Hasankeyf tarihi; Ilısu Barajı’nın ardından Hasankeyf Arkeopark alanına taşınan eserler, sular altında kalan antik kent dokusu ve binlerce yıllık köklü geçmişiyle Güneydoğu Anadolu’nun en çok konuşulan mirasını temsil etmektedir. Dicle Nehri’nin iki yakasında yükselen bu kadim yerleşimin hüzünlü dönüşümünü, Zeynel Bey Türbesi başta olmak üzere yeni yerine nakledilen anıtları ve kaybolan tarihini anlamak için hazırladığımız bu kapsamlı rehberde, bölgenin geçmişten günümüze geçirdiği değişime yakından tanıklık edeceksiniz.
Hasankeyf’in Tarihi ve Kültürel Önemi
Hasankeyf (Hasankeyf ancient city), insanlık tarihinin ve Anadolu medeniyetler mirasının en kritik dönüm noktalarından birini temsil eden, son yılların en çok konuşulan tarihi şehri ve antik kentidir. Ilısu Barajı projesi sonrasında tarihi yerleşimin büyük bir kısmı sular altında kalmış, Zeynel Bey Türbesi ve diğer anıtlar yerlerinden edilerek taşınmış olsa da; burası Güneydoğu Anadolu bölgesinin kültürel hafızasındaki eşsiz konumunu korumaktadır. Ne yazık ki eski Hasankeyf yok edilmiş ve geriye sadece o dönemi belgeleyen eski Hasankeyf fotoğrafları kalmıştır. Ancak Hasankeyf; “Nerede, nasıl gidilir, gezilecek görülecek yerleri nelerdir?” sorularından çok daha fazlasını ifade eden, dinamitle patlatılan kayalıkları, sular altında kalan yapıları ve kurtarılan eserleriyle tarihin akışına tanıklık etmiş stratejik bir merkezdir.

Bölgenin tarihi önemini simgeleyen en somut yapılardan biri olan Zeynel Bey Türbesi, Mayıs 2017’de devasa bir mühendislik operasyonuyla canlı yayınlarda yeni yerine taşınmıştır. Zeynel Bey Türbesi’nin ardından diğer paha biçilmez tarihi eserler de kendi sonlarına ve yeni adreslerine doğru taşınarak korunmaya çalışılmıştır. Hasankeyf’in önemi; sadece mimari yapılarından değil, çağlar boyunca Dicle Nehri kıyısında farklı uygarlıkların kesişim noktası olmasından ve bugün sadece fotoğraflarda yaşatılabilen benzersiz antik kent kimliğinden gelmektedir.
Hasankeyf Hakkında Kısa Bilgiler Tablosu
Hasankeyf’in coğrafi konumu, Ilısu Barajı’nın teknik verileri, taşınan miras ve müzeye dair tüm önemli istatistikler:
| Bilgi / Parametre | Açıklama / Detay |
|---|---|
| Konum | Batman ili, Güneydoğu Anadolu Bölgesi / Türkiye |
| Su Altında Kalma Tarihi | Kasım 2019 (Barajın su tutmaya başlaması) |
| Ilısu Baraj Gölü Yüzölçümü | ~313 km² (37.750 hektarlık etkileşim alanı) |
| Taşınan Tarihi Eser Sayısı | 7 Ana Yapı (Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, İmam Abdullah Zaviyesi, El-Rızk Camii, Süleyman Han Camii minaresi, Kızlar Camii, Kale Kapısı) |
| Sular Altında Kalan Alanlar | Eski Hasankeyf İlçe Merkezi, Dicle Vadisi tabanı, tarihi taş köprü kalıntıları, vadi içi nehir mağaraları ve baraj havzasındaki 80’den fazla arkeolojik alan |
| Hasankeyf Müzesi Eser Sayısı | 4.000’den fazla teşhir edilen eser (Müzeyle bağlantılı kurtarma kazılarından çıkarılan toplam 60.000+ buluntu) |
| 💡 İlginç Bilgi 1: Rekor Taşınma | Zeynel Bey Türbesi, 1150 tonluk ağırlığıyla Türkiye’de ve Avrasya coğrafyasında bütüncül olarak (tek parçada) yürütülen ilk dev mühendislik operasyonuyla 2 kilometre öteye taşınmıştır. |
| 💡 İlginç Bilgi 2: Binlerce Mağara Ev | Hasankeyf, kayalara oyulmuş 4.000’den fazla mağarasıyla dünyadaki en büyük ve en eski insan yapımı mağara yerleşimlerinden biridir. Su seviyesinin üstünde kalan mağaralar bugün hâlâ görülebilmektedir. |
| 💡 İlginç Bilgi 3: Robotik Elin Doğuş Yeri | Sibernetik ve robotik bilimin babası sayılan El-Cezeri, muazzam icatlarının ve suyla çalışan otomatlarının önemli bir kısmını Artuklular döneminde Hasankeyf’te tasarlayıp hayata geçirmiştir. |
Hasankeyf Müzesi ve Arkeopark Giriş Ücreti & Ziyaret Saatleri
Hasankeyf Arkeopark ve bünyesindeki Hasankeyf Müzesi, Ilısu Barajı sularından kurtarılarak taşınan binlerce yıllık tarihi eserlerin sergilendiği ana ziyaret alanıdır. Güncel bilet fiyatları ve ziyaret saatleri bilgileri aşağıda yer almaktadır:
Hasankeyf Müzesi Giriş Ücreti Ne Kadar?
- Giriş Ücreti: Hasankeyf Müzesi ve Arkeopark alanına giriş ücreti 5 Euro karşılığı Türk Lirası (TL) olarak uygulanmaktadır.
- Müzekart Geçerli mi?: Evet, alanda T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Müzekart geçerlidir.
- Müzekart Fiyatı: Yerli ziyaretçiler için Müzekart ücreti 200 TL’dir.
İpucu: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bilet almak yerine 200 TL ödeyerek Müzekart edinmesi, alan ziyaretini çok daha ekonomik ve avantajlı hale getirmektedir.
Hasankeyf Müzesi Ziyaret Saatleri ve Açık Olduğu Günler
- Ziyaret Günleri: Müze kompleksi haftanın her günü ziyarete açıktır.
- Açılış Saati: Sabah saat 09:00 itibarıyla ziyaretçi kabulü başlamaktadır.
- Kapanış Saati: Alan akşam saat 17:30’da kapanmaktadır.
- Gişe Kapanış Saati: Müze gişesi saat 16:30’da kapanmaktadır. Saat 16:30’dan sonra yeni ziyaretçi girişi yapılmamaktadır.
Hasankeyf Nerede ve Nasıl Bir Yerdir?
Hasankeyf, Batman ile Mardin’in Midyat ilçesi arasında konumlanan; Batman kent merkezine 35- 38 km, Midyat’a ise 42 km mesafede yer alan tarihi ve antik bir yerleşkedir. Batman iline bağlı olan ve iki yakasını Dicle Nehri’nin ayırdığı bu kadim ilçe, 1981 yılında doğal koruma alanı ilan edilmiştir. Ilısu Barajı’nın su tutmasıyla birlikte eski yerleşim alanı sular altında kalmış, günümüzde ise tarihi mirasını yeni kurulan Hasankeyf Arkeopark alanında yaşatmaya başlamıştır.

Hasankeyf’in Tarihi Derinliği ve Coğrafi Önemi
İnsanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf’in geçmişi M.Ö. 10.000’li yıllara kadar dayanmaktadır. Çevresini kuşatan binlerce doğal mağara, bölgede yaşamın Neolitik Çağ’dan itibaren kesintisiz sürdüğünü göstermektedir. Dicle Nehri kıyısındaki korunaklı kalesi, sarp kayalıkları ve geniş iskan alanıyla şehir, Orta Çağ’ın en stratejik ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur.
Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Hasankeyf, 1524 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmiş ve stratejik bir sancak merkezi haline getirilmiştir. O dönemde Siirt, Erzen, Beşiri ve Tûr (Midyat) gibi önemli merkezler Hasankeyf Sancağı’na bağlanmıştır. 19. yüzyılın ortalarında Diyarbakır Sancağı’na bağlı bir kaza, Osmanlı’nın son dönemlerinde ise Midyat’a bağlı bir kasaba konumuna gelmiştir.
Hasankeyf İsmi Nereden Geliyor?
Orta Çağ İslam tarihçileri ve coğrafyacıları tarafından şehir “Hısn Keyfa” ismiyle anılmıştır. Arapça “Hısn” (kale) kelimesi ile birleşen bu isim, bölgenin doğal ve geçit vermez sarp kaya yapısından kaynaklanmaktadır.
Kentin ismi tarih boyunca farklı dillerde ve kaynaklarda şu şekillerde yer almıştır:
- Süryanice: Kaya veya taş anlamına gelen “Kifa” kelimesinden türetildiği kabul edilmektedir.
- Roma Kaynakları: Antik dönem Roma kaynaklarında kent “Kipas”, “Cehpa” veya “Ciphas” isimleriyle kayıt altına alınmıştır.
- İslam Coğrafyacıları: Ünlü coğrafyacı Yakut el-Hamevi eserlerinde kentin “Hısn Keybâ” olarak da adlandırıldığını belirtmektedir.
Güncel Rehber: Hasankeyf Gezilecek Yerler (Arkeopark ve Yeni Yerleşke)
Hasankeyf gezisi artık geleneksel bir antik kent yürüyüşünden farklı olarak, baraj gölü çevresine yayılmış modern bir kültür ve müze rotası sunuyor. Bugün Hasankeyf’e gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken başlıca yerler şunlardır:

Hasankeyf Arkeopark Açık Hava Müzesi
Sular altında kalmaktan kurtarılan devasa tarihi eserlerin taşındığı ve aslına uygun olarak yeniden monte edildiği özel tematik alandır. Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, İmam Abdullah Zaviyesi, El-Rızk Camii ve Süleyman Han Camii minareleri bu açık hava müzesinde yan yana sıralanmaktadır. Yürüyüş yolları ve Dicle manzarasıyla kentin yeni simge noktasıdır.
Hasankeyf Müzesi (Kapalı Sergi Alanı)
Türkiye’nin en büyük ve en modern müzelerinden biri olan yapıda, sadece Hasankeyf değil tüm Ilısu Barajı kurtarma kazılarından çıkarılan Paleolitik, Neolitik, Tunç, Demir, Roma, Orta Çağ ve Osmanlı dönemlerine ait binlerce paha biçilmez eser sergilenmektedir. Kronolojik sergi salonları ve interaktif anlatımlarıyla gezinin en doyurucu durağıdır.
Hasankeyf Baraj Gölü Tekne Turu
Tarihi vadinin sular altında kalmasıyla oluşan baraj gölü üzerinde düzenlenen tekne turları, ziyaretçilere farklı bir deneyim vadetmektedir. Tekne turları sayesinde sular üstünde kalan yüksek kaya kütlelerini, eski kanyon hatlarını ve su hizasındaki mağara oluşumlarını yakından görebilirsiniz.
Seyir Terasları ve Mağara Kanyonları
Sular yükselmiş olsa da kentin yüksek noktalarında kalan doğal kaya oluşumları ve vadi uzantıları hâlâ büyüleyici manzaralar sunar. Yeni yerleşkede yer alan seyir noktalarından hem baraj gölünün turkuaz sularını hem de Arkeopark’ın tarihi siluetini panoramik olarak fotoğraflayabilirsiniz.
Hasankeyf Çarşısı ve Yöresel Ürün Pazarı
Yeni Hasankeyf yerleşkesi merkezinde konumlanan modern çarşıda; bölgeye özgü el sanatları, dokumalar, gümüş takılar (telkari) ve yöresel kurutulmuş gıda ürünlerini bulabilir, gezi sonrası dinlenmek için Dicle manzaralı kafelerde mola verebilirsiniz.
Hasankeyf Gezi Rotası Tavsiyesi (Tek Günde Nasıl Gezilir?)
- Sabah: Hasankeyf Müzesi ile başlayarak bölgenin binlerce yıllık tarihine tanıklık edin.
- Öğle: Arkeopark alanına geçerek taşınan tarihi şaheserleri açık havada inceleyin.
- Öğleden Sonra: Baraj gölünde keyifli bir tekne turuna katılarak kanyonları keşfedin.
- Akşamüstü: Çarşıda mola verip yöresel hediyelik eşyalar alışverişiyle gezinizi noktalayın.
Hasankeyf Arkeopark ve Taşınan Tarihi Eserler
Hasankeyf Kültürel Park Alanı (Arkeopark), Ilısu Barajı suları altında kalan kadim Hasankeyf ilçesinden kurtarılan paha biçilmez tarihi yapıların bir araya getirildiği ve korunduğu özel bir açık hava müze kompleksidir. Doğal ortamlarından koparılarak devasa mühendislik operasyonlarıyla buraya nakledilen bu anıt eserler, ziyaretçilerini hem mühendislik başarısıyla büyülemekte hem de hüzünlü bir tarih yolculuğuna çıkarmaktadır.

Hasankeyf’ten Arkeopark’a Taşınan Tarihi Yapılar ve Kronolojisi
Tarihi eserlerin zarar görmeden yeni yerlerine nakledilmesi için parçalama, modüler taşıma ve bütüncül kaydırma gibi son teknoloji teknikler kullanılmıştır. İşte taşınan başlıca eserler ve kronolojik hikâyeleri:
Koç Camii (2019): Eyyubi mimarisinin önemli örneklerinden olan Koç Camii’nin minberi ve mimari unsurları da baraj suları yükselmeden önce yeni alana taşınan yapılar arasındadır.
Zeynel Bey Türbesi (Mayıs 2017): Türkiye’de bir bütün olarak taşınan ilk tarihi yapı olma unvanına sahiptir. 1.200 ton ağırlığındaki bu eşsiz Akkoyunlu eseri, SPMT (kendinden tahrikli modüler taşıyıcı) araçlarıyla 2 kilometrelik mesafeye sorunsuz bir şekilde nakledilmiştir.
Artuklu Hamamı (Ağustos 2018): 1200’lü yıllardan kalan 1.500 ton ağırlığındaki tarihi hamam, bütünsel olarak kriko sistemleriyle kaldırılarak Arkeopark’taki yeni platformuna yerleştirilmiştir.
İmam Abdullah Zaviyesi (Eylül 2018): Hz. Muhammed’in soyundan gelen İmam Abdullah’ın türbesi; türbe, minare ve eyvan olmak üzere üç ayrı parça halinde nakledilerek Arkeopark’ta yeniden birleştirilmiştir.
Hasankeyf Kalesi Orta Kapısı (Ekim 2018): Kale girişinde yer alan tarihi kapı, ağırlığı ve hassas yapısı nedeniyle üç büyük parça halinde Hasankeyf Arkeopark’a taşınmıştır.
Eyyubi Camii (Kızlar Camii) (Aralık 2018): Toplam ağırlığı yaklaşık 4.600 tonu bulan devasa Eyyubi Camii, parçalar halinde ve modüler sistemlerle taşınarak kültürel park alanındaki yerine konumlandırılmıştır.
Süleyman Han Camii ve Minaresi (2018 – 2019): Eyyubi dönemine ait Süleyman Han Camii’nin tarihi minaresi sökülerek ve ana gövdesi hassas operasyonlarla Arkeopark alanına taşınarak koruma altına alınmıştır.
El-Rızk Camii ve Minaresi (Aralık 2019): Eyyubi Hükümdarı Ebu’l Mefahir Süleyman Şah tarafından 1409’da yaptırılan 1.700 tonluk El-Rızk Camii, Dicle Nehri üzerine kurulan geçici köprü üzerinden başarıyla taşınarak Arkeopark’taki son ana eserlerden biri olmuştur.
Hasankeyf Müzesi’nde Öne Çıkan ve Mutlaka Görülmesi Gereken Eserler
Arkeopark açık hava alanındaki görkemli yapılardan sonra, Hasankeyf Müzesi kapalı sergi salonları ziyaretçilere mezar buluntularından adak takılarına, sikkelerden günlük yaşam objelerine kadar on binlerce yıllık bir zaman tüneli sunar. Ilısu Barajı kurtarma kazılarında elde edilen ve Müze’de mutlaka görülmesi gereken öne çıkan eserler şunlardır:

- Neolitik Çağ Obidiyen ve Taş Aletler (M.Ö. 10.000): Hasankeyf Höyük kazılarında bulunan ve yerleşik yaşama geçişin ilk izlerini taşıyan volkanik camdan (obidiyen) yapılmış kesici aletler ve süs eşyaları.
- Hasankeyf Hasat Yüzüğü (Tunç Çağı): Bölgedeki tarım kültürünü ve takı zanaatını gösteren, üzerinde bereket sembolleri işlenmiş nadide tunç ve altın takılar.
- Roma Dönemi Askeri ve Günlük Yaşam Eserleri: Kipa (Hasankeyf) Garnizonu’nda görev yapan Romalı askerlere ait miğfer parçaları, lejyon mühürleri, pişmiş toprak kandiller ve gözyaşı şişeleri.
- Artuklu ve Eyyubi Dönemi Seramikleri: Hasankeyf’in en parlak dönemini yaşadığı Orta Çağ’a ait; üzerleri geometrik ve bitkisel motiflerle süslü, sır altı tekniğiyle yapılmış muazzam Artuklu çinileri ve seramik kaplar.
- Sikke Koleksiyonu (Maden Eserler Salonu): Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu, Eyyubi ve Osmanlı dönemlerine ait, bölgedeki ticari zenginliği ve güç sembollerini yansıtan geniş bir altın ve gümüş sikke koleksiyonu.
- Meyyâfarikîn ve Hasankeyf Kitabeleri: Taş işçiliğinin zirvesi sayılan, üzerlerinde celi sülüs ve kûfi hat sanatıyla yazılmış tarihi yapım ve onarım kitabeleri.
Sular Altında Kalan Miras: Tarihi Hasankeyf Yapıları ve Eserleri Nelerdi?
Ilısu Barajı’nın su tutmasıyla birlikte kadim Hasankeyf’in binlerce yıllık yerleşim alanı Dicle Nehri’nin sularına gömüldü. Orta Çağ’ın en görkemli ticaret, kültür ve bilim merkezlerinden biri olan bu eşsiz vadi; kalesi, sarayları, köprüleri ve dini mimarisiyle insanlık tarihinin canlı bir şahidiydi. İşte sular altında kalmadan önce Hasankeyf’te yer alan ve tarihe yön veren başlıca yapılar:

Hasankeyf Kalesi ve Sarp Savunma Hattı
M.Ö. 10.000’li yıllardan itibaren doğal bir sığınak olan kayalıklar, M.S. 363 yılında Bizans İmparatorluğu tarafından Sasaniler’e karşı korunaklı bir sınır kalesi haline getirilmişti.
- Gizli Geçitler ve Su Yolları: Kaleye dik ve merdivenli yollardan ulaşılıyordu. Dicle Nehri’ne bakan uçurumlarda yekpare kayalara oyulmuş gizli geçitler bulunuyordu. Eyyubiler ve Artuklular döneminde, kaleden daha yüksek kaynaklardan getirilen sular kayalar oyularak ve toprak künkler döşenerek kaleye ulaştırılmıştı.
- Kale Kapıları: Doğu yönündeki merdivenli yolun başında yer alan süslü Kale Kapısı, Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından yaptırılmıştı. Kapının alt kısmında yer alan ve üzerinde iki aslan kabartması bulunan tarihi ikinci kapı ile üst kısımdaki üçüncü kapı, kentin savunma mimarisinin en önemli örneklerindendi.
Tarihi Hasankeyf Sarayları
Büyük Saray
Kalenin kuzeyinde, Ulu Cami’nin hemen alt kısmında yer alıyordu. Dicle Nehri’ne bakan cephesi dairesel payandalarla güçlendirilmişti. Giriş kapısının karşısında kesme taşlardan örülmüş ve taşları madeni kramplarla birbirine kenetlenmiş dikdörtgen bir kule yükseliyordu. Yapısal sağlamlığı sayesinde yüzyıllarca ayakta kalan bu kulenin gözetleme kulesi veya yıldırımlık olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Küçük Saray
Kalenin kuzeydoğu ucunda, kayalıkların aşağıdan yukarıya doğru ustalıkla yontulmasıyla adeta dev bir kule gibi yükseliyordu. 1328 yılında inşa edilen sarayın kuzey penceresi üzerinde iki aslan kabartması ve kûfi yazılar yer alıyordu. Tarihi kaynaklar, saray duvarlarının zamanında altın harflerle ve göz alıcı süslemelerle bezenmiş olduğunu aktarmaktadır.
Dini Yapılar ve İbadethaneler
- Hasankeyf Ulu Cami (1325): Eski bir kilise kalıntısı üzerine inşa edildiği bilinen cami, zaman içinde eklenen mekanlarla genişletilmişti. Minberinde yer alan ahşap kitabeler eserin 1396 yılında önemli bir onarım gördüğünü gösteriyordu. Caminin 100 metre ilerisinde yer alan hamam yapıları, kaleye çıkan bol suyun ve sonraki dönemlerde kumaş dokuma atölyelerinin varlığını kanıtlıyordu.
- El-Rızk Camii: Dicle Nehri kıyısında, tarihi köprünün hemen yakınındaydı. 1409 yılında Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından yaptırılan caminin giriş kitabesinde Allah’ın 99 ismi bitkisel motifler arasına işlenmişti. Çift merdivenli büyüleyici minaresi ve Kufi hat sanatıyla işlenmiş taş süslemeleri, Doğu İslam mimarisinin şaheserleri arasında yer alıyordu.
- Süleyman Han Camii: 1407 yılında yapılan cami; avlu kapısı, çeşmesi ve büyüleyici minaresiyle öne çıkıyordu. 2019 yılında yürütülen kurtarma kazılarında Eyyubi Sultanı Süleyman Han’a ait mezar ve 6 farklı sanduka burada keşfedilmiş, iskeletler ve mezar taşları inceleme altına alınmıştır.
- Zeynel Bey Türbesi (1462 – 1482): Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey için yapılan türbe, Anadolu’daki tek soğan kubbeli eser olma özelliğine sahipti. Dışındaki turkuaz ve lacivert sırlı tuğlalarla oluşturulan kuşaklarda “Allah, Ahmed, Muhammed, Ali” isimleri işlenmişti. (Günümüzde Arkeopark’a taşınmıştır.)
Antik Köprüler, Darphane ve Şehir Kalıntıları
- Tarihi Hasankeyf Köprüsü: 1116 yılında Artuklular tarafından antik temeller üzerine inşa edilen bu köprü, 40 metrelik orta kemer açıklığıyla Orta Çağ’ın en büyük taş köprüsüydü. Savunma amacıyla orta kemerinin ahşaptan yapıldığı ve düşman saldırılarında bu ahşap kısmın kaldırılarak geçişin kapatıldığı bilinmektedir.
- Darphane (Küçük Kale): Kalenin doğusundaki kaya kütlesi üzerinde yer alıyordu. Artuklular ve Eyyubiler döneminde burada paralar basılmış, Moğol istilasından sonra ise mesken olarak kullanılmıştır.
- Septimius Severus Köprüsü: Roma İmparatoru Septimius Severus döneminde Dicle üzerine inşa edilmiş, Roma’nın bölgedeki askeri ve ticari varlığını simgeleyen en eski antik taş köprülerden biriydi.
- Kaya Yerleşimleri ve Çarşılar (Şa’bülkebir ve Şa’büssağir): Kaleyi çevreleyen devasa vadiler ve kayalıklar, binlerce mağara evle doluydu. 14. ve 15. yüzyıl seyyahlarının notlarına göre Hasankeyf; camileri, kiliseleri, zengin çarşıları ve terk edilmiş su değirmenleriyle çok kültürlü ve ticaretin kalbinin attığı devasa bir şehirdi.
Tarihin Canlı Şahidi: Hasankeyf Tarihçesi ve Yönetim Dönemleri
Hasankeyf, sadece doğal bir sığınak değil; stratejik konumu ve Dicle Nehri’ne hakim yapısıyla Mezopotamya’da hüküm süren büyük medeniyetlerin güç mücadelesine sahne olmuş kadim bir şehirdir. Kentin bilinen en parlak devirleri Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar döneminde yaşanmıştır.

Artuklular Dönemi ve Başkent Hasankeyf (1101 – 1232)
Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın komutanlarından Artuk Bey’in oğlu Sökmen, 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirerek Hasankeyf Artuklu Beyliği’nin temelini attı.
- Başkentlik Yılları: Hasankeyf, 1232 yılına kadar Artukluların ilim, mimari ve idare merkezi (başkenti) konumunu sürdürdü.
- Diyarbakır’a Taşınan Merkez: 1183 yılında Selahaddin Eyyubi’nin Diyarbakır’ı (Amed) alıp Hasankeyf Artuklularına teslim etmesiyle beyliğin ana idare merkezi Diyarbakır’a kaydı. Hasankeyf bu tarihten itibaren vali ve temsilciler vasıtasıyla yönetilmeye başlandı. Merkezin kayması, kentin mimari ve ticari ivmesini bir süre yavaşlattı.
Moğol İstilası ve Eyyubiler Devri: Hasankeyf’in Altın Çağı
1260’lı yıllarda başlayan Moğol akınları tüm bölgeyle birlikte Hasankeyf’i de büyük bir tahribata uğrattı. Eyyubi Sultanı Takyeddin Abdullah (1249 – 1294) kenti toparlamaya çalışsa da, 1301’de Gazan Han komutasındaki Moğollar şehri yeniden harap etti. Moğol baskısının azalmasıyla Eyyubiler Hasankeyf’te devasa bir imar hamlesi başlattı.
Sultan Süleyman ve İmar Zirvesi (1378 – 1432)
Hasankeyf’in bugünkü tarihi siluetini oluşturan eserlerin büyük çoğunluğu El-Melik El-Adil Sultan Süleyman döneminde inşa edildi. Kent; camiler, saraylar, medreseler ve çeşmelerle adeta yeniden doğdu.
Eyyubiler Döneminden Günümüze Ulaşan / Taşınan Başlıca Eserler: Hasankeyf Kalesi Ulu Cami, El-Rızk Camii, Sultan Süleyman Camii, Kızlar Camii, İmam Abdullah Zaviyesi, Kale Kapıları ve Küçük Saray.
Akkoyunlu ve Safevî Baskısı
Sultan Süleyman sonrasında iç taht kavgaları ve çevredeki güçlü devletlerin baskısı kenti zayıflattı. 1461 – 1482 yılları arasında Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kente tamamen hakim oldu (bu dönemden günümüze tek hatıra Zeynel Bey Türbesi‘dir). Eyyubiler 1482’de kenti geri alsa da bu kez doğudan yükselen Safevî tehdidi ile yüzleşmek zorunda kaldılar.
Osmanlı Dönemi: Bölgesel Sancak Merkezi (1515 – 1923)
1514 Çaldıran Zaferi’nin ardından 1515 yılında Bıyıklı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Hasankeyf’i Safevî nüfuzundan kurtararak Osmanlı topraklarına kattı. Osmanlı, Eyyubi hanedanının bölgedeki saygınlığını koruyarak özerk (yerel) idareyi yine Eyyubi beylerine bıraktı.
- Eyalet Yapılanması: Hasankeyf, Diyarbakır Eyaleti’ne bağlı son derece geniş yetkilere sahip bir Liva (Sancak) merkezi haline getirildi.
- Geniş İdari Sınırlar: 16. yüzyıl Osmanlı arşiv belgelerine göre; günümüzdeki Batman ilinin tamamı, Siirt’in büyük bölümü ile Mardin’in Midyat, Dargeçit ve Ömerli ilçeleri idari olarak Hasankeyf Sancağı’na bağlıydı.
- Nüfus ve Hoşgörü: 16. yüzyılda yaklaşık 10.000 kişilik canlı bir nüfusa sahip olan kentte ticaret gelişmişti. Nüfusun yaklaşık %60’ını Hristiyan ahali oluşturuyor; Müslüman ve Hristiyan toplumlar zengin bir kültürel mozaik içinde yaşıyordu.
Duraklama ve Günümüz İdari Yapısı
19.yüzyıla gelindiğinde ticaret yollarının değişmesi ve idari merkezlerin kaymasıyla Hasankeyf stratejik önemini kaybetti.
1800’lerin Ortası: Hasankeyf Sancağı lağvedilerek Mardin’in Midyat ilçesine bağlı bir nahiye (bucak) konumuna geriledi.
Cumhuriyet Dönemi: Uzun yıllar Midyat’a bağlı bir bucak olarak kalan yerleşim, 1968 yılında belde belediyesi statüsü kazandı.
İlçe Olma Süreci: 16 Mayıs 1990 tarihinde Batman’ın il yapılmasıyla birlikte Hasankeyf de Batman’a bağlı bir ilçe statüsüne kavuştu.
Bir Devrin Sonu ve Yeni Bir Başlangıç: Hasankeyf’in Sular Altındaki Son Hali
İnsanlık tarihinin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Hasankeyf, paha biçilemez kültürel değerine rağmen ne yazık ki uzun yıllar hak ettiği ilgiden uzak kaldı ve ihmal edildi. 1970’li yıllardan itibaren gündeme gelen Ilısu Barajı Projesi ile birlikte hem ulusal hem de uluslararası alanda kentin geleceği tartışılmaya başlandı.

Sit Alanı Baskısı ve Nüfus Kaybı
Hasankeyf’in kentsel Sit alanı ilan edilmesi ve geleceğinin baraj sularına bağlı olması, ilçenin ekonomik ve sosyokültürel gelişimini onlarca yıl adeta dondurdu. Yatırımların durması ve belirsizlik, bölgeden dışarıya doğru büyük bir göç dalgası başlattı:
- 2000 Yılı Nüfusu: İlçe toplam nüfusu 7.500’ün altına geriledi.
- 2010 Yılı Nüfusu: Nüfus kaybetmeye devam eden ilçede sayı 6.796 kişiye kadar düştü.
Sadece Hasankeyf Değil: Sular Altında Kalan Dev Arkeolojik Miras
Ilısu Barajı’nın su tutmasıyla sulara gömülen alan sadece Hasankeyf ilçe merkezinden ibaret değildi. Çevrecilerin ve arkeologların en çok dikkat çektiği nokta, devasa baraj gölü alanındaki yüzlerce keşfedilmemiş tarihi yerleşimdi:
- Barajdan etkilenen 37.750 hektarlık devasa alanın yalnızca 7.000 hektarlık bölümü yüzey araştırmasına tabi tutulabildi.
- Bu kısıtlı alanda dahi 300’ü aşkın arkeolojik alan tespit edildi.
- Bu alanlardan 83’ü baraj sularından doğrudan etkilendi; geriye kalanlar ise erozyon ve aşınma riskiyle suların altında kaldı.
Hasankeyf Yeni Yerleşkesi: 3 Kilometre Ötede Yeni Bir Yaşam
Tarihi kentin sular altında kalmasıyla birlikte, eski yerleşimin sadece 3 kilometre uzağında 4 mahalleden oluşan Yeni Hasankeyf Yerleşkesi inşa edildi.
- Dev Mühendislik Taşıma Operasyonu: Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, İmam Abdullah Zaviyesi, El-Rızk Camii ve Süleyman Han Camii gibi 7 devasa tarihi yapı, dünyada nadir görülen mühendislik yöntemleriyle (kızaklı ve modüler taşıma sistemleriyle) sular altında kalmaktan kurtarılarak yeni yerleşkedeki Arkeopark alanına taşındı.
- Hak Sahiplerine Teslimat (Ağustos 2019): Yeni yerleşkede konut ve ticari alan projelerinin tamamlanmasıyla birlikte 710 konut ve 98 iş yeri hak sahiplerine teslim edildi.
Son Söz: Eski Hasankeyf, yüzyıllardır bağrında sakladığı mağaraları, Dicle’ye nazır surları ve sulara gömülen taş sokaklarıyla artık bir hafıza mekânı. Bugün ziyaretçilerini ağırlayan Yeni Hasankeyf ve Arkeopark Kompleksi ise bu devasa kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak adına modern bir açık hava müzesi olarak yaşamını sürdürüyor.
Hasankeyf Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hasankeyf gezisi planlayanların, tarihi dönüşümü merak edenlerin ve bölgeyi ziyaret etmek isteyenlerin arama motorlarında en çok arattığı soruları ve pratik cevapları aşağıda bulabilirsiniz:
Hasankeyf, GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamında Dicle Nehri üzerine inşa edilen ve Türkiye’nin en büyük barajlarından biri olan Ilısu Barajı (Veysel Eroğlu Barajı) projesi nedeniyle sular altında kalmıştır. Bölgede elektrik üretimi sağlamak ve tarımsal sulama kapasitesini artırmak amacıyla barajın su tutması sonucu tarihi ilçe merkezi göl alanı içinde kalmıştır.
Hasankeyf, M.Ö. 10.000’li yıllara dayanan geçmişiyle insanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. İpek Yolu üzerinde yer alması, Dicle Nehri’ne hakim sarp kayalıkları, yüzlerce insan yapımı mağara evi, Orta Çağ’ın en büyük taş köprüsüne ev sahipliği yapması ve Artuklu ile Eyyubi mimarisinin eşsiz örneklerini barındırması en belirgin özellikleridir.
Hasankeyf ismi, Arapça “Kaya Kalesi” anlamına gelen “Hısn-ı Keyfa” kelimesinden türemiştir. Halk arasındaki efsaneye göre kentin yüksek ve sarp kayalıklarında yaşayan, zekasıyla düşmanları alt eden “Hasan” adında bir mağara sakininden bahsettirilir. Bir diğer tarihi rivayete göre ise sarp kalesine ulaşmanın zorluğundan dolayı buraya girenlerin “Hasan’ın keyfi yerinde” demesinden mülhem bir adlandırma olduğu anlatılır.
Evet, kesinlikle gitmeye değer. Eski yerleşim sular altında kalmış olsa da, dünyada eşine az rastlanır mühendislik teknikleriyle taşınan devasa eserlerin sergilendiği Arkeopark, Türkiye’nin en modern ve zengin kapalı sergi alanlarından biri olan Hasankeyf Müzesi ve baraj gölü üzerinde yapılan tekne turları ziyaretçilere bambaşka ve etkileyici bir deneyim sunmaktadır.
Hasankeyf’in eski ilçe merkezi ve vadi tabanı baraj suları altındadır. Eski kentin 3 km ötesinde kurulan Yeni Hasankeyf, modern konutları, Arkeopark açık hava müzesi, Hasankeyf Müzesi kompleksi ve baraj gölü kıyısındaki yürüyüş yollarıyla ziyaretçilerini ağırlayan yeni bir turizm merkezine dönüşmüştür.
Hasankeyf Yeni Yerleşkesi’ne ve Arkeopark açık hava yürüyüş alanına giriş ücretsizdir. Ancak alan içerisinde yer alan kapalı sergi salonu olan Hasankeyf Müzesi’ne giriş ücretlidir (Ücretler Euro/TL endeksli güncellenmektedir).
Evet, Hasankeyf Müzesi’nde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Müze Kart geçerlidir. Müze Kart sahipleri kapalı sergi alanlarını ücretsiz olarak ziyaret edebilirler.
Batman şehir merkezi ile Hasankeyf arası yaklaşık 35-38 kilometredir ve araçla ortalama 30-35 dakika sürmektedir. Şehir merkezinden kalkan Hasankeyf minibüsleriyle de oldukça uygun fiyatlara kolayca ulaşım sağlanabilmektedir.
Hasankeyf ile Mardin’in Midyat ilçesi arası yaklaşık 45 kilometredir. Karayoluyla özel araçla veya dolmuşlarla yolculuk ortalama 40-45 dakika sürmektedir. Bölge turu yapanlar için Midyat ve Hasankeyf aynı gün içinde rahatlıkla gezilebilir.
Ayrıca İlgili Linkler:
Güneydoğu Anadolu tarihi yerler antik kentler
Güneydoğu Anadolu bölgesi rotası ve güzergahı bilgileri
Güneydoğu Anadolu bölgesi antik yerleşim ve tarihi şehir fotoğrafları

