Konya Arkeoloji Müzesi, barındırdığı paha biçilmez tarihi eserleri ile hem Konya gezilecek müzeler listesinin hem de İç Anadolu bölgesinin mutlaka görülmesi gereken kültür duraklarının başında geliyor. Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük şehri olan Konya, aynı zamanda bölgedeki ve ülkemizdeki pek çok antik kente, köklü yerleşime ve arkeolojik kalıntıya ev sahipliği yapıyor. Kent tarihinin M.Ö. 7000’li yıllara kadar uzanması ve özellikle Anadolu Selçuklu Devleti döneminde bölgenin en önemli merkezlerinden biri olması, Konya tarihi eserleri açısından şehri adeta devasa bir açık hava müzesine dönüştürmüştür. Bu denli zengin bir tarihsel sürecin yaşandığı topraklarda, Türkiye’nin en eski ve ilk arkeoloji müzelerinden birinin yer alması da şüphesiz kaçınılmazdır.
Konya Arkeoloji Müzesi’nin Önemi

Konya, zengin tarihsel mirası sayesinde müzeler anlamında oldukça şanslı bir kenttir. Şehirde başta Mevlana Müzesi olmak üzere 10’a yakın müze ziyaretçilerini beklemektedir. İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi), Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi ve Sahip Ata Vakıf Müzesi bunlardan sadece birkaçıdır. Öte yandan Çatalhöyük Neolitik Kenti, Kilistra Antik Kenti, Karahöyük, Eflatunpınar Hitit Su Anıtı ve Astra Antik Kenti de Konya ve çevresinde bulunan en değerli arkeolojik alanların başında gelmektedir.
İşte Konya Arkeoloji Müzesi, tüm bu zengin coğrafyadan çıkarılan paha biçilmez buluntulara ev sahipliği yapması açısından kritik bir öneme sahiptir. Konya Arkeoloji Müzesi eserleri; Çatalhöyük’ten çıkarılan Neolitik dönem iskeletlerinden günlük kullanım araç gereçlerine, el işçiliği örneklerinden nadide seramiklere kadar geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsar.
Müzenin ulusal çaptaki en büyük değeri ise sergilediği lahit koleksiyonunda saklıdır. Roma dönemi lahitleri zenginliği açısından Konya Arkeoloji Müzesi, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ardından Türkiye’de 3. sırada gelmektedir.
Tüm bu eşsiz koleksiyonun ötesinde, Konya Arkeoloji Müzesi’nin önemi tarihsel mirasında da yatar: Burası, Türkiye’nin en eski ikinci arkeoloji müzesidir. Bilindiği üzere ülkemizin ilk arkeoloji müzesi Osmanlı döneminde kurulan Müze-i Hümayun, yani günümüzdeki İstanbul Arkeoloji Müzesi‘dir. Bu köklü geçmişi ve barındırdığı nadide eserleri sayesinde müze, İç Anadolu müzeleri arasında yeri doldurulamaz bir konuma sahiptir.
Konu Başlıkları
- Konya Arkeoloji Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
- Konya Arkeoloji Müzesi Nerededir ve Nasıl Gidilir?
- Konya Arkeoloji Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026
- Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri ve İçerikleri
- Konya Arkeoloji Müzesi Görülmesi Gereken Önemli Eserleri
- Konya Arkeoloji Müzesi Sergi Salonları ve Kronolojik Koleksiyonu
- Konya Arkeoloji Müzesi ve Eserleri Hakkında İlginç Bilgiler
- Rakamlarla Konya Arkeoloji Müzesi ve Eserleri
- Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Hakkında Efsaneler, Mitler ve Söylenceler
- Konya Arkeoloji Müzesi Tarihçesi
- Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Nereden Getirildi?
- Konya Arkeoloji Müzesi Çevresinde Gezilecek Yerler
- Konya Arkeoloji Müzesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Linkler
Konya Arkeoloji Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
| Bilgi Kategorisi | Açıklama / Detaylar |
|---|---|
| Konum / Adres | Feritpaşa Mahallesi, Tarihi Meram Bölgesi / Şehir Merkezi (Mevlana Müzesi’ne 1 km mesafede), Konya |
| Giriş Ücreti & Ziyaret | Ücretsiz (Müzekart Gerekmez) / Pazartesi hariç her gün 09:00 – 17:00 |
| Envanterdeki Eser Sayısı | Yaklaşık 23.000+ kayıtlı envanter (Arkeolojik eser, sikke ve etnografik parça) |
| Sergilenen Eser Sayısı | Yaklaşık 1.500 – 2.000 adet seçme eser (Salon ve bahçe sergilemesinde) |
| Sergi Salonu Sayısı | Toplam 5 Sergi Alanı (4 Kapalı Salon + 1 Açık Hava Bahçesi) |
| Eserlerin Geldiği Başlıca Yerler | Çatalhöyük, Karahöyük (Meram), Erbaba Höyüğü (Beyşehir), Suberde, Sızma Köyü, Tatköy ve Konya Yüzey Araştırmaları |
| En Önemli ve Öne Çıkan Eserleri | Herakles Lahdi (MS 250), Poseidon Heykeli, Çatalhöyük Bebek Mezarı, El İzli Renkli Duvar Sıvası, İnsan Biçimli Antropomorf Kaplar |
| Kapsadığı Tarihsel Dönemler | M.Ö. 6500 (Neolitik Çağ) – M.S. 1453 (Bizans Dönemi Sonu) |
| Tarihsel Statüsü | Türkiye’nin en eski 2. arkeoloji müzesidir (Müze-i Hümayun Şubesi – 1901) |
| 💡 İlginç Bilgi 1: Bebek Mezarı Mucizesi | Çatalhöyük’te M.Ö. 3500’e tarihlenen bebek mezarı çıkarıldığında, bebeğin bileklerindeki mavi kalsedon taşından yapılmış boncuk bilezikler ve adak eşyaları hiç bozulmadan günümüze ulaşmıştır. |
| 💡 İlginç Bilgi 2: Dünyanın 3. Büyük Lahit Koleksiyonu | Konya Arkeoloji Müzesi, bünyesinde barındırdığı işlenmiş Roma Dönemi mermer lahitlerinin zenginliğiyle İstanbul ve Ankara Müzeleri’nden sonra Türkiye’de 3. sırada yer alır. |
| 💡 İlginç Bilgi 3: Cam Fanus İçindeki Duvar Resimleri | Dünyanın ilk ev mimarisi örneklerinden olan Çatalhöyük kerpiç evlerinin duvarlarındaki 8.000 yıllık kırmızı el izli sıvalar, nemden ve hava şartlarından etkilenmemesi için özel korumalı vitrinlerde iklimlendirilerek sergilenir. |
Konya Arkeoloji Müzesi Nerededir ve Nasıl Gidilir?
Konya Arkeoloji Müzesi, Konya’nın tarihi kent merkezinde, Meram ilçesine bağlı Sahibiata Mahallesi’nde yer almaktadır. Müze, Sahibiata Caddesi ile Larende Caddesi’nin kesiştiği noktada, Konya’nın simge yapılarından Sahip Ata Külliyesi ve kent merkezindeki Atatürk Anıtı’na yürüyüş mesafesinde konumlanmıştır.
Toplu Taşıma Araçlarıyla Ulaşım
- Otobüs ile Ulaşım: Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ait kent içi otobüs hatları müze çevresinden sıkça geçmektedir. Alaaddin Tepesi, Zafer Çarşısı ve Kızılay Hastanesi duraklarında inilerek yaklaşık 4 – 8 dakikalık yürüyüşle müzeye ulaşılabilir. Meram, Selçuklu ve Karatay yönlerinden gelen otobüslerin büyük bölümü Alaaddin aktarma merkezine uğradığı için ulaşım son derece pratiktir.
- Tramvay ile Ulaşım: H1 Otogar – Alaaddin ve H2 Kampüs – Alaaddin Tramvay Hatları tercih edilebilir. Zafer Tramvay Durağı veya Alaaddin Tramvay Durağı’nda inildikten sonra Zafer Meydanı ve Sahibiata Caddesi aksı takip edilerek kısa bir yürüyüşle müze binasına varılır.
- Dolmuş ve Minibüs ile Ulaşım: Meram Yaka, Meram Yeni Yol ve Larende caddesi güzergâhında çalışan şehir içi minibüs hatları müze yakınındaki duraklardan geçmektedir.
Gar, Otogar ve Havalimanından Ulaşım
- Konya Tren Garı’ndan (YHT) Ulaşım: Yüksek Hızlı Tren ile gelen ziyaretçiler, Konya Tren Garı’ndan hareket eden Zafer veya Alaaddin yönündeki otobüslere binebilir ya da yaklaşık 1,5 kilometre mesafedeki müze alanına 15 – 20 dakikalık keyifli bir yürüyüşle ulaşabilirler.
- Konya Şehir Otogarı’ndan Ulaşım: Otogardan hareket eden H1 Tramvay Hattı kullanılarak Zafer veya Alaaddin durağına kadar gelinmeli, buradan Sahibiata Caddesi yönüne doğru yürünmelidir.
- Konya Havalimanı’ndan Ulaşım: Havalimanından kente ulaşım sağlayan HAVAŞ otobüsleri veya belediye otobüsleriyle Alaaddin durağında inilerek yürüyüş mesafesindeki müzeye kolayca geçilebilir.
Konya Arkeoloji Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026

Konya şehir merkezinde, Mevlana Müzesi’ne yaklaşık 1 kilometre yürüme mesafesinde yer alan Konya Arkeoloji Müzesi giriş ücreti bulunmayan nadir kültür duraklarımızdan biridir. Evet, yanlış duymadınız! Konya ve çevresindeki antik kentler ile höyüklerden çıkarılan binlerce yıllık eşsiz eserleri yakından görmek tamamen ücretsizdir. Ülkemizde bu denli zengin koleksiyona sahip bir arkeoloji müzesini ücretsiz gezebilmek gerçekten de harika bir ayrıcalık.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan Konya Arkeoloji Müzesi ziyaret saatleri ise haftanın günlerine göre düzenlenmiştir:
- Ziyaret Günleri: Müze, Pazartesi günleri hariç haftanın her günü ziyaretçilerine kapılarını açmaktadır.
- Açılış – Kapanış Saatleri: Hafta içi ve hafta sonu 09:00 – 17:00 saatleri arasında gezilebilir. (Giriş ücretsiz olduğu için Müzekart şartı da aranmamaktadır).
- Gezi Süresi: Tarih meraklıları ve arkeoloji tutkunları için müzenin tamamını detaylıca incelemek yaklaşık 1 ila 1,5 saat sürmektedir.
Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri ve İçerikleri

Müze, geniş bir açık hava sergi bahçesinden ve tek katlı, oldukça ferah bir ana bina sergi salonundan oluşmaktadır. Konya Arkeoloji Müzesi koleksiyonu, M.Ö. 6500 Neolitik Çağ’dan başlayıp M.S. 1453 Bizans Dönemi’nin sonuna kadar uzanan binlerce yıllık geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsar.
Müze içerisinde görebileceğiniz başlıca Konya Arkeoloji Müzesi eserleri ve buluntuları şu kategorilerde toplanmaktadır:
- Mitolojik Heykeller ve Büstler: Antik Yunan ve Roma dönemine ait tanrı, tanrıça ve imparator heykelleri (Özellikle görkemli Poseidon Heykeli ve Herakles kabartmaları).
- Roma Lahitleri ve Mezar Stelleri: Üzerindeki ince taş işçiliği ve mitolojik kabartmalarıyla dünyaca ünlü Herakles Lahdi başta olmak üzere, dönemin üst düzey yöneticilerine ait zengin lahit koleksiyonu.
- Neolitik Buluntular ve İnsan İskeletleri: Çatalhöyük ve çevresindeki kazılardan çıkarılmış binlerce yıllık insan iskeletleri, ana tanrıça figürinleri ve ilk yerleşik yaşam izleri.
- Antik Silahlar ve Av Aletleri: Neolitik Çağ’dan Bizans’a kadar uzanan süreçte kullanılan obsidyen ve çakmak taşı ok/mızrak uçları, bronz kılıçlar ve haberleşme/savaş teçhizatları.
- Pişmiş Toprak ve Seramik Kaplar: Eski Tunç ve Frig dönemlerine ait karakteristik “yivli” pişmiş toprak kaplar, törensel hayvan biçimli kadehler (rhyton) ve günlük kullanım seramikleri.
- Mühürler, Takılar ve Ziynet Eşyaları: Asur Ticaret Kolonileri ve Roma dönemlerine ait silindir mühürler, altın ve bronz takılar, antik sikkeler ile zarif el işçiliği süs eşyaları.
- Mozaikler ve Yazıtlar: Roma ve Bizans zemin mozaikleri, adak adanmış Grekçe ve Latince yazıtlar ile mimari taş parçaları.
Konya Arkeoloji Müzesi Görülmesi Gereken Önemli Eserleri

Özellikle Çatalhöyük gibi insanlık tarihinin en önemli antik yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan bu coğrafyada, Konya Arkeoloji Müzesi tarihi nesneler ve nadide buluntular anlamında ülkemizin en zengin müzelerinden biridir. Anadolu’nun köklü tarihçesi göz önüne alındığında; geçmişte birçok farklı uygarlığa kapılarını açmış olan bu müzedeki eserler Bizans Dönemi ile sınırlandırılmış, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihi eserler ise Konya’daki diğer tematik müzelerde sergilenmiştir.
İnce Minareli Medrese, günümüzde Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak hizmet vermekte ve Anadolu Selçuklu döneminin muazzam işçiliğini gözler önüne sermektedir. Yine de Konya Arkeoloji Müzesi koleksiyonunun tüm kronolojiyi kapsamaması, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin bu binada yer almaması biz yollardan ekibine göre bir miktar eksikliktir. Diliyoruz ki ilerleyen zamanlarda şehrin tüm tarihsel birikimini bütüncül olarak sunacak daha kapsamlı bir müze kompleksi için adımlar atılır.
Tüm bu kronolojik zenginlik içerisinde, müzeyi ziyaret ettiğinizde mutlaka yakından görmeniz gereken öne çıkan eserler şunlardır:
Herakles Lahdi

M.S. 250 yılına tarihlenen ve Sidamara tipindeki lahitlerin dünyadaki en görkemli örneklerinden biri kabul edilen bu eser, ince mermer işçiliğiyle büyülemektedir. Lahdin üzerindeki yüksek kabartmalarda, Yunan mitolojisinin ünlü kahramanı Herakles’in (Herkül) üstesinden geldiği 12 zorlu görev adeta bir sanat eseri gibi işlenmiştir.
Poseidon Heykeli

M.S. 2. yüzyıl Roma Dönemi’ne ait olan bu mermer Poseidon Heykeli, denizler tanrısını tüm heybetiyle tasvir etmektedir. Heykelin anatomik detayları ve kumaş kıvrımlarındaki ustalık, antik çağ kentsel heykel sanatının Konya ve çevresinde ne denli yüksek bir seviyede olduğunu kanıtlar niteliktedir.
İnsan Biçimli Kap

M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik/Kalkolitik döneme tarihlenen bu törensel kap, insan vücudu ve yüz detayları verilerek şekillendirilmiştir. Antik dönem ritüellerinde adak ve sıvı sunusu amacıyla kullanıldığı düşünülen kap, Anadolu’nun ilk seramik sanatının en değerli parçalarından biridir.
Çatalhöyük Bebek Mezarı

M.Ö. 3500 dönemine ait olan bu bebek mezarı, Çatalhöyük’te yaşamış ilk yerleşik toplulukların ölü gömme geleneklerini, inanç dünyalarını ve sosyal yaşamlarını doğrudan gözler önüne sunmaktadır. Bebeğin yanına bırakılan adak eşyaları ve bilezikler, binlerce yıl öncesinin duygusal bağlarına ışık tutar.
Çatalhöyük El İzli Renkli Sıva

İnsanlık tarihinin ilk ev duvarı süslemelerinden biri olan bu sıva parçası, kök boyalar kullanılarak duvar yüzeyine uygulanmış kırmızı el izlerini barındırır. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bu el izleri, insanın var olma ve iz bırakma arzusunun en çarpıcı somut kanıtıdır.
Konya Arkeoloji Müzesi Sergi Salonları ve Kronolojik Koleksiyonu

Konya Arkeoloji Müzesi, ziyaretçilerini sadece eserlerle değil, zaman içinde kesintisiz bir tarih yolculuğuyla buluşturacak şekilde tasarlanmıştır. Geniş açık hava sergi bahçesinden tek katlı ferah ana binaya adım attığınızda, insanlığın ilk yerleşik hayat izlerinden Doğu Roma’nın son dönemlerine uzanan MÖ 6500 – MS 1453 yılları arasındaki binlerce yıllık dönüşüme tanıklık edersiniz. Müze, barındırdığı eserleri dönemlerine göre ayırarak ziyaretçiye adeta adım adım ilerleyen bir “Anadolu zaman tüneli” deneyimi sunar.
Ancak Anadolu’nun zengin tarihi göz önüne alındığında; müzedeki eserlerin Bizans dönemi ile sınırlandırılmış olması, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin bu binada yer almaması biz yollardan ekibine göre bir miktar eksikliktir. Selçuklu dönemine ait eserler şehirde İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi) gibi farklı tematik müzelerde sergilenmektedir. Diliyoruz ki ilerleyen zamanlarda tüm bu kronolojiyi tek çatıda toplayan daha kapsamlı bir müze adımı atılır.
Toplamda 5 farklı sergi alanından oluşan müzede, salonlar ve barındırdıkları dönemsel koleksiyonlar şu şekildedir:
1. Açık Hava Sergi Bahçesi (Lahitler ve Taş Eserler)
Müzenin geniş bahçe bölümü, başta Roma Dönemi olmak üzere çeşitli tarihsel çağlara ait taş eserlere ev sahipliği yapar. İnce mermer işçiliğine sahip Roma lahitleri, steller, büyük büstler, sütun başlıkları ve mimari parçalar burada sergilenmektedir. Her ne kadar bu özel lahitler ve heykeller doğal hava şartlarından korunmayan bir şekilde sergilenmiş olsa da üzerlerinde ziyaretçileri bilgilendiren tanıtım etiketleri yer almaktadır.
2. Prehistorik Eserler Salonu (M.Ö. 6500 – 1950)
İnsanlık tarihinin ilk dönemlerine ışık tutan bu salonda Neolitik, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı buluntuları sergilenmektedir.
- Neolitik Çağ (M.Ö. 6500 – 3500): Başta Çatalhöyük, Suberde ve Erbaba Höyüğü kazılarından çıkarılan ilk yerleşik yaşam izleri; obsidyen ok/mızrak uçları, kemik aletler, ana tanrıça figürinleri ve günlük kullanım kapları.
- Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000 – 1950): Karahöyük ve Sızma Köyü kazılarından elde edilen buluntular ile dönemin karakteristik özelliği olan “yivli pişmiş toprak” kaplar.
3. Demir Çağı Salonu (M.Ö. 1950 – M.Ö. 430)
Anadolu’nun ticaret ve zanaat tarihini gözler önüne seren bu bölümde Demir Çağı ve Klasik Dönem eserleri yer alır.
- Orta Tunç Çağı / Asur Ticaret Kolonileri: Törensel hayvan biçimli kaplar (ryhton), silindir mühürler ve bronz takılar.
- Frig, Lidya ve Urartu Dönemi: Urartu metal aletleri, Frig seramikleri ve dönemin zarif ziynet eşyaları.
4. Roma Çağı Salonu (M.Ö. 330 – M.S. 395)
Müzenin şüphesiz en göz alıcı ve ziyaretçiler tarafından en çok ilgi gören bölümüdür. Antik çağ kentsel heykel sanatının zirve örnekleri bu salonda sergilenir:
- Dünyaca ünlü Herakles Lahdi ve heybetli Poseidon Heykeli,
- Tanrı/tanrıça büstleri, cam eşyalar, adak figurinleri ve Roma dönemine ait altın süs eşyaları.
5. Bizans Dönemi Mimari Parçaları Salonu (M.S. 395 – 1453)
Doğu Roma İmparatorluğu dönemine tarihlenen eserlerle müzenin kronolojik yolculuğu son bulur.
- Kilise ve yapı taban mozaikleri, ikonografik taş kabartmalar, Grekçe yazıtlar, mezar stelleri ve bronz teçhizatlar bu salonda incelenebilir.
Konya Arkeoloji Müzesi ve Eserleri Hakkında İlginç Bilgiler

Konya Arkeoloji Müzesi, Neolitik Çağ’dan Bizans dönemine uzanan geniş zaman dilimiyle Anadolu arkeolojisinin en zengin hazinelerinden birine ev sahipliği yapar. Çatalhöyük’ün en eski yerleşim izlerinden Roma ve Bizans dönemlerinin anıtsal mermer işçiliğine kadar müze koleksiyonunda yer alan en şaşırtıcı ve ilginç detaylar şunlardır:
Tarlada Bulunan 8 Tonluk Şaheser: Herakles Lahdi
Müzenin Roma Devri Salonu’nda sergilenen ve M.S. 250 – 260 yıllarına tarihlenen Sidamara tipi mermer Herakles Lahdi, müzenin en görkemli başyapıtıdır.
- Şaşırtıcı Bulunuş Hikâyesi: Bu anıtsal lahit, 1958 yılında Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yunuslar Köyü’nde bir köylünün tarlasını sürerken sabanının taşa takılması sonucu tesadüfen bulunmuştur.
- Kademeli Yaşlanma Detayı: Lahdin 4 cephesinde mitolojik kahraman Herakles’in üstlendiği 12 zorlu görev yüksek kabartma tekniğiyle resmedilmiştir. Panolar incelendiğinde Herakles’in ilk görevlerde genç ve sakalsız, son görevlere doğru ise yaşlanmış ve sakallı olarak tasvir edildiği görülür. Lahdin içinden biri kadın, diğeri erkeğe ait iki sağlam insan iskeleti çıkmıştır.
İncil’deki Kutsal Şehir Yazıtları ve Aziz Paul (Pavlos) İzi
Müzenin bahçesinde ve revak altlarında sergilenen yazıtlar, Hristiyanlık tarihi ve dinsel coğrafya açısından dünya çapında bir öneme sahiptir.
- Kutsal Metin İzi: İncil’in Resullerin İşleri bölümünde, Aziz Paul’ün (Pavlos) ilk misyonerlik gezilerinde ziyaret ettiği belirtilen antik kentler yer alır. Müze bahçesindeki Roma dönemi yazıtları arasında Iconium (Konya), Derbe ve Lystra antik kentlerinin adlarının bizzat geçtiği anıtsal taş kitabeler sergilenmektedir.
Asur Ticaret Kolonileri ve Üzüm Salkımı Kandiller
Orta Tunç Çağı’na (M.Ö. 1950 – 1750) tarihlenen ve Karahöyük kazılarında çıkarılan buluntular, antik çağın ticaret ağlarına dair şaşırtıcı detaylar sunar.
- Kültürel Estetik: Bu salonda sergilenen çark yapımı pişmiş toprak kapların yanı sıra, gündelik yaşamda kullanılan üzüm salkımı biçimindeki pişmiş toprak kandiller ve hayvan figürlü koku kapları (ryhton), 4 bin yıl önceki Anadolu insanının estetik zevkini ve motif zenginliğini gözler önüne serer.
Antik Çağ Manikür Setleri ve Fildişi Taraklar
Müzenin Roma ve Geç Antik Çağ vitrinlerinde yalnızca heykeller değil, dönemin elit sınıfının günlük kişisel bakım eşyaları da sergilenmektedir.
- Günlük Yaşam Detayı: Iconium nekropolü kazılarında mezar hediyesi olarak çıkarılan ince işçilikli fildişi makyaj tarakları, kemik koku şişeleri, bronz manikür/pedikür aletleri ve cam gözyaşı şişeleri, antik Konya’daki yüksek kent yaşam kültürünü ve kişisel bakım geleneklerini kanıtlar.
Sille Tatköy Kilisesi’nin Dev Taban Mozaiği
Müzenin en dikkat çekici Bizans dönemi eserlerinden biri, 1990 yılında Sille Tatköy’de gerçekleştirilen kurtarma kazılarında gün yüzüne çıkarılmıştır.
- Mimari Ölçek: M.S. 6. Yüzyıla tarihlenen Tatköy Kilisesi’ne ait 6,30 x 3,50 metre boyutlarındaki devasa taban mozaiği, geometrik motifleri ve canlı renkli taş tessera işçiliğiyle Erken Bizans döneminin Anadolu’daki en korunmuş zemin kaplama örneklerindendir.
Dünyanın En Eski Şehir Haritası ve Çatalhöyük Buluntuları
I. Prehistorik Eserler Salonu’nda sergilenen Neolitik Çağ (M.Ö. 6500 – 5300) eserleri, insanlığın yerleşik yaşama geçiş evresini simgeler.
- Tarihi İlklik: Çatalhöyük, Süberde ve Erbaba kazılarından getirilen el yapımı pişmiş toprak kaplar, volkanik camdan (obsidiyen) yapılmış mızrak uçları ve ana tanrıça figürinleri insanlık tarihine ışık tutar. Çatalhöyük duvarında bulunan ve Hasan Dağı patlamasını ve kent yerleşimini gösteren dünyadaki ilk şehir haritası çiziminin orijinalleri ve buluntuları bu koleksiyonun temelini oluşturur.
Rakamlarla Konya Arkeoloji Müzesi ve Eserleri
Konya Arkeoloji Müzesi, M.Ö. 7000’li yıllardan başlayarak Neolitik Çağ, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur Ticaret Kolonileri), Frig, Klasik, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine uzanan yaklaşık 9 bin yıllık kesintisiz bir insanlık tarihine ev sahipliği yapar. Anadolu arkeolojisinin en zengin hafızalarından biri olan müzeyi sayıların, kronolojik katmanların ve eser istatistiklerinin diliyle incelemek koleksiyonun devasa boyutunu gözler önüne serer:
Müze Envanteri ve Genel Sayısal Veriler
- 23.000’den Fazla Kayıtlı Envanter: Müzenin ambarlarında ve sergi vitrinlerinde koruma altında bulunan toplam arkeolojik eser, antik sikke, mühür, tablet ve etnografik parçaların sayısı.
- 1.500 – 2.000 Adet Seçme Eser: Müzenin kapalı salonlarında ve açık hava bahçe sergilemesinde ziyaretçilerin incelemesine sunulan nitelikli ve nadide eser sayısı.
- 5 Ana Sergi Alanı: Müze binası bünyesinde yer alan 4 kapalı teşhir salonu (I. Prehistorik Eserler Salonu, II. Klasik Devir Salonu, III. Roma Devri Salonu, IV. Bizans Devri Salonu) ve anıtsal lahitler ile taş kitabelerin yer aldığı 1 açık hava bahçe sergileme alanı.
- 1927 Yılı (İlk Kurulus): Müzenin ilk olarak Mevlana Müzesi (Karma Ortaokul / Mevlana Dergâhı) bünyesinde kurulduğu ve eser toplamaya başladığı tarihsel milat.
- 1962 Yılı (Güncel Bina): Müzenin Sahibiata Mahallesi’ndeki bugünkü modern ve bağımsız müze binasına taşınarak ziyarete açıldığı yıl.
Tarihsel Kronoloji ve Eser Yaşlarına Dair İstatistikler
- 9.000 Yıllık Tarihsel Derinlik: Müze koleksiyonunun kapsadığı zaman aralığı (M.Ö. 7000 – M.S. 1453).
- M.Ö. 6500 – 5300 (Neolitik Evre): Çatalhöyük, Süberde ve Erbaba kazılarından çıkarılan el yapımı pişmiş toprak kapların, volkanik cam (obsidiyen) mızrak uçlarının ve ana tanrıça figürinlerinin tarihlendiği dönem.
- M.Ö. 1950 – 1750 (Asur Ticaret Kolonileri Çağı): Karahöyük kazılarında elde edilen çark yapımı kapların, fildişi/kemik mühürlerin, hayvan biçimli koku kaplarının (ryhton) ve ünlü üzüm salkımı biçimindeki kandillerin tarihlendiği çağ.
- M.S. 250 – 260 (Roma Lahit Çağı): Müzenin en ünlü başyapıtı olan Herakles Lahdi’nin yapıldığı ve Roma mermer işçiliğinin zirveye ulaştığı dönem.
- M.S. 6. Yüzyıl (Erken Bizans Dönemi): Sille Tatköy Kilisesi kurtarma kazılarından çıkarılan devasa taban mozaiğinin tarihlendiği yüzyıl.
Eser Bazlı Büyüklük, Boyut ve Konu İstatistikleri
- 8 Ton Ağırlık: Beyşehir ilçesi Yunuslar Köyü’nde bulunan anıtsal mermer Herakles Lahdi’nin toplam ağırlığı.
- 12 Zorlu Görev: Herakles Lahdi’nin 4 cephesindeki yüksek kabartma panolarda resmedilen mitolojik kahraman Herakles’in üstlendiği görev sayısı.
- 6,30 x 3,50 Metre (22 Metrekare): Sille Tatköy Kilisesi’nden müzeye nakledilerek sergilenen devasa geometrik bezemeli Bizans taban mozaiğinin ebatları.
- 6 Adet Anıtsal Mermer Lahit: Roma Devri Salonu’nda yan yana sergilenen ve Sidamara tipi işçilikleriyle öne çıkan yüksek kaliteli mermer lahitlerin sayısı.
- 3 Antik Kutsal Kent Adı: Müze bahçesindeki Roma kitabelerinde adı geçen ve İncil’in Resullerin İşleri bölümünde Aziz Paul’ün (Pavlos) ziyaret ettiği belirtilen antik kentlerin sayısı (Iconium, Derbe, Lystra).
Kazı Alanları ve Kaynak Yerleşim Sayıları
- 10’dan Fazla Ana Kazı Alanı: Müze koleksiyonundaki eserlerin getirildiği başlıca antik yerleşim ve kazı sahalarının sayısı (Çatalhöyük, Karahöyük, Erbaba, Süberde, Kilistra, Lystra, Derbe, Bolat, Sille Tatköy, Iconium).
Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Hakkında Efsaneler, Mitler ve Söylenceler

Konya Arkeoloji Müzesi, sadece sergilediği arkeolojik nesnelerle değil; bu eserlerin ardındaki binlerce yıllık Yunan, Roma ve Anadolu mitolojisi, dinsel kehanetler ve halk arasında kulaktan kulağa anlatılan efsanelerle de büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Müzede sergilenen dünyaca ünlü eserlerin etrafında şekillenen en ilgi çekici mitoslar ve halk efsaneleri şunlardır:
Herakles’in On İki Görevi ve Ölümsüzlük Miti
Müzenin en değerli eseri olan M.S. 250 yılına ait anıtsal Herakles Lahdi, üzerindeki kabartmalarla doğrudan Yunan mitolojisinin en ünlü yarı tanrısı Herakles’in dramatik öyküsünü anlatır.
- Mitolojik Efsane: Mitolojiye göre Miken Kralı Eurystheus, Herakles’e ölümlü insan sınırlarını aşan 12 imkansız görev verir. Nemea Aslanı’nın boğulması, dokuz başlı Lerna Hydrası’nın öldürülmesi ve cehennem köpeği Kerberos’un yer altından çıkarılması gibi görevlerin her biri lahdin mermer yüzeyine işlenmiştir. Mitolojiye göre Herakles, bu 12 işi tamamlayarak sadece günahlarından arınmakla kalmamış, aynı zamanda insanlıktan tanrısallığa yükselerek Olympos Dağı’nda ölümsüzlüğü kazanmıştır. Lahdin üzerindeki figürlerde kahramanın gençlikten yaşlılığa evrilmesi, ölümsüzlüğe giden meşakkatli yolu simgeler.
Kara Coğrafyada Denizler Tanrısı: Poseidon Heykeli ve Surların Koruyucusu Söylencesi
Müzenin Roma Devri Salonu’nda sergilenen M.S. 2. Yüzyıla ait mermer Poseidon Heykeli, denizden kilometrelerce uzaktaki bozkır kenti Iconium’da (Konya) bulunması nedeniyle asırlarca şaşkınlık yaratmıştır.
- Söylence ve Mit: Denizler, fırtınalar ve depremler tanrısı olan Poseidon, antik çağda sadece denizcilerin değil, aynı zamanda depremlerden koruyan “Yer Yaran” (Enosichthon) gücün simgesiydi. Antik Iconium halkı arasındaki dinsel inanışa göre; fay hatları üzerinde yer alan kenti ve anıtsal surları yıkıcı depremlerden korumak amacıyla Poseidon’a adak adanır ve bu heykel kentin en yüksek noktasındaki tapınağa yerleştirilirdi. Heykelin gazabının dindirilmesiyle kentin sarsıntılardan korunduğuna inanılırdı.
Çatalhöyük Kerpiç Evleri ve Ölülerle Birlikte Yaşama Ritüeli
Müzenin Prehistorik bölümünde sergilenen Neolitik Çağ (M.Ö. 6500 – 5300) mezar buluntuları, insanlığın en eski ve gizemli ölü gömme mitoslarından birine ışık tutar.
- Mistik İnanış: Çatalhöyük’te kapısı olmayan, çatılardan girilen kerpiç evlerde yaşayan insanlar, ölen aile fertlerini dışarıdaki bir mezarlığa değil; oturdukları evlerin tabanındaki sekilerin altına gömerlerdi. İnanca göre, ölen ata ve bebeklerin ruhları evi terk etmez, yaşayan aile bireylerini korumaya devam ederdi. Müzede sergilenen takılarıyla gömülmüş Çatalhöyük Bebek Mezarı, ölümün bir ayrılık değil, aileyle aynı çatı altında uykuda kalma hali kabul edildiği bu mistik dünya görüşünün günümüze ulaşan en hüzünlü tanığıdır.
Büyülü Çömlekler ve Asur Mühürlerindeki Uğur Tılsımı
Orta Tunç Çağı’na (M.Ö. 1950 – 1750) ait Karahöyük kazı buluntuları arasında yer alan silindir mühürler ve boğa biçimli koku kapları (ryhton), antik çağ tüccarlarının dinsel büyülerine dayanır.
- Halk Arasındaki Dedikodu ve Söylenceler: Mezopotamya’dan gelen Asurlu tüccarların Anadolu’da kurdukları ticaret kolonilerinde (Karum), silindir mühürlerin kutsal gücüne inanılırdı. Tüccarlar, kilden ticaret tabletlerini mühürlerken mühürdeki tanrı figürlerinin malları hırsızlıktan ve nazardan koruduğuna inanırlardı. Hayvan biçimli koku kaplarından dökülen kutsal sıvıların ise iş ortaklıklarına bereket getirdiği ve kötü ruhları uzaklaştırdığı kabul edilirdi.
Hristiyanlık Tarihini Değiştiren Aziz Paul (Pavlos) İzciliği Söylenceleri
Müze bahçesindeki Roma kitabelerinde adı geçen antik kent isimleri (Iconium, Lystra, Derbe), İncil’in Resullerin İşleri bölümündeki mucize anlatılarıyla doğrudan bağlantılıdır.
- Dinsel Mitos: Hristiyanlık efsanelerine göre Aziz Paul (Pavlos) ve Barnabas, M.S. 1. Yüzyılda Lystra antik kentine geldiklerinde yürüyemeyen felçli bir adamı mucizevi şekilde iyileştirirler. Kentin pagan halkı bu mucizeyi görünce Paul ve Barnabas’ın insan kılığına girmiş Yunan tanrıları Zeus ve Hermes olduğunu düşünerek onlara kurban kesmeye kalkışırlar. Müze bahçesinde sergilenen yazıtlar, bu efsanevi olayların geçtiği antik coğrafyanın somut kanıtları kabul edilir.
Konya Arkeoloji Müzesi Tarihçesi

İnternette “Konya Arkeoloji Müzesi ne zaman açıldı?” veya “müzenin tarihçesi” diye küçük bir araştırma yaptığınızda, ne yazık ki birçok web sitesinde kopyala-yapıştır yapılmış aynı yüzeysel bilgilerle karşılaşırsınız. Bu kaynaklar genelde altını doldurmadan tek bir cümleyle başlar: “1901 yılında…” Peki ama neden 1901? Arkasındaki tarihsel süreç neydi?
İşin aslı şudur: Osmanlı Dönemi’nde, günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri olarak bilinen Müze-i Hümayun’a Anadolu’nun dört bir yanından eser taşınmaktaydı. Ancak Konya ve çevresinde çıkarılan tarihi eserlerin hem yoğunluğu hem de büyüklüğü nedeniyle İstanbul’a nakledilmesi oldukça güçleşmişti.
Müze-i Hümayun Şubesinden Günümüz Binasına
Bu lojistik zorluk üzerine Anadolu’da yerel bir depolama alanına ihtiyaç duyuldu. II. Abdülhamid döneminde Sadrazamlık yapan ve daha sonra Konya Valisi olan Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa döneminde, 1901 yılında Konya’da bir alan tahsis edilerek tarihi eser deposu oluşturuldu. Bu depo, kısa sürede Müze-i Hümayun’un resmi bir şubesi haline geldi.
Müzenin geçirdiği tarihsel dönüşüm adımları ise kronolojik olarak şöyle gelişti:
- Atatürk’ün Ziyareti (20 Mart 1923): Cumhuriyet’in ilanından hemen önce Mustafa Kemal Atatürk, Konya’daki bu tarihi eser deposunu bizzat ziyaret ederek incelemelerde bulunmuştur.
- Mevlana Müzesi Süreci (1927): Atatürk’ün ziyaretinden 4 yıl sonra depodaki eserler envantere kaydedilerek Mevlana Müzesi bünyesine taşınmış ve orada sergilenmeye başlanmıştır.
- İplikçi Camii Dönemi (1953): Tasnif ve kayıt çalışmaları derinleştikçe artan eser sayısı nedeniyle koleksiyon 1953 yılında İplikçi Camii’ne nakledilmiştir.
- Çatalhöyük Kazıları ve Yeni Bina (1962): Bölgede başlayan Çatalhöyük kazıları ile birlikte çıkarılan buluntuların olağanüstü önemi ve hacmi, müstakil ve modern bir müze binasını zorunlu kılmıştır. Bunun üzerine inşa edilen günümüzdeki modern müze binası 1962 yılında resmen ziyarete açılmıştır.
Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Nereden Getirildi?

Günümüzde Konya Arkeoloji Müzesi’nin en büyük çekim noktasını ve koleksiyon odağını hiç şüphesiz Çatalhöyük oluştursa da müze envanterinde bölgenin farklı antik yerleşimlerinden çıkartılmış, hemen her döneme ait çok özel tarihi eserler yer almaktadır.
Müze koleksiyonuna hayat veren başlıca antik kazı alanları ve yüzey araştırmaları şunlardır:
1. Çatalhöyük Buluntuları
1958 yılında İngiliz arkeolog James Mellaart ve ekibi tarafından keşfedilen Çatalhöyük, insanlık tarihinin bilinen ilk ve en önemli toplu yerleşim alanlarından biridir. Günümüzde Anadolu tarihinin adeta kalbi sayılan bu Neolitik kente dair kazı çalışmaları 50 yıldan uzun süredir devam etmekte ve her yeni sezonda tüm dünyada heyecan uyandıran bulgular sunmaktadır. Çatalhöyük’ten çıkarılan paha biçilmez eserler günümüzde Konya Arkeoloji Müzesi ile Anadolu Medeniyetleri Müzesi koleksiyonları arasında paylaştırılmış durumdadır.
2. Karahöyük Eserleri
Konya’nın Meram ilçesinde konumlanan Karahöyük, tarihi M.Ö. 3000’li yıllara (Eski Tunç Çağı) kadar uzanan ve Asur Ticaret Kolonileri Devri’ni de kapsayan son derece kritik bir höyüktür. Sistemli kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılan dönemin ticari yazışmaları, resmi belgeleri, kil damgaları ve silindir mühürleri Konya Arkeoloji Müzesi’nin en nadide parçaları arasında sergilenmektedir.
3. Erbaba Höyüğü
Beyşehir Gölü yakınlarında yer alan ve 1968 yılında kazı çalışmalarına başlanan Erbaba Höyüğü, günümüzden yaklaşık 7.500 yıl öncesine ışık tutmaktadır. Yapılan kazılarda çakmak taşından imal edilmiş av/günlük kullanım aletlerinden seramik kaplara kadar geniş bir eser yelpazesi elde edilmiştir. Ayrıca Erbaba buluntuları, bölge halkının o dönemde hayvanları evcilleştirmeye başladığına dair en somut arkeolojik kanıtları bize sunmaktadır.
4. Konya Çevresi Yüzey Araştırmaları ve Lahitler
Sadece bu üç büyük höyük değil; Konya Selçuklu Tatköy araştırmaları ile bölge genelinde yürütülen Roma ve Bizans dönemi yüzey araştırmalarından elde edilen seramikler, mimari parçalar ve özellikle görkemli mermer lahitler Konya merkez ve mülki sınırlarından çıkarılarak müzeye kazandırılmış nadir eserlerdir.
yollardan ekibinin Notu: Yolunuz Konya’ya düştüğünde, Mevlana Müzesi rotanızın hemen ardından Konya Arkeoloji Müzesi’ne de mutlaka zaman ayırmanızı öneririz. Başta Çatalhöyük olmak üzere, dünya tarihinde eşi benzeri bulunmayan bu köklü coğrafyanın ilk izlerine tanıklık etmek gerçekten ilham verici bir deneyim.
Konya Arkeoloji Müzesi Çevresinde Gezilecek Yerler
Konya Arkeoloji Müzesi, Konya’nın tarihi kent merkezinde, Selçuklu ve Osmanlı miraslarının yoğunlaştığı son derece elverişli bir konumda yer almaktadır. Müze ziyaretinizi tamamladıktan sonra yürüyüş mesafesinde veya kısa bir araç/toplu taşıma yolculuğuyla ulaşabileceğiniz çevredeki en önemli tarihi, kültürel ve turistik rotalar şunlardır:
Yürüyüş Mesafesindeki Yakın Rotalar (100 Metre – 1,5 Kilometre)
- Sahip Ata Külliyesi ve Vakıf Müzesi (Yaklaşık 100 Metre): Müzenin tam karşısında yer alan külliye, Anadolu Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1258 – 1283 yıllarında inşa ettirilmiştir. Çini mozaikli türbesi, ahşap direkli camisi ve zengin vakıf eserlerinin sergilendiği müzesiyle ilk durak olmalıdır.

- Konya Etnografya Müzesi (Yaklaşık 200 Metre): Arkeoloji Müzesi ile aynı cadde üzerinde yer alan yapı; Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait halı, kilim, geleneksel giysiler, madeni eşyalar ve silah koleksiyonlarıyla kent kültürünü yansıtır.
- Atatürk Evi Müzesi (Yaklaşık 600 Metre): 1912 yılında inşa edilen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Konya ziyaretlerinde tahsis edilen tarihi konak, dönemsel mobilyaları ve kişisel eşyalarıyla ziyarete açıktır.
- Sırçalı Medrese ve Mezar Anıtları Müzesi (Yaklaşık 700 Metre): 1242 yılında açık avlulu olarak inşa edilen medrese, özellikle eyvanındaki muazzam Selçuklu çini işçiliği ve müze bünyesindeki anıtsal taş lahitlerle öne çıkar.
- Alaaddin Tepesi ve Alaaddin Camii (Yaklaşık 1 Kilometre): Tarihi höyük alanı olan Alaaddin Tepesi, Selçuklu Sultanları türbesini ve Anadolu Selçuklu mimarisinin en görkemli örneklerinden Alaaddin Camii’ni barındıran kentin ana merkezidir.
- İnce Minareli Medrese – Taş ve Ahşap Eserler Müzesi (Yaklaşık 1,2 Kilometre): Alaaddin Tepesi’nin batısındaki medrese, Selçuklu taş işçiliğinin şaheseri kabul edilen taç kapısı ve müze koleksiyonuyla görülmesi gereken en sembolik yapılardandır.
Kent Merkezinde İbadet ve Kültür Rotaları (1,5 – 2,5 Kilometre)
- Mevlana Müzesi ve Kubbe-i Hadra (Yaklaşık 2 Kilometre): Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin türbesine ev sahipliği yapan ve yeşil kubbesiyle (Kubbe-i Hadra) tanınan dünyaca ünlü dergâh kompleksi, Konya’nın manevi ve kültürel kalbidir.

- Karatay Medresesi – Çini Eserler Müzesi (Yaklaşık 1,5 Kilometre): 1251 yılında yapılan ve kubbe iç kaplamasındaki gökyüzü mozaikleriyle hayranlık uyandıran Selçuklu çini sanatının merkezidir.

- Tarihi Bedesten Çarşısı ve Aziziye Camii (Yaklaşık 1,8 Kilometre): Osmanlı son dönem mimarisini yansıtan pencereli minareleriyle ünlü Aziziye Camii ve çevresindeki tarihi Bedesten Çarşısı, alışveriş ve yürüyüş için idealdir.
- Şems-i Tebrizi Camii ve Türbesi (Yaklaşık 2 Kilometre): Mevlana’nın düşünce dünyasını şekillendiren Şems-i Tebrizi’ye adanan türbe, kentin en önemli ziyaret alanlarındandır.
Günübirlik Gidilebilecek Tarihi ve Doğa Rotaları
- Sille Köyü ve Aya Eleni Kilisesi (11 Km): M.S. 327 yılında İmparator Azize Helena tarafından yaptırılan Aya Eleni Kilisesi, tarihi taş evleri, kaya oyma mekanları ve baraj gölüyle mistik bir vadide yer alır.
- Çatalhöyük Neolitik Kenti (45 Km): Müzedeki buluntuların ana kaynağı olan ve insanlık tarihinin ilk yerleşik kentleşme örneklerini sunan UNESCO Dünya Mirası listesindeki tarihi ören yeri.
- Kilistra Antik Kenti (47 Km): Kaya oyma kiliseleri, sarnıçları ve Kapadokya’yı andıran peri bacası oluşumlarıyla Erken Hristiyanlık döneminin saklı yerleşimi.
Konya Arkeoloji Müzesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Konya gezi rotanızı planlarken müze ziyareti, giriş şartları ve sergilenen koleksiyonlar hakkında aklınıza takılabilecek tüm pratik soruların yanıtlarını aşağıda bir araya getirdik.
Hayır, Konya Arkeoloji Müzesi paralı değildir. Müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olmasına rağmen tüm ziyaretçiler için tamamen ücretsiz olarak hizmet vermektedir.
Konya Arkeoloji Müzesi’ne giriş 0 TL’dir (ücretsizdir). Ziyaret esnasında herhangi bir bilet ücreti ödemeniz ya da Müzekart ibraz etmeniz gerekmemektedir.
Konya Arkeoloji Müzesi, Pazartesi günleri hariç haftanın her günü (Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar) tüm ziyaretçilere tamamen ücretsizdir.
Müzede M.Ö. 6500 Neolitik Çağ’dan M.S. 1453 Bizans Dönemi sonuna kadar uzanan binlerce yıllık eserler yer almaktadır. Dünyaca ünlü Herakles Lahdi, Poseidon Heykeli, Çatalhöyük’ten çıkarılan bebek mezarı, el izli renkli duvar sıvaları, insan biçimli kaplar, antik silahlar, sikke ve mozaikler müzede görebileceğiniz başlıca tarihi objelerdir.
Konya müzelerinde Çatalhöyük, Erbaba ve Karahöyük kazılarından çıkarılan Neolitik ve Tunç Çağı buluntuları; Frig, Lidya, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer lahitler ve heykeller sergilenir. Ayrıca Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çini, taş ve ahşap işçiliği örnekleri de şehirdeki İnce Minareli Medrese ve Karatay Medresesi gibi tematik müzelerde sergilenmektedir.
Müze girişi tamamen ücretsiz olduğu için Müzekart çıkarmanıza ya da yanınızda bulundurmanıza gerek yoktur. Herkes doğrudan ücretsiz olarak giriş yapabilir.
Müzenin açık hava sergi bahçesini ve 4 ana sergi salonunu detaylı bir şekilde incelemek yaklaşık 1 ila 1,5 saat sürmektedir.
Konya Şehir Müzesi (Panorama Konya Müzesi / Konya Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi); Konya’nın yakın tarihi, sosyal ve kültürel yaşamı, geleneksel el sanatları, Selçuklu dönemi günlük hayatı ve şehrin tarihsel gelişimini yansıtan panoramik maketler, balmumu heykeller ve dioramalara ev sahipliği yapmaktadır. Arkeolojik eserler ise Şehir Müzesi’nde değil, Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.
Ayrıca İlgili Linkler:
- Konya Arkeoloji Müzesi Eserleri Fotoğrafları
- Konya Gezilecek Yerler Listesi
- Gezilecek Yerler Haritası
- Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri
- İç Anadolu Bölgesi Tarihi Şehirler ve Antik Kentler
- İç Anadolu Bölgesi Gezilecek Tarihi Yer, Müzeler ve Antik Yerleşkeler Fotoğrafları
- Türkiye Müzeleri
- Türkiye Müzeler, Antik Şehir ve Tarihi Kentler
- Konya İsmi Nereden Geliyor?
- Arkeoloji Kategorisi
- Arkeoloji Müzeleri Kategorisi
- Antik Çağ Kategorisi
- Ulusal Mimari Kategorisi
- Konya Gezi Rehberi Kategorisi
- Konya Arkeoloji Müzesi Tarihi
