Uzunköprü veya Ergene Köprüsü - Uzunköprü or Ergene Bridge

Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Tarihi, Özellikleri ve Mimarisi

Uzunköprü (Uzun Köprü) ya da diğer adıyla Ergene Köprüsü, Edirne’nin ilçesi olan Uzunköprü’ye Osmanlı döneminde yapılmış ve dünyanın en uzun taş köprüsü olarak gerek tarihçesi gerek konumu gerekse önemli bilgileri ile tarihe geçmiş taş köprüdür. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘nde de yer alan bu eşsiz yapı, Marmara bölgesi tarihi yerler içinde yer alan Uzunköprü yapıldığı dönemde önemli stratejik geçiş noktalarından biri olmakla birlikte Osmanlı döneminde 15.yy’da yapılmış 32 adet köprüden biridir.

Uzunköprü’nün Stratejik Önemi ve Tarihsel Yeri

Edirne Ergene Köprüsü (Uzunköprü) ve Ergene nehri - Edirne Ergene Bridge (Uzunköprü) and Ergene river
Edirne Ergene Köprüsü (Uzunköprü) ve Ergene nehri – Edirne Ergene Bridge (Uzunköprü) and Ergene river

Osmanlı İmparatorluğu çoğunluğu Anadolu’da olmak üzere Trakya’da da mimari eserler yapmıştır; ancak bunların çoğunluğu ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Beylik olmalarından itibaren Osmanlı başkentleri sırasıyla Söğüt, İznik, Bilecik, Bursa, Edirne ve İstanbul’dur. Birçok tarihçi ise bu kronolojiyi ana merkezler olarak Bursa, Edirne ve İstanbul şeklinde kabul etmektedir. 1365 – 1453 yılları arasında tam 88 yıl boyunca Osmanlı’da başkentlik yapan Edirne’de bu zaman zarfında birçok imar faaliyeti yürütülmüştür. Uzunköprü de bu imar faaliyetleri arasında sağladığı geçit imkânı, askeri stratejik önemi ve devasa büyüklüğü sebebi ile Osmanlı mimarisinde çok özel bir konumda yer almaktadır.

Bu tarihi yapının önemini artıran bir diğer unsur ise köprünün yanı başında yükselen ve Osmanlı döneminin ilk ve tek demokrasi anıtı kabul edilen Hürriyet Çeşmesi Anıtı (Hürriyet Anıtı) olmasıdır. Bölgenin kaderini belirleyen bu anıtsal eser, içinde bulunduğu Uzunköprü ilçesine adını vermekle kalmamış, dünyanın en uzun taş köprüsü unvanıyla uluslararası bir değer kazanmıştır. Nitekim taşıdığı bu evrensel mimari önem sayesinde 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir. Köprünün, Edirne Sarayı (Saray-ı Cedit-i Amire) olarak da bilinen Osmanlı Sarayı’na uzaklığı ise yaklaşık 69 km kadardır.

Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Kısa Bilgiler Tablosu

Parametre / Bilgi Türü Detay / Ölçüm
Yapı Adı Uzunköprü (Ergene Köprüsü / Cisr-i Ergene)
Bulunduğu İl / İlçe Edirne / Uzunköprü
Üzerinden Geçtiği Su Ergene Nehri
Yaptıran / Dönem Sultan II. Murat (Osmanlı Dönemi)
Mimarları Başmimar Usta Muslihiddin ve Mimar Mehmet
Yapım Yılları 1427 – 1443 (İnşaat süresi yaklaşık 16 yıl)
Unvanı / Statüsü Dünyanın en uzun taş köprüsü / UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi (2015)
İlk Yapılış Uzunluğu 1392 metre
Günümüz Uzunluğu 1238,55 metre (Bazı ölçümlere göre 1266 m veya 1254 m)
Genişlik İlk: 5,24 m / Günümüz: 6,90 m (Bazı ölçümlere göre 5,9 m)
Göz (Kemer) Sayısı İlk yapılışta 174 göz / Günümüzde açık kalan 164 göz
Kemer Tipleri ve Açıklıkları Sivri ve yuvarlak kemerler / 5, 9, 11, 13 metre arası (En büyük kemer açıklığı: 14 m)
Öne Çıkan Kemerler 147 ve 148. kemerler diğerlerine oranla daha geniş ve yüksektir.
Kullanılan Harç Tekniği Horasan Harcı (Sertleşmesi için temelde 2 yıl beklendiği söylenir)
Önemli Mimari Elemanlar 1 Seyir Köşkü, 2 Balkon, 7 Tahliye (Boşaltma) Gözü, Selyaranlar
Süsleme ve Kabartmalar Orijinal Fil ve Aslan kabartmaları, Kûfî “Ali” ve “el-Mülkü lillâh” yazıları, palmet/lotus motifleri
Sınır ve Ulaşım Konumu Yunanistan sınır hattına yakın; Halkalı – Uzunköprü tren hattı üzerinde
Edirne Şehir Merkezine Uzaklık Yaklaşık 65 – 67 km (Araçla ~50 dakika)
İlginç Detay (Şehirleşme) Bir kentin ihtiyacı için değil, kentin kurulmasına neden olan köprüdür (Rumeli’deki ilk Türk kenti).
İlginç Detay (İlk Görsel Kayıt) İlk kez 1584 tarihli Topkapı Sarayı’ndaki Hünernâme eserinde resmedilmiştir.
İlginç Detay (Korkuluk Taşları) Batı kenarındaki dairesel korkuluk taşlarının, Namazgâh’a yakınlığı nedeniyle 33’lük tespih tanelerini simgelediği kabul edilir.
Güncel Restorasyon Bitiş Yılı 2027 (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koruma çalışmaları kapsamında)

Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Tarihi ve Yapım Süreci

Uzunköprü fotoğrafları (Ergene Köprüsü) Edirne - Photos of Uzunköprü (Ergene Bridge) Edirne
Uzunköprü fotoğrafları (Ergene Köprüsü) Edirne – Photos of Uzunköprü (Ergene Bridge) Edirne

I. Murat zamanında ilk Osmanlı harekâtı sırasında buradaki eski mevcut ahşap köprü, ilerleyişi aksatmak amacıyla düşman tarafından tahrip edilmiş; fakat, I. Murat’ın emriyle ahşap olarak tekrar yapılmıştır (22 Mart 1361). II. Murat’ın kovaladığı Mustafa Çelebi de ahşap köprüyü tahrip etmiş; köprü II. Murat zamanda (1421) yeniden ahşap olarak inşa edilmiştir. Bu ahşap köprüler büyük su taşkınlarında harap duruma gelmiş ve ihtiyacı karşılamamaya başlamıştır.

II. Murat ordusunun yağan yoğun yağmurlar yüzünden yaşanan taşkınlardan Ergene nehrini geçememesi ve ahşaptan yapılan geçici köprülerin de sellere karşı dayanıksız olması nedeniyle nehrin üzerine taştan bir köprü yaptırmaya karar vermiştir. 1424 yılında yapımına başlanan ve 360 gözlü olarak 3 yılda bitirilen bu taş köprüyü II. Murat yeterli bulmayarak yıktırmış ve günümüzdeki köprüyü yaptırmıştır.

Bugünkü adıyla Ergene Köprüsü ya da Uzun Köprü (Uzunköprü) 1427-1443 yılları arasında yapılmıştır (bazı kaynaklara göre 1426-1443). Köprünün yapımında Timurtaş Bey ile oğlu Osman Çelebi ve kardeşi Gazi İshak Bey nezaretinde dönemin baş mimarı Usta Muslihiddin ile Mimar Mehmet birlikte çalışmıştır. İlk temel Yayalar Köyü tarafına atılmış, daha sonra Ergene Nehri üzerine rastlayan kesimde inşaata başlanmıştır.

Bir Şehrin Doğuşuna Vesile Olması ve Stratejik Farkı

Uzunköprü tarihi ve etkileri incelendiğinde, köprünün bir kentin ihtiyaçları üzerine kurulmadığı, aksine köprünün bir kentin imar edilmesinin nedeni olduğu görülmektedir. Kentin kurulmasında özellikle köprünün güvenliğini ve hizmetlerin devamlılığını sağlama amaçlarının etkili olduğunu söylemek mümkündür. Uzunköprü bu özellikleri ve tarihsel etkileri bakımından diğer Osmanlı köprülerine göre büyük farklılıklar göstermektedir.

İnşa Malzemeleri, Kitabeleri ve Açılış Töreni

Uzunköprü Eskiköy, Kuleliburgaz, Taşçıarnavut köyleriyle Kestanbolu ve Süleymaniye köyleri ocaklarından getirilen dayanıklı taşlarla inşa edilmiştir. Köprünün inşa kitabesi mermer üzerine celî sülüs hatlıdır. II. Abdülhamid zamanında yapılan bir onarım sırasında köprü üzerindeki kitabe, Gazi Mahmud Bey veya Köprübaşı Çeşmesi diye adlandırılan çeşme üzerine konulmuştur. Köşelerinde rozetler yer alan iki satırlık kitâbede II. Murad ismi ile 847 (1443) tarihi, sağ üst köşesinde de “Bu köprü yüz yetmiş dört gözdür” şeklinde bir cümle yer almaktadır.

Memba (köprünün gözlerinden geçen suyun kaynak tarafı) tarafında korkuluk taşları arasına yerleştirilmiş bir kitabe sütunu vardır; bunun orta kısmında dikdörtgen bir çerçeve içinde yazı izleri görülmekteyse de tahrip yüzünden okunamamaktadır. İsmail Hakkı Balkas, Kırkkavak deresi üzerine rastlayan gözlerinden birinin üstünde mimara ait diğer bir kitâbenin daha bulunduğunu bildirir, ancak bu kitâbe günümüzde mevcut değildir.

10 Kasım 1444 Varna zaferinden sonra Edirne’ye dönen Sultan II. Murat, beraberinde vezirler, komutanlar, gaziler ve Şehzade Mehmet olduğu halde Uzunköprü’ye gelir ve köprüyü görülmedik bir törenle kullanıma açar.

Uzunköprü Mimari Özellikleri ve İnşa Yapısı

Uzunköprü kemerleri kabartmalı kilit taşı - Uzunköprü arches embossed keystone
Uzunköprü kemerleri kabartmalı kilit taşı – Uzunköprü arches embossed keystone

Tarihi Uzunköprü, inşa özellikleri bakımından mühendislik harikası bir taş köprüdür. Yapı altta doğal kireçtaşından kesme taşların ince bir bağlayıcı harç ile birleştirilerek inşa edildiği temel, üzerinde ayaklar, ayakları bağlayan kemerler ve döşemeden oluşmaktadır. Kireçtaşı ve traverten cinsi kesme taş blokları ile inşa edilen köprünün, alüvyon zemin üzerine oturtulan temelleri enerji sönümleyici ahşap ızgara sistemi üzerine inşa edilmiştir.

Köprü genel görünüşü ile boşaltma gözleri ve selyaranlardan oluşmaktadır. Ergene Nehri kesimine rastlayan büyük gözlerin sağ ve solunda boşaltma gözleri vardır; bu nedenle köprünün en çok bu kesiminde taşkınların görüldüğü düşünülmektedir.

Uzunköprü Ölçüleri: Uzunluk, Kemerler ve Balkonlar

Köprü ilk yapıldığında 1392 m uzunluğunda ve 5,24 m genişliğinde iken bugün uzunluğu 1238,55 m, genişliği ise 6,90 metredir (bazı ölçümlere göre de 1266 m veya 1254 m, genişliği ise 5,9 m). 174 gözden meydana gelen köprüde en büyük kemer açıklığı 14 metreyi bulmaktadır. Arazinin dolmasıyla günümüzde 164 gözü açık kalmıştır. Köprü kemerleri sivri ve yuvarlak olup 147 ve 148. kemerler diğerlerine oranla daha geniş ve yüksektir. Memba ve mansap taraflarındaki selyaranlar üçgen şeklindedir, üzerlerinde yedi adet tahliye gözü vardır. Köprüde ana gözün üstünde bir seyir köşkü ve 40, 41 ile 102 ve 103. kemerlerin üzerinde iki balkon yer almaktadır.

Uzunköprü’nün kemer aralıkları 5, 9, 11, 13 metre arasında değişmektedir. Köprü korkulukları Selçuklu Dönemi’nde genellikle tempon duvarı üzerinde aynı hizada düz bir şekilde yükselmekte iken, Osmanlı Dönemi’nde gelişerek özellikle bu köprüde olduğu gibi tempon duvarından önde ve tempon duvarı ile korkuluklar arasında korniş tacı kullanılarak yapılmaya başlanmıştır.

Uzunköprü ve Horasan Harcı Kullanımı

Yapımda Horasan harcı kullanılmıştır. Horasan harcı sönmüş kireçle pişmiş tuğla kırıntıları karıştırılarak yapılır. Antik Roma’dan günümüze kadar kullanılan bir tekniğin devamı olan horasan harcı, taşları açık havada günümüzdeki çimento gibi birbirine bağlayarak dayanıklılığı sağlar. Uzunköprü’nün temeli baştanbaşa bittiğinde, horasanın sertleşmesi için iki yıl beklendiği söylenir. Bu süre içinde köprünün taşlarının yontulması, kesilmesi hazırlıkları yapılmış ve bundan sonra üst inşaata başlanmıştır.

Köprü Ayakları, Selyaranlar ve Temel Mühendisliği

Köprü açıklıklarının mesnet noktalarını oluşturan ayakların akarsu yatağı içinde bulunduğu durumlarda ayakların özel olarak desteklenmesi gerekir. Bu amaçla, ayağa ırmağın akış yönüne karşıt doğrultuda selyaranlar, akış yönünde de mahmuzlar eklemlenmiştir. Her iki elemanın görevi de akışın ve bu akışla birlikte taşınan çeşitli ağır maddelerin ayağı ve ayak temelini tahrip etmesini önlemektir. Uzunköprü özelinde de farklı boyutlarda suyun akış kuvvetine göre bu elemanlar görülmektedir.

Köprü ayaklarının oturması gereken noktalarda şayet kaya vb. bir sağlam zemin bulunmuyorsa kazıklı sistemler kullanılmaktadır. Osmanlılar da Romalılar gibi kısa, ama sık aralıklı olarak çakılmış temel kazıkları kullanmayı yeğlemişlerdir. Uzunköprü’nün yapıldığı bataklık alanda da bu sistem kullanılmış olmalıdır.

Batardolar ve Kemer İnşa Teknikleri

Batardolar (su kenarında ve su seviyesinin altında kazı yapılabilmesi amacıyla uygulanan tahkim işi), köprü ayağını inşa edebilmek amacıyla, içine suyun girmeyeceği geçici bir çalışma alanı oluşturmaktadır. Köprü yapım sırasında batardo yapım tekniğinin uygulandığına dair ifade bulunmamaktadır. Kullanılmamasının sebebi, yapımının genellikle kuru mevsimlerin olduğu ve akıntının az olduğu zamanlarda yapılması olarak açıklanabilmektedir. Kaynaklarda birçok köprünün inşası sırasında nehrin akış yönünün değiştirildiği de bilinmektedir.

Köprü ayağının temel inşaatı bitirildikten sonra ayakların örülmesine başlanır. Asıl sorun ayakları birbirine bağlayan kemerlerin örülmesi sırasında yaşanmaktadır. Kuru mevsimlerde ya da kuru bir yatak üzerinde bu işlem, kemerin ahşap kalıbı doğrudan doğruya doğal zemine oturtularak kolayca çözülürken, nehrin akışının devam ettiği durumlardaysa, kemer kalıbı ayak üzerinde bırakılan özel yuvalara oturtulmaktadır. Bu her anlamda geleneksel köprü yapımının en zor kesimini oluşturur. Uzunköprü bünyesinde bulunan çok farklı kemer boyutları düşünüldüğünde, kemer inşasında bu yapım tekniğinin kullanılmasının, inşaatın 16 yıl boyunca sürmesinin nedenlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür.

Dünyanın en uzun taş köprüsü olarak kayıtlara geçen Uzunköprü, mimari ihtişamı ve mühendislik detaylarıyla tarihe meydan okumaktadır. Tarihi yapının ilk resmedildiği eser ise günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Seyid Lokman’ın Türkçe eseri olan 1584 tarihli Hünernâme’dir.

Köprüde Kullanılan Mimari Elemanlar

Uzunköprü kemerleri - Uzunköprü arches
Uzunköprü kemerleri – Uzunköprü arches

Uzunköprü’nün yapımında kullanılan mimari elemanlar; köprünün statik dengesini korumak, taşkınlara karşı mukavemetini artırmak ve estetik değer katmak amacıyla özel olarak tasarlanmıştır.

Kemerler: Geometrik Dağılım ve Ölçüler

Köprüde sivri ve yuvarlak olmak üzere iki farklı kemer tipi kullanılmıştır. Kent tarafından başlamak üzere kemer tiplerinin sıralaması şu şekildedir:

  • 1 – 33. Kemerler: Sivri kemer
  • 34 – 81. Kemerler: Yuvarlak kemer
  • 82 – 113. Kemerler: Sivri kemer
  • 114 – 153. Kemerler: Yuvarlak kemer
  • 154 – 162. Kemerler: Sivri kemer
  • 163 – 172. Kemerler: Yuvarlak kemer

1964 yılında Devlet Karayolları mühendislerince hazırlanan detaylı rölöve planına göre, kasaba tarafından başlayan birinci gözün genişliği 5,5 metredir. Kemer genişlikleri kademeli olarak artarak 80. kemerde 8 metreye ulaşmakta ve bu 8’er metrelik aralıklar 149. ana göze kadar devam etmektedir.

Selyaranlar ve Statik Denge

Selyaranlar; hızla akan nehrin sel durumunda getirdiği buz ve ağaç parçalarının köprü ayaklarına zarar vermesini önlemek amacıyla inşa edilen sivri ve yuvarlak çıkıntılardır. Ergene Nehri tek bir yönden akmasına rağmen, köprünün her iki tarafında da selyaran yer almaktadır. Buradaki temel mimari amaç, köprünün genel statik dengesini sağlamaktır. Selyaran sistemi 55 ve 56. kemerlerin bastığı ayakta başlamakta ve 168. ayakta sona ermektedir.

Tahliye (Boşaltma) Gözleri

Köprüde toplam 7 adet boşaltma (tahliye) gözü bulunmaktadır. Yuvarlak kemer biçiminde tasarlanan bu gözler, 145 – 154. ayaklar üzerinde yer almaktadır. Tahliye gözleri, şiddetli taşkın dönemlerinde suyun kolayca tahliye edilmesini sağlayarak köprü üzerindeki hidrostatik basıncı azaltır ve yapının yıkılmasını önler.

Korkuluklar ve Gizemli Taş Motifleri

Köprünün nehir tarafının batı kenarında insan başı büyüklüğünde dairesel korkuluk taşları yer almaktadır. Sayısı 28 olarak belirtilen bu dairesel formlar hakkında farklı tarihi yorumlar bulunmaktadır:

  • Bir görüşe göre; 16 yıl süren zorlu inşaat sürecinde vefat eden her bir ustanın anısına dikilmiştir.
  • Ancak daha güçlü bir ihtimal olarak; bu yapıların Namazgâh bölümüne yakınlığı ve aslen 33 adet olması gerekliliği göz önüne alındığında, tespih tanelerini simgelemek amacıyla yerleştirildiği kabul edilmektedir.

Uzunköprü Süsleme ve Bezemeleri

Uzunköprü taş kabartmaları - Uzunköprü stone reliefs
Uzunköprü taş kabartmaları – Uzunköprü stone reliefs

Süsleme özellikleri bakımından oldukça dikkat çeken Uzunköprü‘nün ayakları arasındaki kısımlarda ve köprü ayaklarıyla kemerlerin kilit taşları üzerinde birbirinden farklı geometrik, bitkisel, yazı ve figüratif bezemeler görülmektedir. Bunların içinde özellikle kartal, kuş, fil, üç aslan figürleriyle üç defa tekrarlanan “Ali” yazısı oldukça ilginçtir.

Figüratif Bezemeler: Aslan ve Fil Kabartmaları

Başları yuvarlak bir çerçeve ortasında birleştirilen üç aslan figürünün yanı sıra büyük gözün üstünde yer alan üçgen cumbanın korkuluğuna 1964 yılı onarımı sırasında işçiler tarafından bir aslan kabartması daha yapılmıştır. Kuyruğu sırtına paralel durumdaki bu aslan, bir zincirle bağlı şekilde tasvir edilmiş olup arkasında bir saksı ve bir dal görülmektedir.

Köprü üzerinde iki adet fil kabartması vardır:

  • Birinci Fil Kabartması: Ana göz üzerinde, güneye bakan kısımdadır ve orijinaldir.
  • İkinci Fil Kabartması: Köprünün batıya bakan kısmında iki kemer arasındadır; bu fil kabartması 1964 onarımında eklenmiştir.

Yazı (Kûfî) Bezemeleri ve Yıkıma Uğrayan Süslemeler

Kemer kilit taşlarında altıgen bir çerçeve içinde kûfî karakterde üç defa tekrarlanarak “Ali” adının baş harfleri ortada birleştirilmiş olup kemerlerden birinin kilit taşı üstünde bir çerçeve içinde “el-Mülkü lillâh” ibaresi yer almaktaydı. Köprünün doğu ucu yakınında mansap yüzünde, dörtgen bir çerçeveye kabartma olarak işlenmiş sekizgen içinde karşılıklı üçgenlerin meydana getirdiği bir yıldız ortasında ise yapraklı bir dal kabartması bulunmaktaydı. Ancak bunlar, şehrin su ihtiyacını karşılayan su borusunun üzerlerinden geçmesi sebebiyle maalesef tahrip olmuştur. Bunların dışında köprünün sağında ve solundaki korkuluklara yerleştirilmiş yirmi sekiz adet yuvarlak taş görülmektedir.

Bitkisel ve Geometrik Süsleme Detayları

Bitkisel süslemelerin bir bölümü köprünün kemerlerinin kilit taşlarında, yüksek kabartma tekniğiyle alt ve üst uçları üç dilimli palmet kabartmasıyla bitirilmiş dilimli kartuş veya madalyon biçiminde işlenmiştir. Bunların bazılarında, dairesel madalyon yüzeyinin belirli eksenlere yerleştirilmiş lotus ve palmetlerle doldurulduğu gözlenmektedir.

Tıpkı bitkisel süslemelerde olduğu gibi, geometrik süslemeler de köprünün kemer kilit taşları ve kemer duvarlarında yer almaktadır. Kemer kilit taşlarının ikisinde yüzeyi kûfî yazı ve kırık çizgi sisteminden gelişen ve altı kollu yıldızlardan meydana gelen geometrik düzenlemeden alınmış örneklerle süslenmiş kabaralar bulunmaktadır. Gerek bitkisel gerekse de geometrik süslemelerdeki bu zengin çeşitlilik, yapıdaki bezemelerin tek bir usta elinden çıkmadığını açıkça göstermektedir.

Uzunköprü Onarımları ve Restorasyon Süreci

Uzunköprü, kuruluş tarihinden itibaren doğal afetler, taşkınlar ve savaşlar nedeniyle pek çok kez bakımdan geçirilmiştir. Tarihi kaynaklarda saptanabilen ve yapının mimari evrimini belirleyen beş büyük onarım dönemi öne çıkmaktadır.

Tarihsel Dönem Onarımları (Osmanlı Dönemi)

  • Fatih Sultan Mehmet Dönemi (1451): Köprünün yapılışından on dört yıl sonra yıkılan bir gözünün Fatih Sultan Mehmet’in emriyle onarıldığını Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şöyle anlatmaktadır: “…Bu köprünün bir gözünü 1451 yılında Fatih mamur ettiği vakit seksen bin kuruş gitmiştir. Mukayese oluna ki, Murat Han yüz yetmiş dört göz yapıncaya kadar, ne kadar hazineler sarf etmiştir.”
  • Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (1546): Ergene’de su yolu, kaldırım, köprü ve değirmen onarımlarına ait H. 953 / M. 1546 tarihli muhasebe kaydında kapsamlı bir onarım yapıldığı belirtilmektedir. Muhasebe kayıtlarında adı geçen ve eski fotoğraflarda da görülen değirmenler ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.
  • Genç (II.) Osman Dönemi (1621): II. Osman Leh seferine giderken Uzunköprü’ye uğradığında köprünün son derece harap olduğunu görerek derhal onarılmasını emretmiştir. Muradiye Camii avlusunun üst kapısındaki mermer yazıttan köprü ve caminin 1621’de onarıldığı anlaşılmaktadır. Yazıtta şu beyit yer alır:
    • Rahne ermişti ana lakin mürur-ı dehr ileBin otuzda Han Osman yine abad eyledi (1621)
  • Sultan II. Mahmud Dönemi (1823 Depremi ve Taşkınlar): 1823 yılında yörede meydana gelen depremlerde oluşan çatlaklar ve Ergene Irmağı’nın taşıdığı buz ile kütüklerin etkisiyle ana göze bitişik dört kemer yıkılmış, bu kısım daha geniş üç göze çevrilmiştir. 1920-1922 Yunan işgali sırasında tahrip edilen 149. kemer kitabesinde, II. Mahmud’un bu sağlam köprünün onarılmasını 1823 yılında emrettiği yazmaktaydı.

Cumhuriyet Dönemi 1964 Betonarme Müdahalesi

Köprünün yakın tarihteki en büyük müdahalesi 1964 yılında başlayıp 1971’de tamamlanan Cumhuriyet dönemi onarımıdır. 5 milyon lira harcanan bu çalışmada köprüye büyük araç geçişini sağlamak amacıyla geniş çaplı müdahaleler yapılmıştır:

  • Köprü genişliği her iki taraftan 71’er santim artırılarak toplamda 1,42 metre genişletilmiş; içten içe 5,24 metre olan genişlik 6,80 – 6,90 metreye çıkarılmıştır.
  • Orijinal taş döşeme tabliyesi 20 cm kalınlığında betonarme ile kaplanmış, kanat kalınlıkları ve yükseklikleri değiştirilmiştir.

Beton dökülerek yapılan bu değişiklikler köprünün özgün tarihi kimliğine zarar vermiş; oluşan tahribatı önlemek adına 2015 yılında köprüden ağır vasıta geçişleri tamamen yasaklanmıştır.

Güncel Restorasyon Çalışmaları ve Bitiş Tarihi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı restorasyon projesi nedeniyle Uzunköprü, 2021 yılında araç trafiğine kapatılmıştır. 2015’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen bu tescilli kültür varlığında:

  • 1964 onarımında eklenen betonarme tabakaların sökülmesi,
  • Dış etkenlerle yıpranan kemerlerde kazı, iskele kurulumu ve taş konservasyonu çalışmaları sürdürülmektedir.

Restorasyonun maliyeti %48 artışla 255,9 milyon TL’ye ulaşmış olup, 60’tan fazla kemeri kapsayan çalışmaların 2027 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.

Uzunköprü İlçesi Kısa Tarihi ve Kuruluşu

Uzunköprü fotoğrafları Hürriyet Anıtı - Monument of Liberty, Uzunköprü
Uzunköprü fotoğrafları Hürriyet Anıtı – Monument of Liberty, Uzunköprü

Uzun Köprü ya da Uzunköprü, içinde bulunduğu ilçeye de adını vermiştir. Bölgenin tarihi, Maslıdere’de yapılan yüzey araştırmalarına istinaden M.Ö. 8000-5500 (Neolitik Çağ) dönemlerine kadar gitmektedir. Ancak bölgede sistemli bir kazı çalışması yapılmadığı için bilgiler M.Ö. 14. yüzyıla kadar yetersizdir. Bu tarihlerde Trak kabileleri bölgeye gelerek yerleşmiştir. Bölge, M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren sırasıyla Yunan, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hakimiyetleri altına girmiştir. Coğrafyanın bu kadar eski bir geçmişe sahip olmasına rağmen bugünkü kentin bulunduğu alan bataklıklar ve sık ormanlarla kaplı olduğundan, Osmanlı Dönemi’ne kadar üzerine herhangi bir şehir inşa edilememiştir.

En son Bizans yönetiminde bulunan bölge, Osmanlı Sultanı I. Murat tarafından 1359-1363 Sazlıdere Savaşı sürecinde 5 Mayıs 1361 tarihinde fethedilerek tamamen Türk hakimiyetine girmiştir. Sultan II. Murat tarafından 1427 yılında Ergene şehri adıyla bugünkü yerinde kentin temelleri atılmıştır. Uzunköprü, Osmanlı Devleti tarafından Rumeli’de kurulan ilk Türk şehridir ve Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar Ergene olarak anılacaktır. Kentin kuruluşu, hem o dönemin başkenti Edirne’nin Gelibolu ve Balkanlar’a açılan stratejik çıkış yolu üzerindeki yerleşim ihtiyacının hem de Ergene Nehri üzerindeki devasa köprünün 16 yıl süren yapım çalışmalarının bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. Uzun süren inşaat sürecinde işçilerin ve bölgeyi koruyan askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak adına cami, umumi mutfak, kervansaray, medrese, hamam ve iki su değirmeni inşa edilmiş, böylece kentin fiziki temeli atılmıştır.

Kanuni Dönemi, İsim Değişikliği ve Seyyahların Anlatımları

Kanuni’nin Sadrazamı Mustafa Paşa, 1529’da Mimar Sinan’a Bulgaristan’da Meriç üzerinde yirmi kemerli Cisr-i Mustafa Paşa Köprüsünü yaptırır. Bu köprünün başındaki kasabaya da Cisr-i Mustafa Paşa kazası (Svilengrad) adı verilir. Edirne Sancağına bağlı ve köprülü olan bu iki kasabada isim karışıklığını önlemek amacıyla Ergene kentinin adı Cisr-i Ergene’ye çevrilir. Ancak halk bu resmi değişikliği benimsemeyerek “Uzunköprü” adını kullanmaya devam eder.

Ünlü seyyah A. Dela Motraye, Avrupa, Asya ve Afrika adlı seyahatnamesinde (s. 396), 1727 yılında buraya geldiğini ve Türklerin bu kasabaya “Usun Kupru” (Uzunköprü) dediklerini aktarmaktadır. Keçecizade İzzet Molla da 1820’de Keşan sürgününden dönerken kasabadan geçmiş ve Mihnet-Keşan adlı eserinde “Azimet edüp üzre heman göründü Uzunköprü çün ab-ı revan” diyerek halkın benimsediği ismi kayda geçirmiştir.

1873 yılında kasabadan demiryolu geçtiğinde, resmi ad Cisr-i Ergene olmasına rağmen yeni istasyon binasına “Uzunköprü” levhası asılmış ve tren tarifelerinde de bu isim kullanılmıştır. Nitekim 1917 tarihli Devlet Salnamesi ile ilçenin halk tarafından benimsenen Uzunköprü adı resmiyet kazanmıştır.

İşgaller Dönemi, Kurtuluş ve Şehrin Stratejik Konumu

19.yüzyıla kadar kesintisiz Türk hakimiyetinde kalan Uzunköprü, yüz yıllık bir zaman dilimi içerisinde dört ayrı işgal dönemi yaşamıştır:

  • 20 Ağustos – 20 Kasım 1829: Rus işgali
  • 21 Ocak 1878 – 13 Mart 1879: Rus işgali
  • 2 Kasım 1912 – 19 Temmuz 1913: Bulgar işgali
  • 25 Temmuz 1920 – 18 Kasım 1922: Yunan işgali

1920 yılındaki son işgal sırasında Yunanlar kentin adını “Makrifere” olarak değiştirmişse de 18 Kasım 1922’de kentin Türk ordusu tarafından geri alınmasıyla özgün adına kavuşmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın ardından 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile Meriç Nehri’nin Türkiye-Yunanistan sınırı kabul edilmesi sonucu kent kesin olarak Türk topraklarında kalmış olup her yıl 18 Kasım kentin kurtuluş günü olarak törenlerle kutlanmaktadır.

Uzunköprü, yapıldığı günden itibaren Avrupa ile Anadolu arasındaki kara ulaşımının en hayati geçiş noktalarından biri olmuştur. Ancak 1883’te faaliyete geçen ve Simplon Ekspresi olarak da bilinen ünlü Orient Express’in (Venice Simplon Orient Express) demiryolu hattının son durağının İstanbul olmasıyla birlikte 20. yüzyılın başlarından itibaren ikinci sıradaki geçiş güzergahı konumuna geçmiştir.

Uzunköprü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Dünyanın en uzun taş köprüsüne ev sahipliği yapan Uzunköprü; konumu, ulaşım imkânları, coğrafi yapısı ve meşhur lezzetleriyle seyahat tutkunlarının sıkça araştırdığı destinasyonlar arasında yer almaktadır. Edirne ve çevresini ziyaret edecek gezginler için Uzunköprü hakkında en çok merak edilen sorular ve yanıtları şu şekildedir:

Uzunköprü hangi şehrimize aittir?

Uzunköprü, Türkiye’nin Trakya Bölgesi’nde yer alan Edirne iline bağlı bir ilçedir. Aynı zamanda Edirne’nin nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük ilçelerinden biridir.

Uzunköprü ile Edirne arası kaç kilometre?

Uzunköprü ilçe merkezi ile Edirne şehir merkezi arası yaklaşık 65 – 67 kilometredir. D-100 ve Edirne-Çanakkale karayolu üzerinden yapılan araç yolculuğu ortalama 45-50 dakika sürmektedir.

Edirne Uzunköprü nereye sınır?

Uzunköprü, Batı Trakya sınır hattına oldukça yakın bir konumdadır. Batısında Meriç Nehri boyunca Yunanistan ile komşudur. İlçe sınırları içerisinde Yunanistan’a açılan Uzunköprü (Kuleliburgaz) Demiryolu Sınır Kapısı yer almaktadır. Ayrıca komşu ilçeleri Edirne Merkez, Meriç, Havsa, Keşan, İpsala ve Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesidir.

Edirne Uzunköprü denize yakın mı?

Uzunköprü ilçe merkezinin doğrudan denize kıyısı bulunmamaktadır. Ancak Ege Denizi’ne (Saros Körfezi) ve Marmara Denizi’ne ulaşım oldukça kolaydır. Keşan üzerinden Saros Körfezi kıyısındaki Erikli, Yayla veya Mecidiye plajlarına olan mesafe yaklaşık 70 – 85 km olup araçla 1 saatlik mesafededir.

Uzunköprü neyi ile meşhur? Uzunköprünün neyi meşhur?

Uzunköprü denilince akla gelen ilk simge, adını da verdiği UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihi Ergene (Uzunköprü) Taş Köprüsü‘dür. Mutfak ve tarım kültüründe ise köfte çeşitleri, Trakya’nın lezzetli çeltik (pirinç) üretimi, ayçiçeği, meşhur Uzunköprü peyniri ve yöresel Trakya şarapları öne çıkmaktadır.

Uzunköprü’de tren var mı?

Evet, Uzunköprü’de tarihi bir tren garı ve aktif demiryolu hattı bulunmaktadır. TCDD Taşımacılık tarafından işletilen Halkalı – Uzunköprü Bölgesel Treni ile İstanbul (Halkalı) ile Uzunköprü arasında karşılıklı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

Uzunköprü Edirne ne kadar?

Uzunköprü ile Edirne arasında düzenli olarak çalışan toplu taşıma minibüs ve otobüs seferleri bulunmaktadır. Ulaşım ücretleri ve bilet fiyatları dönemsel tarifelere göre güncellenmekle birlikte, hat üzerindeki seyahat süresi yaklaşık 50 dakikadır.

Ayrıca İlgili Kaynaklar:

Türkiye UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi

Marmara Bölgesi Gezilecek Yerler, Tarihi Yerler

Marmara Bölgesi fotoğrafları

Edirne Selimiye Cami bilgileri

Edirne İsmi Nereden Geliyor?

Demiryolu Müzesi Bilgileri ve Orient Ekspresi Detayları

Topkapı Sarayı Hakkında Bilgiler

Geleneksel Mimari Kategorisi

İslam‘a ve Ordu‘ya Köprü: Uzunköprü – Yılmaz Büktel

Uzunköprü Cisr-i Ergene – Fethi Ahmet Yüksel

ERKEN VE KLASİK DÖNEM (14.-17. Yy) OSMANLI KÖPRÜLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMLERİNİN VE YAPIM TEKNİKLERİNİN İNCELENMESİ: EDİRNE/UZUNKÖPRÜ ÖRNEĞİ – Mete Korhan ÖZKÖK, Gökben AZSÖZ, Şevket ERŞAN

Unesco Geçici Listesi Uzunköprü Sayfası