Anadolu’nun en gizemli inanç merkezlerinden biri olan Yazılıkaya açık hava tapınağı, bin yılı aşkın bir süre boyunca kadim Hitit imparatorluğunun gökyüzüne açılan anıtsal dinsel tören ve kutsal tapınma alanı olarak hizmet vermiştir. Çorum ilinin Boğazkale ilçesi sınırlarında, Alacahöyük-Boğazköy Milli Parkı’nın kalbinde yer alan bu muazzam alan; idari sınırları Karadeniz coğrafyasına dayansa da fiziki ve ruhsal olarak İç Anadolu’nun o büyüleyici bozkır atmosferini yansıtmaktadır. Kayalara yontulmuş paha biçilemez tanrı alayları, demon tasvirleri ve devasa kral rölyefleriyle örülü olan Yazılıkaya açık hava tapınağı, Hattuşa’nın gölgesinde saklanan bin tanrılı bir medeniyetin en somut ve en korunmuş teolojik mirasıdır
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı
Her ne kadar Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı, Alacahöyük, Hattuşa birbirlerinden ayrı ele alınsa da Hititler ve Hitit tarihi ile ilgili tüm bilgiler Hattuşa sayfasında verilmiştir. Hitit medeniyetinin dini konuları, tanrıları, tanrıçaları, tanrı kabartmaları ve Yazılıkaya açık hava tapınağı ile ilgili bilgiler ise bu yazıda verilmektedir.
185 yıldır üzerinde çalışılan ve hakkında birçok araştırma, kitap, monografi yazılsa da bir zamanlar Yazılıkaya açık hava tapınağı işlevinin ne olduğu günümüze kadar tam kesinleşmiş değildir ve hala gizemini korumaktadır.
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Ziyaret ve Ücret Bilgileri 2026
Anadolu’nun bu en gizemli kutsal alanını keşfetmek ve Hitit dünyasına adım atmak isteyenler için Yazılıkaya açık hava tapınağı ziyaret saatleri yaz ve kış dönemi olarak iki ayrı sezona bölünmüştür.
- Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim): Kapılarını sabah 08:00’de açan Yazılıkaya açık hava tapınağı, akşam saat 17:00’ye kadar ziyaret edilebilmektedir.
- Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan): Bu dönemde ise Yazılıkaya açık hava tapınağı kapılarını 08:30’da açmakta ve akşam 16:30’da kapatmaktadır.
Kutsal alan, dini bayramların ilk günü saat 13:00’e kadar ziyarete kapalı tutulmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan bu tarihi alanda geçerli bir Müzekart kullanabilirsiniz. Eğer Müzekartınız bulunmuyorsa, Boğazköy Hattuşa Yazılıkaya açık hava tapınağı giriş ücreti 2026 yılı itibarıyla 3 Euro karşılığı Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Müzekart 2026 yılı güncel satış fiyatı ise 200 TL’dir. Aldığınız bu biletin veya kartın Hattuşa antik kenti girişini de kapsadığını belirtmekte fayda var. Ziyaretiniz öncesinde anlık durum veya detaylı bilgi almak isterseniz, tesisin resmi iletişim numarası olan 0364 4227011 hattını arayabilirsiniz.
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Kısa Bilgiler Tablosu
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Nasıl Gezilir?
Eğer eksiksiz bir Yazılıkaya açık hava tapınağı gezisi planlıyorsanız, takviminize en az iki saatlik bir süre ayırmanız oldukça yerinde bir karar olacaktır. Kutsal alanın içerisinde yer alan her iki ana odaya da birer saat ayırmak, kayalara işlenen muazzam detayları yakalamanızı sağlar. Özellikle B odasının dar ve uzun bir koridor yapısına sahip olduğu göz önüne alındığında, yoğun turistik kalabalıkların oluşabileceği öğlen saatlerinden kaçınmanızı özellikle tavsiye ederiz. Her ne kadar yüksek ve gölgelik kaya kütlelerinin arasında yürüyecek olsanız da İç Anadolu’nun kuru sıcağını hesaba katarak yanınıza mutlaka su almayı unutmayın.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağında Ne Var? Görülecek Önemli Yapılar ve Odalar
Kutsal alanın derinliklerine doğru ilerledikçe, Hitit teolojisinin ve mimari dehasının kayalara nasıl işlendiğine şahit olursunuz. Devasa doğal kaya kütlelerinin estetik bir şekilde bölünmesiyle oluşan Yazılıkaya açık hava tapınağı mimari kompleksi içerisinde görebileceğiniz en önemli ana bölümler ve anıtsal yapılar şunlardır:
- A Odası (Büyük Batı Kaya Odası)
- B Odası (Küçük Doğu Kaya Odası)
- C Kaya Odası (Ziyarete Kapalı Koruma Alanı)
- Anıtsal Giriş Yapısı Kompleksi Temelleri
- Yapay İki Devasa Kutsal Su Havuzu
- 66 Figürlü Büyük Hitit Tanrı Alayı
- On İki Yeraltı Tanrısı Kabartması
- Büyük Kral IV. Tuthaliya Rölyefi
- Aslan Başlı Koruyucu Demonlar ve Gizemli Kılıç Tanrısı
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Tarihçesi
Kutsal alanın köklerini anlamak, bizi Anadolu’nun binlerce yıllık teolojik katmanlarına dürüst bir yolculuğa çıkarır. Hattuşa ve çevresinde M.Ö. 3000’li yıllarda, yani İlk Tunç Çağı’nda yerli Anadolu halkı olan Hattilerin varlığı bilinmektedir. Yazılıkaya açık hava tapınağı alanında gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında ve kazılarda da bu erken döneme ait birkaç keramik kırığına rastlanmıştır. Ayrıca yine bu çağlarda iskan edildiği anlaşılan ve kutsal alana sadece 600 metre mesafede konumlanan Yarıkkaya yarığı, bölgenin ne kadar köklü bir yerleşim ağına sahip olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, M.Ö. 2000’li yılların ilk çeyreğinde Yazılıkaya açık hava tapınağı alanının herhangi bir dinsel ya da idari amaçla kullanılmış olduğunu kanıtlayacak net bir arkeolojik delil bulunmamaktadır. Hitit İmparatorluğu dönemi başlamadan önceki evrelerde (Erken Hitit dönemi ve Eski Krallık dönemi), buranın ufak çaplı yerleşim tarzı kullanımları aşan anıtsal bir önemi bulunmamaktadır.
Ne zaman ki Hattuşa kenti büyüyüp heybetli bir başkente dönüşmüş, işte o zaman değişik tanrılara tapınma amacıyla şehir genelinde birçok büyük kutsal alan inşa edilmiş ve böylece Hititlerin en büyük kaya tapınağı olan Yazılıkaya açık hava tapınağı ortaya çıkmıştır. Kutsal alanın girişinde yer alan anıtsal yapının yaşı, kazılarda bulunan keramik parçalarından yola çıkılarak M.Ö. 1500’lü yıllara tarihlenmiştir. Ancak bu erken tarihleme ile ilgili bilim dünyasında çeşitli kuşkular olsa da bu veri günümüzde ne tamamen reddedilmekte ne de tam anlamıyla onaylanmaktadır.
Eski Hitit dönemine ait bazı gömüler de Yazılıkaya açık hava tapınağı çevresinde açığa çıkarılmıştır; fakat bu mezarların tapınak alanı ile doğrudan bir bağı olmayabilir. Bu erken yıllarda büyük A odasının mimari olarak nasıl bir düzende olduğu hakkında bilim insanlarının kesin bir fikri bulunmamaktadır. Gizemli B odasının ise o dönemlerde doğal erozyon ve yamaç akıntıları sebebiyle tamamen toprak altında kaldığı düşünülmektedir. Yapılan modern jeolojik çalışmalarda, B odasının çok çabuk toprakla dolduğu, yaklaşık 3200 yıllık tarihsel süreç içerisinde odanın üçte ikisinin tamamen toprak altında saklandığı tespit edilmiştir.
Hitit Tanrı Kabartmaları Yapılıyor
Bugün hayranlıkla incelediğimiz Yazılıkaya açık hava tapınağı şeklinin ve anıtsal kaya rölyeflerinin nihai haline getirilmesi, Hitit İmparatorluk Dönemi’nde, yani M.Ö. 1300’lü yıllarda gerçekleşmiştir. Bilim insanlarının bu tarihlemeyi savunmasının en büyük sebebi, kayalara işlenen kabartmaların sunduğu sanatsal ipuçlarıdır.
Söz konusu ipuçları, kabartmaların şekillendirilmesindeki muazzam üslup benzerliğidir; bu durum tüm rölyeflerin hemen hemen eş zamanlı, yani sadece birkaç senelik kısa bir zaman dilimi içinde yapıldığını net olarak göstermektedir. Elbette A ve B odalarının teolojik işlevleri farklı olduğundan, bu iki odanın yapım yılları arasında zamansal farklar olduğu da hesaba katılmaktadır. Kabartmaların kesin yapım tarihi belirsizliğini korusa da kronoloji dolaylı yollarla belirlenmeye çalışılmaktadır.
Örneğin, tanrı tasvirlerinin hemen yanında yer alan Hurri dilindeki isimler en büyük delillerden biridir ve Hurri kültürünün Hitit sarayında en ağırlıklı olduğu dönemi işaret etmektedir. İkinci ve en somut delil ise alanda yer alan görkemli IV. Tuthaliya kabartmalarıdır. Bu durum, Tuthaliya’nın kendisi adına bu kutsal alanı anıtsallaştırdığının dürüst bir göstergesidir. Büyük ihtimalle Tuthaliya, Yazılıkaya açık hava tapınağı yapısının ilk kurucusu olmasa da burayı en şanlı donanımına ve sanatsal zenginliğine kavuşturan kişidir. Tüm bu veriler ışığında, anıtsal kabartmaların M.Ö. 1300 yılından önce yapılmadığı söylenebilmektedir.
M.Ö. 1200 ile 1180’li yıllar arasında, o dönemdeki büyük krizler sebebiyle başkent Hattuşa terk edilince, Yazılıkaya açık hava tapınağı için de şanlı dönemin sonuna gelinmiştir. İmparatorluğun çöküşünün ardından bölgeye gelen yeni yerleşimciler, tapınak girişindeki anıtsal yapı malzemelerini kendi işleri için kullanmış; yamaçlardan gelen yağmur sularının taşıdığı topraklar ise o paha biçilemez kabartmaları yüzyıllar boyunca bir örtü gibi korumuştur.
Uzun süren bilimsel çalışmaların ardından, 1986 yılında Yazılıkaya açık hava tapınağı, Hitit başkenti Hattuşa antik kenti ile birlikte bir bütün olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne dahil edilerek insanlığın ortak mirası olarak tescillenmiştir.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Keşfi ve Kazıları
Kutsal alanın modern dünya tarafından yeniden keşfedilme öyküsü, Hitit başkenti Hattuşa’nın keşif tarihinden ayrı düşünülemez. İlk olarak başkent Hattuşa bulunmuş olsa da Yazılıkaya açık hava tapınağı da hemen onun akabinde tespit edilerek arkeoloji literatürüne kazandırılmıştır. Kutsal alan, 1834 yılında Charles Texier tarafından keşfedilmiş ve Yazılıkaya açık hava tapınağı için hazırlanan ilk bilimsel plan 1839 yılında yine kendisi tarafından titizlikle çizilmiştir. 1858 yılına gelindiğinde ise H. Barth ve A. Mordtmann Hattuşa’ya gelerek mistik B odasında ilk kazıları gerçekleştirmiş ve böylece o paha biçilemez kabartmalar yüzyıllar sonra ilk kez gün yüzüne çıkarılmıştır.
1861 yılında Georges Perrot, Edmond Guillaume ve Jules Delbet kutsal alana gelerek Yazılıkaya açık hava tapınağı içerisindeki kabartmaların çok daha detaylı ve aslına uygun çizimlerini üretmişlerdir. 1864 yılında Henry J. Van Lennep tarafından bu sanatsal çizimler tekrar gözden geçirilmiştir. 1882 yılında ise Karl Human bölgenin ilk topografik planını çıkartmayı başararak, kayalardaki anıtsal kabartmaların alçıdan kopyalarını ilk kez elde etmiştir.
1893 ve 1894 yıllarında Ernest Chantre, Yazılıkaya açık hava tapınağı sınırları içerisinde çeşitli arkeolojik sondajlar yürütmüştür. Ancak buranın aslında Hitit imparatorluğuna ait muazzam bir dinsel alan olduğu, 1906 yılındaki büyük çalışmalara kadar tam olarak anlaşılamamıştır. 1906 yılında başkent Hattuşaş ile eş zamanlı olarak bu kutsal alanda da sistemli kazılara başlanmıştır. Araya giren I. Dünya Savaşı’nın yarattığı zorunlu duraklamanın ardından, 1931 yılından itibaren Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından alandaki kazılara yeniden başlanmıştır. O tarihten günümüze kadar olan tüm bilimsel araştırma ve kazı çalışmaları, resmi izinlerle Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kesintisiz olarak yürütülmektedir.
Yazılıkaya açık hava tapınağı kazı başkanlığı kronolojisini ve bu topraklara ömrünü adayan değerli bilim insanlarını ise şu şekilde listeleyebiliriz:
2006 Yılından Günümüze: Kazı başkanlığı görevi Prof. Dr. Andreas Schachner tarafından sürdürülmektedir ve alandaki bilimsel kazılar günümüzde de aktif olarak devam etmektedir.
1931 – 1939 ve 1952 – 1977 Yılları Arası: Kurt Bittel kazı başkanlığı görevini üstlenmiştir.
1978 – 1993 Yılları Arası: Peter Neve kazı başkanı olarak çalışmaları yönetmiştir.
1994 – 2005 Yılları Arası: Jürgen Seeher kutsal alandaki araştırmalara liderlik etmiştir.

Hitit Panteonu: Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Tanrı Grupları
Yazılıkaya açık hava tapınağı bünyesinde karşımıza çıkan inanç sistemi, imparatorluğun o zengin teolojik yapısını gözler önüne serer. Hititler kendilerine “Bin Tanrılı Halk” demiş ve savaşlarda fethettikleri bölgelerin tanrılarını da kendi inanç sistemlerine dahil etmişlerdir. Kutsal alanda tapınılan ve kabartmaları yapılan başlıca tanrıları, kökenlerine göre üç ana grupta incelemek en doğrusudur:
Hattili Tanrılar
- Taru ve Vuruşemu (Teşup ve Hepat): Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrıçası olup, inanç sisteminin Baş Tanrı Çifti olarak kabul edilir.
- Telipinu: Baş tanrı çiftinin oğullarıdır; doğayı ve bereketi temsil eden kritik bir tanrıdır.
- Hatepinu: Bereket tanrısı Telipinu’nun eşidir.
- Nerik ve Zippalanda Kentinin Fırtına Tanrısı: Baş tanrı çiftinin kutsal şehirleri koruyan diğer oğullarıdır.
- Mezulla: Baş tanrı çiftinin saygın kızlarıdır.
- Zintuhi: Tanrıça Mezulla’nın kızı, baş çiftin ise torunudur.
- Lelvani, İşduştaya ve Papaya: Yeraltı dünyasını ve ölümden sonrasını yöneten Yeraltı Tanrılarıdır.
- Şulinkatte: Savaş, ani salgın hastalıklar ve veba tanrısı olarak korkuyla karışık bir saygı görür.
- Vurunkatte: Doğrudan orduyu ve muharebeleri simgeleyen Savaş Tanrısıdır.
Hurrili Tanrılar
- Teşup ve Hepat: Hurri kültüründeki Fırtına Tanrısı ve Güneş Tanrıçasıdır; panteonun en tepesinde yer alırlar.
- Şarruma: Baş tanrı çiftinin güçlü oğullarıdır.
- Şauşga (Sausga): Hitit ikonografisinde çift cinsiyetli özellikleri tartışılan, aşkın ve acımasız savaşın kudretli tanrıçasıdır.
Hitit Tanrıları
- Şiu: Doğrudan “Tanrı” kavramını ve genel ilahlığı temsil eden kelime kökenli figürdür.
- Halki: Tarımı, hasadı, tahıl ve hububat üretimini koruyan tanıdır.
- Şivat: Zaman bilincinin bir parçası olan, tanrılaştırılmış günü ifade eder.

A Kaya Odası Özellikleri, Tanrı ve Tanrıçaları
Büyük batı odası, Yazılıkaya açık hava tapınağı içerisindeki ilk ve en heybetli sergi alanıdır. 12 metre yüksekliğe ulaşan devasa kaya yüzeyleri arasında, 30 metre uzunluğunda düzensiz bir açık hava mekanı sunmaktadır. Kaya yüzeylerinin doğal yapısı kabartmalar için oldukça uygun olsa da bazı bölümler Hititli ustalar tarafından özellikle düzleştirilmiştir. Kazılarda, Hitit zamanındaki orijinal taban seviyesinin şimdikinden daha yukarıda olduğu ve tanrı kabartmalarının tam göz hizasında durduğu; günümüzde ise taban çöktüğü için kabartmaların biraz yukarıda kaldığı anlaşılmıştır.
A Odası 66 Figürlü Büyük Tanrı Alayı
Yazılıkaya açık hava tapınağı A odasındaki kabartmalar, kaya yüzeylerinde yatay şeritler biçiminde uzanmaktadır ve alanda iki sıra halinde toplam 66 adet figür yer almaktadır:
- Odanın Sol Duvarı (Tanrılar Geçidi): Bu tarafta neredeyse tamamen erkek tanrı tasvirleri yer almaktadır. Saat yönünde incelendiğinde ilk 12 figür, sivri külahları ve kısa etekleriyle 12 yeraltı tanrısını ifade eder; ancak buradakiler hava şartlarından etkilendiği için çok net seçilememektedir. Daha iyi korunmuş benzer bir örnek B odasında yer alır.
- Odanın Sağ Duvarı (Tanrıçalar Geçidi): Bu tarafta ise başlarında tepesi köşeli, yüksek silindirik başlıkları ve uzun elbiseleriyle tanrıça tasvirleri konumlanmaktadır.
- Ana Sahne (Kutsal Karşılaşma): Tüm bu figürlerin yüzleri, odanın tam arka tarafındaki ana sahneye dönük şekilde adeta bir alay halinde yürür gibidir. Arka duvardaki ana sahnede ise baş tanrı Fırtına Tanrısı Teşup ile baş tanrıça Arinna’nın Güneş Tanrıçası Hepat, bu iki büyük alayın liderleri olarak karşı karşıya gelmektedir.
Hitit Dağ Tanrıları ve Pullu Figürler
12 yeraltı tanrısının hemen arkasında, boynuzlu sivri külah takmış ve sakallı olarak betimlenen üç adet dağ tanrısı figürü yükselmektedir. Bu figürlerin tipik özelliği, ayaklarının olmaması ve pullu, koni biçimli alt vücut yapılarıdır. Hemen yanlarında hangi erkek tanrı olduğu henüz belirlenemeyen boynuzlu ve kısa etekli bir figür ile pullu üst gövdeye sahip iki dağ tanısı daha yer almaktadır. Bu serideki figürlerin çoğunda uzun saç betimlemeleri, büyük halka küpeler ve omuzlarda taşınan topuzlar göze çarpmaktadır.
Gökyüzünü Taşıyan Boğa Adamlar ve Savaş Tanrıları
A odasının dördüncü kabartma bloğunda, sağ omuzlarında orak biçimli kılıçlar taşıyan ismi belirsiz tanrı tasvirlerinin hemen yanında, arkeoloji dünyasının en özgün çizimleri yer alır:
- Hurris ve Seris (Kutsal Boğalar): Vücutlarının üst tarafı insan, altı ve baş kısımları boğa şeklinde olan iki benzersiz tanrı figürüdür. Karşılıklı olarak ellerini havaya kaldırarak başları üzerinde Hitit hiyeroglifinde gökyüzünü temsil eden yatık bir hilal sembolü taşımaktadırlar.
- Zababa ve Pirinkir: Boğa adamların hemen yanında omuzunda kılıcıyla savaş tanrısı Zababa ve dik duran kanatlarıyla tanrı Pirinkir yer alır.
- Geyik Tanrı ve Astabi: Pirinkir’in sağında geyik boynuzu hiyeroglifiyle simgelenen bir geyik tanrı ve hemen ardından savaş tanrısı Astabi gelmektedir.

Güneş Tanrısı, Ay Tanrısı ve Hizmetkarlar
Ana sahneden hemen önce yer alan altı figürlük blokta, takke biçimli yayvan başlığı, uzun pelerini ve ucu kıvrık uzun asasıyla (kalmus) betimlenen Gökyüzünün Güneş Tanrısı yer alır. Başının üzerindeki çift kanatlı güneş kursuyla bu tasvir, egemenliği simgeler. Güneş tanrısının hemen yanında başlığındaki hilal işaretinden tanınan Ay Tanrısı konumlanır. Onun da sağında, ellerinde ayna ve merhem kabı tutan, cepheden betimlenmiş iki kadın figürü yer alır; bu figürler aşk ve savaş tanrıçası Sauska’nın (Şauşka) sadık hizmetkarları Ninatta ve Kulitta‘dır. Sauska’nın hemen önünde ise sağ omzunda topuzuyla bilgelik tanrısı Ea (Enki) saf tutmaktadır.
A Odası Ana Sahnesinin Derinliği
A odasının kalbini oluşturan görkemli ana sahne, 7 metre uzunluğunda ve 2,6 metre yüksekliğindedir. Burada yontulan yedi dev figürün dökümü şu şekildedir:
- Kumarbi ve Fırtına Tanrısı: En solda iki dağ doruğu üzerinde duran sakallı, pelerinli tanrı Kumarbi ve onun yanında külahının tepesinde boğa figürü taşıyan Hatti ülkesinin fırtına tanrısı yer alır.
- Baş Tanrı Teşup: Dağ tanrıları Manni ile Hazzi‘nin iyice bükülmüş enselerine basan, yarım daire biçimli kıvrık boynuzlarla bezeli sivri külahıyla Hurri fırtına tanrısı Tesub (Teşup) sahnenin merkezindedir.
- Baş Tanrıça Hepat: Yüzü Teşup’a dönük olan, başında mazgal dişi gibi çıkıntılı bir başlık taşıyan Hurri güneş tanrıçası Hepat‘tır.
- Oğul Şarruma: Hepat’ın hemen arkasında, sivri külahlı, iki dağ konisi üzerinde duran ve dik kuyruklu bir yaban kedisinin (leopar) sırtına basan oğulları tanrı Sarrumma (Şarruma) yer alır. Şarruma, sağ taraftaki tanrıça alayının içindeki tek erkek tanrıdır.
- Kızlar ve Çift Başlı Kartal: Şarruma’dan sonra gelen iki tanrıça figürü, çift başlı bir kartalın kanatları üzerinde duran Teşup ile Hepat’ın kızları Alanzu ve bir torunudur. Bu asil sembol, ilerleyen yüzyıllarda Selçuklular ve Roma İmparatorluğu tarafından da kullanılacaktır.
Sağ Duvarın Diğer Tanrıçaları ve Büyük Kral Rölyefi
Ana sahnenin sağında kalan bloklarda; doğum tanrıçası Hutena, şans tanrıçası Hutellurra, yeraltı tanrıçası Allatu, Hurri tanrıçası Nabarbi, tanrıça Salus, Ea’nın eşi Tapkina, Ay tanrısının eşi Nikkal ve güneş tanrısının eşi Aya gibi önemli figürler sırayla işlenmiştir.
Bu tanrıçaların hemen arkasında ise Yazılıkaya açık hava tapınağı donanımını tamamlayan Büyük Kral IV. Tudhaliya (Tuthaliya) kabartması yükselir. İki dağ doruğu üzerinde, sol elinde asasıyla betimlenen kralın bu görkemli rölyefi, üzerindeki çift kanatlı güneş kursu kartuşuyla birlikte tam 2,60 metre boyundadır.

B Kaya Odası Özellikleri, Kılıç Tanrısı ve Koruyucu Demonlar
Yazılıkaya açık hava tapınağı içerisinde, A odasından tamamen bağımsız ve izole bir yapıda yükselen B odası, devasa kaya duvarlarının arkasında adeta gizlenmiş durumdadır. Arkeolojik çalışmalar, B odasının tapınağın genel kamuya açık dinsel ritüellerinin bir parçası olmadığını, buranın çok daha özel, muhtemelen Hitit hanedanının ölü kültü ve yeraltı dünyasıyla ilişkili amaçlar için kullanıldığını ortaya koymaktadır. A odası ile B odası arasında bugün kullanılan merdiven basamakları modern döneme ait bir eklenti olup, antik dönemde buraya kaya kütlesinin arkasındaki gizli bir geçitten giriş sağlanmaktaydı.
Aslan Başlı Koruyucu Demonlar ve Dar Koridor Mimarisi
B odasına açılan antik geçidin başladığı noktada, sağda ve smokinli sol tarafta hiyeroglif metinlerinde isimleri doğrudan belirtilmeyen iki anıtsal kabartma yer alır; arkeoloji literatüründe bu figürler “demon” (kötülükleri kovan bekçi yaratıklar) olarak adlandırılmaktadır. İnsan vücuduna sahip, kısa etekli ve adım atar pozisyonda betimlenen bu demonların başları ağzı açık hırçın bir aslan şeklindedir. Havaya kaldırdıkları kolları insan eli ile aslan pençesinin ürkütücü bir karışımıdır ve bu koruyucu yaratıklar kanatlı olarak tasvir edilmiştir.
B odasına girilen geçit, 10 metre kadar uzunluğunda olup genişliği 1 metreyi bile bulmamaktadır; duvarlarda Hititli taş ustalarının çekiç izleri net şekilde seçilebilmektedir. Kazılarda bu koridorun hemen altında, C odası denilen küçük niş alanından sızan suların tahliyesi için pişmiş topraktan imal edilmiş orijinal bir Hitit boru hattı bulunmuştur. Ana B odasının kendisi ise yer hareketleri sonucu kırılmış 12 metre yüksekliğinde tamamen doğal, pürüzsüz kaya duvarlarından oluşan 18 metre uzunluğunda görkemli bir kaya yarığıdır.
B Odası On İki Yeraltı Tanrısı ve Şarruma Kabartması
B odasının sağ tarafındaki duvarda, A odasındakilere kıyasla doğa şartlarından mükemmel bir şekilde korunarak günümüze ulaşmış On İki Yeraltı Tanrısı kabartması yer almaktadır. Önlerinde birer boynuz barındıran sivri külahları, geniş kemerleri ve kısa etekleriyle bu figürler, Hititlerin yeraltı algısını sergiler.
Bu odanın en can alıcı rölyefi ise Büyük Kral IV. Tuthaliya ve Koruyucu Tanrısı Şarruma tasviridir. Bu sahnede kral; uzun paltosu, takkesi ve elindeki kavisli asasıyla tasvir edilirken, koruyucu tanrı Şarruma sol kolunu kralın boynuna dolamış, onun havaya kalkık sağ kolunu ise bileğinden kavrayarak ona yeraltı dünyasında rehberlik etmektedir.
Gizemli Kılıç Tanrısı Rölyefi
Şarruma ve Tuthaliya rölyefinin hemen solunda, Yazılıkaya açık hava tapınağı bünyesindeki en gizemli kabartma olan Kılıç Tanrısı yükselir:
- Üst Kısım (İlahi Baş): En üstte sivri külahı ve büyük halka küpesiyle asil bir insan başı yontulmuştur.
- Gövde (Aslan Gövdeleri): Tanrının omuzları yerine, ağızları açık ve pençeleri ileriye doğru uzanmış iki heybetli aslan figürü yer alır. Bunların hemen altında, başları aşağıya bakacak şekilde dikey konumlandırılmış iki aslan daha saf tutmaktadır.
- Alt Kısım (Kılıç Namlusu): Dört aslan figürünün altında aşağıya doğru daralarak inen düz hat, doğrudan bir kılıcın kesici namlu bölümünü ifade etmektedir.
Bu kabartmanın hemen solunda, Büyük Kral IV. Tuthaliya’nın kanatlı bir güneş kursu altında elinde topuz tuttuğu asil isim kartuşu yer alır; bu detay kralın isminin kutsal alanda geçtiği üçüncü ve son yerdir.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı C Kaya Odası Özellikleri
Mistik B odasının hemen yan tarafında yer alan bu küçük bölüm, Yazılıkaya açık hava tapınağı mimari kompleksinin en az bilinen alanlarından biridir. Alanın fiziki yapısı oldukça ufak bir niş şeklindedir ve günümüzde koruma amaçlı olarak ziyarete kapalı tutulmaktadır.
C kaya odası, antik dönemde yamaçlardan gelen yoğun yağmur sularının B odasına doğrudan toprak ve çamur akıtmasına neden olan kritik bir geçiş noktasıdır. Yürütülen arkeolojik kazıların tamamlanmasının ardından, hem B odasının yapısal güvenliğini korumak hem de doğal aşınmaların önüne geçmek adına bu küçük oda tekrar toprakla doldurularak koruma altına alınmıştır.
Hititlerde Din Teolojisi ve Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı
Hitit inanç sistemine göre her çocuk günahkar olarak dünyaya gözlerini açmaktadır ve bu köklü günah babadan çocuğa miras kalmaktadır. Modern dinlerdeki cennet ve cehennem gibi soyut kavramlar Hitit teolojisinde yer almaz; işlenen tüm günahların ve hataların cezası bu dünyada çekilir. Her insanın kendine ait koruyucu bir ilahı bulunmakla birlikte, her Hitit kentinin de kendine has bir koruyucu tanrısı mevcuttur. Toplumun ya da bireyin başına büyük bir felaket geldiğinde, Hititler tanrılarının kendilerinden uzaklaştığına ve onları terk ettiğine inanırlardı; bu güçlü teolojik inanış Sümer kültüründe de mevcuttur.
Hititlerde Büyücülük ve Falcılık Ritüelleri
Hitit medeniyetinde kurumsal din felsefesiyle birlikte büyücülük de gündelik yaşamın ve saray bürokrasisinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Özellikle Mezopotamya ve Babil etkisinde kalan köklü büyü ritüelleri sıklıkla uygulanmaktaydı. Bu mistik büyülere; ölümcül hastalıklar, adam öldürme, lanetleri defetme, dedikodudan korunma, aile bireyleri ya da arkadaşlar arasındaki ilişkileri düzenleme ve hatta cinsel yaşam gibi pek çok farklı insani sebepten ötürü başvurulmuştur.
Bununla birlikte Hitit kültüründe sistemli bir falcılık mekanizması da işletilmekteydi. Gökyüzündeki kuşların uçuş yönlerine ve ritimlerine göre ya da kurban edilen hayvanların ciğerleri üzerindeki çizgilerin anatomik takibine göre fallar bakılmıştır. Hitit inanışına göre tanrılar kendi isteklerini ve uyarılarını insanlara doğrudan rüya yoluyla iletmekteydi. Bu ilahi mesajları almak ve yorumlamak amacıyla tapınaklarda sürekli olarak “rüya görmek için yatan” özel rahip ve rahibeler görev yapmaktaydı.
165 Bayramlık Hitit Takvimi ve Sorumluluklar
Gerek şehir tapınaklarında gerekse Yazılıkaya açık hava tapınağı bünyesinde düzenlenen çeşitli görkemli törenlerde, insanların tanrılara karşı olan teolojik sorumlulukları harfiyen yerine getirilirdi. Hitit inancında hem insanların tanrılara hem de tanrıların insanlara karşı dürüst sorumlulukları vardı ve bu denge açığa çıkarılan çivi yazılı kil tabletlerde net bir şekilde anlatılmıştır; adakların zamanında adanması ve dini mekanların sürekli temiz tutulması bu kuralların en başında gelirdi. Bu katı kurallar sebebiyle, belirlenen kutsal ve arınmış bölgelere yabancıların veya görevli olmayanların girmesi kesinlikle yasaktı.
Hitit takvimine bakıldığında, yıl boyunca kutlanan tam 165 kadar dini bayram olduğu görülmektedir. Bu bayramların bazıları periyodik olarak altı ya da dokuz yılda bir özel ritüellerle kutlanırdı. Ayrıca tarımsal döngüye ve mevsimsel olaylara bağlı pek çok bayram mevcuttu; örneğin ilkbaharda kutlanan büyük bayram tam 38 gün sürmekteydi. Hitit kil tabletlerinde adı geçen bu kutlamalara şunlar örnek verilebilir:
- Tahıl Yığını Bayramı
- Orman Bayramı
- Yıkanma Ritüeli Bayramı
- Geyik Bayramı
- Harman Bayramı
ÖNEMLİ: Yazılıkaya Açık Hava Tapınağında Fotoğraf Çekecekler İçin İpuçları
Eğer Yazılıkaya açık hava tapınağı ziyareti sırasında profesyonel ya da amatör olarak fotoğraf çekmeyi planlıyorsanız, zamanlamanızı çok iyi kurgulamanız gerekir. Kayalardaki anıtsal kabartmaların yönleri ve yontu açıları çok çeşitli olduğundan; rölyeflerdeki o ince detaylar günün farklı saatlerinde ve hatta farklı mevsimlerde ortaya çıkmaktadır.
Güneşin gökyüzündeki konumuna ve dikliğine göre kabartmaların gölge derinlikleri değişmekte ve taş işçiliği çok daha net seçilebilmektedir. Kutsal alanı birden çok kez ziyaret eden bazı seyahat severler, sonraki gezilerinde kabartmaların daha silik veya kötü göründüğünü bildirmişlerdir; ancak bu durumun sebebi yüzeydeki anlık bir aşınma veya tahribat değildir. Arkeolojik arşivlerdeki çok eski fotoğraflar incelendiğinde de kabartmaların anatomik olarak hala aynı koruma seviyesinde olduğu görülmektedir; bu yüzeylerin gelecekteki tek gerçek tahribat riski doğrudan insan eliyle yapılacak temaslardır.
Hocam, harika bir fikir! SSS (Sıkça Sorulan Sorular) bölümü hem Yoast panelinin şemalarını (FAQ Schema) beslemek için yapısal SEO açısından kritik önem taşır hem de kullanıcıların arama motorlarında “Kullanıcılar Bunları da Sordu” (People Also Ask) kısmında karşılarına çıkmamızı sağlar.
Soruların makalenin ana gövdesindeki alt başlıklarla tam bir kelime çakışması (cannibalization) yaşamamasına ve senin belirttiğin soruların “Yazılıkaya açık hava tapınağı” kuralına göre tam eşleşmeyle erimesine dikkat ettim. İnternette seyahat severlerin ve tarih meraklılarının bu kutsal alanla ilgili en çok arattığı popüler soruları da filtreleyip ekleyerek tertemiz bir SSS bloku hazırladım:
Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bu mistik Hitit kutsal alanı, tanrı kabartmaları, odaların işlevleri ve coğrafi konumu hakkında en çok merak edilen soruların dürüst ve net cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz:
Yazılıkaya açık hava tapınağı, Türkiye’nin İç Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde yer alan Çorum ilinin Boğazkale (eski adıyla Boğazköy) ilçesinde konumlanmaktadır. Alan, Hitit imparatorluğunun şanlı başkenti Hattuşa antik kentine sadece yürüme mesafesinde (yaklaşık 2 km) olup, Boğazköy-Alacahöyük Milli Parkı sınırları içerisinde korunmaktadır.
Yazılıkaya açık hava tapınağı, M.Ö. 2. binyılda Anadolu’da hüküm süren ve “Bin Tanrılı Halk” olarak bilinen kadim Hitit uygarlığına aittir. Alanın donanımını, son sanatsal büyük şeklini ve anıtsal kaya rölyeflerini oluşturan kişinin ise Hitit İmparatorluk Dönemi hükümdarlarından Büyük Kral IV. Tuthaliya olduğu bilinmektedir.
Yazılıkaya açık hava tapınağı bünyesindeki anıtsal kaya kabartmaları, Hitit medeniyetinin taptığı resmi devlet panteonuna, yani tanrılara ve tanrıçalara aittir. Bu rölyeflerde Hattili, Hurrili ve Hitit kökenli tanrı alayları, yeraltı ilahları, koruyucu demonlar ve alanı imar eden Kral IV. Tuthaliya’nın asil figürleri tasvir edilmektedir.
Hitit panteonunun en tepesinde yer alan Baş Fırtına Tanrısı Teşup kabartması, Yazılıkaya açık hava tapınağı içerisindeki en geniş alan olan A odasının (batı kaya odası) tam arka duvarında, yani ana sahnede yer almaktadır. Fırtına tanrısı burada kutsal dağ tanrıları Manni ile Hazzi’nin bükülmüş enselerine basarken, yüzü eşi Güneş Tanrıçası Hepat’a dönük şekilde yontulmuştur.
Hititlerin meşhur on iki yeraltı tanrısı kabartması, Yazılıkaya açık hava tapınağı içerisindeki iki ayrı odada birden yer almaktadır. İlki giriş bölümündeki büyük A odasının sol duvarında yer alsa da burası doğa şartlarından ötürü biraz aşınmıştır; kabartmanın en net, pürüzsüz ve mükemmel korunmuş orijinal serisi ise dar bir koridor biçimindeki mistik B odasının (doğu kaya odası) sağ duvarında saf tutmaktadır.
Evet, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan Yazılıkaya açık hava tapınağı girişinde Müzekart tamamen geçerlidir. Alacağınız tek bir Müzekart veya giriş biletiyle, hemen yakındaki Hattuşa ören yerini de ek bir ücret ödemeden aynı gün içinde keşfedebilirsiniz.
Yazılıkaya açık hava tapınağı, kayalara yontulmuş paha biçilemez ve eşsiz Hitit rölyef sanatı, korunmuş özgün mimari katmanları ve insanlık tarihinin en eski teolojik açık hava alanlarından biri olması sebebiyle, 1986 yılında başkent Hattuşa ile birlikte bir bütün olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.
Ayrıca İlgili Kaynaklar:
Hattuşaş antik kenti bilgileri
Boğazköy Müzesi Hitit eserleri
Türkiye UNESCO Dünya Mirası Listesi
Karadeniz bölgesi antik kentleri, tarihi yerleri
Karadeniz bölgesi antik şehirleri, önemli tarihi yerlerin fotoğrafları
Türkiye müzeler, antik şehir ve tarihi kentler
Taşa Yontulu Tanrılar, Hitit Kaya Tapınağı Yazılıkaya – Jürgen Seeher
Hititler ve Hattuşa – Muazzez İlmiye Çığ
Hititler – İlker Koç

