Antalya Müzesi (Antalya Arkeoloji Müzesi), zengin arkeoloji koleksiyonları ve Akdeniz uygarlıklarına ışık tutan eşsiz tarihi eserleriyle Türkiye’nin en önemli kültür duraklarından biridir. Bölgedeki antik kentlerden çıkarılan buluntuların çeşitliliği ve tarihi önemiyle diğer arkeoloji müzelerinden ayrılan bu büyüleyici merkez, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır.
Ülkemizin turizm başkentinde yer alan Antalya Arkeoloji Müzesi, sadece Akdeniz’in köklü geçmişini değil, aynı zamanda yurt dışına yasa dışı yollarla kaçırılan ve büyük mücadelelerle ait olduğu topraklara geri getirilen paha biçilemez tarihi mirasları da keşfetmek isteyen kültür ve tarih meraklıları için eşsiz bir deneyim sunmaktadır. Müze binası kapsamlı bir dönüşüm projesi nedeniyle geçici olarak kapalı olsa da, barındırdığı zengin koleksiyon bu rehberde tüm detaylarıyla keşfedilmeyi beklemektedir.
Antalya Müzesi’nin Tarihi ve Kültürel Önemi

Akdeniz’in bir iç deniz olması sebebiyle etrafında tarih boyunca var olan medeniyetlerin birbirleriyle ilişkilerini, kültür çeşitliliğini bize en iyi anlatan ve Antalya Arkeoloji Müzesi de denilen Antalya Müzesi, barındırdığı tarihi eserlerle ve yurtdışına yasa dışı yollarla çıkartılan eserlerin geri getirilmesi ile adından sıkça söz ettirmektedir. Özellikle yaz tatili için Antalya’nın koylarından faydalanmak isteyen turistlerin kesinlikle uğradığı Antalya Arkeoloji Müzesi, kültür ve tarihi seven insanların dolu dolu zaman geçirecekleri önemli müzelerimizdendir.
Türkiye’nin en kapsamlı arkeoloji müzelerinden olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nde, ziyaretçilerin rahatça gezebileceği salonlardan ve konularına göre ayrılmış bölge kazılarından mozaik salonuna, doğa tarihi salonundan lahitler salonuna, çocuk bölümünden tanrı ve tanrıçalarına kadar birçok sergi salonu bulunmaktadır. Antalya’ya giden herkesin kesinlikle görmesi gerektiği bir müzedir.
Antalya Müzesi önemi, Akdeniz havzasının ve Anadolu medeniyetlerinin binlerce yıllık izlerini tek bir çatı altında toplayarak evrensel bir hafıza oluşturmasından gelmektedir. Sadece bölgesel değil, tüm dünya arkeoloji tarihi açısından kilit bir konumda bulunan bu kurum, paha biçilemez Antalya Müzesi eserleri ile kültürel mirasın korunmasındaki en büyük kaledir.
Güncel Bilgilendirme Notu: 16 Temmuz 2025 tarihi itibarıyla Antalya Arkeoloji Müzesi, mevcut binasının depreme dayanıksız (riskli yapı) bulunması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kapsamlı bir yeniden inşa ve modernizasyon süreci kapsamında ziyarete kapatılmıştır. 2026 yılı sonunda çağdaş müzecilik standartlarına uygun olarak yeniden kapılarını açması planlanan müzenin paha biçilemez eserleri, bu dönüşüm sürecinde koruma altındadır.
Konu Başlıkları
- Antalya Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
- Antalya Müzesi Ziyaretçi Bilgileri ve Giriş Ücreti 2026
- Antalya Müzesi ve Eserleri Nasıl Gezilmeli?
- Antalya Müzesi’nde Neler Var ve Görülmesi Gereken En Önemli Eserler
- Efsanelerin İzinde: Antalya Müzesi Eserleri ve Arkalarındaki Gizli Mitolojik Hikayeler
- Antalya Müzesi Eserleri ve Sergi Salonları
- Antalya Müzesi Tarihçesi
- Antalya Müzesi Çevresinde Gezilecek Yerler: Rotanızı Zenginleştirecek En Popüler Rotalar
- Antalya Müzesi Ne Zaman Açılacak? Yeni Müze Projesi ve 2026 Gelecek Vizyonu
- Antalya Müzesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Bilgiler
Antalya Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
Antalya Müzesi’nin tarihi, fiziksel yapısı, barındırdığı zengin koleksiyonların detayları ve güncel durumuna dair öne çıkan tüm sayısal verileri aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz:
| Bilgi Kategorisi | Detaylar ve İstatistikler |
|---|---|
| Kuruluş Yılı | 1922 (Süleyman Fikri Erten tarafından) |
| Koleksiyondaki Toplam Eser Sayısı | Yaklaşık 60.000+ (Sikke, arkeolojik ve etnografik eserler dahil) |
| Sergilenen Eser Sayısı | Yaklaşık 5.000 adet şaheser |
| Toplam Sergi Salonu Sayısı | 14 Adet Sergi Salonu (Ayrıca açık hava bahçe sergisi) |
| Önemli Sergi Salonları | Heykeller Salonu, Lahitler Salonu, İmparatorlar Salonu, Mozaik Salonu, Tanrılar Salonu, Çocuk Bölümü |
| Eserlerin Getirildiği Başlıca Antik Kentler | Perge, Side, Aspendos, Termessos, Limyra, Xanthos, Arykanda, Patara, Myra, Korydalla |
| Heykel ve Lahit Zenginliği | Dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel ve lahit koleksiyonlarından biri (Özellikle Perge kazıları kaynaklı) |
| Müze Kart Geçerlilik Durumu | Geçerli (Bakanlığa bağlı resmi devlet müzesidir) |
| Ziyarete Kapanış Tarihi | 16 Temmuz 2025 (Deprem riski ve büyük dönüşüm projesi nedeniyle) |
| Hedeflenen Yeniden Açılış Tarihi | 2026 Yılı Sonu (Modernizasyon ve yeniden inşa süreci sonrası) |
Antalya Müzesi Ziyaretçi Bilgileri ve Giriş Ücreti 2026

(Müze halihazırda yenileme çalışmaları nedeniyle geçici olarak kapalı olsa da, normal şartlarda geçerli olan Antalya Müzesi ziyaret saatleri ve Antalya Müzesi giriş ücreti detayları şu şekilde planlanmıştı:)
Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı olan Antalya Arkeoloji Müzesi girişinde Müzekart geçmektedir. Antalya Müzesi giriş ücreti 2026 yılı itibari ile 540 TL’dir. Müzekart 2026 yılı fiyatı ise 200TL’dir. Dini bayramların ilk günü saat 13:00’e kapalı olan müzeye 08:30 – 17:30 saatleri arası girilebilmektedir. Gişe kapanış saati ise 17:00’dir Ayrıca daha detaylı bilgi için 0242 2385688 numaralı Antalya Müzesi iletişim numarasını arayabilirsiniz.
Müzenin geniş bir otoparkı bulunmaktadır. Şehir içinde bulunan müze için bu bir avantajdır. Ayrıca müzenin salonlarının bittiği yerde veya müze çıkışında birçok müzede olmayan bir dinlenme alanı ve müze mağazası bulunmaktadır. Türkiye’deki birçok müzede aynı şeyler satılmasına rağmen buradaki müze mağazası biraz daha olumlu yönde farklıdır.
Antalya Müzesi ve Eserleri Nasıl Gezilmeli?

Ziyaretçilerin rotalarını planlarken dikkat etmesi gereken Antalya Arkeoloji Müzesi gezisi hakkında bilinmesi gerekenler şunlardır:
Antalya Müzesi’ni gezmek için en az iki buçuk saat ayırmanız gerekecektir. Müzedeki heykellerin, sanat eserlerinin, lahitlerin üzerlerinde çizgiler, anlamları sizde hayranlık uyandıracaktır. Tüm Akdeniz bölgesinde olan antik yerleşimlerden getirilen bu eserler düzgün ve ziyaretçinin yürüme akışını bozmadan yerleştirilmiştir.
Müzenin ikinci katındaki sikkeler ve hazine parçalarından gözlerinizi alamayacak ve sergilenen mekanların önünden ayrılamayacaksınız. Tüm müzeyi gezdikten sonra müze çıkışındaki bahçede ayrıca zaman geçirmeyi ve horozları sevmeyi unutmayın.
Antalya Müzesi’nde Neler Var ve Görülmesi Gereken En Önemli Eserler

Antalya Müzesi (Antalya Arkeoloji Müzesi), zengin koleksiyonunda binlerce tarihi eseri barındırmaktadır. Müze envanterinde binlerce eser bulunsa da, aralarında bazı başyapıtlar vardır ki hem müzenin küresel çapta tanınmasını sağlamış hem de mutlaka görülmesi gereken eserler listesinin başında yer almaktadır.
Tabii ki müzede sergilenen ve tarihi oluşturan tüm öğeler kendine has bir değere sahiptir. Ancak bazı başyapıtlar vardır ki, hem dünya sanat tarihi açısından paha biçilemez niteliktedir hem de müzenin küresel çapta tanınmasını sağlamıştır. Özellikle Akdeniz bölgesi antik kentleri kazılarından çıkarılan heykeller ve yurt dışından binbir emekle geri getirilen eserler bu koleksiyonun omurgasını oluşturur. Eğer bölgedeki diğer önemli durakları da merak ediyorsanız, hazırladığımız Akdeniz bölgesi gezilecek önemli tarihi yerler listemize ve bu bölgelere ait orijinal Antalya Müzesi fotoğrafları arşivimize göz atabilirsiniz.
Küçük bir güncel not düşmek gerekirse; Antalya Arkeoloji Müzesi, depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle ziyarete kapatılmış olsa da, barındırdığı bu eşsiz kültürel miras dijital dünyada ve tarih meraklılarının hafızasında tüm ihtişamıyla yaşamaya devam etmektedir. Ülkemizdeki diğer zengin koleksiyonları incelemek için Türkiye’deki arkeoloji müzeleri ve kapsamlı Türkiye müzeleri rehberlerimizi de ziyaret edebilirsiniz.
Müze içerisinde yer alan binlerce eser arasından, her ziyaretçinin mutlaka incelemesi gereken en önemli tarihi eserler şunlardır:
- Korydalla Definesi (Sion Hazinesi): 6. yüzyıla tarihlenen ve Kumluca’da bulunarak dünya arkeoloji literatürüne giren paha biçilemez litürjik gümüş parçalardan oluşur.
- Yorgun Herakles (Heracles) Heykeli: Prof. Dr. Jale İnan’ın özverili çalışmalarıyla üst ve alt parçası birleştirilerek ülkeye kazandırılan ikonik bir Roma dönemi kopyasıdır.
- Dans Eden Kadın Heykeli: İki renkli mermer işçiliğiyle yapılan, rüzgarda dalgalanan giysileri ve zarif duruşuyla müzenin en estetik simgelerindendir.
- İmparator Hadrian Heykeli: İmparatorlar Salonu’nda sergilenen, Roma portre sanatının zengin sembollerle işlenmiş en görkemli örneklerinden biridir.
- Avlanan Artemis Heykeli: Koşar adım ilerlerken sadağından ok çekmeye hazırlanan avcılık tanrıçasını dinamik bir figür olarak betimler.
- Marsyas Heykeli: Apollon ile girdiği flüt yarışmasını kaybeden satir Marsyas’ın acı dolu anatomik detaylarını çarpıcı bir gerçekçilikle yansıtır.
- Ariadne Lahit Kapağı ve Efsanesi: Doğal kaya formunda işlenen, uykudaki Ariadne’yi ve mitolojik aşk hikayesini anlatan zarif bir kapaktır.
- Herakles Lahdi: Yurt dışına kaçırıldıktan sonra Cenevre’den büyük bir hukuk mücadelesiyle 2017 yılında Türkiye’ye iade edilen ünlü lahittir.
- Köpek Lahdi (Nikaia Lahdi): Roma döneminde Stephanos adlı bir sahibin çok sevdiği köpeği için yazdırdığı epigramla eşsiz bir sevgi örneğidir.
- Girlandlı Lahitler: Perge nekropolünden çıkarılan, bolluk ve bereketi simgeleyen ağır meyve ve çiçek çelenkleriyle süslenmiş estetik lahitlerdir.
1. Korydalla Definesi (Sion Hazinesi)
Sion hazinesi, 1963 yılında Kumluca ilçesindeki Korydalla antik kentinde bulunmuştur. Araştırmalara göre M.S. 6.yy’a tarihlenmiştir. Hazine içindeki eserlerin birçoğunda I. Justinianus döneminde Konstantinopolis’te yapıldığını gösteren damgalar bulunmuştur. Defineye ait eserlerin bir kısmı kaçak yollarla yurtdışına çıkartılmıştır. Geri kalanı ise Antalya Arkeoloji Müzesi tarafından koruma altına alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı 1967 yılından beri Washington D.C.’deki Dumbarton Oaks Müzesi ile eserlerin iade edilmesi için görüşmeler yapmaktadır.
2. Yorgun Herakles (Heracles) Heykeli (Perge Herakles Farnese’si)

Antalya Arkeoloji Müzesi içerisinde özel bir yerde bulunan Herakles heykelinin veya Perge Herakles Farnese isimli eserin üst kısmı Amerika-Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nden getirtilmiştir. Bu heykelin dünyada 60 kadar kopyası bulunmakta ve Antalya Arkeoloji Müzesi’ndeki Herakles heykeli de Lysippos’un M.Ö. 330-320 yıllarında yaptığı orijinal eserin Roma dönemi kopyasıdır. Böylece heykelin getirilen üst kısmı, alt kısmı ile birleştirilir. Durum tam olarak şu şekilde geçmiştir:
Heykelin alt kısmı, 1980 yılında Prof. Dr. Jale İnan ve ekibi tarafından bulunmuştur. Böylece heykelin üst kısmı aranmaya başlanır. 1990’lı yılların başında gazeteci Özgen Acar, Amerika’da 1982 yılından beri sergilenen heykelin üst kısmını görmüş ve Jale İnan’a bilgi vermiştir. Jale İnan Amerika’ya giderek heykelin üst kısmı ile alt kısmının mulajını birleştirmiştir. Uğraşlar sonucunda heykelin üst kısmı hak ettiği yere geri getirilmiştir.
Ayrıca Nemrut Dağı Milli Parkı içinde Arsemia’da Herakles’in bir de kabartması vardır.
3. Dans Eden Kadın Heykeli

Antalya Müzesi’nin en zarif ve ikonik sembollerinden biri olan Dans Eden Kadın Heykeli, Perge Antik Kenti kazılarında bulunmuştur. M.S. 2. yüzyıla (Roma Dönemi) tarihlenen bu şaheser, iki renkli mermer tekniğiyle (polikrom) yapılmıştır. Heykelin ten dokusu için beyaz mermer, uçuşan giysileri ve saçları için ise siyah/gri mermer kullanılmıştır. Sanatçının mermere kazandırdığı hareket ve hafiflik duygusu o kadar güçlüdür ki, heykele bakarken kumaşın rüzgarda dalgalanışını ve kadının zarif dönüşünü hissetmek mümkündür.
4. İmparator Hadrian Heykeli

Müzenin İmparatorlar Salonu’nda sergilenen bu görkemli heykel, Roma İmparatorluğu’nun en önemli hükümdarlarından biri olan Hadrianus’u tasvir eder. Perge’de bulunan ve M.S. 2. yüzyıla ait olan bu eserde imparator, askeri zırhı ve üzerinde taşıdığı zengin sembollerle tam bir güç figürü olarak betimlenmiştir. Detaylı saç ve sakal işçiliği, Roma portre sanatının ulaştığı zirve noktayı gözler önüne serer.
5. Avlanan Artemis Heykeli

Yine Perge nekropolü ve tiyatro kazılarından elde edilen bu eser, avcılık ve doğa tanrıçası Artemis’i av sahnesinde canlandırır. Dinamik bir duruşa sahip olan tanrıça, koşar adım ilerlerken ve sadağından ok çekmeye hazırlanırken tasvir edilmiştir. Kısa tuniğinin kıvrımları ve heykeldeki hareketlilik, Helenistik dönemin estetik anlayışının Roma dönemine harika bir yansımasıdır.
6. Marsyas Heykeli

Mitolojide Tanrı Apollon ile girdiği flüt çalma yarışmasını kaybeden ve bunun sonucunda derisi yüzülerek cezalandırılan Satir Marsyas’ın acı dolu hikayesini anlatan bu heykel, müzenin en dramatik eserlerinden biridir. Perge kazılarında bulunan eserde, Marsyas’ın bir ağaca asılmış haldeki anatomik detayları ve yüzündeki acı ifadesi çarpıcı bir gerçekçilikle işlenmiştir.
7. Ariadne Lahit Kapağı ve Efsanesi

Ariadne Lahit Kapağı 1995 yılında Perge nekropolü yakınlarında bir tarlada çiftçilerden biri tarafından bulunmuştur. Aynı yıl Antalya Arkeoloji Müzesi tarafından satın alınmıştır. Doğal kaya kütlesi şeklinde olan kapak beyaz mermerden işlenmiştir. Ariadne uyurken betimlenmiştir; göğüslerini ve göbeğini açıkta bırakan ince bir giysi giymiştir. Kayalıklar üzerinde olduğunun vurgulanması için sağ ayağının ucunda bir kertenkele vardır.
Ariadne Efsanesi
Atinalılar, Girit kralı Minos’a yedi kız ve yedi erkeği Minotauros adındaki insan bedenli boğa başlı canavara yedirmek üzere gönderir. Atina kralının oğlu Theseus, Atina’yı bu korkunç vergiden kurtarmak için bu 14 kişiyle Girit’e gider. Girit kralı Minos’un kızı Ariadne, Theseus’u görür görmez âşık olur. Theseus’a canavarın yaşadığı labirentte kaybolmaması için çıkışı gösteren bir ip verir. Tek şartı vardır, canavarı öldürdükten sonra kendisini de yurduna götürecektir. Theseus, Ariadne’yi kaçırır ve Naksos adasına götürür. Ariadne gece uyurken, Theseus kaçar ve kızı terk eder. Ariadne uyanınca durumu anlar ve ağlamaktan üzüntüsünden bitkin düşerek bir kayaya uzanır. Kaya üzerinde uyurken tanrı Dionysos gelir. Ariadne’ye aşık olan Dionysos onunla evlenir. Düğün hediyesi olarak da Hephaistos’un eseri olan tacı Ariadne’nin başına takar. Bu taç, Ariadne’ye dokununca göklere yükselip yıldız olur.
8. Herakles Lahdi (Cenevre’den İade Edilen Lahit)

Perge antik kentinden 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla ortaya çıkartılarak yurt dışına kaçırılmıştır. İngiltere’de restorasyonu yapıldıktan sonra 2010 yılında İsviçre’ye getirilirken Cenevre Limanı’nda İsviçre Gümrük yetkilileri tarafından yapılan envanter kontrolü sırasında İsviçre kanunlarına muhalefetten dolayı lahde el konulmuş ve soruşturma açılmıştır. Ayrıca 2011 yılında İsviçreli yetkililerce Kültür Bakanlığı’na bilgi verilmiştir. Arkeologların yaptığı çalışma neticesinde lahdin ülkemizden çıktığı tespit edilmiştir.
21 Eylül 2015 yılında Cenevre Başsavcılığı lahdin iadesine karar vermiştir. İki yıl sonra 14 Eylül 2017 tarihinde Türkiye’ye geri getirilmiştir. 27 Eylül 2017 tarihinde de müze içerisinde kendisine ayrılan özel yerde korunmaya alınıp ziyarete açılmıştır.
Müze içerisinde iki adet Herakles lahdi bulunmaktadır. Bu lahitten başka bir de sütunlu olan bir lahit daha vardır. Sütunlu olan lahidin etrafındaki figürlerde Herakles’in yapmış olduğu on iki iş betimlenmiştir. Lahdin alınlıklarında mezarı koruyan Medusa başı bulunmaktadır. Perge antik kenti kazıları esnasında çıkartılmış ve 1962 yılından beri müzede sergilenmektedir.
9. Köpek Lahdi (Nikaia Lahdi)
Antalya Müzesi’nin en duygusal ve sıra dışı eserlerinden biri olan bu küçük lahit, Roma Dönemi’nde Stephanos isimli bir sahibin, çok sevdiği “Nikaia” adlı köpeği için yaptırdığı bir mezardır. Lahdin üzerinde, sahibinin sadık dostuna duyduğu sevgiyi ve onun ölümünden duyduğu derin üzüntüyü anlatan dokunaklı bir şiir (epigram) kazınmıştır. Arkeoloji dünyasında hayvan sevgisini gösteren en nadide örneklerden biridir.
10. Girlandlı Lahitler

Müzenin Lahitler Salonu’nun genel dokusunu oluşturan bu eserler, antik dönem mezar mimarisinin en yaygın ve estetik örneklerindendir. Genellikle Perge nekropolünden çıkarılan bu lahitlerin gövdelerinde, melek figürleri (erotes) veya boğa başları (bukranion) tarafından taşınan ağır meyve ve çiçek girlandları (çelenkleri) işlenmiştir. Bu bezemeler antik dünyada bolluk, bereket ve ölümden sonraki yaşamı simgeler.
Efsanelerin İzinde: Antalya Müzesi Eserleri ve Arkalarındaki Gizli Mitolojik Hikayeler

Antalya Müzesi’ni yalnızca antik kalıntıların sergilendiği soğuk mermer salonlardan ibaret sanmak büyük bir haksızlık olur. Antalya Arkeoloji Müzesi koleksiyonunda yer alan başyapıtlar; tanrıların ihtiraslarını, ölümlülerin imtihanlarını ve çağlar ötesinden gelen yasak aşkları bugüne taşıyan canlı birer mitoloji hazinesidir. Ziyaretçilerin arama motorlarında en çok merak ettiği Antalya Müzesi eserleri arasında kaybolmadan önce, bu eserlerin şekillendiği efsaneleri bilmek keşif deneyiminizi tamamen değiştirecek. İşte en ünlü eserlerin arkasındaki büyüleyici, dramatik ve tık rekoru kıran mitolojik hikayeler:
Flüt Yarışmasının Trajik Bedeli: Marsyas Heykeli
Mitolojide Tanrı Apollon ile girdiği flüt çalma yarışmasını kaybeden ve bunun sonucunda derisi yüzülerek cezalandırılan Satir Marsyas’ın acı dolu hikayesini anlatan bu heykel, müzenin en dramatik eserlerinden biridir. Su perisi Athena’nın icat edip attığı flütü bularak ustalaşan satir Marsyas, kibrine yenik düşerek müziğin ve sanatın tanrısı Apollon’a meydan okur. Esin Perilerinin hakemlik ettiği yarışmada Apollon kusursuz bir lyra çalarken, Marsyas nefesli çalgısıyla büyüleyici sesler çıkarır; ancak Apollon kuralları bükerek lyrasını ters çevirip çalmasını ve aynı anda şarkı söylemesini şart koşar. Flütle bunu yapmak imkansız olduğu için Marsyas yenilgiyi tadar; tanrının kibri cezalandırma hırsıyla birleşir ve Marsyas bir çam ağacına asılarak derisi diri diri yüzülür. Perge kazılarında bulunan eserde, Marsyas’ın bir ağaca asılmış haldeki anatomik detayları ve yüzündeki acı ifadesi çarpıcı bir gerçekçilikle işlenmiştir.
Terk Edilişten Yıldızlara Uzanan Bir Aşk: Ariadne Lahit Kapağı ve Efsanesi
Girit Kralı Minos’un kızı Ariadne, Atina’dan gelen kahraman Theseus’u görür görmez ona sırılsıklam âşık olur. Atinalılar, Girit kralı Minos’a yedi kız ve yedi erkeği Minotauros adındaki insan bedenli boğa başlı canavara yedirmek üzere gönderirken; Atina kralının oğlu Theseus, Atina’yı bu korkunç vergiden kurtarmak için bu 14 kişiyle Girit’e gider. Minotauros’un kapatıldığı labirentte kaybolmaması için çıkışı ve hayatı kurtaracak ipi Theseus’a veren Ariadne’nin tek şartı, canavarı öldürdükten sonra kendisini de yurduna götürmesidir. Theseus, Ariadne’yi kaçırır ve Naksos adasına götürür; ancak Ariadne gece uyurken Theseus kaçar ve kızı terk eder. Uyanıp yalnız ve çaresiz kaldığını anlayan Ariadne ağlamaktan üzüntüsünden bitkin düşerek bir kayaya uzanır. Lahit kapağındaki o zarif uzanış, bu terk edilişin ve bitkinliğin ebedi tasviridir. Kaya üzerinde uyurken gelen şarap tanrısı Dionysos Ariadne’ye aşık olur, onunla evlenir ve düğün hediyesi olarak Hephaistos’un eseri olan tacı Ariadne’nin başına takar; bu taç Ariadne’ye dokununca göklere yükselip yıldız olur.
12 Çile ve Kefaret Yolu: Herakles Heykelleri ve Lahitleri
Zeus’un ölümlü kadından doğma yarı tanrı oğlu Herakles’in (Herkül) sırtlandığı devasa çileler ve kefaret yolculuğu, müzenin mermer salonlarında hayat bulur. Tanrıça Hera’nın öfkesi yüzünden geçici bir çılgınlık anında ailesini kaybeden Herakles, bu büyük günahın kefaretini ödemek için Miken Kralı Eurystheus’un emrine girer ve insan aklının almayacağı On İki İşi gerçekleştirmek zorunda kalır. Nemea Aslanı’nı alt etmekten Lernalı Hidra’yı yok etmeye, Erymanthos Yaban Domuzu’nu yakalamaktan Hesperides’in altın elmaları almaya kadar uzanan bu ölümcül görevler, lahitlerin yüzeyindeki kabartmalarda ve Yorgun Herakles’in yorgun bakışlarında hayat bulur. Tüm bu acıların ve fiziksel işkencelerin sonunda Olympos’ta ölümsüzlüğe erişen kahraman, Antalya Müzesi’nde insanlığın zafer ve direniş simgesi olarak varlığını sürdürmektedir.
Antalya Müzesi Eserleri ve Sergi Salonları

Antalya Müzesi (veya arama motorlarında bilinen adıyla Antalya Arkeoloji Müzesi), zengin koleksiyonunu sergilediği birbirinden değerli salonlarıyla ziyaretçilerine eşsiz bir kültürel rota sunmaktadır. Arkeoloji Müzesi de denilen Antalya Müzesi içerisinde çocuk bölümü ve bahçe bölümü olmak üzere toplamda 13 sergi teşhir salonu bulunmaktadır. İki katlı olan müzede sergi salonları kolayca gezilebilmekte ve bilgi alınabilmektedir. Bu bölümler sırasıyla aşağıdaki gibidir.
Müze içerisinde yer alan 13 farklı sergi salonu ve teşhir alanı sırasıyla şunlardır:
- Çocuk Bölümü: Çocukların müze sevgisini artırmak için özel olarak kurgulanan maketler ve interaktif alanlar barındırır.
- Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu: Karain Mağarası buluntuları ve insanlık tarihinin ilk dönemlerine ait aletleri sergiler.
- Seramik Eserler Salonu: Arkaik dönemden Doğu Roma’ya kadar pişmiş toprak eserlerin kronolojik sunumunu yapar.
- Bölge Kazıları Salonu: Letoon, Xanthos, Patara gibi antik kentler ile kurtarma kazılarından elde edilen buluntuları içerir.
- İmparatorlar ve İmparatoriçeler Salonu: Roma dönemi imparatorlarının paha biçilemez heykellerine ev sahipliği yapar.
- Tanrılar ve Tanrıçalar Salonu: Mitolojide öne çıkan yirmiye yakın tanrı ve tanrıça heykelini yakından sunar.
- Perge Batı Cadde F-5 Nymphaion Salonu: Perge’deki çeşme buluntusu tanrı ve imparator heykellerini barındırır.
- Mozaikler Salonu: Akdeniz antik kentlerinin mozaiklerini ve antik oyun tahtasını sergiler.
- Perge Tiyatrosu Salonu: Perge tiyatrosu kazılarından çıkan nişler ve Marsyas heykelini içerir.
- Antalya Müzesi Lahitler Salonu: Herakles Lahdi ve Ariadne kapağı gibi şaheser lahitleri bir araya getirir.
- Ölü Kültü Salonu: Jale İnan’ın çabalarıyla getirilen Herakles Heykeli ve osthotekleri barındırır.
- Sikke, Küçük Eser ve İkonalar Salonu: Sikkeler, altın eşyalar, Sion Hazinesi ve 18-19. yy ikonalarını sunar.
- Antalya Müzesi Bahçesi: Açık havada sergilenen sütun başlıkları, heykeller, kafeterya ve müze mağazasını içerir.
Yukarıda özetlediğimiz tüm bu salonları, şimdi sıra numaralarıyla h3 başlıkları altında detaylı bir şekilde inceleyebiliriz:
1. Çocuk Bölümü
Birçok müzede olmayan çocuk bölümü ile Antalya Arkeoloji Müzesi öne çıkmaktadır. Bölümün teması çocukların ilgisinin azalmaması için zaman zaman değişebilmektedir. Bu bölümde arkeolog Mustafa Samur’un yaptığı antik yerleşimlere ait maketler bulunmaktadır. Ayrıca Roma ve Helenistik dönemlerdeki eserlerin maketleri de bulunmaktadır.
2. Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu
Dünyanın oluşumuna tanıklık eden çağlardan ve insanlık tarihinin ilk zamanlarından çeşitli buluntular bu salondadır. Örneğin Karain Mağarası’nda bulunan çeşitli buluntular ve çeşitli höyüklerde bulunan ilk insanların kullandığı çeşitli alet ve el baltaları gibi silahlar bu salonda teşhir edilmektedir. Bu salonda ayrıca Anadolu’nun en eski ölü gömme geleneklerinden birinin canlandırıldığı bir bölüm bulunmaktadır.
3. Seramik Eserler Salonu
Anadolu ve Akdeniz tarihi içerisinde yer almış çeşitli dönemlere ait eserler bu salonda bulunmaktadır. Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Doğu Roma gibi pişmiş toprak eserler bu bölümde kronolojik sırada sunulmuştur.
4. Bölge Kazıları Salonu
Türkiye’nin arkeolojik anlamda önemli bölgelerinden olan Akdeniz bölgesinde ve özellikle Antalya çevresinde yerli ve yabancı bilim insanlarınca çeşitli kazı ve araştırmalar yapılmaktadır. Bu bölümde Letoon, Xanthos (Ksanthos), Patara gibi antik kentler ile Aziz Nikolaos Kilisesi ve Karain gibi önemli tarihi yerlerdeki kazılarda bulunan eserler ile Antalya Müze Müdürlüğü’nün Olympos, Aspendos gibi antik yerlerde yaptığı kurtarma kazılarına ait eserler vardır. Ayrıca Tlos antik kenti kazılarından çıkartılan bazı tarihi eserler de yine bu bölümde bulunmaktadır.
5. İmparatorlar ve İmparatoriçeler Salonu

Bu salonda tamamen Roma dönemi imparatorları, imparatoriçeleri ve önemli kişilerinin paha biçilemez heykelleri bulunmaktadır. İmparator Hadrian heykeli, Dans Eden Kadın Heykeli, Artemis Rahibesi heykeli görülmesi gereken heykellerden sadece birkaç tanesidir ve salonun ışıklandırması fotoğraf çekmeye elverişlidir.
6. Tanrılar ve Tanrıçalar Salonu
Fotoğraf çekmek için uygun ışık koşullarının yaratıldığı bir başka salon da imparatorlar salonundan sonra gelen Tanrılar ve Tanrıçalar Salonu’dur. Yunan mitolojisinde adı geçen ve Akdeniz bölgesi antik kentleri ve yerleşimleri içerisindeki bulunan heykellerden oluşan salonda toplamda yirmiye yakın tanrı ve tanrıça heykeli yakından gözlemlenebilir. Kronos’un oğlu ve Hera’nın kocası Zeus heykeli, Zeus ve Leto’nun (Letoon antik kentinde büyük bir tapınağı vardır) oğlu ve Artemis’in kardeşi olan Apollon heykeli ve Hermes heykeli görülmeye değer heykellerdendir. Bu salonda özellikle Avlanan Artemis heykeli görenleri kendisine hayran bırakan ve Antalya Arkeoloji Müzesi fotoğrafları sayfamızın başlığında da fotoğrafı olan heykeldir.
7. Perge Batı Cadde F-5 Nymphaion Salonu
Perge antik kentinde 2014 kazı sezonunda bulunan Batı caddesinin sonlandığı F-5 çeşmesindeki heykellerin bulunduğu salonda yine tanrı, tanrıça ve imparator heykelleri bulunmaktadır. Dikdörtgen salonda eserler rahatça gezilebilmektedir.
8. Mozaikler Salonu
Günümüzde ülkemizdeki en önemli mozaik müzesi Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi olsa da, Antalya Arkeoloji Müzesi içerisinde ufak bir mozaik salonu bulunmaktadır. Bu salonda yine Akdeniz bölgesinde bulunan çeşitli antik kentlerde ortaya çıkartılmış mozaikler bulunmaktadır. Filozoflar mozaiği görülmeye değer mozaiklerdendir. Bu salonda Roma dönemine ait olan ve Perge antik kentinde bulunmuş olan satranç veya dama tahtası benzeri bir oyun tahtası ilginçtir.
9. Perge Tiyatrosu Salonu
Perge antik kentinin önemi kadar muhteşem yapısıyla Perge antik tiyatrosu da önemli bir konumdadır. Bu salonda, Perge antik tiyatrosunda 1985 ile 1993 yılları arasında kazılarda ortaya çıkartılan çeşitli nişler, heykeller bulunmaktadır. Marsyas heykeli salonun ortasında bulunmakta ve görülmeye değer heykellerin başında gelmektedir.
10. Antalya Müzesi Lahitler Salonu
İstanbul Arkeoloji Müzeleri içeriğinde bulunan lahit salonu gibi bu lahit salonunda da sanat eseri öneminde çeşitli dönemlere ait lahitler bulunmaktadır. Yurtdışına kaçırılıp İsviçre yetkililerinin ‘Herakles lahdi burada bulundu, ülkemize kaçak sokuluyordu, el koyduk’ diyerek bize haber verdiği ve 2017 yılında da Kültür Bakanlığı’nın hızlı ve kararlı çalışmasıyla ülkemize getirilen Herakles Lahdi bu salonda görülmeye değer eserler arasındadır. Lahit ile ilgili detaylı bilgiler aşağıda bulunmaktadır. Ayrıca Ariadne’nin betimlemesinin yapıldığı lahit kapağı, Girlandlı lahit ve Köpek Lahdi görülmeye değer diğer lahitlerdir.
11. Ölü Kültü Salonu
Öncelikle Prof. Dr. Jale İnan’ın çabalarıyla ülkemize geri getirilen Herakles Heykeli bu bölümde sergilenmektedir. Bunun yanında bu salonda çeşitli osthotekler ve mezar stelleri yine bu salonda sergilenmektedir. Bu salonda yer alan Dionysiyak Lahit de bu salonda görülmesi gereken diğer bir lahittir.
12. Sikke, Küçük Eser ve İkonalar Salonu
Antalya Arkeoloji Müzesi ikinci katının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Çeşitli dönemlerin kronolojik olarak sikkeleri, hazine parçaları, altından süs eşyaları, bronz eserler ve küçük mermer heykelcikler bu salonda sergilenmektedir. Aşağıda bilgisi verilmiş olan Sion Hazinesi (Korydalla hazinesi) litürjik parçaları da yine bu salonda sergilenmektedir. Burada bir bilgi verirsek yanlış olmaz; dünya mimarlık ve sanat tarihinde önemli bir yere sahip olan Ayasofya’daki litürjik donanım ise ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Bu bölümün sonunda 18. Ve 19.yy’a ait olan çeşitli tarihi yerlerden getirilmiş ikonalar görülmeye değer diğer sanat eserleridir.
13. Antalya Müzesi Bahçesi
Müzenin bittiği yer olan bahçede ağaçların altında birçok tarihi eser, sütun başlıkları, çeşitli tapınaklardan getirilmiş eserler ve heykeller bulunmaktadır. Ayrıca güzel bir kafeteryası ve ilginç kitapları bulabileceğiniz bir müze mağazası bulunmaktadır.
Antalya Müzesi Tarihçesi

1919 yılında, bölgeye giren İtalyan işgal kuvvetlerinin antik kentlerde ve tarihi eserlerde yağma yapmasını önlemek amacıyla görevlendirilen Süleyman Fikri Erten tarafından çalışmalara başlanan müze kuruluşu ancak 1922 yılında tamamlanmış ve Antalya Arkeoloji Müzesi olarak kurulmuştur. Kurulduğu ilk yer Alaaddin camisidir. Süleyman Fikri Erten ülkesi için çalışmış bir vatansever ve eğitimci olup ‘Milli Mücadelede Antalya’ isimli kitabı başta olmak üzere yayınladığı veya yayınlayamadığı birçok eseri vardır. Kitabının konusu isminden de anlaşıldığı üzere İstiklal Savaşı’nda Antalya ilinin yapmış oldukları ve önemidir. 1937 yılında Antalya Müzesi çeşitli sebeplerle Yivli Minare camisine taşınmıştır. Müze taşındıktan 4 yıl sonra Süleyman Fikri Erten emekli olmuştur. Daha modern bir sergi ve bina ihtiyacından dolayı 1972 yılında ise şimdiki hizmet verdiği binaya taşınmıştır. Antalya Arkeoloji Müzesi 1988 yılında ‘Avrupa Konseyi Yılın Müzesi’ ödülünü almıştır.
Prof. Dr. Jale İnan ve Antalya Müzesi
Antalya Arkeoloji Müzesi tarihçesinden bahsetmişken arkeolog Prof. Dr. Jale İnan’dan bahsetmemek olmaz. 1914 yılında dünyaya gelen Jale İnan, Türk arkeolojisinde ve Antalya Müzesi geliştirilmesi ile önemli bir yere sahiptir.
Side Müzesi’nin de kurulmasını sağlayan Jale İnan, meslek yaşamı boyunca üç defa ‘The Institute for Advanced Study’ye konuk üye olarak davet edilmiştir. Yaptığı çalışmalarla dünyaca tanınan bir heykel uzmanı olmuş ve heykel parçalarını birleştirmedeki yeteneği ile adından söz ettirmiştir. Aşağıdaki ‘Müze Eserleri’ bölümünde de bahsettiğimiz Herakles heykelinin üst parçasını fotoğraflardan tanıyarak heykeli üst kısmı ile alt kısmının mulajını, heykelin bulunduğu Boston’a giderek birleştirmiş ve ülkeye getirilmesinde katkısı olmuştur.
Akdeniz bölgesi içerisinde Side, Perge gibi antik kentlerde birçok kazılar yapmış ve tarihi sanat eserlerinin toprak altından çıkartılarak kurtarılmasını ve bu eserlerin yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılmasını engellemiştir. Prof. Dr. Jale İnan kişisel kütüphanesini de Antalya Müzesi’ne bağışlayarak, arşivindeki zengin içeriklerden herkesin faydalanmasını sağlamıştır.
Antalya Müzesi Çevresinde Gezilecek Yerler: Rotanızı Zenginleştirecek En Popüler Rotalar
Antalya Müzesi ve çevresi, şehrin hem tarih hem de kültür turizminin kalbinin attığı noktada yer almaktadır. Müze ziyareti sonrasında veya bölgede vakit geçirmek isteyenler için yürüme mesafesinde ya da kısa bir ulaşım uzaklığında keşfedilmeyi bekleyen harika duraklar bulunur. Şehir merkezinde mutlaka görmeniz gereken başlıca yakın yerler şunlardır:
- Kaleiçi ve Yat Limanı: Tarihi sokakları, korunmuş eski Antalya evleri ve hareketli limanıyla şehrin kalbidir; tarihi atmosferi solumak ve keyifli bir yürüyüş yapmak için idealdir.
- Atatürk Evi ve Müzesi (Muratpaşa): Atatürk’ün Antalya’yı ziyaretlerinde kaldığı ev olan, cumhuriyet tarihine ışık tutan ve kişisel eşyaların sergilendiği önemli bir müzedir.
- Kaleiçi Müzesi (Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi): Geleneksel bir Antalya evinde bölge kültürünü, el sanatlarını ve etnografik eserleri barındıran özel bir kültür merkezidir.
- Antalya Deniz Biyolojisi Müzesi: Yat Limanı yakınında yer alan, Akdeniz’in zengin su altı yaşamına, endemik türlerine ve deniz canlılarına odaklanan bölgenin dikkat çekici müzelerindendir.
- Antalya Oyuncak Müzesi: Kaleiçi Marina girişinde yer alan, geçmişten günümüze dünya oyuncak tarihini ve nostaljik figürleri gözler önüne seren eğlenceli bir duraktır.
- Mevlevihane Müzesi: Mevlevi kültürüne ait tarihi eşyaların, derviş odalarının ve tasavvuf tarihine dair detayların sergilendiği manevi atmosferi yüksek bir mekandır.
Antalya Müzesi Ne Zaman Açılacak? Yeni Müze Projesi ve 2026 Gelecek Vizyonu
Arama motorlarında en çok sorgulanan “Antalya Müzesi ne zaman açılacak?” sorusunun yanıtı, yalnızca bir binanın yenilenmesinden çok daha büyük bir kültürel dönüşüm hikayesini barındırıyor. Depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle geçici olarak ziyarete kapatılan Antalya Arkeoloji Müzesi, sadece bir yıkım veya kapanış süreci değil, aynı zamanda küresel standartlarda çağdaş bir dönüşümün başlangıcıdır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde yürütülen projede, mevcut binanın barındırdığı tarihi ağaç dokusu ve yeşil alanlar titizlikle korunurken; içeride tamamen yeni bir dijital altyapı, interaktif sergileme alanları ve modern depolama sistemleri kurgulanmaktadır. 2026 yılı sonunda tamamlanarak kapılarını yeniden açması planlanan yeni Antalya Müzesi, geleneksel müzecilik anlayışını geleceğin akıllı ve dijital teknolojileriyle harmanlayarak dünya çapında örnek bir kültür kompleksi olmayı hedeflemektedir.
Şantiye alanında tüm hızıyla sürdürülen inşaat çalışmalarında, modern müzecilik gereksinimlerine uygun sismik güvenilirlik ve iklimlendirme altyapılarının kurulumuna öncelik verilmektedir. Tarihi kampüsün yeşil dokusu ve köklü ağaçları titizlikle muhafaza edilirken, kaba yapı ve mimari yenileme süreçlerinde sona yaklaşılmıştır. İç mekân tasarımı aşamasında ise paha biçilemez eserlerin en üst düzeyde korunmasını sağlayacak özel güvenlik vitrinleri, akıllı aydınlatma sistemleri ve zengin dijital deneyim alanlarının entegrasyonu titizlikle yürütülmektedir.
Antalya Müzesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Antalya Müzesi’ni ziyaret etmek veya tarihi hakkında dijital bir araştırma yapmak isteyen kullanıcıların internet arama motorlarında en çok sorguladığı soruları ve güncel yanıtlarını sizler için bir araya getirdik.
Antalya Müzesi, 1922 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından birinci dünya savaşı sonrasındaki işgal döneminde tarihi eserlerin yağmalanmasını önlemek amacıyla kurulan, günümüzde ise ağırlıklı olarak Perge Antik Kenti buluntuları olmak üzere Paleolitik çağdan Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir kronolojik seçkiyi barındıran Türkiye’nin en köklü ve prestijli arkeoloji müzelerinden biridir.
Antalya Arkeoloji Müzesi, yapılan teknik incelemeler sonucunda mevcut binasının depreme dayanıksız (riskli yapı) bulunması, kolon yapılarındaki korozyonlar ve müzenin artık mevcut depolama/sergileme ihtiyacını karşılayamaması gerekçeleriyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 16 Temmuz 2025 tarihi itibarıyla ziyarete kapatılmıştır. Müze binası, modern çağdaş müzecilik standartlarına uygun, interaktif ve dijital altyapıya sahip tamamen yeni bir proje ile dönüştürülmek üzere yenileme sürecine alınmıştır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi açıklamaları ve yürütülen dönüşüm projesi takvimine göre, mevcut yeşil alanlar ve ağaç dokusu korunarak inşa edilecek yeni Antalya Müzesi binasının 2026 yılı sonunda tamamlanarak yeniden ziyarete açılması planlanmaktadır.
Evet, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir devlet müzesi olduğu için Antalya Müzesi’nde Müze Kart geçerlidir. Ancak müze şu an kapsamlı bir yeniden yapım ve dönüşüm projesi nedeniyle ziyarete kapalı olduğundan, güncel açılış tarihi olan 2026 sonuna kadar fiziki ziyaretçi kabul edilmemektedir. Müze yeniden açıldığında Müze Kart ile yılda iki kez, Müze Kart+ ile ise sınırsız şekilde ziyaret edilebilecektir.
Müzenin ziyarete kapatılmasının ardından başlayan “birinci etap tahliye” ve güvenlik süreçleri kapsamında, paha biçilemez nitelikteki lahitler, heykeller ve sikkeler, bakanlığın korumalı özel depolarına ve gerekli durumlarda şehirdeki güvenli geçici muhafaza alanlarına taşınmıştır. Tüm eserler 2026 sonunda tamamlanacak yeni müze binasında sergilenmek üzere koruma altındadır.
Ayrıca İlgili Bilgiler:
- Antalya Müzesi Fotoğrafları
- Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri
- Türkiye Müzeleri
- Akdeniz Bölgesi Antik Kentleri, Tarihi Şehirleri ve Gezilecek Yerler Listesi
- Akdeniz Bölgesi Gezilecek Önemli Tarihi Yer Fotoğrafları
- Türkiye Müzeler, Antik Şehir ve Tarihi Kentler
- Arkeoloji Kategorisi
- Arkeoloji Müzeleri Kategorisi
- Antik Çağ Kategorisi
- Modern Mimari Kategorisi
- Süleyman Fikri Erten Kısa Biyografi
