Sümela Manastırı (Meryem Ana Manastırı) nerededir, nasıl gidilir, ziyarete açık mı ve giriş ücreti ne kadar gibi arama motorlarında en sık aratılan merak unsurlarıyla birlikte; tarihi, büyüleyici duvar freskleri, özgün mimarisi ve asırlık efsaneleri ile sadece Trabzon şehrimizin değil, tüm Karadeniz bölgesinin en gizemli ve sırlarla dolu yapısıdır. Türkiye’de yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği inanç merkezlerinin başında gelen bu eşsiz yapı, Karadeniz bölgesinde görülmesi gereken gezilecek tarihi yerler listelerinin de ilk sırasında yer almaktadır. Sümela Manastırı tarihçesi, merak edilen efsaneleri, göz alıcı freskoları ve milli park içerisindeki konumuna dair aradığınız tüm detaylı bilgileri rehberimizde bulabilirsiniz.
Sümela Manastırı Tarihi, Dinsel ve Mimari Önemi

Deniz seviyesinden tam 1.150 metre yükseklikte, sarp kayalıkların üzerine kurulmuş eski bir Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olan Sümela’nın tam adı “Panagia Sumela” veya “Theotokos Sumela” olarak bilinmektedir. Sümela Manastırı; köklü tarihi, Hristiyan dünyası için taşıdığı dinsel anlamı ve sarp coğrafyaya meydan okuyan mimari yapısıyla yalnızca Trabzon’un değil, tüm Türkiye’nin en gizemli ve değerli inanç turizmi merkezlerinden biridir.
- Tarihi Önemi: Sümela’nın kökeni, M.S. 365-395 yılları arasında Atinalı iki keşiş olan Barnabas ve Sophronios’un gördüğü mistik rüya ve Trabzon vadisinde buluşarak attıkları ilk temellere dayanmaktadır. Yüzyıllar boyunca Bizans döneminde varlığını sürdüren yapı, özellikle Trabzon İmparatoru III. Alexios (1349-1390) döneminde en büyük yapısal genişlemesini yaşayarak altın çağına adım atmıştır. Osmanlı döneminde de padişahların çıkardığı koruma fermanları ve tanınan imtiyazlar sayesinde barış ve istikrar içinde korunmuştur. I. Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali ve mübadele süreciyle birlikte uzun süre terk edilmiş ve harabeye dönmüş olsa da, 25 Şubat 2000’den beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır. Ayrıca 2010 yılında, 88 yıllık aranın ardından Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos’un yönetimiyle yeniden ilk ayine ev sahipliği yaparak tarihsel önemini ve canlılığını tüm dünyaya kanıtlamıştır.
- Dinsel Önemi: Ortodoks Hristiyan dünyası için son derece kutsal bir hac merkezi olan manastır, adını Meryem Ana’ya dayanan inançlardan almaktadır. Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Luka’nın yaptığına inanılan ve Atinalı keşişlerin rüyasıyla Sümela kayalıklarına getirildiği rivayet edilen gümüş çerçeveli Meryem Ana ikonasının merkezidir. Manastırın varlık sebebi olan bu kayıp ikonanın yanı sıra; 12. yüzyıla tarihlenen Sümela İncili, tezhipli el yazmaları, kutsal ayin eşyaları ve restorasyon sürecinde keşfedilen, duvarlarında “cennet-cehennem” ile “yaşam-ölüm” tasvirlerinin yer aldığı saklı şapeli ile zengin bir dinsel ikonografi barındırmaktadır.
- Mimari Önemi: Karadağ’ın sarp ve dik yamaçlarında, devasa bir doğal mağaranın önünün kalın duvarlarla örülmesiyle inşa edilmiş eşsiz bir mühendislik ve kaya mimarisi harikasıdır. Ana kaya kilisesi, ayazma, kütüphane (Bibliotheka), mutfak, misafirhaneler ve moloz taştan örülmüş keşiş hücrelerinden oluşan devasa bir kompleks görünümündedir. Yapının iç ve dış yüzeylerini süsleyen, evrenin yaratılışından kıyamet sahnelerine, İsa ve Meryem’in yaşamından mucizelere kadar uzanan katmanlı duvar freskleri, yapının mimari ve sanat tarihi açısından taşıdığı devasa değeri gözler önüne sermektedir.
Konu Başlıkları
- Sümela Manastırı Kısa Bilgiler Tablosu
- Sümela Manastırı Nerededir ve Nasıl Gidilir?
- Sümela Manastırı Açıldı mı? (2026 Güncel Durum ve Restorasyon Süreci)
- Sümela Manastırı Ziyaret Bilgileri ve Giriş Ücreti (2026 Güncel Rehber)
- Sümela Manastırı’nda Neler Var? (Kompleksin Yapısı ve Bölümleri)
- Sümela Manastırı Freskoları ve Eserleri Nelerdir? (Sanatsal ve Tarihi Detaylar)
- Sümela Manastırı Tarihi ve Kuruluş Efsanesi: Bin Yıllık Sırlar ve Kronoloji
- Sümela Manastırı Mimarisi ve Yapı Bileşenleri: Mühendislik Harikası
- Sümela Manastırı Restorasyon Tarihçesi: Asırlar Boyu Onarımlar ve Kronoloji
- Sümela Manastırı Birleşik Tarih ve Restorasyon Kronolojisi
- Sümela Manastırı Efsaneleri ve Halk Söylenceleri
- Sümela Manastırı ve UNESCO Dünya Mirası Süreci
- Altındere Vadisi Milli Parkı: Sümela’nın Doğal Yaşam Alanı
- Sümela Manastırı Ziyaretçileri İçin Pratik Püf Noktaları ve Altın Tavsiyeler
- Maçka ve Çevresinde Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler (Alternatif Rota Önerileri)
- Trabzon ve Maçka Yeme-İçme Rehberi: Karadeniz’de Ne Yenir, Nerede Yenir?
- Sümela Manastırı ve Altındere Vadisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Ayrıca İlgili Linkler
Sümela Manastırı Kısa Bilgiler Tablosu
| Sümela Manastırı Özellikleri | Merak Edilenler ve Konumları |
|---|---|
| Bulunduğu Yer ve Rakım | Trabzon (Maçka, Altındere Vadisi) / Denizden 1.150 metre yükseklikte bir uçurum kenarı |
| Kompleks İçindeki Odalar | Ana kaya kilisesi, ayazma, kütüphane, mutfak ve moloz taştan örülmüş onlarca keşiş hücresi |
| Ünlü Sümela İncili Nerede? | 12. yüzyıla tarihlenen bu nadide el yazması eser İstanbul Ayasofya Müzesi bünyesindedir. |
| Tezhip ve Minyatürlü İnciller Nerede? | 17. ve 18. yüzyıllara ait süslemeli tarihi İnciller Ankara Etnografya Müzesi‘nde sergilenmektedir. |
| Kayıp Kutsal Emanet | Manastırın varlık sebebi olan gümüş çerçeveli meşhur Meryem Ana ikonasının yeri bugün hâlâ gizemini koruyor. |
| İlginç Keşif: Saklı Şapel | Restorasyon sırasında kuzey çatının sağ yamacında gizli bir geçitle ulaşılan yepyeni bir şapel bulundu. |
| Uluslararası Tescil Durumu | 25 Şubat 2000 tarihinden beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘nde yer alıyor. |
| Giriş ve Müzekart Avantajı | Giriş ücreti 20 Euro (TL karşılığı tahsil edilir) ancak 200 TL’lik Müzekart ile ücretsiz girilebiliyor. |
Sümela Manastırı Nerededir ve Nasıl Gidilir?
Sümela Manastırı nerededir, nasıl gidilir diye soracak olursanız; bu büyüleyici tarihi yapı Trabzon ilinin Maçka ilçesine bağlı Altındere köyü sınırlarında, Altındere Vadisi Milli Parkı içerisinde yer almaktadır. Trabzon şehir merkezinden ve sahil şeridinden yaklaşık 45 km uzaklıkta bulunan manastıra ulaşım için şu yol tarifini takip edebilirsiniz:
- Ulaşım Süresi: Trafik ve yol koşullarına bağlı olarak Trabzon merkezden manastıra ulaşım ortalama 1 saat sürmektedir.
- Yol Durumu: Trabzon sahilinden Maçka ilçesine kadar olan ilk bölüm düz ve konforlu bir vadi içi yolundan oluşmaktadır.
- Virajlar ve Tırmanış: Maçka’yı geçtikten sonra Altındere Vadisi’ne sapan yol, nispeten virajlı ve yukarıya doğru tırmanan bir yapıya sahiptir.
Sümela Manastırı Açıldı mı? (2026 Güncel Durum ve Restorasyon Süreci)
Arama motorlarında en sık aratılan “Sümela Manastırı açıldı mı, ziyarete açık mı?” sorusunun yanıtı ve uzun yıllar süren zorlu restorasyon süreci ile ilgili merak edilen kronolojik gelişmeler şu şekildedir:
- Restorasyon Süreci: Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün aldığı kararla, yamaçlardaki ciddi taş ve kaya düşmesi riskleri nedeniyle Sümela Manastırı 22 Eylül 2015 tarihinde ziyarete kapatılmıştır.
- Kademeli Açılış: Hummalı çalışmaların ardından 18 Mayıs 2019 Müzeler Günü’nde yapının çok küçük bir bölümü ziyarete açılmış; takvimler 28 Temmuz 2020 tarihini gösterdiğinde ise manastırın tüm ana parkurları ve ziyaret alanları kapılarını misafirlerine tamamen açmıştır.
- Gizli Şapel ve Yeni Keşifler: Restorasyon ve yamaç temizleme çalışmaları devam ederken, kuzey çatısının sağ yamacında yer alan gizli bir geçit vasıtasıyla manastır içinde yepyeni bir şapel keşfedilmiştir. Kamuoyunda büyük heyecan yaratan bu şapelin duvarlarında “cennet ve cehennem” ile “yaşam ve ölüm” tasvirlerini içeren oldukça nadide freskler yer almaktadır. Günümüzde bu saklı şapele güvenli ulaşım sağlanması amacıyla yapılan ahşap yürüyüş yolu da tamamlanarak ziyarete uygun hale getirilmiştir.
- Güncel Durum: Sümela Manastırı şu anda tamamen ziyarete açıktır ve haftanın her günü misafirlerini ağırlamaya devam etmektedir.
Ayrıca restorasyon çalışmaları devam ederken, Sümela manastırında gizli bir geçit sonucunda bir şapel bulunmuş olup, yeni bulunan şapelde ‘cennet ve cehennem’ ile ‘yaşam ve ölüm’ tasvirlerinin olduğu fresklerin olduğu da kamuoyuna duyurulmuştur. Yeni bulunan şapele, manastırın kuzey çatısının sağ yamacında bulunan gizli bir geçitle girilmektedir.
Sümela Manastırı Ziyaret Bilgileri ve Giriş Ücreti (2026 Güncel Rehber)
Seyahat planı yapan ziyaretçilerin en çok merak ettiği Sümela Manastırı ziyaret bilgileri ve giriş ücreti 2026 yılı güncel detayları şu şekildedir:
- Ziyaret Saatleri ve Gişe: Haftanın her günü açık olan Sümela Manastırı ziyaret saatleri ise 08:00-19:00 arasındadır. Gişe ise 18:30 da kapanmaktadır.
- Giriş Ücreti: Tüm parkurları açılan Sümela Manastırı giriş ücreti 2026 yılı itibari ile 20 Euro karşılığı TL olarak belirlenmiştir.
- Müzekart Durumu: Sümela Manastırı girişinde Müzekart geçmektedir. Müzekart 2026 yılı fiyatı ise 200TL’dir.
- Milli Park Ücreti: Aynı zamanda manastırın içinde bulunduğu Altındere Milli Parkı’na giriş ise 100 TL olarak belirlenmiştir.
Sümela Manastırı’nda Neler Var? (Kompleksin Yapısı ve Bölümleri)

Sümela Manastırı, sarp kayalıkların içerisindeki devasa bir ana mağaranın etrafına şekillenmiş, her köşesinde farklı bir dönemden izler barındıran muazzam bir yapı topluluğudur. Karadağ’ın dik yamaçlarında 1600 yıllık tarihiyle dikkat çeken bu devasa inanç kompleksini yakından incelediğimizde karşımıza zengin bir mimari plan çıkmaktadır.
Manastır kompleksini ziyaret ettiğinizde göreceğiniz en önemli yapılar; ana kaya kilisesi, irili ufaklı şapeller, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ve kutsal kaynak (ayazma) alanlarıdır. Çok katlı ve labirent benzeri geçitlerle birbirine bağlanan bu geniş alandaki başlıca yapılar şu işlevlere sahiptir:
- Ana Kaya Kilisesi: Kompleksin kalbini oluşturan, doğal mağaranın önünün kalın bir duvarla örülmesiyle oluşturulan en kutsal odak noktasıdır.
- Keşiş Hücreleri ve Öğrenci Odaları: Kayalıkların içine oyulmuş, sade tasarımlı ve konaklama amaçlı kullanılan odalardır.
- Kütüphane (Bibliotheka): Avlunun sağ tarafında yer alan, duvarında hâlâ tarihi yazısı bulunan entelektüel bölümdür.
- Mutfak ve Depo Alanları: Keşişlerin ortak yemek ihtiyaçlarını karşılayan taş tabanlı geniş mutfak ve kiler birimleridir.
- Kutsal Kaynak (Ayazma): Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği şifalı su alanıdır.
Ancak manastırı dünya çapında bir şöhrete kavuşturan asıl unsurlar, duvarlarını süsleyen eşsiz freskoları ve asırlık taşınabilir eserleridir. Bizans sanatının en nadide örneklerini barındıran bu duvar resimleri ve kutsal hazineler, yapıyı benzersiz kılmaktadır.
Sümela Manastırı Freskoları ve Eserleri Nelerdir? (Sanatsal ve Tarihi Detaylar)

Mağara kilisesinin hem iç hem de dış yüzeyleri, düzgün çerçeveler içerisine alınmış ve adeta görsel bir İncil niteliği taşıyan freskolarla bezenmiştir. Bunların büyük bir bölümü zamanla çok yıpranmış, bazılarının seçilmeleri ise oldukça güçleşmiştir. Sümela Manastırı kompleksi içerisinde göreceğiniz en önemli sanatsal ve tarihi odak noktaları şu şekildedir:
- Evrenin ve İnsanın Yaratılışı (Dış Cephe 1. ve 2. Bölüm Kuşağı)
- Kıyamet Sahneleri ve İlk Konsül (Dış Cephe 3. Bölüm Kuşağı)
- Mucizeler ve Göğe Yükseliş (Dış Cephe 4. Bölüm Kuşağı)
- Güney Duvarı Dış Yüzey Tasvirleri
- Absis (Sunak) Bölgesi ve Kuzey Duvarı Freskleri
- Mağara İçerisindeki Görkemli Meryem Ana Tahtı
- Gizli Geçitteki Saklı Şapel Freskleri
- Dünyanın Dört Bir Yanına Dağılan Sümela Eserleri
Sümela Manastırı’nın sunduğu bu muazzam sanatsal ve tarihi envanter, sadece göz alıcı birer görsel öğe olmanın ötesinde, her bir detayında asırlık teolojik ve politik kırılmaları barındırmaktadır. Şimdi yukarıda listelediğimiz bu benzersiz kuşağı, dış cephedeki en erken evrelerden başlayarak, saklı kalmış mekanlara ve dünyanın dört bir yanına dağılmış kutsal emanetlere kadar adım adım, tüm derinliğiyle inceleyelim:
1. Evrenin ve İnsanın Yaratılışı (Dış Cephe 1. ve 2. Bölüm Kuşağı)
Kaya kilisesinin dış yüzeyini kaplayan panoların birinci bölümünde evrenin yaradılışı kronolojik olarak işlenmiştir. Hemen ardından gelen ikinci bölümde ise teolojik açıdan erkek ve kadının (Adem ile Havva) yaratılışı, Allah’ın ilk insanlara verdiği öğütler, şeytanın ve yılanın onları günah işlemeye teşvik etmesi ve nihayetinde cennetten kovulma anları tüm dramatikliğiyle resmedilmiştir.
2. Kıyamet Sahneleri ve İlk Konsül (Dış Cephe 3. Bölüm Kuşağı)
Dış cephedeki üçüncü şeritte Hristiyanlık tarihi ve inancı için dönüm noktası sayılan çok derin konular işlenmiştir. Bu kuşakta; ürkütücü bir kıyamet sahnesi, Havari Thomas’ın İsa’nın dirilişinden şüphe duyduğu o meşhur an (Thomas’ın Şüphesi), Mezardaki Melek tasviri, kilise hukuku açısından büyük önem taşıyan Birinci İznik Konsülü, Kabil’in öz kardeşi Habil’i öldürmesi sahnesi ve İsa’nın cehenneme inişini simgeleyen Anastasis sahnesi konu edilmiştir.
3. Mucizeler ve Göğe Yükseliş (Dış Cephe 4. Bölüm Kuşağı)
Bunları izleyen dördüncü bölümün ilk üç panosu, ne yazık ki günümüzde zamanın yıpratıcılığı nedeniyle anlaşılamayacak kadar harap durumdadır. Ancak bu hasarlı kısmın devamındaki panolarda Kutsal Haç figürü, Hamsin Yortusu (Pentekost), İsa’nın görünüşünün değişmesi (Transfigürasyon), Melek’in Joachin’e görünmesi sahnesi, Tebşir (Meryem’e müjde), Mabet’e takdim ve İsa’nın göğe yükseliş sahneleri bu şerit halindeki freskleri tamamlamaktadır.
4. Güney Duvarı Dış Yüzey Tasvirleri
Manastırın güney duvarının dış yüzeyine bakıldığında, zamanın ve doğa koşullarının etkisiyle yarıdan fazlası dökülmüş olan çok özel sahneler göze çarpar. Bu bölümde, tüm tahribata rağmen hala ayırt edilebilen gizemli bir av sahnesi ile Hz. Meryem’in ölümünün ardından melekler tarafından gökyüzüne taşınışı (Meryem’in Göğe Yükselişi) asil bir dille resmedilmiştir.
5. Absis (Sunak) Bölgesi ve Kuzey Duvarı Freskleri
Kilisenin en kutsal odağı olan Absis’in dış yüzünde Hz. İsa’nın doğumu, Hz. İsa’nın mabette temsili ve Lazaros’un ölümden dirilişi sahnelerine yer verilmiştir. Absidin kuzeyinde kalan duvarlarda ise Hristiyanlık teolojisinin en dramatik anları olan Kudüs’e giriş, Hz. İsa’nın çarmıhtan indirilişi ve ölümünden sonra yeniden diriliş sahneleri tüm canlılığıyla işlenmiştir.
6. Mağara İçerisindeki Görkemli Meryem Ana Tahtı
Karanlık mağara içerisine adım attığınızda karşılaşacağınız en korunmuş, sanatsal açıdan en nitelikli ve ilgi çekici kompozisyonlardan biri şüphesiz ki muhteşem bir tahtta oturan Hz. Meryem freskidir. Sümela’nın asıl dini ve sanatsal ruhunu yansıtan bu tasvir, ziyaretçilerin en uzun süre hayranlıkla incelediği noktaların başında gelir.
7. Gizli Geçitteki Saklı Şapel Freskleri
Sümela’daki hummalı restorasyon çalışmaları sırasında şans eseri kuzey çatının sağ yamacında bulunan gizli bir geçitle ulaşılan şapelde ise, ana binadakilerden çok farklı kompozisyonlar bulunmuştur. Bu saklı şapelin duvarlarında “cennet ve cehennem” ile “yaşam ve ölüm” temalarını çok daha sinematik, çarpıcı ve hayranlık uyandırıcı şekilde tasvir eden benzersiz freskler yer almaktadır.
8. Dünyanın Dört Bir Yanına Dağılan Sümela Eserleri
Cumhuriyetin ilanından sonra bölgede yaşayan Rumların nüfus mübadelesi ile Yunanistan’a göçmesiyle birlikte Sümela Manastırı ne yazık ki uzun süre sahipsiz kalmıştır. Bu süreçte kârgir bölümler yıkılmış, ahşap kısımlar yanmış ve kapandıktan sonra içerisindeki paha biçilemez el yazmaları, kutsal emanetler ve fermanlar dünyanın dört bir yanındaki müzelere ve koleksiyonlara dağılmıştır:
- Gizemli Kayıp Meryem Ana İkonası: Manastırın en önemli ve kutsal varlığı kabul edilen, Atinalı keşişlerin rüyasına giren gümüş çerçeveli Hz. Meryem ikonasının manastır kapandıktan sonra ne olduğu ve nereye gittiği günümüzde hala gizemini korumaktadır.
- 12. Yüzyıl Sümela İncili (İstanbul): Manastır envanterinin en eski ve nadide parçalarından biri olan 12. yüzyıla tarihlenen ünlü el yazması “Sümela İncili”, günümüzde İstanbul’da, dünya mimarlık tarihinin başyapıtı Ayasofya Müzesi koleksiyonunda koruma altındadır.
- Tezhip ve Minyatürlü İnciller (Ankara): Manastır kütüphanesinden çıkan, 17. ve 18. yüzyıllara tarihlendirilen el işçiliği göz alıcı tezhip ve minyatürlü bazı İnciller günümüzde Ankara’da yer alan Ankara Etnografya Müzesi bünyesinde sergilenmektedir.
- Atina Benaki Müzesi Kodeksleri: Kütüphanedeki çok değerli el yazması el kodekslerinden ve dini metinlerden bir kısmı da mübadele dönemi rotasıyla birlikte günümüzde Yunanistan’daki ünlü Atina Benaki Müzesi koleksiyonunda yer almaktadır.
- Osmanlı Padişah Fermanları ve Beratları: Osmanlı fethinden sonra padişahların manastıra verdiği çeşitli imtiyazları, hakları ve fermanları içeren orijinal belgelerin ve gümüş muhafazalı ferman rulolarının bir kısmı günümüzde devlet arşivlerinde ve ilgili müze depolarında korunmaktadır.
- Kutsal Haç Parçası (Stavrothek) ve Altın Süslemeler: Manastırın teolojik gücünü simgeleyen, içinde Gerçek Haç’ın bir parçasını barındırdığına inanılan altın ve değerli taşlarla süslü kutsal muhafaza kapları ve ayin eşyaları da mübadele sonrası dönemde kilise arşivlerine ve dış koleksiyonlara intikal etmiştir.
Sümela Manastırı Tarihi ve Kuruluş Efsanesi: Bin Yıllık Sırlar ve Kronoloji

Kuruluş öyküsü mistik bir rüya ile başlayan Sümela Manastırı, Bizans imparatorlarından Osmanlı padişahlarına, fermanlardan nüfus mübadelesine kadar uzanan geniş bir tarihsel kronolojiye sahiptir. Yüzyıllar boyunca koruduğu dini ve politik otoriteyi daha iyi anlamak için manastırın tarihçesini şu ana başlıklar altında inceleyebiliriz:
- Barnabas ve Sophronios’un Mistik Rüyası (İlk Kuruluş Efsanesi)
- İmparator III. Alexios Dönemi ve Manastıra Dönüşüm
- Osmanlı Dönemi Padişah Fermanları ve İstikrar
- Rus İşgali ve Pontus Milisleri Dönemi
- Mübadele Sonrası Terk Ediliş ve Yeni Sümela (Yunanistan Veria)
- 88 Yıl Aradan Sonra İlk Ayin ve Günümüz
Atinalı iki keşişin ayak izlerinden başlayıp fermanlarla taçlanan, savaşlarla hüzünlenen Sümela Manastırı’nın bu sırlarla dolu bin yıllık geçmişini ve tarih sahnesindeki kırılma noktalarını alt başlıklarıyla adım adım keşfedelim:
1. Barnabas ve Sophronios’un Mistik Rüyası (İlk Kuruluş Efsanesi)
Karadeniz Rumları arasında nesilden nesile anlatılan güçlü bir efsaneye göre, Atinalı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş birbirlerinden tamamen habersiz bir şekilde aynı mistik rüyayı görürler. Rüyalarında; Hz. İsa’nın öğrencilerinden biri olan Aziz Luka’nın bizzat kendi elleriyle yaptığı rivayet edilen üç mukaddes Panagia ikonundan, Meryem Ana’nın bebek İsa’yı kollarında tuttuğu o meşhur ikonun saklandığı yer olarak Sümela’nın sarp kayalıkları malum olur. Bu rüya üzerine yine birbirlerinden habersizce deniz yoluyla Trabzon’a gelen iki keşiş, vadi içerisinde karşılaşırlar. Gördükleri rüyayı birbirlerine anlatınca ikonun peşindeki bu mucizevi ortaklığı anlar ve M.S. 365 – 395 yılları arasında Sümela’daki ilk kilisenin temelini atarlar.
2. İmparator III. Alexios Dönemi ve Manastıra Dönüşüm
Kilisenin ilk kuruluşu ile tam teşekküllü bir manastır haline dönüşümü arasındaki yaklaşık bin yıllık karanlık dönem hakkında tarihi kaynaklarda çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak manastır duvarlarındaki fresklerde portresine sıkça yer verilen ve kendisine özel bir saygı atfedilen Trabzon İmparatoru III. Alexios’un (1349 – 1390) manastırın gerçek hamisi ve kurucusu olduğu kabul edilmektedir. III. Alexios dönemi, yapının mimari ve idari olarak altın çağına adım attığı evredir.
3. Osmanlı Dönemi Padişah Fermanları ve İstikrar
Sümela Manastırı’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, 14. yüzyıldan itibaren bölgenin Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethinin ardından da gücünü korumasıdır. Osmanlı padişahları fetihten sonra manastıra dokunmamış, aksine koruma fermanları çıkartarak buraya çeşitli ayrıcalıklar ve imtiyazlar tanımışlardır. Bu fermanların yarattığı hoşgörü ortamı sayesinde, bölge zamanla İslamlaşırken bile manastırı çevreleyen vadilerde gizli Hristiyan köyleri varlıklarını güvenle sürdürebilmiştir.
4. Rus İşgali ve Pontus Milisleri Dönemi
Sümela, tarihinin en fırtınalı dönemlerinden birini I. Dünya Savaşı yıllarında yaşamıştır. 18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında manastır, Maçka civarındaki diğer dini yapılar gibi bölgede bağımsız bir Pontus devleti kurmayı amaçlayan Rum milislerin ana karargahı ve lojistik merkezi haline gelmiştir. Bu dönem, yapının manevi kimliğinin askeri bir odağa kaydığı sancılı bir süreçtir.
5. Mübadele Sonrası Terk Ediliş ve Yeni Sümela (Yunanistan Veria)
Kurtuluş Savaşı’nın ardından gerçekleştirilen Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hristiyan nüfus Yunanistan’a gönderilmiştir. Sümela Manastırı bu göçün ardından tamamen boşalarak önemini yitirmiş, T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın dönemde geniş kapsamlı restorasyon ve konservasyon çalışmaları başlatılana dek kaderine terk edilmiştir. Yağmalar, çıkan yangınlar ve ağır doğa koşulları nedeniyle kârgir bölümleri yıkılan yapı uzun süre harabe halinde kalmıştır. Diğer yandan, mübadele ile göç eden Karadenizli Rumlar, Yunanistan’ın Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inşa etmişlerdir. Günümüzde her yıl Ağustos ayında, tıpkı geçmişte Trabzon Sümela’da yaptıkları gibi bu yeni manastırın çevresinde de geniş katılımlı dini şenlikler düzenlemektedirler.
6. 88 Yıl Aradan Sonra İlk Ayin ve Günümüz
1924 yılından itibaren resmi olarak ören yeri statüsüyle korunan manastır, yakın tarihte inanç turizmi açısından çok büyük bir dönüm noktasına şahitlik etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin özel izniyle, Hristiyanlarca Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos gününde, tam 88 yıllık aradan sonra ilk kez 2010 yılında bir ayin düzenlenmiştir. Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos’un bizzat yönettiği bu tarihi ayin, manastırın küresel ölçekteki kültürel ve dini değerini bir kez daha dünyaya ilan etmiştir.
Sümela Manastırı Mimarisi ve Yapı Bileşenleri: Mühendislik Harikası

Sümela Manastırı, doğal ve oldukça geniş, yüksek bir mağara içerisine önü duvarlarla örülerek inşa edilmiş muazzam bir mühendislik harikasıdır. İlk yapılışından itibaren yüzyıllar boyunca birbirini izleyen, bazen yan yana, bazen de üst üste eklenen binalarla günümüzde devasa bir yapı topluluğu görünümündedir. Manastır kompleksinin öne çıkan mimari bileşenlerini şu şekilde listeleyebiliriz:
- Odak Noktası Olan Ana Mağara Kilisesi ve Şapeller
- Düzensiz Yığma Moloz Taş Hücreler ve Ahşap Elemanlar
- Görkemli 19. Yüzyıl Yapıları ve Misafir Odaları
- Tarihi “Bibliotheka” Yazısıyla Sümela Kütüphanesi
Sarp bir uçurumun kenarında, insan eliyle ve doğanın gücüyle şekillenen Sümela Manastırı’nın bu heybetli mimari yapısını, hücrelerinden kütüphanesine kadar tüm yapı taşlarıyla alt başlıklarında inceleyelim:
1. Odak Noktası Olan Ana Mağara Kilisesi ve Şapeller
Manastır mimarisinin tam odak noktasını, doğal bir mağaranın önünün devasa bir duvar ile örülmesiyle oluşturulan ana kaya kilisesi ve bu yapıyı tamamlayan şapel meydana getirmektedir. Sümela’nın kalbi sayılan bu alan, tüm kompleksin etrafında şekillendiği ilk ve en kutsal çekirdektir.
2. Düzensiz Yığma Moloz Taş Hücreler ve Ahşap Elemanlar
Ana mağaranın etrafı, son derece düzensiz ve irili ufaklı biçimde yapılmış birçok keşiş hücresi ve şapel ile sınırlandırılmıştır. Yığma moloz taşlardan inşa edilen bu binaların üzerlerinin, tarihi fotoğraflardan ve eski resimlerden anlaşıldığı üzere özgün ahşap elemanlarla tamamlandığı görülmektedir. Taş ve ahşabın bu uyumu, yapıya organik bir karakter kazandırmıştır.
3. Görkemli 19. Yüzyıl Yapıları ve Misafir Odaları
Sümela Manastırı, özellikle 19. yüzyılda mimari yönden çok zenginleşmiş ve eklenen yeni binalarla son derece görkemli, anıtsal bir görünüme kavuşmuştur. Avlunun sağ tarafında, doğrudan vadiye bakan o dik uçurumun kenarında yer alan ve 1860’lı yıllarda yapıldığı sanılan misafir hücreleri, bu dönemin ihtişamını ve manastırın ulaştığı lojistik gücü yansıtmaktadır.
4. Tarihi “Bibliotheka” Yazısıyla Sümela Kütüphanesi
Manastırın entelektüel ve kültürel bir merkez olduğunun en büyük kanıtı, yine avlu bölümünde yer alan tarihi kütüphanedir. Bugün ne yazık ki önü tamamen yıkılmış durumda olan kütüphane duvarlarına dikkatlice bakıldığında, oldukça iri harflerle yazılmış olan tarihi “Bibliotheka” sözcüğü hala net bir şekilde okunabilmektedir.
Sümela Manastırı Restorasyon Tarihçesi: Asırlar Boyu Onarımlar ve Kronoloji

Sümela Manastırı, sarp Karadağ eteklerinde geçen 1600 yılı aşkın ömrü boyunca fırtınalar, yangınlar, depremler ve beşeri tahribat nedeniyle defalarca yıkılma tehlikesi atlatmıştır. Yapının bugüne tek parça halinde ulaşmasını sağlayan ve üç farklı imparatorluk dönemine yayılan en kritik restorasyon ile onarım faaliyetleri kronolojik olarak şu şekildedir:
- M.S. 6. Yüzyıl (Bizans Dönemi)
- M.S. 14. Yüzyıl (Komnenos Dönemi)
- 1566 – 1574 (Osmanlı Dönemi – II. Selim)
- 1710 – 1740 (Osmanlı Dönemi – Büyük Yenilenme)
- 19. Yüzyıl (Son Büyük İmar Çağı)
- 22 Eylül 2015 – 28 Temmuz 2020 (Modern Dönem – Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Restorasyonu)
Bu tarihlerin açıklamaları aşağıda bulunmaktadır:
1. M.S. 6. Yüzyıl (Bizans Dönemi)
Sümela Manastırı, sarp Karadağ eteklerinde geçen 1600 yılı aşkın ömrü boyunca fırtınalar, yangınlar, depremler ve beşeri tahribat nedeniyle defalarca yıkılma tehlikesi atlatmıştır. Yapının bugüne tek parça halinde ulaşmasını sağlayan ve üç farklı imparatorluk dönemine yayılan en kritik restorasyon ile onarım faaliyetleri kronolojik olarak şu şekildedir:
1. M.S. 6. Yüzyıl (Bizans Dönemi)
Tarihteki bilinen ilk büyük restorasyon, İmparator Jüstinyen’in emriyle General Belisarios tarafından yapılmış; depremde hasar gören ana kilise ve keşiş odaları tamamen yenilenmiştir.
2. M.S. 14. Yüzyıl (Komnenos Dönemi)
Trabzon İmparatoru III. Alexios döneminde manastır sadece onarılmakla kalmamış, yeni savunma duvarları ve odalar eklenerek tarihindeki en büyük yapısal genişlemeyi geçirmiştir.
3. 1566 – 1574 (Osmanlı Dönemi – II. Selim)
Geçirdiği fırtına ve yangınların ardından Sultan II. Selim’in verdiği özel onarım fermanıyla keşiş hücreleri, ahşap döşemeler ve çatılar baştan aşağı yenilenmiştir.
4. 1710 – 1740 (Osmanlı Dönemi – Büyük Yenilenme)
1650 ve 1710 yıllarında yaşanan iki büyük yangının ardından, Gümüşhane Papazbaşı Ignatios’un önderliğinde manastırın su kemerleri, merdivenleri tamir edilmiş ve bugün hayranlıkla izlediğimiz o meşhur dış cephe freskoları bu dönemde baştan aşağı yeniden boyanmıştır.
5. 19. Yüzyıl (Son Büyük İmar Çağı)
Osmanlı döneminin bu son evresinde iç mekan freskleri onarılmış, çatılar sac metal korumalarla kaplanmış, kütüphane güçlendirilmiş ve bugün cephede gördüğümüz pencereli ahşap balkon yapılarının tamamı bu restorasyon sürecinde şekillenmiştir.
6. 22 Eylül 2015 – 28 Temmuz 2020 (Modern Dönem – Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Restorasyonu)
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan bu son devasa süreçte, endüstriyel dağcılar tarafından yamaçlardaki binlerce tonluk riskli kayalar çelik ağlarla dondurulmuş veya düşürülmüştür. Duvarlar enjeksiyon yöntemiyle güçlendirilirken, manastırın gizli geçidindeki saklı şapel de bu restorasyon esnasında keşfedilerek turizme kazandırılmıştır.
Sümela Manastırı Birleşik Tarih ve Restorasyon Kronolojisi
- M.S. 365 – 395 (İlk Kuruluş): Atinalı iki keşiş olan Barnabas ve Sophronios’un gördükleri mistik rüya ve Trabzon vadisinde buluşarak Meryem Ana ikonası adına ilk kilisenin temelini atmaları.
- M.S. 6. Yüzyıl (Bizans Dönemi İlk Büyük Restorasyon): Tarihteki bilinen ilk büyük onarım; İmparator Jüstinyen’in emriyle General Belisarios tarafından yapılmış, depremde hasar gören ana kilise ve keşiş odaları tamamen yenilenmiştir.
- M.S. 14. Yüzyıl / 1349 – 1390 (Komnenos Dönemi ve Altın Çağ): Trabzon İmparatoru III. Alexios döneminde manastır altın çağına adım atmış; yeni savunma duvarları ve odalar eklenerek tarihindeki en büyük yapısal genişleme ve onarım gerçekleştirilmiştir.
- 14. Yüzyıldan İtibaren (Osmanlı Dönemi ve İstikrar): Bölgenin fethinden sonra Osmanlı padişahlarının dokunmadığı manastıra koruma fermanları çıkarılarak çeşitli imtiyazlar tanınmış, bu hoşgörü ortamı sayesinde varlığını korumuştur.
- 1566 – 1574 (Osmanlı Dönemi – II. Selim Onarımı): Geçirdiği fırtına ve yangınların ardından Sultan II. Selim’in verdiği özel onarım fermanıyla keşiş hücreleri, ahşap döşemeler ve çatılar baştan aşağı yenilenmiştir.
- 1710 – 1740 (Osmanlı Dönemi – Büyük Yenilenme): 1650 ve 1710 yıllarında yaşanan iki büyük yangının ardından, Gümüşhane Papazbaşı Ignatios’un önderliğinde su kemerleri, merdivenler tamir edilmiş ve dış cephe freskleri baştan aşağı yeniden boyanmıştır.
- 19. Yüzyıl (Son Büyük İmar Çağı): İç mekan freskleri onarılmış, çatılar sac metal korumalarla kaplanmış, kütüphane güçlendirilmiş ve pencereli ahşap balkon yapılar bu süreçte şekillenmiştir.
- 18 Nisan 1916 – 24 Şubat 1918 (Rus İşgali ve Milisler Dönemi): I. Dünya Savaşı’ndaki Rus işgali sırasında manastır, bölgede bağımsız bir devlet kurmayı amaçlayan Rum milislerin karargahı ve lojistik merkezi haline gelmiştir.
- Mübadele Dönemi (Terk Ediliş ve Harabiyet): Kurtuluş Savaşı sonrasındaki nüfus mübadelesiyle bölgedeki Hristiyan nüfus Yunanistan’a göç etmiş; yağmalar, yangınlar ve ağır doğa koşulları nedeniyle manastır uzun süre harabe halinde kalmıştır.
- 25 Şubat 2000 (UNESCO Süreci): Sümela Manastırı, Türkiye’den UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne resmi olarak dahil edilmiştir.
- 15 Ağustos 2010 (Tarihi İlk Ayin): Türkiye Cumhuriyeti’nin özel izniyle, 88 yıllık aranın ardından Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos’un yönettiği ilk ayin gerçekleştirilmiştir.
- 22 Eylül 2015 – 28 Temmuz 2020 (Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Restorasyonu): Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan bu süreçte yamaçlardaki riskli kayalar çelik ağlarla dondurulmuş, duvarlar enjeksiyonla güçlendirilmiş, gizli geçitteki saklı şapel keşfedilerek 28 Temmuz 2020’de manastır tamamen ziyarete açılmıştır.
Sümela Manastırı Efsaneleri ve Halk Söylenceleri

Sümela Manastırı, Karadağ’ın sarp ve uçurumlu yamaçlarında yükselen devasa mimarisinin ötesinde, yüzyıllardır dilden dile dolaşan mistik hikayeleri ve çözülemeyen sırlarıyla inanç turizminin en gizemli merkezlerinden biridir. Yöre halkının ve tarihsel kaynakların aktardığı en önemli efsaneler ve halk söylenceleri şunlardır:
- 1. Atinalı Keşişlerin Mistik Rüyası (İlk Kuruluş Efsanesi): Karadeniz Rumları arasında nesilden nesile anlatılan güçlü bir efsaneye göre, Atinalı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş birbirlerinden tamamen habersiz bir şekilde aynı mistik rüyayı görürler. Rüyalarında; Hz. İsa’nın öğrencilerinden biri olan Aziz Luka’nın bizzat kendi elleriyle yaptığı rivayet edilen üç mukaddes Panagia ikonundan, Meryem Ana’nın bebek İsa’yı kollarında tuttuğu o meşhur ikonun saklandığı yer olarak Sümela’nın sarp kayalıkları malum olur. Bu rüya üzerine yine birbirlerinden habersizce deniz yoluyla Trabzon’a gelen iki keşiş, vadi içerisinde karşılaşırlar. Gördükleri rüyayı birbirlerine anlatınca ikonun peşindeki bu mucizevi ortaklığı anlar ve M.S. 365 – 395 yılları arasında Sümela’daki ilk kilisenin temelini atarlar.
- 2. Kral III. Alexios ve Gizemli Kadın Efsanesi (At Kazası): Manastırı günümüzdeki devasa görünümüne kavuşturan Trabzon İmparatoru III. Alexios’un burayla olan bağı da güçlü bir efsaneye dayanır. Rivayete göre, bir gün vadide avlanırken atıyla sarp yamaçlardan geçerken talihsiz bir kaza geçirerek atından düşer ve ağır yaralanıp bayılır. O sırada çevrede kimse yokken gizemli bir kadın belirir; yaralı krala yardım ederek onu güvenli bir şekilde mağaraya / manastıra taşır. Kral kendine geldiğinde bu kadının bizzat Meryem Ana olduğunu hisseder ve derinden etkilenir. Bu mucizevi olaydan sonra manastırın en büyük hamisi olur ve buraya özel fermanlarla geniş imtiyazlar bağışlar.
- 3. Sümela İsminin Kökeni ve “Melas” (Siyah) Söylencesi: Halk arasında ve tarihsel etimolojide manastırın adının nereden geldiğine dair en yaygın söylenti, “siyah” anlamına gelen Yunanca “Melas” sözcüğüdür. Manastırın kurulduğu Karadağ’ın devasa koyu renkli kayalıklarının yapıya verdiği kasvetli ve görkemli siyah tonun yanı sıra, mağarada bulunan kutsal Meryem Ana ikonunun yüzeyinin de yüzyıllar içinde tütme mumlar ve zamanla koyulaşması nedeniyle siyah tonlarda olmasının bu isme ilham verdiği söylenmektedir.
- 4. Gizemli Kayıp Meryem Ana İkonası Söylencesi: Manastırın varlık sebebi ve en kutsal hazinesi kabul edilen, Atinalı keşişlerin rüyasına giren gümüş çerçeveli Hz. Meryem ikonasının, manastırın kapanması ve mübadele dönemi sonrasında tam olarak ne olduğu, nereye saklandığı veya kimler tarafından korunduğu günümüzde hâlâ gizemini korumaktadır. Bölge halkı arasında, bu kutsal ikonanın hâlâ vadiyi veya gizli bir noktayı koruduğuna dair dilden dile anlatılan hikayeler, manastırın etrafındaki mistik atmosferi canlı tutmaya devam etmektedir.
Sümela Manastırı ve UNESCO Dünya Mirası Süreci
25.02.2000 Tarihinde Sümela Manastırı (veya Meryem Ana Manastırı) Türkiye’den UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne girerek çok daha önemli bir konuma gelmiştir. Karadeniz’in sarp kayalıkları üzerine kurulmuş bu eşsiz inanç merkezi, evrensel kültürel mirası, özgün mimari mühendisliği ve çok katmanlı tarihi geçmişi sayesinde uluslararası alanda koruma altına alınmıştır. UNESCO Geçici Listesi süreci, manastırın dünya çapında tanıtılmasına, turizm potansiyelinin artmasına ve yürütülen koruma-restorasyon çalışmalarının uluslararası standartlarda desteklenmesine büyük katkı sağlamaktadır.
Altındere Vadisi Milli Parkı: Sümela’nın Doğal Yaşam Alanı
Sümela manastırı hakkındaki tüm bilgilerden sonra, içinde bulunduğu Altındere Vadisi Milli Parkı’nı ufak da olsa tanıtmakta fayda var. 1987 yılında milli park olan Altındere Vadisi yine Maçka ilçesi sınırları içerisindedir. Tüm yayla yollarının toplam uzunluğu 2605 km’dir. Tamamı devlet ormanı olan alan 4800 hektardır. Altındere vadisi içinde 135 bitki, 43 memeli hayvan, 181 böcek, 184 kuş, 9 amfibi, 10 balık ve 12 sürüngen türü yaşamaktadır. Tabi ki bu veriler milli park statüsü verildiği 1987 yılına ait bilgilerdir.
Sümela Manastırı Ziyaretçileri İçin Pratik Püf Noktaları ve Altın Tavsiyeler
Sümela Manastırı’nı en konforlu ve sorunsuz şekilde ziyaret edebilmeniz için saha deneyimine dayalı hayat kurtaran ipuçları:
- Doğru Ayakkabı Seçimi: Manastır, sarp bir kayalık üzerine kuruludur ve otopark ile bilet gişesinden sonra dik patikalar ile çok sayıda taş merdiven çıkmayı gerektirir. Mutlaka altı kaymayan, rahat yürüyüş veya spor ayakkabıları tercih edin.
- Hava Durumu Sürprizlerine Hazırlık: Karadeniz’in dağ iklimi aniden değişebilir; güneşli bir havada yola çıksanız bile çantanızda mutlaka hafif bir rüzgarlık, yağmurluk veya şemsiye bulundurun.
- Sabah Erken Saatlerin Avantajı: Kalabalıktan kaçınmak ve sis inmeyen berrak manzarayı yakalamak için kapı açılış saati olan 08:00 civarında gişede olmak hem park alanında yer bulmanızı kolaylaştırır hem de sakin bir keşif imkanı sunar.
- Müzekart’ınızı Unutmayın: Girişte sıra beklememek ve 20 Euro’luk döviz bazlı giriş ücreti yerine avantaj sağlamak için güncel Müzekart‘ınızı yanınızda bulundurun (Mobil uygulamadan da aktif edebilirsiniz).
Maçka ve Çevresinde Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler (Alternatif Rota Önerileri)
Sümela Manastırı’nı ziyaret etmek için Maçka vadisine kadar gelmişken, bu eşsiz coğrafyanın saklı cennetlerini de rotanıza ekleyerek seyahatinizi unutulmaz kılabilirsiniz. Sümela çevresinde mutlaka görülmesi gereken rota durakları:
- Hamsiköy ve Zirve Köyleri: Sümela yolculuğunun en tatlı ve nostaljik durağı olan Hamsiköy; eteklerine kurulu olduğu Zigana Dağı’nın muhteşem doğası, temiz havası ve dünyaca meşhur tescilli sütlacı ile mutlaka uğranması gereken bir yayla köyüdür.
- Vazelon Manastırı: Sümela gibi sarp bir kayalık üzerine kurulmuş, tarihi M.S. 270 yılına kadar uzanan ve mimari ihtişamıyla büyüleyen ancak zamanla harabe haline gelmiş bu gizemli manastır, tarih ve keşif meraklıları için büyüleyici bir rotadır.
- Kuştul Manastırı (Kızlar Manastırı İzi): Maçka’nın Şimşirli köyü sınırlarında, dağın yamacına gizlenmiş bu tarihi manastır kalıntısı, doğa yürüyüşü (trekking) ve keşif severler için benzersiz bir atmosfer sunar.
- Çal Mağarası: Dünyanın en uzun ikinci alt kat mağarası olarak kabul edilen Çal Mağarası; içerisindeki yeraltı akarsuyu, yürüyüş yolları, sarkıt ve dikitleriyle Sümela seyahatinize kusursuz bir doğa alternatifi oluşturur.
Trabzon ve Maçka Yeme-İçme Rehberi: Karadeniz’de Ne Yenir, Nerede Yenir?
Karadeniz mutfağının en eşsiz ve damak çatlatan lezzetlerini yerinde tatmak, seyahatin en keyifli kısmıdır. Sümela ve Maçka çevresine geldiğinizde tatmadan dönmemeniz gereken yöresel lezzetler şunlardır:
- Akçaabat Köftesi: Dışı hafif çıtır, içi yumuşacık ve suyunu kaybetmemiş özel kıyması, yanında gelen taze sarımsaklı yoğurt ve acı sosuyla Trabzon’un simge lezzetidir.
- Kuymak (Muhlama): Trabzon mısır unu, özel kolot peyniri ve yöresel tereyağının kusursuz uyumuyla hazırlanan, kahvaltıların ve yöresel sofraların vazgeçilmez sıcak başlangıcıdır.
- Hamsiköy Sütlacı: Sırrı dağ köylerinin taze sütünde ve toprak güveçte odun ateşinde pişmesinde saklı olan, üzerine fındık serpiştirilerek servis edilen efsanevi tatlıdır.
- Karadeniz Pidesi (Trabzon Pidesi): Taş fırınlarda odun ateşinde pişirilen, bol tereyağlı, kıymalı veya yumurtalı-peynirli seçenekleriyle çıtır çıtır bir Karadeniz klasiğidir.
- Laz Böreği: İncecik baklava yufkaları arasına dökülen özel muhallebisi ve üzerine gezdirilen şerbetiyle, tatlı tuzlu dengesini sevenler için geleneksel bir şölendir.
Sümela Manastırı ve Altındere Vadisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sümela Manastırı ziyareti öncesinde seyahat planı yapan yerli ve yabancı turistlerin arama motorlarında en çok yanıt aradığı pratik seyahat bilgilerini, milli park kurallarını ve güncel ücretleri tek bir başlık altında topladık. Ziyaretinizden önce göz atmanız gereken en popüler sorular ve yanıtları şu şekildedir:
Evet, Sümela Manastırı’nı da içerisinde barındıran Altındere Vadisi, 1987 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile resmi olarak Milli Park statüsüne kavuşturulmuştur. Tamamı devlet ormanı olan alan yaklaşık 4.800 hektarlık devasa bir yeşil coğrafyayı kapsamaktadır.
2026 yılı itibarıyla Altındere Vadisi Milli Parkı’na araç veya şahıs giriş ücreti kişi başı 100 TL olarak belirlenmiştir. Sümela Manastırı’na çıkan minibüslere binmeden önce milli park girişinde bu ödemenin yapılması gerekmektedir.
Altındere Vadisi Milli Parkı, Karadeniz’in en zengin ekosistemlerinden birine sahiptir. Alan içerisinde 135 benzersiz bitki türü, 43 memeli hayvan, 181 böcek, 184 kuş, 9 amfibi, 10 balık ve 12 sürüngen türü yaşamını sürdürmektedir. Toplam yayla yollarının uzunluğu ise 2.605 km’yi bulmaktadır.
Trabzon’un Maçka ilçesi sınırlarında yer alan Altındere Vadisi, dik yamaçları, gür orman örtüsü, buz gibi akan dereleri ve muazzam biyoçeşitliliği ile hem bir doğa harikası hem de dünya çapında bir inanç turizmi merkezidir. Doğa yürüyüşü (trekking), kampçılık ve fotoğrafçılık için Türkiye’deki en elverişli rotalardan biridir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026 yılı güncel tarifesine göre Sümela Manastırı giriş ücreti 20 Euro karşılığı Türk Lirası (TL) olarak belirlenmiştir. Güncel döviz kuruna göre gişede TL bazında tahsilat yapılmaktadır. Eğer geçerli bir Müzekart’ınız varsa manastıra ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Müzekart’ın 2026 yılı satış fiyatı ise 200 TL‘dir.
Yanıt: Manastır sarp bir kayalık üzerine kurulduğu için otopark alanından sonra dik bir patika yürüyüşü ve manastır içerisinde de oldukça fazla taş merdiven çıkmayı gerektirir. Bu nedenle rahat yürüyüş ayakkabıları giymek ve kalp/solunum rahatsızlığı olanların tempoyu yavaş tutması oldukça önemlidir.
Yanıt: Trabzon merkezden (genellikle Atatürk Alanı/Meydan civarından) Maçka ilçesine minibüslerle ulaşım sağlanmaktadır. Maçka’dan veya doğrudan merkezden kalkan tur/minibüs alternatifleriyle Altındere Vadisi’ne ve oradan manastır kapısına giden servis araçlarına ulaşabilirsiniz.
Yanıt: Manastırı ziyaret etmek için en ideal dönem, hava şartlarının elverişli olduğu ve doğanın tüm renklerini sergilediği Mayıs ile Ekim ayları arasındaki ilkbahar ve yaz dönemidir. Sabah saatlerinde (açılış saati olan 08:00 civarında) gitmek hem kalabalıktan kaçınmak hem de sis inmeyen berrak manzarayı yakalamak için en iyi zamandır.
Manastırın hikayesi, Atinalı Barnabas ve Sophronios adlı iki keşişin rüyasına dayanır. Rüyalarında Hz. Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu kutsal bir ikonun Sümela kayalıklarında olduğunu gören keşişler, birbirlerinden habersiz Trabzon’a gelmiş, vadide karşılaşıp ilk kilisenin temelini M.S. 365-395 yılları arasında atmışlardır.
Manastırın otoparkından yukarıya yürüyüş, bilet sırası, ana avlu, kaya kilisesi, hücreler, yeni keşfedilen gizli şapel ve kütüphane kalıntılarını detaylıca incelemek ortalama 1.5 ila 2 saat sürmektedir. Trabzon merkezden gidiş-dönüş yolculuğunu da hesaba katarsanız bu gezi için en az yarım gün ayırmanız önerilir.
Evet, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan Sümela Manastırı girişinde Müzekart tamamen geçmektedir. 200 TL karşılığında alacağınız Müzekart ile 20 Euro’luk giriş ücretini ödemeden manastırı yıl boyunca iki kez ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.
Haftanın her günü ziyarete açık olan Sümela Manastırı’nın ziyaret saatleri 08:00 – 19:00 arasındadır. Ancak manastır girişindeki bilet gişesi akşam saat 18:30’da kapanmaktadır. Ziyaretinizi bu saat kısıtlamasına göre planlamanız önemlidir.
Sümela Manastırı (Meryem Ana Manastırı), 25 Şubat 2000 tarihinde Türkiye’den UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘ne resmi olarak dahil edilmiştir. Sahip olduğu evrensel kültürel değer, sarp mimari mühendisliği ve asırlık inanç geçmişi sayesinde UNESCO nezdinde küresel ölçekte korunan ve takip edilen çok önemli bir miras alanı konumundadır.
Ayrıca İlgili Linkler:
- Sümela Manastırı Fotoğrafları
- Türkiye UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi
- Karadeniz Bölgesi Gezilecek Yerleri, Yaylaları ve Tarihi Yerleri
- Manastırlar Kategorisi
- Karadeniz Bölgesi Tarihi Yerler ve Doğal Güzelliklerin Fotoğraf Albümü
- Karadeniz Bölgesi Güzergahı
- Trabzon İsmi Nereden Geliyor?
- Türkiye Gezi Rehberi
- Arkeoloji Kategorisi
- Kiliseler Kategorisi
- Trabzon İsmi Nereden Geliyor?
- Sümela’nın Bin Yıllık Tarihi

