İstanbul’un en etkileyici tarihî alanlarından biri olan Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, yalnızca bir mezarlık değil; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan çok kültürlü yaşamın sessiz tanıklarından biridir. Şişli’de yer alan bu geniş nekropol, Levanten ailelerin, diplomatların, sanatçıların, mimarların, askerlerin ve Katolik cemaatinin önde gelen isimlerinin hikâyelerini günümüze taşımaktadır.
Yaklaşık 10.900 metrekarelik bir alanı kaplayan mezarlıkta 1852 yılından günümüze kadar 40 binden fazla defin gerçekleştirilmiştir. Bugün hâlâ İstanbul’un en büyük Katolik mezarlığı olma özelliğini koruyan Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, Lozan Antlaşması’nın 42. maddesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti’nin koruması altındadır.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Nerede?
Şişli ilçesinde, Abide-i Hürriyet Caddesi üzerinde yer alan Feriköy Latin Katolik Mezarlığı; Osmanbey, Pangaltı ve Bomonti semtlerine oldukça yakın bir konumdadır. Mezarlık, Feriköy Protestan Mezarlığı ile komşu durumdadır ve İstanbul’un merkezinde yer almasına rağmen sakin atmosferini korumaktadır.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Tarihi
Ayazpaşa Mezarlığı’ndan Feriköy’e Uzanan Hikâye
16. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar Taksim, Harbiye, Ayazpaşa ve Fındıklı arasındaki geniş alan, İstanbul’un en büyük mezarlık bölgelerinden biriydi. “Grand Champs des Morts” olarak bilinen bu büyük nekropol, şiddetli bir veba salgınının ortaya çıktığı 1560 civarında salgın hastalığın kurbanı olan binlerce insanı toprağa vermek üzere kullanılmış, 17. yüzyıldan itibaren farklı dinlere mensup cemiyetlerin en büyük mezarlık alanına dönüşmüştü. Aynı zamanda Pera bölgesinde de “Petit Champs des Morts” adıyla mezarlıklar bulunmaktaydı. İnternet ve medyada bu mezarlık alanları ile ilgili yer alan yanlış bilgileri düzeltmek için birincil kaynak olan yayınlara ve akademik çalışmalara bakmak gereklidir.
İstanbul’un Galata semtindeki Aziz François kilisesinde bulunan ilk Latin kabristanında bulunan mezarlıklar, 1697 senesinde Taksim’deki Frenk Kabristanı’na taşınmıştır. Bu ilk mezarlıktan gelen en eski mezar taşı 1330 senesini göstermektedir.
18. yüzyılda Pera bölgesinin büyümesi ve Taksim’e doğru genişlemesi bu alanda mevcut olan mezarlık bölgesinin de büyümesine sebep olmuştur. Kasımpaşa ve Ayaspaşa-Gümüşsuyu tarafında Müslüman mezarlığı, Pera bölgesinin bittiği Aya Triada Kilisesi dahil Rum mezarlığı, Taksim ve Ayaspaşa’da Latin Katolik ve Protestan (Frenk) mezarlıkları, Harbiye’ye doğru ise Ermeni mezarlıkları vardır. Taksim Parkı’nın bulunduğu mevkide bulunan en eski “Frenk Kabristanı”nda hem Roma Katoliklerinin hem de Protestanların kabirleri mevcuttur.

İlk Mezarlık
Frenk Kabristanına ilk defnedilenlerden biri Sultan Süleyman döneminde Kutsal Roma imparatorunun elçisi olarak İstanbul’a gelen de Busbecq’e hizmet etmiş ve 1561’de veba salgını esnasında hayatını kaybetmiş olan Flaman hekim Willem Quackelbeen’dir. Kayıtlı ilk defin olması sebebiyle Taksim bölgesindeki Frenk Kabristanı’nın bu tarihte başladığı kabul edilir.
“Grand Champs des Morts” mezarlık alanı 18. yüzyılda kesif bir servi, akasya ve akçaağaç ormanı olarak nitelendirilmiş, çeşitli peyzaj elemanları da eklenerek bir nevi yeşil gezinti ya da mesire alanına dönüşmüştür. İstanbul’un 19.yy. başlarındaki durumunu belgeleyen Melling eserlerinde bu bölgedeki mezarlıklara ait resimler ve detaylı tanımlar bulunur. Melling bu mezarlıkların yerinin güzel olduğunu belirterek, Avrupalıların bu mezarlıkların bulunduğu sırtlarda atla ya da yaya gezintiye çıktıklarını ve piknik yaptıklarını söylemektedir.
Miss Pardoe anılarında bu mezarlıkların kullanımını “Üzerlerine rahat minderler yerleştirilmiş olan divanlar, basma örtülü mezarlardan başka bir şey değildi; kebap satıcıları leziz yemeklerini pişirmek için mezarların siperlerine çukurlar kazmışlardı ve duman içindeki bu satış pavyonlarının ihtiyaç duyduğu oturaklar ve tezgâhlar da ölümün yine aynı geniş arazisinden bol bol temin ediliyordu.” diye anlatır.
Pangaltı Latin Mezarlığı Kuruluyor
1800’lerin başında Taksim kışlalarının inşasının başlamasıyla büyük mezarlık alanının bir kısmı nakledilemeden ortadan kalkar. 1840’larda mezarlık alanlarının taşınması gündeme gelir ve özellikle Taksim’de bulunan Frenk Kabristanı’nın taşınma kararı ile Mgr. Paolo Brunoni tarafından Pangaltı Latin Mezarlığı 1852 senesinde mezarlık alanı olarak kurulur. 1853-54 yıllarına ait arşiv belgelerinde, Grand Champs des Morts’un bir bölümü olan ve şu an Gezi Parkı’nın olduğu yere ve Ayaspaşa tarafına denk gelen bölgede bulunan Frenk mezarlığının, başka yere nakline karar verildiği, bu arsaların inşaatı devam eden Taksim Mecidiye Kışlası için eğitim alanı olarak tahsis edildiği bildirilir.
1864 yılında İstanbul’u etkileyen büyük kolera salgını ve şehirleşmenin hızlanması nedeniyle mezarlıkların yerleşim alanlarından kaldırılması hız kazannır. Ayaspaşa Mezarlığı, Taksim bölgesinde yerleşmenin yoğunlaşması ile birlikte halk sağlığı için tehlikeli olarak görülmüş, Ayaspaşa mezarlığına gömü yapılmasını yasaklayan ve üç yıl içinde boşaltılmasını öngören karardan sonra Altıncı daire olarak da anılan Beyoğlu Belediyesi, Grand Champs des Morts’un istimlaki ve taşınma işlerini etap etap planlarken Katolik ve Protestan cemaatleri için Feriköy sırtlarında yeni oluşturulan mezarlık alanına bu mezarlıklar tamamen taşınır.
1852 yılından itibaren önce Saint François’dan gelen mezar taşları, sonra da 1865 yılından itibaren tüm mezar taşları, kitabeler ile birlikte yaklaşık 22 bin kişinin kemikleri yeni mezarlığa nakledilir. Frenk mezarlıklarının bulunduğu alan, önce Taksim Mecidiye Kışlası ve talim alanına, daha sonra da Taksim bahçesine dönüşür, daha sonra 1870’de bu alanda Taksim Belediye Gazinosu kurulacaktır. Bu büyük mezarlık alanlarının taşınmasını takip eden altı yıl sonrasında tüm mezarlık alanları yavaş yavaş mülke dönüşecek ve yapılaşma başlayacaktır.

İlk Anıtsal Mezar
Feriköy Latin Mezarlığında öncelikle bir anıtsal kemiklik inşa edilmesi kararlaştırılmış ve kare bir lahit şeklinde bir yapı tasarlanmıştır. Ayaspaşa Mezarlığından çıkarılan kemiklerin konduğu bu hatıra anıtının dış duvarları buradan gelen 178 taşla kaplanmış, böylelikle de eski mezarlığın bir devamı olarak algılanması sağlanmıştır.
Bu kemikliğin kapısının üstüne yerleştirilen taş Galata’da artık mevcut olmayan Aziz François kilisesinden gelen 14. yüzyıla ait güzel Gotik karakterlerle kazınmış Latince bir yazıttır; “SEPULCRUM DOMINI ANDRIOLI DE PAGANA, ET HEREDUM SUORUM, QUI OBIIT ANNO DNI MCCCXXXVDIE XV JUNI” “15 Haziran 1330 tarihinde vefat eden Bay Andrioli de Pagana ve varisinin mezarı”
Daha sonra birinci anıtın yanına, sıra ile iki kemiklik daha inşa edilmiştir. Sekizgen bir şema üzerine tasarlanan bu kemiklikler birbirinin eşi olup Neo-Gotik üslûpta tasarlanmıştır.
Bugün mezarlık içerisinde görülen bu kemiklikler, Grand Champs des Morts’tan taşınan bu büyük tarihî mirasın en önemli hatıralarından biridir.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı İstanbul’un En Büyük Katolik Mezarlığı mı?
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, Osmanlı’da Frenk olarak bilinen tebaanın Katolik kısmını barındırmaktadır. Burada;
- Levanten aileler
- Ermeni Katolikleri
- Rum Katolikleri
- Süryaniler
- Keldaniler
- Melkitler
- Avrupa kökenli diplomatlar ve aileleri
- Avrupa kökenli Askerler, Sanatçılar, Mimarlar
gibi Katolik olan çok farklı topluluklardan insanlar defnedilmiştir.
Kırım savaşı (1853-1856) esnasında Osmanlı ordusunun yanında yer alan Fransız ve İtalyan (Sardinya-Piemonte Krallığı) birliklerinin ölen askerleri bu kabristana gömülmüştür.
Fransız Şark Ordusunun 1854-1856 tarihleri arasında ölen askeri doktorları ve Yeniköy hastanesinde vefat eden Sardinya Ordusunun askerleri anısına iki dikilitaş bulunmaktadır.
1914-1918 savaşında Fransız asıllı İstanbullu ailelerin ölen çocukları anısına Saint Jean Chrysostome bölümünde bir anıt yaptırılmıştır.
Macarların büyük liderlerinden István Széchenyi’nin oğlu, İstanbul’da ilk modern itfaiye teşkilatını kuran Ödön Széchenyi, bu mezarlıkta yatmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden Macar askerler için de bir kitabe bulunmaktadır. Şapka üretiminin öncülerinden Jozsef Ürmenyhazi’nin de mezarı buradadır.
Latin Katolik Mezarlığı Kaç Bölümden Oluşmaktadır?
Mezarlık altı ana bölümden oluşmaktadır:
- Carré Sts Pierre et Paul
- Carré St Joseph
- Carré St Albert
- Carré St Laurent
- Carré Sts Anges Gardiens
- Carré St Jean Chrysostome
Bu bölümler Katolik dünyasının önemli azizlerinin isimlerini taşımaktadır.

Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Şapeli ve Mimari Özellikleri
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nın en dikkat çekici yapılarından biri merkezî şapeldir.
Şapelin inşasına 1863 yılında başlanmış, Roma’daki Propaganda Koleji’nde eğitim görmüş Abbé Giorgiovich tarafından tasarlanmıştır. Maddi sıkıntılar nedeniyle inşaat uzun sürmüş ve yapı ancak 1872 yılında tamamlanabilmiştir.
Sekizgen planlı şapel, kurşun kubbesi ve Neoklasik mimarisiyle dikkat çeker. Yapının dış cephesinde iyon başlıklı pilasterler, kemerli açıklıklar ve klasik bezemeler görülür.
İç mekânda ise:
- Melek figürleri
- Alfa ve Omega sembolleri
- Örtülü urnalar
- Klasik sütun düzenleri
yer almaktadır.
Şapelin sunak bölümündeki Meryem’in Göğe Yükselişi tablosunun, Fransa İmparatoru III. Napolyon tarafından hediye edildiği bilinmektedir.
Kırım Savaşı ve I. Dünya Savaşı Anıtları
Mezarlıkta yalnızca siviller değil, savaşlarda hayatını kaybeden askerler de anılmaktadır.
Kırım Savaşı sırasında ölen Fransız askerlerinin kemikleri İstanbul’un çeşitli bölgelerindeki mezarlıklardan çıkarılarak burada oluşturulan özel bölüme taşınmıştır. Bu askerlerin anısına III. Napolyon’un desteğiyle bir anıt yapılmıştır.
Ayrıca 1855 Doğu Seferi sırasında hayatını kaybeden Sardinya askerleri için piramit biçimli bir anıt bulunmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşamını yitiren Fransız ve İtalyan askerlerinin mezarları da mezarlığın önemli bölümleri arasında yer almaktadır.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nın Anıtsal Mezarları
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda yer alan anıtsal mezarlar, İstanbul’un Levanten geçmişini ve Avrupa mezar sanatı geleneklerini yansıtan önemli yapılardır. Neo-Gotik şapellerden Neoklasik aile mozolelerine kadar pek çok eser mezarlığı açık hava müzesine dönüştürmektedir.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığında Yatan Ünlü İsimler
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, yalnızca İstanbul’un en büyük Katolik mezarlığı değil, aynı zamanda şehrin kültür, sanat, mimarlık ve bilim tarihine yön vermiş pek çok önemli ismin son istirahatgâhıdır. Mezarlıkta bulunan anıtsal mezarlar, Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul’un kozmopolit yapısını şekillendiren Levanten topluluğunun izlerini günümüze taşımaktadır.
Pascal Sebah (1823-1886)
Osmanlı döneminin en tanınmış fotoğrafçılarından biri olan Pascal Sebah, İstanbul, Kudüs, Kahire ve Anadolu’da çektiği fotoğraflarla 19. yüzyıl Doğu dünyasının görsel hafızasını oluşturmuştur. Beyoğlu’nda kurduğu fotoğraf stüdyosu dönemin en prestijli fotoğraf atölyelerinden biri hâline gelmiştir. Osmanlı sarayı için de çalışan Sebah’ın eserleri günümüzde dünyanın birçok müze ve arşivinde korunmaktadır. Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’ndaki mezarı, fotoğraf tarihine ilgi duyan ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalardan biridir.

Marcel Pervititch (1904-1956)
Marcel Pervititch, İstanbul’un tarihî dokusunu belgeleyen ve günümüzde “Pervititch Haritaları” olarak bilinen sigorta haritalarıyla tanınan ailenin mensuplarından biridir. Özellikle Beyoğlu, Galata, Şişli ve çevresindeki yapı stokunu ayrıntılı biçimde gösteren bu haritalar, günümüzde uzmanlar tarafından önemli bir kaynak olarak kullanılmaktadır.

Alexandre Vallaury (1850-1921)
İstanbul’un mimari kimliğini şekillendiren en önemli isimlerden biri olan Alexandre Vallaury, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Batı mimarlığı ile Osmanlı mimari geleneğini başarıyla birleştiren mimarlar arasında yer alır. Paris’teki École des Beaux-Arts’ta eğitim aldıktan sonra İstanbul’a dönen Vallaury; Osmanlı Bankası Genel Müdürlüğü, Pera Palas Oteli, Cercle d’Orient, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Sanayi-i Nefise Mektebi gibi dönemin en prestijli yapılarına imza atmıştır. Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda Vallaury ailesine ait mezarlar bulunmakta olup, bu aile İstanbul’un mimarlık tarihinin en önemli temsilcileri arasında kabul edilmektedir.
Leonardo De Mango (1843-1930)
Napoli doğumlu ressam Leonardo De Mango, 1883 yılında İstanbul’a yerleşmiş ve kısa sürede dönemin sanat çevrelerinde önemli bir yer edinmiştir. Osman Hamdi Bey’in davetiyle Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğretim üyeliği yapan sanatçı, özellikle İstanbul manzaraları, Boğaziçi kıyıları, cami iç mekânları ve gündelik yaşam sahnelerini konu alan eserleriyle tanınmaktadır. Oryantalist ressamlar arasında önemli bir yere sahip olan De Mango’nun tabloları, 19. yüzyıl sonu İstanbul’unun görsel hafızasını oluşturan en değerli kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir.
Philipp Anton Dethier (1803-1881)
Alman kökenli arkeolog, tarihçi ve eğitimci Philipp Anton Dethier, Osmanlı arkeolojisinin öncü isimlerinden biridir. Uzun yıllar Müze-i Hümayun’un müdürlüğünü yürüten Dethier, İstanbul ve Anadolu’daki tarihî eserlerin belgelenmesi ve korunması konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir. Osmanlı’da modern müzeciliğin gelişmesine katkı sağlayan isimlerden biri olarak kabul edilen Dethier’in mezarı, mezarlığın bilim ve kültür tarihi açısından en önemli duraklarından biridir.
Jean Brindesi (1826-1888)
İstanbul doğumlu oryantalist ressam Jean Brindesi, 19. yüzyıl İstanbul’unu belgeleyen sanatçılar arasında özel bir yere sahiptir. Pera’daki atölyesinde ürettiği suluboyalar, gravürler ve çizimler sayesinde dönemin kıyafetleri, sokak yaşamı, törenleri ve gündelik hayatı günümüze kadar ulaşmıştır. Özellikle “Souvenirs de Constantinople” adlı çalışmaları, Osmanlı İstanbul’unun görsel tarihini inceleyen araştırmacılar için önemli bir kaynak niteliğindedir.
Giuseppe Canzuch
Pera’nın en tanınmış eczanelerinden biri olan Kanzuk Eczanesi’nin sahibi Giuseppe Canzuch, 19. yüzyıl sonlarında İstanbul’un sağlık ve eczacılık alanındaki önemli isimlerinden biriydi. 1881 yılında Londra’da düzenlenen Uluslararası Tıp Kongresi’nde başarı ödülüne layık görülmüş, ayrıca Osmanlı Devleti tarafından Mecidiye ve Osmaniye nişanları ile onurlandırılmıştır. Mezarı, dönemin Levanten burjuvazisinin sosyal ve ekonomik gücünü yansıtan dikkat çekici örneklerden biridir.

Feriköy’ün Levanten Aileleri
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı aynı zamanda İstanbul’un ekonomik, kültürel ve sosyal hayatına yön veren Levanten ailelerin kolektif hafızasını da korumaktadır. Ticaret, bankacılık, sigortacılık, mimarlık, sanat ve fotoğrafçılık alanlarında faaliyet gösteren bu aileler, 19. ve 20. yüzyıl İstanbul’unun gelişiminde önemli rol oynamıştır.
Mezarlıkta;
- Casaretto Ailesi
- Corpi Ailesi
- Tubini Ailesi
- Mongeri Ailesi
- Sebah Ailesi
- Canzuch Ailesi
- Cappella Ailesi
- Christovics Ailesi
- Collaro Ailesi
- Gianetti Ailesi
- Scarpello Ailesi
- Tossignani Ailesi
- Vallaury Ailesi
- Botter Ailesi
gibi İstanbul’un tanınmış Levanten ailelerine ait anıtsal mezarlar bulunmaktadır. Bu ailelerin hikâyeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde İstanbul’un uluslararası ticaret merkezi kimliğini, Avrupa ile kurduğu ilişkileri ve kozmopolit yapısını anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, bu ailelerin bıraktığı kültürel miras sayesinde adeta açık hava tarih müzesi niteliği taşımaktadır.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’ndaki Anıtsal Mezarlar ve Mimari Üsluplar
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı yalnızca tarihî kişileriyle değil, mimari çeşitliliğiyle de dikkat çekmektedir. Mezarlıkta yer alan anıt mezarlar, şapeller ve aile kabirleri 19. ve 20. yüzyıl Avrupa sanat anlayışının İstanbul’daki yansımalarını gözler önüne sermektedir.
Burada Neoklasik, Neo-Gotik, Art Nouveau, Art Déco, Empire ve Eklektik gibi farklı mimari üslupların örnekleri aynı alanda görülebilmektedir. Bu özellik, mezarlığı yalnızca bir defin alanı olmaktan çıkarıp adeta açık hava mimarlık müzesine dönüştürmektedir.

Neo-Gotik Üslup
Orta Çağ Avrupa katedrallerinden ilham alan Neo-Gotik üslup, sivri kemerleri, kule benzeri yükselen formları ve zengin taş süslemeleriyle dikkat çeker. Bu tarz mezarlar, ziyaretçilere küçük bir şapeli ya da gotik bir kiliseyi hatırlatır.
Art Nouveau (Yeni Sanat)
19.yüzyılın sonlarında ortaya çıkan Art Nouveau akımı, doğadan ilham alan kıvrımlı çizgileri ve bitkisel süslemeleriyle tanınır. Sarmaşıklar, çiçekler, yaprak motifleri ve akıcı formlar bu üslubun temel özellikleridir. Feriköy’deki bazı mezarlarda taş işçiliğinin adeta canlı bir bitki gibi şekillendirildiği görülür. Botter aile mezarı bu üslubun en güzel örneklerinden biridir.
Art Déco
1920’li ve 1930’lu yılların gözde sanat anlayışı olan Art Déco, daha sade ve geometrik bir görünüm sunar. Keskin çizgiler, simetrik desenler ve modern formlar bu üslubun karakteristik özellikleridir. Feriköy Mezarlığı’nda özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarına tarihlenen bazı mezarlarda Art Déco etkileri görülmektedir.
Empire Üslubu
Napolyon dönemi Fransası’nda gelişen Empire üslubu, gücü ve ihtişamı simgeleyen süslemeleriyle tanınır. Kartallar, defne çelenkleri, sütunlar ve anıtsal kompozisyonlar bu tarzın öne çıkan unsurlarıdır. Feriköy’deki bazı aile mezarları bu görkemli anlayışın izlerini taşımaktadır.
Eklektik Üslup
Eklektik mimari, tek bir stile bağlı kalmak yerine farklı dönem ve akımlardan unsurların bir araya getirilmesiyle oluşur. Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’ndaki birçok mezarda Neoklasik, Neo-Gotik ve Art Nouveau detaylarının aynı yapıda kullanıldığı görülmektedir. Bu durum mezarlığın mimari açıdan zenginliğini daha da artırmaktadır.
Sütunlar, obeliskler, şapeller, anıt mezarlar, melek heykelleri ve ince taş işçiliği sayesinde Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, İstanbul’un en etkileyici açık hava heykel ve mimarlık müzelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Neoklasik Üslup
Neoklasik mimari, Antik Yunan ve Roma sanatından esinlenen bir akımdır. Simetrik tasarımlar, sütunlar, üçgen alınlıklar, çelenkler ve akantus yaprakları bu üslubun en belirgin özellikleridir. Feriköy Mezarlığı’ndaki birçok Levanten aile mezarında bu anlayışın izleri görülmektedir. “Yeni Klasikçilik” olarak da adlandırılan bu anlayış, sadelik, simetri, düzen ve anıtsallığı ön plana çıkarır.
19. yüzyılda Avrupa’da büyük bir yaygınlık kazanan Neoklasik üslup, Tanzimat döneminden itibaren İstanbul’da da etkisini göstermeye başlamıştır. Özellikle bankalar, elçilikler, kamu yapıları ve Levanten ailelerin yaptırdığı mezar anıtlarında bu tarzın izleri görülmektedir.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’ndaki Neoklasik mezarlar da bu kültürel etkileşimin önemli örnekleri arasında yer alır. Mezarların mimari detaylarında Antik Yunan ve Roma sanatından alınan birçok unsur dikkat çeker.

Neoklasik Mezarların Özellikleri
Feriköy’deki Neoklasik mezarlarda en sık görülen mimari ve süsleme unsurları şunlardır:
- Akantus yaprakları
- Defne çelenkleri ve girlandlar
- Sütunlar ve pilasterler
- Üçgen alınlıklar
- Obeliskler
- Rozetler
- Palmet motifleri
- Ters meşaleler
- Kanatlı kum saatleri
- Klasik urnalar
- Koç başı figürleri
Bu süslemeler yalnızca dekoratif amaç taşımaz; ölüm, ölümsüzlük, yeniden doğuş, zafer ve sonsuz yaşam gibi kavramları da simgeler.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda özellikle Jean Brindesi, Canzuch, Cappella, Christovics, Antoine Collaro, Gianetti, Scarpello ve Tossignani ailelerine ait mezarlar, Neoklasik üslubun en dikkat çekici örnekleri arasında gösterilmektedir.
Mezar Taşlarındaki Semboller Ne Anlatıyor?
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı aynı zamanda sembollerle yazılmış bir tarih kitabı gibidir.
Akantus Yaprağı
Ölümsüzlüğü ve sonsuz yaşamı simgeler. Mezarlıkta en sık karşılaşılan bezeme unsurudur.
Defne Çelengi ve Girlandlar
Zaferi, ebediyeti ve ölümden sonraki yaşamı temsil eder.
Ters Meşale
Roma döneminden gelen bu sembol, sona eren yaşamı ifade eder.
Kanatlı Kum Saati
İnsan ömrünün geçiciliğini ve zamanın akışını simgeler.
Koç Başı
Antik çağdaki kurban ritüellerine gönderme yapan Neoklasik bir semboldür.
Kelebek
Ruhun dönüşümünü ve ölümsüzlüğünü temsil eder.
Ouroboros
Kendi kuyruğunu ısıran yılan figürü sonsuzluğu, yeniden doğuşu ve yaşam-ölüm döngüsünü ifade eder.
Alfa ve Omega
Başlangıç ve son anlamına gelir. Hristiyan ikonografisinin en önemli sembollerinden biridir.

Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Ziyaret Bilgileri
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, yalnızca Katolik cemaatine mensup kişilerin yakınlarına değil, İstanbul’un tarihini, mimarisini ve Levanten kültürünü tanımak isteyen ziyaretçilere de açıktır. Mezarlık; sanat tarihçileri, mimarlık araştırmacıları, fotoğrafçılar ve tarih meraklıları tarafından resmi izin alınarak ziyaret edilmektedir. Resmi izin İstanbul Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu’ndan alınmaktadır. Lütfen web sitesindeki bilgileri inceleyin: https://latinkatolikkilisesiistanbul.com/
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nı Kimler Ziyaret Edebilir?
Mezarlığı kolayca ziyaret etmek için burada defnedilmiş bir yakınının bulunması önemlidir, yakınının mezarını ziyaret etmek isteyen kapıdaki görevlilere söyleyerek resmi izin almadan içeri girebilir. Araştırma ya da belgeleme amacıyla girecek kişiler resmi izin alarak içeri girebilmektedir. Resmi izin İstanbul Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu’ndan alınmaktadır.
Giriş Ücretli Mi?
Hayır. Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’na giriş ücretsizdir. Ziyaretçilerden herhangi bir giriş ücreti talep edilmez. Sadece İstanbul Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu’ndan resmi izin alınması gereklidir.
Müze Kart Geçerli Mi?
Hayır. Mezarlık bir müze ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ören yeri olmadığı için MüzeKart kullanılmamaktadır.
Ziyaret Saatleri Nedir?
Ziyaret saatleri dönemsel olarak değişebilmekle birlikte, mezarlık genellikle gündüz 9.00-17.00 arası ziyaret edilebilmektedir. Son yıllarda gerçekleştirilen kültür ve fotoğraf etkinliklerinde ziyaret saatleri çoğunlukla uygulanmıştır. Gitmeden önce güncel bilgilerin kontrol edilmesi tavsiye edilir.
Ziyaret Sırasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı aktif olarak kullanılan bir mezarlık olduğundan ziyaret sırasında sessiz olunmalı ve mezar alanlarına saygı gösterilmelidir. Mezar taşlarına zarar verilmemeli, anıtların üzerine çıkılmamalı ve mezarlığın manevi atmosferine uygun davranılmalıdır.
Fotoğraf Çekmek Serbest Mi?
Genel olarak mezarlık mimarisini ve tarihî mezar anıtlarını fotoğraflamak mümkündür. Ancak profesyonel çekimler, ticari kullanım veya özel etkinlikler için önceden İstanbul Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu’ndan resmi izin alınması gerekebilir. Ziyaret öncesinde güncel kuralların öğrenilmesi faydalı olacaktır.
Mezarlığı Ziyaret Etmek İçin En Uygun Zaman Ne Zaman?
İlkbahar ve sonbahar ayları hem hava koşulları hem de ışık açısından mezarlığı ziyaret etmek için en uygun dönemlerdir. Özellikle sabah ve öğleden sonra saatlerinde mezar taşlarının detayları ve heykeller üzerindeki ışık-gölge oyunları etkileyici görüntüler oluşturur.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Hakkında Sık Sorulan Sorular
İstanbul’un en büyük Katolik mezarlığı olan Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, tarihi ve mimari özellikleriyle ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Aşağıda mezarlık hakkında en sık sorulan soruların cevaplarını bulabilirsiniz.
Mezarlığın kuruluş süreci 1850’li yıllarda başlamış, Mgr. Paolo Brunoni tarafından 1852 senesinde kurulmuştur. 1864 senesinde Taksim’deki Frenk Kabristanının istimlaki dolayısıyle bütün mezarlar Feriköy’deki bu yeni mekâna taşınmış ve Katolik cemaatinin yeni defin alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Şapelin temeli 1863 yılında atılmış, yapı 1872 yılında tamamlanmıştır.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı, İstanbul’un Levanten, Katolik ve çok kültürlü geçmişini günümüze taşıyan en önemli tarihî alanlardan biridir. Mezarlıkta sanatçılar, mimarlar, diplomatlar, askerler ve İstanbul’un önde gelen Levanten ailelerine ait mezarlar bulunmaktadır.
Mezarlıkta Alexandre Vallaury ailesi, Leonardo De Mango, Philipp Anton Dethier, Jean Brindesi ve Giuseppe Canzuch gibi önemli isimlerin yanı sıra Casaretto, Corpi, Tubini, Mongeri ve Sebah gibi tanınmış Levanten ailelerin mezarları bulunmaktadır.
Mezarlık bir yakınını ziyaret etmek isteyenlere açıktır. Ayrıca İstanbul Latin Katolik Kilisesi Episkoposluğu’ndan resmi izin alınarak dışardan ziyaretçiler de gezebilir. Özellikle tarih, sanat tarihi, mimarlık ve fotoğrafçılıkla ilgilenen ziyaretçiler tarafından sıkça ziyaret edilmektedir.
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda Neoklasik, Neo-Gotik, Art Nouveau, Art Déco, Empire ve Eklektik üsluplarda inşa edilmiş çok sayıda mezar ve anıt bulunmaktadır.
Evet. Yaklaşık 10.900 metrekarelik alanı ve 1859 yılından günümüze ulaşan 40 binden fazla defin kaydıyla İstanbul’un en büyük Katolik mezarlığı olarak kabul edilmektedir.
Akantus yaprakları ölümsüzlüğü, defne çelenkleri zaferi, ters meşaleler sona eren yaşamı, kanatlı kum saatleri zamanın geçiciliğini, Ouroboros ise sonsuzluk ve yeniden doğuşu simgeler.
Ayrıca İlgili Link ve Kaynaklar:
Feriköy Latin Katolik Mezarlığı Fotoğrafları
Marmara Bölgesi gezilecek yerler
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi
Arzu Özsavaşcı, Taksim-Maçka Yeşil Alanının Değişim Sürecine Eleştirel Bir Bakış, İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Tarihi A.BD., Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 1999.
F. Selva Suman, Neoclassical Funerary Monuments at the Feriköy Latin Catholic Cemetery in Istanbul, İU, Art-Sanat, Ocak 2019, s:365-392.
Brian Johnson, “Istanbul’s Vanished City of the Dead: The Grand Champs des Morts”, Istanbul: Myth to Modernity / Efsanelerden Günümüze, ed. Nezih Başgelen ve Brian Johnson, İstanbul 2002, c. 1, s. 93-104.
Brian Johnson, “1453’ten Günümüze İstanbulun Hristiyan ve Yahudi Mezarlıkları”, Büyük İstanbul Tarihi, s.418-427.
F. Selva Suman, The silent city: Reading tomb structures at the Latin Catholic cemetery in Feriköy, İstanbul, Sessiz şehir: İstanbul Feriköy Latin Katolik mezarlığındaki yapıların üslûp açısından okunması, İTÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi A.B.D., Yayınlanmamış Doktora Tezi, 2019.


