Mevlana türbesi Celi Sülüs yazısı - Celi Sülüs script in the Mevlana meusoleum

Mevlana Efsaneleri, Mucizeleri ve Mevlana Hakkında Bilinmeyenler

Mevlana efsaneleri, yüzyıllardır dilden dile aktarılan mistik hikâyeler, kerametler ve kulaktan kulağa yayılan anlatılarla Mevlana Celaleddin Rumi’nin halk kültüründeki izlerini merak edenlerin en çok araştırdığı konuların başında gelmektedir. İnternet aramalarında ve kent kültüründe sıklıkla karşımıza çıkan bu söylenceler, büyük mutasavvıfın tarihsel kişiliği etrafında şekillenen zengin bir anlatı dünyası sunar. Mevlana, sadece bir düşünür değil aynı zamanda hakkında anlatılan efsaneleri ve mucizeleri ile de dikkat çeken önemli bir tasavvuf büyüğüdür.

Ailesiyle birlikte Konya’ya gelişi, Şems-i Tebrizi ile olan karşılaşması, Selçuklu sarayındaki etkisi ve ölümünün ardından yaşanan olaylar etrafında pek çok efsane türetilmiştir. Bunların bir kısmı tarihi belgelerle uyuşurken, bir kısmı ise yüzyıllar içinde kulaktan kulağa değişen yanlış bilinen gerçeklerden oluşmaktadır. Dilden dile aktarılan bu hikâyeleri, kaynağı kesin olmayan bilgileri ve dönemin diğer büyük şahsiyetleriyle olan ilişkilerini incelemek, onun halk gözündeki yerini anlamak açısından son derece önemlidir.

Mevlana’nın En Bilinen Efsaneleri ve Gerçekler

Mevlana müzesi mesnevi Beylikler 1372 Selçuklu veziri Şerefüddin Emir Satı için yazılmıştır - Mesnevi manuscript 1372 written for Seljuk vazir Şerefüddin Emir Satı
Mevlana müzesi mesnevi Beylikler 1372 Selçuklu veziri Şerefüddin Emir Satı için yazılmıştır – Mesnevi manuscript 1372 written for Seljuk vazir Şerefüddin Emir Satı

Mevlana dünya düşün tarihinde çok önemli bir yer edindiği kadar efsaneleri, kerametleri ve mucizeleri de olduğuna inanılan önemli bir kişilik ve tasavvuf adamıdır. Altmışaltı yaşına kadar ‘aşk’ ile yaşamış olduğu hayatı boyunca aşk terimini insanda görmüş ve evrenin yaratılış sebebini insana bağlamıştır Mevlana Celaleddin Rumi. Yaşamış olduğu coğrafyadan dolayı önemi ölümünden sonra anlaşılmış olsa da yaşamış olduğu dönemde de kitleleri etkilemiş ve peşinden sürüklemiştir.

Mevlana Celaleddin Rumi eserleri, gazelleri ve rubaileri aracılığı ile yaşamış ve hissetmiş olduklarını güçlü ve sarsıcı bir şekilde aktarmıştır. Bugün onun keskin dizelerinin peşinden dünyanın birçok ülkesinden ve yurt içinden binlerce ziyaretçi İç Anadolu Bölgesi tarihi yerleri arasında önemli bir konumda bulunan Mevlana Dergâhı ve Müzesi’ni ziyaret etmektedir. Mevlana müzesi, türbesi ve dergahı için kısa bilgiler hakkında ilgili sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Mevlana Efsaneleri ve Gerçekler Karşılaştırma Tablosu

Mevlana Celaleddin Rumi hakkında dilden dile dolaşan efsaneler ile tarihsel gerçekler arasındaki farkları tek bakışta inceleyebilirsiniz. Efsanelerin detaylarını ve şaşırtıcı hikâyelerini makalemizin devamında bulabilirsiniz:

Popüler Efsane / Söylence Tarihsel ve Bilimsel Gerçek Konu Özeti
“Ne Olursan Ol Yine Gel” sözü Mevlana’nındır. Rubai Sufi şair Ebu Said Fazlullah bin Ebu’l-Hayr’a aittir. Kütüphane memurunun araştırmadan kulaktan kulağa yaymasıyla Mevlana’ya atfedilmiştir.
Bağdaş kurmuş resmi gerçek görünümüdür. Resmin gerçekliği belirsizdir, temsili çizimdir. 22. kuşak torunu Faruk Çelebi bu resimlerin gerçeği yansıtmadığını bildirmiştir.
Mevlana defnedilirken babası Bahaeddin Veled ayağa kalkmıştır. Sanduka mimari bir düzenleme nedeniyle yukarıdadır. Kanuni döneminde mermer sanduka yapılırken ahşap sanduka yukarı kaydırılmıştır.
Rumi unvanı Rum (Yunan) kökenli olmasından gelir. Anadolu coğrafyasına işaret eder. O dönemde Anadolu “Rum diyarı” olarak adlandırıldığı için bu isim verilmiştir.
Divan-ı Kebir ve Rubailer’deki tüm dizeler Mevlana’nındır. En az üçte biri başka şairlere aittir. Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre bu eserlerde Mevlana’ya atfedilen pek çok anonim beyit bulunur.
Moğol okları duayla geri dönmüştür. Halk arasındaki manevi bir menkıbedir. Mevlana’nın manevi nüfuzunun Moğol işgali sırasındaki psiko-sosyal etkisini anlatır.

Mevlana Efsaneleri ve Mucizeleri Gerçekten Var Mı?

Mevlana müzesi Kuran-ı Kerim 16.yy Hattatı Albülkadir el-Hüseyni - Holy Quran Ottoman 16th Century Calligraphist Abdülkadir el-Hüseyni
Mevlana müzesi Kuran-ı Kerim 16.yy Hattatı Albülkadir el-Hüseyni – Holy Quran Ottoman 16th Century Calligraphist Abdülkadir el-Hüseyni

Öncelikle Mevlana’nın kendisinin de babası gibi bir İslam âlimi olduğunu belirtelim. Konya’ya gelişi sonrasında Selçuklu Sultanı ve saray eşrafı dâhil, halka, öğrencilerine ve müritlerine başta İslamiyet olmak üzere çeşitli konularda dersler vermiştir. Ancak Şems Tebrizi ile tanışmasından sonra hayatı değişmiştir. Mevlana’nın hayatı, tasavvufu ve felsefeleri için ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz. Ayrıca Mevlana müzesi tarihçesi ve genel bilgileri için de ilgili sayfaya göz atabilirsiniz.

Mevlana bir hoca olarak devamlı suretle öğrencilerinin, müritlerinin, halkın ve sarayın gözünün önünde olmak ve verdiği derslerle insanlara ve diğer âlimlere örnek olmak durumundadır. Bundan dolayı yaptığı her şey; hayatı, dersleri, öğretisi daima göz önünde olmuş, sevilip sayılmıştır. Öncelikle yaşamış olduğu dönemde (1207-1273) Anadolu’da iki önemli insanla dönemdaştır. Bunlardan ilki Hacı Bektaş-ı Veli (1209-1271), diğeri de Nasrettin Hoca (1208-1284 – bazı kaynaklara göre 1261)’dır. Dolayısıyla Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan bu üç insan Anadolu coğrafyasında oluşmakta olan kültür kompozisyonu açısından son derece önemlidir.

Tarihte önemli kişilere, birçok coğrafyada olduğu gibi Anadolu’da da çeşitli yakıştırmalar yapılmış ve onların adına efsaneler, mucizeler dilden dile yayılarak günümüze kadar gelmiştir. Bunların bir kısmı çeşitli kaynaklarla doğrulanmış gibi görünse de, bazıları yanlış bilinen gerçekler ve sadece söylencedir. Bu yazı Mevlana hakkındaki çeşitli efsane, söylenti ve kaynağı kesin olmayan bilgileri incelemektedir.

Mevlana’nın Bilinen Resmi Gerçek Mi?

Mevlana müzesi fotoğrafları Mevlana mezarı - Mevlana museum photos Mevlana's tomb
Mevlana müzesi fotoğrafları Mevlana mezarı – Mevlana museum photos Mevlana’s tomb

Öncelikle Mevlana’nın bilinen resmi konusunda bir yanlış bilinen gerçek vardır. Mevlana’nın 22. kuşak torunu ve ‘Çelebi’ makamının son temsilcisi olan Faruk H. Çelebi, Mevlana’nın her yerde görünen bağdaş kurmuş olan resminin gerçek Mevlana resmi olmadığını bildirmiştir. Hatta 2016 yılında Mevlana’nın balmumu heykeli yapılırken, balmumu heykele torun Faruk Çelebi model olmuştur. Aynı zamanda Mevlana’nın hayatı boyunca resminin çizilip çizilmediği de bilinmemektedir.

Mevlana Efsaneleri Arasında: “Ne Olursan Ol Yine Gel!” Efsanesi

Mevlana müzesi Sultan Veled eserleri 1267-1291 - Mevlana museum Works of Sultan Valad
Mevlana müzesi Sultan Veled eserleri 1267-1291 – Mevlana museum Works of Sultan Valad

Bu sözler veya dizeler Mevlana’ya atfedilir, onun söylediğine inanılır ancak gerçek böyle değildir. Araştırmaya göre Ziya Paşa’nın topladığı ‘Harabat’ isimli antolojide bu sözler (rubai biçiminde) Sufi şair Ebu Said Fazlullah bin Ebu’l-Hayr’a ait olarak gösterilmiştir. Bu yanlış bilgi ise Mevlana Dergâhı kütüphane memuru Necati Bey’in konuyu hiç araştırmadan ‘Mevlana Rubaisi’ diye çevreye yaymasından kaynaklanmıştır. Rubai aşağıdaki gibidir:

“Gene gel, Gene gel!

Her ne olursan ol, gene gel!

Kâfir isen de Mecusi isen de, putperest isen de gene gel.

Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil;

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!”

Konu rubailerden açılmışken Mevlana’nın ünlü eseri Divan-ı Kebir’de yer alan sözlerin veya beyitlerin hepsi Mevlana’ya ait değildir. Çeşitli basımlarda 15 bin ile 60 bin arasında değişen dizelerin en azından üçte biri, rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre Mevlana’ya atfedilen gazellerden ve beyitlerden oluşmaktadır. Ayrıca Mevlana’nın Rubailer isimli eserinde 1753 rubai olsa da bunların sadece ufak bir kısmı Mevlana’ya ait olduğu düşünülür ve bunların kalitesi uzmanlarca Mesnevi’deki eserlerle aynı değildir.

Mevlana Rum Mu?

Mevlana’nın bilinen tam adı olan Mevlana Celaleddin Rumi’deki ‘Rumi’ kelimesinden Mevlana’nın Türk mü, Rum mu, Farsi mi olduğu sorusu insanın aklına gelebilir. Ancak Mevlana’nın tam adı Jalâl ad-Din Muhammad Balkhi’dir. Öncelikle 11. yy’daki Kaşgarlı Mahmud’dan, 16. yy Gelibolulu Mustafa Ali’ye kadar Anadolu bir Rum ili, Rum diyarıdır. Mevlana’nın Anadolu insanı olduğunu anlatmak ve göstermek amacıyla eski yazarların taktığı bir isimdir Rumi.

Ayrıca Mevlana’nın doğduğu yerin o tarihte Horasan’a bağlı olduğu ve Horasan’ın da Fars ülkesi olduğunu bilerek ayrıca şiirlerini, mektuplarını Farsça yazdığı için Farslı (İranlı) kabul edilir. Ancak aşağıdaki dizelerinden dolayı da Türk kabul edilmektedir:

“Beni yabancı yerine koymayın ben bu mahalledenim / Ben sizin mahallenizde kendimi arıyorum / Düşman gibi görünüyorsam da düşman değilim / Hintçe konuşuyorsam da aslım Türk’tür.”

Mevlana’nın Kabri Efsanesi: Babasının Hürmetle Ayağa Kalkması Mucizesi

Mevlana müzesi, Mevlana türbesi girişi - Mevlana museum, entrance to Mevlana mausoleum
Mevlana müzesi, Mevlana türbesi girişi – Mevlana museum, entrance to Mevlana mausoleum

Mevlana efsaneleri arasında bilinen efsanelerinden biri de babasının kabri üzerinedir. Babasının kabrinin üzerine defnedilmiştir. Babası ise Selçuklu Sarayının gül bahçesine Horasan’dan getirilen toprakla yapılmış kabrine gömülmüştür. Efsaneye göre Mevlana defin için mezara getirildiğinde babası Bahaeddin Veled’in sandukası ayağa kalkmıştır. Bunu destekleyen fiziki kanıt ise babanın sandukasının pozisyonudur.

Oysa hem yer darlığından hem de Kanuni Sultan Süleyman’ın Mevlana’ya hayranlığından Mevlana ve oğlu Sultan Veled’in kabrinin üzerine bir mermer sanduka yaptırılmıştır. Ancak bu mermer sanduka yapılmadan önce babası Bahaeddin Veled’in ahşap sandukası Mevlana’nın sandukasının üzerine kaldırılmıştır. Oysa efsaneye göre Mevlana ölünce babası Bahaeddin Veled’in hürmetten ayağa kalktığı söylenmektedir.

Mevlana Türbesi Mezar Odası Efsaneleri: IV. Murat ve Gizemli Kız Çocuğu

Mevlana türbesi Divan-ı Kebir 1366 Hz. Mevlana Celaleddin Rumi - Divan of Mevlana 1366
Mevlana türbesi Divan-ı Kebir 1366 Hz. Mevlana Celaleddin Rumi – Divan of Mevlana 1366

Mevlana 17 Aralık 1273 tarihinde öldüğünde kabrinin altına yapılan bir mezar odasına gömüldüğü söylenir. Gerçekten de sandukanın altında bir mezar odası bulunmaktadır. Öldüğü günden günümüze kadar efsaneye göre sadece bir kişi (7 yaşında bir kız çocuğu) bu mezar odasına inmiş ve çıktığında da dili tutulmuştur.

Efsaneye göre IV. Murat, Mevlana’nın türbesini ziyarete gelir ve mezar odasını merak ettiği için buraya inmek ister. Ancak Mevlevi büyükleri buna izin vermeyip karşı çıkınca sultan da elindeki tesbihi mezar odasına atar. Mevlevi büyükleri 7 yaşında bir kız çocuğunun mezara inmesini uygun görür ve kız çocuğu mezar odasına indirilir. Kız çocuğu mezar odasından çıktığında ise dili tutulmuştur.

Çevredekiler kızın neden dilinin tutulduğunu merak eder. Bir rivayete göre oda çok karanlık olduğu için kız korkmuştur. Bir başka rivayete göre ise Mevlana’nın mumyalanmış naaşını görmüştür. Çünkü Selçuklu Türkleri mumyalama tekniklerini bildiği için Mevlana’nın da mumyalanmış olması muhtemeldir. Günümüze kadar Fatih Sultan Mehmet dâhil yedi padişahın naaşlarının mumyalandığı bilinmektedir.

Bu olaydan sonra Mevlevi büyükleri 1640 yılında mezar odasının ağzını tuğlayla örüp üzerini kurşunla kaplatmıştır. Bugün o kurşun kaplama Mevlana’nın mezarı önünde görülmektedir. Bu olaydan 300 yıl kadar sonra 1930’lu yıllarda mezar odası ile ilgili bir efsane daha olmuştur. Bu efsanenin veya mucizenin tanığı ise Müze Müdürü Yusuf Akyurt ve Mevlana konusunda uzman olan rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı’dır. Gölpınarlı daha sonra olayı Murat Bardakçı’ya anlatmıştır.

Müze Müdürü Yusuf Akyurt’un Mezar Odasına İnmek İstemesi Efsanesi

Mevlana efsaneleri içinde bu olayı düşünen Müze Müdürü Yusuf Akyurt kendi odasına otururken merak ettiği mezar odasına inmek ister ve bunu aklından geçirirken içeriye bir Mevlevi dedesi girer ve saygıyla “sakın oraya inmeyi düşünmeyin” der. Şaşıran müze müdürü içindeki meraka yenik düşer ve kurşun kaplamaya kadar gelir. Kapağı kaldıracağı sırada birisi içeriye girerek “müdür bey eviniz yanıyor!” diye bağırır. Ancak Yusuf Akyurt eve gelene kadar evi kül olmuştur.

Tam da bu esnada gelen bir telgrafla müze müdürü şaşırır, bir başka kente tayini çıkmıştır. Yusuf Akyurt bu tayin olayından sonra Konya Ankara yolunda kamyonla seyahat ederken, bir virajda kamyonun kapısı açılır ve Yusuf beyin oğlu kamyondan düşer ve orada vefat eder. Bunun üzerine Yusuf bey çocuğun cenazesini alarak Konya’ya döner ve türbeye gelir. Sandukanın başında “Yetmedi mi? Affet artık!” diye haykırmaya başlar.

Mevlana ve Nasreddin Hoca: Bir Öldürülme Efsanesi

Bilindiği gibi Nasreddin Hoca’ya aynı zamanda Ahi Evren de denilmektedir. Prof. Mikail Bayram’a göre Moğolların Anadolu istilası konusunda Mevlana Moğol kuvvetleri adına çalışmış, Nasreddin Hoca da Akşehir’de Ahilik teşkilatını kurmuştur ve Moğol istilasına karşı önderlik yapmıştır. Nasreddin Hoca’nın Akşehir’e gitmesinin sebebi ise Mevlana ile giriştiği siyasi tartışmalardır. Hatta Nasreddin Hoca’ya bu mücadelesinde Mevlana’nın oğlu Alaeddin de yardım etmiştir. Bu konu rahmetli Halil İnalcık’a sorulduğunda, “Bu konuda Prof. Bayram’ın tespitlerini kabule uygun veya inandırıcı bulmaktayız” demiştir.

Bazı tarihi kaynaklarda 1284 yılında öldürüldüğü belirtilse de tüm bu olaylardan sonra 1261 yılında Ahilerin başındaki Nasreddin Hoca’yı, Mevlana’nın müridi Selçuklu komutanı Cacaoğlu Nurettin (Nureddin Caca) Mevlana’dan izin alarak öldürdüğü rivayet edilmektedir.

Mevlana ve Hacı Bektaş Veli

Mevlana müzesi fotoğrafları Hat ve Tezhib kitabı - Mevlana museum photos, book of the hatt (Islamic calligraphy) and tezhib (Gilding)
Mevlana müzesi fotoğrafları Hat ve Tezhib kitabı – Mevlana museum photos, book of the hatt (Islamic calligraphy) and tezhib (Gilding)

Birçok tarihçi ve araştırmacıya göre Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli arasında birçok konuda belirgin farklar bulunmaktadır. En önemli fark Hacı Bektaş-ı Veli’nin bir halk adamı olmasına rağmen Mevlana’nın daha elit bir zümreye hizmet etmesidir. Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli zaman zaman eserlerinde birbirlerine gönderme yapmaktan da geri kalmamışlardır. Yaşamları boyunca birbirlerine saygılı davranmayı ilke edinmelerine rağmen Mevlana, ünlü eseri Mesnevi’de (VI:777-805) Halep’teki Şiilere ve 680’deki Kerbela olayının yasını tutanlara müsamahalı olmayacağını söylemiştir: “Kendi harap dinine, harap gönlüne ağla”, “Şia’ya Ömer’den bahsedilebilir mi? Sağırın yanında kopuz çalınabilir mi?” (III:3201) diye yazmıştır.

Mevlana ile Hacı Bektaş Veli Arasında Bir Kurban Hikâyesi Efsanesi

Buna rağmen Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli arasında genellikle bilinen ve günümüzde karşımıza çok sık çıkan ve geçtiği rivayet edilen bir efsanevi olay vardır: Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Bir süre sonra, yaptıklarından pişman olur ve iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli “helal değildir” diye bu kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır. Mevlana ise; bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya neden kabul ettiğini sorar. Mevlana şöyle der:

“Biz bir karga isek Hacı Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.”

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhına gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar. Hacı Bektaş-ı Veli de şöyle der:

“Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”

Mevlana Mucizeleri: Hicaz Kumu ve Gayb Âlemi

Mevlana efsaneleri arasında iki efsane pek bilinmemektedir. Bu iki efsane de aşağıdaki gibi anlatılmaktadır. Mevlana’nın eşi Kerra Hatun (Kira Hatun)’un anlattığına göre bir gece Mevlana ortadan kaybolur. Medresenin tüm kapılarının kapalı olmasına rağmen Mevlana’nın ortadan kaybolmasına şaşırır ve yatağına yatar. Uyandığında ise Mevlana’nın namaz kıldığını görür. O esnada ise ayaklarındaki renkli kumları fark eder ve sorar. Mevlana bu soru üzerine, “Kâbe’de daima bizim sevgimizden söz eden gönül sahibi bir derviş vardır, bir süre onunla görüşmeye gittim, (ayağındaki kumları göstererek) bu da Hicaz kumudur, onu sakla ve kimseye söyleme” demiştir.

Yine Kerra Hatun’un anlattığına göre bir gün dergâhta Mevlana ile Şems Tebrizi halvette oturmuşlardır. Kerra Hatun ise ne konuştuklarını merak ettiği için odanın kapısına kulağına yaslayıp dinlemeye başlamıştır. Bir anda evin duvarının yarıldığını ve altı heybetli adamın gayb âleminden çıkıp odaya girerek selam verdiklerini, yeri öpüp Mevlana’nın önüne bir deste gül koyduklarını görür.

Mevlana ve Moğol Kuşatması Efsanesi: Okların Geri Dönmesi

Mevlana müzesi fotoğrafları, Seccade, Ottoman 16.yy - Mevlana museum photos, Prayer Rug, Ottoman 16th Century
Mevlana müzesi fotoğrafları, Seccade, Ottoman 16.yy – Mevlana museum photos, Prayer Rug, Ottoman 16th Century

Mevlana efsaneleri arasında Moğolların Anadolu’yu ve Konya’yı işgali sırasında yaşanan efsanevi bir olay da dilden dile aktarılmaktadır. Moğol ordusu Konya surlarına dayanıp şehri kuşattığında, büyük bir korku ve panik yaşayan şehir halkı çareyi Mevlana’ya sığınmakta bulur. Mevlana, halkın bu endişesi karşısında şehrin yüksek bir tepesine çıkarak tek başına namaza durur.

Moğol komutanı Baycu Noyan ve askerleri tepede tek başına duran Mevlana’yı görünce ona ok atmalarını emreder. Ancak anlatılan efsaneye göre okçular ne kadar zorlarsa zorlasın yayları çekemezler; fırlatmayı başardıkları oklar ise havada yön değiştirerek Moğol askerlerinin kendi önlerine düşer. Atların dahi kımıldayamadığı bu manevi hal karşısında dehşete düşen Moğol komutanı kuşatmayı kaldırarak şehri terk etmek zorunda kalır.

İlk Sema ve Kuyumcu Selahaddin Zerkubi Efsanesi

Mevlana denildiğinde akla ilk gelen sema geleneğinin başlangıcı da mucizevi ve efsanevi bir anlatıya dayanmaktadır. Bir gün Mevlana Konya kuyumcular çarşısından geçerken, dostu kuyumcu Selahaddin Zerkubi’nin dükkânından yükselen çekiç seslerini duyar. Çekiçlerin altın yapraklarını döverken çıkardığı ritmik seslerde ilahi bir melodi hisseden Mevlana, çarşının ortasında bir anda coşkuyla dönmeye ve ilk sema hareketini yapmaya başlar.

Kuyumcu Selahaddin ise Mevlana’nın bu manevi halini fark edince, altınların ziyan olmasına ve dükkânındaki zarara hiç aldırış etmeden çıraklarına çekiç vurmaya devam etmelerini söyler. Çarşı esnafının ve halkın şaşkın bakışları arasında gerçekleşen bu olay, hem Mevlana ile Selahaddin Zerkubi arasındaki derin dostluğun hem de günümüzdeki sema ayinlerinin temellerini oluşturan en bilinen efsanelerden biri haline gelmiştir.

Mevlana’ya Sığınan Öküz Efsanesi

Mevlana’nın mahlukata ve tüm canlılara duyduğu merhameti anlatan efsanelerden biri de kasabın elinden kaçan bir öküzün hikâyesidir. Konya sokaklarında kesilmek üzereyken ipini koparıp kasabın elinden kaçan devasa bir öküz, arkasından koşan insanları ve kasapları peşine takarak hızla kaçmaya başlar. Şehirde büyük bir heyecan yaşanırken hayvan doğrudan Mevlana’nın bulunduğu dergâha doğru koşar.

Öküz, Mevlana’nın önüne geldiğinde aniden durur, başını öne eğerek adeta bir insan gibi hürmetle önünde diz çöker. Mevlana gözyaşları içinde hayvanın başını ve gözlerini okşayarak ona şefkat gösterir. Peşinden gelen kasaplara ve insanlara dönerek hayvanın bağışlanmasını ister. Mevlana’nın bu merhametinden etkilenen kasaplar öküzü kesmekten vazgeçer ve serbest bırakırlar.

Sonuç

Sonuç olarak Mevlana Dergâhı Müzesini her yıl binlerce kişi Mevlana’nın düşün tarihine kattığı değerlerden, tasavvuf adamı olmasının getirdiği ulviliğini merak ettiğinden ve müzedeki tarihi eserleri görmek istemesinden dolayı ziyaret etmektedir. Eğer yolunuz Konya’ya düşerse kesinlikle Mevlana Müzesi’ni görmenizi ve içerideki mistik havayı deneyimlemenizi isteriz.

Mevlana Efsaneleri Hakkında Sık Sorulan Sorular

Mevlana hakkında anlatılan efsaneler, mucizeler ve rivayetler yüzyıllardır ilgi görmektedir. Aşağıda ziyaretçilerin ve araştırmacıların en sık merak ettiği soruların cevaplarını bulabilirsiniz.

Mevlana’nın mucizeleri ve efsaneleri gerçek mi?

Mevlana hakkında anlatılan mucizelerin ve kerametlerin büyük bölümü sözlü kültür ve menkıbeler yoluyla günümüze ulaşan rivayetlerden oluşur. Bazı anlatılar dönemin eserlerinde ve menakıbnâmelerde yer alsa da bunların tamamı tarihsel olarak kesin doğrulanmış bilgiler değildir.

“Ne olursan ol yine gel” sözü gerçekten Mevlana’ya mı ait?

Bu söz uzun yıllardır Mevlana ile ilişkilendirilse de araştırmalara göre rubainin asıl sahibi Sufi şair Ebu Said Fazlullah bin Ebu’l-Hayr’a aittir. Bu yanlış bilgi, Mevlana Dergâhı kütüphane memurunun kulaktan kulağa yaymasıyla meşhur olmuştur.

Mevlana’nın bilinen gerçek resmi var mı?

Günümüzde yaygın olarak kullanılan bağdaş kurmuş Mevlana görsellerinin onun yaşadığı dönemde çizildiği kesin olarak bilinmemektedir. Mevlana’nın 22. kuşak torunu Faruk H. Çelebi de bu görsellerin temsili olduğunu ve gerçek portresinin günümüze ulaşmadığını belirtmektedir.

Mevlana’nın babasının sandukası gerçekten ayağa kalktı mı?

Efsaneye göre Mevlana vefat edip defnedilirken babası Bahaeddin Veled’in ahşap sandukasının hürmeten ayağa kalktığı söylenir. Ancak bunun fiziki sebebi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan mermer sanduka nedeniyle babanın ahşap sandukasının yukarı kaldırılmış olmasıdır.

Mevlana’nın mezar odasına girmek neden yasaktır?

Mevlana’nın kabrinin altındaki mezar odasının kapısı IV. Murat döneminde yaşanan olayların ardından 1640 yılında tuğlayla örülüp kurşunla kaplatılmıştır. Odadaki gizem ve manevi saygı nedeniyle buraya girişler tarih boyunca kapatılmıştır.

Mevlana Türk müydü, Rum mu?

Mevlana’nın doğduğu yer Horasan bölgesindeki Belh şehridir. Eserlerini dönemin edebiyat dili olan Farsça yazmış olsa da, şiirlerinde “aslım Türk’tür” ifadesini kullanmıştır. “Rumi” unvanı ise o dönemde Anadolu’ya “Rum diyarı” denmesinden kaynaklanmaktadır.

Mevlana’nın mezarı nerededir?

Mevlana’nın kabri Konya il merkezinde yer alan tarihi Mevlana Türbesi içerisindedir. Türbe günümüzde Mevlana Müzesi olarak hizmet vermekte ve her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır.

Ayrıca İlgili Linkler:

Mevlana Müzesi fotoğrafları

Mevlana Müzesi eserleri

Mevlana hayat ve felsefesi

Mevlana müzesi dergahı ve türbesi genel bilgileri

Konya Gezilecek Yerler Listesi

Konya İsmi Nereden Geliyor?

İç Anadolu bölgesi antik kentler ve tarihi yerler

İç Anadolu bölgesi önemli tarihi yer fotoğrafları

Türkiye gezilecek yerler

Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz