Uzunköprü (Uzun Köprü) ya da diğer adıyla Ergene Köprüsü, Edirne’nin ilçesi olan Uzunköprü’ye Osmanlı döneminde yapılmış ve dünyanın en uzun taş köprüsü olarak gerek tarihçesi gerek konumu gerekse önemli bilgileri ile tarihe geçmiş taş köprüdür. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘nde de yer alan bu eşsiz yapı, Marmara bölgesi tarihi yerler içinde yer alan Uzunköprü yapıldığı dönemde önemli stratejik geçiş noktalarından biri olmakla birlikte Osmanlı döneminde 15.yy’da yapılmış 32 adet köprüden biridir.
Uzunköprü’nün Stratejik Önemi ve Tarihsel Yeri

Osmanlı İmparatorluğu çoğunluğu Anadolu’da olmak üzere Trakya’da da mimari eserler yapmıştır; ancak bunların çoğunluğu ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Beylik olmalarından itibaren Osmanlı başkentleri sırasıyla Söğüt, İznik, Bilecik, Bursa, Edirne ve İstanbul’dur. Birçok tarihçi ise bu kronolojiyi ana merkezler olarak Bursa, Edirne ve İstanbul şeklinde kabul etmektedir. 1365 – 1453 yılları arasında tam 88 yıl boyunca Osmanlı’da başkentlik yapan Edirne’de bu zaman zarfında birçok imar faaliyeti yürütülmüştür. Uzunköprü de bu imar faaliyetleri arasında sağladığı geçit imkânı, askeri stratejik önemi ve devasa büyüklüğü sebebi ile Osmanlı mimarisinde çok özel bir konumda yer almaktadır.
Bu tarihi yapının önemini artıran bir diğer unsur ise köprünün yanı başında yükselen ve Osmanlı döneminin ilk ve tek demokrasi anıtı kabul edilen Hürriyet Çeşmesi Anıtı (Hürriyet Anıtı) olmasıdır. Bölgenin kaderini belirleyen bu anıtsal eser, içinde bulunduğu Uzunköprü ilçesine adını vermekle kalmamış, dünyanın en uzun taş köprüsü unvanıyla uluslararası bir değer kazanmıştır. Nitekim taşıdığı bu evrensel mimari önem sayesinde 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir. Köprünün, Edirne Sarayı (Saray-ı Cedit-i Amire) olarak da bilinen Osmanlı Sarayı’na uzaklığı ise yaklaşık 69 km kadardır.
Konu Başlıkları
- Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Kısa Bilgiler Tablosu
- Uzunköprü Nerede ve Nasıl Gidilir?
- Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Tarihi ve Yapım Süreci
- Uzunköprü Mimari Özellikleri ve İnşa Yapısı
- Uzunköprü ve Horasan Harcı Kullanımı
- Köprüde Kullanılan Mimari Elemanlar
- Uzunköprü Süsleme ve Bezemeleri
- Uzunköprü Onarımları ve Restorasyon Süreci
- Uzunköprü Hakkında İlginç Bilgiler
- Rakamlarla Uzunköprü
- Uzunköprü Hakkında Efsaneler, Söylenceler ve Anlatılar
- Uzunköprü’nün UNESCO Dünya Mirası Süreci
- Uzunköprü İlçesi Kısa Tarihi ve Kuruluşu
- Uzunköprü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Kaynaklar
Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Kısa Bilgiler Tablosu
| Parametre / Bilgi Türü | Detay / Ölçüm |
|---|---|
| Yapı Adı | Uzunköprü (Ergene Köprüsü / Cisr-i Ergene) |
| Bulunduğu İl / İlçe | Edirne / Uzunköprü |
| Üzerinden Geçtiği Su | Ergene Nehri |
| Yaptıran / Dönem | Sultan II. Murat (Osmanlı Dönemi) |
| Mimarları | Başmimar Usta Muslihiddin ve Mimar Mehmet |
| Yapım Yılları | 1427 – 1443 (İnşaat süresi yaklaşık 16 yıl) |
| Unvanı / Statüsü | Dünyanın en uzun taş köprüsü / UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi (2015) |
| İlk Yapılış Uzunluğu | 1392 metre |
| Günümüz Uzunluğu | 1238,55 metre (Bazı ölçümlere göre 1266 m veya 1254 m) |
| Genişlik | İlk: 5,24 m / Günümüz: 6,90 m (Bazı ölçümlere göre 5,9 m) |
| Göz (Kemer) Sayısı | İlk yapılışta 174 göz / Günümüzde açık kalan 164 göz |
| Kemer Tipleri ve Açıklıkları | Sivri ve yuvarlak kemerler / 5, 9, 11, 13 metre arası (En büyük kemer açıklığı: 14 m) |
| Öne Çıkan Kemerler | 147 ve 148. kemerler diğerlerine oranla daha geniş ve yüksektir. |
| Kullanılan Harç Tekniği | Horasan Harcı (Sertleşmesi için temelde 2 yıl beklendiği söylenir) |
| Önemli Mimari Elemanlar | 1 Seyir Köşkü, 2 Balkon, 7 Tahliye (Boşaltma) Gözü, Selyaranlar |
| Süsleme ve Kabartmalar | Orijinal Fil ve Aslan kabartmaları, Kûfî “Ali” ve “el-Mülkü lillâh” yazıları, palmet/lotus motifleri |
| Sınır ve Ulaşım Konumu | Yunanistan sınır hattına yakın; Halkalı – Uzunköprü tren hattı üzerinde |
| Edirne Şehir Merkezine Uzaklık | Yaklaşık 65 – 67 km (Araçla ~50 dakika) |
| İlginç Detay (Şehirleşme) | Bir kentin ihtiyacı için değil, kentin kurulmasına neden olan köprüdür (Rumeli’deki ilk Türk kenti). |
| İlginç Detay (İlk Görsel Kayıt) | İlk kez 1584 tarihli Topkapı Sarayı’ndaki Hünernâme eserinde resmedilmiştir. |
| İlginç Detay (Korkuluk Taşları) | Batı kenarındaki dairesel korkuluk taşlarının, Namazgâh’a yakınlığı nedeniyle 33’lük tespih tanelerini simgelediği kabul edilir. |
| Güncel Restorasyon Bitiş Yılı | 2027 (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koruma çalışmaları kapsamında) |
Uzunköprü Nerede ve Nasıl Gidilir?
Uzunköprü (özgün adıyla Ergene Köprüsü), Marmara Bölgesi’nin Trakya kesiminde, Edirne il sınırları içerisinde yer alan tarihi bir ilçe ve bu ilçeye adını veren dünyaca ünlü taş köprüdür. Ergene Nehri üzerinde kurulu olan yapı, antik çağlardan bu yana Anadolu ile Balkanlar ve Avrupa arasındaki ana kara ulaşım koridorunun en stratejik geçiş noktalarından biri olmuştur.
Gerek tarihi köprüyü ziyaret etmek gerekse sınır ilçesinin kültürel dokusunu keşfetmek isteyen seyahatseverler için Uzunköprü konum ve ulaşım rehberi şu şekildedir:
Uzunköprü Coğrafi Konumu ve Nerededir?
Uzunköprü, Türkiye’nin kuzeybatısında, Edirne şehir merkezinin yaklaşık 65 – 67 kilometre güneyinde konumlanmaktadır. İlçe, Batı Trakya sınır hattına oldukça yakın bir noktada yer almakta olup batısında Meriç Nehri boyunca Yunanistan ile sınır komşusudur.
Coğrafi olarak komşu ilçeleri kuzeyde Edirne Merkez ve Havsa, doğuda Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesi, güneyde Keşan, batıda ise Meriç ve İpsala ilçeleridir. Ayrıca Ege Denizi kıyısındaki Saros Körfezi plajlarına yaklaşık 70 – 85 kilometre mesafede bulunmaktadır.
Özel Araç ile Ulaşım Rehberi
Hususi araçlarıyla Uzunköprü‘ye gitmek isteyen ziyaretçiler için farklı güzergâh alternatifleri mevcuttur:
- İstanbul Yönünden Gelalınan Rota: İstanbul’dan hareket eden sürücüler, O-3 / E80 (TEM Otoyolu) üzerinden Edirne yönüne ilerleyip Babaeski veya Havsa sapağından ayrılarak Uzunköprü istikametine bağlanabilirler. Alternatif olarak D-100 karayolunu veya Tekirdağ – Keşan hattını takip ederek D-550 / E87 yolu üzerinden ilçeye ulaşmak mümkündür. İstanbul – Uzunköprü arası mesafe yaklaşık 220 kilometre olup araçla yolculuk ortalama 2,5 saat sürmektedir.
- Edirne Şehir Merkezinden Ge geliş: Edirne merkezden hareket eden ziyaretçiler, D-100 ve Edirne-Çanakkale karayolunu güney yönünde takip ederek yaklaşık 45 – 50 dakikalık sürüşle 65 – 67 kilometrelik mesafeyi kolayca katedebilirler.
- Çanakkale ve Keşan Yönünden Gelalınan Rota: Çanakkale veya Gelibolu üzerinden gelenler, Keşan ilçe merkezinden kuzey yönüne ayrılan Edirne-Uzunköprü karayolunu kullanarak yaklaşık 45 kilometrelik bir sürüşle ilçeye varabilirler.
Otobüs ve Toplu Taşıma Seferleri
Uzunköprü, Trakya bölgesinin ana karayolu ağı üzerinde yer aldığı için otobüs ve minibüs seferleriyle ulaşımı son derece kolay bir destinasyondur:
- Şehirlerarası Otobüsler: İstanbul (Esenler Otogarı ve Alibeyköy Otogarı), Tekirdağ, Çorlu, Lüleburgaz ve Kırklareli şehirlerarası otobüs terminallerinden Uzunköprü Otogarı‘na gün boyunca karşılıklı otobüs seferleri düzenlenmektedir.
- İl İçi Minibüs Hatları: Edirne Otogarı‘ndan ve ilçe merkezinden her yarım saatte bir hareket eden Uzunköprü minibüs ve otobüs hatları ile yaklaşık 50 dakikada ilçeye ulaşım sağlanmaktadır.
Tren ile Ulaşım (Halkalı – Uzunköprü Treni)
Uzunköprü, tarihi demiryolu mirasıyla öne çıkan ve aktif tren hattına sahip şanslı ilçelerden biridir. Demiryolu ile nostaljik ve konforlu bir yolculuk yapmak isteyenler için alternatif ulaşım imkânı sunulmaktadır:
- Halkalı – Uzunköprü Bölgesel Treni: TCDD Taşımacılık tarafından işletilen bölgesel tren hattı, İstanbul Halkalı Tren İstasyonu ile Uzunköprü Tren Garı arasında her gün karşılıklı olarak sefer yapmaktadır.
- Güzergâh: Tren; Halkalı’dan hareket ederek Çatalca, Çorlu, Muratlı, Lüleburgaz, Babaeski ve Pehlivanköy duraklarından geçmekte ve tarihi Uzunköprü Tren Garı‘nda son bulmaktadır. İstanbul’dan trenle ulaşım süresi yaklaşık 3,5 – 4 saat sürmektedir.
Çevre Merkezlerden Ulaşım Mesafeleri ve Süreleri
Uzunköprü‘ye seyahat planı yapan gezginler için önemli kentsel merkezlerden ortalama ulaşım mesafeleri ve süreleri şu şekildedir:
- Edirne Merkez – Uzunköprü: 65 – 67 km / Yaklaşık 50 dakika
- İstanbul – Uzunköprü: 220 km / Yaklaşık 2 saat 30 dakika
- Tekirdağ – Uzunköprü: 110 km / Yaklaşık 1 saat 20 dakika
- Kırklareli – Uzunköprü: 95 km / Yaklaşık 1 saat 10 dakika
- Keşan – Uzunköprü: 45 km / Yaklaşık 35 dakika
- Saros Körfezi (Erikli Plajı) – Uzunköprü: 80 km / Yaklaşık 1 saat
Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Tarihi ve Yapım Süreci

I. Murat zamanında ilk Osmanlı harekâtı sırasında buradaki eski mevcut ahşap köprü, ilerleyişi aksatmak amacıyla düşman tarafından tahrip edilmiş; fakat, I. Murat’ın emriyle ahşap olarak tekrar yapılmıştır (22 Mart 1361). II. Murat’ın kovaladığı Mustafa Çelebi de ahşap köprüyü tahrip etmiş; köprü II. Murat zamanında (1421) yeniden ahşap olarak inşa edilmiştir. Bu ahşap köprüler büyük su taşkınlarında harap duruma gelmiş ve ihtiyacı karşılamamaya başlamıştır.
II. Murat ordusunun yağan yoğun yağmurlar yüzünden yaşanan taşkınlardan Ergene nehrini geçememesi ve ahşaptan yapılan geçici köprülerin de sellere karşı dayanıksız olması nedeniyle nehrin üzerine taştan bir köprü yaptırmaya karar vermiştir. 1424 yılında yapımına başlanan ve 360 gözlü olarak 3 yılda bitirilen bu taş köprüyü II. Murat yeterli bulmayarak yıktırmış ve günümüzdeki köprüyü yaptırmıştır.
Bugünkü adıyla Ergene Köprüsü ya da Uzun Köprü (Uzunköprü) 1427-1443 yılları arasında yapılmıştır (bazı kaynaklara göre 1426-1443). Köprünün yapımında Timurtaş Bey ile oğlu Osman Çelebi ve kardeşi Gazi İshak Bey nezaretinde dönemin baş mimarı Usta Muslihiddin ile Mimar Mehmet birlikte çalışmıştır. İlk temel Yayalar Köyü tarafına atılmış, daha sonra Ergene Nehri üzerine rastlayan kesimde inşaata başlanmıştır.
Bir Şehrin Doğuşuna Vesile Olması ve Stratejik Farkı
Uzunköprü tarihi ve etkileri incelendiğinde, köprünün bir kentin ihtiyaçları üzerine kurulmadığı, aksine köprünün bir kentin imar edilmesinin nedeni olduğu görülmektedir. Kentin kurulmasında özellikle köprünün güvenliğini ve hizmetlerin devamlılığını sağlama amaçlarının etkili olduğunu söylemek mümkündür. Uzunköprü bu özellikleri ve tarihsel etkileri bakımından diğer Osmanlı köprülerine göre büyük farklılıklar göstermektedir.
İnşa Malzemeleri, Kitabeleri ve Açılış Töreni
Uzunköprü Eskiköy, Kuleliburgaz, Taşçıarnavut köyleriyle Kestanbolu ve Süleymaniye köyleri ocaklarından getirilen dayanıklı taşlarla inşa edilmiştir. Köprünün inşa kitabesi mermer üzerine celî sülüs hatlıdır. II. Abdülhamid zamanında yapılan bir onarım sırasında köprü üzerindeki kitabe, Gazi Mahmud Bey veya Köprübaşı Çeşmesi diye adlandırılan çeşme üzerine konulmuştur. Köşelerinde rozetler yer alan iki satırlık kitâbede II. Murad ismi ile 847 (1443) tarihi, sağ üst köşesinde de “Bu köprü yüz yetmiş dört gözdür” şeklinde bir cümle yer almaktadır.
Memba (köprünün gözlerinden geçen suyun kaynak tarafı) tarafında korkuluk taşları arasına yerleştirilmiş bir kitabe sütunu vardır; bunun orta kısmında dikdörtgen bir çerçeve içinde yazı izleri görülmekteyse de tahrip yüzünden okunamamaktadır. İsmail Hakkı Balkas, Kırkkavak deresi üzerine rastlayan gözlerinden birinin üstünde mimara ait diğer bir kitâbenin daha bulunduğunu bildirir, ancak bu kitâbe günümüzde mevcut değildir.
10 Kasım 1444 Varna zaferinden sonra Edirne’ye dönen Sultan II. Murat, beraberinde vezirler, komutanlar, gaziler ve Şehzade Mehmet olduğu halde Uzunköprü’ye gelir ve köprüyü görülmedik bir törenle kullanıma açar.
Uzunköprü Mimari Özellikleri ve İnşa Yapısı

Tarihi Uzunköprü, inşa özellikleri bakımından mühendislik harikası bir taş köprüdür. Yapı altta doğal kireçtaşından kesme taşların ince bir bağlayıcı harç ile birleştirilerek inşa edildiği temel, üzerinde ayaklar, ayakları bağlayan kemerler ve döşemeden oluşmaktadır. Kireçtaşı ve traverten cinsi kesme taş blokları ile inşa edilen köprünün, alüvyon zemin üzerine oturtulan temelleri enerji sönümleyici ahşap ızgara sistemi üzerine inşa edilmiştir.
Köprü genel görünüşü ile boşaltma gözleri ve selyaranlardan oluşmaktadır. Ergene Nehri kesimine rastlayan büyük gözlerin sağ ve solunda boşaltma gözleri vardır; bu nedenle köprünün en çok bu kesiminde taşkınların görüldüğü düşünülmektedir.
Uzunköprü Ölçüleri: Uzunluk, Kemerler ve Balkonlar
Köprü ilk yapıldığında 1392 m uzunluğunda ve 5,24 m genişliğinde iken bugün uzunluğu 1238,55 m, genişliği ise 6,90 metredir (bazı ölçümlere göre de 1266 m veya 1254 m, genişliği ise 5,9 m). 174 gözden meydana gelen köprüde en büyük kemer açıklığı 14 metreyi bulmaktadır. Arazinin dolmasıyla günümüzde 164 gözü açık kalmıştır. Köprü kemerleri sivri ve yuvarlak olup 147 ve 148. kemerler diğerlerine oranla daha geniş ve yüksektir. Memba ve mansap taraflarındaki selyaranlar üçgen şeklindedir, üzerlerinde yedi adet tahliye gözü vardır. Köprüde ana gözün üstünde bir seyir köşkü ve 40, 41 ile 102 ve 103. kemerlerin üzerinde iki balkon yer almaktadır.
Uzunköprü’nün kemer aralıkları 5, 9, 11, 13 metre arasında değişmektedir. Köprü korkulukları Selçuklu Dönemi’nde genellikle tempon duvarı üzerinde aynı hizada düz bir şekilde yükselmekte iken, Osmanlı Dönemi’nde gelişerek özellikle bu köprüde olduğu gibi tempon duvarından önde ve tempon duvarı ile korkuluklar arasında korniş tacı kullanılarak yapılmaya başlanmıştır.
Uzunköprü ve Horasan Harcı Kullanımı
Yapımda Horasan harcı kullanılmıştır. Horasan harcı sönmüş kireçle pişmiş tuğla kırıntıları karıştırılarak yapılır. Antik Roma’dan günümüze kadar kullanılan bir tekniğin devamı olan horasan harcı, taşları açık havada günümüzdeki çimento gibi birbirine bağlayarak dayanıklılığı sağlar. Uzunköprü’nün temeli baştanbaşa bittiğinde, horasanın sertleşmesi için iki yıl beklendiği söylenir. Bu süre içinde köprünün taşlarının yontulması, kesilmesi hazırlıkları yapılmış ve bundan sonra üst inşaata başlanmıştır.
Köprü Ayakları, Selyaranlar ve Temel Mühendisliği
Köprü açıklıklarının mesnet noktalarını oluşturan ayakların akarsu yatağı içinde bulunduğu durumlarda ayakların özel olarak desteklenmesi gerekir. Bu amaçla, ayağa ırmağın akış yönüne karşıt doğrultuda selyaranlar, akış yönünde de mahmuzlar eklemlenmiştir. Her iki elemanın görevi de akışın ve bu akışla birlikte taşınan çeşitli ağır maddelerin ayağı ve ayak temelini tahrip etmesini önlemektir. Uzunköprü özelinde de farklı boyutlarda suyun akış kuvvetine göre bu elemanlar görülmektedir.
Köprü ayaklarının oturması gereken noktalarda şayet kaya vb. bir sağlam zemin bulunmuyorsa kazıklı sistemler kullanılmaktadır. Osmanlılar da Romalılar gibi kısa, ama sık aralıklı olarak çakılmış temel kazıkları kullanmayı yeğlemişlerdir. Uzunköprü’nün yapıldığı bataklık alanda da bu sistem kullanılmış olmalıdır.
Batardolar ve Kemer İnşa Teknikleri
Batardolar (su kenarında ve su seviyesinin altında kazı yapılabilmesi amacıyla uygulanan tahkim işi), köprü ayağını inşa edebilmek amacıyla, içine suyun girmeyeceği geçici bir çalışma alanı oluşturmaktadır. Köprü yapım sırasında batardo yapım tekniğinin uygulandığına dair ifade bulunmamaktadır. Kullanılmamasının sebebi, yapımının genellikle kuru mevsimlerin olduğu ve akıntının az olduğu zamanlarda yapılması olarak açıklanabilmektedir. Kaynaklarda birçok köprünün inşası sırasında nehrin akış yönünün değiştirildiği de bilinmektedir.
Köprü ayağının temel inşaatı bitirildikten sonra ayakların örülmesine başlanır. Asıl sorun ayakları birbirine bağlayan kemerlerin örülmesi sırasında yaşanmaktadır. Kuru mevsimlerde ya da kuru bir yatak üzerinde bu işlem, kemerin ahşap kalıbı doğrudan doğruya doğal zemine oturtularak kolayca çözülürken, nehrin akışının devam ettiği durumlardaysa, kemer kalıbı ayak üzerinde bırakılan özel yuvalara oturtulmaktadır. Bu her anlamda geleneksel köprü yapımının en zor kesimini oluşturur. Uzunköprü bünyesinde bulunan çok farklı kemer boyutları düşünüldüğünde, kemer inşasında bu yapım tekniğinin kullanılmasının, inşaatın 16 yıl boyunca sürmesinin nedenlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür.
Dünyanın en uzun taş köprüsü olarak kayıtlara geçen Uzunköprü, mimari ihtişamı ve mühendislik detaylarıyla tarihe meydan okumaktadır. Tarihi yapının ilk resmedildiği eser ise günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Seyid Lokman’ın Türkçe eseri olan 1584 tarihli Hünernâme’dir.
Köprüde Kullanılan Mimari Elemanlar

Uzunköprü’nün yapımında kullanılan mimari elemanlar; köprünün statik dengesini korumak, taşkınlara karşı mukavemetini artırmak ve estetik değer katmak amacıyla özel olarak tasarlanmıştır.
Kemerler: Geometrik Dağılım ve Ölçüler
Köprüde sivri ve yuvarlak olmak üzere iki farklı kemer tipi kullanılmıştır. Kent tarafından başlamak üzere kemer tiplerinin sıralaması şu şekildedir:
- 1 – 33. Kemerler: Sivri kemer
- 34 – 81. Kemerler: Yuvarlak kemer
- 82 – 113. Kemerler: Sivri kemer
- 114 – 153. Kemerler: Yuvarlak kemer
- 154 – 162. Kemerler: Sivri kemer
- 163 – 172. Kemerler: Yuvarlak kemer
1964 yılında Devlet Karayolları mühendislerince hazırlanan detaylı rölöve planına göre, kasaba tarafından başlayan birinci gözün genişliği 5,5 metredir. Kemer genişlikleri kademeli olarak artarak 80. kemerde 8 metreye ulaşmakta ve bu 8’er metrelik aralıklar 149. ana göze kadar devam etmektedir.
Selyaranlar ve Statik Denge
Selyaranlar; hızla akan nehrin sel durumunda getirdiği buz ve ağaç parçalarının köprü ayaklarına zarar vermesini önlemek amacıyla inşa edilen sivri ve yuvarlak çıkıntılardır. Ergene Nehri tek bir yönden akmasına rağmen, köprünün her iki tarafında da selyaran yer almaktadır. Buradaki temel mimari amaç, köprünün genel statik dengesini sağlamaktır. Selyaran sistemi 55 ve 56. kemerlerin bastığı ayakta başlamakta ve 168. ayakta sona ermektedir.
Tahliye (Boşaltma) Gözleri
Köprüde toplam 7 adet boşaltma (tahliye) gözü bulunmaktadır. Yuvarlak kemer biçiminde tasarlanan bu gözler, 145 – 154. ayaklar üzerinde yer almaktadır. Tahliye gözleri, şiddetli taşkın dönemlerinde suyun kolayca tahliye edilmesini sağlayarak köprü üzerindeki hidrostatik basıncı azaltır ve yapının yıkılmasını önler.
Korkuluklar ve Gizemli Taş Motifleri
Köprünün nehir tarafının batı kenarında insan başı büyüklüğünde dairesel korkuluk taşları yer almaktadır. Sayısı 28 olarak belirtilen bu dairesel formlar hakkında farklı tarihi yorumlar bulunmaktadır:
- Bir görüşe göre; 16 yıl süren zorlu inşaat sürecinde vefat eden her bir ustanın anısına dikilmiştir.
- Ancak daha güçlü bir ihtimal olarak; bu yapıların Namazgâh bölümüne yakınlığı ve aslen 33 adet olması gerekliliği göz önüne alındığında, tespih tanelerini simgelemek amacıyla yerleştirildiği kabul edilmektedir.
Uzunköprü Süsleme ve Bezemeleri

Süsleme özellikleri bakımından oldukça dikkat çeken Uzunköprü‘nün ayakları arasındaki kısımlarda ve köprü ayaklarıyla kemerlerin kilit taşları üzerinde birbirinden farklı geometrik, bitkisel, yazı ve figüratif bezemeler görülmektedir. Bunların içinde özellikle kartal, kuş, fil, üç aslan figürleriyle üç defa tekrarlanan “Ali” yazısı oldukça ilginçtir.
Figüratif Bezemeler: Aslan ve Fil Kabartmaları
Başları yuvarlak bir çerçeve ortasında birleştirilen üç aslan figürünün yanı sıra büyük gözün üstünde yer alan üçgen cumbanın korkuluğuna 1964 yılı onarımı sırasında işçiler tarafından bir aslan kabartması daha yapılmıştır. Kuyruğu sırtına paralel durumdaki bu aslan, bir zincirle bağlı şekilde tasvir edilmiş olup arkasında bir saksı ve bir dal görülmektedir.
Köprü üzerinde iki adet fil kabartması vardır:
- Birinci Fil Kabartması: Ana göz üzerinde, güneye bakan kısımdadır ve orijinaldir.
- İkinci Fil Kabartması: Köprünün batıya bakan kısmında iki kemer arasındadır; bu fil kabartması 1964 onarımında eklenmiştir.
Yazı (Kûfî) Bezemeleri ve Yıkıma Uğrayan Süslemeler
Kemer kilit taşlarında altıgen bir çerçeve içinde kûfî karakterde üç defa tekrarlanarak “Ali” adının baş harfleri ortada birleştirilmiş olup kemerlerden birinin kilit taşı üstünde bir çerçeve içinde “el-Mülkü lillâh” ibaresi yer almaktaydı. Köprünün doğu ucu yakınında mansap yüzünde, dörtgen bir çerçeveye kabartma olarak işlenmiş sekizgen içinde karşılıklı üçgenlerin meydana getirdiği bir yıldız ortasında ise yapraklı bir dal kabartması bulunmaktaydı. Ancak bunlar, şehrin su ihtiyacını karşılayan su borusunun üzerlerinden geçmesi sebebiyle maalesef tahrip olmuştur. Bunların dışında köprünün sağında ve solundaki korkuluklara yerleştirilmiş yirmi sekiz adet yuvarlak taş görülmektedir.
Bitkisel ve Geometrik Süsleme Detayları
Bitkisel süslemelerin bir bölümü köprünün kemerlerinin kilit taşlarında, yüksek kabartma tekniğiyle alt ve üst uçları üç dilimli palmet kabartmasıyla bitirilmiş dilimli kartuş veya madalyon biçiminde işlenmiştir. Bunların bazılarında, dairesel madalyon yüzeyinin belirli eksenlere yerleştirilmiş lotus ve palmetlerle doldurulduğu gözlenmektedir.
Tıpkı bitkisel süslemelerde olduğu gibi, geometrik süslemeler de köprünün kemer kilit taşları ve kemer duvarlarında yer almaktadır. Kemer kilit taşlarının ikisinde yüzeyi kûfî yazı ve kırık çizgi sisteminden gelişen ve altı kollu yıldızlardan meydana gelen geometrik düzenlemeden alınmış örneklerle süslenmiş kabaralar bulunmaktadır. Gerek bitkisel gerekse de geometrik süslemelerdeki bu zengin çeşitlilik, yapıdaki bezemelerin tek bir usta elinden çıkmadığını açıkça göstermektedir.
Uzunköprü Onarımları ve Restorasyon Süreci
Uzunköprü, kuruluş tarihinden itibaren doğal afetler, taşkınlar ve savaşlar nedeniyle pek çok kez bakımdan geçirilmiştir. Tarihi kaynaklarda saptanabilen ve yapının mimari evrimini belirleyen beş büyük onarım dönemi öne çıkmaktadır.
Tarihsel Dönem Onarımları (Osmanlı Dönemi)
- Fatih Sultan Mehmet Dönemi (1451): Köprünün yapılışından on dört yıl sonra yıkılan bir gözünün Fatih Sultan Mehmet’in emriyle onarıldığını Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şöyle anlatmaktadır: “…Bu köprünün bir gözünü 1451 yılında Fatih mamur ettiği vakit seksen bin kuruş gitmiştir. Mukayese oluna ki, Murat Han yüz yetmiş dört göz yapıncaya kadar, ne kadar hazineler sarf etmiştir.”
- Kanuni Sultan Süleyman Dönemi (1546): Ergene’de su yolu, kaldırım, köprü ve değirmen onarımlarına ait H. 953 / M. 1546 tarihli muhasebe kaydında kapsamlı bir onarım yapıldığı belirtilmektedir. Muhasebe kayıtlarında adı geçen ve eski fotoğraflarda da görülen değirmenler ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.
- Genç (II.) Osman Dönemi (1621): II. Osman Leh seferine giderken Uzunköprü’ye uğradığında köprünün son derece harap olduğunu görerek derhal onarılmasını emretmiştir. Muradiye Camii avlusunun üst kapısındaki mermer yazıttan köprü ve caminin 1621’de onarıldığı anlaşılmaktadır. Yazıtta şu beyit yer alır:
- Rahne ermişti ana lakin mürur-ı dehr ileBin otuzda Han Osman yine abad eyledi (1621)
- Sultan II. Mahmud Dönemi (1823 Depremi ve Taşkınlar): 1823 yılında yörede meydana gelen depremlerde oluşan çatlaklar ve Ergene Irmağı’nın taşıdığı buz ile kütüklerin etkisiyle ana göze bitişik dört kemer yıkılmış, bu kısım daha geniş üç göze çevrilmiştir. 1920-1922 Yunan işgali sırasında tahrip edilen 149. kemer kitabesinde, II. Mahmud’un bu sağlam köprünün onarılmasını 1823 yılında emrettiği yazmaktaydı.
Cumhuriyet Dönemi 1964 Betonarme Müdahalesi
Köprünün yakın tarihteki en büyük müdahalesi 1964 yılında başlayıp 1971’de tamamlanan Cumhuriyet dönemi onarımıdır. 5 milyon lira harcanan bu çalışmada köprüye büyük araç geçişini sağlamak amacıyla geniş çaplı müdahaleler yapılmıştır:
- Köprü genişliği her iki taraftan 71’er santim artırılarak toplamda 1,42 metre genişletilmiş; içten içe 5,24 metre olan genişlik 6,80 – 6,90 metreye çıkarılmıştır.
- Orijinal taş döşeme tabliyesi 20 cm kalınlığında betonarme ile kaplanmış, kanat kalınlıkları ve yükseklikleri değiştirilmiştir.
Beton dökülerek yapılan bu değişiklikler köprünün özgün tarihi kimliğine zarar vermiş; oluşan tahribatı önlemek adına 2015 yılında köprüden ağır vasıta geçişleri tamamen yasaklanmıştır.
Güncel Restorasyon Çalışmaları ve Bitiş Tarihi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı restorasyon projesi nedeniyle Uzunköprü, 2021 yılında araç trafiğine kapatılmıştır. 2015’te UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen bu tescilli kültür varlığında:
- 1964 onarımında eklenen betonarme tabakaların sökülmesi,
- Dış etkenlerle yıpranan kemerlerde kazı, iskele kurulumu ve taş konservasyonu çalışmaları sürdürülmektedir.
Restorasyonun maliyeti %48 artışla 255,9 milyon TL’ye ulaşmış olup, 60’tan fazla kemeri kapsayan çalışmaların 2027 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.
Uzunköprü Hakkında İlginç Bilgiler

Uzunköprü (özgün adıyla Ergene Köprüsü / Cisr-i Ergene), Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde Ergene Nehri üzerinde 16 asırdır varlığını sürdüren, Osmanlı askeri mimarisinin ve taş mühendisliğinin en görkemli anıt yapılarından biridir. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘nde yer alan bu eşsiz kültür varlığı; boyutu, inşa öyküsü, simgesel motifleri ve kentleşmeye olan etkisiyle pek çok şaşırtıcı detay barındırmaktadır.
Dünyanın En Uzun Taş Köprüsü Unvanı
Uzunköprü, inşa edildiği 15. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan tarihi örnekleri arasında dünyanın en uzun taş köprüsü olma unvanını elinde tutmaktadır. İlk yapıldığında 1392 metre uzunluğa sahip olan yapı, günümüzde 1238,55 metrelik uzunluğu ve 164 açık kemeriyle dünya mimarlık tarihinin en görkemli taş yapılarındandır.
Bir Kentin Doğmasına Neden Olan Yapı
Genellikle köprüler var olan kentlerin ulaşım ihtiyacını karşılamak için inşa edilirken, Uzunköprü tam tersi bir tarihsel süreçle bir kentin kurulma nedeni olmuştur. 16 yıl süren köprü inşaatında çalışan işçilerin, ustaların ve güvenliği sağlayan askerlerin konaklaması için etrafa cami, kervansaray, medrese ve hamamlar yapılmış; böylece Rumeli’deki ilk Türk şehri olan Ergene (Uzunköprü) doğmuştur.
İlk Yapılan Taş Köprünün Sultan Tarafından Yıktırılması
Sultan II. Murat, Ergene Nehri‘nin coşkun taşkınları nedeniyle 1424 yılında 360 gözlü bir taş köprü inşa ettirmiştir. Ancak 3 yılda tamamlanan bu ilk yapıyı yeterince dayanıklı ve estetik bulmayarak yıktırmış; ardından 1427-1443 yılları arasında günümüze ulaşan abidemi köprüyü yeniden yaptırmıştır.
Horasan Harcının Sertleşmesi İçin 2 Yıl Beklenmesi
Köprünün bataklık ve alüvyon zemin üzerindeki devasa temelleri Horasan Harcı kullanılarak inşa edilmiştir. Temel inşaatı baştan başa tamamlandıktan sonra, sönmüş kireç ve pişmiş tuğla tozundan oluşan harcın açık havada tamamen sertleşmesi ve mukavemet kazanması amacıyla üst gövde inşaatına geçilmeden önce tam 2 yıl beklenmiştir.
Namazgâh ve 33’lük Tespih Tanesini Simgeleyen Taşlar
Köprünün nehir tarafındaki batı kenarında insan başı büyüklüğünde dairesel korkuluk taşları yer almaktadır. Günümüze 28 adedi ulaşan bu dairesel formların, köprü başlangıcındaki Namazgâh bölümüne yakınlığı göz önüne alındığında aslen 33 adet olduğu ve İslam ibadetindeki 33’lük tespih tanelerini simgelediği kabul edilmektedir.
Varna Zaferi Sonrası Sultan II. Murat ve Şehzade Mehmet’li Açılış
Köprünün 16 yıl süren inşaatının ardından açılışı, 10 Kasım 1444 Varna Zaferi dönüşünde gerçekleştirilmiştir. Sultan II. Murat, yanında devlet vezirleri, komutanları ve geleceğin Fatih’i olan genç Şehzade Mehmet olduğu halde Uzunköprü‘ye gelerek köprüyü görkemli bir törenle hizmete açmıştır.
Taş Üzerindeki Mistik Fil ve Aslan Kabartmaları
Köprünün kemer kilit taşlarında ve ayaklarında zengin süslemeler bulunmaktadır. Doğu ve Batı figür dünyasını harmanlayan bu kabartmalar arasında, ana göz üzerinde yer alan orijinal Fil Kabartması, zincirle bağlı Aslan Kabartması, Kûfî yazı tarzıyla işlenmiş üçlü Ali motifleri ile “el-Mülkü lillâh” yazıları dikkat çekmektedir.
Tren İstasyonu Sayesinde Resmiyet Kazanan Halk Adı
Osmanlı bürokrasisinde kentin ve köprünün resmi adı uzun süre Cisr-i Ergene olarak kullanılmıştır. Ancak 1873 yılında bölgeden demiryolu geçtiğinde, tren istasyonu binasına halkın asırlardır benimsediği Uzunköprü levhası asılmış; bu durum resmiyete yansıyarak 1917 yılında kentin adının resmen Uzunköprü olmasına zemin hazırlamıştır.
Rakamlarla Uzunköprü

Uzunköprü (özgün adıyla Ergene Köprüsü); 6 asırlık mimari geçmişini, devasa mühendislik ölçülerini, kemer sıralamalarını, tarihsel onarım bütçelerini ve dekoratif süsleme detaylarını sayıların nesnel diliyle ortaya koymaktadır. Tarih, mimarlık ve koruma bilimi açısından öne çıkan tüm sayısal veriler şu şekildedir:
- 1427 – 1443 Yılları: Sultan II. Murat‘ın talimatıyla Başmimar Usta Muslihiddin ve Mimar Mehmet yönetiminde köprünün inşa edildiği ve yaklaşık 16 yıl süren tarihi yapım dönemidir.
- 1392 Metre: Uzunköprü‘nün 15. yüzyıldaki ilk inşa ediliş uzunluğudur.
- 1238,55 Metre: Günümüzde ölçülen toplam köprü uzunluğu olup yapıyı dünyanın en uzun taş köprüsü konumuna getiren ana ölçüdür.
- 174 Göz (Kemer): Köprünün özgün mimari tasarımında yer alan toplam kemer ve göz sayısıdır.
- 164 Açık Göz: Zamanla zemin dolgusu ve alüvyon birikmesi nedeniyle günümüzde aktif ve açık olarak varlığını sürdüren kemer sayısıdır.
- 5,24 Metre / 6,90 Metre: Köprünün 15. yüzyıldaki özgün tabliye genişliği (5,24 metre) ve 1964 betonarme genişletme müdahalesi sonrasındaki günümüz genişliğidir (6,90 metre).
- 1,42 Metre: 1964-1971 yılları arasındaki Cumhuriyet dönemi onarımında köprünün her iki tarafına 71’er santimetre eklenti yapılarak elde edilen toplam genişletme miktarıdır.
- 14 Metre: Nehir akışının en yoğun olduğu ana gözde ulaşılan en büyük kemer açıklığıdır.
- 147 ve 148. Kemerler: Köprü üzerindeki diğer tüm kemerlere kıyasla statik olarak en geniş ve en yüksek inşa edilmiş iki özel ana göz kemeridir.
- 5, 9, 11 ve 13 Metre: Köprü ayakları arasındaki kemer açıklıklarının dikey ve yatay eksende değişen kademeli ölçü değerleridir.
- 8 Metrelik Kemer Açıklığı: Kasaba yönündeki 5,5 metrelik ilk gözden itibaren kademeli artarak 80. kemerde ulaşılan ve 149. ana göze kadar sabit devam eden açıklık genişliğidir.
- 1 – 33. Kemerler: Şehir tarafından başlayan ve sivri kemer formunda örülen ilk 33 adet göz dizilimidir.
- 34 – 81. Kemerler: Sivri kemerlerden sonra başlayan ve yuvarlak kemer mimarisine geçen 48 adet göz grubudur.
- 82 – 113. Kemerler: Köprünün orta aksına doğru yeniden sivri kemer formunda inşa edilen 32 adet göz dizisidir.
- 114 – 153. Kemerler: Ergene Nehri’nin ana yatağına yaklaşırken kullanılan 40 adet yuvarlak kemer grubudur.
- 154 – 162. Kemerler: Nehir geçişi sonrasında tekrar sivri kemer tekniğiyle örülen 9 adet göz dizilimidir.
- 163 – 172. Kemerler: Köprünün batı ucunda yer alan ve yuvarlak kemerle sonlanan 10 adet göz grubudur.
- 7 Adet Tahliye Gözü: Aşırı taşkın dönemlerinde Ergene Nehri sularının rahatça akmasını sağlayan ve yapının hidrostatik basıncını azaltan boşaltma gözü sayısıdır.
- 1 Seyir Köşkü ve 2 Balkon: Köprü tabliyesi üzerinde kurgulanmış dinlenme ve manzarayı izleme işlevli mimari eleman sayılarıdır.
- 80.000 Kuruş: 1451 yılında yıkılan tek bir köprü gözünün Fatih Sultan Mehmet emriyle imar edilmesi için harcanan tarihi bütçe tutarıdır.
- 1621 Yılı: Genç (II.) Osman‘ın Lehistan seferine giderken harap halde gördüğü köprünün onarılmasını emrettiği ve Muradiye Camii yazıtına kazınan restorasyon tarihidir.
- 1823 Yılı: Yörede meydana gelen depremler ve sel taşkınları sonucu yıkılan ana göze bitişik 4 kemerin Sultan II. Mahmud emriyle daha geniş 3 göze dönüştürüldüğü tarihtir.
- 5 Milyon TL: 1964 yılında başlayıp 1971’de tamamlanan ve köprüye betonarme tabliye eklendiği Cumhuriyet dönemi geniş kapsamlı onarım projesinin bütçesidir.
- 4 Ayrı İşgal Dönemi: Kentin ve köprünün yüz yıllık süreçte yaşadığı tarihi işgal sayısıdır (1829 Rus, 1878 Rus, 1912 Bulgar ve 1920 Yunan işgalleri).
- 2 Adet Fil Kabartması: Ana göz üzerinde güneye bakan orijinal fil kabartması ile 1964 onarım çalışmasında batı yüzüne işçilerce eklenen ikinci fil figürü toplamıdır.
- 4 Adet Aslan Figürü: Başları dairesel çerçevede birleştirilmiş üç tarihi aslan kabartması ile 1964 onarımında cumba korkuluğuna zincirle bağlı işlenen son aslan motifidir.
- 3 Defa Tekrarlanan “Ali” Yazısı: Kemer kilit taşlarındaki altıgen çerçeveler içerisine Kûfî hat sanatı tarzında işlenmiş olan dini motif sayısıdır.
- 28 Adet Dairesel Taş: Köprünün batı kenarındaki korkuluklar üzerinde günümüze kadar sağlam ulaşan, halk arasında ve araştırmalarda 33’lük tespih tanelerini simgelediği kabul edilen dairesel taş sayısıdır.
- 1584 Yılı: Topkapı Sarayı Müzesi‘nde muhafaza edilen Hünernâme adlı eserde köprünün minyatür sanatıyla ilk kez görsel olarak kayda geçirildiği tarihtir.
- 2015 Yılı: Uzunköprü‘nün evrensel mimari değeri gerekçesiyle UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne resmi olarak dahil edildiği yıldır.
- 255,9 Milyon TL: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen ve köprüdeki betonarme müdahaleleri temizlemeyi hedefleyen güncel restorasyon projesinin bütçesidir.
- 2027 Yılı: 60’tan fazla kemeri kapsayan geniş çaplı restorasyon ve konservasyon çalışmalarının tamamlanmasının hedeflendiği tarihtir.
- 65 – 67 Kilometre: Uzunköprü ilçe merkezi ile Edirne şehir merkezi arasındaki karayolu mesafesidir.
- 69 Kilometre: Uzunköprü‘nin Edirne Sarayı (Saray-ı Cedit-i Amire) merkezine olan karayolu mesafesidir.
Uzunköprü Hakkında Efsaneler, Söylenceler ve Anlatılar

Uzunköprü (özgün adıyla Ergene Köprüsü); 6 asrı aşan varlığı, devasa mühendislik ölçüleri ve Ergene Nehri‘nin hırçın suları üzerinde 16 yıl süren yapım serüveniyle Trakya folklorunun ve Osmanlı tarih anlatılarının en zengin efsanelerine konu olmuştur. Tarihi kaynaklardaki gerçekler ile halkın hayal gücünün harmanlandığı bu söylenceler, dünyanın en uzun taş köprüsüne mistik ve derin bir kimlik kazandırmaktadır.
Uzunköprü hakkında asırlardır anlatılagelen başlıca efsaneler, halk söylenceleri ve gizemli anlatılar şunlardır:
Gündüz Yapılan Kemerlerin Gece Yıkılması Efsanesi
Halk arasındaki en yaygın söylencelerden biri, köprünün inşaatının neden 16 yıl gibi uzun bir süreye yayıldığını açıklayan nehir cinleri ve perileri efsanesidir. Anlatıya göre, Ergene Nehri‘nin bataklık ve alüvyonlu yatağında gündüz saatlerinde büyük emeklerle örülen kemerler ve ayaklar, gece olduğunda nehrin hırçın suları ve gizemli doğaüstü güçler tarafından yıkılmaktadır.
Usta ve işçilerin çaresiz kalması üzerine Sultan II. Murat‘ın dua ettirdiği, hayır kurbanları kestirdiği ve ancak Horasan Harcı‘nın özel dualarla karılıp taşların birbirine mühürlenmesiyle yapının ayakta tutulabildiği rivayet edilir. Bu efsane, aslında nehrin balçık zemininde yaşanan mühendislik zorluklarının ve aşırı taşkınların halk zihnindeki masalsı yansımasıdır.
Yıkılan 360 Gözlü İlk Köprünün Sırrı
Tarihsel kayıtlara da yansıyan bir diğer ilginç anlatı, Sultan II. Murat‘ın 1424 yılında yaptırdığı ilk taş köprü ile ilgilidir. Padişah, ordusunun Ergene Nehri taşkınları yüzünden karşıya geçememesi üzerine ilk olarak 360 gözlü bir taş köprü inşa ettirmiştir. Ancak 3 yıl süren bu inşaat tamamlandığında, padişah yapıyı yeterince görkemli, mukavemetli ve estetik bulmayarak tamamen yıktırmıştır.
Saray çevresinde ve halk arasında yayılan dedikodulara göre; padişah rüyasında bu köprünün Rumeli seferlerinde ordunun yükünü taşıyamayacağını ve sulara gömüleceğini görmüş, bunun üzerine 1427 yılında Başmimar Usta Muslihiddin ile Mimar Mehmet‘i görevlendirerek günümüzdeki abidemi yapının temellerini attırmıştır.
Vefat Eden 28 Usta ve 33’lük Tespih Tanesi Söylencesi
Köprünün nehir tarafındaki batı korkulukları üzerinde yer alan insan başı büyüklüğündeki dairesel taşlar, yüzyıllardır ziyaretçilerin ve araştırmacıların ilgisini çeken bir gizem barındırmaktadır.
Halk arasındaki birinci söylenceye göre; 16 yıl süren zorlu ve tehlikeli inşaat süresince bataklık humması, kaza ve salgın hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden 28 usta ve kalfayı ölümsüzleştirmek adına bu dairesel anıt taşlar korkuluklara işlenmiştir.
Diğer ve daha güçlü kabul gören dinsel söylenceye göre ise; köprü girişinde yer alan Namazgâh bölümüne yakınlığı sebebiyle bu taşlar aslen 33 adettir. Köprüden geçen yolcuların ve seferdeki askerlerin ibadet öncesinde veya sonrasında dualarını sayabilmeleri amacıyla İslam geleneklerindeki 33’lük tespih tanelerini simgeleyecek şekilde dairesel formda yontulduklarına inanılmaktadır.
Horasan Harcı ve İki Yıllık Büyülü Bekleyiş
Uzunköprü‘nün yapımında kullanılan ve kireç ile pişmiş tuğla tozunun karışımından elde edilen Horasan Harcı, halk arasında yapının “ebedi harcı” olarak adlandırılır. Söylenceye göre, mimarlar köprünün bataklık üzerindeki devasa temellerini attıktan sonra inşaatı tamamen durdurmuş ve taşların üzerine tek bir çivi dahi çakmadan tam 2 yıl boyunca beklemişlerdir.
Çevre kasabalarda “inşaat yarım kaldı, nehir harcı yuttu” dedikoduları yayılırken, mimarlar harcın hava ve suyla temas ederek kemikleşmesini beklemişlerdir. 2 yıllık bekleme süresinin ardından harç taştan daha sert bir kütleye dönüşmüş ve köprünün 6 asırdır hiçbir depremde yıkılmamasının ana sırrını oluşturmuştur.
Tılsımlı Kabartmalar: Fil, Aslan ve Kûfî Yazılar
Uzunköprü‘nün kemer kilit taşlarında yer alan kabartma motifleri, antik dönemlerden kalan tılsım inançlarıyla ilişkilendirilmiştir. Ana göz üzerindeki Fil Kabartması‘nın köprüye fil gibi sarsılmaz bir güç kattığına, zincirle bağlı Aslan Kabartması‘nın ise Ergene Nehri‘nin yırtıcı sel sularını mühürleyip dizginlediğine inanılırdı.
Ayrıca kemer kilit taşlarında Kûfî hat sanatı tarzında üç kez tekrarlanan Ali yazıları ile “el-Mülkü lillâh” (Mülk Allah’ındır) ibarelerinin yapıyı düşman işgallerinden, nazardan ve doğal felaketlerden koruyan dinsel birer koruyucu zırh (tılsım) olduğu kabul edilmiştir.
Uzunköprü’nün UNESCO Dünya Mirası Süreci
Uzunköprü (özgün adıyla Ergene Köprüsü), barındırdığı 6 asırlık mimari özgünlük, mühendislik başarısı ve dünyanın en uzun taş köprüsü unvanı sayesinde uluslararası koruma statüsü kazanmış küresel bir kültür varlığıdır. Trakya coğrafyasının en anıtsal yapısı olan bu eser, evrensel değerleri ve korunmuşluk düzeyiyle UNESCO standartlarına tam uyum sağlamaktadır.
Köprünün uluslararası tescil sürecindeki ana aşamalar, yürütülen koruma kararları ve kalıcı liste hedefleri şu başlıklar altında şekillenmektedir:
2015 UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne Tescil
Uzunköprü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen uluslararası başvuru ve belgeleme süreçlerinin ardından 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne kültürel miras kategorisinde resmi olarak dahil edilmiştir.
UNESCO kurulunun tescil kararında; yapının 15. yüzyıl Osmanlı dönemi su mimarisini zirveye taşıması, 1392 metrelik özgün uzunluğuyla döneminin mühendislik sınırlarını aşması, alüvyon zemin üzerindeki devasa temelleri, çoklu kemer sistemleri ve zengin taş kabartmaları belirleyici kıstaslar olarak kabul edilmiştir. Bu tescil, yapının sadece Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak mirası olduğunu uluslararası düzeyde belgelemiştir.
Ağır Araç Trafiğinin Yasaklanması ve Koruma Kararları
2015 yılında gelen UNESCO tescilinin ardından, yapının statik dengesini ve tarihi dokusunu korumak adına köprü üzerindeki araç kullanımına yönelik radikal kararlar alınmıştır. 1964 yılında yapılan beton kaplama ve genişletme çalışmaları sonrasında köprü üzerinden geçen ağır vasıtaların oluşturduğu titreşim, aşınma ve yük baskısı tarihi taşlara zarar vermekteydi.
Tarihi dokunun tahrip olmasını engellemek amacıyla 2015 yılında köprü üzerinden kamyon, otobüs ve tır gibi ağır araçların geçişi tamamen yasaklanmıştır. Alan yönetimi ve koruma stratejileri kapsamında alınan bu tedbir, köprünün ömrünü uzatmış ve kalıcı liste yolundaki ilk somut koruma adımı olmuştur.
Kapsamlı Restorasyon Çalışmaları ve Betonarme Temizliği (2021 – 2027)
Uzunköprü‘yü UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi‘ne taşımak ve 1964 onarımında yapılan betonarme müdahaleleri temizlemek amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı (Karayolları Genel Müdürlüğü) kontrolünde tarihin en kapsamlı restorasyon projesi başlatılmıştır. Bu çalışma nedeniyle köprü 2021 yılında araç trafiğine tamamen kapatılmıştır.
Yaklaşık 255,9 milyon TL bütçe ayrılan bu bilimsel restorasyon sürecinde:
- 1964 yılı müdahalesinde taş tabliyenin üzerine dökülen 20 santimetrelik betonarme katmanlar hassas tekniklerle sökülmektedir.
- Aşınan, yıpranan veya çatlayan kesme taş bloklarda konservasyon ve aslına uygun taş değişimi yapılmaktadır.
- 60’tan fazla kemerde askı iskeleleri kurularak zemin kazıları ve kilit taşı enjeksiyon güçlendirmeleri sürdürülmektedir.
Geniş çaplı restorasyon ve bilimsel koruma çalışmalarının 2027 yılında tamamlanması planlanmaktadır.
UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi Hedefi
Restorasyon çalışmalarının ve alternatif taşıt köprüsü inşaatının tamamlanmasıyla birlikte Uzunköprü‘nün UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi‘ne alınması için ana başvuru dosyası sunulacaktır.
Edirne şehir merkezinde yer alan Selimiye Camii ve Külliyesi‘nin ardından il genelindeki ikinci UNESCO Kalıcı Miras Alanı olması hedeflenen Uzunköprü; alan yönetimi planı, yaya bölgeleme projeleri, ziyaretçi merkezleri ve sürdürülebilir kültür turizmi kurgusuyla uluslararası ölçekte koruma altında varlığını sürdürecektir.
Uzunköprü İlçesi Kısa Tarihi ve Kuruluşu

Uzun Köprü ya da Uzunköprü, içinde bulunduğu ilçeye de adını vermiştir. Bölgenin tarihi, Maslıdere’de yapılan yüzey araştırmalarına istinaden M.Ö. 8000-5500 (Neolitik Çağ) dönemlerine kadar gitmektedir. Ancak bölgede sistemli bir kazı çalışması yapılmadığı için bilgiler M.Ö. 14. yüzyıla kadar yetersizdir. Bu tarihlerde Trak kabileleri bölgeye gelerek yerleşmiştir. Bölge, M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren sırasıyla Yunan, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hakimiyetleri altına girmiştir. Coğrafyanın bu kadar eski bir geçmişe sahip olmasına rağmen bugünkü kentin bulunduğu alan bataklıklar ve sık ormanlarla kaplı olduğundan, Osmanlı Dönemi’ne kadar üzerine herhangi bir şehir inşa edilememiştir.
En son Bizans yönetiminde bulunan bölge, Osmanlı Sultanı I. Murat tarafından 1359-1363 Sazlıdere Savaşı sürecinde 5 Mayıs 1361 tarihinde fethedilerek tamamen Türk hakimiyetine girmiştir. Sultan II. Murat tarafından 1427 yılında Ergene şehri adıyla bugünkü yerinde kentin temelleri atılmıştır. Uzunköprü, Osmanlı Devleti tarafından Rumeli’de kurulan ilk Türk şehridir ve Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar Ergene olarak anılacaktır. Kentin kuruluşu, hem o dönemin başkenti Edirne’nin Gelibolu ve Balkanlar’a açılan stratejik çıkış yolu üzerindeki yerleşim ihtiyacının hem de Ergene Nehri üzerindeki devasa köprünün 16 yıl süren yapım çalışmalarının bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. Uzun süren inşaat sürecinde işçilerin ve bölgeyi koruyan askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak adına cami, umumi mutfak, kervansaray, medrese, hamam ve iki su değirmeni inşa edilmiş, böylece kentin fiziki temeli atılmıştır.
Kanuni Dönemi, İsim Değişikliği ve Seyyahların Anlatımları
Kanuni’nin Sadrazamı Mustafa Paşa, 1529’da Mimar Sinan’a Bulgaristan’da Meriç üzerinde yirmi kemerli Cisr-i Mustafa Paşa Köprüsünü yaptırır. Bu köprünün başındaki kasabaya da Cisr-i Mustafa Paşa kazası (Svilengrad) adı verilir. Edirne Sancağına bağlı ve köprülü olan bu iki kasabada isim karışıklığını önlemek amacıyla Ergene kentinin adı Cisr-i Ergene’ye çevrilir. Ancak halk bu resmi değişikliği benimsemeyerek “Uzunköprü” adını kullanmaya devam eder.
Ünlü seyyah A. Dela Motraye, Avrupa, Asya ve Afrika adlı seyahatnamesinde (s. 396), 1727 yılında buraya geldiğini ve Türklerin bu kasabaya “Usun Kupru” (Uzunköprü) dediklerini aktarmaktadır. Keçecizade İzzet Molla da 1820’de Keşan sürgününden dönerken kasabadan geçmiş ve Mihnet-Keşan adlı eserinde “Azimet edüp üzre heman göründü Uzunköprü çün ab-ı revan” diyerek halkın benimsediği ismi kayda geçirmiştir.
1873 yılında kasabadan demiryolu geçtiğinde, resmi ad Cisr-i Ergene olmasına rağmen yeni istasyon binasına “Uzunköprü” levhası asılmış ve tren tarifelerinde de bu isim kullanılmıştır. Nitekim 1917 tarihli Devlet Salnamesi ile ilçenin halk tarafından benimsenen Uzunköprü adı resmiyet kazanmıştır.
İşgaller Dönemi, Kurtuluş ve Şehrin Stratejik Konumu
19.yüzyıla kadar kesintisiz Türk hakimiyetinde kalan Uzunköprü, yüz yıllık bir zaman dilimi içerisinde dört ayrı işgal dönemi yaşamıştır:
- 20 Ağustos – 20 Kasım 1829: Rus işgali
- 21 Ocak 1878 – 13 Mart 1879: Rus işgali
- 2 Kasım 1912 – 19 Temmuz 1913: Bulgar işgali
- 25 Temmuz 1920 – 18 Kasım 1922: Yunan işgali
1920 yılındaki son işgal sırasında Yunanlar kentin adını “Makrifere” olarak değiştirmişse de 18 Kasım 1922’de kentin Türk ordusu tarafından geri alınmasıyla özgün adına kavuşmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın ardından 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile Meriç Nehri’nin Türkiye-Yunanistan sınırı kabul edilmesi sonucu kent kesin olarak Türk topraklarında kalmış olup her yıl 18 Kasım kentin kurtuluş günü olarak törenlerle kutlanmaktadır.
Uzunköprü, yapıldığı günden itibaren Avrupa ile Anadolu arasındaki kara ulaşımının en hayati geçiş noktalarından biri olmuştur. Ancak 1883’te faaliyete geçen ve Simplon Ekspresi olarak da bilinen ünlü Orient Express’in (Venice Simplon Orient Express) demiryolu hattının son durağının İstanbul olmasıyla birlikte 20. yüzyılın başlarından itibaren ikinci sıradaki geçiş güzergahı konumuna geçmiştir.
Uzunköprü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Dünyanın en uzun taş köprüsüne ev sahipliği yapan Uzunköprü; konumu, ulaşım imkânları, coğrafi yapısı ve meşhur lezzetleriyle seyahat tutkunlarının sıkça araştırdığı destinasyonlar arasında yer almaktadır. Edirne ve çevresini ziyaret edecek gezginler için Uzunköprü hakkında en çok merak edilen sorular ve yanıtları şu şekildedir:
Uzunköprü, Türkiye’nin Trakya Bölgesi’nde yer alan Edirne iline bağlı bir ilçedir. Aynı zamanda Edirne’nin nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük ilçelerinden biridir.
Uzunköprü ilçe merkezi ile Edirne şehir merkezi arası yaklaşık 65 – 67 kilometredir. D-100 ve Edirne-Çanakkale karayolu üzerinden yapılan araç yolculuğu ortalama 45-50 dakika sürmektedir.
Uzunköprü, Batı Trakya sınır hattına oldukça yakın bir konumdadır. Batısında Meriç Nehri boyunca Yunanistan ile komşudur. İlçe sınırları içerisinde Yunanistan’a açılan Uzunköprü (Kuleliburgaz) Demiryolu Sınır Kapısı yer almaktadır. Ayrıca komşu ilçeleri Edirne Merkez, Meriç, Havsa, Keşan, İpsala ve Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesidir.
Uzunköprü ilçe merkezinin doğrudan denize kıyısı bulunmamaktadır. Ancak Ege Denizi’ne (Saros Körfezi) ve Marmara Denizi’ne ulaşım oldukça kolaydır. Keşan üzerinden Saros Körfezi kıyısındaki Erikli, Yayla veya Mecidiye plajlarına olan mesafe yaklaşık 70 – 85 km olup araçla 1 saatlik mesafededir.
Uzunköprü denilince akla gelen ilk simge, adını da verdiği UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihi Ergene (Uzunköprü) Taş Köprüsü‘dür. Mutfak ve tarım kültüründe ise köfte çeşitleri, Trakya’nın lezzetli çeltik (pirinç) üretimi, ayçiçeği, meşhur Uzunköprü peyniri ve yöresel Trakya şarapları öne çıkmaktadır.
Evet, Uzunköprü’de tarihi bir tren garı ve aktif demiryolu hattı bulunmaktadır. TCDD Taşımacılık tarafından işletilen Halkalı – Uzunköprü Bölgesel Treni ile İstanbul (Halkalı) ile Uzunköprü arasında karşılıklı yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.
Uzunköprü ile Edirne arasında düzenli olarak çalışan toplu taşıma minibüs ve otobüs seferleri bulunmaktadır. Ulaşım ücretleri ve bilet fiyatları dönemsel tarifelere göre güncellenmekle birlikte, hat üzerindeki seyahat süresi yaklaşık 50 dakikadır.
Ayrıca İlgili Kaynaklar:
- Türkiye UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi
- Marmara Bölgesi Gezilecek Yerler, Tarihi Yerler
- Marmara Bölgesi Fotoğrafları
- Edirne Selimiye Cami bilgileri
- Edirne İsmi Nereden Geliyor?
- Demiryolu Müzesi Bilgileri ve Orient Ekspresi Detayları
- Topkapı Sarayı Hakkında Bilgiler
- Geleneksel Mimari Kategorisi
- Gezilecek Yerler Haritası
- İslam‘a ve Ordu‘ya Köprü: Uzunköprü – Yılmaz Büktel
- Uzunköprü Cisr-i Ergene – Fethi Ahmet Yüksel
- ERKEN VE KLASİK DÖNEM (14.-17. Yy) OSMANLI KÖPRÜLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMLERİNİN VE YAPIM TEKNİKLERİNİN İNCELENMESİ: EDİRNE/UZUNKÖPRÜ ÖRNEĞİ – Mete Korhan ÖZKÖK, Gökben AZSÖZ, Şevket ERŞAN
- Unesco Geçici Listesi Uzunköprü Sayfası
