Karatay Medresesi insan figürlü çini parçaları Selçuklu dönemi 12.yy 13.yy - Karatay Madrasa Museum, tile fragments with human figure, Kubad Abad Palace, Selçuk Period

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi: Selçuklu Çini Sanatının En Güzel Eserleri

Karatay Medresesi (bugünkü adıyla Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi), Anadolu Selçuklu döneminin en görkemli çini eserleri, eşsiz mozaik kubbesi ve köklü tarihiyle Konya’nın en önemli turistik simgelerinden biridir. Selçuklu mimarisinin zirve eserleri arasında yer alan bu yapı, günümüzde barındırdığı paha biçilmez koleksiyonlar ile sanat ve tarih meraklılarını adeta büyülemektedir. Eğer siz de bu eşsiz medreseyi yakından keşfetmek, mimari detaylarını incelemek ve gezi planınıza dahil etmek istiyorsanız, yapının tarihi geçmişinden ziyaret saatlerine kadar merak ettiğiniz tüm detayları bu yazımızda bulabilirsiniz.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Önemi

Karatay Medresesi, Konya’nın merkezinde Alaaddin Tepesi ismiyle anılan höyüğün ve iç kalenin yanı başında olmakla birlikte Sırçalı Medrese’ye, Alâeddin Keykubad Camii’ne, Selçuk Köşkü olarak da bilinen Konya Köşkü’ne oldukça yakın bir konumda bulunmaktadır. 1251 yılında Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan bu tarihi yapı, günümüzde Çini Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Konya’yı ziyaret edenler için hem tarihi dokusuyla hem de barındırdığı eşsiz çini koleksiyonuyla mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Ayrıca Konya’da diğer önemli görülmesi gereken yerler arasında aşağıda linklerini göreceğiniz üzere Mevlâna Müzesi, Konya Arkeoloji Müzesi, Sahip Ata Müzesi de bulunmaktadır.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kubad Abad Sarayı insan figürlü çini parçaları 12.yy ve 13.yy. - Karatay Madrasa, tile fragments with human figures, Kubad Abad Palace, Selçuk Period
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kubad Abad Sarayı insan figürlü çini parçaları 12.yy ve 13.yy. – Karatay Madrasa, tile fragments with human figures, Kubad Abad Palace, Selçuk Period

Karatay Medresesi içinde yer alan Çini Eserler Müzesi’nde sergilenen eserler, Anadolu Selçuklu döneminin eşsiz çini sanatını gözler önüne sermektedir. Özellikle Alaaddin Tepesi ve Kubad Abad Sarayı (veya Kubadabad Sarayı) kazılarında ortaya çıkarılan çini kalıntıları, müzenin en değerli parçaları arasında yer alır. Duvar çinileri, alçı süslemeler ve çeşitli seramik objeler, Selçuklu çiniciliğinin inceliklerini ve sanatsal zenginliğini yansıtmaktadır. Bu eserler, dönemin mimari süsleme sanatının ne kadar ileri bir seviyede olduğunu kanıtlar niteliktedir. Ayrıca medresenin bahçesinde de başta Konya Kalesi olmak üzere yine Anadolu Selçuklu döneminin mimari unsurları ve süslemeleri olan rölyef ve yazıtlar ziyaretçileri beklemektedir.

Anadolu Selçuklu Devleti (1075-1308), Büyük Selçuklu Devleti’nin dağılmasının ardından Anadolu’da kurulan güçlü bir Türk devletiydi. Başkenti Konya olan bu devlet, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Bilim, sanat, mimari ve ticarette büyük gelişmeler kaydeden Anadolu Selçukluları, günümüze kadar ulaşan medreseler, camiler, kervansaraylar ve köprüler gibi pek çok önemli yapı inşa etmişlerdir. Özellikle Mevlâna Celaleddin Rumi gibi büyük düşünürleri himaye etmeleriyle de bilinen Selçuklular, Anadolu’da eşsiz bir medeniyetin temellerini atmışlardır. Moğol istilaları sonucunda zayıflayan devlet, 14. yüzyılın başlarında yıkılarak yerini Anadolu beyliklerine bırakmıştır.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kısa Bilgiler Tablosu

Özellik / Bilgi Başlığı Detaylar ve Veriler
Konum Konya merkez, Karatay ilçesi, Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı (Alaaddin Tepesi’nin kuzeyi)
Yapı Yüzölçümü Doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 31.50 x 26.50 metre ölçülerinde dikdörtgen bir alan üzerine kurulmuştur.
Envanterindeki Toplam Eser Sayısı Yaklaşık 5.000 adet çini, seramik ve alçı (stuko) eser bulunmaktadır.
Sergilendiği Eser Sayısı Envanterdeki eserlerin yaklaşık yarıdan fazlası müze salonlarında ve teşhir alanlarında sergilenmektedir.
Eserlerin Geldikleri Yerler Beyşehir Kubad Abad Sarayı kazıları, Konya Kılıçaslan Köşkü kazıları, Konya Kalesi kalıntıları ile Konya ve çevresindeki diğer Selçuklu/Osmanlı ören yerleri.
Önemli Mimari/Tarihi Bilgiler 1251 yılında II. İzzeddin Keykavus döneminde Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu medreseleri arasında en büyük ve en görkemli merkezi kubbeye sahiptir.
İlginç Bilgi 1: Mumyalanmış Devlet Adamı Medresenin banisi olan Emir Celaleddin Karatay’ın vefatından sonra mumyalandığı ve 19. yüzyılın ortalarına kadar türbesindeki sandukasının altında sağlam vaziyette durduğu tarihi kayıtlarda belirtilmektedir.
İlginç Bilgi 2: Taç Kapıdaki Gizli Hadisler Alışılmışın dışındaki asimetrik taç kapının etrafındaki 37 hücre içerisine kabartma teknikle Hz. Muhammed’in 28 adet az kelimeli ama çok derin manalı sözü (hadisi) işlenmiştir.
İlginç Bilgi 3: Evrensel Kubbe Sembolizmi Medresenin ortasındaki kare havuz “yeraltını”, zemin ile kubbe arası “yeryüzü ve havayı”, tepesindeki açık gözü barındıran görkemli kubbe ise “gökyüzü ve gökyüzü kapısını” simgeleyen kozmik bir mimari tasarıma sahiptir.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti (2026)

Her gün açık olan Karatay Medresesi ve içindeki Çini Eserler Müzesi açılış saati 09:00 olup kapanış saati ise 19:00’dur. Ayrıca bilet gişesi 18:30’da kapanmaktadır. Mimari, çini eserleri, alçı ve taş eserleri meraklıları için birkaç saat olabilecek müze gezme süresi genel kültür meraklıları için 30 dakika kadar sürebilir.

Karatay Medresesi fotoğrafları Kubad Abad Sarayı duvar çinileri 12.yy 13.yy - Karatay Madrasa Museum Kubad Abad Palace wall tiles Seljuk Period
Karatay Medresesi fotoğrafları Kubad Abad Sarayı duvar çinileri 12.yy 13.yy – Karatay Madrasa Museum Kubad Abad Palace wall tiles Seljuk Period

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi girişinde Müzekart geçmektedir. Müzekart yoksa girişte 3 Euro karşılığı Türk Lirası alınmaktadır. Medresenin girişi ana caddenin hemen yanında olduğu için kolayca bulunabilir, girişte müze ve medrese ile ilgili detaylı bilgiler, çizimler ve yönlendirmeler içeren panolar yer almaktadır. Medresedeki orijinal çiniler ve müzedeki Selçuklu dönemi çinileri, Osmanlı ve Selçuklu dönemi seramikler, Kubadabad Sarayı duvar çinileri, tabaklar diğer eşyalar ile bahçedeki mimari taş oymaları ilgi çekicidir.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi İçinde Neler Var?

Konya’nın en değerli tarihi simgelerinden biri olan Karatay Medresesi, kapısından içeri adım attığınız andan itibaren sizi Anadolu Selçuklu döneminin görkemli sanat dünyasıyla buluşturmaktadır. Bugün Çini Eserler Müzesi olarak hizmet veren bu tarihi yapının içerisinde, Orta Çağ’ın en nadide seramikleri, duvar çinileri ve mimari kalıntıları sergilenmektedir. Medresenin içine girdiğinizde sizi karşılayan ihtişamlı ana salon, geometrik motiflerle bezelidir.

Karatay medresesi orijinal çinileri - Original tiles of Karatay Madrasa
Karatay medresesi orijinal çinileri – Original tiles of Karatay Madrasa

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi içinde yer alan ana unsurlar ve teşhir alanları şunlardır:

  • Muazzam Merkezî Kubbe ve Çiniler: Medresenin 12 metre çapındaki devasa merkezi kubbesi, firuze ve lacivert tonlarındaki mozaik çinileri, kufi yazılı ayet frizleri ve evrensel sembolizmi yansıtan geometrik tasarımıyla müzenin kalbini oluşturur.
  • Kubad Abad Sarayı Kalıntıları: Beyşehir’deki Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan; insan, hayvan ve fantastik figürlerin (siren, sfenks, çift başlı kartal) yer aldığı paha biçilmez saray çinileri burada sergilenmektedir.
  • Konya Kılıçaslan Köşkü Buluntuları: Türk Tarih Kurumu adına yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan zengin çini ve alçı kabartma malzemeler müzenin koleksiyonunu zenginleştirir.
  • Tarihi Havuz: Merkezi holün tam ortasında yer alan, Selçuklu mimari sembolizminde gökyüzü ve yeryüzü dengesini simgeleyen kare planlı tarihi havuz yer alır.
  • Celaleddin Karatay Türbesi: Medresenin banisi olan Emir Celaleddin Karatay’ın sandukasının yer aldığı, kubbeli ve özel çini süslemeli türbe alanı yapının güney kısmında bulunmaktadır.
  • Taş ve Alçı Eserler: Medresenin bahçesinde ve iç salonlarında Konya Kalesi’ne ait mimari parçalar, rölyefler, yazıtlar, Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait seramikler ile Kütahya/Çanakkale seramik örnekleri ziyaretçilerini beklemektedir.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi’nde Görülmesi Gereken Önemli Eserler

Medrese yapısı, Selçuklu sanatının yanı sıra Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya’nın da en önemli eserleri arasında yer almakta ve sergilendiği çiniler orta çağın en önemli çini eserleri arasında yer almaktadır. Çini Eserler Müzesi olarak 1955 yılından itibaren faaliyet gösteren Karatay Medresesi içerisinde Konya ve çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar neticesinde ele geçirilen çini buluntuların yanı sıra, alçıdan yapılmış eserler ile birlikte Osmanlı dönemine ait seramikler teşhir edilmektedir. Medresede sergilenen eserlerin önemli bir bölümünü, 1941 yılında Konya Kılıçaslan Köşkü’nde Türk Tarih Kurumu adına merhum Remzi Oğuz Arık tarafından yürütülen kazı çalışmalarından çıkarılan, zengin çini ve alçı malzemeler oluşturmaktadır.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kubad Abad Sarayı duvar çinileri 13.yy - Karatay Madrasa Museum, wall tiles of Kubad Abad Great Palace, Seljuk Period, 13th Century
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kubad Abad Sarayı duvar çinileri 13.yy – Karatay Madrasa Museum, wall tiles of Kubad Abad Great Palace, Seljuk Period, 13th Century

Ele geçen çinilerde, sır altı ve lüster tekniği yanı sıra minai tekniği ile yapılan örnekler oldukça ilginçtir. Kazılar sırasında altıgenlerin yanı sıra, altı ve sekiz kollu yıldızlarla, haç, baklava ve dört köşeli örneklere rastlamak mümkündür. Duvar kaplaması olarak minailerde daha çok saray konularına yer verilmiştir. Konu olarak, bağdaş kuran, ud çalan figürler, siren ve sfenks tasvirleri, atlı avcılar, tekli ve gruplar halinde tasvir edilmiş insan figürleri, badem gözlü yuvarlak yüzlü, bitişik yay kaşlarıyla tipik Türk yüzünü temsil ederler. Gerek oturanlar gerekse avcı ve atlardaki elbise ve giyimler dönemin kültürünü aydınlatan son derece zengin görüntülerdir.

Karatay Medresesi Ana Eyvan çini detayları - Karatay Madrasa Museum main iwan and dome tile details
Karatay Medresesi Ana Eyvan çini detayları – Karatay Madrasa Museum main iwan and dome tile details

Müzede mutlaka yakından incelemeniz gereken öne çıkan eser grupları ve temalar şunlardır:

  • Kubad Abad Sarayı Duvar Çinileri: Beyşehir yakınlarındaki Kubad Abad Sarayı’nda yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılan; insan, hayvan ve fantastik figürlerin işlendiği paha biçilmez duvar çinileri müzenin en değerli parçaları arasındadır.
  • İnsan Figürlü Saray Çinileri: Bağdaş kurarak oturan ve ellerinde nar, haşhaş veya balık tutan figürlerin yanı sıra kadeh tutan erkekler, keçi ve tavşan taşıyan portreler yer alır. Kadın figürleri ise zengin elbiseleri, başlıkları, peçeleri ve yaşmaklarıyla dönemin zenginliğini gözler önüne serer.
  • Mitolojik ve Fantastik Hayvan Figürleri: Grifon, ejder, sfenks, siren ve dönemin sultan arması hâline gelen çift başlı kartal gibi mitolojik ve fantastik tasvirler dikkat çeker.
  • Realist Hayvan Tasvirleri: Devekuşu, balık, tavşan, eşek, deve, keçi, at, ayı, kurt, kedi, köpek, aslan, şahin, güvercin ve tavus gibi son derece realist resmedilmiş hayvan figürleri bulunmaktadır.
  • Osmanlı ve Diğer Dönem Seramikleri: Konya ve çevresinden getirilen alçı malzemeler, cam örnekler, renkli sırlı ve lüster tekniğindeki tabak, kâse, yağ kandilleri, mozaik çiniler ile Kütahya seramikleri koleksiyona ayrı bir zenginlik katmaktadır.

Karatay Medresesi Tarihi ve Önemli Kronolojik Dönemleri

Karatay Medresesi Karatay İlçesi, Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı’nda Alaaddin Tepesi’nin kuzeyinde yer almaktadır. Alaaddin (Halk dilinde Alâeddin ismi Alaaddin’e dönüşmüştür) Tepesi de konum olarak Konya kentinin tam ortasında yer almaktadır, esasen bir höyük olup Konya kentinin iç kalesini ihtiva eder. Alaaddin Tepesi’nde 1941 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan kazılar sonucunda buradaki yerleşimin Tunç Çağı’na (MÖ 4500-2000) kadar uzandığı anlaşılmış, Remzi Oğuz Arık başkanlığındaki bir ekip tarafından 20 m derinliğine kadar yapılan açmalarda tepe üzerinde sırasıyla Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Roma ve Frig yerleşimlerine ait çeşitli katmanlar tespit edilmiştir.

Anadolu’da mimari eserler genellikle onu yaptıran ve vakfedenin adıyla söylenir. Karatay Medresesi’nin adı da eseri yaptıran, Selçuklu devletinin en büyük vezirlerinden olan Celaleddin Karatay’dan gelmektedir. Karatay Medresesi, Sultan II. İzzeddin Keykavus Devrinde, Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 yılında yaptırılmış olup mimarı bilinmemekle birlikte Alâeddin Cami’ye benzer işlemeler ve detaylar görüldüğünden, Dimaşklı Mehmet bin Havlan’ın yapımında etkisi olabileceği düşünülmektedir.

Medrese girişindeki kitabede yazdığı gibi literatüre her ne kadar 1251 tarihli olarak geçse de kitabenin yazıldığı taşların farklı oluşlarıyla, bu farklı taşlardaki yazı karakterlerinin diğerleriyle uyuşmaması tarihleme ile ilgili bazı tereddütler yaratmaktadır. Bazı kaynaklar kitabenin değişikliğe uğramasından dolayı yanlış değerlendirilerek tarihleme yapıldığını, kapının mimari ve süsleme özelliği ile ortaya konabilecek görüşleri gündeme getirilemediğini ileri sürerek inşa tarihinin 1220-1230’lu yıllar olması gerektiğini belirtmektedir. Medrese Selçuklular Devrinde hadis ve tefsir ilimleri okutulmak üzere hizmet vermiştir.

Karatay Medresesi hakkındaki en eski kayıt, Ahmed Eflaki’nin Menakıbu’l Arifin adlı eserinde yer almaktadır. Burada, medresenin açılışında büyük bir törenin düzenlendiğine, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, Sadreddin Konevi, Kadı Siraceddin Mahmud el-Urmevî (ö. 1285) ve Şerefeddin Muslî gibi ilim adamı ve Sufilerin hazır bulunduğuna dair bilgiler yer almıştır.

Eflaki’nin bildirdiğine göre Celâleddin Karatay, medresesinin tamamlanmasından sonra büyük bir toplantı düzenlenmesini emretmiştir. Bilginler arasında başköşenin neresi olduğu konusunda bir bahis açılmış, Mevlâna’nın gönül dünyasında büyük değişikliklere neden olan mutasavvıf Şems-i Tebrizi (1185-1248), medresede ayakkabıların çıkarıldığı yerde bulunan halkın arasına oturmuştur. Mevlâna Celâleddin Rumi başköşe konusunda kendisine yöneltilen soruya şu şekilde cevap vermiştir:

“Bilginlerin başköşesi sofanın ortasıdır. Ariflerin başköşesi bir evin köşesidir. Sufilerin başköşesi sofanın kenarıdır. Âşıkların mezhebinde ise başköşe dostun kucağıdır”.

Verdiği bu cevap ile Şems’in şahsında Allah’a duyduğu ilahi aşkı dile getiren Mevlâna Celâleddin Rumi kalkıp Şems-i Tebrizi’nin yanına oturmuştur. Dönemin kaynaklarından anlaşılacağı üzere Mevlâna medresenin açılışından sonra birçok defa burada bulunmuş, medresede zaman zaman sabah namazlarını kıldırmış ve Celâleddin Karatay’ın ölümünden sonra da müritleriyle birlikte buraya gelerek medresenin banisi için türbede dua etmiştir.

Karatay Medresesi Kronolojisi ve Tarihsel Dönüm Noktaları

  • MÖ 4500 – 2000 (Tunç Çağı): Alaaddin Tepesi’ndeki ilk yerleşim katmanlarının başlangıcı.
  • 1251 (Selçuklu Dönemi): Sultan II. İzzeddin Keykavus devrinde Emir Celaleddin Karatay tarafından medresenin inşası.
  • 13. Yüzyılın İkinci Yarısı: Ahmed Eflaki’nin Menakıbu’l Arifin eserinde yer alan açılış töreni ve Mevlâna ile Şems-i Tebrizi’nin medrese buluşmaları.
  • 1941: Türk Tarih Kurumu adına Remzi Oğuz Arık başkanlığında Alaaddin Tepesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmaları.
  • 1955: Yapının Çini Eserler Müzesi olarak ziyarete açılması ve hizmet vermeye başlaması.
  • 2005 – 2008: Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon çalışmalarının tamamlanarak medresenin yeniden kapılarını açması.

Emir Celaleddin Karatay Kimdir?

Doğum tarihi bilinmeyen Celaleddin Karatay ‘Gulam’lık görevinden Anadolu Selçuklu Devleti devlet adamlığına kadar yükselmiştir. Gulam veya Kul sistemi, İslam devletlerinde kölelerden oluşan, hükümdarı korumakla görevli olan askerî birliklerdir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki karşılığı ise kapıkulu askerleridir. Karatay soyadına istinaden Türk olduğunu söyleyen araştırmacıların karşısında ise Karatay’a ait vakfiye ve kitabelerde adının her yerde Karatay b. Abdullah olarak geçmesine istinaden Türk olmadığını söyleyen araştırmacılar vardır. Çünkü o devir vesikalarında mühtedilerin ve devşirmelerin baba adı daima “Abdullah” şeklinde değiştirilmektedir. Mühtedi ise diğer dinlerden veya dinsiz iken İslâm’a girme anlamında bir terimdir.

Dönemin tarihçilerine göre (İbni Bîbî – Anadolu Selçuklu Devleti tarihi kaynak yazarı), Alaeddin Keykubat’ın cülusu (tahta çıkışı) sırasında orta yaşlı olduğu ve sultanın ölümüne kadar da görevinin başında ve sultanın hizmetinde olduğu belirtilmektedir.

I. Alaeddin Keykubat’ın ölümü sonrasında yerine geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in zayıf siyaseti ve 1243 yılında Kösedağ’da İlhanlılar’a yenilmesiyle Karatay bazı devlet adamları ile birlikte bir köşeye çekilir. Ancak işlerin daha da kötüye gitmesi üzerine tekrar göreve davet edilir ve eski görevi olan Taştdartlık ve Hazine-i Hassa emirliğine tayin edilir. Taştdart, hükümdarların ellerini yıkamaları ve abdest almaları için önlerine leğen-ibrik getirip hizmet eden saray görevlilerine denilmektedir.

Celaleddin Karatay, Keyhüsrev’in ölümüne kadar bu görevlerde kalır. Sultanın ölümüne kadar üç oğlunun ayrı ayrı ve birlikte saltanat sürdükleri dönemde ise daha etkin bir rol oynayacaktır. II. Gıyaseddin Keyhüsrev en küçük oğlu Alaeddin Keykubat’ı veliaht tayin etmesine rağmen kendisi ve kendisi gibi güçlü olan diğer devlet adamlarının baskısıyla tahta II. İzzettin Keykavus çıkarılmıştır. Karatay da saltanat naibi görevine getirilmiştir. Öyle ki sonrasında da devletin üç kardeş tarafından birlik içinde yönetilmesini de sağlamıştır.

1249 yılında Saltanat Naibliğini bırakarak Atabeg’lik (şehzadeleri eğitip yetiştiren Atabeylik kurumunun başındaki yönetici) yapmış ve bu görevini de ölene kadar sürdürmüştür. Dönemin kaynakları, Moğol müdahale ve baskılarının en yoğun olduğu bir dönemde devlete sahip çıkan, ülkede dirlik ve düzeni sağlamak için samimiyetle çalışan Karatay’ın dindarlığı, hayırseverliği, ahlâkî meziyetleri ve güçlü bir devlet adamı olduğu üzerinde birleşmektedir. Kaynaklar ayrıca kendisinin, ibadetle meşgul olduğunu, her türlü maddî zevkten sakındığını, Müslüman ve zimmî herkesin onun ihsan ve iyiliklerine nail olduğunu yazmaktadır.

İbni Bîbî, Karatay’ın ülkenin her tarafında mescid, medrese, hankah ve kervansaray gibi hayır eserleri yaptırdığını belirtir. Ancak vakfiye ve kitabelerden tespit edilebilen eserleri, Türkiye-Suriye arasındaki yol üzerinde, Kayseri’nin Bünyan ilçesi yakınlarında bulunan Karatay Kervansarayı, Konya’daki Karatay Medresesi ve Antalya’daki Dârüssulehâ’dan ibarettir.

Celaleddin Karatay’ın Ölümü

Celalettin Karatay’ın ölümü üzerine farklı kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Kimi tarihçilere göre 1254 yılında İzzeddin Keykavus’u sefere uğurlarken Kayseri’de vefat etmiştir. Kimi kaynaklarda ise Kayseri’de esir alındığı ve sonrasında öldüğü/öldürüldüğü belirtilmektedir. Öyle veya böyle öldükten sonra mumyalanmış ve kendi yaptırdığı Konya’daki Karatay Medresesi içine defnedilmiştir. Türbesi halen medresenin içindedir.

Karatay Medresesi Mimari Özellikleri

Selçuklu mimarisine bakıldığında kendine has bir karakteristiğe sahiptir ve özgün bir mimari kimliği olduğu görülmektedir. Ancak Karatay Medresesi gerek planı gerek mimari biçimlenişi gerekse malzeme ve bezeme özellikleriyle klasik tipteki Selçuklu eserlerinden farklıdır. Bu özelliklerden bazıları; doğu cephede yer alan duvardaki çarpıklık, taç kapıda renkli mermer kullanımı, girişte yer alan ana mekân ve içerisinde yer alan çini bezemelerin farklılığıdır. Medrese dışardan bakıldığında kareye yakın bir dikdörtgen algısı oluşturmaktadır. Tek katlı yapı Sille taşından yapılmıştır.

Karatay Medresesi kubbe içi ve Türk Üçgeni çinileri - Karatay Madrasa dome tiles and Turkish Triangle tiles
Karatay Medresesi kubbe içi ve Türk Üçgeni çinileri – Karatay Madrasa dome tiles and Turkish Triangle tiles

Kuzey cephe duvarı 128 cm kalınlıkta ve moloz taş örgülüdür. Kısmen sağlam kalabilen bu cephenin bir bölümü restorasyondan önce yıkılmıştır. Hatta eski fotoğraflarda öğrenci hücrelerinin de tamamen yıkık olduğu görülmektedir. Batı cephe de moloz taş örgülüdür. Batı cephede altta dikdörtgen formlu pencereler, türbe bölümünde ise üstte sivri kemerli bir pencere açıklığı ile aydınlatma sağlanmıştır. Güney cephede de aynı malzeme kullanılmış ve yer yer hatıllarla takviye edilmiştir. Türbeye açılan altlı üstlü iki pencere ile daha üstte bir tepe penceresi ve talebe hücrelerine açılan dört pencere cepheyi hareketlendirmiş, merkezi kubbenin altındaki iki pencere ile de iç mekân aydınlatılmıştır. Medresede Taç kapı doğu cephenin güney köşesinde bulunmasından dolayı kapıdan doğrudan medrese avlusu yerine bir giriş holüne geçilmektedir. Taç kapının arka yüzü alttan muntazam kesme taş, üstte tuğla ile kaplanmış, yan yüzünün bir kısmı ile diğer duvarlar moloz taş ile örtülmüştür. Giriş holünün kuzeybatı köşesindeki kapı kubbeyle örtülü avluya geçit vermektedir. Sivri kemerli bu kapının kemer içlerinde, köşeliklerde ve çerçeve arasında kalan boşluklar çinilerle kaplanmıştır.

Medrese kubbesi on iki metre çapıyla Anadolu Selçuklu medreselerinin arasında en büyük ve en görkemlisidir. Ana mekân olan iç avlunun bu merkezi kubbesi dıştan ve eteklerine doğru iki kat tanbur ile kademeli hale getirilmiştir. Ortadaki avluya batıda tek bir eyvan açılmakta, köşelerde kubbeli odalar bulunmaktadır. Kuzey, güney ve doğu hücreleri beşik tonozla örtülüdür. Kuzeybatı köşesindeki kubbeli odada Celaleddin Karatay gömülüdür.

Tuğla ve sırlı tuğla, Türklerin yapı gelenekleri içinde inşa ve tezyini maksatla kullandıkları en eski malzemelerdir. Anadolu dışında ve Anadolu’da inşa edilen ilk yapılarda kırmızımsı renkte olan yassı kare biçimindeki sırsız tuğlalar gerek örgü sistemiyle inşa ve tezyini amaçla gerekse kesme tuğla işçiliği ile oluşturulan tuğla mozaik dekoru ile sadece tezyini amaçlarla kullanılmıştır. Konya’daki Selçuklu eserlerinde tuğla üzerine yapılan en yaygın sırlar olan firuze ve kobalt-mavisi, siyah ve beyaz yanında, Karatay Medresesi’nde sarı yaldız da görülür. Oysa bu renk İran’da ancak yüz yıl sonra ortaya çıkacaktır. Konya’da çok popüler olan yeşil de İran’dan çok önce kullanılmıştır. Selçuklu çağındaki renkli bezemede en çok kullanılan teknikler, sırlı tuğla ve mozaik çini ile yapılanlardır. Anadolu’daki tuğla bezeme, Türkistan ve İran’da 12. yüzyılda gelişen tuğla kaplama bezemenin devamıdır.

Mimari detayları ve yapısal unsurlarıyla dikkat çeken medresenin öne çıkan bölümleri şu başlıklar altında incelenmektedir:

  • Taç Kapı: Asimetrik konumu, mermer işçiliği ve taş üzerine işlenmiş hadisler ile ayet detayları.
  • İç Avlu: Aydınlık fenerli kubbesi, Türk Üçgeni geçişleri ve ortasındaki kare planlı havuzu.
  • Eyvan: Yazlık dershane/mescit işlevi ve kemer üzerindeki Ayetü’l-Kürsi yazısı.
  • Kubbe: On iki metre çapı, geometrik yıldız bezemeleri ve evrensel simge programı.
  • Havuz: Yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü dengesini simgeleyen merkezi su havuzu.
  • Türbe ve Kışlık Dershane: Celâleddin Karatay’ın sandukasının bulunduğu türbe ve yan odası.
  • Çiniler ve Eyvan Çinileri: Mozaik, kabartma ve plaka çini uygulamalarının zengin detayları.
  • Türk Üçgeni ve Kubbe Çinileri: Gece mavisi ve firuze uyumuyla kubbe geçişlerindeki özgün süslemeler.

Taç Kapı

Taç kapısı alışılmışın dışında, yapının merkezi ekseninde değildir. Medresenin doğu cephesinin güney ucunda yer alan taç kapı beyaz ve gri mermerlerle kaplanmıştır. Gerek mimari kuruluşu gerekse malzeme ve kompozisyonu ile Anadolu Selçuklu portal geleneğinden ayrılarak farklı bir karakter ortaya koymaktadır. Medresenin sanat literatüründe en iyi tanınan eserlerin başında yer almasının başlıca nedenlerinden birisi de bu taç kapının estetiği, süslemedeki sadelik ve olgunluğu, taşçılık sanatının bütün güzellik ve inceliğini ihtiva etmesidir. Kapının ana kütlesi taş örgü olup, mermer malzeme dışta kaplama olarak kullanılmıştır. Taç kapının cephesini tezyin eden unsurlar genellikle “Sathi” çok az da “Derin Oyma” tekniği ile işlenmiş, kabaralarda ise “Ajur Tekniği” uygulanmıştır.  Taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olan taç kapı görülmeye değer bir mimari öğedir.

Özellikle kapı açıklığının etrafındaki 37 hücrenin içine 28 adet kabartmalı şekilde yazılan Hz. Muhammed’in az kelimeli çok manalı sözleri taç kapıya ayrı bir değer ve anlam katmıştır. Bu sözlerden bazıları şöyledir: ‘Ameller niyetlere göre değerlendirilir.’ ‘Danışılan kimse güvenilir kimse olmalıdır ve güvenirliğini sürdürmelidir.’ ‘Harb aldatıcıdır.’

Taç kapının cephesini alt ve üst olmak üzere iki bölüme ayıran ve giriş kapısının sağ ve sol yanlarında bulunan yazı levhalarında ise ‘Neml Suresi’nden bir ayet sülüs yazı ile kabartma olarak yazılmıştır

İç Avlu

Medresenin bir iç avlusu ve bu avluyu kapatan aydınlık fenerli bir kubbe mevcuttur. Köşelerden kubbeye geçiş yelpaze üçgenlerle veya literatürdeki adı ile Türk Üçgeni ile sağlanmıştır. Kubbe açıklığının altına isabet eden zeminin ortasında kare planlı geniş bir havuz yer almaktadır. Batıda sivri tonozlu, tek basamakla çıkılan büyük bir eyvan ve bunun her iki yanında kubbeli odalar bulunmaktadır. Güneydeki Celaleddin Karatay’ın türbesidir. Türbeyle aynı mimari özelliklere sahip olan diğer oda da kışlık dershane olmalıdır. Avlunun diğer cephelerinde içeriyle bağlantılı hücreler sıralanmaktadır. Bunlardan kuzey ve güneydekiler restore edilerek kullanılır duruma getirilmişlerdir. Doğudakiler ise işlevlerini kaybetmiştir.

Medresenin güney ve kuzey cepheleri simetrik, doğu cephesi ise bunlara benzer şekilde düzenlenmiştir. Her üç cephede de zemin seviyesinde dört büyük dikdörtgen açıklık ile bunların üstündeki kemerli derin nişler yüzeyleri hareketlendirmişlerdir.

Eyvan

Medresenin iç avlusunun batısında büyük bir eyvan bulunmaktadır. Vakfiyede medrese içerisinde mescitten söz edilmemesi ancak Osmanlı döneminde müderrisliğe meşrut bir imamet görevinin bulunması, medrese içerisinde bulunan iki basamak yükseklikteki ana eyvanın yazlık dershane ve gerektiğinde mescit olarak kullanıldığını düşündürmektedir.

Karatay Medresesi Ana Eyvan çinileri - Karatay Madrasa Museum main iwan tile details
Karatay Medresesi Ana Eyvan çinileri – Karatay Madrasa Museum main iwan tile details

Bakara Suresi’nin 255. ayeti olan “Ayetü’l-Kürsi” cami, türbe ve medrese gibi neredeyse bütün vakıf eserlerde mihrap, minber ya da eyvan duvarı gibi çeşitli öğeler üzerinde yer almaktadır. Karatay Medresesi’ndeki Besmele ile başlayan “Ayetü’l-Kürsi” sülüs hatla medresenin içindeki eyvan kemeri üzerine kaydedilmiştir. Bu ayet muhtemelen, saltanat ve hükümdarlığın Allah’a ait bulunduğunu ve kâinatın mutlak hakiminin Allah olduğunu vurguladığından, vakıf kurucularının hayat felsefesini belirleyen bir düstur olarak algılanmış, dolayısıyla mimaride bezeme unsuru olarak değerlendirilmiş ve kullanılmıştır.

Kubbe

Kubbe, Karatay Medresesi’nin şüphesiz en zengin ve görkemli bölümüdür. Sembolizmden, mitolojik, kozmik inançlara kadar, her zaman örnek gösterilen Karatay Medresesi kubbesi, geometrik tasarımından şekillerin düzenine, çinideki renk uyumu ve tekniğinin başarılı uygulamasıyla mükemmelliğe ulaşmış, Selçukluların da en görkemli ve zengin kubbesi olmuştur. Bütün yüzeyi geometrik bezemenin ana unsuru olan çok kollu yıldızlarla tezyin edilerek, alt ve üstten çiçekli kufi yazı friziyle sınırlandırılmıştır. Medresenin merkezi kubbe kasnağının ve tepedeki gözün etrafına kufi yazı ile ayetler yazılmış, beşli üçgenlerin ortadakilerinin içine kufi hatla Muhammed, diğerlerinin içine ise Ebubekir, Ali, Ömer ve Osman adları işlenmiştir.

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi - Konya Karatay Madrasa Museum
Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi – Konya Karatay Madrasa Museum

Böylesine karmaşık ve geometrik bir şekil sisteminin bu kadar sade ve yumuşak görünmesinin bir nedeni de renk uygulamasındaki başarıdır. Mozaik tekniğindeki dekorasyonda zeminde lacivert çizgilerle firuze çiniler kullanılmıştır. Kubbede ilgi çeken diğer bir husus da metal kabaralardır. Plaka çinileri tutturmak için yüzeye alt sırada belli aralıklarla, üstte ise gelişi güzel monte edilen kabaralar geniş bir pul üzerinde çokgen başlıklar şeklindedir. Selçuklu yapıları içinde evrensel imge ifadesi en güçlü kubbedir.

Kubbe kasnağında bulunan geniş kitabede kufi hatla yazılmış Bakara Suresi’nin 255. ve 256. ayetleri yer almaktadır. Bakara Suresi’nin bu ayetleri Selçuklu döneminde birçok medrese ve türbede kullanılmıştır. Söz konusu ayetlerde İslam dininin iman esaslarına değinildiğinden bu ayetlerin toplumun inanç ve düşünce dünyasına yön vermek amacıyla kubbe bölümüne kaydedildiği düşünülebilir. Kubbe açıklığının etrafındaki yazı frizinde yine “Ayetü’l-Kürsi” ile yanında “Dinde Zorlama Yoktur” anlamına gelen “La ikrahe fi’d-Din” ayet-i kerimesi bulunmaktadır.

Havuz

Medresenin taç kapısından girildikten sonra giriş holünün kuzeybatı köşesindeki kapıdan medresenin üstü kubbeyle örtülü merkezi holüne geçilmektedir. Merkezi mekânın orta bölümünde kare bir havuz bulunmaktadır.

Merkezi holü örten kubbenin orta yeri bir tepe penceresi şeklinde deliktir. Bu göz bugün camekânla kapatılmışsa da aslında Selçuklu döneminde açıktır ve medresenin orta mekânına buradan hava ve ışık sağlanmakta, yağmur suları da gözün tam altına rastlayan havuzda toplanmaktadır. Havuzun kenarında bulunan kanallar ile havuz suyunun tahliyesi ve temizliği sağlanmıştır.

Türkiye Selçuklu mimarisinde medrese, cami ve kervansaray yapılarının üst bölümünde merkezde yer alan açıklık ve medrese yapılarında buna ek olarak tepe açıklığının altında yer alan havuz, Selçuklu mimari sembolizmini açıklayan anahtarlardan biridir. Buna göre havuz yeraltının, zeminden kubbeye kadar olan bölüm yeryüzü ve havanın, ortasındaki açıklıkla birlikte kubbe ise gökyüzü ve gökyüzü kapısının bir simgesi olarak değerlendirilmektedir.

Türbe ve Kışlık Dershane

Eyvanın her iki tarafında kubbeli iki oda bulunmaktadır. Güneydeki odada medresenin banisi olan Celâleddin Karatay’ın türbesi bulunmaktadır ve içindeki sanduka ona aittir. Eskiden bu sandukanın çini ile kaplı olduğu, 1830-40’lı yıllarda Celâleddin Karatay’ın mumyasının hala sağlam vaziyette yerinde durduğu ve ziyaret edildiği, türbenin bodrum katının bulunduğu ve buradan mumyalığa açılan kapının sonradan kapatıldığı kaynaklarda ifade edilmiştir.

Bugün yıkılmış olmakla birlikte türbeyle aynı mimari özelliklere sahip olan ve aynı ölçülerdeki diğer oda muhtemelen kışlık dershane olarak kullanılmıştır.

Çiniler

Girişinden eyvanına, duvarlarından pencerelerine, Türk Üçgeni’nden kubbesine kadar çinilerle bezenmiş, Selçuklularda karşılaşılan çini mozaik, altın yaldız, ajur, kabartma gibi çeşitli teknikler kullanılarak tek renk plaka çinilere yer verilmiştir. Medresede giriş sırasına göre çininin ilk kullanıldığı bölüm bugün yıkılmış olan giriş holü ile iç kapıdır. Kemer içleriyle, köşelikler ve çerçeve arasında kalan boşluklar çinilerle kaplanmıştır.

Karatay Medresesi eyvan çinileri Selçuklu Dönemi - Karatay Madrasa iwan tiles, Seljuk Period 12th and 13th Century
Karatay Medresesi eyvan çinileri Selçuklu Dönemi – Karatay Madrasa iwan tiles, Seljuk Period 12th and 13th Century

Kapıdan içeri girildiğinde, gözler bir anda ortadaki kapı ve pencerelerin üstünde dolaşan halı gibi çini kaplamalara ilişmektedir. Beşik tonozla örtülü olan ana eyvan, üst pencerenin biraz yukarısından başlayarak bütün eyvan kemerini ve tonozunu örtecek şekilde çinilerle bezelidir. Bugün dökülmüş olmasına rağmen çinileri daha aşağıdan başlayan altıgen levhalar halinde yüzeyi kapladığı eski fotoğraflarda görülmektedir.

Medresenin iç cepheleriyle kemer alınlıklarındaki uygulama, bir bütünün parçaları gibi birbirleriyle uyum sağlamış ve cephelere hareket getirmiştir. Pencere panoları adeta taç kapıya nazire edercesine içeride birer tablo gibi asılmış, geometrik ve bitkisel desenler yazılarla tamamlanarak cephedeki vurgusu artırılmıştır.

Eyvan Çinileri

Eyvan çinilerinde mozaik ve kabartma teknikleriyle birlikte düz plaka çini kaplamalara yer verilmiştir. Gerek eyvan cephesindeki yazı bordüründe gerek pahlanmış kemer köşelerinde gerekse tonozun iç yüzü ile arka duvarda geometrik ve bitkisel bezemeli zengin bir mozaik uygulama görülmektedir.

Kabartma çiniler tonozun ön ve arkasındaki geniş panolarda uygulanmıştır. Burada hamura önceden şekil verilerek yüzeyleri aynı ölçülere kesilmiş çini parçalarıyla kaplanmıştır.

Türk Üçgeni ve Kubbe Çinileri

Karatay Medresesi’ndeki Türk Üçgeni ve kubbedeki çini uygulaması ise istisnadır. Yelpaze şeklinde açılarak aşağıya doğru birleşen üçgen parçaların yüzeylerini bezeyen geometrik karakterli köşeli yazılar, kompoze edilişleri ile ustası tarafından bir ilkin gerçekleştirmesine vesile olmuştur.

Karatay Medresesi Tamir, Restorasyonları ve Günümüzdeki Durumu

Mehmet Önder’in Mühimme Defterlerine dayanarak verdiği bilgiye göre, Karatay Medresesi 1609 yılında tamir edilmiştir. Ayrıca Konya Şer’iyye Defterlerine göre; 18 Ekim 1748 tarihinde medresenin bazı yerleri harap olup tamire muhtaçtır. Osmanlı Devrinde de kullanılan medrese 19. yüzyılın sonlarında terk edilmiştir. 19. yüzyıl ortalarından itibaren talebe hücrelerinin yıkılmaya başlandığı salnamelerde belirtilmektedir.

Karatay Medresesi, Mimari Parça Gergedan Fil Mücadelesi Konya Kalesi Selçuk Dönemi - Karatay Madrasa, Architectural Fragment, Rhino Elephant Fight, From Konya Castle, Seljuk Period
Karatay Medresesi, Mimari Parça Gergedan Fil Mücadelesi Konya Kalesi Selçuk Dönemi – Karatay Madrasa, Architectural Fragment, Rhino Elephant Fight, From Konya Castle, Seljuk Period

Medrese 1935, 1952, 1953, 1957 yıllarında onarılmış ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1988, 1993 ve 2008 yıllarında restore edilmiştir. Karatay Medresesi 2005’te Kültür Bakanlığı’na bağlı Konya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından yapının restorasyon çalışmalarına başlanarak 2008’de tamamlanmıştır. Karatay Medresesi 2008 yılı itibariyle ziyarete kapatılmış 2010 yılında tekrar açılmıştır. Bakım ve onarımlar hem içinde hem dışında gerçekleşmiştir. Dışarıdaki onarımlarda önce yapının duvar dipleri temizlenerek su almasını önlemek için gerekli yalıtımları yapılmış, arkasından cephe duvarları ve üst örtü elden geçirilmiştir. Ana eyvan ve ortadaki büyük kubbenin kurşun kaplamalarıyla bunların oturduğu duvar üstlerindeki taş ve toprak dolgunun yalıtımları yapılarak eskiyen malzemeleri yenilenmiştir.

Ayrıca arkeolog Akok tarafından 1960 yılında yapılan rölöve çizimlerine bakıldığında medresenin 60 yıl gibi bir sürede bazı değişikliklere uğradığını görmekteyiz. Örneğin; kuzey ve güney cephelerindeki kemerli pencereleri zamanla düz dikdörtgen pencerelere dönüştürülmüştür. Bir diğer değişiklik ise; ana kubbenin tepesinde İnce Minareli Medrese’de olduğu gibi bir aydınlık feneri bulunan Karatay Medresesi’nin bu feneri yıkılmış durumdadır fakat günümüzde restorasyonu yapılmış ve eski haline tekrar getirilmiştir.

Yapılan bu değişikliklerden sonra günümüzdeki haline ulaşan Karatay Medresesi’nin cephelerinde altın oran analizi yapılmıştır ve inşa edildiği zamandaki pencere boşluklarıyla birlikte görülen altın dikdörtgenlere değişikliklerden sonra da rastlanmıştır.

Karatay Medresesi, yana kaydırılmış mermer portalı, ön cephenin kuzey köşesindeki çarpıklığı, birbirine uymayan öğrenci odaları, taç kapının arkasındaki farklı örtülü mekânı, çini kemerli iç kapısı, cephelerdeki zengin çini kaplamaları ile buna tezat türbe ve sandukası, iç girişlerin üstündeki çini panoları, Türk Üçgeni ve üzerlerindeki anlamlı yazıları, sanki gökyüzünün kubbeye aktarılmış gizemli kompozisyonu, teknik, renk, süsleme programı ve başarılı uygulamalarıyla istisna bir eserdir. Öyle ki bir daha benzeri yapılmamıştır.

Büyükşehir sıfatıyla ayrılan üç Konya ilçesinden Karatay’a ismini veren bu şaheser yapı, Kubad Abad ve Konya Saray çinilerinin yanı sıra, diğer Selçuklu yapılarından getirilenlerle, Kütahya ve Çanakkale seramiklerinin sergilendiği önemli bir çini müzesi olarak faaliyetini sürdürmektedir. Kendi mimari çinileriyle de zaten başlı başına bir müze olacak zenginlikte olan medrese, aynı zamanda Konya’da en çok ilgi gören ve ziyaret edilen eserlerdendir.

Karatay Medresesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Konya’nın en önemli Selçuklu dönemi eserlerinden biri olan Karatay Medresesi ve içerisindeki Çini Eserler Müzesi hakkında ziyaretçilerin en çok merak ettiği konuları, bilet fiyatlarını, mimari detayları ve tarihi geçmişini aşağıda bulabilirsiniz.

Karatay Medresesi kim tarafından yapılmıştır?

Karatay Medresesi, Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus döneminde, devletin en büyük vezirlerinden biri olan Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 yılında yaptırılmıştır.

Karatay Medresesi Kapısında Ne Yazıyor?

Medresenin taç kapısı açıklığının etrafındaki 37 hücrenin içine 28 adet kabartmalı şekilde Hz. Muhammed’in az kelimeli çok manalı sözleri (hadisleri) yazılmıştır. Ayrıca kapının cephesini ayıran levhalarda Neml Suresi’nden bir ayet sülüs yazı ile kabartma olarak yer almaktadır.

Karatay Medresesinde neler var?

Medresenin içerisinde Orta Çağ’ın en nadide çini mozaikleri, firuze ve kobalt mavisi bezeli devasa merkezi kubbe, Kubad Abad Sarayı kazılarından çıkarılan insan ve fantastik figürlü duvar çinileri, Kılıçaslan Köşkü buluntuları, tarihi kare havuz ve Emir Celaleddin Karatay’ın türbesi yer almaktadır.

Karatay Medresesi ücretli mi?

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi ziyareti ücrete tabidir. Girişte Müzekart geçerlidir; Müzekartınız yoksa giriş ücreti 3 Euro karşılığı Türk Lirası olarak alınmaktadır.

Konya Karatay Müzesi nerede?

Karatay Medresesi (Çini Eserler Müzesi), Konya’nın merkezinde Karatay ilçesi Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı üzerinde, Alaaddin Tepesi’nin kuzeyinde yer almaktadır.

Karatay Medresesi’nin özelliği nedir?

Medrese; Anadolu Selçuklu döneminin en büyük ve görkemli merkezi kubbesine sahip olması, taç kapısının asimetrik yerleşimi, duvardaki mermer işçiliği ve dönemin en zengin çini mozaik koleksiyonunu barındırması nedeniyle Selçuklu mimarisinde istisna ve eşsiz bir eser olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca İlgili Linkler

Anadolu Selçuklu Yapıları

Karatay Medresesi fotoğrafları

Konya Gezilecek Yerler Listesi

Türkiye’deki Arkeoloji Müzeleri

İç Anadolu Bölgesi gezilecek tarihi yerler ve müzeler

Mevlana Müzesi bilgileri

Sahip Ata Müzesi bilgileri

Konya Arkeoloji Müzesi bilgileri

Türkiye gezilecek önemli yerler

Konya Şehir İsimleri Nereden Geliyor?

Türk Tarih Kurumu Belleten Dergisi

Arkeoloji Kategorisi

Arkeoloji Müzeleri Kategorisi

Konya Gezi Rehberi Kategorisi

Medreseler Kategorisi

Karatay Medresesi Kapsamında Tarihi Süreçteki Sürdürülebilirlik- Elif Merve YILMAZ, Mine ULUSOY

Konya Karatay Medresesi Süslemelerinin Desen ve Tasarım Özellikleri, Önder Düz, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Geleneksel Türk Sanatları, Yüksek Lisans Tezi, 2019

Karatay – Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Yrd. Doç. Dr. Yaşar Erdemir, Bekir Şahin

Karatay Medresesi’nin Biçimlendirilmesi ve Mimari anlam Boyutu – Zehra Odabaşı

Karatay Medresesi Çini Eserleri Müzesi, Yaşar Erdemir, Konya Valiliği, 2001

Konya Karatay Medresesi’nin Ana Kubbe Geometrik Bezemesi, Selçuk Mülayim, Sanat Tarihi Yıllığı, S: XI, İstanbul, 1982