Konya Arkeoloji Müzesi, barındırdığı paha biçilmez tarihi eserleri ile hem Konya gezilecek müzeler listesinin hem de İç Anadolu bölgesinin mutlaka görülmesi gereken kültür duraklarının başında geliyor. Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük şehri olan Konya, aynı zamanda bölgedeki ve ülkemizdeki pek çok antik kente, köklü yerleşime ve arkeolojik kalıntıya ev sahipliği yapıyor. Kent tarihinin M.Ö. 7000’li yıllara kadar uzanması ve özellikle Anadolu Selçuklu Devleti döneminde bölgenin en önemli merkezlerinden biri olması, Konya tarihi eserleri açısından şehri adeta devasa bir açık hava müzesine dönüştürmüştür. Bu denli zengin bir tarihsel sürecin yaşandığı topraklarda, Türkiye’nin en eski ve ilk arkeoloji müzelerinden birinin yer alması da şüphesiz kaçınılmazdır.
Konya Arkeoloji Müzesi’nin Önemi
Konya, zengin tarihsel mirası sayesinde müzeler anlamında oldukça şanslı bir kenttir. Şehirde başta Mevlana Müzesi olmak üzere 10’a yakın müze ziyaretçilerini beklemektedir. İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi), Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi ve Sahip Ata Vakıf Müzesi bunlardan sadece birkaçıdır. Öte yandan Çatalhöyük Neolitik Kenti, Kilistra Antik Kenti, Karahöyük, Eflatunpınar Hitit Su Anıtı ve Astra Antik Kenti de Konya ve çevresinde bulunan en değerli arkeolojik alanların başında gelmektedir.

İşte Konya Arkeoloji Müzesi, tüm bu zengin coğrafyadan çıkarılan paha biçilmez buluntulara ev sahipliği yapması açısından kritik bir öneme sahiptir. Konya Arkeoloji Müzesi eserleri; Çatalhöyük’ten çıkarılan Neolitik dönem iskeletlerinden günlük kullanım araç gereçlerine, el işçiliği örneklerinden nadide seramiklere kadar geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsar.
Müzenin ulusal çaptaki en büyük değeri ise sergilediği lahit koleksiyonunda saklıdır. Roma dönemi lahitleri zenginliği açısından Konya Arkeoloji Müzesi, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ardından Türkiye’de 3. sırada gelmektedir.
Tüm bu eşsiz koleksiyonun ötesinde, Konya Arkeoloji Müzesi’nin önemi tarihsel mirasında da yatar: Burası, Türkiye’nin en eski ikinci arkeoloji müzesidir. Bilindiği üzere ülkemizin ilk arkeoloji müzesi Osmanlı döneminde kurulan Müze-i Hümayun, yani günümüzdeki İstanbul Arkeoloji Müzesi‘dir. Bu köklü geçmişi ve barındırdığı nadide eserleri sayesinde müze, İç Anadolu müzeleri arasında yeri doldurulamaz bir konuma sahiptir.
Konya Arkeoloji Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
| Bilgi Kategorisi | Açıklama / Detaylar |
|---|---|
| Konum / Adres | Feritpaşa Mahallesi, Tarihi Meram Bölgesi / Şehir Merkezi (Mevlana Müzesi’ne 1 km mesafede), Konya |
| Giriş Ücreti & Ziyaret | Ücretsiz (Müzekart Gerekmez) / Pazartesi hariç her gün 09:00 – 17:00 |
| Envanterdeki Eser Sayısı | Yaklaşık 23.000+ kayıtlı envanter (Arkeolojik eser, sikke ve etnografik parça) |
| Sergilenen Eser Sayısı | Yaklaşık 1.500 – 2.000 adet seçme eser (Salon ve bahçe sergilemesinde) |
| Sergi Salonu Sayısı | Toplam 5 Sergi Alanı (4 Kapalı Salon + 1 Açık Hava Bahçesi) |
| Eserlerin Geldiği Başlıca Yerler | Çatalhöyük, Karahöyük (Meram), Erbaba Höyüğü (Beyşehir), Suberde, Sızma Köyü, Tatköy ve Konya Yüzey Araştırmaları |
| En Önemli ve Öne Çıkan Eserleri | Herakles Lahdi (MS 250), Poseidon Heykeli, Çatalhöyük Bebek Mezarı, El İzli Renkli Duvar Sıvası, İnsan Biçimli Antropomorf Kaplar |
| Kapsadığı Tarihsel Dönemler | M.Ö. 6500 (Neolitik Çağ) – M.S. 1453 (Bizans Dönemi Sonu) |
| Tarihsel Statüsü | Türkiye’nin en eski 2. arkeoloji müzesidir (Müze-i Hümayun Şubesi – 1901) |
| 💡 İlginç Bilgi 1: Bebek Mezarı Mucizesi | Çatalhöyük’te M.Ö. 3500’e tarihlenen bebek mezarı çıkarıldığında, bebeğin bileklerindeki mavi kalsedon taşından yapılmış boncuk bilezikler ve adak eşyaları hiç bozulmadan günümüze ulaşmıştır. |
| 💡 İlginç Bilgi 2: Dünyanın 3. Büyük Lahit Koleksiyonu | Konya Arkeoloji Müzesi, bünyesinde barındırdığı işlenmiş Roma Dönemi mermer lahitlerinin zenginliğiyle İstanbul ve Ankara Müzeleri’nden sonra Türkiye’de 3. sırada yer alır. |
| 💡 İlginç Bilgi 3: Cam Fanus İçindeki Duvar Resimleri | Dünyanın ilk ev mimarisi örneklerinden olan Çatalhöyük kerpiç evlerinin duvarlarındaki 8.000 yıllık kırmızı el izli sıvalar, nemden ve hava şartlarından etkilenmemesi için özel korumalı vitrinlerde iklimlendirilerek sergilenir. |
Konya Arkeoloji Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026
Konya şehir merkezinde, Mevlana Müzesi’ne yaklaşık 1 kilometre yürüme mesafesinde yer alan Konya Arkeoloji Müzesi giriş ücreti bulunmayan nadir kültür duraklarımızdan biridir. Evet, yanlış duymadınız! Konya ve çevresindeki antik kentler ile höyüklerden çıkarılan binlerce yıllık eşsiz eserleri yakından görmek tamamen ücretsizdir. Ülkemizde bu denli zengin koleksiyona sahip bir arkeoloji müzesini ücretsiz gezebilmek gerçekten de harika bir ayrıcalık.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan Konya Arkeoloji Müzesi ziyaret saatleri ise haftanın günlerine göre düzenlenmiştir:
- Ziyaret Günleri: Müze, Pazartesi günleri hariç haftanın her günü ziyaretçilerine kapılarını açmaktadır.
- Açılış – Kapanış Saatleri: Hafta içi ve hafta sonu 09:00 – 17:00 saatleri arasında gezilebilir. (Giriş ücretsiz olduğu için Müzekart şartı da aranmamaktadır).
- Gezi Süresi: Tarih meraklıları ve arkeoloji tutkunları için müzenin tamamını detaylıca incelemek yaklaşık 1 ila 1,5 saat sürmektedir.

Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri ve İçerikleri
Müze, geniş bir açık hava sergi bahçesinden ve tek katlı, oldukça ferah bir ana bina sergi salonundan oluşmaktadır. Konya Arkeoloji Müzesi koleksiyonu, M.Ö. 6500 Neolitik Çağ’dan başlayıp M.S. 1453 Bizans Dönemi’nin sonuna kadar uzanan binlerce yıllık geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsar.

Müze içerisinde görebileceğiniz başlıca Konya Arkeoloji Müzesi eserleri ve buluntuları şu kategorilerde toplanmaktadır:
- Mitolojik Heykeller ve Büstler: Antik Yunan ve Roma dönemine ait tanrı, tanrıça ve imparator heykelleri (Özellikle görkemli Poseidon Heykeli ve Herakles kabartmaları).
- Roma Lahitleri ve Mezar Stelleri: Üzerindeki ince taş işçiliği ve mitolojik kabartmalarıyla dünyaca ünlü Herakles Lahdi başta olmak üzere, dönemin üst düzey yöneticilerine ait zengin lahit koleksiyonu.
- Neolitik Buluntular ve İnsan İskeletleri: Çatalhöyük ve çevresindeki kazılardan çıkarılmış binlerce yıllık insan iskeletleri, ana tanrıça figürinleri ve ilk yerleşik yaşam izleri.
- Antik Silahlar ve Av Aletleri: Neolitik Çağ’dan Bizans’a kadar uzanan süreçte kullanılan obsidyen ve çakmak taşı ok/mızrak uçları, bronz kılıçlar ve haberleşme/savaş teçhizatları.
- Pişmiş Toprak ve Seramik Kaplar: Eski Tunç ve Frig dönemlerine ait karakteristik “yivli” pişmiş toprak kaplar, törensel hayvan biçimli kadehler (rhyton) ve günlük kullanım seramikleri.
- Mühürler, Takılar ve Ziynet Eşyaları: Asur Ticaret Kolonileri ve Roma dönemlerine ait silindir mühürler, altın ve bronz takılar, antik sikkeler ile zarif el işçiliği süs eşyaları.
- Mozaikler ve Yazıtlar: Roma ve Bizans zemin mozaikleri, adak adanmış Grekçe ve Latince yazıtlar ile mimari taş parçaları.
Konya Arkeoloji Müzesi Görülmesi Gereken Önemli Eserleri
Özellikle Çatalhöyük gibi insanlık tarihinin en önemli antik yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan bu coğrafyada, Konya Arkeoloji Müzesi tarihi nesneler ve nadide buluntular anlamında ülkemizin en zengin müzelerinden biridir. Anadolu’nun köklü tarihçesi göz önüne alındığında; geçmişte birçok farklı uygarlığa kapılarını açmış olan bu müzedeki eserler Bizans Dönemi ile sınırlandırılmış, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihi eserler ise Konya’daki diğer tematik müzelerde sergilenmiştir.

İnce Minareli Medrese, günümüzde Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak hizmet vermekte ve Anadolu Selçuklu döneminin muazzam işçiliğini gözler önüne sermektedir. Yine de Konya Arkeoloji Müzesi koleksiyonunun tüm kronolojiyi kapsamaması, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin bu binada yer almaması biz yollardan ekibine göre bir miktar eksikliktir. Diliyoruz ki ilerleyen zamanlarda şehrin tüm tarihsel birikimini bütüncül olarak sunacak daha kapsamlı bir müze kompleksi için adımlar atılır.
Tüm bu kronolojik zenginlik içerisinde, müzeyi ziyaret ettiğinizde mutlaka yakından görmeniz gereken öne çıkan eserler şunlardır:
Herakles Lahdi

M.S. 250 yılına tarihlenen ve Sidamara tipindeki lahitlerin dünyadaki en görkemli örneklerinden biri kabul edilen bu eser, ince mermer işçiliğiyle büyülemektedir. Lahdin üzerindeki yüksek kabartmalarda, Yunan mitolojisinin ünlü kahramanı Herakles’in (Herkül) üstesinden geldiği 12 zorlu görev adeta bir sanat eseri gibi işlenmiştir.
Poseidon Heykeli

M.S. 2. yüzyıl Roma Dönemi’ne ait olan bu mermer Poseidon Heykeli, denizler tanrısını tüm heybetiyle tasvir etmektedir. Heykelin anatomik detayları ve kumaş kıvrımlarındaki ustalık, antik çağ kentsel heykel sanatının Konya ve çevresinde ne denli yüksek bir seviyede olduğunu kanıtlar niteliktedir.
İnsan Biçimli Kap

M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik/Kalkolitik döneme tarihlenen bu törensel kap, insan vücudu ve yüz detayları verilerek şekillendirilmiştir. Antik dönem ritüellerinde adak ve sıvı sunusu amacıyla kullanıldığı düşünülen kap, Anadolu’nun ilk seramik sanatının en değerli parçalarından biridir.
Çatalhöyük Bebek Mezarı

M.Ö. 3500 dönemine ait olan bu bebek mezarı, Çatalhöyük’te yaşamış ilk yerleşik toplulukların ölü gömme geleneklerini, inanç dünyalarını ve sosyal yaşamlarını doğrudan gözler önüne sunmaktadır. Bebeğin yanına bırakılan adak eşyaları ve bilezikler, binlerce yıl öncesinin duygusal bağlarına ışık tutar.
Çatalhöyük El İzli Renkli Sıva

İnsanlık tarihinin ilk ev duvarı süslemelerinden biri olan bu sıva parçası, kök boyalar kullanılarak duvar yüzeyine uygulanmış kırmızı el izlerini barındırır. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bu el izleri, insanın var olma ve iz bırakma arzusunun en çarpıcı somut kanıtıdır.
Konya Arkeoloji Müzesi Sergi Salonları ve Kronolojik Koleksiyonu
Konya Arkeoloji Müzesi, ziyaretçilerini sadece eserlerle değil, zaman içinde kesintisiz bir tarih yolculuğuyla buluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Geniş açık hava sergi bahçesinden tek katlı ferah ana binaya adım attığınızda, insanlığın ilk yerleşik hayat izlerinden Doğu Roma’nın son dönemlerine uzanan MÖ 6500 – MS 1453 yılları arasındaki binlerce yıllık dönüşüme tanıklık edersiniz. Müze, barındırdığı eserleri dönemlerine göre ayırarak ziyaretçiye adeta adım adım ilerleyen bir “Anadolu zaman tüneli” deneyimi sunar.

Ancak Anadolu’nun zengin tarihi göz önüne alındığında; müzedeki eserlerin Bizans dönemi ile sınırlandırılmış olması, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin bu binada yer almaması biz yollardan ekibine göre bir miktar eksikliktir. Selçuklu dönemine ait eserler şehirde İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi) gibi farklı tematik müzelerde sergilenmektedir. Diliyoruz ki ilerleyen zamanlarda tüm bu kronolojiyi tek çatıda toplayan daha kapsamlı bir müze adımı atılır.
Toplamda 5 farklı sergi alanından oluşan müzede, salonlar ve barındırdıkları dönemsel koleksiyonlar şu şekildedir:
1. Açık Hava Sergi Bahçesi (Lahitler ve Taş Eserler)
Müzenin geniş bahçe bölümü, başta Roma Dönemi olmak üzere çeşitli tarihsel çağlara ait taş eserlere ev sahipliği yapar. İnce mermer işçiliğine sahip Roma lahitleri, steller, büyük büstler, sütun başlıkları ve mimari parçalar burada sergilenmektedir. Her ne kadar bu özel lahitler ve heykeller doğal hava şartlarından korunmayan bir şekilde sergilenmiş olsa da üzerlerinde ziyaretçileri bilgilendiren tanıtım etiketleri yer almaktadır.
2. Prehistorik Eserler Salonu (M.Ö. 6500 – 1950)
İnsanlık tarihinin ilk dönemlerine ışık tutan bu salonda Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı buluntuları sergilenmektedir.
- Neolitik Çağ (M.Ö. 6500 – 3500): Başta Çatalhöyük, Suberde ve Erbaba Höyüğü kazılarından çıkarılan ilk yerleşik yaşam izleri; obsidyen ok/mızrak uçları, kemik aletler, ana tanrıça figürinleri ve günlük kullanım kapları.
- Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000 – 1950): Karahöyük ve Sızma Köyü kazılarından elde edilen buluntular ile dönemin karakteristik özelliği olan “yivli pişmiş toprak” kaplar.
3. Demir Çağı Salonu (M.Ö. 1950 – M.Ö. 430)
Anadolu’nun ticaret ve zanaat tarihini gözler önüne seren bu bölümde Demir Çağı ve Klasik Dönem eserleri yer alır.
- Orta Tunç Çağı / Asur Ticaret Kolonileri: Törensel hayvan biçimli kaplar (ryhton), silindir mühürler ve bronz takılar.
- Frig, Lidya ve Urartu Dönemi: Urartu metal aletleri, Frig seramikleri ve dönemin zarif ziynet eşyaları.
4. Roma Çağı Salonu (M.Ö. 330 – M.S. 395)
Müzenin şüphesiz en göz alıcı ve ziyaretçiler tarafından en çok ilgi gören bölümüdür. Antik çağ kentsel heykel sanatının zirve örnekleri bu salonda sergilenir:
- Dünyaca ünlü Herakles Lahdi ve heybetli Poseidon Heykeli,
- Tanrı/tanrıça büstleri, cam eşyalar, adak figurinleri ve Roma dönemine ait altın süs eşyaları.
5. Bizans Dönemi Mimari Parçaları Salonu (M.S. 395 – 1453)
Doğu Roma İmparatorluğu dönemine tarihlenen eserlerle müzenin kronolojik yolculuğu son bulur.
- Kilise ve yapı taban mozaikleri, ikonografik taş kabartmalar, Grekçe yazıtlar, mezar stelleri ve bronz teçhizatlar bu salonda incelenebilir.
Konya Arkeoloji Müzesi Tarihçesi
İnternette “Konya Arkeoloji Müzesi ne zaman açıldı?” veya “müzenin tarihçesi” diye küçük bir araştırma yaptığınızda, ne yazık ki birçok web sitesinde kopyala-yapıştır yapılmış aynı yüzeysel bilgilerle karşılaşırsınız. Bu kaynaklar genelde altını doldurmadan tek bir cümleyle başlar: “1901 yılında…” Peki ama neden 1901? Arkasındaki tarihsel süreç neydi?

İşin aslı şudur: Osmanlı Dönemi’nde, günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak bilinen Müze-i Hümayun’a Anadolu’nun dört bir yanından eser taşınmaktaydı. Ancak Konya ve çevresinde çıkarılan tarihi eserlerin hem yoğunluğu hem de büyüklüğü nedeniyle İstanbul’a nakledilmesi oldukça güçleşmişti.
Müze-i Hümayun Şubesinden Günümüz Binasına
Bu lojistik zorluk üzerine Anadolu’da yerel bir depolama alanına ihtiyaç duyuldu. II. Abdülhamid döneminde Sadrazamlık yapan ve daha sonra Konya Valisi olan Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa döneminde, 1901 yılında Konya’da bir alan tahsis edilerek tarihi eser deposu oluşturuldu. Bu depo, kısa sürede Müze-i Hümayun’un resmi bir şubesi haline geldi.
Müzenin geçirdiği tarihsel dönüşüm adımları ise kronolojik olarak şöyle gelişti:
- Atatürk’ün Ziyareti (20 Mart 1923): Cumhuriyet’in ilanından hemen önce Mustafa Kemal Atatürk, Konya’daki bu tarihi eser deposunu bizzat ziyaret ederek incelemelerde bulunmuştur.
- Mevlana Müzesi Süreci (1927): Atatürk’ün ziyaretinden 4 yıl sonra depodaki eserler envantere kaydedilerek Mevlana Müzesi bünyesine taşınmış ve orada sergilenmeye başlanmıştır.
- İplikçi Camii Dönemi (1953): Tasnif ve kayıt çalışmaları derinleştikçe artan eser sayısı nedeniyle koleksiyon 1953 yılında İplikçi Camii’ne nakledilmiştir.
- Çatalhöyük Kazıları ve Yeni Bina (1962): Bölgede başlayan Çatalhöyük kazıları ile birlikte çıkarılan buluntuların olağanüstü önemi ve hacmi, müstakil ve modern bir müze binasını zorunlu kılmıştır. Bunun üzerine inşa edilen günümüzdeki modern müze binası 1962 yılında resmen ziyarete açılmıştır.
Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Nereden Getirildi?
Günümüzde Konya Arkeoloji Müzesi’nin en büyük çekim noktasını ve koleksiyon odağını hiç şüphesiz Çatalhöyük oluştursa da müze envanterinde bölgenin farklı antik yerleşimlerinden çıkartılmış, hemen her döneme ait çok özel tarihi eserler yer almaktadır.

Müze koleksiyonuna hayat veren başlıca antik kazı alanları ve yüzey araştırmaları şunlardır:
1. Çatalhöyük Buluntuları
1958 yılında İngiliz arkeolog James Mellaart ve ekibi tarafından keşfedilen Çatalhöyük, insanlık tarihinin bilinen ilk ve en önemli toplu yerleşim alanlarından biridir. Günümüzde Anadolu tarihinin adeta kalbi sayılan bu Neolitik kente dair kazı çalışmaları 50 yıldan uzun süredir devam etmekte ve her yeni sezonda tüm dünyada heyecan uyandıran bulgular sunmaktadır. Çatalhöyük’ten çıkarılan paha biçilmez eserler günümüzde Konya Arkeoloji Müzesi ile Anadolu Medeniyetleri Müzesi koleksiyonları arasında paylaştırılmış durumdadır.
2. Karahöyük Eserleri
Konya’nın Meram ilçesinde konumlanan Karahöyük, tarihi M.Ö. 3000’li yıllara (Eski Tunç Çağı) kadar uzanan ve Asur Ticaret Kolonileri Devri’ni de kapsayan son derece kritik bir höyüktür. Sistemli kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılan dönemin ticari yazışmaları, resmi belgeleri, kil damgaları ve silindir mühürleri Konya Arkeoloji Müzesi’nin en nadide parçaları arasında sergilenmektedir.
3. Erbaba Höyüğü
Beyşehir Gölü yakınlarında yer alan ve 1968 yılında kazı çalışmalarına başlanan Erbaba Höyüğü, günümüzden yaklaşık 7.500 yıl öncesine ışık tutmaktadır. Yapılan kazılarda çakmak taşından imal edilmiş av/günlük kullanım aletlerinden seramik kaplara kadar geniş bir eser yelpazesi elde edilmiştir. Ayrıca Erbaba buluntuları, bölge halkının o dönemde hayvanları evcilleştirmeye başladığına dair en somut arkeolojik kanıtları bize sunmaktadır.
4. Konya Çevresi Yüzey Araştırmaları ve Lahitler
Sadece bu üç büyük höyük değil; Konya Selçuklu Tatköy araştırmaları ile bölge genelinde yürütülen Roma ve Bizans dönemi yüzey araştırmalarından elde edilen seramikler, mimari parçalar ve özellikle görkemli mermer lahitler Konya merkez ve mülki sınırlarından çıkarılarak müzeye kazandırılmış nadir eserlerdir.
yollardan ekibinin Notu: Yolunuz Konya’ya düştüğünde, Mevlana Müzesi rotanızın hemen ardından Konya Arkeoloji Müzesi’ne de mutlaka zaman ayırmanızı öneririz. Başta Çatalhöyük olmak üzere, dünya tarihinde eşi benzeri bulunmayan bu köklü coğrafyanın ilk izlerine tanıklık etmek gerçekten ilham verici bir deneyim.
Konya Arkeoloji Müzesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Konya gezi rotanızı planlarken müze ziyareti, giriş şartları ve sergilenen koleksiyonlar hakkında aklınıza takılabilecek tüm pratik soruların yanıtlarını aşağıda bir araya getirdik.
Hayır, Konya Arkeoloji Müzesi paralı değildir. Müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olmasına rağmen tüm ziyaretçiler için tamamen ücretsiz olarak hizmet vermektedir.
Konya Arkeoloji Müzesi’ne giriş 0 TL’dir (ücretsizdir). Ziyaret esnasında herhangi bir bilet ücreti ödemeniz ya da Müzekart ibraz etmeniz gerekmemektedir.
Konya Arkeoloji Müzesi, Pazartesi günleri hariç haftanın her günü (Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar) tüm ziyaretçilere tamamen ücretsizdir.
Müzede M.Ö. 6500 Neolitik Çağ’dan M.S. 1453 Bizans Dönemi sonuna kadar uzanan binlerce yıllık eserler yer almaktadır. Dünyaca ünlü Herakles Lahdi, Poseidon Heykeli, Çatalhöyük’ten çıkarılan bebek mezarı, el izli renkli duvar sıvaları, insan biçimli kaplar, antik silahlar, sikke ve mozaikler müzede görebileceğiniz başlıca tarihi objelerdir.
Konya müzelerinde Çatalhöyük, Erbaba ve Karahöyük kazılarından çıkarılan Neolitik ve Tunç Çağı buluntuları; Frig, Lidya, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer lahitler ve heykeller sergilenir. Ayrıca Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çini, taş ve ahşap işçiliği örnekleri de şehirdeki İnce Minareli Medrese ve Karatay Medresesi gibi tematik müzelerde sergilenmektedir.
Müze girişi tamamen ücretsiz olduğu için Müzekart çıkarmanıza ya da yanınızda bulundurmanıza gerek yoktur. Herkes doğrudan ücretsiz olarak giriş yapabilir.
Müzenin açık hava sergi bahçesini ve 4 ana sergi salonunu detaylı bir şekilde incelemek yaklaşık 1 ila 1,5 saat sürmektedir.
Konya Şehir Müzesi (Panorama Konya Müzesi / Konya Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi); Konya’nın yakın tarihi, sosyal ve kültürel yaşamı, geleneksel el sanatları, Selçuklu dönemi günlük hayatı ve şehrin tarihsel gelişimini yansıtan panoramik maketler, balmumu heykeller ve dioramalara ev sahipliği yapmaktadır. Arkeolojik eserler ise Şehir Müzesi’nde değil, Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Ayrıca İlgili Linkler:
Konya Arkeoloji Müzesi eserleri fotoğrafları
Konya Gezilecek Yerler Listesi
Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri
İç Anadolu bölgesi tarihi şehirler ve antik kentler
İç Anadolu bölgesi gezilecek tarihi yer, müzeler ve antik yerleşkeler fotoğrafları
