Dara Antik Kenti (halk arasındaki yaygın adıyla Mezopotamya Dara harabeleri ya da tarihi adıyla Dara Kale Kenti), tarihi dokusu, kayalara oyulmuş anıtsal yapıları ve geçmişteki kritik Doğu Roma-Bizans sınır kenti kimliğiyle Mardin’de ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde mutlaka görülmesi gereken gezilecek yerler listelerinin başında gelmektedir. Mezopotamya’nın kuzey kapısında yer alan bu büyüleyici ören yeri; yer altındaki devasa su sarnıçları, gizemli zindanları ve ihtişamlı kaya mezarlarıyla her yıl binlerce seyahatseverin “Mardin’de nereye gidilir?” veya “Dara harabelerinde neresi gezilir?” aramalarında karşısına çıkan ilk ve en güçlü rota olmaktadır.
“Mezopotamya’nın Efes’i” olarak da anılan bu kadim yerleşim, sadece taş yapılardan ibaret sıradan bir antik kent değil; usta ellerin kayalara işlediği inançların, savaşların ve binlerce yıllık insan hikayelerinin iç içe geçtiği devasa bir açık hava müzesidir. Eğer siz de yolunuzu Güneydoğu’ya düşürdüğünüzde Roma lejyonlarının izini sürmek, yer altındaki o devasa zindanların serinliğinde kaybolmak ve tarihin derinliklerine tanıklık etmek istiyorsanız, adım adım hazırladığımız bu kapsamlı rehber seyahatiniz için en iyi yol arkadaşı olacaktır.
Dara Antik Kenti ve Bölgesel Önemi: Tarihin ve Stratejinin Kesiştiği Nokta

Dara Antik Kenti, Mezopotamya ovası ile tarihi Tur-Abdin Dağları’nın birleştiği stratejik bir noktada, kireçtaşı ana kaya üzerine inşa edilmiş görkemli bir sınır kentidir. Suriye sınırına yakın konumuyla antik çağda Doğu Roma (Bizans) ve Sasani imparatorlukları arasında kritik bir askeri garnizon niteliği taşıyan bu yerleşim, Mezopotamya’nın kuzey kapısını koruyan en hayati savunma hatlarından birini oluşturmuştur. Antik kentin kurulduğu alanın coğrafi üstünlüğü, tarih boyunca bölgenin hem askeri hem de ticari kaderini doğrudan şekillendirmiştir.
Ancak Dara’yı yalnızca coğrafi bir geçiş noktası veya standart bir sınır karakolu olarak görmek, onun dünya tarihi sahnesindeki devasa rolünü eksik bırakır. M.S. 504-507 yılları arasında Doğu Roma İmparatoru I. Anastasius tarafından Sasaniler’e karşı stratejik bir üs (Anastasiupolis) olarak kurulan bu ihtişamlı kent, İmparator I. Justinianus döneminde yapılan devasa tahkimatlarla adeta zapt edilemez bir kaleye dönüştürülmüştür. Özellikle M.S. 530 yılında dahi stratejist Flavius Belisarius komutasındaki Doğu Roma ordusunun, sayıca çok üstün 40.000 kişilik Sasani ordusunu devrim niteliğindeki siper taktikleriyle bozguna uğrattığı Dara Savaşı, bu toprakları dünya askeri tarihinin en önemli zafer sahnelerinden biri haline getirmiştir.
Tarih boyunca Roma’dan Emeviler’e, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyetin izlerini bünyesinde barındıran bu kadim yerleşim, mimari kalıntılarıyla da büyüleyicidir. Dara harabelerinde öne çıkan o eşsiz taş işçiliği, bölgenin bir diğer anıtsal simgesi olan Mor Gabriel Manastırı‘nı inşa eden usta ellerin zanaatkârlığını taşımakta; bu da kentin sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda köklü bir sanatsal ve tarihi değere sahip olduğunu gözler önüne sermektedir
Konu Başlıkları
- Dara Antik Kenti Kısa Bilgiler Tablosu
- Dara Antik Kenti Nerededir ve Nasıl Gidilir?
- Dara Antik Kenti Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026
- Dara Antik Kenti Ziyaretçi Tavsiyeleri: Kusursuz Bir Deneyim İçin Pratik İpuçları
- Dara Antik Kenti’nde Neler Var?
- Dara Antik Kenti Gezilecek Yerler: Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Anıtsal Yapı
- Dara Antik Kenti ve Harabeleri Tarihçesi
- Dara Antik Kenti Tarihsel Kronolojisi
- Dara Antik Kenti Mimarisi ve Yapıları
- Dara Antik Kenti ve Harabeleri Kazı Çalışmaları
- Dara Antik Kenti Restorasyon Çalışmaları: 1500 Yıllık Sırrın Aydınlığa Çıkışı
- Dara Antik Kenti Hakkında Az Bilinen İlginç Bilgiler
- Dara Antik Kenti Efsaneleri ve Halk Söylenceleri: Taşların Arasındaki Sırlar
- Rakamlarla Dara Antik Kenti: İstatistikler ve Çarpıcı Gerçekler
- Dara Çevresinde Gezilecek Yerler: Kombine Mardin ve Mezopotamya Rotası
- Dara Antik Kenti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Linkler
Dara Antik Kenti Kısa Bilgiler Tablosu
| Parametre / Özellik | Açıklama / Değer |
|---|---|
| Konum & Sınır Bilgisi | Mardin (Artuklu ilçesi, Oğuz Köyü) | Mardin merkeze 30 km, Nusaybin’e 30 km, Suriye sınırına yakın |
| Kuruluş Tarihi ve Kurucusu | M.S. 504 – 507 yılları arasında Doğu Roma (Bizans) İmparatoru I. Anastasius tarafından kurulmuştur. |
| Antik İsimleri | Anastasiupolis (İmparator Anastasius’tan) | Justiniana Nova (İmparator Justinianus’tan) | Dara Kale Kenti |
| Surlar ve Savunma Alanı | Çevresi 4 kilometrelik görkemli surlarla çevrilidir; 2 ana kapısı (Kuzey-Güney) ve dış savunma hendekleri bulunur. |
| İç Kale Yüksekliği | Kentin kuzey tarafında yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki tepe üzerine kurulmuştur. |
| Önemli Antik Yapıları | Zindan (Büyük Sarnıç), Nekropol (Kaya Mezarları), Agora, Sütunlu Cadde, Taş Köprü, Su Kanalları, Mahzenler, İç Kale, Kümbetler |
| Büyük Sarnıç (Zindan) Özellikleri |
• Boyutlar: Yaklaşık 23 x 16 metre ebatlarında ve 15-18 metre derinliktedir. • Su Kapasitesi: 10.000 metreküp (10 milyon litre) su depolama hacmine sahiptir. • Derinlik Farkı: Derinlik ve sütun yüksekliği bakımından İstanbul’daki ünlü Yerebatan Sarnıcı’ndan yaklaşık 6 metre daha derindir. |
| Kazı Geçmişi ve Yürütücüsü | İlk bilimsel kazılar 1986 yılında Prof. Dr. Metin Ahunbay ve Mardin Müzesi ortaklığıyla başlatılmıştır. |
| Nekropol ve Mezar Tipleri | Kayaya oyulmuş lahitli mezarlar, tonozlu mezarlar ve din adamlarının defnedildiği sanduka mezarlar (Toplam 3 tip) |
| İlginç Bilgiler |
• Ahırdan Çıkan Şaheser: Yerin onlarca metre altındaki devasa su sarnıcı (Zindan), kazılardan önce yıllarca köylüler tarafından ahır ve samanlık olarak kullanılmıştır. • 400+ İnsanın Kutsal Kemikleri: 2010 yılı nekropol kazılarında Hristiyanlık inancındaki “Yeniden Diriliş” ritüelleri doğrultusunda özel bir galeriye taşınmış 400’ün üzerinde insana ait toplu kemik tespit edilmiştir. • Mezopotamya’nın İlk Barajı: Kentin içinden geçen çayı yönlendiren bentler, su kanalları ve sarnıç ağı, Mezopotamya coğrafyasının bilinen ilk baraj sistemi kabul edilir. • Efsanevi Savaş Zaferi: M.S. 530 yılında Bizanslı Komutan Belisarius, 40.000 kişilik dev Sasani ordusunu kent önünde kazdırdığı özel hendek ve siper taktiğiyle mağlup etmiştir. |
Dara Antik Kenti Nerededir ve Nasıl Gidilir?

Dara Antik Kenti, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Mardin il merkezinin yaklaşık 30 km güneydoğusunda, Artuklu ilçesine bağlı Oğuz köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Suriye sınırına oldukça yakın bir konumda yer alan antik kent, tarihi Mardin şehri ile Nusaybin ilçesi arasında stratejik bir güzergahta yükselmektedir.
Antik kente ulaşım oldukça rahat ve konforludur:
- Mardin Şehir Merkezinden Ulaşım: Mardin merkezden yaklaşık 30 km mesafede bulunan antik kente, düzgün bir asfalt yol üzerinden şahsi aracınızla veya toplu taşıma/dolmuş imkanlarıyla yaklaşık 30 dakikalık keyifli bir sürüşle kolayca ulaşabilirsiniz.
- Nusaybin Üzerinden Ulaşım: Eğer gezi rotanıza Nusaybin yönünden başlayacak olursanız, antik kent Nusaybin ilçe merkezine de yaklaşık aynı mesafe ve zaman dilimindedir (30 km / 30 dakika).
Seyahat eden ziyaretçilere, bölgenin tarihi dokusunu ve coğrafi manzarasını daha iyi deneyimleyebilmeleri için antik kente gidişte özellikle Mardin güzergahını kullanmaları tavsiye edilmektedir.
Dara Antik Kenti Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026
Mardin Dara Antik Kenti veya halk arasındaki adıyla Mezopotamya Dara harabeleri alanına giriş tamamen ücretsizdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ören yeri statüsünde bulunan Dara harabeleri, haftanın her günü ziyaretçilerini ağırlamamakta olup her pazartesi günü bakım/tatil günü olması sebebiyle ziyarete kapalıdır.
Antik kentin mevsimlere göre güncel ziyaret saatleri şu şekildedir:
- Yaz Dönemi (1 Nisan – 1 Ekim): 08:30 – 17:30
- Kış Dönemi (1 Ekim – 1 Nisan): 08:00 – 17:00
Ziyaretçiler İçin Küçük Tavsiyeler: Dara Antik Kenti girişinde ziyaretçilerin dinlenebileceği ufak ve şirin bir yerel kafeterya yer almaktadır; özellikle sıcak yaz günlerinde kentin geniş alanını yürüyerek keşfetmeden önce burada serinletici bir şeyler içmenizi tavsiye ederiz. Açık hava müzesi niteliğindeki sarnıçlar, kaya mezarları ve surlar arasındaki kapsamlı bir Dara Antik Kenti gezisinin yaklaşık iki saatinizi alacağını öngörerek plan yapmanız faydalı olacaktır.
Dara Antik Kenti Ziyaretçi Tavsiyeleri: Kusursuz Bir Deneyim İçin Pratik İpuçları

Muazzam yükseklikteki yer altı sarnıçları, tarihi taş köprüleri, sapasağlam ayakta duran anıtsal yapıları, kayaya oyulmuş büyüleyici yerleşim alanları ve nekropolü ile Dara Antik Kenti ziyaretçilerini adeta büyülemektedir. Bu kadim coğrafyayı en konforlu ve verimli şekilde keşfetmeniz için bilmeniz gereken kritik ipuçları şunlardır:
1. En İyi Ziyaret Zamanı: Yaz Sıcaklarına Dikkat!
Bölgeyi ve coğrafyayı iyi bilmiyorsanız, Dara Antik Kenti gezinizi kesinlikle ilkbahar veya sonbahar mevsiminde gerçekleştirmenizi tavsiye ederiz. Kurak iklim yapısına sahip olan bu coğrafyada yaz sıcakları gezinizi oldukça zorlaştırabilir.
2. Profesyonel Tur veya Uzman Rehber Tercih Edin
Antik kentin katmanlı tarihini, Roma-Sasani savaşlarını ve askeri önemini derinlemesine kavrayabilmek adına alanında uzman bir rehber eşliğinde gezmek çok daha verimli olacaktır. Bu nedenle seyahatinizi profesyonel bir tur organizasyonu eşliğinde planlamak büyük avantaj sağlar.
3. Oğuz Köyünün Genç Rehberleriyle Yerel Deneyim
Tur organizasyonu dışında bireysel olarak seyahat ederseniz, Oğuz köyünün gençleri ve çocukları yıllar boyu edindikleri birikimle sizlere severek rehberlik yapmaktadır. Bireysel gezilerde bu rehberlik hizmeti karşılığında küçük bir ücret talep edebileceklerini önceden öngörmeniz faydalı olacaktır.
4. Seyahat Çantasında Küçük Sürprizler Bulundurun
Güneydoğu Anadolu seyahatlerinizde bu tür tarihi alanlara giderken yanınızda çocuklara ve gençlere hediye edebileceğiniz kalem, kitap, boya seti gibi küçük sürprizler bulundurmanızı tavsiye ederiz. Önemli bir antik kentin izleri üzerinde yaşadıklarının bilinciyle sizlere heyecanla rehberlik eden köy çocukları; sarnıçların, taş evlerin ve kaya mezarlarının arasında unutulmaz bir gezi deneyimi yaşamanızı sağlayacaktır.
Dara Antik Kenti’nde Neler Var?

Mardin Dara Antik Kenti, sadece surlardan ibaret klasik bir ören yeri olmayıp, antik çağ mühendisliğinin ve kayalara oyulmuş yaşam alanlarının en anıtsal örneklerini barındıran devasa bir kompleks niteliğindedir. Doğu Roma (Bizans) sınır kenti olmanın getirdiği askeri, dini ve sivil ihtiyaçlara göre şekillenen Dara harabeleri alanında görülebilecek başlıca yapılar ve kalıntılar şunlardır:
- Devasa Yeraltı Su Sarnıçları: Kentin en hayranlık uyandıran bölümlerinden biri olan ve kayalara oyularak inşa edilen, halk arasında “Zindan” olarak da adlandırılan metrelerce derinlikteki anıtsal su sarnıçları.
- Kaya Mezarları ve Toplu Nekropol Alanı: Doğal kireçtaşı kayalıkların oyulmasıyla oluşturulmuş lahitler, tonozlu mezarlar ve Hristiyanlık inancında yeniden diriliş ayinlerinin yapıldığı toplu mezar galerileri.
- Görkemli Şehir Surları ve Savunma Hendekleri: Yaklaşık 4 kilometreyi bulan, kuzey ve güney kapılarıyla kenti çevreleyen sur kalıntıları ile Pers saldırılarına karşı kazılmış hendekler.
- Agora ve Sütunlu Cadde: Antik kentin ticari ve sosyal yaşamının kalbi sayılan, taş döşeli caddeler ve dükkan kalıntıları.
- Tarihi Taş Köprü ve Su Kanalları: Kentin içinden geçen çayı yönlendiren, Mezopotamya’nın ilk baraj ve su yönetim sistemlerine örnek teşkil eden su kanalları ve taş köprüler.
- Kayaya Oyulmuş Yaşam Alanları ve Mahzenler: Evler, kiliseler, silah ve erzak depoları olarak kullanılan çok katlı kaya mekânları.
- İç Kale ve Kümbetler: Kentin en yüksek tepesinde yükselen iç kale kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan tarihi kümbet ve mezarlar.
Dara Antik Kenti Gezilecek Yerler: Mutlaka Görmeniz Gereken 7 Anıtsal Yapı

Mardin seyahatinizin en unutulmaz anlarına ev sahipliği yapacak olan Dara Antik Kenti gezilecek yerler açısından ziyaretçilerine adeta bir açık hava müzesi ve yer altı şehri deneyimi sunmaktadır. Antik kenti adımlarken tarihin derinliklerinde kaybolacağınız ve fotoğraf karesine sığdırmakta zorlanacağınız en önemli yapıları sırasıyla inceleyelim:
- Zindan (Büyük Su Sarnıcı): Metrelerce yerin altına inen devasa sütunlarıyla büyüleyen mühendislik harikası.
- Kaya Mezarları ve Nekropol (Mahsara): Dini törenlerin yapıldığı ve kayalara oyulmuş büyüleyici toplu mezar galerisi.
- Görkemli Şehir Surları ve Kapılar: Doğu Roma sınırını koruyan 4 kilometrelik savunma hattı.
- Agora ve Sütunlu Cadde: Antik ticaretin ve günlük yaşamın aktığı tarihi merkez.
- Tarihi Taş Köprü ve Antik Su Kanalları: Mezopotamya’nın bilinen en eski su yönetim ve baraj sistemleri.
- Kayaya Oyulmuş Mahzenler ve Silah Depoları: Askeri garnizonun erzak ve mühimmat ihtiyacını karşılayan kayalık mekanlar.
- İç Kale ve Selçuklu/Osmanlı Kümbetleri: Kentin en hakim noktasındaki garnizon kalesi ve sonraki medeniyetlerin izleri.
Zindan (Büyük Su Sarnıcı)

Dara Antik Kenti denilince akla gelen ilk ve en ikonik yapı, halk arasında “Zindan” olarak bilinen devasa yer altı su sarnıcıdır. Yerin onlarca metre altına kayalar oyularak inşa edilen bu anıtsal yapı, yüksek sütunları ve muazzam akustiği ile ziyaretçilerini büyülemektedir. Antik çağda kentin uzun süreli kuşatmalara karşı su ihtiyacını karşılamak amacıyla tasarlanan sarnıç, Doğu Roma mühendisliğinin Mezopotamya’daki en görkemli kanıtıdır.
Kaya Mezarları ve Nekropol (Mahsara)

Kentin taş ocaklarının bulunduğu alanda yer alan nekropol (mezar alanı), kireçtaşı kayalıkların oyulmasıyla oluşturulmuş yüzlerce lahit ve kaya mezarına ev sahipliği yapmaktadır. Süryanice, Yunanca ve Latince kitabelerin yer aldığı bu alanda; kayaya oyulmuş lahitli mezarlar, tonozlu yapılar ve ruhani liderlerin yattığı sandukalar bulunur. Ayrıca Hristiyanlık inancındaki “yeniden diriliş” ayinlerinin düzenlendiği ve yüzlerce insana ait kemiklerin toplandığı büyüleyici toplu mezar galerisi de bu bölümde yer almaktadır.
Görkemli Şehir Surları ve Kapılar
Yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki sur hattı, Dara Kale Kenti‘ni çepeçevre sararak Sasaniler’e karşı aşılmaz bir kale haline getirmiştir. Kuzey ve güneyde olmak üzere iki ana girişi bulunan bu surlar, yer yer 50 metre yüksekliğe ulaşan kuleleriyle dikkat çeker. Surların dış tarafında Pers saldırılarına ve süvari geçişlerine engel olmak amacıyla kazılmış derin savunma hendeklerinin izleri günümüzde de görülebilmektedir.
Agora ve Sütunlu Cadde

Antik kentin kalbinde yer alan Agora ve Sütunlu Cadde, kentteki sosyal ve ticari hayatın merkezidir. Taş döşeli caddelerin iki yanında sıralanan sütunlar ve dükkan kalıntıları, Dara’nın sadece askeri bir garnizon değil, aynı zamanda canlı bir ticaret kenti olduğunu göstermektedir.
Tarihi Taş Köprü ve Antik Su Kanalları
Kentin içinden geçen çayın sularını kontrol altına almak için inşa edilen taş köprüler ve su kanalları, Mezopotamya’nın ilk baraj sistemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. İmparator Justinianus döneminde geliştirilen bu su yönetim sistemi, hem kenti su baskınlarından korumuş hem de sarnıçların düzenli olarak beslenmesini sağlamıştır.
Kayaya Oyulmuş Mahzenler ve Silah Depoları
Sınır boyunda konuşlanan binlerce askerlik ordunun ihtiyacını karşılamak üzere kaya kütlelerinin içine oyulmuş devasa mahzenler, erzak depoları ve silah depoları yer almaktadır. Bu yapılar, zorlu iklim koşullarında gıda ve mühimmatın bozulmadan saklanmasına imkan tanımıştır.
İç Kale ve Selçuklu/Osmanlı Kümbetleri
Kentin kuzeyinde yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki tepe üzerine kurulu olan İç Kale, Dara Antik Kenti‘nin en hakim gözlem noktasıdır. Zamanla üzerine köy evlerinin inşa edildiği bu tepede, Roma ve Bizans dönemi askeri kalıntıların yanı sıra bölgenin Türk-İslam dönemine geçişini simgeleyen Selçuklu ve Osmanlı dönemi kümbet ve mezarlarını da bir arada görmek mümkündür.
Dara Antik Kenti ve Harabeleri Tarihçesi

“Mezopotamya’nın Efes’i” olarak kabul edilen Dara Antik Kenti (Dara Harabeleri ya da Dara Kale Kenti), Doğu Roma İmparatoru Anastasius (491-518) tarafından M.S. 504-507 yılları arasında inşa ettirilmiştir.
Antik kentin kuruluşu hakkında rivayetler de bulunmaktadır. Bölgenin, İran Hükümdarı Darayuvaşi (Romalılar tarafından bilinen adıyla Darius) tarafından bir “dinlence alanı” olarak yaptırıldığı iddia edilse de bunu kanıtlayan kesin bir tarihi belge bulunmamaktadır. Ancak alanda daha eski yerleşimlerin izlerine rastlanması, antik kentin muhtemel bir kadim yerleşim üzerine şekillendiği ihtimalini güçlendirmektedir.
M.S. 7. yüzyıla kadar Doğu Roma (Bizans) ile Sasaniler (İranlılar) arasında sık sık el değiştiren Dara Antik Kenti, 7. yüzyılın sonlarına doğru Emeviler’in kontrolüne geçmiştir. Kent ilerleyen dönemlerde Abbasiler, Selçuklular ve Artukoğulları yönetimi altında varlığını sürdürmüş; 15. ve 16. yüzyıllarda ise Osmanlı Devleti sınırlarına katılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Antik kentte, Mardin Müzesi ve Prof. Dr. Metin Ahunbay (1935-2014) danışmanlığında 1986 yılından bu yana bilimsel kazı ve araştırmalar yürütülmektedir.
Günümüzde Dara Antik Kenti sınırları içerisinde Geç Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini bir arada görmek mümkündür. Görkemli şehir surları, kent kapısı, agora, sütunlu cadde, tarihi taş köprü ve devasa sarnıçların yanı sıra mozaikli yapı, Pers savaşlarında kullanılan savunma hendekleri, nekropol alanı ve Selçuklu/Osmanlı dönemine ait kümbetler bu zengin tarihi mirası oluşturmaktadır.
Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu Dönemi
Doğu Roma İmparatorluğu, Mardin bölgesini ve çevresini inşa ettirdiği ordugâh şehir ve kalelerle Sasaniler’e karşı stratejik bir askeri tampon bölge haline getirmeyi hedeflemiştir. Bu politika doğrultusunda inşa edilen en önemli kale kentlerden biri de Dara Antik Kenti‘dir. Nusaybin’i Sasaniler’e kaptıran ve uzun mücadelelere rağmen geri alamayan Roma İmparatorluğu, bölgede alternatif yeni bir garnizon şehir kurmaya karar vermiştir.
İmparator Anastasius’un emriyle M.S. 504 yılında, Nusaybin’in 20 km kuzeybatısındaki küçük bir yerleşim olan Dara’nın inşasına başlanmıştır. Suriye’den özel olarak getirilen usta işçilerin de katıldığı ve 3 yıl süren hummalı çalışmalar sonucunda, M.S. 507 yılında kentin inşası tamamlanmıştır. Bu devasa kale kente, kurucusuna atfen Anastasiupolis adı verilmiştir.
İmparator I. Justinianus (527-565) döneminde ise kent, İran saldırılarına karşı yoğun bir imar ve tahkimat faaliyetine sahne olmuştur. Bu dönemde kerpiç ve tuğladan yapılmış mevcut surlar daha dayanıklı taş malzemelerle yenilenmiş, kentin su ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla anıtsal su sarnıçları inşa edilmiştir. Dönemin ünlü tarihçisi Procopius’a göre Justinianus, Anastasius döneminden kalan zayıf ve tahrip olmuş surları güçlendirerek kente yeni eklemeler yapmış ve su sistemindeki problemleri çözmüştür. Bu kapsamlı yenileme çalışmalarından dolayı şehir bir dönem Justiniana Nova olarak da anılmıştır.
Tarihi Değiştiren Askeri Başarı: Dara Savaşı (M.S. 530)
Dara Kale Kenti, M.S. 530 yılında Doğu Roma İmparatorluğu ile Sasani İmparatorluğu arasında gerçekleşen ve dünya askeri tarihine geçen ünlü Dara Savaşı’na sahne olmuştur.
İmparator Justinianus dönemi Doğu Kuvvetleri Komutanı dahi stratejist Flavius Belisarius, ilk büyük komutanlık zaferini bu savaşta kazanmıştır. M.S. 530 yılında yaklaşık 40.000 kişilik dev bir Sasani ordusu Dara kalesine doğru sınırı geçmiştir. Belisarius, sayıca üstün olan Sasani ordusuna karşı kalesini savunmak için keskin dönüşlü ve dahice bir tahkimat düzeni oluşturmuştur:
- Kale önünde, kaledeki okçuların menzilinin hemen gerisinde kalacak şekilde derin bir savunma siperi kazdırmıştır.
- Kanatları oluşturan ileri hattaki siperleri vadinin iki yanına kadar uzatmış ve üzerlerine kendi süvarilerinin geçebileceği geniş geçitler inşa ettirmiştir.
- Kanatları daha dışarıda konumlandırarak Sasani ordusunun merkez saldırısı yapmasını engellemiş ve düşmanı çapraz ateşe almıştır.
Bu taktiksel üstünlük sayesinde Doğu Roma ordusu, sayıca çok daha kalabalık olan Sasani ordusunu mağlup ederek tarihi Dara Savaşı’nı kazanmıştır.
Dara Antik Kenti Tarihsel Kronolojisi
- M.Ö. 4. Yüzyıl (Rivayet Dönemi): İran (Pers) Hükümdarı III. Darayuvaşi (Darius) tarafından alanın bir “dinlence yeri” olarak kullanıldığı rivayet edilmektedir.
- M.S. 504: Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Anastasius’un emriyle, Sasaniler’e kaptırılan Nusaybin’e alternatif stratejik bir garnizon şehir olarak kentin inşasına başlandı.
- M.S. 507: 3 yıl süren hummalı çalışmalar ve Suriyeli ustaların katkısıyla kentin inşası tamamlandı ve imparatora atfen Anastasiupolis adı verildi.
- M.S. 527 – 565: İmparator I. Justinianus döneminde kentin surları taş malzemelerle güçlendirildi, devasa yer altı su sarnıçları inşa edildi ve kentin adı Justiniana Nova olarak anılmaya başlandı.
- M.S. 530 (Dara Savaşı): Bizans Komutanı Flavius Belisarius, 40.000 kişilik Sasani ordusunu kurduğu özel siper taktiğiyle mağlup ederek tarihi Dara Savaşı’nı kazandı.
- M.S. 7. Yüzyıl Sonu: Doğu Roma ile Sasaniler arasında sürekli el değiştiren kent, Emeviler’in kontrolüne geçerek İslam hakimiyetine girdi.
- 11. – 15. Yüzyıllar: Sırasıyla Abbasiler, Selçuklular ve Artukoğulları yönetiminde varlığını sürdürdü; Türk-İslam dönemi mimari eserleri (kümbetler, mezarlar) eklendi.
- 15. – 16. Yüzyıl: Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılarak günümüzdeki konumunu aldı.
- 1986: Mardin Müzesi ve Prof. Dr. Metin Ahunbay danışmanlığında antik kentte ilk bilimsel kazı ve araştırmalar başlatıldı.
- 2010: Nekropol alanındaki kazılarda 1500 yıllık toplu mezar galerileri ve 400’ün üzerinde insana ait kemikler açığa çıkarıldı.
- 2017 (Mayıs): Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) desteğiyle restore edilen toplu mezar galerisi ve nekropol alanı ziyarete açıldı.
Dara Antik Kenti Mimarisi ve Yapıları

Mardin Dara Antik Kenti, çevresini saran yaklaşık 4 kilometrelik görkemli surlarıyla döneminin en korunaklı askeri ve sivil yerleşimlerinden biridir. Biri kuzeyde, diğeri ise güneyde yer alan iki ana giriş kapısına sahip olan bu surların kalıntıları günümüzde de kısmen görülebilmektedir. Kentin sur içi alanında antik dönem toplumsal yaşamının tüm gereksinimlerini karşılayan cami, saray, çarşı, kilise, konutlar, taş köprüler ve devasa su sarnıçları yer almaktadır.
Kentin kuzey kesiminde, yaklaşık 50 metre yüksekliğe sahip stratejik bir tepe üzerinde İç Kale yükselmektedir. Günümüzde bu tepenin üzerinde Oğuz köyü sakinlerine ait evler yer almaktadır. Zamanında Dara Antik Kenti mimari parçalarının bu modern evlerin yapımında devşirme malzeme olarak kullanılmış olması, kentin eski dönemlerine ait bazı arkeolojik verilere ulaşmayı güçleştirmiştir.
Bununla birlikte kentin askeri ve sivil mimarisine ışık tutan pek çok anıtsal yapı günümüzde hâlâ tüm ihtişamıyla ayaktadır:
- Şehir Surları ve Savunma Hatları: Kentin dış sınırlarını belirleyen ve kulelerle desteklenen sur kalıntıları.
- Nekropol (Mahsara) ve Kaya Mezarları: Mağaraların doğu kısmında yoğunlaşan, kayalara oyulmuş anıtsal mezar alanları.
- Mahzenler, Silah ve Erzak Depoları: Askeri garnizonun uzun süreli kuşatmalara dayanmasını sağlayan, kayalara oyulu depo alanları.
- Kaya Oyma Yerleşimler ve Kiliseler: Deforme olmuş durumlarına rağmen kısmen ayakta kalan yer altı yaşam alanları ve ibadethaneler.
- Su Mühendisliği Harikaları: Taş köprüler, su kanalları, yer altı sarnıçları ve su yönetim sistemleri.
Dara Antik Kenti‘ndeki gelişmiş su kanalları, bentler ve sarnıç mimarisi bütüncül olarak değerlendirildiğinde, Mezopotamya coğrafyasının bilinen ilk baraj sisteminin burada kurulduğu kabul edilmektedir.
Dara Antik Kenti ve Harabeleri Kazı Çalışmaları

Dara Antik Kenti alanındaki ilk bilimsel arkeolojik kazı çalışmaları, 1986 yılında Prof. Dr. Metin Ahunbay ve ekibi tarafından Mardin Müzesi ile ortaklaşa başlatılmıştır. Yapılan bu ilk kazılarda şemsiye motifli mozaikler ve çeşitli hayvan figürleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu mozaiklerin estetik yapısı ve işçiliği, dünyaca ünlü Zeugma mozaikleri ile büyük benzerlik taşımaktadır.
2010 yılında Mardin Müzesi tarafından nekropol alanında gerçekleştirilen kazı ve temizleme çalışmaları, antik kentin inanç yapısına ve gömü geleneklerine ışık tutmuştur. Kentin antik taş ocaklarının yer aldığı bu alanın zamanla mezarlık olarak kullanıldığı ve 1500 yıllık süreçte alüvyon dolgu ile kapandığı tespit edilmiştir. Roma geleneğine uygun olarak inşa edilen bu mezarlıklarda yürütülen kazılarda çok sayıda mezar hediyesi ile Süryanice, Yunanca ve Latince yazıtlar açığa çıkarılmıştır.
Kazı raporları ve antik kaynak araştırmaları, Dara Harabeleri nekropol alanında kutsal cumartesi günlerinde Pazar ayinleri ve “yeniden diriliş” törenlerinin düzenlendiğini göstermektedir. Hristiyanlık inancındaki ruhun bedene kavuşması ve kemiklerin kutsanarak dirileceği düşüncesi doğrultusunda, başka alanlarda gömülü olan insanların kemikleri de bu kutsal nekropol alanına taşınmıştır. Kazılarda 400’ün üzerinde insana ait olduğu değerlendirilen kemik kalıntılarına rastlanmıştır.
Nekropol alanında üç farklı mezar tipi tespit edilmiştir:
- Kayaya oyulmuş lahitli mezarlar
- Tonozlu mezarlar
- Din adamları ve ruhani liderlerin defnedildiği sanduka mezarlar
Bölgedeki Hristiyanlık, Yahudilik, İran kökenli Zerdüştlük ve Mecusilik inançlarının sentezi, Dara Antik Kenti çevresinde son derece zengin bir ortak kültür mirasının oluşmasını sağlamıştır.
Dara Antik Kenti Restorasyon Çalışmaları: 1500 Yıllık Sırrın Aydınlığa Çıkışı
Dara’nın binlerce yıllık sırlarını gün yüzüne çıkaran arkeolojik kazılar, özellikle nekropol alanında dünya arkeoloji tarihi açısından eşine az rastlanır bir keşfe sahne olmuştur. Kazılar sonucunda ortaya çıkarılan ve Hristiyanlık inancındaki “yeniden diriliş” ritüelleri doğrultusunda yüzyıllar önce özel bir galeriye taşınan 400’ün üzerinde insana ait kemiğin yer aldığı anıtsal mezar galerisi, bu toprakların inanç tarihine ışık tutan en çarpıcı nokta olmuştur. Toprak altında kaybolmaya yüz tutmuş bu denli hassas ve benzersiz bir mirasın hak ettiği değeri görmesi için kapsamlı bir restorasyon sürecinin başlatılması kaçınılmazdı.
Bölgenin kültürel turizmine ve tarihi hafızasına büyük önem veren Dicle Kalkınma Ajansı’nın (DİKA) sağladığı 85.000 TL’lik finansal destekle bu kritik süreç hızla hayata geçirilmiştir. Titizlikle yürütülen arkeolojik konsolidasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları neticesinde, adeta bir zaman tüneli atmosferine sahip olan bu gizemli mezar galerisi, 2017 yılının Mayıs ayında ziyaretçilerin geçmişin izlerini güvenli ve etkileşimli bir şekilde deneyimleyebileceği modern bir formata kavuşturularak ziyarete açılmıştır. Bugün bu anıtsal galeriye adım atan seyahatseverler, binlerce yıl önceki ruhani ayinlerin yapıldığı bu kayalıklar arasında soluk kesici bir tarihe doğrudan tanıklık etmektedir.
Dara Antik Kenti Hakkında Az Bilinen İlginç Bilgiler

Dara Antik Kenti, sadece ihtişamlı surları ve taş mimarisiyle değil, arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkan şaşırtıcı gerçekleriyle de adeta bir mühendislik harikasıdır. Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ve seyahatinize bambaşka bir derinlik katacak en ilginç Dara gerçekleri şunlardır:
Ahırdan ve Samanlıktan Çıkan Devasa Sarnıç
Yerin onlarca metre altında devasa sütunlarla yükselen o ihtişamlı yer altı su sarnıcı, modern arkeolojik kazılar yapılmadan önce uzun yıllar boyunca yerel köylüler tarafından ahır ve samanlık olarak kullanılmıştır.
Yerebatan Sarnıcı’ndan Daha Derin
Dara’daki bu büyük zindan/sarnıç, derinlik ve sütun yüksekliği bakımından İstanbul’daki dünyaca ünlü Yerebatan Sarnıcı’ndan yaklaşık 6 metre daha derindir.
Mezopotamya’nın Bilinen İlk Baraj Sistemi
Kentin içinden geçen çayı kontrol altına almak için inşa edilen su kanalları, bentler ve gelişmiş sarnıç ağı, Mezopotamya coğrafyasında kurulan bilinen ilk baraj sistemi olarak kabul edilmektedir.
1500 Yıllık Toplu Kemik Galerisi
2010 yılı nekropol kazılarında, Hristiyanlık inancındaki “Yeniden Diriliş” ritüelleri doğrultusunda başka yerlerden özel bir galeriye taşınmış 400’ün üzerinde insana ait toplu kemik kalıntısı gün yüzüne çıkarılmıştır.
40.000 Kişilik Orduyu Durduran Siper Dehası
M.S. 530 yılında Doğu Roma Komutanı Flavius Belisarius, sayıca kendisinden katbekat üstün olan 40.000 kişilik dev Sasani ordusunu, kentin önüne kazdırdığı akıl almaz siper ve hendek taktikleriyle darmadağın etmiştir.
Zeugma Mozaikleri ile Büyük Benzerlik
Dara’da yürütülen ilk bilimsel kazılarda gün yüzüne çıkarılan şemsiye motifli mozaikler ve hayvan figürleri, işçilik ve estetik yapısı bakımından dünyaca ünlü Zeugma mozaikleri ile büyük bir benzerlik taşımaktadır.
Mor Gabriel Manastırı Ustalarının İmzası
Antik kentin mimarisinde öne çıkan o eşsiz ve kusursuz taş işçiliği, bölgenin bir diğer anıtsal simgesi olan Mor Gabriel Manastırı’nı inşa eden usta taş ustalarının elinden çıkmıştır.
Köy Evlerinin Altında Kalan Tarih
Kentin kuzeyindeki yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki iç kale tepesinde günümüzde yerel köy evleri yer almaktadır. Eski dönem yapı taşlarının bu evlerin inşasında devşirme malzeme olarak kullanılması, kentin bazı arkeolojik verilerine ulaşılmasını güçleştirmiştir.
Üç Farklı Mezar Tipi
Nekropol alanında yapılan kazılarda kayaya oyulmuş lahitli mezarlar, tonozlu mezarlar ve ruhani liderler ile din adamlarının defnedildiği sanduka mezarlar olmak üzere toplam 3 farklı gömü tipine rastlanmıştır.
Dara Antik Kenti Efsaneleri ve Halk Söylenceleri: Taşların Arasındaki Sırlar

Mezopotamya’nın kadim topraklarında yükselen Dara Antik Kenti, sadece taş duvarları ve mühendislik harikası sarnıçlarıyla değil; yüzyıllardır dilden dile dolaşan mistik rivayetleri, halk söylenceleri ve dilden dile yayılan gizemli dedikodularıyla da adeta bir masal diyarını andırır. İşte bu büyüleyici kentin taşları arasında saklı kalmış, tarihin ve yerel folklorun harmanlandığı en çarpıcı efsaneler:
Kutsal Diriliş ve Kemik Galeri Ayinleri
Antik nekropol alanında gerçekleştirilen ayinler, kentin en gizemli inanç geleneğidir. Hristiyanlık inancındaki “yeniden diriliş” anlayışı doğrultusunda, ruhun bedene yeniden kavuşacağı günü beklemek amacıyla başka yerlerde ölen insanların kemiklerinin dahi bu kutsal alana taşındığı ve yüzlerce insana ait kemiklerin toplandığı bu ritüeller halk arasında kentin mistik yapısını güçlendirmiştir.
Kral Darius’un Dinlence Yeri Rivayeti
Kentin adının nereden geldiğine dair en yaygın anlatılardan biri İran Hükümdarı Darayuvaşi’ye (Romalıların tanıdığı adıyla Darius) dayanır. Bölgenin antik çağda Kral Darius tarafından özel bir “dinlence alanı” olarak yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Her ne kadar kesin tarihi kanıtı bulunmasa da alandaki eski yerleşim izleri bu efsaneyi beslemektedir.
Yerin Altındaki Mistik “Zindan” Sarnıcı
Yerin onlarca metre altında devasa sütunlarla yükselen anıtsal su sarnıcı, görkemli ve karanlık yapısıyla bölge halkı tarafından yüzyıllarca “Zindan” olarak adlandırılmış ve buranın geceleri yankılanan akustiği nedeniyle halk arasında su cinlerinin meskeni olduğuna dair mistik dedikodulara konu olmuştur.
Nusaybin’e Uzanan Gizli Yer Altı Tünelleri
Yöre halkının masalarında ve anlatılarında dilden dile dolaşan en popüler söylentilerden biri, Dara’daki sarnıçlardan ve iç kaleden başlayarak dağın altından kilometrelerce uzanan, hatta yer altından komşu ilçe Nusaybin’e kadar bağlanan gizli kaçış tünellerinin varlığıdır.
Kayıp Roma Hazineleri ve Mağara Söylenceleri
Yıllarca köylüler tarafından ahır ve samanlık olarak kullanılan bazı kayalık mekanların derinliklerinde, Doğu Roma lejyonerlerinin savaş zamanı sakladığı altın dolu sandıkların ve kayıp hazinelerin hâlâ keşfedilmeyi beklediğine dair bölgede nesillerdir anlatılan hazine masalları kentin gizemini artırmaktadır.
Rakamlarla Dara Antik Kenti: İstatistikler ve Çarpıcı Gerçekler

Mardin’in bu kadim sınır kentini sayılarla okumak, antik dönem mühendisliğinin ve yaşanan tarihsel kırılmaların büyüklüğünü çok daha net gözler önüne serer. İşte rakamların diliyle Dara Antik Kenti:
- 30 Kilometre: Dara Antik Kenti’nin hem Mardin şehir merkezine hem de Nusaybin ilçesine olan mesafesidir.
- 3 Yıl (M.S. 504 – 507): Doğu Roma İmparatoru Anastasius’un emriyle, Sasaniler’e kaptırılan Nusaybin’e alternatif olarak inşa edilen garnizon kentin tamamlanma süresidir.
- 4 Kilometre: Dara Kale Kenti’ni çepeçevre sararak kenti devasa bir savunma üssüne dönüştüren sur hattının toplam uzunluğudur.
- 50 Metre: Kentin kuzey tarafındaki sarp tepe üzerine kurulan İç Kale’nin yaklaşık yüksekliğidir.
- 10 Milyon Litre (10.000 $m^3$): Yerin altındaki devasa su sarnıcının (Zindan) sahip olduğu toplam su depolama hacmidir.
- 6 Metre Daha Derin: Dara’daki büyük zindan sarnıcının, derinlik ve sütun yüksekliği bakımından İstanbul’daki ünlü Yerebatan Sarnıcı’ndan farkıdır.
- 400+ İnsan Kemiği: 2010 yılında nekropol kazılarında, Hristiyanlık inancındaki “Yeniden Diriliş” ritüelleri doğrultusunda özel bir galeriye taşınan kalıntıların sayısıdır.
- 40.000 Kişilik Ordu: M.S. 530 yılında Bizans Komutanı Belisarius’un özel siper taktiğiyle bozguna uğrattığı devasa Sasani ordusunun mevcududur.
- 1986 Yılı: Kentte ilk bilimsel arkeolojik kazı ve araştırmaların Prof. Dr. Metin Ahunbay ve Mardin Müzesi ortaklığıyla başlatıldığı tarihtir.
- 1,5 – 2 Saat: Sarnıçlar, nekropol alanı, kaya mezarları ve sur hatları dahil olmak üzere kapsamlı bir Dara Antik Kenti gezisi için gereken ortalama süredir.
Dara Çevresinde Gezilecek Yerler: Kombine Mardin ve Mezopotamya Rotası
Ziyaretçiler genellikle Dara’ya Mardin merkezden günübirlik gelirler; ancak bu tarihi yolculuğu sadece tek bir ören yeriyle sınırlı kalmayıp çevredeki diğer kadim duraklarla birleştirmek, Mezopotamya keşfinizi unutulmaz bir seyahat rotasına dönüştürecektir. Dara Antik Kenti’ne kadar gelmişken rotanıza mutlaka eklemeniz gereken en iyi komşu duraklar şunlardır:
1. Mor Gabriel Manastırı (Deyrulumulur)
Midyat turuyla da kolayca birleştirilebilen bu muazzam yapı, dünyaca ünlü en eski Süryani Ortodoks manastırlarından biridir. Dara Antik Kenti’nin taş mimarisinde ve kemerlerinde hayranlıkla izlediğiniz o kusursuz taş işçiliğinin ve zanaatkârlığın köklerini, Mor Gabriel Manastırı‘nı inşa eden usta taş ustalarının ellerinde açıkça görebilirsiniz. Tarihin ve inancın sessiz tanığı olan bu manastır, bölgenin ruhunu hissetmek için mutlaka görülmelidir.
2. Beyazsu
Mardin’in kurak ve taş ağırlıklı coğrafyasından sonra karşınıza çıkan Beyazsu; sarp kayalıkların arasından fışkıran buz gibi suları, ulu ağaçları ve yeşilin her tonuyla adeta saklı bir cennettir. Nehir üzerine kurulan ahşap çardaklarda ayaklarınızı suya uzatarak dinlenebilir, yöresel lezzetlerin tadını çıkararak Dara’nın tozlu yollarından sonra harika bir serinleme molası verebilirsiniz.
3. Nusaybin (Mor Yakup Kilisesi ve Zeynel Abidin Camii)
Suriye sınırına sıfır noktada yer alan ve tarihte Doğu Roma ile Sasanilerin mücadelelerine sahne olan Nusaybin, Dara Antik Kenti’ne yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunur. Bin yıllık tarihe ev sahipliği yapan bu ilçe; dünyanın en eski ve ayaktaki en önemli eğitim merkezlerinden biri olan Mor Yakup Kilisesi’ni ve aynı avluyu paylaşarak hoşgörünün simgesi haline gelen Zeynel Abidin Camii’ni barındırır. Dara’nın askeri ve ticari geçmişini tamamlayan bu stratejik ilçe, rotanıza derinlik katacaktır.
Dara Antik Kenti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Güneydoğu Anadolu’nun en etkileyici yer altı ve açık hava yerleşimlerinden biri olan Dara Antik Kenti gezisine çıkmadan önce ziyaretçilerin zihnini kurcalayan en popüler soruları, güncel ve pratik yanıtlarıyla sizler için bir araya getirdik.
Dara Antik Kenti (Dara Örenyeri) alanına giriş tamamen ücretsizdir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde korunan ören yerinde Müzekart uygulaması geçerlidir ve ziyaretçilerden herhangi bir bilet ücreti talep edilmemektedir.
Sarnıçlar, nekropol alanı, kaya mezarları ve sur hatları dahil olmak üzere kapsamlı bir Dara Antik Kenti gezisi yaklaşık 1,5 – 2 saat sürmektedir.
Bölgenin kurak iklim yapısı ve yaz aylarındaki yüksek sıcaklıklar göz önüne alındığında, geziden en yüksek verimi almak için ilkbahar (Nisan – Mayıs) ve sonbahar (Eylül – Ekim) ayları en ideal dönemlerdir.
Antik kentin girişinde ziyaretçilerin serinleyebileceği ve dinlenebileceği küçük yerel bir kafeterya bulunmaktadır. Burada soğuk-sıcak içecekler ve atıştırmalıklar temin edebilirsiniz. Ana yemek seçenekleri için antik kente 30 km mesafede yer alan Mardin şehir merkezindeki yöresel restoranlar tercih edilmektedir.
Ören yerinin büyük bir bölümü düz ve yürümesi kolay alanlardan oluşsa da kaya mezarları, nekropol ve sarnıçlara iniş aşamasında merdivenler ve engebeli kayalık yollar bulunmaktadır. Bu sebeple çocukla gezilebilir ancak bebek arabası yerine kanguru/bebek taşıyıcı kullanılması daha konforlu bir gezi imkânı sağlar.
Dara Antik Kenti, Mardin şehir merkezine yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Şahsi aracınızla veya dolmuşlarla asfalt yol üzerinden yaklaşık 30 dakikalık bir sürüşle rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Yanıt: Dara Antik Kenti haftanın her günü ziyaretçilerini ağırlamamakta olup, her pazartesi günü bakım ve tatil günü olması sebebiyle ziyarete kapalıdır. Yaz döneminde (1 Nisan – 1 Ekim) 08:30 – 17:30, kış döneminde ise 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Ayrıca İlgili Linkler;
- Dara Fotoğrafları
- Güneydoğu Bölgesi Antik Kentleri ve Tarihi Yerleri
- Güneydoğu Bölgesi Gezilecek Yer Fotoğrafları
- Türkiye Güneydoğu Anadolu Bölgesi Güzergahı veya Rotası
- Türkiye Müzeler, Antik Şehir ve Tarihi Kentler
- Mor Gabriel Manastırı Taş Ustaları
- Arkeoloji Kategorisi
- Antik Çağ Kategorisi
- Anadolu Tarihi Kategorisi
- Dara Antik Kenti veya Harabeleri Hakkında genel Bilgiler

