Uzungöl Tabiat Parkı; Soğanlı Sıradağları ile Kaçkar Sıradağları‘nın kesişim noktasında, Karadeniz‘in en yaşlı orman ekosistemlerine ev sahipliği yapan anıtsal bir doğa harikasıdır. Ancak son yıllarda artan kitle turizminin baskısı, kontrolsüz yapılaşma tartışmaları ve çevresel faktörler sebebiyle belde, geleneksel bakir dokusunu ve ekolojik dengesini koruma mücadelesi vermektedir.
Tıpkı benzer bir sosyo-ekonomik dönüşüm ve kentsel yenileme sürecinden geçen Ayder Yaylası gibi Uzungöl de ticari dinamikler ile doğayı koruma bilinci arasında kritik bir eşikte yer almaktadır. Bu rehberde; Uzungöl nerede ve nasıl gidilir gibi pratik ulaşım detaylarının yanı sıra beldedeki güncel ekolojik durumu, imar verilerini ve Karadeniz gezilecek yerler rotasındaki bu simgesel değerin geçirdiği yapısal dönüşümü nesnel bir yaklaşımla ele alıyoruz.
Uzungöl’ün Önemi ve Bölgesel Değeri

Uzungöl, Trabzon’un Çaykara ilçesinde, Haldizen Deresi yatağının kütle kayması sonucu kapanmasıyla oluşan ve Doğu Karadeniz’in en simgesel heyelan set göllerinden biridir. 1989 yılında Tabiat Parkı ve ardından Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen alan; Kafkasya ekolojik sıcak noktası sınırları içerisinde yer alan zengin florası, endemik bitki türleri ve barındırdığı yaban hayatıyla Doğu Karadeniz dağlık ekosisteminin dengesini koruyan son derece hassas ve stratejik bir ekolojik sığınaktır.
Bölgesel ve ulusal turizmin en güçlü markalarından biri olan Uzungöl, Doğu Karadeniz ekoturizminin ve bölgesel ekonominin ana lokomotifi konumundadır. Yıl boyunca yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlayan göl ve çevresi; doğa yürüyüşü, doğa fotoğrafçılığı ve botanik turları gibi sürdürülebilir açık hava aktivitelerine ev sahipliği yaparken bölge halkının istihdamına, yerel işletmelere ve geleneksel zanaatların yaşatılmasına doğrudan katkı sağlamaktadır.
Sadece bir doğa harikası olmakla kalmayan Uzungöl; Sultan Murat, Garester ve Haldizen yayla rotalarının kesişim noktasında bulunarak geleneksel Karadeniz ahşap mimarisinin ve asırlık yaylacılık kültürünün günümüzde de yaşatıldığı simgesel bir mekândır. Sarp topoğrafyası ve mistik coğrafyasıyla doğa ile insan yerleşiminin uyumunu sergileyen bu özel alan, Türkiye’nin ulusal ölçekte korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken en değerli jeolojik ve kültürel mirasları arasında yer almaktadır.
Konu Başlıkları
- Uzungöl Kısa Bilgiler Tablosu
- Uzungöl Nerededir ve Nasıl Gidilir?
- Uzungöl Nasıl Oluşmuştur? (Jeolojik Oluşum Süreci)
- Uzungöl Tabiat Parkı Aktiviteleri: Yapılacak En Popüler Şeyler
- Uzungöl Tabiat Parkı Doğal Hayatı ve Biyoçeşitliliği
- Uzungöl Hakkında İlginç Bilgiler
- Rakamlarla Uzungöl
- Uzungöl Hakkında Efsaneler, Mitler ve Halk Söylenceleri
- Uzungöl Tabiat Parkı Hakkında Güncel Bilgiler ve Çevre Sorunları
- Uzungöl Tabiat Parkı ve Karadeniz Yeşil Yol Projesi
- Uzungöl Tabiat Parkı’na Gitmeli mi?
- Uzungöl Çevresinde Gezilecek Yerler
- Uzungöl’de Ne Yenir? Yöresel Karadeniz Mutfağı
- Uzungöl Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Ayrıca İlgili Linkler
Uzungöl Kısa Bilgiler Tablosu
Uzungöl Nerededir ve Nasıl Gidilir?
Uzungöl, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon ilinin Çaykara ilçesi sınırları içerisinde yer alan dünyaca ünlü bir heyelan set gölüdür. Soğanlı Dağları‘nın eteklerinde, Haldizen Deresi vadisinde konumlanan göl; Trabzon şehir merkezine yaklaşık 99 kilometre, Çaykara ilçe merkezine ise 19 kilometre mesafededir.
Özel Araç ile Ulaşım
Özel araçlarıyla Uzungöl‘e seyahat edecek ziyaretçilerin izlemesi gereken ana rotalar şu şekildedir:
- Trabzon Yönünden: Trabzon şehir merkezinden hareket ederek Karadeniz sahil yolu (D010 / E70) boyunca doğu yönünde Yomra, Arsin, Araklı ve Sürmene ilçeleri geçilerek Of ilçesine ulaşılır. Of ilçe girişinden güney yönüne ayrılan Of – Çaykara Yolu (D915) takip edilerek sırasıyla Çaykara ilçe merkezine ve ardından vadiden yukarıya doğru ilerlenerek Uzungöl‘e varılır. Trabzon – Uzungöl arası yolculuk ortalama 1,5 saat sürmektedir.
- Rize Yönünden: Rize yönünden gelen sürücüler sahil yolunu batı yönünde takip ederek Of ilçesine ulaşabilir ve buradan güneye saparak aynı vadiden devam edebilirler. Rize ile Uzungöl arası mesafe yaklaşık 70 kilometre olup araçla yolculuk yaklaşık 1 saat 10 dakika sürmektedir.
Toplu Taşıma ve Dolmuş Seferleri
Toplu taşıma araçlarını tercih eden gezginler için Trabzon ve çevresinden düzenli ulaşım seçenekleri mevcuttur:
- Trabzon Merkezden: Trabzon Otogarı ve şehir merkezinden kalkan özel seyahat firmalarına ait Uzungöl minibüsleri ve otobüsleri ile doğrudan ulaşım sağlanabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında turizm yoğunluğuna bağlı olarak sefer sayıları oldukça artmaktadır.
- Çaykara ve Of Üzerinden: Of veya Çaykara ilçe merkezlerinden gün boyunca belirli aralıklarla hareket eden ilçe dolmuşları ile Uzungöl‘e kolayca geçilebilmektedir.
Hava Yolu ile Ulaşım
Farklı illerden veya yurt dışından hava yoluyla gelecek ziyaretçiler için en yakın ve pratik ulaşım noktası Trabzon Havalimanı‘dır:
- Trabzon Havalimanı‘na indikten sonra terminal bünyesindeki araç kiralama şirketlerinden araç temin ederek, özel tur transfer servislerini kullanarak veya havalimanından şehir merkezine geçip Uzungöl otobüslerine binerek bölgeye ulaşabilirsiniz. Havalimanı ile Uzungöl arasındaki karayolu mesafesi yaklaşık 90 kilometre olup yolculuk ortalama 1 saat 20 dakika sürmektedir.
Uzungöl Nasıl Oluşmuştur? (Jeolojik Oluşum Süreci)

Uzungöl, Doğu Karadeniz’in dik ve sarp topoğrafyasında meydana gelen kütle hareketleri sonucunda biçimlenmiş tipik bir heyelan set gölüdür. Trabzon’un Çaykara ilçesinde yer alan göl; Soğanlı Dağları‘nın kuzey yamaçlarından kopan devasa kaya ve toprak kütlelerinin, vadi tabanından akan Haldizen Deresi‘nin (Şrah Deresi) önünü kapatmasıyla doğal bir baraj şeklinde oluşmuştur.
Uzungöl’ün evrimini ve doğal oluşum safhalarını belirleyen temel süreçler şunlardır:
Kütle Kayması ve Doğal Setin Teşekkülü
Yaklaşık 400 ila 500 yıl önce (16. yüzyıl civarında) Doğu Karadeniz’in yüksek yağış rejimi, dik eğimi ve donma-çözülme süreçleri nedeniyle vadi yamaçlarında büyük bir heyelan meydana gelmiştir. Yükseklerden kopan tonlarca ağırlıktaki kaya blokları ve alüvyonal malzeme Haldizen Deresi yatağına akarak derenin önünde doğal bir bent (set) oluşturmuştur.
Suyun Vadide Birikmesi ve Göl Çanağının Dolması
Setin arkasında hapsolan Haldizen Deresi‘nin berrak suları, derin vadi boyunca geriye doğru birikmeye başlamıştır. Vadinin dar ve uzun yapısı nedeniyle biriken su kütlesi enlemesine genişleyememiş, dik dağlar arasında uzunlamasına bir hat boyunca yayılarak göle adını veren karakteristik “uzun” göl formunu kazanmıştır.
Günümüzdeki Alüvyonlaşma ve Derinlik Değişimi
Oluştuğu ilk dönemlerde son derece derin bir yapıya sahip olan Uzungöl, yukarılardan akan derelerin taşıdığı mil, çamur ve organik maddelerin (alüvyon) göl tabanında birikmesiyle zamanla sığlaşma sürecine girmiştir. Günümüzde gölün ekolojik dengesini ve derinliğini korumak amacıyla devlet eliyle dönemsel dip temizleme ve alüvyon tutucu tersip bentleri çalışmaları yürütülmektedir.
Uzungöl Tabiat Parkı Aktiviteleri: Yapılacak En Popüler Şeyler

Her ne kadar merkezdeki yoğun yapılaşma ve ticari kalabalık huzur arayanları biraz yorsa da, Uzungöl Tabiat Parkı’nın geniş coğrafi sınırları ve çevresindeki sarp dağlar doğa tutkunlarına hâlâ deneyimlenebilecek harika alternatifler sunmaktadır. Karadeniz’in bu ikonik noktasında vaktinizi en verimli ve doğayla iç içe geçirebilmeniz için yapabileceğiniz en popüler aktiviteler şunlardır:
Haldizen Vadisi’nde Doğa Yürüyüşü (Hiking) ve Trekking
Uzungöl’ü var eden Haldizen Deresi boyunca uzanan vadi, muazzam yürüyüş parkurlarına sahiptir. Dört mevsim yeşil kalabilen bu yaşlı ormanların içinde yürürken doğanın ritmini hissedebilirsiniz.
- Sonbahar Foto-Safarisi: Eğer seyahatinizi sonbahar aylarına denk getirirseniz; kayın, köknar, akçaağaç ve kızılağaçların büründüğü kırmızı, sarı ve turuncu tonlar sayesinde vadi genelinde tam bir görsel şölen yakalayabilir, muhteşem manzara fotoğrafları çekebilirsiniz.
- Endemik Bitki Gözlemciliği: Biraz daha yükseklere meydan okumak isterseniz, Demirkapı ve Soğanlı Dağları’na doğru tırmanarak bu bölgede tescil edilmiş 60’tan fazla endemik bitki türünü yerinde inceleyebilirsiniz.
Yaban Hayatı Gözlemciliği ve Kuş Gözlemi
Tabiat parkının korunaklı yapısı, vahşi yaşam meraklıları ve fotoğrafçılar için oldukça zengin bir çevre sunmaktadır.
- Göl Çevresi ve Yaban Ördekleri: Göç yolları üzerinde bulunan Uzungöl’de, göl yüzeyinde süzülen yaban ördeklerini ve su kuşlarını izlemek sakinleştirici ve popüler bir aktivitedir.
- Vahşi Doğa Turları: Vadinin daha derin ve el değmemiş noktalarında bozayı, tilki, karaca, vaşak ve dağ keçisi gibi memeliler ile bölgedeki yırtıcı kuş türlerini izlemeye yönelik profesyonel gözlem faaliyetleri yürütülmektedir.
Yayla Turları ve Çevre Rotalar
Uzungöl merkezindeki kalabalıktan kaçmanın en güzel yolu, Yeşil Yol projesinin henüz tamamen yutamadığı üst taraftaki asırlık yaylalara doğru açılmaktır. Bölgedeki popüler geçiş hatlarını kullanarak tarihi Sultan Murat Yaylası‘na geçebilir veya oradan Şekersu rotasını takip ederek Bayburt sınırındaki sarp dağ coğrafyasını keşfe çıkabilirsiniz.
⚠️ Önemli Yerel Rehber Uyarısı: Uzungöl Tabiat Parkı’nda derin orman yürüyüşlerine veya vahşi doğa gözlem turlarına katılacaksanız tek başınıza hareket etmemelisiniz. Bölgedeki yırtıcı hayvan popülasyonunu, aniden bastıran Karadeniz sisini ve arazi koşullarını çok iyi bilen, doğal hayatı tanıyan yerel rehberlerle veya profesyonel gruplarla birlikte yürüyüşe çıkmanız güvenliğiniz açısından hayati önem taşımaktadır.
Uzungöl Tabiat Parkı Doğal Hayatı ve Biyoçeşitliliği

Uzungöl, iklimsel avantajları sayesinde dört mevsim boyunca yeşil kalmayı başarabilen son derece özel bir ekosisteme sahiptir. Çevresini saran dik yamaçlar ve vadiler, hem zengin bir flora (bitki örtüsü) hem de uluslararası öneme sahip bir fauna (yaban hayatı) çeşitliliğine ev sahipliği yapmaktadır.
Zengin Flora Yapısı ve Endemik Çeşitlilik
Göl ve çevresindeki ormanlık alanlar, Karadeniz’in en karakteristik ağaç türlerini bir arada barındırır:
- Ana Ağaç Türleri: Bölgede genellikle kayın, köknar, doğu ladini, akçaağaç ve kızılağaç türleri başı çekmektedir.
- Sonbahar Görsel Şöleni: Özellikle sonbahar ayları geldiğinde bu yapraklar sarı, turuncu ve kırmızının en derin tonlarına bürünerek vadi genelinde eşsiz bir görsel şölen sunar.
- Dağ Endemikleri: Bölgenin asıl botanik hazinesi ise biraz daha yukarılardadır; Demirkapı ve Soğanlı Dağları’nda tescil edilmiş 60’tan fazla endemik bitki türü yaşam mücadelesi vermektedir.
Yaban Hayatı (Fauna)
Tabiat parkının derinlikleri, yırtıcılardan göçmen kuşlara kadar çok sayıda yaban hayvanının korunaklı bir sığınağı konumundadır:
- Öne Çıkan Memeliler: Bozayı, tilki, karaca, vaşak, dağ keçisi ve tavşan bu dağlarda neslini sürdüren en önemli türlerdir.
- Kuş Türleri: Bölge genelinde çok sayıda yırtıcı kuş türünün yanı sıra, göl yüzeyinde süzülen yaban ördeklerini de keyifle izleyebilmek mümkündür.
Vahşi Yaşam ve Güvenli Yürüyüş Uyarısı
Uzungöl Tabiat Parkı‘nın zengin biyoçeşitliliğini ve bakir orman dokusunu keşfetmek amacıyla vadi derinliklerinde doğa yürüyüşü (trekking) yapacak ziyaretçilerin son derece dikkatli olmaları gerekmektedir. Bölgedeki bozayı, vaşak gibi yırtıcı yaban hayatı varlığını, aniden bastırabilecek Karadeniz sisini ve sarp arazi koşullarını iyi tanıyan profesyonel alan rehberleri eşliğinde hareket etmek can güvenliği açısından hayati önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, doğal ekosisteme yönelik kontrolsüz müdahaleler ve arazi tahribatları, bölgedeki sel ve heyelan risklerini doğrudan artırmaktadır.
Uzungöl Hakkında İlginç Bilgiler

Uzungöl; sadece Doğu Karadeniz’in simgesel manzaraları ve turizm yoğunluğuyla değil, jeolojik geçmişi, hassas ekosistemi ve geçirdiği hızlı sosyo-ekonomik dönüşüm süreçleriyle de pek çok şaşırtıcı ve az bilinen detay barındırmaktadır.
Yaklaşık 500 Yıllık “Genç” Bir Göl Oluşumu
Jeolojik zaman ölçeğinde bakıldığında Uzungöl, dünya üzerindeki en genç doğal göl oluşumlarından biridir. Tahminlere göre 16. yüzyılda (yaklaşık 400-500 yıl önce) Soğanlı Dağları‘nın kuzey yamaçlarından kopan devasa kaya kütlelerinin Haldizen Deresi‘nin önünü kapatmasıyla meydana gelmiştir. Bu durum, gölü binlerce yıllık antik göllere kıyasla oldukça genç bir jeolojik yapı kılmaktadır.
Gölün Alüvyonla Dolma ve Bataklığa Dönüşme Riski
Yukarı yaylalardan esen kuvvetli akıntılarla taşınan çamur, mil ve alüvyonal malzeme sebebiyle Uzungöl sürekli dolma ve sığlaşma tehdidi altındadır. Doğal süreç kendi haline bırakıldığında gölün kısa sürede dolup bataklığa dönüşme riski bulunmaktadır. Bu nedenle Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından göl girişine alüvyon tutucu özel tersip bentleri inşa edilmiş ve periyodik dip temizleme çalışmaları zorunlu hale getirilmiştir.
Kırmızı Benekli Alabalığın Doğal Yaşam Alanı
Uzungöl ve çevresindeki yüksek dağ dereleri, Doğu Karadeniz’in soğuk ve bol oksijenli sularında yaşayan endemik Kırmızı Benekli Alabalık (Salmo trutta labrax) türünün ana vatanlarından biridir. Bölge kültüründeki meşhur kiremitte alabalık mutfak geleneği de aslen bu akarsulardaki doğal alabalık varlığından doğmuştur.
Karadeniz’in Ilıman Kuşak Yağmur Ormanları
Uzungöl Tabiat Parkı sınırları; dünyada az sayıda coğrafyada rastlanan Ilıman Kuşak Yağmur Ormanları ekosistemine sahiptir. Vadinin dik ve dar topoğrafyası nedeniyle aniden alçalan sis ve nem kütleleri, gün içinde saatler içinde hava sıcaklığını ve görüş mesafesini değiştirerek beldede kendine özgü mistik bir mikroklima oluşturur.
1989 Yılında Erken Koruma Altına Alınan Alan
Doğu Karadeniz’de kitle turizminin henüz gelişmediği dönemlerde beldenin taşıdığı ekolojik değer fark edilmiş ve Uzungöl, 1989 yılında resmi olarak Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Ardından biyolojik çeşitliliği korumak amacıyla 2004 yılında beldeye Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsü verilmiştir.
Yerleşik Nüfusun 100 Katından Fazla Turist Yoğunluğu
Uzungöl‘ün resmi yerleşik nüfusu yaklaşık 1.500 kişi civarında olmasına karşın, özellikle yaz sezonunda beldede ağırlanan günlük ziyaretçi sayısı 100.000 sınırını aşabilmektedir. Bu durum, metrekare başına düşen ziyaretçi ve araç sayısı bakımından bölgeyi Türkiye’de en yüksek turizm baskısına maruz kalan doğal alanlardan biri yapmaktadır.
Kar Yükünü Engelleyen Geleneksel Çatı Mühendisliği
Göl çevresindeki özgün ahşap yapılarda kullanılan son derece dik kırma çatılar, yalnızca görsel bir gelenek değil; kış aylarında bölgeye yağan ağır kar kütlelerinin çatıda birikmesini önlemek ve çökme riskini sıfıra indirmek amacıyla geliştirilmiş geleneksel bir Karadeniz marangozluk mühendisliğidir.
Rakamlarla Uzungöl

Uzungöl; Doğu Karadeniz’in jeolojik geçmişini, hassas ekosistem ölçülerini, koruma statü tarihlerini, imar verilerini ve turizm kapasitesini sayıların nesnel diliyle ortaya koymaktadır. Coğrafya, mimarlık, ekoloji ve lojistik açıdan öne çıkan temel sayısal veriler şu şekildedir:
- 1.090 Metre Rakım: Uzungöl‘ün deniz seviyesinden ortalama yüksekliğidir.
- 1.000 Metre Uzunluk ve 500 Metre Genişlik: Heyelan setiyle oluşan göl çanağının yaklaşık eliptik yüzey boyutlarıdır.
- 15 Metre Maksimum Derinlik: Gölün tarihi süreçteki en derin noktası olup, yukarılardan taşınan alüvyon birikimi nedeniyle günümüzde ortalama derinlik 5 ila 6 metre seviyelerine inmiştir.
- 16. Yüzyıl (Yaklaşık 500 Yıl Önce): Soğanlı Dağları‘nın yamaçlarından kopan devasa kaya kütlelerinin Haldizen Deresi yatağını kapatmasıyla gölün oluştuğu tahmin edilen geolojik tarihsel evredir.
- 1989 Yılı: Uzungöl ve yakın çevresinin zengin biyoçeşitliliği nedeniyle resmi olarak Tabiat Parkı ilan edildiği tarihtir.
- 2004 Yılı: Bölgedeki doğal yaşamı korumak amacıyla beldeye Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsünün verildiği ve Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından geniş kapsamlı dip temizliği çalışmalarının yürütüldüğü yıldır.
- 1.460 Kişi Yerleşik Nüfus: Uzungöl Mahallesi‘nin resmi güncel yerleşik nüfus miktarıdır.
- 862 Adet İmar Affı Başvurusu: 2018 yılında çıkarılan İmar Affı düzenlemesinden yararlanmak amacıyla belde merkezinde kaçak ve ruhsata aykırı yapılar için yapılan resmi başvuru sayısıdır.
- 99 Kilometre ve 19 Kilometre: Uzungöl‘ün sırasıyla Trabzon şehir merkezine ve bağlı bulunduğu Çaykara ilçe merkezine olan karayolu mesafeleridir.
- 90 Kilometre: Trabzon Havalimanı ile Uzungöl arasındaki ortalama karayolu mesafesidir.
- 2.600 Kilometre: Samsun’dan başlayıp Artvin’e kadar uzanan ve Uzungöl Tabiat Parkı havzasından da geçen Karadeniz Yeşil Yol Projesi‘nin toplam rota uzunluğudur.
- 100.000’i Aşan Günlük Ziyaretçi: Özellikle yaz sezonunun pik dönemlerinde Uzungöl beldesinde ağırlanan günlük ortalama turist ve araç yoğunluğu sayısıdır.
Uzungöl Hakkında Efsaneler, Mitler ve Halk Söylenceleri
Uzungöl (özgün tarihsel adıyla Şerah); geçit vermez Soğanlı Dağları‘nın eteklerinde, aniden çöken mistik sis örtüsü ve sarp vadisiyle yüzyıllardır Doğu Karadeniz sözlü kültürünün ve halk anlatılarının en zengin odak noktalarından biri olmuştur. Jeolojik olarak heyelan setiyle biçimlenen göl ve etrafındaki yüksek yaylalar, yöre insanının imgelemiyle harmanlanarak pek çok efsane, mit ve simgesel anlatıya ilham vermiştir.
Yazılarınızda ve içerik kurgunuzda değerlendirebileceğiniz Uzungöl ve çevresine dair asırlardır anlatılagelen başlıca efsaneler ve halk söylenceleri şunlardır:
Batan Vadinin Gizemi ve Garester Heyelanı Söylencesi
Halk arasındaki en eski anlatılardan biri, gölün oluşumundan önceki vadi yaşamına dayanmaktadır. 17. yüzyıl başlarında (1610 – 1620 yılları) Garester Yaylası koparak aşağı kaymadan önce Haldizen Deresi boyunca uzanan yeşil düzlüklerde eski yerleşimlerin ve otlakların bulunduğu rivayet edilir.
Büyük bir gürültüyle vadiye inen kayaların derenin önünü tıkamasıyla sular altında kalan bu eski yerleşim, halk zihninde batan bir vadi efsanesine dönüşmüştür. Fırtınalı havalarda ve suların çekildiği dönemlerde gölün dip kesimlerinde eski ahşap evlerin ve ağaç köklerinin izlerinin görüldüğüne inanılması, bu tarihsel heyelanın masalsı anlatısı olarak dilden dile aktarılmaktadır.
Kırmızı Benekli Alabalığın Tılsımı
Haldizen Deresi ve Uzungöl‘ün soğuk sularında yaşayan endemik Kırmızı Benekli Alabalık (Salmo trutta labrax), yöre folklorunda alelade bir balık türü değil; vadinin ve akar suların gizli koruyucusu sayılmıştır.
Eski halk inançlarına göre bu balıklar deresel dengenin ve berekettir. Bilinçsizce avlanan veya kutsal kabul edilen belirli gözlerdeki balıklara zarar veren kişilerin üzerine kaza, kuraklık ya da ansızın bastıran sel felaketleri geleceğine inanılırdı. Doğayla uyumlu yaşamı öğütleyen bu simgesel tılsım efsanesi, aslında yerel halkın çevre ve su kaynaklarını koruma güdüsünün tarihsel bir yansımasıdır.
Vadi Sisi ve Gölün Mistik Sesi
Doğu Karadeniz’in dik vadilerinden aniden yükselen ve Uzungöl yüzeyini tamamen kaplayan yoğun sis kütleleri, yörede doğaüstü söylencelerin doğmasına zemin hazırlamıştır.
Eski yaylacıların anlatılarına göre sisin derinleştiği ve görüş mesafesinin sıfıra indiği akşamlarda, gölün derinliklerinden yankılanan mistik fısıltılar ve kaybolan seyyahların izleri anlatılır. Yağmur öncesinde dağlardan süzülen rüzgâr sesinin su yüzeyine çarpmasıyla oluşan bu acoustic olgu, halk kültüründe gölün kendine ait gizemli bir ruhu olduğu şeklinde yorumlanmıştır.
Gelin Kaya ve Abril Şifası Söylencesi
Uzungöl‘ün yükseklerinde yer alan ve kayalık formasyonuyla insan siluetini andıran Gelin Kaya (Gugul Taş) mevkii etrafında taş kesilme efsaneleri ile şifa ritüelleri bir arada yaşamaktadır.
Halk takvimine göre Rumi nisan ayının 7. gününe denk gelen Abril 7 zamanında, Gelin Kaya çevresindeki küçük su birikintilerinin ve eriyen kar sularının şifalı olduğuna inanılır. Yöre insanının geçmişte bu tarihte bölgeye çıkarak ellerdeki çatlaklara, cilde ve hastalıklara iyi geldiği kabul edilen bu sulardan medet umması, köklü bir Doğu Karadeniz doğa ritüelini simgelemektedir.
Şerah’ın Kadim Kalandar Gecesi Masalları
Uzungöl‘ün eski adı olan Şerah yerleşiminde, Rumi yılbaşı kabul edilen 13 Ocak gecesi kutlanan Kalandar Gecesi gelenekleri zengin kış anlatılarına sahne olmuştur.
Kış ortasında kılık değiştirerek ev ev dolaşan gençlerin çanta asma ritüellerine, çocukları eğitmek ve eğlendirmek amacıyla anlatılan kar canavarı, dağ adamı ve orman koruyucusu masalları eşlik ederdi. Çetin kış şartlarında birlik olmayı ve paylaşmayı öğütleyen bu geleneksel Şerah efsaneleri, bölgenin sosyo-kültürel hafızasını günümüze taşıyan canlı folklor öğeleridir.
Uzungöl Tabiat Parkı Hakkında Güncel Bilgiler ve Çevre Sorunları
Uzungöl seyahati planlarken göz önünde bulundurulması gereken en temel husus; beldenin 2005 öncesi kartpostallarda ve tarihi fotoğraflarda yer alan tamamen bakir yapısını zaman içerisinde büyük ölçüde değiştirmiş olmasıdır. Bu nedenle günümüz koşullarında bölgeye yapılacak ziyaretlerde, alanın geçirdiği kentsel ve mimari dönüşümü bilerek hareket etmek ve seyahat beklentilerini bu gerçeklik doğrultusunda ayarlamak büyük önem taşımaktadır.
Seyahate çıkmadan önce eski ve yeni tarihli görsel arşivlerin ile güncel bölge haberlerinin incelenmesi, dağ vadisine kurulu bu simgesel yerleşimin geçirdiği yapısal değişimi kavramak açısından oldukça faydalıdır. Beldedeki tesis yoğunluğunu, imar hareketlerini ve turizm altyapısını önceden değerlendirmek, ziyaretçilerin çok daha gerçekçi ve nitelikli bir seyahat deneyimi yaşamasını sağlayacaktır.
Geleneksel Dokudan Çağdaş Yapılaşmaya Geçiş ve Turizm Baskısı
Uzungöl’ün günümüzdeki en belirgin dönüşümü, Karadeniz’in geleneksel yöresel ahşap mimarisinin yerini giderek artan betonarme yapılar, geniş konaklama tesisleri ve otel bloklarının almaya başlamasıdır. Özgün mimari dokunun zamanla değişime uğraması ve bölgedeki hızlı turizm hareketliliği, Uzungöl’de doğal çevrenin ve sürdürülebilir turizm dengesinin korunması gerekliliğini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir.
Küresel Ölçekte Bir Doğa Harikası: Yağmur Ormanları
Tüm bu insan eliyle yapılan tahribata ve kentsel baskıya rağmen, madalyonun diğer yüzünde korunması için çığlık atan muazzam bir ekosistem yer almaktadır:
- Konumu: Uzungöl Tabiat Parkı; Türkiye’nin yağmur ormanlarının merkezi olan Trabzon’da, Soğanlı ve Kaçkar Sıradağları’nın muazzam birleşim noktasında konumlanmıştır.
- En Yaşlı Ormanlar: Bu özel bölge, yerkürenin ılıman kuşakta bulunan en yaşlı ve en bakir ormanlarına ev sahipliği yapmaktadır.
- Dört Mevsim Yeşil: Karadeniz’in bol yağışlı yapısı ve nispi ılıman iklimi sayesinde, tabiat parkını saran bitki örtüsü yılın her mevsiminde canlılığını koruyarak yeşilin en derin tonlarını sunar.
Beton blokların gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veren bu asırlık yağmur ormanları, her şeye rağmen bağrında muazzam bir yaban hayatını saklamaya çalışmaktadır. Peki, hunharca hırpalanan Karadeniz’in bu narin beldesinde, tabiat parkı içerisindeki yabani hayat günümüzde ne durumdadır? Şimdi, Uzungöl’ün o büyüleyici biyolojik çeşitliliğine yakından bir göz atalım:
Tabiat Parkı’nın Kağıt Üzerindeki Dekar Verileri
Oysa her şey kurgusal olarak çok güzel başlamıştı. 3 Ekim 1989 yılında resmi olarak “Uzungöl Tabiat Parkı” ilan edilen belde, özellikle 2000’li yıllardan sonra yerli ve yabancı turistlerin yoğun şekilde uğradığı bir dinlenme merkezi haline geldi. 1989 yılındaki tescile göre bu koruma alanı tam 16.250 dekarlık devasa bir havzayı kapsamaktadır:
- Orman ve Açıklık Alan: 12.550 dekar
- Mera ve Otlak Alanı: 3.070 dekar
- Resmi İskan Alanı: 630 dekar
Ancak bugün bölgeye gittiğinizde sormanız gereken asıl soru şudur: Bu oranlar gerçekten hala böyle midir? Zaman içinde yapıya “Uzungöl Doğal Sit Alanı” ve “Özel Çevre Koruma Bölgesi” gibi üst düzey statüler eklenmiş olsa da, gün geçtikçe koruma altındaki alanlar daralmış ve sadece iskan (betonlaşma) alanı kontrolsüzce büyümüştür. Tıpkı güney illerimizde otel yapımı için şüpheli şekilde çıkartılan orman yangınları gibi, Karadeniz bölgemizde de aniden beliren yangınların ve peşinden yükselen tesislerin arkasındaki sebepleri çok iyi düşünmek gerekir.
Uzungöl Tabiat Parkı Statüsü İptal Tartışmaları
Bölgedeki hukuki ve yapısal dönüşümün arka planında çok sancılı bir süreç yatmaktadır. Kasım 2017 tarihinde TBMM Çevre Komisyonu’na sunulan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı‘na göre, Türkiye’deki birçok milli park ve tabiat parkı statüsünün esnetilmesi, hatta Uzungöl ile Muğla Ölüdeniz’in “Tabiat Parkı” statülerinin tamamen iptal edilmesi gündeme getirilmişti. Dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı tarafından hazırlanan bu tasarının üzerinden uzun süre geçmiş olmasına rağmen, kamuoyuna tatmin edici ve net bir bilgi sunulmamıştır.
Statü tartışmaları bir yana, sahadaki kentsel katliam zaten çoktan başlamıştı:
- 2007-2008 Kırılması: 2007 yılında göl ve etrafı tamamen doğal ve bakir bir haldeyken, 2008 yılından itibaren gölün çevresine adeta bir havuz görüntüsü veren anlamsız beton istinat duvarları örülmeye ve ağır inşaat faaliyetleri yürütülmeye başlandı.
- 2015 Betonlaşma Zirvesi: 2015 yılına gelindiğinde bu betonlaşma had safhaya ulaştı. Hatta gölün etrafına çekilen bu çirkin beton set göze çok batmasın diye çevresinin ağaçlandırılması, bazı ana akım haber sitelerinde trajikomik bir şekilde başarı gibi servis edildi.
Değişen Turist Profili, Sosyo-Kültürel Dönüşüm ve İmar Verileri
2011 yılından itibaren Doğu Karadeniz genelinde artan Körfez kökenli yabancı turist hareketliliği, Uzungöl’deki yerel ekonominin ve sosyal yapının hızla dönüşmesine yol açmıştır. Yüksek turizm geliri potansiyeli doğrultusunda; başta Uzungöl ve komşusu Ayder Yaylası olmak üzere bölgedeki birçok mülk, arazi ve işletmede yerel halk ile yabancı yatırımcılar arasında mülk devirleri ve ticari ortaklıklar gerçekleşmiştir.
Bu hızlı dönüşüm, hizmet sektörünün yapısını ve bölgenin sosyo-kültürel dokusunu da doğrudan etkilemiştir. Ticari alanlardaki tabelaların ağırlıklı olarak Arapçaya dönmesi, yerli ziyaretçilerin bölgeyle kurduğu geleneksel bağı zayıflatırken sakin ve özgün dinlenme alanlarına erişimi zorlaştırmıştır. İstatistiksel veriler de bölgeye gelen yabancı ziyaretçi sayısındaki yıllık artışın bu bölgesel dönüşümü ivmelendirdiğini doğrulamaktadır.
Bölgedeki fiziksel büyüme ve kontrolsüz yapılaşma baskısının en somut boyutu ise imar kayıtlarına yansımaktadır. Uzungöl’ün resmi yerel nüfusu 1.587 kişiyken, 2018 yılında çıkarılan İmar Affı düzenlemesinden yararlanmak amacıyla başvuran yapı ve kişi sayısı 862’ye ulaşmıştır. Tabiat Parkı sınırları içerisinde yer alan beldede yerleşik nüfusa oranla son derece yüksek seviyedeki bu ruhsatsız ve aykırı yapılaşma miktarı, hassas ekosistem üzerindeki çevresel baskının boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Uzungöl Tabiat Parkı ve Karadeniz Yeşil Yol Projesi
Doğu Karadeniz yaylalarını ve koruma altındaki yüksek irtifa vadilerini kapsayan en geniş ölçekli altyapı girişimlerinden biri Karadeniz Yeşil Yol Projesi‘dir. Karadeniz Bölgesi’ndeki yüksek yaylaları birbirine bağlayarak kesintisiz bir turizm rotası oluşturmayı hedefleyen bu proje; ekolojik dengenin korunması, doğal peyzajın niteliği ve sürdürülebilir yaylacılık açısından hem bilim çevrelerinin hem de sivil toplum kuruluşlarının yoğun olarak tartıştığı bir gündem maddesidir.
Projeye dair öne çıkan temel boyutlar, bağlantı hatları ve çevresel değerlendirmeler şu şekildedir:
Projenin Kapsamı ve Ölçüleri
Samsun‘dan başlayıp Artvin‘e kadar uzanan ve Uzungöl Tabiat Parkı havzasını da kapsayan rotanın toplam uzunluğu yaklaşık 2.600 kilometre olarak planlanmıştır. Bu ölçek, hattı Türkiye’nin en uzun tematik yayla ulaşım koridorlarından biri haline getirmektedir.
Ekolojik Denge ve İmar Kaygıları
Proje savunucuları, Yeşil Yol projesinin yayla turizmine erişimi kolaylaştıracağını ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağını belirtirken; çevre örgütleri ve ekoloji uzmanları bakir coğrafyanın tahrip olacağı yönünde uyarılarda bulunmaktadır. Yeni yol akslarının ulaştığı bakir alanlarda kontrolsüz imar hareketlerinin başlaması, arazi parselasyonları ve yapılaşma baskısı, hassas alpin ekosistem ile doğal yaban hayatı için ciddi riskler barındırmaktadır.
Bağlantı Rotaları ve Havza Etkisi
Mevcut ulaşım planlaması dâhilinde tarihi Sultan Murat Yaylası, doğrudan Uzungöl‘e bağlanmakta; hat buradan Şekersu Yaylası üzerinden Bayburt il sınırına kadar devam etmektedir. Sarp dağ çayırları ve el değmemiş vadilerden geçen bu bağlantı yolları, bölgenin tescilli Tabiat Parkı statüsüne ve doğal taşıma kapasitesine yönelik çevresel kaygıları artırmaktadır.Ne yazık ki tabiat, kendisine yapılan bu hunharca müdahalelerin intikamını bizden her yıl artan felaketlerle çok sert bir şekilde geri alıyor. yollardan.com ekibi olarak Karadeniz’in bu narin mücevherini, beton duvarların ve ticari hırsların gölgesinde böyle hırpalanmış görmek içimizi derin bir şekilde acıtıyor.
Kitle turizminin yarattığı yapılaşma baskısı ve sosyo-ekonomik dönüşüm her ne kadar eleştirilse de seyahat planı yapan her gezginin zihnindeki temel soru geçerliliğini korumaktadır: Tüm bu ekolojik gerçeklerin, imar verilerinin ve güncel saha koşullarının ışığında, Uzungöl Tabiat Parkı‘na gerçekten gidilmeli midir?
Uzungöl Tabiat Parkı’na Gitmeli mi?
Uzungöl Tabiat Parkı‘na bir seyahat planı yapıp yapmama kararı, bölgenin eşsiz doğal güzellikleri ile karşı karşıya kaldığı çevresel gerçeklerin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Doğu Karadeniz‘in hassas ekosistemi, yaban hayatı ve koruma altındaki su kaynakları, son yıllarda artan kontrolsüz insan baskısı ve plansız altyapı müdahaleleri nedeniyle ciddi bir çevresel yük altındadır. Doğal bitki örtüsünün zayıflaması ve dere yataklarının fiziki müdahalelere uğraması, bölgesel mikroklimayı olumsuz etkilemenin yanı sıra iklim değişikliğiyle artan düzensiz yağış rejimlerinde sel ve heyelan risklerini de tetiklemektedir.
Bu durum, Uzungöl‘ün tamamen seyahat rotalarından çıkarılması gerektiği anlamına gelmemekte; aksine sorumlu ve sürdürülebilir turizm anlayışının hayati önemini ortaya koymaktadır. Bölgeyi ziyaret etmek isteyen doğaseverlerin; ekolojik taşıma kapasitesini göz önünde bulundurarak seyahat tarihlerini yoğun yaz sezonu dışındaki dönemlere kaydırmaları, doğal çevreye ve yaban hayatına zarar verecek tutumlardan kaçınmaları ve koruma bilincini gözeten yerel işletmeleri desteklemeleri büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak Uzungöl, yaşanan hızlı yapılaşmaya ve çevre sorunlarına rağmen Karadeniz coğrafyasının jeolojik ve görsel açıdan en simgesel miras alanlarından biri olmayı sürdürmektedir. Ancak bu benzersiz tabiat parkının gelecek kuşaklara aktarılabilmesi; gerek yerel yönetimlerin ve işletmelerin koruma-kullanma dengesini kararlılıkla uygulamasına gerekse bölgeye adım atan her bir gezginin doğaya karşı yüksek bir çevre bilinciyle hareket etmesine bağlıdır.
Uzungöl Çevresinde Gezilecek Yerler
Uzungöl, sadece kendi çanağındaki göl manzarasından ibaret olmayıp Doğu Karadeniz’in en zengin yayla kültürüne, buzul göllerine ve sarp dağ ekosistemlerine açılan stratejik bir turizm merkezidir. Çaykara ve Soğanlı Dağları aksında yer alan göl çevresi; birkaç kilometrelik mesafelerde rakımın hızla yükseldiği, bakir bitki örtüsünün ve geleneksel Karadeniz mimarisinin korunduğu pek çok rota barındırmaktadır.
Uzungöl seyahatinde mutlaka gezilip görülmesi gereken başlıca yakın çevre rotaları şunlardır:
Garester Yaylası
Uzungöl‘ün güneyinde, yaklaşık 2.200 metre rakımda yer alan Garester Yaylası, gölü ve vadi tabanını kuşbakışı izleme imkânı sunan en popüler seyir noktasıdır. Göl merkezinden kıvrımlı dağ yollarıyla tırmanılan yayla; alçak irtifada sis tabakası oluştuğunda gölün ve vadinin sis denizi altında kalışını izlemek isteyen doğa fotoğrafçıları için eşsiz panoramak açılar sunmaktadır. Otantik ahşap yayla evlerinin yer aldığı alan, trekking rotalarının da ana geçiş hattıdır.
Haldizen (Yedigöller) Yaylası ve Demirkapı Buzul Gölleri
Uzungöl‘ün oluşumuna kaynaklık eden Haldizen Deresi boyunca yukarılara doğru ilerlendiğinde ulaşılan Haldizen Yaylası, Soğanlı Dağları‘nın eteklerinde yaklaşık 2.700 – 3.000 metre irtifada yer almaktadır. Yayla sınırları içerisinde yer alan Demirkapı Gölleri (Yedigöller); Balıklı Göl, Aygır Gölü, Sarıçiçek Gölü ve Kara Göl gibi buzul çağlarından kalma tektonik ve buzul oluşumlu yüksek irtifa göllerinden meydana gelmektedir. Bakir doğası ve buz gibi berrak sularıyla bölge, doğa yürüyüşü ve kampçılık için Doğu Karadeniz’in en nitelikli alanlarındandır.
Lustra Yaylası
Uzungöl merkezine yaklaşık 11 kilometre mesafede ve 1.900 metre yükseklikte bulunan Lustra Yaylası, patika yürüyüş hatları ve ladin ormanlarıyla çevrili yapısıyla öne çıkmaktadır. Garester Yaylası yol güzergâhı üzerinde yer alan belde, geleneksel ahşap mimarinin korunduğu yayla yerleşimlerinden biridir. Sisli atmosferi ve zengin florasıyla özellikle bahar ve yaz aylarında botanik turlarının uğrak noktasıdır.
Şekersu (Karakodu) Yaylası
Uzungöl‘e yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, Bayburt il sınırına yakın bir konumda yer alan Şekersu Yaylası, Soğanlı Dağları‘nın sarp ve el değmemiş vadileri arasına kurulmuştur. Karadeniz ahşap ve taş işçiliğinin en özgün örneklerini barındıran yayla evleri, geniş otlakları ve soğuk su kaynaklarıyla bilinen Şekersu, bölgenin kitle turizminden nispeten uzak kalmış bakir atmosferini korumayı başarmış nadir yerleşimlerindendir.
Sultan Murat Yaylası
Çaykara ilçe merkezine 25 kilometre, Uzungöl‘e ise yaklaşık 35 kilometre mesafede, 2.200 metre rakımda yer alan Sultan Murat Yaylası; hem tarihi geçmişi hem de geniş topoğrafyasıyla bölgenin en bilinen merkezlerindendir. 1635 yılında İran seferinden dönen Osmanlı Padişahı Sultan IV. Murat‘ın ordusuyla burada konaklayıp cuma namazı kılması sebebiyle bu adı alan yayla; Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma şehitlikleri, geleneksel yayla şenlikleri ve açık pazar yeri kültürüyle öne çıkmaktadır.
Hapsiyaş Köprüsü (Kiremitli Köprü)
Of – Çaykara karayolu üzerinde, Solaklı Deresi üzerine inşa edilmiş olan Hapsiyaş Köprüsü, 1935 yılında yapılan ahşap çatılı ve kiremit kaplı özgün mimarisiyle Trabzon sivil mimarisinin simge eserlerinden biridir. Ahşap çatı örtüsü ile bölgedeki diğer taş kemer köprülerden ayrılan yapı, 1996 yılında anıt eser olarak tescillenmiş ve restorasyon geçirmiştir. Uzungöl‘e giden ziyaretçilerin yol üstünde mola verip fotoğrafladığı en önemli tarihi duraktır.
Uzungöl’de Ne Yenir? Yöresel Karadeniz Mutfağı
Uzungöl mutfak kültürü, Doğu Karadeniz’in yüksek irtifa yayla yaşamı, zengin meraları ve soğuk akar su ekosistemi tarafından şekillendirilmiştir. Trabzon ve Çaykara yöresel gastronomisinin en özgün örneklerini sunan beldede, özellikle meralarda beslenen hayvanların sütünden elde edilen şarküteri ürünleri ve derelerde yetişen alabalıklar ön plana çıkmaktadır.
Uzungöl seyahatinde denenmesi gereken başlıca yöresel lezzetler ve gastronomik unsurlar şu şekildedir:
Mıhlama (Kuymak)
Doğu Karadeniz mutfağının simge lezzeti olan Mıhlama (yöresel adıyla Kuymak), Uzungöl kahvaltılarının ve öğle yemeklerinin baş tacıdır. Yörenin yüksek yaylalarında üretilen özel Trabzon Tereyağı, ince çekilmiş mısır unu ve uzayan yapısıyla bilinen tescilli Kolot Peyniri‘nin bakır sahanlarda ağır ateşte pişirilmesiyle hazırlanır. Sıcak mısır ekmeğiyle tüketilen bu lezzet, yüksek kalori değeriyle tarihsel olarak yaylacıların ana besin kaynağı olmuştur.
Kiremitte Tereyağlı Alabalık (Dere Alabalığı)
Uzungöl‘ün buz gibi soğuk sulara sahip Haldizen Deresi ve çevresindeki akarsular, Doğu Karadeniz’e özgü alabalık yetiştiriciliğinin merkezlerinden biridir. Toprak kaplarda (kiremitte) veya bakır tavada bol Trabzon Tereyağı ve sarımsak ile ağır ağır pişirilen alabalık; yumuşak eti, yüksek yağ oranı ve taze otlarla zenginleştirilmiş sunumuyla beldenin en popüler ana yemeğidir.
Trabzon Pidesi
Trabzon genelinde bir gastronomi markası olan pide kültürü, Uzungöl‘deki taş fırınlarda da özgün biçimde yaşatılmaktadır. İnce kıyılmış ve özel baharatlarla harmanlanmış kıymalı kapalı pide ile akışkan Kolot Peyniri ve yumurta sarısıyla hazırlanan açık peynirli pide en çok tercih edilen çeşitlerdir. Fırından çıkar çıkmaz üzerine sürülen taze yayla tereyağı, pidenin karakteristik lezzetini oluşturur.
Karalahana Çorbası ve Sarması
Doğu Karadeniz ikliminin ana sebzesi olan karalahana, Uzungöl ve çevre köylerinde kış ve yaz aylarında sofraların vazgeçilmezidir. İnce kıyılmış karalahana, barbunya, mısır yarması, iç yağı ve acı biberle saatlerce kaynatılarak yapılan Karalahana Çorbası son derece besleyicidir. Satır kıyması, pirinç ve baharatlarla hazırlanan Karalahana Sarması ise genellikle süzme yoğurt eşliğinde servis edilir.
Mısır Ekmeği, Trabzon Tereyağı ve Yayla Balı
Uzungöl‘de kahvaltı sofralarının temelini katkısız doğal ürünler oluşturmaktadır. Taş değirmenlerde çekilen mısır unundan yapılan, dışı çıtır içi yumuşak geleneksel Mısır Ekmeği; Soğanlı Dağları ve Garester Yaylası meralarından elde edilen taze yayla tereyağı ve yüksek irtifa çiçek balı (Yayla Balı) ile birlikte sunulmaktadır.
Laz Böreği
Yöresel menülerin en bilinen tatlı kapanışı olan Laz Böreği, sanılanın aksine tuzlu bir hamur işi değil, şerbetli ve kule şeklinde katmanlı bir tatlıdır. Çok ince açılan yufka katlarının arasına karabiber aromasıyla zenginleştirilmiş koyu bir süt muhallebisi konularak fırınlanır ve üzerine ılık şerbet gezdirilir. Çıtır yufka ile kremsi dolgunun tezatlığı bu tatlıyı benzersiz kılmaktadır.
Uzungöl Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Trabzon Uzungöl seyahatinizi planlamadan önce, bölgeye gidecek olan gezginlerin arama motorlarında en çok arattığı popüler soruları ve teknik detayları sizler için bir araya getirdik:
Hayır, Uzungöl Tabiat Parkı belde merkezine ve göl çevresine giriş için herhangi bir kişi başı veya araç giriş ücreti tahsil edilmemektedir. Ancak bölgedeki yoğun araç trafiğini önlemek adına yapılan otoparkları kullandığınızda, otopark süresine göre ayrı bir ücretlendirme uygulanmaktadır.
Uzungöl’ün son hali, ne yazık ki eski yıllardaki o bakir ve tamamen yeşil kartpostal görüntüsünden oldukça uzaktır. Gölün etrafı tamamen beton istinat duvarlarıyla çevrilmiş, çevresindeki yeşil çayırlıklara ise yoğun kitle turizmine hitap eden çok sayıda betonarme otel, havuzlu konut ve ticari işletme dikilmiştir. Günümüzde doğadan ziyade lüks bir tatil kasabası görünümündedir.
Uzungöl, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Trabzon ilinin Çaykara ilçesine bağlı dağlık bir turistik beldedir. Soğanlı ve Kaçkar Sıradağları’nın birleşim noktasındaki sarp bir vadi tabanında konumlanmıştır.
Trabzon şehir merkezi ile Uzungöl arası yaklaşık 96 kilometredir. Araçla sahil yolundan Of ilçesine gelip, oradan güneye doğru vadiye sapan konforlu asfalt hattı takip ettiğinizde yolculuk ortalama 1,5 saat sürmektedir.
Uzungöl’ün en büyük jeolojik özelliği, dik yamaçlardan düşen kaya kütlelerinin Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşan asırlık bir heyelan set gölü olmasıdır. Ekolojik açıdan ise yerkürenin ılıman kuşakta yer alan en yaşlı yağmur ormanlarına ev sahipliği yapması ve 1989 yılından beri resmi “Tabiat Parkı” statüsüyle korunmasıdır.
Uzungöl’de yapılacak en popüler aktiviteler; göl çevresinde yürüyüş yapmak, Haldizen Vadisi boyunca uzanan yaşlı ormanlarda doğa yürüyüşüne (hiking) çıkmak ve sonbaharda rengarenk bitki örtüsünü fotoğraflamaktır. Ayrıca göl yüzeyindeki yaban ördeklerini izleyebilir, profesyonel rehberler eşliğinde üst taraftaki Sultan Murat ve Şekersu gibi asırlık Karadeniz yaylalarını keşfetmek için günübirlik turlara katılabilirsiniz.
Bölgeye havayolu ile ulaşım sağlamak için en ideal seçenek Trabzon Havalimanı‘dır. Havalimanına indikten sonra araç kiralayarak, transfer firmalarını veya Çaykara tur minibüslerini kullanarak yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir sürüşle doğrudan Uzungöl Tabiat Parkı’na ulaşabilirsiniz.
