Blaundus Antik Kenti, derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerindeki benzersiz konumu, masif kamu binaları ve büyüleyici atmosferiyle Ege Bölgesi’nin en çok merak edilen ve arama hacmi hızla yükselen saklı arkeoloji rotalarından biridir. Türkiye’nin ve dünyanın en uzun kanyonları arasında gösterilen Ulubey Kanyonu (Büyük Uşak Kanyonları) sisteminin bir parçası olan bu mistik ören yeri, özellikle son yıllarda ışık kirliliğinden uzak gökyüzü yapısı sayesinde gece gövdesi Stonehenge’i andıran kalıntıların üzerinde samanyolunu yakalamak isteyen astronomi fotoğrafçılığı tutkunları tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir. Tarihi kayıtlarda ve epigrafik buluntularda Büyük İskender’in generalleri tarafından kurulan bir Makedon kolonisi kent olarak tescillenen bu antik yerleşim; devasa kaya mezarları, ayakta kalan anıtsal giriş kapısı ve ücretsiz ziyaret edilebilme imkanıyla Uşak gezilecek tarihi yerler listelerinin en popüler lokasyonudur.
Blaundus Antik Kenti Önemi

Blaundus Antik Kenti, hem askeri mühendislik stratejisi hem de Helenistik dönem koloni planlaması açısından Anadolu arkeolojisinde çok istisnai ve hayati bir öneme sahiptir. Kentin en büyük önemi, Büyük İskender’in Anadolu seferinin ardından bölgeye yerleşen Makedon kökenli askerler tarafından bir sınır garnizonu ve koloni şehri olarak kurulmuş olmasıdır. Üç tarafı Ulubey Kanyonu’nun dik ve derin uçurumlarıyla çevrili doğal bir kale görünümündeki bir yarımada üzerinde yükselmesi, kente antik dönemde fethedilmesi imkansız askeri bir stratejik üstünlük kazandırmıştır.
Şehrin mimari ve şehircilik tarihi açısından önemi ise, doğu-batı ekseninde uzanan ana caddesinin 23 derecelik bir sapmayla tasarlanmış ızgara planında gizlidir. Antik Roma’nın dahi mimarı Vitruvius’un şehir planlamasında iklim koşullarına ve insan sağlığına göre vurguladığı bu özel mimari açı, Blaundus’un rastgele değil, muazzam bir mühendislik dehasıyla inşa edildiğini kanıtlamaktadır. Tüm bunlara ek olarak, çevresini saran vadilerde Anadolu’nun en büyük kaya mezarı topluluklarından birine ev sahipliği yapması ve günümüze masif bloklarla ulaşan kamu binaları, şehre sadece tarihi bir garnizon değil, aynı zamanda estetik bir açık hava müzesi önemi de kazandırmaktadır.
Konu Başlıkları
- Blaundus Antik Kenti Kısa Bilgiler Tablosu
- Blaundus Antik Kenti Nerede ve Nasıl Gidilir?
- Blaundus Antik Kenti Giriş Ücreti ve Ziyaret Bilgileri 2026
- Blaundus ya da Blaundos Ne Demek ve Adı Nereden Geliyor?
- Blaundus Antik Kenti Yapıları ve Mimari Özellikleri
- Blaundus Antik Kenti Hakkında İlginç Bilgiler
- Rakamlarla Blaundus Antik Kenti
- Blaundus Antik Kenti Hakkında Mitolojik Efsaneler, Mitler ve Halk Söylenceleri
- Blaundus Antik Kenti Tarihi ve Kronolojik Geçmişi
- Blaundus Antik Kenti Keşfi ve Kazı Tarihi
- Blaundus Antik Kenti Çevresinde Gezilecek Yerler
- Blaundus Antik Kenti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Ayrıca İlgili Kaynaklar
Blaundus Antik Kenti Kısa Bilgiler Tablosu
| Özellik | Blaundus Antik Kenti Detayları |
|---|---|
| Konumu / Nerede? | Uşak ilinin Ulubey ilçesi, Sülümenli Köyü sınırları içerisindedir. |
| En Ünlü Yapısı | Astro-fotoğrafçıların simgesi haline gelen ve Stonehenge anıtını andıran anıtsal Blaundus Kamu Binası’dır. |
| Yapı Sayısı (Envanter) | Alanın merkezinde ve kanyon yamaçlarında tescillenmiş 9 ana anıtsal yapı kompleksi ve yüzlerce kaya mezarı bulunmaktadır. |
| Eser Bulundu mu? | Evet; kazılarda Helenistik ve Roma dönemine ait heykel kaideleri, antik sikkeler, yazıtlar, seramik parçaları ve Demeter Tapınağı mimari blokları açığa çıkarılmıştır. |
| Nerede Sergileniyor? | Çıkarılan taşınabilir kültür varlıkları, yazıtlar and arkeolojik buluntular Uşak Arkeoloji Müzesi bünyesinde koruma altında sergilenmektedir. |
| İlginç Bilgi: Asma Bahçeleri | Kentin kadim Luvi dilindeki ismi “Asması bol, Asmalı” anlamına gelmektedir; bu da kanyonun antik çağda devasa bağlarla kaplı olduğunu gösterir. |
| İlginç Bilgi: Tek Yönlü Tribün | Blaundus Stadyumu, sarp kanyon yamacına inşa edildiği için dünyadaki nadir örneklerden biri olarak sadece tek yönde yükselen tribün yapısına sahiptir. |
| İlginç Bilgi: Taş Yağması | 1894 yılında bölgeye gelen Alman araştırmacı Buresch, kentin paha biçilemez anıtsal mermer taşlarının yakın köylerde askeri kışla yapımı için sökülerek yağmalandığını rapor etmiştir. |
Blaundus Antik Kenti Nerede ve Nasıl Gidilir?
Blaundus Antik Kenti; Ege Bölgesi‘nin İç Batı Anadolu bölümünde yer alan Uşak ilinin Ulubey ilçesine bağlı Sülümenli Köyü sınırları içerisinde konumlanmıştır. Antik çağda Lydia (Lidya) bölgesi ile Phrygia (Frigya) bölgesi arasındaki sınır hatlarını korumak amacıyla kurulan kent, üç tarafı derin uçurumlarla çevrili stratejik bir yarımada kanyon tarlası üzerinde yükselmektedir.
Dünyanın en uzun ikinci kanyonu kabul edilen Ulubey Kanyonu‘nun mistik coğrafyasında yer alan Blaundus Antik Kenti‘ne ulaşım oldukça kolaydır. Kente ulaşım alternatifleri şu şekildedir:
Özel Araç ile Ulaşım
Özel araçlarıyla seyahat eden sürücüler için ana ulaşım güzergâhı Uşak il merkezi üzerinden sağlanmaktadır:
- Uşak İl Merkezinden: Uşak şehir merkezinden Ulubey ilçesi yönüne giden karayolu izlenir. Yaklaşık 30 kilometre katettikten sonra Ulubey ilçe merkezine ulaşılır.
- Ulubey İlçe Merkezinden: İlçeden güney yönüne ayrılan Sülümenli Köyü tabelaları takip edilir. Yaklaşık 12 kilometrelik asfalt köy yolu izlenerek tarihi kanyon burnundaki Blaundus Antik Kenti ören yeri girişine varılır.
- Çevre İllerden (İzmir, Ankara, Bursa): D300 / E96 karayolu üzerinden Uşak il sınırlarına girildikten sonra Ulubey kavşağından ayrılarak antik kente kolayca geçilebilir.
Toplu Taşıma ile Ulaşım
Toplu taşıma araçlarını tercih edecek ziyaretçiler için ulaşım iki etaplı olarak gerçekleşmektedir:
- Uşak Otogarı – Ulubey Minibüsleri: Uşak Otogarı‘ndan hareket eden Ulubey İlçe Minibüsleri ile yaklaşık 35 dakikada ilçe merkezine ulaşılabilir.
- Ulubey – Sülümenli Köyü Minibüs ve Taksileri: Ulubey ilçe otogarından belirli saatlerde kalkan Sülümenli Köyü minibüsleriyle veya ilçe merkezinden tutulacak ticari taksilerle 15 dakikada antik kent alanına geçiş sağlanır.
Havayolu ile Ulaşım
Havayolu üzerinden bölgeye gelecek seyahat severler için en yakın havalimanı alternatifi Uşak Havalimanı veya Zafer Havalimanı (Kütahya/Afyonkarahisar) olup; havalimanından araç kiralama veya otobüs aktarmasıyla Ulubey üzerinden kente geçilebilmektedir.
Blaundus Antik Kenti Giriş Ücreti ve Ziyaret Bilgileri 2026
Ege Bölgesi’nin bu gizemli Makedon kentini rotasına eklemek isteyen seyahat severler için en şaşırtıcı ve sevindirici haber, Blaundus Antik Kenti’ne girişlerin tamamen ücretsiz olmasıdır. Ören yerinde herhangi bir giriş ücreti ya da Müzekart zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak alanı belirli bir düzen içinde ziyaret edebilmeniz için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen resmi kapı açılış ve kapanış saatleri mevcuttur.
Blaundus Antik Kenti güncel ziyaret saatleri şu şekildedir:
- Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim): Haftanın her günü saat 09:00 ile 17:00 arası.
- Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan): Haftanın her günü saat 08:00 ile 17:00 arası.
Blaundus Ziyaretçileri İçin Hayati Tavsiyeler
Antik kent, Sülümenli Köyü’nün hemen karşısında, kanyonun ortasında izole bir tepede yer almaktadır. Ören yeri sınırları içerisinde şu an için herhangi bir kafeterya, büfe, restoran veya müze mağazası gibi bir tesis bulunmamaktadır. Bu nedenle alana adım atmadan önce yanınıza mutlaka yeterli miktarda su almanız hayati önem taşımaktadır; zira susuzluk durumunda en yakın köy olan Sülümenli’ye ulaşmak bile ciddi bir zaman kaybına yol açacaktır.
Özellikle yaz mevsiminin o kavurucu sıcak günlerinde Blaundus’u keşfetmek istiyorsanız, gezinizi kesinlikle öğle saatlerine denk getirmemelisiniz. Antik kent arazisinde gölgesine sığınabileceğiniz, dinlenebileceğiniz tek bir ağaç bile yer almamaktadır. Güneş çarpmasından korunmak ve konforlu bir yürüyüş gerçekleştirmek adına yanınıza şapka, güneş kremi veya bir şemsiye almayı ihmal etmeyin. Günün erken saatleri ya da gün batımına yakın zaman dilimleri, hem sıcaktan bunalmamak hem de kanyon manzarası eşliğinde o meşhur kamu binası kalıntılarını fotoğraflamak için en ideal vakitlerdir.
Blaundus ya da Blaundos Ne Demek ve Adı Nereden Geliyor?

Uşak kent sınırları içerisinde yer alan bu gizemli yerleşimin “Blaundus” ya da “Blaundos” olarak anılan ismi, dilbilimsel araştırmalara göre Anadolu’nun en eski kadim halkı olan Luvilerin diline (Luvice) dayanmaktadır. Yapılan etimolojik çalışmalarda, bu ismin “Asması bol, Asmalı” veya “Bağlık-Bahçelik” anlamına geldiği öne sürülmektedir. Bunun yanı sıra kelimenin antik Grekçe dilinde “tepe” anlamına gelen bir kökten türetildiği de kabul gören görüşler arasındadır ki kentin kanyon ortasındaki dik bir tepe üzerine kurulmuş olması bu dilbilimsel yaklaşımı coğrafi olarak tamamen desteklemektedir.
Antik çağın tarihi kayıtları, basılan sikkeler ve epigrafik yazıtlar incelendiğinde, kentin adının asırlar boyunca çok farklı varyasyonlarla yazıldığı net bir şekilde görülmektedir:
- Batlamyus’un Haritası: M.S. 2. yüzyılda yaşayan meşhur astronom ve coğrafyacı Batlamyus (İskenderiyeli Ptolemaios), hazırladığı dünya haritasında enlem ve boylam derecelerini milimetrik olarak vererek Blaundus kentinin coğrafi konumunu bilim dünyasına ilk kez tam olarak sunmuştur.
- Helenistik Dönem: Şehirde basılan ilk Helenistik dönem sikkelerinde kentin ismi resmi olarak “Mlaundos” şeklinde darp edilmiştir.
- Roma Dönemi: İmparatorluk çağına geçilmesiyle birlikte basılan Roma sikkelerinde kentin adı “Blaundeon” olarak değiştirilmiştir.
- Strabon’un Kayıtları: Antik çağın dünyaca ünlü coğrafyacısı Strabon, hazırladığı coğrafya tıpksı basımlarında Frigya bölgesinin hemen sınır hattında yer alan “Blaudos” isimli bir Lidya kentinden açıkça bahsetmiştir.
Blaundus Antik Kenti Yapıları ve Mimari Özellikleri

Ulubey Kanyonu’nun derin uçurumları üzerine kurulmuş bu eşsiz yerleşimdeki her bir anıtsal yapı, Roma İmparatorluğu’nun mühendislik becerisini ve sanatsal estetiğini günümüze taşımaktadır. Yollardan.com okurları için Blaundus sınırları içerisinde mutlaka görülmesi ve fotoğraflanması gereken en önemli antik yapıları şu şekilde listeleyebiliriz:
- Blaundus Giriş Kapısı ve Savunma Surları
- Blaundus Kamu Binası (Stonehenge Anıtı)
- Ceres (Demeter) Tapınağı
- Sütunlu Ana Cadde ve Dorik Portikolar
- Antik Kanalizasyon ve Altyapı Sistemi
- Su Kemerleri ve Kanyon Kanalları
- Blaundus Stadyumu
- Antik Tiyatro Binası
- Blaundus Kaya Mezarları
Şehrin ruhunu tam anlamıyla kavrayabilmek adına, yukarıda listelediğimiz bu 9 anıtsal yapının öne çıkan mimari ve konum detaylarına daha yakından göz atalım:
Blaundus Giriş Kapısı ve Savunma Surları
Üç tarafı derin kanyon vadileriyle korunan antik kente karayolu ile bağlanılabilen tek nokta olan kuzey yönündeki anıtsal bir kapıdan giriş yapılmaktadır. Günümüzde büyük bir kısmı hala dimdik ayakta olan bu görkemli Blaundus Kapısı, dışı ince işçilikli kesme taşlardan, içi ise moloz dolgudan inşa edilmiş masif bir mimariye sahiptir. Kapının her iki yanında yükselen savunma kulelerinin temelleri bugün hala net bir şekilde izlenebilmektedir.
Blaundus Kamu Binası
Blaundus denildiğinde, özellikle astronomi fotoğrafçılarının samanyolu karelerinde sıkça gördüğümüz ve kentin küresel simgesi haline gelen en sıra dışı yapı bu anıtsal kamu binasıdır. Blok taşlardan meydana gelen masif bir duvarın, hiçbir harç olmadan statik açıdan asırlardır nasıl boşluklu ve dengede durabildiği büyük bir hayranlık konusudur. Yuvarlak planlı formuyla bu yapı, İngiltere’deki Stonehenge Anıtı’nı anımsatmaktadır.

Ceres (Demeter) Tapınağı
İon düzeninde inşa edilmiş olan Ceres (Demeter) Tapınağı, Blaundus kentinin bilinen iki büyük tapınağından biridir. Yaklaşık 2 metre yüksekliğinde anıtsal bir podyum üzerine oturtulan tapınak yapısı, etrafını çevreleyen sütunlu galerisiyle birlikte 38 metreye 63 metre ölçülerindedir. Yapıyı gezerken, üzerinde bereket tanrıçası Demeter’in betimlemeleri ve “CERES” yazısı kazınmış olan orijinal mimari blokları yakından görebilirsiniz.
Sütunlu Ana Cadde ve Dorik Portikolar
Şehrin ızgara planlı sivil mimarisinin kalbini oluşturan bu geniş cadde, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Her iki yanı sütunlu Dorik portikolarla (revaklarla) süslenmiş olan caddenin, iklim koşulları gözetilerek mimari olarak 23 derecelik bir sapma açısıyla tasarlanmış olması kentin ne denli büyük bir mühendislik dehasıyla inşa edildiğini kanıtlamaktadır.
Antik Kanalizasyon ve Altyapı Sistemi
Kazı çalışmalarında ana cadde seviyesinin yaklaşık iki metre altında ortaya çıkartılan bu gelişmiş altyapı şebekesi, kentin sivil mühendislik ve hijyen standartlarını göstermektedir. Roma döneminin şehircilik anlayışını yansıtan bu kanallar, kentin bugünkü en dikkat çekici yapısal kalıntılarından biridir.
Su Kemerleri ve Kanyon Kanalları
Kentin giriş kapısının hemen dışında, kuzey cephede yer alan ve şehre kilometrelerce uzaktan temiz su taşımak için inşa edilen antik su kanalları sistemidir. Bu anıtsal su hattını kanyon üzerinden kente bağlayan toplam on dört adet devasa kemerden günümüze sadece bir tanesi, kemer bölümü tamamen bozulmadan sapasağlam ulaşmayı başarmıştır.
Blaundus Stadyumu
M.S. 1. yüzyılda, Roma İmparatorluk döneminde inşa edilen bu spor kompleksi, kuzey-güney doğrultusunda tasarlanmıştır. 140 metreye 37 metre boyutlarında olan stadyum sarp bir kanyon yamacının doğal eğimine kurulduğu için, dünyadaki diğer örneklerin aksine izleyici koltukları (tribünleri) sadece tek bir yönde yükselecek şekilde inşa edilmiştir.
Antik Tiyatro Binası
Şehrin güney yamaçlarında, kanyona nazır dik bir tepenin oyulmasıyla inşa edilen tiyatro yapısıdır. Doğal yamaç eğisinden faydalanılarak inşa edilmiş olsa da, ne yazık ki yüzyıllar boyunca yaşanan depremler ve doğa şartları nedeniyle sahne binası ve oturma basamakları günümüze kadar tam anlamıyla sağlam kalamamıştır.
Blaundus Kaya Mezarları
Antik kentin üç tarafını kuşatan derin vadinin yamaçlarında, kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş 2’li, 10’lu ve 12’li odalardan meydana gelen devasa bir nekropol alanıdır. Tonozlu odaların içerisinde nişler ve sabit lahitler yer almaktadır. Duvarlarında kırmızı, yeşil ve mavi kök boyalarla yapılmış bitki ve hayvan motifleri hala fark edilebilmektedir.
Blaundus Antik Kenti Hakkında İlginç Bilgiler

Blaundus Antik Kenti; Ulubey Kanyonu‘nun muazzam yarımadası üzerinde yükselen anıtsal mimarisi, Büyük İskender‘in doğu seferine uzanan köklü geçmişi ve gizemli tapınak alanlarıyla Anadolu arkeolojisinin en sıra dışı yerleşimlerinden biridir.
Kentin tarihsel mirası ve tescilli yapıları hakkında öne çıkan ilginç bilgiler şu şekildedir:
Büyük İskender’in Askerleri Tarafından Kurulan “Makedonya Kenti”
Blaundus Antik Kenti, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender‘in Anadolu seferinin ardından, ordudaki Makedonyalı askerler tarafından askeri bir garnizon kenti olarak kurulmuştur. Kent halkı kendilerini Makedonyalı kimliğiyle tanımlamış ve bu tarihsel aidiyetlerini kentin darphanesinde basılan Roma Dönemi sikkeleri üzerine “Blaundon Makedonon” (Makedonyalı Blaunduslular) ibaresiyle kazımışlardır.
Üç Tarafı Derin Kanyonlarla Çevrili Doğal Bir Kale
Kentin coğrafi konumu mimarlık ve askeri strateji açısından büyüleyicidir. Kent, Ulubey Kanyonu‘nun kollarından birinin oluşturduğu, üç tarafı onlarca metre derinlikteki dik uçurumlarla çevrili korunaklı bir kaya burnu üzerine kurulmuştur. Kente kara yoluyla tek giriş, kuzey yönde inşa edilen anıtsal giriş kapısı (Propylon) üzerinden sağlanmaktadır. Bu jeolojik yapısı sayesinde kent, tarih boyunca savunulması son derece kolay doğal bir kale niteliği taşımıştır.
Anadolu’nun Stonehenge’i: Anıtsal Gökyüzü Tapınağı (Cromlech)
Kentin en çok dikkat çeken ve ziyaretçileri büyüleyen yapılarından biri, halk arasında Anadolu’nun Stonehenge’i olarak adlandırılan dikili mermer bloklardır. Dairesel/dikdörtgen bir formda toprağa saplanmış anıtsal monolit taşlardan oluşan bu alanın; antik çağda gökyüzü gözlemleri, dinsel ayinler veya kentin önde gelen yönetici aileleri için inşa edilmiş anıtsal mezar/heroon alanları olduğu değerlendirilmektedir.
İngiliz Seyyah William Hamilton Tarafından Keşfedilme Hikâyesi
Yüzyıllar boyunca derin kanyonların ortasında unutulan ve üzeri toprakla kaplanan Blaundus, 1833 yılında İngiliz seyyah ve jeolog William Hamilton tarafından keşfedilmiştir. Hamilton, alandaki yazıtları ve mermer mimari parçaları inceleyerek kentin antik kaynaklarda adı geçen kayıp Makedonya kenti Blaundus olduğunu dünyaya duyurmuştur.
Yeraltı Kaya Mezarları ve Freskli Aile Odaları
Kenti çevreleyen Ulubey Kanyonu‘nun sarp dik kayalıklarına oyulmuş yüzlerce kaya mezarı bulunmaktadır. Son dönemde yürütülen arkeolojik kazılarda, bu kaya mezarlarının içerisindeki duvarlarda Roma Dönemi‘ne ait canlı renklerde mitolojik freskler, çelenk motifleri ve insan figürleri ortaya çıkarılmıştır. Bu mezar odaları, antik kentin elit tabakasının defin geleneklerini ve öte dünya inancını göstermektedir.
Tek Bir Taş Çivi Kullanılmadan İnşa Edilen Anıtsal Kapı
Kentin tek giriş noktası olan kuzey sur kapısı, antik taş işçiliğinin mühendislik harikasıdır. Devasa kesme mermer blokların birbirine harç veya demir kenetler kullanılmadan, sadece ağırlık dengesi ve milimetrik taş kesim teknikleriyle oturtulması sayesinde yapı, binlerce yıldır yaşanan depremlere rağmen kısmen ayakta kalmayı başarmıştır.
Kanyonun Derinliklerine İnen Antik Su Tünelleri
Su ihtiyacını karşılamak amacıyla kanyon tabanındaki su kaynaklarından kentin üst platosuna su taşımak için kayalar oyularak devasa su tünelleri ve sarnıç sistemleri inşa edilmiştir. Sarp kayalıklara açılan bu antik su kanalları, dönemin hidrolik mühendislik seviyesini gözler önüne sermektedir.
Rakamlarla Blaundus Antik Kenti

Blaundus Antik Kenti; Ulubey Kanyonu’nun devasa coğrafyası üzerinde Makedonya askeri garnizonu olarak başlayan ve Roma döneminde anıtsal bir kente dönüşen tarihsel sürecini sayıların nesnel diliyle sunmaktadır. Komplekse ve tescilli ören yerine dair öne çıkan temel sayısal veriler ve istatistiksel detaylar şu şekildedir:
- M.Ö. 334 Yılı: Büyük İskender‘in Doğu Seferi sonrasında kentin Makedonyalı komutanlar ve askerler tarafından askeri bir garnizon kenti olarak kurulduğu tarihsel başlangıç dönemidir.
- 1833 Yılı: İngiliz seyyah ve jeolog William Hamilton‘ın alandaki yazıtları inceleyerek kentin kayıp Makedonya kenti Blaundus olduğunu dünyaya duyurduğu keşif tarihidir.
- 77 Kilometre: Kentin hemen yanı başında uzandığı ve dünyanın en uzun ikinci kanyonu kabul edilen Ulubey Kanyonu‘nun toplam uzunluğudur.
- 150 Metre: Kentin üzerine kurulduğu yarımada platosunu üç taraftan kuşatan dikey kanyon uçurumlarının ortalama derinlik mesafesidir.
- 14 Adet Anıtsal Monolit Taş: Kent merkezinde yer alan ve halk arasında Anadolu’nun Stonehenge’i olarak adlandırılan alandaki tescilli dairesel dikili mermer blok sayısıdır.
- 400’den Fazla Kaya Mezarı: Ulubey Kanyonu‘nun sarp yamaçlarına oyulmuş, Roma ve Bizans dönemlerine ait tescilli yeraltı mezar odası ve aile lahit sayısıdır.
- 2.300 Yıllık Tarihsel Derinlik: Kentin Hellenistik Dönem kuruluşundan Bizans terkedilme sürecine kadar uzanan kesintisiz yerleşim süresidir.
- 3 Metre Yüksekliğinde Anıtsal Tiyatron: Kentin batı yamacında kanyona bakacak şekilde inşa edilmiş olan antik tiyatronun günümüze ulaşan basamak ve orkestra duvarı yüksekliğidir.
- 140 Metre Uzunluğundaki Stadyum: Kentin kuzey-güney aksında yer alan, antik çağda atletizm yarışmalarının ve spor oyunlarının düzenlendiği tescilli stadyum alanının uzunluğudur.
- 1 Adet Anıtsal Giriş Kapısı (Propylon): Kente kara yoluyla tek girişi sağlayan, devasa kesme taş işçiliği ve kemerli yapısıyla günümüze ulaşan anıtsal kapıdır.
- 42 Kilometre: Antik kentin bağlı olduğu Uşak il merkezine olan toplam karayolu mesafesidir.
- 12 Kilometre: Kentin yer aldığı Ulubey ilçe merkezinden Sülümenli Köyü üzerinden antik kent girişine kadar uzanan asfalt yol mesafesidir.
- 3 Tarafı Kapalı Doğal Yarımada: Kentin doğu, batı ve güney yönlerinin uçurumlarla çevrili olması nedeniyle kente karadan tek giriş sağlayan kuzey yönündeki topoğrafik formdur.
- 2 Ana Tapınak Alanı: Kent merkezinde yer alan ve biri Roma İmparatoru Claudius‘a, diğeri ise kentin koruyucu tanrısı Demeter veya Ceres‘e adanmış tescilli tapınak kalıntısı sayısıdır.
Blaundus Antik Kenti Hakkında Mitolojik Efsaneler, Mitler ve Halk Söylenceleri

Blaundus Antik Kenti; Ulubey Kanyonu‘nun yüzlerce metre derinliğindeki uçurumları üzerine kurulmuş mistik coğrafyasıyla sadece arkeologların değil, binyıllardır bu topraklarda yaşayan halkın da hayal gücünü beslemiştir. Lydia (Lidya) ile Phrygia (Frigya) arasındaki bu sınır kentinde Makedonya askeri gelenekleri, Anadolu‘nun ana tanrıça kültleri ve yerel efsaneler iç içe geçmiştir.
Kentin tescilli yapıları ve kanyon yamaçlarıyla ilişkilendirilen başlıca efsaneler ve halk anlatıları şu şekildedir:
“Anadolu’nun Stonehenge’i” ve Gökyüzü Ayinleri Mitosu
Kentin en çok ilgi çeken alanı olan dikili anıtsal mermer taşlar (Cromlech benzeri yapı), bölge halkı arasında asırlardır gizemli efsanelere konu olmuştur.
Halk arasındaki en yaygın inanışa göre bu devasa taşlar, antik çağda gökyüzünü ve yıldızları inceleyen rahiplerin kehanet merkezidir. Gece yarısı yıldızların hizalandığı anlarda bu dairesel taşların ortasında dilek dileyenlerin veya şifa arayanların dualarının kabul olduğu söylenmektedir. Bir başka mitolojik anlatıda ise bu devasa blokların insan gücüyle değil, kanyonun derinliklerinde yaşayan Devler (Gigantlar) tarafından tanrıların gazabından korunmak amacıyla dikildiği iddia edilmektedir.
Altın Arabalı Demeter ve Kanyonun bereketi
Kentin koruyucu tanrıçalarından biri olan tarım, bereket ve mevsimler tanrıçası Demeter (Roma mitolojisinde Ceres) adına inşa edilen tapınak, Blaundus halkının inanç dünyasında merkezi bir yere sahiptir.
Mitolojik anlatıya göre, kızı Persephone‘nin yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılmasının ardından yeryüzünde yas tutan Demeter, Ulubey Kanyonu‘nun bereketli topraklarında mola vermiştir. Kent halkının kendisine gösterdiği saygıdan duygulanan tanrıça, kanyon zeminindeki vadiye altın arabasıyla inerek toprağa bereket üflemiştir. Bu efsane nedeniyle antik dönemde kent halkı, kuraklık zamanlarında kanyon yamaçlarına inerek Demeter adına kurbanlar kesmiş ve ayinler düzenlemiştir.
Kanyon Yüzündeki “Ağlayan Kadın” Kaya Mezarları
Ulubey Kanyonu‘nun sarp dik kayalıklarına oyulmuş yüzlerce yeraltı kaya mezarı, çevre köylerde duygu yüklü efsanelerle anlatılmaktadır.
Söylenceye göre, antik çağda kenti savunan Makedonyalı genç bir komutan savaşa gitmeden önce kentin en güzel kızına âşık olur. Komutanın savaşta hayatını kaybetmesi üzerine genç kız, her gün kanyon kenarına gelerek gözyaşı döker. Sonunda kederinden kanyonun dik kayalarına kapanır ve oraya hapsolur. Halk, kanyon duvarlarındaki kayalardan sızan kaynak sularının bu genç kızın “hiç dinmeyen gözyaşları” olduğuna ve kaya mezarlarının bu aşkın anısını sakladığına inanmaktadır.
Kanyonun Derinliklerindeki Kayıp İskender Hazinesi
Büyük İskender‘in doğu seferi sırasında Makedonyalı askerler tarafından kurulan Blaundus, bölgedeki defineci söylencelerinin ve şehir efsanelerinin de odağındadır.
Bölgede anlatılan en popüler dedikoduya göre; kenti kuran askerler, Büyük İskender‘in Doğu seferinden elde ettiği ganimetlerin ve kentin kutsal tapınak altınlarının bir kısmını Ulubey Kanyonu‘nun tabanından başlayan ve kentin altına kadar uzanan gizli su tünellerine saklamıştır. Tünellerin labirent gibi karmaşık olması ve uçurum yamaçlarında bulunması nedeniyle bu “Kayıp İskender Hazinesi”ne ulaşılamadığı efsanesi nesilden nesile aktarılmaktadır.
Harçsız Kapının “Tılsımlı Denge” Söylencesi
Kentin kuzey girişinde yer alan anıtsal kapının (Propylon) hiç harç kullanılmadan, devasa taşların sadece ağırlık dengesiyle ayakta durması, yöre halkı tarafından mistik bir koruma tılsımına bağlanmıştır.
Anlatıya göre, kentin kurucu koruyucuları kapı inşa edilirken taşların arasına koruyucu bir tılsım yerleştirmiştir. Bu tılsım sayesinde kentin düşman işgallerine ve yıkıcı depremlere karşı korunduğuna inanılmıştır. Yüzyıllardır yaşanan depremlere rağmen dev mermer blokların dökülmeden ayakta kalması, halk arasında bu “tılsımlı denge” efsanesini canlı tutmaktadır.
Blaundus Antik Kenti Tarihi ve Kronolojik Geçmişi

Blaundus Antik Kenti’nin tarih sahnesine çıkışı, antik dünyanın en büyük askeri dehalarından biri olan Makedonyalı Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’na karşı başlattığı Anadolu seferiyle doğrudan ilişkilidir. M.Ö. 333 yılında Perslerin Batı Anadolu’daki egemenliğine son veren Büyük Иskender, stratejik öneme sahip Frigya bölgesinin valiliğine generallerinden I. Antigonos Monophtalmos’u atamıştır. Büyük İskender’in M.Ö. 323 yılında Babil’deki ani ölümünün ardından fethedilen devasa topraklar generalleri (Diadohi) arasında kanlı savaşlarla paylaşılmış, Blaundus ve çevresi de yine aynı komutanın idaresinde kalmıştır.
Kentin siyasi ve idari kronolojisindeki kırılma noktaları ve egemenlik değişimleri asırlar boyunca şu şekilde yön bulmuştur:
Makedon Kolonisinin Kurulması (M.Ö. 4. Yüzyıl Sonu)
M.Ö. 301 yılında Afyonkarahisar yakınlarında gerçekleşen tarihi İpsos Savaşı’nda Antigonos ölünce, Anadolu topraklarının büyük bölümü İskender’in bir diğer güçlü generali Lysimachos’un yönetimine geçmiş ve yaklaşık 20 yıl bu şekilde idare edilmiştir. Kentte keşfedilen ve üzerinde “Makedonyalı Blaunduslular” ifadesi yer alan ünlü yazıt, şehrin tam da bu karmaşık fetih döneminde, M.Ö. 4. yüzyılın son yılları ile M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Seleukos hanedanlığı içindeki Makedon kökenli askerler tarafından bir koloni ve sınır garnizonu olarak kurulduğunu tescillemektedir.
Bergama (Pergamon) Krallığı Dönemi (M.Ö. 188)
Seleukos egemenliğinin ardından bölge, M.Ö. 188 yılında imzalanan tarihi Apameia Barışı ile Bergama (Pergamon) Krallığı’nın yönetimine devredilmiştir. Bu dönemde askeri kimliğini koruyan kent, Pergamon’un güney sınır emniyetini sağlayan hayati bir kale görevi görmüştür.
Roma İmparatorluğu’nun Altın Çağı (M.Ö. 133 – M.S. 4. Yüzyıl)
M.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı’nın vasiyet yoluyla Roma Cumhuriyeti’ne bırakılması, Blaundus için yepyeni ve parlak bir imar döneminin kapılarını açmıştır. Roma İmparatorluk çağında askeri garnizon kimliğinden sıyrılıp popüler bir sivil yerleşime dönüşen kentte devasa tapınaklar yenilenmiş, kamu binaları inşa edilmiş ve şehir kanyon dışındaki geniş alanlara doğru yayılmıştır.
Bizans Dönemi ve Terk Ediliş Süreci (M.S. 5. – 12. Yüzyıl): Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu dönemine geçildiğinde ise kent, eski ihtişamını ve stratejik önemini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır. Bu dönemde yapılan yapılar, Roma çağının o anıtsal binalarından sökülen dev mermer blokların (spolia) devşirilmesiyle inşa edilen daha düşük nitelikli sivil eserlerdir. 9. yüzyıldan itibaren nüfusu hızla azalan Blaundus, 12. yüzyıla gelindiğinde tamamen sessizliğe bürünerek kimsenin yaşamadığı mistik bir ören yeri haline gelmiştir.
Blaundus Antik Kenti Keşfi ve Kazı Tarihi

Blaundus Antik Kenti’nin yüzyıllar süren sessizliğini bozarak modern bilim dünyasıyla tanışması, 19. yüzyılda Batılı seyyahların ve araştırmacıların Biga ve Frigya sınır hatlarında yürüttüğü epigrafik keşif seyahatlerine dayanmaktadır. Kentin arkeoloji literatüründeki yerini almasını sağlayan o macera dolu keşif kronolojisi ve sistemli kazı geçmişi şu şekildedir:
Arundell’in İlk Gravürleri (1833)
İngiliz araştırmacı F. V. J. Arundell, 1833 yılında kanyon ortasındaki bu mistik alanı ziyaret ederek kentin ilk detaylı gravürlerini ve mimari çizimlerini yapmıştır. Arundell, o tarihte yüzeyde bulduğu antik sikkelerden yola çıkarak buranın “Klanudda” antik kenti olduğunu öne sürmüştür.
Hamilton’ın Büyük Keşfi (1835)
Arundell’den iki yıl sonra, 1835 yılında bölgeye gelen bir diğer İngiliz seyyah W. J. Hamilton, ören yerinde ezber bozan anıtsal bir yazıt bulmuştur. Bulunan bu mermer yazıtın üzerinde “Blaundeon Makedonon” (Makedonyalı Blaundoslular) ifadesinin yer almasıyla, kentin yüzyıllardır aranan gerçek adının Blaundus olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.
Ramsay ve Buresch Raporları (1881 – 1894)
1881 yılında bölgeyi inceleyen İskoç tarihçi W. M. Ramsay, kente giden antik yolların artık tamamen doğa tarafından yutulduğunu raporlamıştır. 1894’te gelen Alman araştırmacı K. Buresch ise üzücü bir tespitte bulunarak, Blaundus’un anıtsal taşlarının yakın köylerdeki askeri kışla inşaatlarında devşirme malzeme olarak kullanılmak üzere yağmalandığını kayda geçirmiştir.
İlk Kazılardan Günümüze Blaundus Kazı Çalışmaları
Blaundus Antik Kenti topraklarında ilk resmi ve fiziki arkeolojik kazı çalışması, keşfinden çok uzun yıllar sonra, 1995 yılında Uşak Müzesi Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmiştir. Sadece altı hafta süren bu kurtarma kazısında, kentin iki büyük inanç merkezinden biri olan Ceres (Demeter) Tapınağı açığa çıkarılmış ve tapınağın anıtsal podyum blokları meydana çıkartılmıştır. Ardından Alman arkeolog A. Filges, 1999-2002 yılları arasında kentte son derece geniş kapsamlı yüzey araştırmaları yürütmüş ve bu hacimli envanter çalışmasını 2006 yılında kitaplaştırarak dünyaya duyurmuştur.
2016 yılında ören yerinde bitki temizliği ve çevre düzenlemesiyle başlayan restorasyon hazırlıkları, 2018 yılı kazı sezonunda Ulubey Kaymakamlığı ve Uşak İl Genel Meclisi’nin güçlü destekleriyle sistemli bir dönem kazısına dönüşmüştür. Günümüzde de aktif olarak devam eden bu modern kazılarda, yer seviyesinin yaklaşık iki metre altına inilerek anıtsal sütunlu ana cadde, dükkan kapıları ve kentin harika bir sivil mühendislik örneği olan antik kanalizasyon şebekesi gün ışığına kavuşturulmuştur.
Blaundus Antik Kenti Çevresinde Gezilecek Yerler
Blaundus Antik Kenti; Uşak ilinin Ulubey ilçesinde, dünyanın en derin ve uzun kanyon sistemlerinden birinin kalbinde yer almaktadır. Antik kentin anıtsal ören yerini keşfettikten sonra yakın çevrede ziyaret edebileceğiniz başlıca tarihi, doğal ve kültürel duraklar şu şekildedir:
Ulubey Kanyonu ve Cam Teras
Blaundus Antik Kenti‘nin üzerinde yükseldiği Ulubey Kanyonu, yaklaşık 77 kilometrelik uzunluğuyla ABD‘deki Büyük Kanyon‘dan (Grand Canyon) sonra dünyanın en uzun ikinci kanyonu kabul edilmektedir. Ulubey ilçe merkezine yakın konumda bulunan Cam Teras, kanyonun yüzlerce metre derinlikteki uçurum manzarasını ve benzersiz coğrafi yapısını kuş bakışı izlemek için bölgedeki en popüler seyir noktasıdır.
Clandras Köprüsü ve Pepouza Antik Kenti (Karahallı)
Blaundus‘a yaklaşık 35 kilometre mesafede, Karahallı ilçesi sınırlarında yer alan Clandras Köprüsü, Banaz Çayı üzerine Phrygia (Frigya) döneminde inşa edilmiş yaklaşık 2.500 yıllık tek kemerli anıtsal bir su kemeri/köprü harikasıdır. Köprünün hemen yakınındaki vadide, Montanizm mezhebinin kayıp kutsal kenti kabul edilen Pepouza Antik Kenti kalıntıları ve kanyon yürüyüş rotaları yer almaktadır.
Uşak Arkeoloji Müzesi
Blaundus Antik Kenti‘ne yaklaşık 42 kilometre mesafede, Uşak il merkezinde bulunan Uşak Arkeoloji Müzesi; bölgenin zengin arkeolojik geçmişini sergileyen modern bir müzedir. Müzenin en değerli koleksiyonunu, Lydia (Lidya) dönemine ait dünyaca ünlü Karun Hazineleri (Lidya Hazineleri) oluşturmaktadır. Blaundus kazılarından çıkarılan sikkeler, heykeller ve küçük buluntular da bu müzede koruma altına alınmıştır.
Tarihi Uşak Evleri ve Aybey Mahallesi
Uşak kent merkezinde yer alan Aybey ve Işık Mahallesi sınırları içerisindeki Tarihi Uşak Evleri; Osmanlı Dönemi sivil mimarisini yansıtan ahşap ve bağdadi kargir konaklarıyla dikkat çeker. Restore edilen tarihi sokaklar, yöresel el sanatları dükkânları ve konsept kafeleriyle kültür turlarının önemli duraklarındandır.
Taşyaran Kanyonu Tabiat Parkı
Uşak – İzmir karayolu üzerinde, Ulubey bölgesine yaklaşık 60 kilometre mesafede yer alan Taşyaran Kanyonu; suyun, rüzgârın ve sert kayaların binyıllar boyunca aşınmasıyla oluşmuş doğal bir jeolojik yapıparkıdır. Kış aylarında suyun buz tutmasıyla oluşan şeffaf taban ve renkli kaya katmanları, doğa fotoğrafçıları ve trekking tutkunları için benzersiz bir görsel şölen sunar.
Atatürk ve Etnografya Müzesi (Uşak)
Uşak kent merkezinde bulunan ve Milli Mücadele yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün karargâh olarak kullandığı tarihi konak, günümüzde Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Kurtuluş Savaşı dönemine ait tarihi belgeler, Yunan Başkomutanı Trikopis‘in esir alındığı dönemin anıları ve tescilli Uşak Halıları bu müzede sergilenmektedir.
Blaundus Antik Kenti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
yollardan.com okurlarının Uşak’ın bu gizemli Makedon yerleşimi hakkında seyahat öncesinde arama motorlarında en çok sorguladığı konuları, güncel kazı raporları ve tarihi veriler ışığında bir araya getirdik. İşte Blaundus ve çevresindeki antik dünyaya dair en çok merak edilen sorular ve cevapları:
Blaundus Antik Kenti, M.Ö. 333 yılında Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki egemenliğine son veren Makedonyalı Büyük İskender’in askeri seferlerinin ardından, onun ordusunda görev yapan Makedon kökenli askerler ve generaller tarafından inşa edilmiştir. Kent, bölgede asayişi sağlamak amacıyla kurulan askeri bir garnizon ve sınır kolonisi özelliğindedir.
Blaundus Antik Kenti, Ege Bölgesi’nde yer alan Uşak ilinin Ulubey ilçesine bağlı Sülümenli Köyü sınırları içerisinde konumlanmaktadır. Ören yeri, Uşak il merkezine yaklaşık 43 kilometre mesafede olup, üç tarafı derin uçurumlarla çevrili bir yarımada üzerinde yükselmektedir.
Kentin en dikkat çekici hikayesi, kökenlerinin Büyük İskender’in ordusundaki elit Makedon askerlerine dayanması ve adının yüzyıllar boyunca bir sır olarak kalmasıdır. Sarp Ulubey Kanyonu ortasında korunaklı bir garnizon olarak kurulan şehir, Roma döneminde görkemli bir ticaret ve kültür merkezine dönüşerek altın çağını yaşamıştır. Ancak 12. yüzyıla gelindiğinde Bizans’ın gücünü kaybetmesi ve bölgedeki nüfusun çekilmesiyle tamamen terk edilerek asırlar süren derin bir sessizliğe bürünmüştür.
Tarihsel ve arkeolojik kayıtlara göre Büyük İskender’in günümüze ulaşmış fiziki bir “evi” veya saray kalıntısı bulunmamaktadır; çünkü İskender ömrünün neredeyse tamamını seferlerde ve askeri çadırlarda geçirmiştir. Ancak onun soyundan gelen Makedonların Anadolu’da kurduğu ve “İskender’in çocuklarının evi” olarak anılan en önemli yerleşimler Blaundus (Uşak) ve Aleksandria Troas (Çanakkale) antik kentleridir.
Blaundus Antik Kenti’ne girişler tamamen ücretsiz olduğu için alanda herhangi bir bilet gişesi bulunmamaktadır ve dolayısıyla Müzekart kullanmanıza gerek yoktur. Resmi ziyaret saatleri içerisinde ören yerine ücret ödemeden doğrudan giriş yapabilirsiniz.

