Karatay Medresesi (bugünkü adıyla Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi), Anadolu Selçuklu döneminin en görkemli çini eserleri, eşsiz mozaik kubbesi ve köklü tarihiyle Konya’nın en önemli turistik simgelerinden biridir. Selçuklu mimarisinin zirve eserleri arasında yer alan bu yapı, günümüzde barındırdığı paha biçilmez koleksiyonlar ile sanat ve tarih meraklılarını adeta büyülemektedir. Eğer siz de bu eşsiz medreseyi yakından keşfetmek, mimari detaylarını incelemek ve gezi planınıza dahil etmek istiyorsanız, yapının tarihi geçmişinden ziyaret saatlerine kadar merak ettiğiniz tüm detayları bu yazımızda bulabilirsiniz.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Önemi

Karatay Medresesi, Konya’nın merkezinde Alaaddin Tepesi ismiyle anılan höyüğün ve iç kalenin yanı başında olmakla birlikte Sırçalı Medrese’ye, Alâeddin Keykubad Camii’ne, Selçuk Köşkü olarak da bilinen Konya Köşkü’ne oldukça yakın bir konumda bulunmaktadır. 1251 yılında Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan bu tarihi yapı, günümüzde Çini Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Konya’yı ziyaret edenler için hem tarihi dokusuyla hem de barındırdığı eşsiz çini koleksiyonuyla mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Ayrıca Konya’da diğer önemli görülmesi gereken yerler arasında aşağıda linklerini göreceğiniz üzere Mevlâna Müzesi, Konya Arkeoloji Müzesi, Sahip Ata Müzesi de bulunmaktadır.
Karatay Medresesi içinde yer alan Çini Eserler Müzesi’nde sergilenen eserler, Anadolu Selçuklu döneminin eşsiz çini sanatını gözler önüne sermektedir. Özellikle Alaaddin Tepesi ve Kubad Abad Sarayı (veya Kubadabad Sarayı) kazılarında ortaya çıkarılan çini kalıntıları, müzenin en değerli parçaları arasında yer alır. Duvar çinileri, alçı süslemeler ve çeşitli seramik objeler, Selçuklu çiniciliğinin inceliklerini ve sanatsal zenginliğini yansıtmaktadır. Bu eserler, dönemin mimari süsleme sanatının ne kadar ileri bir seviyede olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ayrıca medresenin bahçesinde de başta Konya Kalesi olmak üzere yine Anadolu Selçuklu döneminin mimari unsurları ve süslemeleri olan rölyef ve yazıtlar ziyaretçileri beklemektedir.
Anadolu Selçuklu Devleti (1075-1308), Büyük Selçuklu Devleti’nin dağılmasının ardından Anadolu’da kurulan güçlü bir Türk devletiydi. Başkenti Konya olan bu devlet, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Bilim, sanat, mimari ve ticarette büyük gelişmeler kaydeden Anadolu Selçukluları, günümüze kadar ulaşan medreseler, camiler, kervansaraylar ve köprüler gibi pek çok önemli yapı inşa etmişlerdir. Özellikle Mevlâna Celaleddin Rumi gibi büyük düşünürleri himaye etmeleriyle de bilinen Selçuklular, Anadolu’da eşsiz bir medeniyetin temellerini atmışlardır. Moğol istilaları sonucunda zayıflayan devlet, 14. yüzyılın başlarında yıkılarak yerini Anadolu beyliklerine bırakmıştır.
Konu Başlıkları
- Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
- Karatay Medresesi Nerededir ve Nasıl Gidilir?
- Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026
- Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi İçinde Neler Var?
- Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi’nde Görülmesi Gereken Önemli Eserler
- Karatay Medresesi ve Çini Eserleri Müzesi Hakkında İlginç Bilgiler
- Rakamlarla Karatay Medresesi ve Çini Eserler Müzesi
- Mistik Efsaneler, Saray Söylenceleri ve Antik Mitoslar: Karatay Medresesi ve Çini Eserler Müzesi
- Karatay Medresesi Tarihi ve Önemli Kronolojik Dönemleri
- Karatay Medresesi Kronolojisi ve Tarihsel Dönüm Noktaları
- Emir Celaleddin Karatay Kimdir? Anadolu Selçuklu Devleti’nin Efsanevi Devlet Adamı
- Karatay Medresesi Mimari Özellikleri ve Eşsiz Çini Sanatı
- Karatay Medresesi Tamir, Restorasyonları ve Günümüzdeki Durumu
- Karatay Medresesi Çevresinde Gezilebilecek Diğer Yerler (Yürüme Mesafesindeki Rota)
- Konya Festivalleri ve Kültürel Etkinlik Takvimi
- Konya’da Neler Yenir?
- Karatay Medresesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Linkler
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu
| Özellik / Bilgi Başlığı | Detaylar ve Veriler |
|---|---|
| Konum | Konya merkez, Karatay ilçesi, Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı (Alaaddin Tepesi’nin kuzeyi) |
| Yapı Yüzölçümü | Doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 31.50 x 26.50 metre ölçülerinde dikdörtgen bir alan üzerine kurulmuştur. |
| Envanterindeki Toplam Eser Sayısı | Yaklaşık 5.000 adet çini, seramik ve alçı (stuko) eser bulunmaktadır. |
| Sergilendiği Eser Sayısı | Envanterdeki eserlerin yaklaşık yarıdan fazlası müze salonlarında ve teşhir alanlarında sergilenmektedir. |
| Eserlerin Geldikleri Yerler | Beyşehir Kubad Abad Sarayı kazıları, Konya Kılıçaslan Köşkü kazıları, Konya Kalesi kalıntıları ile Konya ve çevresindeki diğer Selçuklu/Osmanlı ören yerleri. |
| Önemli Mimari/Tarihi Bilgiler | 1251 yılında II. İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu medreseleri arasında en büyük ve en görkemli merkezi kubbeye sahiptir. |
| İlginç Bilgi 1: Mumyalanmış Devlet Adamı | Medresenin banisi olan Emir Celaleddin Karatay’ın vefatından sonra mumyalandığı ve 19. yüzyılın ortalarına kadar türbesindeki sandukasının altında sağlam vaziyette durduğu tarihi kayıtlarda belirtilmektedir. |
| İlginç Bilgi 2: Taç Kapıdaki Gizli Hadisler | Alışılmışın dışındaki asimetrik taç kapının etrafındaki 37 hücre içerisine kabartma teknikle Hz. Muhammed’in 28 adet az kelimeli ama çok derin manalı sözü (hadisi) işlenmiştir. |
| İlginç Bilgi 3: Evrensel Kubbe Sembolizmi | Medresenin ortasındaki kare havuz “yeraltını”, zemin ile kubbe arası “yeryüzü ve havayı”, tepesindeki açık gözü barındıran görkemli kubbe ise “gökyüzü ve gökyüzü kapısını” simgeleyen kozmik bir mimari tasarıma sahiptir. |
Karatay Medresesi Nerededir ve Nasıl Gidilir?
Karatay Medresesi, İç Anadolu Bölgesi’nin tarihi ve kültürel başkentlerinden biri olan Konya il merkezinde, Karatay ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Anadolu Selçuklu Devleti döneminin en görkemli mimari eserlerinden biri kabul edilen yapı; şehrin tam kalbinde, tarihi Alaeddin Tepesi’nin kuzeydoğu eteğinde, Ferhuniye Mahallesi ve Adliye Bulvarı kesişiminde konumlanmıştır.
Günümüzde Karatay Çini Eserler Müzesi olarak hizmet veren medrese, hem yürüyerek hem de toplu taşıma araçlarıyla son derece rahat ulaşılabilecek stratejik bir noktadır.
Şehir İçi Ulaşım Seçenekleri
- Tramvay ile Ulaşım: Konya’nın en pratik ulaşım aracı olan Kampüs – Alaeddin tramvay hattını kullanarak “Alaeddin” durağında inmeniz yeterlidir. Tramvay durağından indikten sonra Alaeddin Tepesi etrafındaki park alanından kuzeydoğu yönüne doğru yaklaşık 2-3 dakikalık kısa bir yürüyüşle doğrudan medresenin taç kapısına varabilirsiniz.
- Yürüyerek Ulaşım: Şehrin simge merkezleri olan Mevlana Müzesi veya Aziziye Camii çevresinden Alaeddin Caddesi takip edilerek yaklaşık 10-15 dakikalık keyifli bir yürüyüşle medreseye ulaşılabilir.
- Otobüs ve Minibüs ile Ulaşım: Konya şehir merkezinden (Zafer Meydanı, Mevlana Meydanı veya Otogar yönünden) kalkan ve Alaeddin güzergâhından geçen tüm şehir içi otobüs ile minibüs hatları medresenin çok yakınındaki duraklardan geçmektedir.
- Hızlı Tren (YHT) ve Otogar Bağlantısı: Konya Tren Garı‘ndan taksiyle veya dolmuşlarla yaklaşık 8-10 dakikada medreseye ulaşabilirsiniz. Konya Otogarı‘ndan ise doğrudan tramvaya binerek Alaeddin durağında inmek en kolay seçenektir (yaklaşık 25-30 dakika).
- Özel Araç ile Ulaşım: Kendi aracınızla seyahat ediyorsanız Alaeddin Tepesi çevresindeki ring yolunu takip edebilirsiniz. Medrese çevresinde ve Alaeddin Tepesi etrafında belediyeye ait ücretli otopark alanları mevcuttur.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti 2026

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi, Anadolu Selçuklu Devleti döneminin büyüleyici çini sanatını, şaheser mimarisini ve Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan eşsiz duvar çinilerini yakından incelemek isteyen yerli ve yabancı turistlerin Konya’daki ilk duraklarından biridir. Şehrin tam merkezinde, ana cadde üzerinde yer alan stratejik konumu ve zengin teşhir salonlarıyla müze, ziyaretçilerine son derece konforlu bir kültür gezisi vadetmektedir.
2026 yılı güncel verileri doğrultusunda müzenin ziyaret saatleri, bilet ücretleri, Müzekart geçerliliği ve gezi sürelerine dair tüm detaylar şu şekildedir:
Karatay Medresesi Ziyaret Saatleri ve Bilet Gişesi Kapanış Zamanı
Karatay Çini Eserler Müzesi, haftanın her günü ziyaretçilerine kapılarını açmaktadır.
- Açılış Saati: 09:00
- Kapanış Saati: 19:00
- Bilet Gişesi Kapanış Saati: 18:30 (Müze girişindeki gişe, kapanış saatinden 30 dakika önce bilet satışını sonlandırmaktadır)
- Ziyaret Günleri: Pazartesi dahil haftanın 7 günü kesintisiz olarak ziyarete açıktır.
Karatay Medresesi Giriş Ücreti ve Müzekart Geçerliliği (2026)
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na bağlı olarak hizmet veren Karatay Medresesi’nde ziyaretçiler için sunlanan bilet ve giriş seçenekleri şunlardır:
- Bilet Satış Noktası: Biletler medrese ana giriş kapısının hemen yanında yer alan resmî gişeden nakit veya kredi kartı ile temin edilebilir.
- Müzekart Geçerliliği: T.C. vatandaşları için Müzekart geçerlidir. Müzekart sahibi ziyaretçiler müzeyi yıl boyunca ücretsiz olarak gezebilirler.
- Bilet Ücreti (Müzekart’ı Olmayan veya Yabancı Ziyaretçiler İçin): Giriş ücreti 3 Euro karşılığı Türk Lirası olarak tahsil edilmektedir.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi İçinde Neler Var?

Konya’nın en değerli tarihi simgelerinden biri olan Karatay Medresesi, kapısından içeri adım attığınız andan itibaren sizi Anadolu Selçuklu döneminin görkemli sanat dünyasıyla buluşturmaktadır. Bugün Çini Eserler Müzesi olarak hizmet veren bu tarihi yapının içerisinde, Orta Çağ’ın en nadide seramikleri, duvar çinileri ve mimari kalıntıları sergilenmektedir. Medresenin içine girdiğinizde sizi karşılayan ihtişamlı ana salon, geometrik motiflerle bezelidir.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi içinde yer alan ana unsurlar ve teşhir alanları şunlardır:
Muazzam Merkezî Kubbe ve Çiniler
Medresenin 12 metre çapındaki devasa merkezi kubbesi, firuze ve lacivert tonlarındaki mozaik çinileri, kufi yazılı ayet frizleri ve evrensel sembolizmi yansıtan geometrik tasarımıyla müzenin kalbini oluşturur.
Kubad Abad Sarayı Kalıntıları
Beyşehir’deki Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan; insan, hayvan ve fantastik figürlerin (siren, sfenks, çift başlı kartal) yer aldığı paha biçilmez saray çinileri burada sergilenmektedir.
Konya Kılıçaslan Köşkü Buluntuları
Türk Tarih Kurumu adına yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan zengin çini ve alçı kabartma malzemeler müzenin koleksiyonunu zenginleştirir.
Tarihi Havuz
Merkezi holün tam ortasında yer alan, Selçuklu mimari sembolizminde gökyüzü ve yeryüzü dengesini simgeleyen kare planlı tarihi havuz yer alır.
Celaleddin Karatay Türbesi
Medresenin banisi olan Emir Celaleddin Karatay’ın sandukasının yer aldığı, kubbeli ve özel çini süslemeli türbe alanı yapının güney kısmında bulunmaktadır.
Taş ve Alçı Eserler
Medresenin bahçesinde ve iç salonlarında Konya Kalesi’ne ait mimari parçalar, rölyefler, yazıtlar, Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait seramikler ile Kütahya/Çanakkale seramik örnekleri ziyaretçilerini beklemektedir.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi’nde Görülmesi Gereken Önemli Eserler

Medrese yapısı, Selçuklu sanatının yanı sıra Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya’nın da en önemli eserleri arasında yer almakta ve sergilendiği çiniler orta çağın en önemli çini eserleri arasında yer almaktadır. Çini Eserler Müzesi olarak 1955 yılından itibaren faaliyet gösteren Karatay Medresesi içerisinde Konya ve çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar neticesinde ele geçirilen çini buluntuların yanı sıra, alçıdan yapılmış eserler ile birlikte Osmanlı dönemine ait seramikler teşhir edilmektedir. Medresede sergilenen eserlerin önemli bir bölümünü, 1941 yılında Konya Kılıçaslan Köşkü’nde Türk Tarih Kurumu adına merhum Remzi Oğuz Arık tarafından yürütülen kazı çalışmalarından çıkarılan, zengin çini ve alçı malzemeler oluşturmaktadır.
Ele geçen çinilerde, sır altı ve lüster tekniği yanı sıra minai tekniği ile yapılan örnekler oldukça ilginçtir. Kazılar sırasında altıgenlerin yanı sıra, altı ve sekiz kollu yıldızlarla, haç, baklava ve dört köşeli örneklere rastlamak mümkündür. Duvar kaplaması olarak minailerde daha çok saray konularına yer verilmiştir. Konu olarak, bağdaş kuran, ud çalan figürler, siren ve sfenks tasvirleri, atlı avcılar, tekli ve gruplar halinde tasvir edilmiş insan figürleri, badem gözlü yuvarlak yüzlü, bitişik yay kaşlarıyla tipik Türk yüzünü temsil ederler. Gerek oturanlar gerekse avcı ve atlardaki elbise ve giyimler dönemin kültürünü aydınlatan son derece zengin görüntülerdir.
Müzede mutlaka yakından incelemeniz gereken öne çıkan eser grupları ve temalar şunlardır:
Kubad Abad Sarayı Duvar Çinileri
Beyşehir yakınlarındaki Kubad Abad Sarayı’nda yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılan; insan, hayvan ve fantastik figürlerin işlendiği paha biçilmez duvar çinileri müzenin en değerli parçaları arasındadır.
İnsan Figürlü Saray Çinileri
Bağdaş kurarak oturan ve ellerinde nar, haşhaş veya balık tutan figürlerin yanı sıra kadeh tutan erkekler, keçi ve tavşan taşıyan portreler yer alır. Kadın figürleri ise zengin elbiseleri, başlıkları, peçeleri ve yaşmaklarıyla dönemin zenginliğini gözler önüne serer.
Mitolojik ve Fantastik Hayvan Figürleri
Grifon, ejder, sfenks, siren ve dönemin sultan arması hâline gelen çift başlı kartal gibi mitolojik ve fantastik tasvirler dikkat çeker.
Realist Hayvan Tasvirleri
Devekuşu, balık, tavşan, eşek, deve, keçi, at, ayı, kurt, kedi, köpek, aslan, şahin, güvercin ve tavus gibi son derece realist resmedilmiş hayvan figürleri bulunmaktadır.
Osmanlı ve Diğer Dönem Seramikleri
Konya ve çevresinden getirilen alçı malzemeler, cam örnekler, renkli sırlı ve lüster tekniğindeki tabak, kâse, yağ kandilleri, mozaik çiniler ile Kütahya seramikleri koleksiyona ayrı bir zenginlik katmaktadır.
Karatay Medresesi ve Çini Eserleri Müzesi Hakkında İlginç Bilgiler

Anadolu Selçuklu Devleti mimarisinin ve çini sanatının dünyadaki en nadide örneklerinden biri olan Karatay Medresesi, görkemli yapısının ardında pek çok gizem, ilkler ve sürpriz detaylar barındırmaktadır. Yapıyı gezerken veya incelerken karşılaşacağınız en şaşırtıcı ve ilginç bilgiler şunlardır:
Gökyüzünü İnceleyen Antik Rasathane ve Islatan Kubbe
Medresenin ortasındaki devasa 12 metrelik kubbenin tam altında geniş bir havuz yer almaktadır. Kubbenin tepesindeki aydınlık feneri açıldığında, gece vakti yıldızların ve gezegenlerin sudaki yansımaları izlenerek astronomi gözlemleri yapılıyordu. Bu mimari kurgu, medresenin aynı zamanda dönemin bir rasathanesi (gözlemevi) olarak kullanıldığını göstermektedir.
Dünya Sanat Tarihinde Bir İlk: Yüzyıl Önce Kullanılan Sarı Yaldız
Çini ve sırlı tuğla sanatında Konya’da kullanılan firuze ve kobalt mavisi renkler yaygınken, Karatay Medresesi’nde eşine az rastlanır şekilde sarı yaldız kullanılmıştır. Sanat tarihçilerini şaşırtan bu teknik, komşu İran ve Doğu coğrafyasında ancak Karatay Medresesi’nden yaklaşık 100 yıl sonra ortaya çıkabilmiştir.
Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî’nin Ayakkabılıkta Oturduğu Açılış
Medresenin 1251 yılındaki açılış töreninde dönemin en büyük alimleri “meclisin başköşesinin neresi olduğu” üzerine tartışırken, Şems-i Tebrizî alçakgönüllülükle ayakkabıların çıkarıldığı kapı eşiğine oturmuştur. Mevlânâ Celâleddin-i Rumî ise “Âşıkların mezhebinde başköşe dostun kucağıdır” diyerek protokolü hiçe saymış ve Şems’in yanına, ayakkabılığın bulunduğu yere oturmuştur.
Şaşırtıcı Mimari Detay: Asimetrik ve Sağa Kaydırılmış Taç Kapı
Klasik Selçuklu yapılarında taç kapılar bina cephesinin tam ortasında simetrik olarak yer alırken, Karatay Medresesi’nde taç kapı doğu cephesinin güney köşesine asimetrik biçimde yana kaydırılmıştır. Bu bilinçli mimari tercih nedeniyle kapıdan içeri giren ziyaretçi doğrudan avluya değil, büyüleyici çinilerle kaplı gizli bir giriş holüne ulaşır.
Yıkılmayan Altın Oran Mimarisi
Asırlar boyunca depremler gören, 19. Yüzyılda öğrenci hücreleri yıkılan ve defalarca restorasyon geçiren yapının cephelerinde yapılan modern mimari analizlerde altın oran tespiti yapılmıştır. Pencerelerin ve girişlerin oranlarında, değiştirilen pencerelere rağmen inşa edildiği ilk günkü altın dikdörtgen dengesi korunmuştur.
Selçuklu Sarayının Gizli Dedikodusu: Çinilerdeki Çift Başlı Kartal ve Tavus Kuşları
Müzede sergilenen Kubad Abad Sarayı duvar çinileri üzerinde dönemin saray yaşamı, av sahneleri, insan figürleri, çift başlı kartal ve stilize edilmiş tavus kuşları yer almaktadır. İslam sanatında insan ve hayvan figürlerinin nadir kullanımı göz önüne alındığında, Selçuklu saray elitlerinin günlük yaşamını, inançlarını ve mitolojik sembollerini günümüze taşıyan en somut saray belgeleridir.
Rakamlarla Karatay Medresesi ve Çini Eserler Müzesi
Karatay Medresesi, inşa edildiği 13. Yüzyıl’dan günümüze kadar hem Anadolu Selçuklu mimarisinin mühendislik sınırlarını zorlayan ölçüleriyle hem de barındırdığı paha biçilmez koleksiyon alanlarıyla istatistiksel açıdan büyük bir mirası temsil etmektedir. Konya’nın kalbindeki bu abidevi eseri rakamların ve ölçülerin diliyle keşfetmek, yapının tarihi ve sanatsal büyüklüğünü gözler önüne sermektedir:
Mimarî Ölçüler, Boyutlar ve Mühendislik Rekorları
- 12 Metre: Medresenin merkezi avlusunu örten kubbenin iç çapı. Bu genişlik, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde inşa edilmiş kapalı medreseler arasındaki en büyük kubbe çapı unvanını taşımaktadır.
- 128 Santimetre: Yapının kuzey cephesini oluşturan dış koruma duvarının devasa kalınlığı.
- 1251 Yılı: Medresenin Sultan II. İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay tarafından inşa ettirilerek hizmete açıldığı resmî vakfiye ve kitabe yılı.
- 1 Aile / 24 Türk Üçgeni: Merkezi kubbeden kare plana geçişi sağlayan ve üzerinde kûfi hatla dini metinlerin işlendiği 24 adet mimari geçiş elemanı (Türk Üçgenleri).
- 1 Adet: Selçuklu mimarlık geleneğinde simetriyi kıran, doğu cephesinin güney köşesine asimetrik olarak yana kaydırılmış özgün taç kapı (portal) sayısı.
- 85 Metre (Rakım): Medresenin hemen güneyinde yer alan ve temel katmanları M.Ö. 4500’e dayanan Alaeddin Tepesi’nin deniz seviyesinden yüksekliği etrafındaki konumu.
Tarihsel Zaman Derinliği ve Kronolojik Rakamlar
- 775+ Yıl: Medresenin inşa edildiği 1251 yılından bugüne kadar ayakta kaldığı toplam zaman dilimi.
- 6.500 Yıl (M.Ö. 4500 – 2000): Medresenin konumlandığı Alaeddin Tepesi kazılarında tespit edilen en eski yerleşim olan Tunç Çağı’ndan günümüze uzanan katman derinliği.
- 100 Yıl Önce: Karatay Medresesi çinilerinde kullanılan sarı yaldız tekniğinin, komşu İran ve Doğu coğrafyasındaki yapılarda kullanılmaya başlanmasından önceki zaman farkı (Dünya sanat tarihinde öncü kullanım).
- 3 Hükümdarlı Dönem: Banisi Celaleddin Karatay‘ın Saltanat Naibi olarak devleti tek çatı altında yönettiği üç kardeş sultanın (II. İzzeddin Keykavus, IV. Rükneddin Kılınç Arslan, II. Alaeddin Keykubad) ortak yönetim süresi.
- 1609 & 1748: Yapının Osmanlı İmparatorluğu döneminde tespit edilip kayıtlara geçen ana tamir ve restorasyon yılları.
Müze Koleksiyonu, Çini ve Eser İstatistikleri
- 100’lerce Parça: Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan, insan, hayvan (çift başlı kartal, tavus kuşu) ve av sahneli duvar çinileri ile seramik tabak koleksiyonu.
- 4 Ana Renk ve Yaldız: Medrese çinilerinde ve sırlı tuğlalarında kullanılan baskın renk paleti (Firuze, Kobalt Mavisi, Siyah, Beyaz ve Sarı Yaldız).
- 2 Büyük Seramik Ekolü: Selçuklu dönemi eserlerinin yanı sıra müze bünyesinde sergilenen Osmanlı dönemi Kütahya ve Çanakkale seramik sanatına ait tescilli koleksiyon grupları.
- 3 Ana Malzeme Türü: Müze teşhir salonlarında ve açık hava bahçesinde sergilenen Selçuklu dönemi el sanatı kategorileri (Çini/Seramik, Taş Oymacılığı, Alçı/Maden eserleri).
Güncel Ziyaret, Bilet ve Restorasyon Verileri
- 3 Euro: Müzekart sahibi olmayan veya yabancı ziyaretçiler için 2026 yılı güncel giriş bilet karşılığı (Türk Lirası olarak tahsil edilir).
- 09:00 – 19:00: Müzenin haftanın 7 günü kesintisiz hizmet verdiği açılış ve kapanış saatleri (Gişe kapanışı 18:30).
- 60 Yıl: Arkeolog Akok‘un 1960 yılı rölöve çizimleri ile günümüz mimarisi arasındaki restorasyon değişim takip aralığı.
- 2 Yıl (2008 – 2010): Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapının temel yalıtımı, kubbe kurşun kaplamaları ve aydınlık fenerinin aslına uygun olarak ihya edildiği son büyük restorasyon kapanış süresi.
Mistik Efsaneler, Saray Söylenceleri ve Antik Mitoslar: Karatay Medresesi ve Çini Eserler Müzesi

Karatay Medresesi, sadece Sille taşları ve büyüleyici çinileriyle değil; yüzyıllardır mimarisinin, banisinin ve içerisinde sergilenen Kubad Abad Sarayı çinilerinin etrafında anlatılan mistik efsaneler, saray dedikoduları ve halk söylenceleriyle de büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Konya’nın kalbinde asırlardır dilden dile aktarılan en ilgi çekici anlatılar şunlardır:
Yıldızları Havuza İndiren Kubbe ve Mistik Gözlemevi Efsanesi
Medresenin ortasındaki 12 metrelik devasa kubbenin tam altında yer alan kare biçimindeki mermer havuz ve kubbenin tepesindeki aydınlık feneri, halk arasında mistik bir efsaneye dönüştürülmüştür.
- Halk Söylencesi: Efsaneye göre medresede eğitim gören talebeler ve astrologlar, gece vakti kubbe penceresinden süzülen ay ve yıldız ışıklarının havuzdaki durgun suya yansımasını izlerlerdi. Bu yansımalarda geleceğe dair kehanetlerin ve ilahi sırların belirdiğine inanılırdı. Yöredeki eski anlatılarda, bu havuzun suyunun sıradan bir su olmadığı, yıldızların enerjisini emdiği ve hafızayı keskinleştirip zihni açtığı söylenirdi.
Kıskanç Saray Mimarının Dedikodusu: Sadi Köpek ve Kubad Abad Çinileri
Müzede sergilenen dünyaca ünlü Kubad Abad Sarayı duvar çinilerinin yapımı ve arkasındaki güç, Anadolu Selçuklu tarihinin en kanlı ve hırslı saray dedikodusunu barındırır.
- Saray Dedikodusu: Sarayın ve çinilerin yapımını bizzat denetleyen kişi, Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın hırslı mimarı ve veziri Saadeddin Köpek’tir. Saray dedikodularına göre Saadeddin Köpek, kendisini sultanın yerine geçirecek bir güç hevesi içindeydi. Bu yüzden çinilere sadece Selçuklu sembollerini değil; tılsımlı olduğuna inanılan deniz kızlarını (Siren), insan başlı aslanları (Sfenks) ve kendi gücünü ölümsüzleştiren figürleri işletmişti. Sultanı zehirleterek öldürttüğü dedikodusu yayılan vezir, kendi yaptırdığı sarayın ihtişamına doyamadan feci bir suikastla öldürülmüş; geriye ise tılsımlı saray çinileri kalmıştır.
Tılsımlı Yaratıklar: Sarayı Kötülükten Koruyan Sfenks ve Siren Çinileri
Müze salonlarında sergilenen insan yüzlü, kuş gövdeli Siren ve aslan gövdeli Sfenks çinileri etrafında antik efsaneler mevcuttur.
- Mitos ve Söylence: Orta Asya Türk mitolojisinden ve antik Doğu efsanelerinden beslenen bu efsanevi yaratıkların, sarayı ve içindekileri görünmez kötülüklerden, zehirli yiyeceklerden ve düşman büyülerinden koruduğuna inanılırdı. Yanaklarında güzellik beni olan, badem gözlü Siren resimlerinin, saraya giren kötü niyetli kişilerin zihnini okuyarak saray muhafızlarına fısıldadığı efsanesi asırlarca anlatılmıştır.
Çift Başlı Kartalın Sırrı ve Çifte Balık Bereketi
Müzedeki Kubad Abad çinilerinde en çok dikkat çeken figürlerden biri olan Çift Başlı Kartal ve elinde çifte balık tutan bağdaş kurmuş hükümdar tasvirleri mistik anlamlar taşır.
- Halk Efsanesi: Çift Başlı Kartal’ın bir başının geçmişi ve Doğu’yu, diğer başının ise geleceği ve Batı’yı izlediğine inanılırdı. Kartalın kanat çırpışının devlete sonsuz güç verdiğine, hükümdarın elindeki çift balığın ise Beyşehir Gölü’nün ve Anadolu topraklarının bereketini tükenmez kıldığına inanılırdı. Bu çinilerin saray duvarlarından sökülüp buraya getirilmesiyle Konya’nın bereketinin korunduğu söylenmektedir.
Celaleddin Karatay’ın Büyülü Dindarlığı ve Türbedeki Işık
Medresenin banisi Emir Celaleddin Karatay’ın vefatı ve türbesi hakkında Konya halkı arasında asırlardır hürmetle anlatılan dinsel bir efsane mevcuttur.
- Halk Söylencesi: Hayatı boyunca hiç dünya malına tamah etmeyen, saray adamı olmasına rağmen bir derviş gibi yaşayan Celaleddin Karatay vefat ettiğinde, medresenin kuzeybatısındaki türbesine defnedilmiştir. Yöresel halk anlatısına göre, Moğol işgalleri sırasında Konya şehri kuşatıldığında, medresenin türbe penceresinden gece yarısı yeşil bir ışık yükselmiş ve bu ışık şehri Moğolların tamamen yok etmesinden koruyan manevi bir kalkan olmuştur.
Ayakkabılıkta Başlayan İlahi Aşk: Şems ile Mevlânâ’nın Gizemli Karşılaşması
Medresenin 1251 yılındaki görkemli açılışı, Mevlevilik tarihinin en gizemli ve sarsıcı hikâyelerinden birine ev sahipliği yapmıştır.
- Tarihi Söylence: Dönemin tüm gururlu devlet adamları ve uleması açılış meclisinde en üst başköşeye oturmak için yarışırken; üstü başı tozlu, kimsenin tanımadığı Şems-i Tebrizî doğrudan kapı eşiğindeki ayakkabılığa oturmuştur. Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin herkesin şaşkın bakışları arasında halkı ve protokolü yararak gidip ayakkabılıkta Şems’in dizinin dibine çökmesi, halk arasında “Karatay Medresesi kapısında başlayan ilahi aşk” olarak efsaneleştirilmiştir.
Karatay Medresesi Tarihi ve Önemli Kronolojik Dönemleri

Karatay Medresesi, İç Anadolu Bölgesi‘nin ve Anadolu Selçuklu Devleti‘nin başkenti Konya’da yer alan en görkemli ilim ve kültür anıtlarından biridir. Yapı, Karatay ilçesi, Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı üzerinde, şehrin tam merkezinde bir höyük ve iç kale niteliği taşıyan tarihi Alaeddin Tepesi’nin kuzey eteğinde konumlanmıştır.
Alaeddin Tepesi’nde 1941 yılında Türk Tarih Kurumu adına Remzi Oğuz Arık başkanlığında yürütülen kazılarda, katmanların Tunç Çağı’na (M.Ö. 4500 – 2000) kadar uzandığı; tepe üzerinde sırasıyla Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tarihi dokunun kalbinde yükselen medrese, dönemin ilim dünyasına yön veren en stratejik ilim merkezlerindendir.
Karatay Medresesi Banisi, İnşa Tarihi ve Mimari Tartışmalar
Anadolu mimarlık geleneğinde yapılar genellikle onu inşa ettiren vakıf sahibinin adıyla anılır. Karatay Medresesi de adını Anadolu Selçuklu Devleti’nin en nüfuzlu ve bilge devlet adamlarından biri olan Sultan II. İzzeddin Keykavus devri veziri Emir Celaleddin Karatay’dan almaktadır.
- İnşa Tarihi ve Kitabe Detayı: Resmî kayıtlara ve giriş kitabesine göre medrese 1251 yılında yaptırılmıştır. Ancak kitabe taşlarındaki farklılıklar ve yazı karakteri uyumsuzlukları nedeniyle bazı sanat tarihçileri inşa tarihinin 1220 – 1230’lu yıllara kadar uzanabileceğini savunmaktadır.
- Mimari Yapısı: Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Alaeddin Camii ile sergilediği benzer taş işçiliği ve motifler nedeniyle Dimaşklı Mehmet bin Havlan’ın yapımda doğrudan etkisi olduğu kabul edilmektedir.
- Eğitim Misyonu: Medrese, Selçuklu döneminde dönemin en yüksek seviyeli dini ilimleri olan hadis ve tefsir araştırmalarının yapıldığı ve ilim adamlarının yetiştirildiği bir yükseköğretim kurumu (darülhadis) olarak hizmet vermiştir.
Mevlânâ Celâleddin-i Rumî ve Şems-i Tebrizî ile Olan Tarihi Bağ
Karatay Medresesi hakkındaki en eski ve kıymetli tarihi kayıtlar, Ahmed Eflaki‘nin ünlü “Menâkıbu’l-Ârifîn” adlı eserinde yer almaktadır. Eflaki’nin aktardığı bilgilere göre medresenin açılış töreni, dönemin en büyük mutasavvıf, ilim adamı ve sufilerinin katıldığı tarihi bir meclise sahne olmuştur.
- Açılış Törenine Katılan Tarihi Şahsiyetler: Medresenin açılış meclisinde Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, Sadreddin Konevi, Kadı Siraceddin Mahmud el-Urmevî (ö. 1285) ve Şerefeddin Muslî gibi dönemin en seçkin bilginleri hazır bulunmuştur.
- Şems-i Tebrizî ve Başköşe Neresidir Hikâyesi: Açılış sırasında bilginler arasında “meclisin başköşesinin neresi olduğu” üzerine felsefi bir tartışma başlar. Mevlânâ’nın gönül dünyasını değiştiren büyük mutasavvıf Şems-i Tebrizî (1185-1248), alçakgönüllülük göstererek medresede ayakkabıların çıkarıldığı kapı eşiğindeki halkın arasına oturur. Mevlânâ, başköşe hakkındaki soruya şu tarihi yanıtı verir:
“Bilginlerin başköşesi sofanın ortasıdır. Ariflerin başköşesi bir evin köşesidir. Sufilerin başköşesi sofanın kenarıdır. Âşıkların mezhebinde ise başköşe dostun kucağıdır.”
Bu sözlerle Şems-i Tebrizî’nin şahsında ilahi aşkı dile getiren Mevlânâ, kalkıp doğrudan Şems’in yanına, ayakkabılığın yanına oturmuştur.
Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, medresenin açılışından sonra da burayı sıkça ziyaret etmiş, zaman zaman sabah namazlarını burada kıldırmış ve Celaleddin Karatay’ın vefatının ardından müritleriyle birlikte medrese bünyesindeki türbeye gelerek dualar etmiştir.laşılacağı üzere Mevlâna medresenin açılışından sonra birçok defa burada bulunmuş, medresede zaman zaman sabah namazlarını kıldırmış ve Celâleddin Karatay’ın ölümünden sonra da müritleriyle birlikte buraya gelerek medresenin banisi için türbede dua etmiştir.
Karatay Medresesi Kronolojisi ve Tarihsel Dönüm Noktaları
- MÖ 4500 – 2000 (Tunç Çağı): Alaaddin Tepesi’ndeki ilk yerleşim katmanlarının başlangıcı.
- 1251 (Selçuklu Dönemi): Sultan II. İzzeddin Keykavus devrinde Emir Celaleddin Karatay tarafından medresenin inşası.
- 13. Yüzyılın İkinci Yarısı: Ahmed Eflaki’nin Menakıbu’l Arifin eserinde yer alan açılış töreni ve Mevlâna ile Şems-i Tebrizi’nin medrese buluşmaları.
- 1941: Türk Tarih Kurumu adına Remzi Oğuz Arık başkanlığında Alaaddin Tepesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmaları.
- 1955: Yapının Çini Eserler Müzesi olarak ziyarete açılması ve hizmet vermeye başlaması.
- 2005 – 2008: Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon çalışmalarının tamamlanarak medresenin yeniden kapılarını açması.
Emir Celaleddin Karatay Kimdir? Anadolu Selçuklu Devleti’nin Efsanevi Devlet Adamı
Emir Celaleddin Karatay, Anadolu Selçuklu Devleti’nin en çalkantılı ve zorlu dönemlerinde devleti ayakta tutan, dindarlığı, adil yönetimi ve imar faaliyetleriyle iz bırakan efsanevi bir devlet adamı ve atabeydir. Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Celaleddin Karatay, devlet kademelerine köle/devşirme sınıfı olan Gulam sistemi üzerinden girmiş ve liyakati sayesinde devletin en tepe noktası olan saltanat naibliğine ve atabeyliğe kadar yükselmiştir.
Gulam veya Kul sistemi; İslam devletlerinde hükümdarı korumakla görevli, eğitilerek devlet hizmetine alınan askerî ve idari birliklerdir (Osmanlı İmparatorluğu‘ndaki karşılığı kapıkulu sistemidir). Karatay’a ait vakfiye ve kitabelerde babasının adının “Karatay b. Abdullah” olarak geçmesi, onun sonradan İslam dinini seçen bir mühtedi veya devşirme kökenli olduğunu göstermektedir. Dönemin ünlü tarihçisi İbn Bîbî’ye göre I. Alaeddin Keykubad’ın tahta çıktığı 1219 yılında orta yaşlarda olan Karatay, sultanın en sadık ve yakın hizmetkârlarından biri olmuştur.
Saray Görevlerinden Saltanat Naibliğine Yükselişi
I. Alaeddin Keykubad’ın vefatından sonra tahta geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde ve 1243 yılındaki felaketle sonuçlanan Kösedağ Savaşı sonrasında devlet yönetimi büyük bir krize girmiştir. Kösedağ yenilgisinin ardından bir süre devlet işlerinden çekilen Celaleddin Karatay, işlerin daha da kötüye gitmesi üzerine tekrar göreve çağrılarak Taştdarlık ve Hazine-i Hassa Emirliği görevlerine getirilmiştir.
- Taştdarlık Görevi: Taştdar, hükümdarların ellerini yıkamaları ve abdest almaları için önlerine leğen-ibrik getirip hizmet eden saray görevlilerine denilmektedir. Saraydaki bu güvenilir pozisyonu, onun sultan üzerindeki nüfuzunu ve devlet kademelerindeki saygınlığını artırmıştır.
- Üçlü Saltanat Dönemi ve Birlik Politika: II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in ölümünün ardından başlayan taht kavgalarını engellemek amacıyla, sultanın üç oğlu (II. İzzeddin Keykavus, IV. Rükneddin Kılınç Arslan ve II. Alaeddin Keykubad) arasında ortak bir yönetim kurmuş; kendisi de Saltanat Naibi olarak devleti üç kardeşin birlik içinde yönetmesini sağlamıştır.
Atabeylik Yılları, Kişiliği ve İlhanlı (Moğol) Baskısındaki Rolü
1249 yılında Saltanat Naibliği görevinden ayrılan Celaleddin Karatay, şehzadeleri eğitip yetiştiren Atabeylik makamına geçmiş ve 1254 yılındaki vefatına kadar bu görevini sürdürmüştür. İlhanlı (Moğol) müdahale ve baskılarının en yoğun olduğu bu karanlık dönemde, devletin dağılmasını önleyen en güçlü figür olmuştur.
- Kişiliği ve Ahlaki Meziyetleri: Dönemin tüm kaynakları Celaleddin Karatay’ın samimi bir dindar, son derece adil, hayırsever ve nefsinin arzularından kaçınan mütevazı bir devlet adamı olduğu konusunda birleşmektedir. Müslüman veya zimmî (gayrimüslim) ayrımı yapmaksızın tüm halkın onun ihsanlarına ulaştığı aktarılmaktadır.
- Mevlânâ Celâleddin-i Rumî ile Dostluğu: İbadetle ve ilimle meşgul olan Karatay, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî ve Şems-i Tebrizî gibi dönemin büyük mutasavvıflarıyla yakın bir dostluk kurmuş, ilim meclislerini sürekli desteklemiştir.
Celaleddin Karatay’ın Yaptırdığı Tarihi Eserler ve Vakıfları
İbn Bîbî, Celaleddin Karatay’ın ülkenin dört bir yanında mescid, medrese, hankah ve kervansaray gibi sayısız hayır eseri yaptırdığını belirtmektedir. Günümüze ulaşan ve vakfiyelerden tescillenen ana eserleri şunlardır:
- Dârüssulehâ (Antalya): Antalya’da inşa ettirdiği bilinen önemli bir hayır ve sosyal yardım kurumudur.
- Karatay Medresesi (Konya): 1251 yılında yaptırılan, günümüzde Karatay Çini Eserler Müzesi olarak kullanılan Anadolu Selçuklu çini ve taş sanatının başyapıtıdır.
- Karatay Kervansarayı (Kayseri): Türkiye – Suriye tarihi ticaret yolu üzerinde, Kayseri’nin Bünyan ilçesi yakınlarında inşa ettirilen devasa kervansaray kompleksidir.
Celaleddin Karatay’ın Ölümü
Celalettin Karatay’ın ölümü üzerine farklı kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Kimi tarihçilere göre 1254 yılında İzzeddin Keykavus’u sefere uğurlarken Kayseri’de vefat etmiştir. Kimi kaynaklarda ise Kayseri’de esir alındığı ve sonrasında öldüğü/öldürüldüğü belirtilmektedir. Öyle veya böyle öldükten sonra mumyalanmış ve kendi yaptırdığı Konya’daki Karatay Medresesi içine defnedilmiştir. Türbesi halen medresenin içindedir.
Karatay Medresesi Mimari Özellikleri ve Eşsiz Çini Sanatı

Anadolu Selçuklu Devleti mimarisine bakıldığında kendine has bir karakteristiğe ve özgün bir mimari kimliğe sahip olduğu görülmektedir. Ancak Karatay Medresesi; gerek plan şeması gerek mimari biçimlenişi gerekse malzeme ve bezeme özellikleriyle klasik tipteki Selçuklu eserlerinden belirgin farklarla ayrılmaktadır.
Bu özgün mimari niteliklerin başında; doğu cephe duvarındaki çarpıklık, taç kapıda kullanılan renkli mermer işçiliği, girişteki kapalı hol kurgusu ve iç mekânı kaplayan çini bezemelerdeki renk çeşitliliği gelmektedir.
Dış Cephe Mimarisi ve Yapı Malzemeleri
Dışarıdan bakıldığında kareye yakın bir dikdörtgen plan algısı oluşturan tek katlı Karatay Medresesi, ana yapı malzemesi olarak dayanıklı Sille taşından inşa edilmiştir.
- Kuzey ve Batı Cephesi: Kuzey cephe duvarı 128 santimetre kalınlığında moloz taş örgüdür. Eski fotoğraflarda öğrenci hücrelerinin tamamen yıkık olduğu görülen bu cephe, restorasyon çalışmalarıyla ihya edilmiştir. Batı cephesi de moloz taş örgülü olup alt kısımdaki dikdörtgen formlu pencereler ve türbe bölümündeki sivri kemerli pencere açıklıklarıyla aydınlatılmıştır.
- Güney Cephe ve Pencere Düzeni: Güney cephede de moloz taş kullanılmış ve yapı yer yer hatıllarla takviye edilmiştir. Türbe bölümüne açılan altlı üstlü iki pencere, üstteki tepe penceresi ve talebe hücrelerine açılan dört pencere cepheyi hareketlendirirken; merkezi kubbenin altındaki iki pencere iç mekâna ışık sağlamaktadır.
- Asimetrik Taç Kapı ve Giriş Holü: Karatay Medresesi‘nde taç kapı, doğu cephenin güney köşesinde asimetrik olarak konumlandırılmıştır. Bu yerleşim nedeniyle kapıdan doğrudan medrese avlusuna değil, önce bir giriş holüne geçilmektedir. Taç kapının arka yüzü kesme taş ve tuğla ile kaplanmıştır. Giriş holünün kuzeybatı köşesindeki sivri kemerli kapı ise çini bezemelerle süslenmiş olup doğrudan kubbeyle örtülü avluya geçit vermektedir.
Anadolu Selçuklu’nun En Büyük Kubbesi ve İç Mekân Düzeni
Karatay Medresesi‘nin merkezi kubbesi, 12 metre çapıyla Anadolu Selçuklu medreseleri arasında yapılmış en büyük ve en görkemli kubbe unvanını taşımaktadır.
- Kubbe ve Tanbur Yapısı: Ana mekân olan iç avlunun üzerini örten bu devasa merkezi kubbe, dıştan eteklerine doğru iki kat tanbur ile kademeli bir yapıya dönüştürülmüştür. Kubbenin tam ortasında bir aydınlık feneri ve altında bir havuz yer almaktadır.
- Mekân Kurgusu ve Celaleddin Karatay Türbesi: Ortadaki kubbeli avluya batı yönünde tek bir büyük eyvan açılmaktadır. Yapının köşelerinde kubbeli özel odalar bulunurken kuzey, güney ve doğu hücreleri beşik tonozla örtülmüştür. Medresenin kuzeybatı köşesindeki kubbeli odada ise yapının banisi Celaleddin Karatay’ın türbesi yer almaktadır.
Türk Çini ve Sırlı Tuğla Sanatının Zirvesi
Tuğla ve sırlı tuğla, Türklerin yapı geleneklerinde hem inşa hem de tezyini (süsleme) amacıyla kullandıkları en köklü malzemelerdir. Anadolu’daki tuğla bezeme sanatı, Türkistan ve İran’da 12. Yüzyılda gelişen tuğla kaplama geleneğinin devamıdır.
- Renk Çeşitliliği ve Dünya Sanat Tarihindeki Yeri: Konya’daki Selçuklu eserlerinde en yaygın kullanılan firuze, kobalt mavisi, siyah ve beyaz renklerin yanında Karatay Medresesi’nde sarı yaldız kullanımı dikkat çekmektedir. Bu sarı yaldız tekniği, İran coğrafyasında ancak yüzyıl sonra ortaya çıkacaktır. Aynı şekilde Konya’da çok popüler olan yeşil renk de İran’dan çok daha önce bu yapıda kullanılmıştır.
- Çini Mozaik Tekniği: Selçuklu çağındaki renkli bezemede en çok kullanılan sırlı tuğla ve mozaik çini teknikleri, Karatay Medresesi‘nin kubbe kasnağında ve üçgenlerinde (türk üçgenleri) yıldız, geometrik ve kûfi yazı motifleriyle görsel bir şölene dönüşmüştür.
Mimari detayları ve yapısal unsurlarıyla dikkat çeken medresenin öne çıkan bölümleri şu başlıklar altında incelenmektedir:
- Taç Kapı: Asimetrik konumu, mermer işçiliği ve taş üzerine işlenmiş hadisler ile ayet detayları.
- İç Avlu: Aydınlık fenerli kubbesi, Türk Üçgeni geçişleri ve ortasındaki kare planlı havuzu.
- Eyvan: Yazlık dershane/mescit işlevi ve kemer üzerindeki Ayetü’l-Kürsi yazısı.
- Kubbe: On iki metre çapı, geometrik yıldız bezemeleri ve evrensel simge programı.
- Havuz: Yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü dengesini simgeleyen merkezi su havuzu.
- Türbe ve Kışlık Dershane: Celâleddin Karatay’ın sandukasının bulunduğu türbe ve yan odası.
- Çiniler ve Eyvan Çinileri: Mozaik, kabartma ve plaka çini uygulamalarının zengin detayları.
- Türk Üçgeni ve Kubbe Çinileri: Gece mavisi ve firuze uyumuyla kubbe geçişlerindeki özgün süslemeler.
Taç Kapı
Taç kapısı alışılmışın dışında, yapının merkezi ekseninde değildir. Medresenin doğu cephesinin güney ucunda yer alan taç kapı beyaz ve gri mermerlerle kaplanmıştır. Gerek mimari kuruluşu gerekse malzeme ve kompozisyonu ile Anadolu Selçuklu portal geleneğinden ayrılarak farklı bir karakter ortaya koymaktadır. Medresenin sanat literatüründe en iyi tanınan eserlerin başında yer almasının başlıca nedenlerinden birisi de bu taç kapının estetiği, süslemedeki sadelik ve olgunluğu, taşçılık sanatının bütün güzellik ve inceliğini ihtiva etmesidir. Kapının ana kütlesi taş örgü olup, mermer malzeme dışta kaplama olarak kullanılmıştır. Taç kapının cephesini tezyin eden unsurlar genellikle “Sathi” çok az da “Derin Oyma” tekniği ile işlenmiş, kabaralarda ise “Ajur Tekniği” uygulanmıştır. Taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan taç kapı görülmeye değer bir mimari öğedir.
Özellikle kapı açıklığının etrafındaki 37 hücrenin içine 28 adet kabartmalı şekilde yazılan Hz. Muhammed’in az kelimeli çok manalı sözleri taç kapıya ayrı bir değer ve anlam katmıştır. Bu sözlerden bazıları şöyledir: ‘Ameller niyetlere göre değerlendirilir.’ ‘Danışılan kimse güvenilir kimse olmalıdır ve güvenirliğini sürdürmelidir.’ ‘Harb aldatıcıdır.’
Taç kapının cephesini alt ve üst olmak üzere iki bölüme ayıran ve giriş kapısının sağ ve sol yanlarında bulunan yazı levhalarında ise ‘Neml Suresi’nden bir ayet sülüs yazı ile kabartma olarak yazılmıştır
İç Avlu
Medresenin bir iç avlusu ve bu avluyu kapatan aydınlık fenerli bir kubbe mevcuttur. Köşelerden kubbeye geçiş yelpaze üçgenlerle veya literatürdeki adı ile Türk Üçgeni ile sağlanmıştır. Kubbe açıklığının altına isabet eden zeminin ortasında kare planlı geniş bir havuz yer almaktadır. Batıda sivri tonozlu, tek basamakla çıkılan büyük bir eyvan ve bunun her iki yanında kubbeli odalar bulunmaktadır. Güneydeki Celaleddin Karatay’ın türbesidir. Türbeyle aynı mimari özelliklere sahip olan diğer oda da kışlık dershane olmalıdır. Avlunun diğer cephelerinde içeriyle bağlantılı hücreler sıralanmaktadır. Bunlardan kuzey ve güneydekiler restore edilerek kullanılır duruma getirilmişlerdir. Doğudakiler ise işlevlerini kaybetmiştir.
Medresenin güney ve kuzey cepheleri simetrik, doğu cephesi ise bunlara benzer şekilde düzenlenmiştir. Her üç cephede de zemin seviyesinde dört büyük dikdörtgen açıklık ile bunların üstündeki kemerli derin nişler yüzeyleri hareketlendirmişlerdir.
Eyvan

Medresenin iç avlusunun batısında büyük bir eyvan bulunmaktadır. Vakfiyede medrese içerisinde mescitten söz edilmemesi ancak Osmanlı döneminde müderrisliğe meşrut bir imamet görevinin bulunması, medrese içerisinde bulunan iki basamak yükseklikteki ana eyvanın yazlık dershane ve gerektiğinde mescit olarak kullanıldığını düşündürmektedir.
Bakara Suresi’nin 255. ayeti olan “Ayetü’l-Kürsi” cami, türbe ve medrese gibi neredeyse bütün vakıf eserlerde mihrap, minber ya da eyvan duvarı gibi çeşitli öğeler üzerinde yer almaktadır. Karatay Medresesi’ndeki Besmele ile başlayan “Ayetü’l-Kürsi” sülüs hatla medresenin içindeki eyvan kemeri üzerine kaydedilmiştir. Bu ayet muhtemelen, saltanat ve hükümdarlığın Allah’a ait bulunduğunu ve kâinatın mutlak hakiminin Allah olduğunu vurguladığından, vakıf kurucularının hayat felsefesini belirleyen bir düstur olarak algılanmış, dolayısıyla mimaride bezeme unsuru olarak değerlendirilmiş ve kullanılmıştır.
Kubbe

Kubbe, Karatay Medresesi’nin şüphesiz en zengin ve görkemli bölümüdür. Sembolizmden, mitolojik, kozmik inançlara kadar, her zaman örnek gösterilen Karatay Medresesi kubbesi, geometrik tasarımından şekillerin düzenine, çinideki renk uyumu ve tekniğinin başarılı uygulamasıyla mükemmelliğe ulaşmış, Selçukluların da en görkemli ve zengin kubbesi olmuştur. Bütün yüzeyi geometrik bezemenin ana unsuru olan çok kollu yıldızlarla tezyin edilerek, alt ve üstten çiçekli kufi yazı friziyle sınırlandırılmıştır. Medresenin merkezi kubbe kasnağının ve tepedeki gözün etrafına kufi yazı ile ayetler yazılmış, beşli üçgenlerin ortadakilerinin içine kufi hatla Muhammed, diğerlerinin içine ise Ebubekir, Ali, Ömer ve Osman adları işlenmiştir.
Böylesine karmaşık ve geometrik bir şekil sisteminin bu kadar sade ve yumuşak görünmesinin bir nedeni de renk uygulamasındaki başarıdır. Mozaik tekniğindeki dekorasyonda zeminde lacivert çizgilerle firuze çiniler kullanılmıştır. Kubbede ilgi çeken diğer bir husus da metal kabaralardır. Plaka çinileri tutturmak için yüzeye alt sırada belli aralıklarla, üstte ise gelişi güzel monte edilen kabaralar geniş bir pul üzerinde çokgen başlıklar şeklindedir. Selçuklu yapıları içinde evrensel imge ifadesi en güçlü kubbedir.
Kubbe kasnağında bulunan geniş kitabede kufi hatla yazılmış Bakara Suresi’nin 255. ve 256. ayetleri yer almaktadır. Bakara Suresi’nin bu ayetleri Selçuklu döneminde birçok medrese ve türbede kullanılmıştır. Söz konusu ayetlerde İslam dininin iman esaslarına değinildiğinden bu ayetlerin toplumun inanç ve düşünce dünyasına yön vermek amacıyla kubbe bölümüne kaydedildiği düşünülebilir. Kubbe açıklığının etrafındaki yazı frizinde yine “Ayetü’l-Kürsi” ile yanında “Dinde Zorlama Yoktur” anlamına gelen “La ikrahe fi’d-Din” ayet-i kerimesi bulunmaktadır.
Havuz
Medresenin taç kapısından girildikten sonra giriş holünün kuzeybatı köşesindeki kapıdan medresenin üstü kubbeyle örtülü merkezi holüne geçilmektedir. Merkezi mekânın orta bölümünde kare bir havuz bulunmaktadır.
Merkezi holü örten kubbenin orta yeri bir tepe penceresi şeklinde deliktir. Bu göz bugün camekânla kapatılmışsa da aslında Selçuklu döneminde açıktır ve medresenin orta mekânına buradan hava ve ışık sağlanmakta, yağmur suları da gözün tam altına rastlayan havuzda toplanmaktadır. Havuzun kenarında bulunan kanallar ile havuz suyunun tahliyesi ve temizliği sağlanmıştır.
Türkiye Selçuklu mimarisinde medrese, cami ve kervansaray yapılarının üst bölümünde merkezde yer alan açıklık ve medrese yapılarında buna ek olarak tepe açıklığının altında yer alan havuz, Selçuklu mimari sembolizmini açıklayan anahtarlardan biridir. Buna göre havuz yeraltının, zeminden kubbeye kadar olan bölüm yeryüzü ve havanın, ortasındaki açıklıkla birlikte kubbe ise gökyüzü ve gökyüzü kapısının bir simgesi olarak değerlendirilmektedir.
Türbe ve Kışlık Dershane
Eyvanın her iki tarafında kubbeli iki oda bulunmaktadır. Güneydeki odada medresenin banisi olan Celâleddin Karatay’ın türbesi bulunmaktadır ve içindeki sanduka ona aittir. Eskiden bu sandukanın çini ile kaplı olduğu, 1830-40’lı yıllarda Celâleddin Karatay’ın mumyasının hala sağlam vaziyette yerinde durduğu ve ziyaret edildiği, türbenin bodrum katının bulunduğu ve buradan mumyalığa açılan kapının sonradan kapatıldığı kaynaklarda ifade edilmiştir.
Bugün yıkılmış olmakla birlikte türbeyle aynı mimari özelliklere sahip olan ve aynı ölçülerdeki diğer oda muhtemelen kışlık dershane olarak kullanılmıştır.
Çiniler

Girişinden eyvanına, duvarlarından pencerelerine, Türk Üçgeni’nden kubbesine kadar çinilerle bezenmiş, Selçuklularda karşılaşılan çini mozaik, altın yaldız, ajur, kabartma gibi çeşitli teknikler kullanılarak tek renk plaka çinilere yer verilmiştir. Medresede giriş sırasına göre çininin ilk kullanıldığı bölüm bugün yıkılmış olan giriş holü ile iç kapıdır. Kemer içleriyle, köşelikler ve çerçeve arasında kalan boşluklar çinilerle kaplanmıştır.
Kapıdan içeri girildiğinde, gözler bir anda ortadaki kapı ve pencerelerin üstünde dolaşan halı gibi çini kaplamalara ilişmektedir. Beşik tonozla örtülü olan ana eyvan, üst pencerenin biraz yukarısından başlayarak bütün eyvan kemerini ve tonozunu örtecek şekilde çinilerle bezelidir. Bugün dökülmüş olmasına rağmen çinileri daha aşağıdan başlayan altıgen levhalar halinde yüzeyi kapladığı eski fotoğraflarda görülmektedir.
Medresenin iç cepheleriyle kemer alınlıklarındaki uygulama, bir bütünün parçaları gibi birbirleriyle uyum sağlamış ve cephelere hareket getirmiştir. Pencere panoları adeta taç kapıya nazire edercesine içeride birer tablo gibi asılmış, geometrik ve bitkisel desenler yazılarla tamamlanarak cephedeki vurgusu artırılmıştır.
Eyvan Çinileri
Eyvan çinilerinde mozaik ve kabartma teknikleriyle birlikte düz plaka çini kaplamalara yer verilmiştir. Gerek eyvan cephesindeki yazı bordüründe gerek pahlanmış kemer köşelerinde gerekse tonozun iç yüzü ile arka duvarda geometrik ve bitkisel bezemeli zengin bir mozaik uygulama görülmektedir.
Kabartma çiniler tonozun ön ve arkasındaki geniş panolarda uygulanmıştır. Burada hamura önceden şekil verilerek yüzeyleri aynı ölçülere kesilmiş çini parçalarıyla kaplanmıştır.
Türk Üçgeni ve Kubbe Çinileri
Karatay Medresesi’ndeki Türk Üçgeni ve kubbedeki çini uygulaması ise istisnadır. Yelpaze şeklinde açılarak aşağıya doğru birleşen üçgen parçaların yüzeylerini bezeyen geometrik karakterli köşeli yazılar, kompoze edilişleri ile ustası tarafından bir ilkin gerçekleştirmesine vesile olmuştur.
Karatay Medresesi Tamir, Restorasyonları ve Günümüzdeki Durumu

Karatay Medresesi, asırlar boyunca Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde kesintisiz ilim merkezi olarak hizmet vermiş, ancak zamanın ve iklim şartlarının yıpratıcı etkileriyle çeşitli dönemlerde kapsamlı onarımlardan geçmiştir.
Osmanlı Dönemi Onarımları ve Terk Edilme Süreci
Tarihi arşivler ve resmî kayıtlar, medresenin Osmanlı döneminde de aktif olarak kullanıldığını ve belirli aralıklarla tamir edildiğini göstermektedir.
- 1609 ve 1748 Onarımları: Mehmet Önder’in Mühimme Defterleri’ne dayanarak aktardığı bilgilere göre yapı 1609 yılında kapsamlı bir tamir geçirmiştir. Ayrıca Konya Şer’iyye Defterleri kayıtlarına göre 18 Ekim 1748 tarihinde medresenin bazı bölümlerinin harap olduğu ve yeniden tamire muhtaç hale geldiği belgelenmiştir.
- 19. Yüzyılda Terk Ediliş: Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine kadar eğitim işlevini sürdüren medrese, 19. Yüzyılın sonlarında terk edilmiştir. Yılsonu salnamelerinde (devlet yıllıklarında), 19. Yüzyılın ortalarından itibaren öğrenci hücrelerinin kademeli olarak yıkılmaya başladığı belirtilmektedir.
Cumhuriyet Dönemi Restorasyonları ve Modern İhya Çalışmaları
Cumhuriyet dönemiyle birlikte Karatay Medresesi, Anadolu çini ve mimarlık tarihinin en kıymetli hazinelerinden biri olarak koruma altına alınmış ve ardı ardına koruma projeleri uygulanmıştır.
- Geçmişten Günümüze Onarım Yılları: Medrese sırasıyla 1935, 1952, 1953 ve 1957 yıllarında esaslı onarımlardan geçmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1988 ve 1993 yıllarında yürütülen restorasyon hamleleri, 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Konya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü projesiyle üst seviyeye taşınmış ve 2008 yılında tamamlanmıştır.
- 2008 – 2010 Bakım ve Yalıtım Hamlesi: Çalışmalar kapsamında 2008 yılında ziyarete kapatılan müze, 2010 yılında yeniden açılmıştır. Yapının dış duvar dipleri temizlenerek nem yalıtımı yapılmış; cephe duvarları, ana eyvan ve 12 metrelik büyük kubbenin eskiyen kurşun kaplamaları ile toprak dolguları tamamen yenilenmiştir.
- Aydınlık Feneri ve Mimari Değişimler: Arkeolog Akok’un 1960 yılı rölöve çizimleriyle karşılaştırıldığında, yapının kuzey ve güney cephelerindeki pencerelerin zamanla kemerli formdan düz dikdörtgen formlara dönüştüğü görülmüştür. Yıkılmış durumda olan ana kubbe tepesindeki tarihi aydınlık feneri ise (İnce Minareli Medrese’de olduğu gibi) restorasyon projeleriyle aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.
- Cephedeki Altın Oran Mimarisi: Yapılan mimari analizlerde, geçirdiği tüm restorasyonlara ve pencere boşluğu değişikliklerine rağmen Karatay Medresesi’nin dış cephelerinde altın oran estetiğinin ve altın dikdörtgen yapısının korunduğu tespit edilmiştir.
Günümüzdeki Durumu: Karatay Çini Eserler Müzesi
Genişşehir unvanı kazanan Konya’nın Karatay ilçesine adını veren bu şaheser yapı; yana kaydırılmış mermer portalı, asimetrik ön cephesi, çini kemerli iç kapısı, Türk Üçgeni üzerindeki dini yazıları ve adeta gökyüzünü kubbeye sığdıran eşsiz çini kompozisyonuyla dünya sanat tarihinde benzersizdir.
Zengin Müze Koleksiyonu: Müzede yapının kendi çinilerinin yanı sıra Kubad Abad Sarayı ve Konya Sarayı kazı buluntuları, diğer Selçuklu yapılarından getirilen çiniler ile Kütahya ve Çanakkale seramik sanatı örnekleri sergilenmektedir. Konya‘da yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği kültür duraklarının başında yer almaktadır.
Çini Eserler Müzesi İşlevi: Kendi bünyesindeki orijinal mimari çinileriyle zaten başlı başına bir müze niteliği taşıyan yapı, günümüzde Karatay Çini Eserler Müzesi olarak faaliyet göstermektedir.
Karatay Medresesi Çevresinde Gezilebilecek Diğer Yerler (Yürüme Mesafesindeki Rota)
Karatay Medresesi, Konya’nın tarihî ve kültürel kalbi sayılan Alaaddin Tepesi ve çevresinde yer aldığı için ziyaretçilerine yürüyerek keşfedebilecekleri zengin bir rota sunmaktadır. Medreseyi ziyaret ettikten sonra yürüme mesafesinde kolayca ulaşabileceğiniz diğer önemli duraklar şunlardır:
Mevlâna Müzesi

Karatay Medresesi’ne kısa bir yürüyüş mesafesinde (yaklaşık 1.5 – 2 km) bulunan, dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken Hz. Mevlâna’nın türbesi ve dergâhıdır.
Konya Arkeoloji Müzesi

Türkiye’nin en eski ikinci arkeoloji müzesi olan bu kurum; Çatalhöyük buluntuları gibi Neolitik Çağ eserleri ve muhteşem Roma dönemi lahitleriyle ünlüdür. Karatay Medresesi’ne kısa bir yürüyüş mesafesinde (yaklaşık 1.5 – 2 km) yer alır.
Alaaddin Tepesi ve Alâeddin Camii
Medresenin hemen karşısında yer alan Alaaddin Tepesi, şehrin merkezindeki en yüksek noktadır. Tepenin üzerinde yer alan 12. yüzyıl Selçuklu eseri Alâeddin Camii, benzersiz ahşap sütunları ve mihrabıyla mutlaka görülmelidir.
İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi)
Karatay Medresesi’ne oldukça yakın bir konumda bulunan bu muazzam yapı, Selçuklu taş işçiliğinin en görkemli taç kapılarından birine sahiptir. Günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.
Sırçalı Medrese (Mezar Anıtları Müzesi)
Selçuklu döneminden kalma, firuze ve lacivert çini bezemeleriyle dikkat çeken bir diğer önemli medresedir.
Konya Festivalleri ve Kültürel Etkinlik Takvimi
Konya, asırlar boyunca Anadolu Selçuklu Devleti‘ne başkentlik yapmış olmasının getirdiği köklü tarihi, tasavvufi derinliği, zengin mutfağı ve geniş coğrafyasıyla Türkiye’nin en özgün kültür ve festival merkezlerinden biridir. Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin hoşgörü felsefesinden Tarihi İpek Yolu geleneklerine, tarımsal bolluk şenliklerinden çağdaş sanat etkinliklerine kadar yıl boyunca Konya’da düzenlenen öne çıkan festival ve etkinlikler şunlardır:
Uluslararası Mistik Müzik Festivali (Eylül)
Mevlânâ Celâleddin-i Rumî’nin doğum yıldönümü anısına her yıl Eylül ayında düzenlenen festival, dünyanın en prestijli geleneksel ve mistik müzik organizasyonları arasında gösterilmektedir.
- Etkinlik İçeriği: Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen mistik müzik toplulukları, sufi müzik icracıları ve otantik çalgı ustaları Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşur.
Hz. Mevlânâ’nın Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri / Şeb-i Arûs (Aralık)
Konya’nın dünyaca en çok tanınan ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan devasa manevi organizasyonudur. Mevlânâ’nın ölüm gününü “Hakk’a kavuşma ve düğün gecesi” (Şeb-i Arûs) olarak kabul eden bu törenler her yıl 7 – 17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilir.
- Etkinlik İçeriği: Mevlevihane geleneklerine uygun sema ayin-i şerifleri, tasavvuf musikisi dinletileri, mesnevi okumaları, sergiler, konferanslar ve sempozyumlar düzenlenir.
Konya GastroFest / Uluslararası Konya Gastronomi Festivali (Eylül – Ekim)
Anadolu Selçuklu saray mutfağının devamı olan zengin Konya mutfak kültürünü tanıtmak amacıyla düzenlenen festival, lezzet tutkunlarının buluşma noktasıdır.
- Etkinlik İçeriği: Kalehan Ecdad Parkı’nda gerçekleştirilen festivalde etliekmek, fırın kebabı, bamya çorbası, tirit ve saç arası gibi coğrafi işaretli yöresel lezzetlerin tadımı, ünlü şeflerin katılımıyla yemek yarışmaları ve gastro-şovlar yapılır.
Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği (Temmuz)
Konya’nın Akşehir ilçesinde Türk mizahının ve bilgeliğinin simgesi Nasreddin Hoca anısına 1959 yılından bu yana aralıksız düzenlenen köklü bir festivaldir.
- Etkinlik İçeriği: Akşehir Gölü’ne temsili olarak “Göl Maya Tutma” ritüeliyle başlayan şenlikler boyunca tiyatro gösterileri, mizah yarışmaları, konserler, karikatür sergileri ve çocuk atölyeleri düzenlenir.
Binbir Kilise / Karapınar ve Beyşehir Doğa ve Kültür Festivalleri (Yaz Ayları)
Konya’nın doğal güzelliklerini ve antik yerleşimlerini öne çıkaran ilçe festivalleridir.
- Beyşehir Göl Festivali: Beyşehir Gölü kıyısında su sporları gösterileri, plaj voleybolu turnuvaları ve açık hava konserleriyle kutlanır.
- Karapınar Meke Gölü ve Lavanta Şenlikleri: Bölgedeki jeolojik miraslara ve mor lavanta tarlalarına dikkat çeken doğa yürüyüşleri ve fotoğrafçılık etkinlikleri düzenlenir.
Çumra Çatalhöyük Arkeoloji ve Kültür Festivali
Dünyanın bilinen en eski neolitik kent yerleşimlerinden biri olan UNESCO Dünya Mirası listesindeki Çatalhöyük’ün bulunduğu Çumra ilçesinde düzenlenmektedir.
- Etkinlik İçeriği: Tarih sohbetleri, antik dönem deneysel çömlekçilik ve dokuma atölyeleri, ören yeri turları ve halk oyunları gösterileri gerçekleştirilir.
Konya’da Neler Yenir?
Konya, zengin Selçuklu ve Osmanlı mutfak kültürüyle Anadolu’nun en önemli gastronomi duraklarından biridir. Et yemekleri, hamur işleri ve yöresel çorbalarıyla damaklarda iz bırakan Konya mutfağında mutlaka denemeniz gereken başlıca lezzetler şunlardır:
- Etliekmek ve Bıçakarası: Konya denildiğinde akla ilk gelen lezzet olan etliekmek, çok ince açılan hamur üzerine yayılan özel kıymalı harçla taş fırında pişirilir. Daha iri doğranmış etle yapılan versiyonu ise “Bıçakarası” olarak adlandırılır.
- Fırın Kebabı (Furun Kebabı): Kuzu etinin kendi öz suyuyla taş fırınlarda saatlerce pişmesiyle hazırlanan, ağızda dağılan eşsiz bir yöresel lezzettir. Genellikle yanında pide ve sade ayranla tüketilir.
- Kuru Bamya Çorbası: Konya yemek kültürünün vazgeçilmez bir parçası olan bu çorba, ipe dizilerek kurutulmuş çiçek bamyasının et suyu ve limonla harmanlanmasıyla yapılır; tatlı-ekşi dengesiyle bilinir.
- Tirit Kebabı: Özel pide parçaları üzerine yayılan yoğurt, yumuşak kuzu/dana eti ve tereyağlı sosun buluştuğu doyurucu bir ana yemektir.
- Konya Böreği (Mevlana Böreği) ve Saç Böreği: Üçgen veya şeritler halinde hazırlanan, küflü peynir veya kıymayla zenginleştirilen nefis hamur işleridir.
- Sacarası Tatlısı: İncecik hamurların arasına bolca kaymak ve fıstık konularak fırınlandıktan sonra şerbetlenen, çıtır çıtır geleneksel bir Konya tatlısıdır.
Karatay Medresesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Konya’nın en önemli Selçuklu dönemi eserlerinden biri olan Karatay Medresesi ve içerisindeki Çini Eserler Müzesi hakkında ziyaretçilerin en çok merak ettiği konuları, bilet fiyatlarını, mimari detayları ve tarihi geçmişini aşağıda bulabilirsiniz.
Karatay Medresesi, Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus döneminde, devletin en büyük vezirlerinden biri olan Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 yılında yaptırılmıştır.
Medresenin taç kapısı açıklığının etrafındaki 37 hücrenin içine 28 adet kabartmalı şekilde Hz. Muhammed’in az kelimeli çok manalı sözleri (hadisleri) yazılmıştır. Ayrıca kapının cephesini ayıran levhalarda Neml Suresi’nden bir ayet sülüs yazı ile kabartma olarak yer almaktadır.
Medresenin içerisinde Orta Çağ’ın en nadide çini mozaikleri, firuze ve kobalt mavisi bezeli devasa merkezi kubbe, Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan insan ve fantastik figürlü duvar çinileri, Kılıçaslan Köşkü buluntuları, tarihi kare havuz ve Emir Celaleddin Karatay’ın türbesi yer almaktadır.
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi ziyareti ücrete tabidir. Girişte Müzekart geçerlidir; Müzekartınız yoksa giriş ücreti 3 Euro karşılığı Türk Lirası olarak alınmaktadır.
Karatay Medresesi (Çini Eserler Müzesi), Konya’nın merkezinde Karatay ilçesi Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı üzerinde, Alaaddin Tepesi’nin kuzeyinde yer almaktadır.
Medrese; Anadolu Selçuklu döneminin en büyük ve görkemli merkezi kubbesine sahip olması, taç kapısının asimetrik yerleşimi, duvardaki mermer işçiliği ve dönemin en zengin çini mozaik koleksiyonunu barındırması nedeniyle Selçuklu mimarisinde istisna ve eşsiz bir eser olarak kabul edilmektedir.
Ayrıca İlgili Linkler
- Anadolu Selçuklu Yapıları
- Karatay Medresesi Fotoğrafları
- Gezilecek Yerler Haritası
- Konya Gezilecek Yerler Listesi
- Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri
- İç Anadolu Bölgesi Gezilecek Tarihi Yerler ve Müzeler
- Mevlana Müzesi Bilgileri
- Sahip Ata Müzesi Bilgileri
- Konya Arkeoloji Müzesi Bilgileri
- Türkiye Gezilecek Önemli Yerler
- Konya Şehir İsimleri Nereden Geliyor?
- Türk Tarih Kurumu Belleten Dergisi
- Arkeoloji Kategorisi
- Arkeoloji Müzeleri Kategorisi
- Konya Gezi Rehberi Kategorisi
- Medreseler Kategorisi
- Karatay Medresesi Kapsamında Tarihi Süreçteki Sürdürülebilirlik- Elif Merve YILMAZ, Mine ULUSOY
- Konya Karatay Medresesi Süslemelerinin Desen ve Tasarım Özellikleri, Önder Düz, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Geleneksel Türk Sanatları, Yüksek Lisans Tezi, 2019
- Karatay – Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Yrd. Doç. Dr. Yaşar Erdemir, Bekir Şahin
- Karatay Medresesi’nin Biçimlendirilmesi ve Mimari anlam Boyutu – Zehra Odabaşı
- Karatay Medresesi Çini Eserleri Müzesi, Yaşar Erdemir, Konya Valiliği, 2001
- Konya Karatay Medresesi’nin Ana Kubbe Geometrik Bezemesi, Selçuk Mülayim, Sanat Tarihi Yıllığı, S: XI, İstanbul, 1982

