Orhan Camii veya Gazi Süleyman Paşa Camii (İzmit)
Orhan Camii veya Gazi Süleyman Paşa Camii Kocaeli ilinin merkez İzmit ilçesinde Orhan mahallesinde bulunan Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olmakla birlikte Kocaeli ve İzmit’in gezilecek tarihi yerleri listesi içinde yer almaktadır. Bilindiği gibi Kocaeli ve merkezi ilçesi İzmit, Türkiye’nin adeta ağır sanayi bölgelerinden biri olduğu kadar aynı zamanda önemli tarihi ve gezilecek yerlerinden de biridir.
Kuzeybatı Anadolu bölgesinin önemli bir şehri olan İzmit, tarihi yolcuğunda eski bir kültür merkezidir. Osmanlı beyliği zamanında fethedilmesinden önce Bizans’ın elinde kalan nadir ve önemli şehirlerden biridir de aynı zamanda. 1327 yılında Orhan Gazi (Orhan Bey) zamanında komutanlarından Akçakoca tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmış ve önemini aynı şekilde devam ettirmiştir.
Kurulduğundan itibaren Frigya topraklarında bulunan ve Bitinya’nın başkenti olan Nicomedia yani İzmit, İstanbul’dan önceki Roma İmparatorluğu başkentidir. MS. 285-330 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun başkenti olan İzmit, Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul olunca görkemini yitirmiş, fakat ticari ve stratejik merkez özelliğini korumuştur. İzmit 14. yüzyıla kadar Anadolu Selçuklu ve Bizans yönetimine girmiş, son olarak 1327 yılında Osmanlı topraklarına katılmış ve bu esnada 1332 yılında da Orhan Camii veya Gazi Süleyman Paşa Camii, Orhan Gazi adına, oğlu Şehzade Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Orhan Camii Ziyaret Saatleri ve Giriş Bilgileri 2026
İzmit’te bulunan Orhan Camii gün içinde sabah namazı ile yatsı namazı arasında ziyaret edilmektedir. İbadet haricinde günün herhangi bir saatinde İzmit körfezi manzarası ve Samanlı Dağları manzarası görülmeye değerdir.
Orhan Camii veya Gazi Süleyman Paşa Camii’nin bulunduğu mevki İzmit’in adeta eski konaklarının ve/veya evlerinin bulunduğu caddenin üst taraftaki başlangıç noktasıdır. Şehir merkezinden yürüyerek gezmek her ne kadar çok daha cazip olsa da sokakların dik yokuş olması dikkat edilmesi gereken en büyük özelliğidir.
Süleyman Paşa Kimdir?
Rumeli Fatihi olarak bilinen Süleyman Paşa, Orhan Bey ve eşi Nilüfer Hatun’un büyük oğludur. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinemese de 1316 ile 1357 veya 1360 yılları arası yaşadığı düşünülmektedir. İlk defa Bolu Gerede yöneticiliği yapmış, İzmit, Göynük ve Mudurnu ile çevreleri kendine toprak (tımar) olarak verilmiştir.
Fethettiği Karesioğulları beyliğine ‘bey’ olarak tayin edilmiş, Bizans İmparatorluğu’na yardım eden Sırplara karşı savaşmıştır. Bizans ile ilk dönemlerde ittifak halindeyken Selanik’i Sırplardan alarak Bizans İmparatorluğu’na geri vermiştir. Günümüzde Tekirdağ merkez ilçesi Süleyman Paşa ismini buradan almaktadır. Babası Orhan beyden önce vefat etmiştir, ancak nasıl vefat ettiği ile ilgili türlü söylentiler bulunmaktadır.

Orhan Camii Tarihi
Orhan Bey ile eşi Nilüfer Hatun’un büyük oğlu olan Süleyman Paşa tarafından babası için 1332 yılında, deniz seviyesinden 150 metre yukarıda yaptırılan camii (Halil İnalcık’a göre 1331 yılında, 29 yıl şehir kuşatma altında kaldıktan sonra) İzmit ve çevresinin Osmanlıların himayesine girmesiyle yaptırılan bir fetih camisidir. Bu özelliği ile İzmit ve çevresindeki günümüze kadar gelen ilk Osmanlı mimari yapısı (bazı kaynaklara göre Anadolu Selçuklu mimarisi) olmasından dolayı da özel bir konumdadır. Yine Kocaeli ilimizde bulunan Akçakoca Camii veya Dere Camii ise bu dönemde yaptırılan ‘1327-1328’ ilk fetih camisidir. Bu camii ise Orhan Camii’ne 400 metre mesafededir.
İzmit Orhan Camii’nin kitabesi günümüze kadar ulaşamamış ancak Hünkâr mahfilinde bulunan ve daha yakın tarihlerde hazırlanmış olabileceği düşünülen levha kitabede ise ‘Fatih’i İzmit Gazi Süleyman Paşa bin Orhan ve Fatih’i Hereke ve Fatih’i Aydos ve Fatih’i Kocaeli Sancağı Sene 728 Ben’a camii şerif ve medrese Sene 733’ yazmaktadır.

Orhan Camii Külliyesi: Medrese ve Hamam Yapıları
Orhan Camii aslında yapıldığı dönemde bir yapılar bütünü olan külliyenin bir parçasıdır. Ancak külliyenin yapı elemanlarından olan medrese günümüze kadar ulaşamamıştır. Medrese yapısı 2000’li yıllara kadar gecekondu olarak kullanıldıktan sonra yol genişletmesi/yapımı esnasında yıkılmıştır. 1970’li yıllara ait birkaç fotoğrafta medresenin harabe haline gelmiş fotoğrafı bulunmaktadır.
Külliyenin diğer yapı elemanı olan hamam ise ‘Çifte Hamam’ olarak günümüze kadar gelmiş olup Süleyman Paşa Hamamı, Süleymanpaşa Hamamı, Süleyman Paşa Dere Hamamı isimleriyle günümüze kadar gelmiştir.
Camiinin yapılış sebebi aslında fetih kutlaması ve bir fetih camisi olmasıdır. Fetih camilerinin en büyük özelliği savaşla alınan toprağın ya da bölgenin artık İslam topraklarını genişletme uğruna kutlu kabul edilmesidir, bu sebeple Cuma hutbelerinin kılıçla okunması fetih camilerinin bir geleneğidir. Orhan Camii’nde de cuma hutbeleri kılıçla okunmakta, Bayram namazlarına kılıçla çıkılmaktadır.
İslamın ilk yıllarından beri süregelen fetih hutbesi, peygamberin savaş kıyafetleriyle gittiği Mekke’de Cuma hutbesini kılıcını kınından çıkararak okuması ile sünnet kabul edilmiş, fetih hutbeleri Anadolu dahil İslam coğrafyalarında kılıçla yapılmıştır. Günümüzde de İstanbul ve Anadolu’da bu geleneği sürdüren camiler bulunmaktadır. Örneğin Edirne’deki Eski Camii’de 600 yılı aşkındır bu gelenek devam ettirilmektedir. Aynı zamanda Ayasofya’da 2020 yılında kılıçla yapılan hutbe, yeniden camiye çevrilişin bir ifadesi ve fethe atıftır.

Orhan Camii Mimari Özellikleri
Her ne kadar caminin eski bir kilise kalıntısı üzerine yapıldığı ileri sürülse de bu konuda bir bilgi mevcut değildir. Bu konudaki yegâne bilgiler alanda var olan devşirme malzemelerdir. Giriş duvarına bitişik çeşme olarak kullanılmış lahit parçasının bu yapının bir parçası mı olduğu yoksa başka bir yapıdan mı getirildiği kesin değildir. Bir diğer bilgi caminin bahçesinde bulunan vaftiz teknesidir, bunun da özgün yapıya ait olduğu net değildir. Son restorasyon çalışmaları sonrasında (2017) önceleri musalla taşı olarak kullanıldığı söylenen bu vaftiz teknesi yok olmuştur.
Dikdörtgen plana sahip olan İzmit Orhan Camii’nin duvarları kagir tarzda yapılmıştır. Caminin harimi günümüze kadar gelen en eski yeridir. Harimin kıble yönündeki duvarda mihrap ve minber; kuzeydoğu duvarında ise vaaz kürsüsü bulunmaktadır. Namaz kılınan orta yerinde (harim) ahşap bir kubbe mevcuttur. Tavan düz ahşap çıtalıdır. Tavan ile kubbe arasında ahşap saçaklar mevcuttur. Kubbe dört adet ahşap sütun üzerinde durmaktadır. Caminin pencereleri ise yuvarlak kemerlidir.
Bazı kaynaklara göre caminin özgün kütlesi Selçuklu mimari tarzında yapılmıştır; tavan düz ve kubbesiz, içi ise sade ve gösterişsiz taş duvar olarak inşa edilmiştir. 1843 yılındaki onarım ve restorasyon işleminde ise 4 ahşap sütun ve ortasında kubbe yapı elemanı camiye eklenmiştir.
Kadınlar Mahfili ve Hünkâr Mahfili
Kadınlar mahfili ile Hünkâr mahfili iki bölümdür. Hünkâr mahfilinin kadınlar mahfiline bitişik olan kısmı sultanın ibadet etmek için kullandığı, diğer kısmı ise sultanın dinlenmek ve diğer ihtiyaçlarını gidermek için kullandığı mekandır. Her iki bölüm de caminin içine bir asma kat olarak açılırlar.
Camii Minaresi
Orhan Camii minaresinin orijinalliği ile ilgili bilgi ne yazık ki mevcut değildir. Arşiv bilgilerine göre 19.yy’da Sultan Abdülmecid döneminde yenilenen minare 1950 yıllarında yıldırım düşmesi ve 1999 Gölcük depremi sonucunda aşırı zarar görmüş ve 2007 yılında restore edilerek günümüzdeki halini almıştır. Minarenin restorasyonunda 19.yy özellikleri yansıtılmıştır.

İzmit Orhan Camii Süslemeleri
Caminin giriş kapısı üzerinde Hicr Suresi 46. Ayeti (Allah Teala şöyle buyuruyor: Müttakilere ‘Allah’a karşı gelmekten sakınanlara cennetlere esenlikle güven içinde girin, denilir) bulunmaktadır.
Caminin harim kısmındaki iç mekân, duvarlar, tavan ve kubbe oldukça sadedir. Tavan ile kubbe arasında saçaklar bulunmaktadır. Aslında bu kubbenin içindeki bezemeler restorasyon çalışmaları esnasında sıva ile kapatılmıştır. Bu bezemelerde ortada güneş ışıklarını andıran çizgiler, ışıkları sınırlayan rozetler ve rozetlerin çevresinde de farklı büyüklükte elipsi (balık pulu ve/veya damla) andıran şekiller yer almaktadır. Bu bezemelerin ne zaman yapıldığı bilinmese de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı bir çalışmada 20.yy. başında iki denizci eri tarafından yapıldığı rivayet edilmektedir.
Yuvarlak kemerli mihrabın üst kısmında yeşil zemin üzerinde Ali İmran Suresi 39. Ayeti bulunmaktadır. Mihrap nişi içinde kalem işi bezeme şeklinde perde biçiminde motif ve ucunda kandil görülmektedir.
Vaaz kürsüsü ile minberin yan aynalık ve korkuluk kısımlarında ise barok tarzında bitkisel karakterli kalem işi süslemeler görülmektedir.
Orhan Camii veya Süleyman Paşa Camii Onarımları Restorasyonları
1332 yılında yapılan Orhan Camii, 1843 yılında ve 1947, 1967, 1969, 2004, 2007 ile 2015-2016 yılları arasında çeşitli onarımla ve restorasyonlar geçirerek orijinalliğine nazaran birçok değişiklik yapılmıştır. 1843 yılından önce herhangi bir onarım ve/veya restorasyon kaydı bulunmamaktadır.
Caminin günümüzdeki hali, 1843 yılındaki Sultan Abdülmecit emriyle gerçekleştirilen onarım sonrası durumunu yansıtmaktadır. Bu onarımda Hünkâr mahfili, kadınlar mahfili, son cemaat yeri, kubbe, minber ve vaaz kürsüsü yapıya eklenmiştir. Bu onarımın kitabesi ise camiye girişteki mermer taç kapısı üzerinde bulunmaktadır. Kitabe ise önceleri Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmiş, 2017 yılında restore edilerek şimdiki yerine konulmuştur.
2004 yılındaki restorasyonda dış cephesi sıvanmış, 2015 ve 2016 yıllarında ise dış cepheye sıva raspası yapılarak sıvasız haline döndürülmüştür. Dış cephelerin 1843 yılında yapılan restorasyonlarda sıvalı olduğu tahmin edilmektedir.

Orhan Camii Haziresi
Caminin İzmit körfezi tarafında olan haziresinde ise cami imamları ve yakınları, eskiden ayakta olan medresenin müderrisleri ve Nakşibendi tarikatına mensup bazı şeyhlerin mezarları bulunmaktadır. Orhan Cami’nin haziresi, cami ile aynı tarihte yapılmıştır.
Haziredeki mezar taşları İzmit Büyükşehir Belediye tarafından 2017 yılında restore edilmiş ve temizlenmiştir.
Ayrıca İlgili Linkler:
Marmara Bölgesi gezilecek yerler
Marmara Bölgesi gezilecek yer fotoğrafları
Şehir isimleri nereden geliyor?
Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye II

