Akdeniz Bölgesi Şehir İsimleri Nereden Geliyor? Bu coğrafi zenginliğe sahip bölgenin şehir isimleri, tıpkı tarihi ve kültürel mirası gibi oldukça çeşitli ve katmanlı bir geçmişe sahip. Birçok şehrin ismi antik çağlara, farklı medeniyetlere ve o dönemdeki önemli olaylara dayanıyor. Örneğin, Antalya adını Bergama Krallığı’nın kurucusu Attalos’tan alırken, Adana’nın kökenleri Hititlere kadar uzanıyor ve “Uru Adaniyya” olarak bilinen yerleşimden türediği düşünülüyor. Mersin ise mitolojik figürler ve efsanelerle iç içe geçmiş bir isme sahip. Bu durum, Akdeniz Bölgesi’nin sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda taşıdığı tarihi ve kültürel izlerle de ne kadar özel bir coğrafya olduğunu gözler önüne seriyor.
Akdeniz Bölgesi Şehir Adları ve Tarihi Kökenleri
Akdeniz Bölgesi içindeki şehir isimleri nereden geliyor sorusunun cevabı, bölgenin yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmasından kaynaklanıyor. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklar bu topraklarda izler bırakmış ve bu izler şehirlerin isimlerine de yansımış durumda. Bazı şehirler coğrafi özelliklerinden, bazıları önemli tarihi şahsiyetlerden, bazıları ise o dönemde konuşulan dillerdeki anlamlı kelimelerden ilham almıştır. İskenderun gibi bazı şehirler ise doğrudan tarihi bir figür olan Büyük İskender’in adını taşımaktadır. Bu çeşitlilik, Akdeniz Bölgesi’nin kültürel mozağini zenginleştiren önemli bir unsurdur.
Akdeniz Bölgesi İçindeki Şehir İsimleri Nereden Gelmektedir?
Bilindiği üzere bölgede 8 şehir bulunmaktadır. Peki bu şehir isimlerinin kökeni ve/veya anlamları nelerdir?

Hatay İsmi Nereden Gelmektedir?
Hatay adının kaynağına ilişkin ilk bilgiler İ.Ö. 1200’le başlayan Genç Hitit prenslikleri dönemine tarihlenmektedir. Bu dönemde, Amik Ovası´ndaki Hitit prensliklerinin birleşerek Hattena Krallığı adını aldıkları bilinmekte, Hatay isminin de buradan geldiği düşünülmektedir. Oysa bu yanlış bir düşüncedir.
Hatay, 1930’larda ortaya atılmış bir yer adıdır. Osmanlı döneminde bugünkü Hatay’ın kapsadığı topraklar İskenderun ve / veya Antakya olarak adlandırılıyordu. Nitekim Osmanlı döneminde bu bölge Halep Eyaleti’ne bağlı bir sancak idi. Fransa ile Suriye arasında Eylül 1936’da imzalanan anlaşmada da bölge “Sandjak d’Alexandretta” (İskenderun sancağı) veya “Liwaa el İskenderuna” (İskenderun livası) geçer.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında İskenderun ve Antakya Türkiye’nin sınırları dışında kalıyordu. Bu iki bölgenin kaderinin belirleneceği sırada TBMM’de Siirt mebusu olarak bulunan İsmail Müştak Mayakon, 10 Ekim 1936’da Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ‘Tarihten Bir Yaprak’ adlı makalesinde, Çin’in kuzeyinden gelen ve “Hatay Türkleri” olarak anılan Türklerin daha sonra buraya yerleştiğini, bundan dolayı da bu yörenin Hatay olarak adlandırılması gerektiğini yazmıştır.
Bu yazının ardından önce Türk basınında Hatay adı kullanılmış, daha sonra Türkiye’ye katılan bu bölgeye resmen Hatay adı verilmiştir. Nitekim 1940 genel nüfus sayımında bölge “Hatay vilayeti” olarak yer almıştır. Hatay adının Hitit prensliklerinin kurduğu Hattena Krallığı’ndan geldiği ve yöreye bu adı 1936’da Atatürk’ün verdiği de ileri sürülmüştür. Konuya dair ikinci makale aynı yazar tarafından 22 Ekim günü “Hata-Hatay” başlığıyla yayınlanır.
Ayrıca Hatay gezilecek yerler listesi içinde bulunan yerler ile ilgili aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz.
– Hatay Arkeoloji Müzesi
– Hatay Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi

Antalya İsmi Nereden Gelmektedir?
Efsaneye göre Helenistik dönemde Bergama Kralı II. Attalos (MÖ 159-138), askerlerine “Gidin ve bana yeryüzündeki cenneti bulun” der. Askerlerinin gösterdiği yeri (bugünkü Antalya) beğenen II. Attalos, bölgenin stratejik önemini dikkate alarak buraya bir liman şehri kurdurur ve kent, kurucusu Attalos’un adına binaen “Ataleia” olarak adlandırılır.
MÖ ll. Yy.’da Bergama karalı ll. Attalos tarafından kurulan şehir, önceleri ismini kurucusundan almıştır ve Attaleia adıyla anılmıştır. Zamanla bu isim Adalia, Antalia ve son olarak günümüzde Antalya şekline dönüşmüştür. Bölgeye Araplar Antaliye derken Türkler ise Adalya demiştir.
Antalya gezilecek yerler listesi içinde yer alan aşağıda sayfaları ziyaret edebilirsiniz.
– Antalya Müzesi
– Perge antik kenti
– Xanthos antik kenti
– Letoon antik kenti (Muğla’ya bağlı olmasına rağmen fiziki olarak Akdeniz bölgesi içindedir.)

Burdur İsmi Nereden Gelmektedir?
Değişik kaynaklarda bölgeye, yöreye, yerleşime, şehre Izostas, Limnobrama (Göl şehri), Limnobria, Polydorein, Polydorin (tarf taşı, taşlık yer), Polydorion, Praetoria, Purdur, Boldur, Bordur, Birdur, Buldur, Burdur, Bur(ada)dur, Türkmen, Türkmen Hası, Tirkemiş, Terkemiş, Türkemiş, Tirkemiş Hası, Tirkemiş Kazası gibi adların verildiğinin belirtildiğini bilmekteyiz. Bu adların Burdur adı ile öyle ya da böyle doğrudan veya dolaylı ilgisi söz konusudur.
Burdur isminin Roma’da üst düzey yönetici ve yargıçların (- ön/cü yer/leşim, – ilk yer/leşim, -zirve yer/leşim) kullandığı Latince ‘praetoria’ sıfatından geldiği düşünülmektedir. Güney Afrika’nın başkenti Pretorya’nın ismi de yine aynı kökenden gelmektedir. (Ne yazık ki internette bilgiyi okumadan çok kopyala yapıştır yapıldığı için birçok site eksik bilgi vermektedir: ‘praetor’u yazmış olmalarına rağmen ‘praetoria’ kelimesini es geçmişlerdir.
Bir söylentiye göre ise Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı aşireti mensupları burayı bulduklarında, bölgenin güzelliği karşısında ‘Cennet buradadır. Burda dur!’ demişler ve ‘Burda dur!’ sözü zamanla halk arasında ‘Burdur’ haline dönüşmüştür.
Bir başka efsaneye göre ise Eski Yunan Mitolojisi’nde kahraman Ulis, tanrıların gazabına uğrar. Yunanistan’dan kovulur. Yolu Antalya yakınlarına düşer. Geceleri kutup yıldızına bakarak, kuzeye doğru ilerler. Karşısına bir göl çıkar ve o sırada gaipten bir ses ona Rumca ve eski Latince -Ezostas! (Burada dur!) diye seslenir. Ulis burada durur ve burayı yurt tutar.
Burdur gezilecek yerler arasında yer alan aşağıdaki sayfaları ziyaret edebilirsiniz.
– Bakibey Konağı
– İnsuyu Mağarası
– Sagalassos antik kenti

Adana İsmi Nereden Gelmektedir?
Bir antik Grek-Roman efsanesine göre Adana ismi kökenini; Seyhan Nehri (Sarus) yakınlarında bir yere gelip Adana’yı kuran Uranus’un iki oğlu Adanus ve Sarus’tan almaktadır.
Şehrin ismine ilişkin daha eski bir efsaneye göre ise Akad, Sümer, Babil, Asur ve Hitit mitolojileri tarafından ormanın yakınlarında yaşadığına inanılan ve Tesup veya Ishkur olarak da bilinen gök gürültüsü tanrısı Adad’ın ismi bu bölgeye verilmiştir. Bu savı kanıtlayan Hititlerin arkeolojik kalıntıları ve el yazmaları o bölgede bulunmuştur.
Bu teori gök gürültüsü tanrısının çok fazla yağmur getirmesi ve bu yağmurun bölgeye büyük bir bolluk sağlamasından itibaren devam eder. Bu tanrı yörenin sakinleri tarafından sevilir ve saygı duyulur olmuştur. Onun şerefine, söz konusu bölge “Uru Adaniyya;” diğer bir deyişle “Adana Bölgesi” olarak anılmaya başlanmıştır.
Bir başka efsaneye göre ise Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan Adonis´i bereketli topraklarından dolayı Adana´ya isim olarak vermiştir.

Isparta İsmi Nereden Gelmektedir?
Antik Saparda/Sabarta adından türeyen kent isminin Yunanistan’daki antik Sparta ile ilgisi açık değildir. Roma bölgesi Pisidia’nın parçası olarak Baris ismiyle anılan şehir, Arap kaynaklarında Saporda olarak karşımıza çıkmaktadır. İsmin Hititler tarafından verildiği tarihte geçmektedir.
Baris adının Sanskritçe “Su” anlamına gelen “Vari” kelimesiyle bağlantısı olduğu sanılmaktadır. Bu adın başına “Is” zarf edatı getirilerek Isparita şeklini aldığı, Galatların “Isparta” denildiği belirtilmektedir.
Romalılar Pisidia bölgesine hakim olunca, Baris adını kendi dillerine uydurup “Sbarita” demişlerdir. Kent Türklerin eline geçtikten sonra da Isparta şehrine dönüşmüştür.
Mersin İsmi Nereden Gelmektedir?
Mersin adının kökeni konusunda iki değişik görüş yaygın olarak kabul edilmektedir. Bunlardan birincisi, civarda yetişen ve Akdeniz ikliminin tanıtıcı bir bitkisi olan Arapların da Hambales dedikleri Myrtus-Mersin ağacı nedeniyle bölgeye Mersin adı verildiğidir. İkincisi ise Mersin adının bu bölgede yaşayan “Mersinoğulları veya Mersinoğlu” adındaki bir Türkmen ailesinden geldiğini kabul eden görüştür.
Evliya Çelebi de Seyahatnamesinde bölgede yetmiş evli bir Türkmen ailesinin bulunduğunu ve bu ailenin adının da Mersinoğlu olduğunu belirtmiştir. Evliya Çelebi, 1082’de (1671) bu yöreden geçerken şimdiki Mersin’in güneybatısında Mersinoğlu adlı bir Türkmen köyünde gecelediğini kaydeder.
O’nun bahsettiği köy Mersin’in yerinde olmamakla beraber köyün adını koruyarak yer değiştirmiş olması mümkündür. Daha sonraki kaynakların bugünkü Mersin şehrinin yerinde Mersin adlı köyden söz etmesi yer değiştirme ihtimalini kuvvetlendirir.
Yine de gerek Evliya Çelebi’nin Mersinoğlu adlı köyden bahsetmesi gerekse bunun bir boy ve oymak adı olarak kaynaklarda geçmesi, Mersin adının Akdeniz ikliminin simgesi haline gelmiş olan ve bu yörede çok yetişen mersin ağacıyla (myrtus) ilgili olduğu yolundaki görüşü doğrulamamaktadır.

Kahramanmaraş İsmi Nereden Gelmektedir?
Ünlü tarihçi Herodot, Maraş şehrini Hitit komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre Maraj adı verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu (M.Ö. 2000 – 1200) zamanında bu devletin önemli merkezlerinden biri olan şehrin adı, Hititlerden kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi şeklinde geçmektedir.
Erken Demir Çağ ve Geç Hititler döneminde başkent olarak kullanılmış, Luvilere Kurkuma ve Asurlurlar içinse Markas olarak bilinmiştir. M.Ö. 711 yılında Asurlular tarafından fethedilmiş ve adı resmî olarak Markas’a değiştirilmiştir.
Kahramanmaraş’ın Kurtuluş Savaşı’ndan önceki adı (Markas’tan zamanlar evrimleşmiştir) Maraş’tır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bütün kent 5 Nisan 1925 tarihinde İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş, daha sonra ise Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla 07 Şubat 1973 Tarihinde “Kahraman” ünvanı verilmiştir.
Osmaniye İsmi Nereden Gelmektedir?
Tam yeri kesin olarak bilinmemekle birlikte şimdiki Osmaniye’nin bulunduğu bölgede, 16.Yy.’da konar-göçer Türkler’in iskân edilmesi ile Kınık nahiyesi oluşturulmuştur. Ancak Celali İsyanları sonucunda oluşan sosyal ve ekonomik buhranlar ile emniyetsizlik sebebiyle halk daha büyük nahiyelere ve şehirlere göç etmiş ve 17. yüzyılın başlarından itibaren zamanla Kınık nahiyesi yok olmuştur.
Kınık kasabasında 927’de (1521) Yûnus Dede ve Hamâceoğlu Selman adını taşıyan iki mahallede 144 nefer vergi mükellefi yaşamaktaydı. 1082 (1672) yılında Mekke’ye giderken buradan geçen Evliya Çelebi, Kınıklı kazasının merkez kasabasının adını İsneyn olarak kaydeder ve ovanın ortasında civardaki 20-30.000 Türkmen’in haftada bir gelip alışveriş yaptıkları önemli bir pazar yeri olduğunu yazar.
Osmaniye adıyla yeni bir yerleşim yerinin ortaya çıkışı, XIX. yüzyılın ikinci yarısında yöredeki aşiretlerin iskânı için yapılan çalışmaların bir sonucudur. Nitekim 1865’te aşiretlerin yerleştirilmesi için Hassa, İslâhiye, İzziye ve Osmaniye kasabaları kurulmuştur.
Osmaniye çevresinde yaşamakta olan Alibekiroğulları, Çenedoğulları, Karayiğitoğulları ve Kaypakoğulları adlı Türkmen aşiretlerinden üçü devletin kontrolüne girdiği halde Yarpuz’da oturan Alibekiroğlu Ali Ağa dağlara çekilmiştir. Aşiretlerin iskânıyla görevli Fırka-i Islâhiyyei buradaki Hacı Osmanlı köyünün güneybatısında konaklamış ve bir süre sonra Hacı Osmanlı köyü merkez olmak üzere Kıyı nahiyesi köyleri bir kaza kabul edilerek adına Osmaniye denilmiştir.
1865’te kaza ve merkezi Payas sancağına bağlanır. Kaza, üç nahiyesiyle birlikte bu tarihte tamamı Müslümanlardan oluşan 1388 kişilik erkek nüfusa sahiptir. 1891-1892’de Cebelibozkurt sancağı içinde yer alan Osmaniye kazasında 100’ü Hristiyan 7864 kişi yaşamaktadır. Osmaniye 1908 yılında Cebelibereket sancağının merkezi olur (daha önce bu sancağın merkezi Yarpuz idi).
Bununla birlikte, Nur Dağları’nın adı, Kâfirdağı da denilmekle birlikte Gâvurdağı’dır. Tanzimat Dönemi’nde Batının “gâvur” kelimesinden hoşnut olmaması sebebiyle Tanzimat ruhuna uygun olarak değiştirilmesi gündeme gelmiştir. Bunun üzerine Padişah I. Abdülmecid’in kararı ile Gâvurdağı’nın adı 5 Şubat 1854 tarihinde Cebel-i Bereket (Bereket Dağı) olarak değiştirilmiştir.
Cumhuriyet’in başlarında sancaklar vilâyet haline dönüştürülürken Cebelibereket sancağı da vilâyet olmuştur. İl merkezliği on yıl devam ettikten sonra Cebelibereket ili 1933’te lağvedilince Osmaniye de bir kaza merkezi olarak Adana iline (o zamanki adıyla Seyhan vilâyeti) bağlandı. 24 Ekim 1996 tarih ve 4200 sayılı yasa ile Osmaniye ili kurulunca Osmaniye şehri de ikinci defa (63 yıl aradan sonra) il merkezi durumuna gelmiştir.
Akdeniz Bölgesi şehir isimleri nereden geliyor ile ilgili linkler:

