeyi gezerken lahitlerin korunduğu ve çeşitli temizleme işlemlerinin yapıldığı bölüm ufak pencereler sayesinde görülmektedir.

Eski Şark Eserleri ve Çinili Köşk Müzesi Koleksiyonları

İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi, sadece Türkiye’nin değil, tüm Ön Asya ve İslam dünyasının en seçkin medeniyet miraslarını barındırmaktadır.

Çinili Köşk - Çinili Pavilion
Çinili Köşk – Çinili Pavilion

Eski Şark Eserleri Müzesi koleksiyonları; Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası’nın ise İslam öncesi dönemlerine ait paha biçilemez eserlerden oluşur. Bu eserlerin büyük bir kısmı, 19. yüzyılın sonundan I. Dünya Savaşı’na kadar olan dönemde, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde gerçekleştirilen kazılardan başkent İstanbul’a getirilmiştir.

Eski Şark Eserleri Müzesi’nde Neler Var?

Müze içerisindeki teşhir, coğrafi ve kronolojik bir düzende kurgulanmıştır. Ziyaretçiler Arabistan Yarımadası, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu kültürlerinin tarihsel gelişimine sırasıyla tanıklık ederler:

  • İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri: Güney ve Kuzey Arabistan uygarlıklarına ait adak stelleri ve heykelcikler.
  • Mısır Eserleri Bölümü: Mısır kabartmaları, adak eşyaları ve ünlü mumyalar.
  • Mezopotamya ve Anadolu Eserleri: Asur kabartmaları, Hitit ve Urartu krallıklarına ait arkeolojik buluntular.
  • Dünyaca Ünlü Başyapıtlar: Akad Kralı Naramsin’in Steli, Kadeş Barış Antlaşması Tableti ve efsanevi Babil İştar Kapısı çinileri bu bölümde sergilenmektedir.
  • Devasa Çivi Yazılı Tablet Arşivi: Yaklaşık 75.000 çivi yazılı belgenin muhafaza edildiği tablet arşivi, antik dünyanın hukuki, ticari ve edebi hafızasını günümüze taşımaktadır.
Çinili Köşk içi - inside of the Tiled Pavilion
Çinili Köşk içi – inside of the Tiled Pavilion

Edebiyat Tarihinin İlk Aşk Şiiri (2461 Nolu Tablet): Sümerler dönemine ait 2461 numaralı tablet, dünya edebiyat tarihinin bilinen en eski aşk şiiri olarak Eski Şark Eserleri koleksiyonunda yer alır. Kutsal evlilik törenlerinde krala ithafen okunan bu tablette geçen “Benim elmasım, sabah yıldızım” gibi ifadeler, romantizmin binlerce yıllık tarihsel derinliğini gözler önüne sermektedir.

Çinili Köşk Müzesi Koleksiyonu ve Mimari Düzeni

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 yılında yaptırılan ve kompleksteki en eski yapı olan Çinili Köşk Müzesi, 11. yüzyıl ile 20. yüzyıl başı arasına tarihlenen 2.000 civarında Selçuklu ve Osmanlı çini/seramik eserine ev sahipliği yapmaktadır. Köşkün odaları ve eyvanları üretim merkezlerine ve dönemlerine göre mantıksal bir sırayla sergilenir:

  • Kütahya ve Çanakkale Eyvanları: Sağ köşedeki odada Kütahya üretimi ince işçilikli çiniler, sağ eyvanda ise geç dönem Çanakkale seramik sanatı örnekleri sergilenir.
  • Selçuklu Dönemi Salonu: Girişin solundaki odada Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu dönemine ait çini ve seramikler sergilenir.
  • Slip Teknikli ve Milet İşi Eyvan: Sol taraftaki dışa açılan eyvanda erken dönem Osmanlı seramik sanatının en güzel örnekleri yer alır.
  • İznik Çinileri Salonu: Orta salon ve beş köşeli çıkıntılı odada, Osmanlı çini sanatının zirvesi sayılan renkli ve pişmiş İznik yapımı çini ve seramikler sergilenmektedir.
İstanbul Arkeoloji müzesi Assos Salonu - Assos Hall, Turkey Istanbul Archaeological Museums
İstanbul Arkeoloji müzesi Assos Salonu – Assos Hall, Turkey Istanbul Archaeological Museums

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Tarihçesi ve Gelişimi

İstanbul Arkeoloji Müzeleri dediğimizde aklımıza gelen ilk isim hiç şüphesiz Osman Hamdi Bey‘dir. Müzemizin kuruluşu, gelişimi ve bugünkü dünya çapındaki saygınlığı, onun vizyonu ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir müzecilik geleneği üzerine inşa edilmiştir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Klasik Arkeoloji Binası - Turkey Istanbul Archaeology Museum Classical Archaeology Building
İstanbul Arkeoloji Müzesi Klasik Arkeoloji Binası – Turkey Istanbul Archaeology Museum Classical Archaeology Building

Kısaca İstanbul Arkeoloji Müzeleri Tarihçesi (Kronoloji)

  • 1869: Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla Aya İrini’de ilk kurumsal adım atıldı.
  • 1872: Ahmed Vefik Paşa tarafından Dr. Phillip Anton Dethier müze müdürü olarak atandı.
  • 1872: Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Çinili Köşk, müzeye dönüştürülmek üzere restore edildi.
  • 1881: Osman Hamdi Bey müze müdürlüğüne atandı; Türk müzeciliğinde yeni bir devir başladı.
  • 1883: Osman Hamdi Bey, ilk Türk güzel sanatlar akademisi olan Sanayi-i Nefise Mektebi’ni (bugünkü Eski Şark Eserleri Binası) kurdu. Aynı yıl tarihi Asar-ı Atika Nizamnamesi yeniden düzenlendi.
  • 1891: Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan ana Arkeoloji Müzesi Binası (Müze-i Hümayun) ziyarete açıldı. (13 Haziran Müzeciler Günü kabul edildi).
  • 1953: Çinili Köşk, İstanbul’un fethinin 500. yılında “Fatih Müzesi” adıyla yeniden açıldı.
  • 1981: Çinili Köşk tamamen İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesine bağlandı.
  • 1993: Müze, Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü (Avrupa’da Yılın Müzesi) kazandı.

Müze-i Hümayun’un Kuruluşu ve Aya İrini Dönemi

Sistemli bir şekilde müzeciliğin kurumsal olarak ortaya çıkışı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin 1869 yılında ‘Müze-i Hümayun’ yani İmparatorluk Müzesi olarak kuruluşuna denk gelir. Aya İrini Kilisesi’nde o güne değin toplanmış arkeolojik eserlerden oluşan Müze-i Hümayun, bugünkü kompleksin temelini oluşturur.

Dönemin Maarif Nazırı Saffet Paşa, müze ile yakından ilgilenmiş ve müzeye yeni eserler kazandırmak için büyük kişisel çabalar sarf etmiştir. Ayrıca Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden İngiliz asıllı Edward Goold’un müze müdürü olarak atanmasını sağlamıştır. 1872 yılında ise Maarif Nazırı Ahmed Vefik Paşa, bir dönem kaldırılmış olan Müze-i Hümayun’u Alman Dr. Phillip Anton Dethier‘i müdür olarak atayarak tekrar canlandırmıştır.

Mekan Yetersizliği ve Çinili Köşk’ün Müzeye Dönüştürülmesi

Dr. Dethier’ın yaptığı başarılı çalışmalar sonucunda Aya İrini Kilisesi’ndeki mekan kısa sürede yetersiz kalır. Böylece yeni bir müze binasının inşa edilmesi gündeme gelir; ancak dönemin maddi imkânsızlıklarından ötürü sıfırdan yeni bir bina yapılamaz.

Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılmış olan tarihi “Çinili Köşk”ün müzeye dönüştürülmesine karar verilir. Çinili Köşk özenle restore edilerek 1880 yılında ziyarete açılır.

1881 yılında ise Sadrazam Edhem Paşa’nın oğlu Osman Hamdi Bey müze müdürlüğüne atanır. Böylece Türk müzeciliğinde yepyeni bir çığır açılır ve Arkeoloji Müzesi kompleksi adımlarla oluşmaya başlar. 1878’den beri müze komisyonu üyesi olan Osman Hamdi Bey, 1973 yılına kadar yürürlükte kalacak olan eski eserler yasası “Asar-ı Atika Nizamnamesi”ni, tarihi eserlerin ülke sınırları içinde korunmasını sağlayacak hukuki altyapıyla tasarlayarak oluşturmuştur. Koleksiyonların hepsini tek tek sınıflandırmış, kataloglamış ve ülkede gerçek anlamda bir eski eserler müzesi oluşması için devasa bir çaba harcamıştır. Günümüzde Osman Hamdi Bey’in eserlerinin çoğu İstanbul Resim ve Heykel Müzesi içinde görülebilir.

Sayda Kazıları ve Yeni Müze Binası Arayışı

Müze-i Hümayun’un ilk müdürü Dr. Anton Dethier’in ölümünden sonra müdür olarak atanan Osman Hamdi Bey’in ilk işi, eski eserlerin yurt dışına kaçırılmasını kesin olarak yasaklayan bir tüzük hazırlamak olmuştur. Yürürlükte bulunan 1874 tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi’ni 1883 yılında yeniden düzenlemiştir.

Müze müdürlüğü sırasında ilk Türk bilimsel kazılarını başlatan Osman Hamdi Bey; Nemrut Dağı, Lagina (Muğla, Yatağan) ve Sayda (Lübnan)’da tarihi arkeolojik kazılar gerçekleştirmiştir. Sayda’da yaptığı kazılarda bulduğu antik eserler arasında dünyaca ünlü İskender Lahdi de yer almaktadır.

Osman Hamdi Bey, kazılar neticesinde hızla artan eserleri sergileyebilmek için yeni bir bina arayışına girmiştir. Eserler, o dönemde bulundukları Aya İrini’den Çinili Köşk’e taşınmıştır ancak burası da kısa sürede yetersiz gelmiştir. Osman Hamdi Bey’in talebi üzerine dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen ve Müze-i Hümayun olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesi ana binası üç aşamada tamamlanmıştır:

  • Binanın ilk kısmı 1891‘de,
  • İkinci kısmı 1903‘de,
  • Üçüncü kısmı ise 1907 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzenin içinde ayrıca fotoğrafhane, kütüphane ve modelhane yaptırılmıştır. Müzenin kapılarını açtığı 13 Haziran günü, günümüzde halen ülkemizde Müzeciler Günü olarak kutlanmaktadır. Ana müze binasının güneydoğu bitişiğine, ilerleyen yıllarda yeni sergi salonlarına duyulan ihtiyaç nedeniyle 1969-1983 yılları arasında çeşitli ilaveler yapılmış ve bu bölüm Ek Bina (Yeni Bina) olarak adlandırılmıştır.

Gece Müzesi ve Ücretsiz Ziyaret Notu: Dünya Müzeler Günü kapsamında her yıl belirlenen özel müzelerle birlikte, İstanbul Arkeoloji Müzesi de gece 24.00’e kadar açık kalmakta ve ücretsiz gezilebilmektedir.

Mimarisiyle Dünyadaki İlk Müze Binalarından Biri

Mimar Alexandre Vallaury tarafından yapılan ve İstanbul’daki Neo-Klasik mimarinin en güzel, en görkemli örneklerinden biri olan Arkeoloji Müzesi binası, cephesinin ihtişamı ile son derece dikkat çekicidir. Uzun cephede geniş merdivenlerle ulaşılan iki girişi, dörder sütun ve alınlıklarıyla adeta antik bir tapınak görünümündedir.

Alınlık üzerinde bulunan kufi üsluptaki Osmanlıca yazıda ‘Asar-ı Atika Müzesi’ (Eski Eserler Müzesi) yazmaktadır. Bu yazının hemen üzerinde yer alan Tuğra ise klasik binayı inşa ettiren Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid‘e aittir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türkiye’nin ilk müzesi olma özelliğiyle daima ön plandadır. Dünyada dönemi itibarıyla doğrudan müze olarak tasarlanıp inşa edilmiş ilk binalar arasında yer alması sebebiyle dünyada büyük bir öneme ve ayrıcalığa sahiptir. Çeşitli kültürlere sahip 1 milyonu aşkın eseriyle bugün de dünyanın en büyük müzeleri arasındaki seçkin yerini koruyan İstanbul Arkeoloji Müzesi, 1993 yılında Avrupa’da Yılın Müzesi seçilerek ‘Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü almıştır.

Sanayi-i Nefise Mektebi’nden Eski Şark Eserleri Müzesi’ne

Eski Şark Eserleri binası, 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi Âlisi (Güzel Sanatlar Akademisi) olarak Osman Hamdi Bey tarafından mimar Alexandre Vallaury’e yaptırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk güzel sanatlar akademisi olan bu bina, uzun süre okul olarak hizmet vermiştir. Osman Hamdi Bey burada kurduğu kadrolarla dönemin müzecilik, güzel sanatlar ve mimarlık alanlarında öncü öğrenciler yetiştirmiştir.

Neo-Rönesans üsluplu bu bina, mimar Vallaury’nin İstanbul’da yaptığı ilk eserdir. Alexandre Vallaury burada yöneticilik ve hocalık da yaparak öğrencilere École des Beaux-Arts eğitim modelini ve mimari disiplinini aşılamıştır.

Akademinin Cağaloğlu’na taşınmasının ardından dönemin müze müdürü Halil Edhem Bey, Yakındoğu ülkelerinin eski kültürlerine ait eserlerin Yunan, Roma ve Bizans eserlerinden ayrı sergilenmesinin daha doğru olacağını düşünmüştür. Böylece binanın Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmesini sağlamıştır.

Bu özel teşhir çalışması için davet edilen Alman uzman Eckhard Unger, 1917-1919 ve 1932-1935 yıllarında İstanbul’da çalışarak müzenin düzenlemesini tamamlamış ve eserler üzerine bir dizi yayın yapmıştır. Müze; Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arabistan Yarımadası olmak üzere 4 ana koleksiyondan oluşmaktadır. Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi; Mısır ve Arabistan’ın ise İslam öncesi dönemleri bu binada sergilenmektedir.

II. Dünya Savaşı, Restorasyonlar ve Çinili Köşk’ün Tarihi

Müze, II. Dünya Savaşı sırasında güvenlik ve savunma amacıyla tamamen boşaltılmıştır. Savaştan sonra Osman Sümer tarafından Unger’in prensiplerine göre tekrar düzenlenmiştir. 1963 yılında yapıda büyük bir düzenleme yapılmış ve 1974 yılında tekrar ziyarete açılmıştır. 1999-2000 yıllarında bakımları yapılan Eski Şark Eserleri Müzesi, Eylül 2000’de bugünkü modern haline kavuşmuştur.

Fatih Sultan Mehmed’in Mirası: Çinili Köşk

Çinili Köşk, Fatih Sultan Mehmed döneminde yazlık saray ya da köşk olarak yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) dönemini anlatan pek çok kaynak bulunsa da Çinili Köşk hakkında detaylı bilgilere az rastlanır. Bununla birlikte kapısı üzerindeki çini kitabede inşa tarihi olarak M.S. 1472 yazılıdır. Sarayburnu’ndaki korulukta ve Topkapı Sarayı‘nı saran surların içinde yaptırıldığı bilinmektedir.

Çinili Köşk, Selçuklu etkisinde inşa edilmiş Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneğidir. Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı kaynaklar Mimar Atik Sinan tarafından yapıldığını belirtir. Yapı, dönemin kaynaklarında Sırça Köşk ya da Sırça Saray olarak da adlandırılmaktadır.

1981 Yılına Kadar Fatih Müzesi

Günümüzde kompleks bünyesinde bulunan Çinili Köşk, 1880 yılında İmparatorluk Müzesi (Müze-i Hümayun) olarak kullanılmış, o yıllarda arkeolojik ve İslam eserlerine ev sahipliği yapmıştır. 1939 yılında Topkapı Sarayı Müzesi’ne devredilen binanın içindeki eserler farklı müzelere dağıtıldığı için köşk bir süre müze işlevini yitirmiştir.

1953 yılında İstanbul’un fethinin 500. yılı dolayısıyla restore edilen bina, Fatih Müzesi adı altında tekrar açılmıştır. Daha sonra Türk, İslam ve Osmanlı çini/seramik eserlerinin sergilendiği özel bir alana dönüştürülmüştür.

1981 yılında tekrar İstanbul Arkeoloji Müzelerine bağlanan Çinili Köşk’te, Türklerin geliştirdiği büyük bir sanat dalı olan Selçuklu ve Osmanlı çini ve seramiklerinin eşsiz örnekleri sergilenmeye devam etmektedir. Yapıda yürütülen son restorasyon çalışmaları da tamamlanarak köşk, 10 Haziran 2005 tarihinde yeni teşhiriyle ziyaretçilerine yeniden kapılarını açmıştır.

Marmaray ve Metro Projeleri Arkeolojik Kazıları: Tarihin Yeniden Yazıldığı An

İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde yürütülen Marmaray ve Metro projeleri arkeolojik kazıları, İstanbul kent tarihinin en kapsamlı ve en geniş çaplı arkeolojik saha çalışmasına dönüşmüştür. Bu kazılar, İstanbul’un sadece Bizans ve Osmanlı dönemini değil, binlerce yıllık liman ve ticaret kültürünü gün ışığına çıkarmıştır.

Yenikapı Kazıları ve Katman Katman İstanbul Tarihi

Yenikapı’da 58.000 m²’lik geniş bir alanda, deniz seviyesinin 3 metre üzerinde başlayan arkeolojik kazılar sırasında; +3 metre ile -1 metre kotları arasında Geç Osmanlı Dönemi’ne ait kültür dolgusu tespit edilmiştir.

  • 19. Yüzyıl Sanayi Mirası: Bu kotta 19. yüzyıla tarihlendirilen küçük imalathaneler, işlikler ve özgün sokak dokusu gün yüzüne çıkarılmıştır.
  • Koruma Kararları: İmalathaneler ve mimari kalıntıların ilgili koruma kurulunca yerinde korunmasına karar verilmiştir. Sokak dokusu ise gelecekte hayata geçirilecek olan Arkeopark Projesi’nde değerlendirilmek üzere titizlikle sökülerek koruma altına alınmıştır.

Erken Bizans’ın Kalbi: Theodosius Limanı ve Dünyanın En Büyük Batık Koleksiyonu

Merkezi bir transfer istasyonunun kurulacağı Yenikapı’da kazılar derinleştirildikçe (-1 metre ile -6,30 metre kotları arasında), Erken Bizans Dönemi’nin en büyük ticari limanı olan Theodosius Limanı gün ışığına çıkarılmıştır.

3 ayrı bölgede sürdürülen hummalı çalışmalarda:

  • Marmaray Kazı Alanı: 13 adet tekne kalıntısı,
  • Metro Kazı Alanı: 22 adet tekne kalıntısı olmak üzere,
  • Toplamda 5. ile 11. yüzyıllar arasına tarihlendirilen 35 tekne/gemi kalıntısı bulunmuştur.

Dünya Çapında Bir Keşif: Yenikapı batıkları, dünyadaki en geniş repertuara sahip antik tekne koleksiyonlarından birini oluşturmaktadır. Bu eşsiz batıklar; Bizans Dönemi gemi tipolojisi, antik gemi yapım teknolojileri ve bu teknolojinin tarihsel gelişimine dair bilim dünyasına paha biçilemez bilgiler sunmuştur.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Bahçesinde “Yenikapı 35 Batığı”

Kazı alanında 2011 yılının Haziran ayında ortaya çıkartılan ve basında geniş yer bulan Yenikapı 35 adlı batık, Theodosius Limanı kalıntıları arasında son derece özel ve özgün bir yere sahiptir.

  • Boyut ve Durum: Mevcut uzunluğu yaklaşık 15 metre, genişliği ise 5 metre olan bu gemi, boyutları açısından limanda bulunan en büyük kargo gemilerinden biridir. Ahşap kondisyonu ve özellikleri açısından ise bulunan en sağlam batık olma unvanını taşır.
  • Tarihlendirme ve Yük: İlk veriler ışığında MS 4.-5. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen batığın kargosu içinde farklı tiplerde amphoralar yer almaktadır.
  • Müze Bahçesi Sergisi: Antik gemi yapım sanatını gözler önüne seren bu batığın birebir kopyası (replikası), yaklaşık bir yıl süreyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin bahçesinde ziyaretçilere sergilenmiştir.

Arkeopark Projesi, İptal Edilen İstasyon ve Kilise Kalıntısı

Yenikapı kazı alanının batısında yer alan ve günümüzde “100 Ada” olarak adlandırılan bölgedeki çalışmalarda; deniz surları, devasa taş bloklardan inşa edilmiş rıhtım ve dalgakıranın bir bölümü gibi limanın karadaki mimarisine ait son derece önemli kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.

Tarihi Kilise Kalıntısı: Yenikapı Metro alanında sürdürülen kazılarda, liman dolgusu üzerinde açığa çıkarılan ve MS 12-13. yüzyıllara tarihlendirilen bir kilise kalıntısı da bulunmuştur. İlgili kurul kararıyla uzmanlarca taşınması sağlanan bu kilise kalıntısı da yine koruma altına alınarak ileride kurulacak Arkeopark Projesi’ne dahil edilmiştir.

Yerinde Koruma ve İstasyon İptali: İlgili Bölge Koruma Kurulu, liman mimarisine ait bu kalıntıların yerinde korunmasına karar vermiştir. Bu tarihi karar doğrultusunda, bu alanda inşa edilmesi planlanan metro istasyonu iptal edilmiştir. Kalıntılar Arkeopark projesi kapsamında sergilenmek üzere koruma altına alınmıştır.

Tarihi Yarımada’daki Diğer Önemli Noktalar ve Konum

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı en kapsamlı müze kompleksi olarak Fatih Eminönü semtinde, Osman Hamdi Bey Yokuşu Sokak üzerinde yer almaktadır. Gülhane Parkı’nın hemen yanı başında konumlanan müzeye, hem Gülhane Parkı içinden hem de Topkapı Sarayı önündeki ana girişten kolayca ulaşılabilmektedir.

Müze, İstanbul’un tarihi ve kültürel kalbi sayılan Sultanahmet ve Tarihi Yarımada aksının tam merkezindedir. Ziyaretinizi planlarken yürüme mesafesinde bulunan şu önemli tarihi noktaları da gezi rotanıza ekleyebilirsiniz:

İstanbul Arkeoloji Müzeleri Hakkında Sık Sorulan Sorular

İstanbul Arkeoloji Müzeleri ziyareti öncesinde en çok merak edilen pratik ve hızlı yanıtları aşağıda bulabilirsiniz.

İstanbul Arkeoloji Müzesi açık mı, ziyaret edilebilir mi?

Evet, İstanbul Arkeoloji Müzeleri restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından tüm ana birimleriyle ziyarete açıktır. (Pazartesi günleri dâhil haftanın her günü ziyaret edilebilir).

İstanbul Arkeoloji Müzesi giriş ücreti kaç TL? (2026)

Müze giriş ücretleri T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dönemsel olarak güncellenmektedir. Türk vatandaşları için Müzekart geçerli olup, Müzekart sahibi ziyaretçiler müzeyi ücretsiz gezebilmektedir. Yabancı ziyaretçiler ve Müzekart’sız girişler için güncel bilet fiyatlarına gitmeden önce resmi gişe kanallarından bakılması önerilir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi gece açık mı?

Müze, standart ziyaret saatlerinde akşamları kapanmaktadır. Ancak Müzeler Haftası (18-24 Mayıs) gibi özel kültürel etkinlik dönemlerinde ve Turizm Bakanlığı’nın “Gece Müzeciliği” projesi kapsamındaki tarihlerde saat 24:00’e kadar açık kalmakta ve ücretsiz gezilebilmektedir.

1924 yılında ziyarete açılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk müzesi nedir?

Türkiye Cumhuriyeti döneminde toplanan ilk müze Topkapı Sarayı Müzesi’dir (1924). Bununla birlikte, kökleri Osmanlı İmparatorluğu’na (Müze-i Hümayun – 1869) dayanan İstanbul Arkeoloji Müzeleri ise müze binası olarak tasarlanıp inşa edilen ilk Türk müzesidir.

Eski Şark Eserleri Müzesi nerededir?

Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesi (kompleksi) içerisinde, ana arkeoloji binasının tam karşısında yer almaktadır. Ayrı bir bilet gerektirmeksizin aynı müze kompleksi içinde ziyaret edilebilir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde kısaca neler var?

Müze kompleksi içerisinde; İskender Lahdi gibi dünyaca ünlü lahitler, Antik Yunan ve Roma heykelleri, Mezopotamya çivi yazılı tabletleri (Kadeş Antlaşması), Mısır mumyaları, Selçuklu/Osmanlı çinileri (Çinili Köşk) ve Trakya-Bithynia bölgelerine ait arkeolojik buluntular yer almaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin en ünlü eseri hangisidir?

Müzenin dünyaca en bilinen başyapıtı, Sidon (Sayda) Kral Nekropolü kazılarında Osman Hamdi Bey tarafından çıkarılan ve üzerindeki kabartmalar sebebiyle Büyük İskender’e ithaf edilen İskender Lahdi‘dir.

Kadeş Antlaşması Tableti hangi müzededir?

Tarihte bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın Hititçe çivi yazısıyla yazılmış orijinal kil tableti, Eski Şark Eserleri Müzesi (İstanbul Arkeoloji Müzeleri) koleksiyonunda sergilenmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri kaç saatte gezilir?

Müzenin 3 ana binasını (Ana Müze, Eski Şark Eserleri, Çinili Köşk) ve bahçesini yüzeysel bir turla gezmek yaklaşık 1.5 – 2 saat, tüm eserleri ve detaylı panoları inceleyerek gezmek ise ortalama 3 ila 4 saat sürmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri nerededir ve nasıl gidilir?

Müze, İstanbul’un Fatih ilçesindeki Sultanahmet semtinde, Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu’nda yer alır. T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay hattını kullanarak Gülhane veya Sultanahmet durağında inerek yürüyerek ulaşabilirsiniz.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Müzekart geçerli mi?

Evet, T.C. vatandaşları için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan bu müzede Müzekart geçerlidir ve 1 yıl boyunca sınırsız/indirimli giriş imkânı sunar.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde fotoğraf çekmek serbest mi?

Müze içerisinde flaşsız fotoğraf ve kişisel video çekimi serbesttir. Ancak profesyonel çekimler, tripod kullanımı ve flaşlı fotoğraf çekimi eserlerin korunması amacıyla yasaktır.

Ayrıca İlgili Linkler:

İstanbul Arkeoloji Müzesi eserleri görselleri ve fotoğraf galerisi

Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri

İstanbul gezilecek yerler müzeler ve tarihi yerleri

İstanbul Tarihi – Genel

Marmara bölgesi tarihi kentler ve antik şehirler

Marmara bölgesi önemli tarihi yerler fotoğrafları

Türkiye Müzeleri

Türkiye antik şehir ve tarihi kentler

Arkeoloji Kategorisi

Arkeoloji Müzeleri Kategorisi

Antik Çağ Kategorisi

Ulusal Mimari Kategorisi

Osman Hamdi bey hakkında okunması önerilen Kaynaklar:

Osman Hamdi bey ve dönemi Sempozyumu, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1993.
Cezar, Mustafa, Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1971.
Mansel, Arif Müfit, ‘Osman Hamdi Bey’, Belleten Cilt:24, Sayı:94, 1960, s.291-301.
Özkan, Süleyman, Osmanlı Devleti’nde Arkeolojik Kazı Çalışmaları, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir, 2009.
Pasinli, Alpay, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Akbank Kültür ve Sanat Dizisi: 71, İstanbul, 2003.
Shaw, Wendy M.K., Osmanlı Müzeciliği, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004.

Muazzam Muazzez – Sedef Akbaş