Foça gezilecek yerler, İzmir’in kuzey kıyılarında zengin tarihi birikimi ve bakir doğayı bir arada sunan Ege’nin en özel rotalarından biridir. Antik çağdaki adıyla Phokaia; binlerce yıllık geçmişi, cumbalı taş evleri, begonvilli dar sokakları ve Akdeniz foklarına ev sahipliği yapan kıyı kültürüyle ziyaretçilerini büyülemektedir.
Günümüzde Eski Foça gezilecek yerler arasında Phokaia Antik Kenti, Beşkapılar Kalesi, antik surlar, tarihi yel değirmenleri ve masmavi Foça plajları ve koyları öne çıkmaktadır. Hazırladığımız bu detaylı Foça gezi rehberi sayesinde Foça tarihi, görülmesi gereken mimari yapılar ve gezilecek doğal güzellikler hakkında merak ettiğiniz tüm detaylara kolayca ulaşabilirsiniz.
Foça’nın Önemi ve Tarihi Değeri

Foça’nın önemi, kökleri MÖ 11. yüzyıla dek uzanan ve Ege kıyı ticaretine yön veren stratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Antik dönemde “Phokaia” olarak anılan ve adını bölgede yaşayan Akdeniz foklarından alan kent; gelişmiş denizcilik yetenekleriyle Akdeniz’in dört bir yanında koloniler kurarak dönemin en güçlü ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Tarih boyunca Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları gibi büyük medeniyetlerin egemenliği altında kalan belde, stratejik limanı sayesinde her dönem bölgesel bir güç olma kimliğini korumuştur. Antik tiyatrosundan Pers Anıtı’na, Beşkapılar Kalesi’nden tarihi yel değirmenlerine kadar pek çok yapı kentin geçmişteki küresel önemini günümüze taşımaktadır.
Bölgenin sahip olduğu bu köklü miras, Foça tarihi ve arkeolojisi açısından kenti çok katmanlı ve paha biçilemez bir kültür hazinesi haline getirmektedir. Toprak altında saklanan Phokaia Antik Kenti kalıntıları, Dünya arkeoloji literatüründe özel bir yere sahiptir. Anadolu’nun bilinen en eski tiyatrosu, Athena Tapınağı’nın görkemli izleri ve denizcilerin ibadet merkezi olan Kybele Açık Hava Tapınağı, kentin antik çağdaki dini ve kültürel ağırlığını kanıtlamaktadır. Osmanlı devrinde de ticaret ve ulaşım ağının kilit noktası olma özelliğini sürdüren beldede; camiler, hamamlar ve Foça taş evleri ve sokakları, kentin yüzyıllardır kesintisiz devam eden kent kültürünü gözler önüne serer.
Günümüzde Foça’nın taşıdığı değer, yalnızca antik dönem kalıntılarıyla sınırlı kalmayıp doğa ve kültür mirasının kusursuz bütünleşmesinde yatmaktadır. Ceneviz ve Osmanlı izlerini taşıyan kale surlarının UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi‘nde yer alması, kentin uluslararası ölçekteki önemini belgelemektedir. Bunun yanı sıra nesli tükenme tehlikesi altındaki Akdeniz foklarının koruma altındaki doğal yaşam alanı olan adaları ve dokusu bozulmamış geleneksel mimarisi, kenti Ege Bölgesi’nin en nitelikli kültür rotalarından biri kılmaktadır. Dolayısıyla Eski Foça gezilecek yerler arasında adım atmak, sadece şirin bir sahil kasabasını keşfetmek değil; Akdeniz medeniyetler tarihinin binlerce yıllık birikimine yerinde tanıklık etmek demektir.
Foça Kısa Bilgiler Tablosu
| Özellik / Kriter | Foça Detayları |
|---|---|
| Konum | İzmir’in kuzey kıyısı (İzmir şehir merkezine yaklaşık 70 km) |
| Tarih ve Yerleşim Yaşı | MÖ 3000 (İlk Tunç Çağı) – Yaklaşık 5000 yıllık katmanlı geçmiş |
| Antik Adı ve İsim Kökeni | Phokaia (Yunanca “Phoke” kelimesinden gelen Akdeniz Foku) |
| Geleneksel Mimarisi | 19. yüzyıldan kalma cumbalı, ön bahçesiz bitişik nizam Foça taş evleri |
| Tarihi Sur Uzunluğu | Yaklaşık 290 metre (10 farklı yapım ve onarım evresine sahip surlar) |
| UNESCO Dünya Mirası Durumu | 2013 yılından bu yana Ceneviz Ticaret Yolu kategorisinde Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir |
| Öne Çıkan Gezi Rotaları | Phokaia Antik Kenti, Beşkapılar Kalesi, Pers Anıt Mezarı, Siren Kayalıkları, Kozbeyli Köyü |
| İlginç Bilgi 1: Anadolu’nun En Eski Tiyatrosu | Phokaia Antik Tiyatrosu, yerel tüf taşından yontulmuş oturma basamakları ve Hellenistik yazıtlarıyla Anadolu’nun en eski tiyatrosu kabul edilmektedir. |
| İlginç Bilgi 2: Kentin Gerçek Sembolü Griffon | Kent adı foktan gelse de basılan ilk elektron sikkelerde ve Athena Tapınağı’nda kentin koruyucu sembolü olarak mitolojik Griffon figürü kullanılmıştır. |
| İlginç Bilgi 3: Odysseia Destanı ve Sirenler | Homeros’un ünlü Odysseia destanında geçen ve sesleriyle denizcileri büyülediğine inanılan mitolojik yaratıkların yurdu Siren Kayalıkları Foça’da yer almaktadır. |
Eski Foça mı Yeni Foça mı?
Foça gezisi planlayanların yanıtını en çok merak ettiği sorulardan biri şüphesiz ‘Eski Foça mı Yeni Foça mı?’ ikilemidir. Coğrafi olarak birbirinden yaklaşık 20 kilometre mesafe ile ayrılan bu iki yerleşim, ziyaretçilerine tamamen farklı iki Ege atmosferi sunmaktadır. İlçe merkezi konumundaki Eski Foça, binlerce yıllık tarihsel birikimi ve özenle korunan mimari dokusuyla öne çıkar. Phokaia Antik Kenti kalıntıları, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Beşkapılar Kalesi, arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve nostaljik Foça taş evleri ve sokakları tamamen Eski Foça sınırları içerisinde yer almaktadır.
İlçenin kuzeyinde konumlanan Yeni Foça ise tarihi dokudan ziyade geniş sahil şeridi, yazlık yerleşimleri ve site tarzı yapılaşmasıyla tanınan modern bir sahil beldesidir. Dolayısıyla zengin bir kültür mirasını, otantik sokakları ve geleneksel balıkçı limanı atmosferini deneyimlemek isteyen gezginlerin ilk durağı Eski Foça gezilecek yerler rotası olmalıdır. Deniz, güneş ve dinlenme odaklı bir tatil planlayanlar ya da berrak Foça plajları ve koyları boyunca vakit geçirmek isteyenler ise Yeni Foça’yı da gezi programlarına alternatif bir rota olarak dahil edebilirler.
Foça Gezilecek Yerler Listesi

İzmir’in şirin ve tarihi ilçesi Foça; antik çağlardan kalan kalıntıları, taş evlerle süslü sokakları ve bakir koylarıyla her mevsim farklı bir Ege deneyimi sunar. Hazırladığımız bu listede Eski Foça gezilecek yerler rotasından sakin koylara kadar mutlaka görmeniz gereken noktaları bulabilirsiniz:
Foça Tarihi ve Kültürel Yerler

- Eski Foça Yel Değirmenleri: 19. yüzyıldan günümüze ulaşan bu tarihi değirmenler, ilçe merkezine tepeden bakan konumuyla özellikle gün batımında panoramik fotoğraf çekmek isteyenlerin ilk durağıdır.
- Phokaia Antik Kenti: Anadolu’nun bilinen en eski tiyatrosuna ve Athena Tapınağı’na ev sahipliği yapan kent, Foça tarihi ve arkeoloji meraklıları için çok katmanlı bir açık hava müzesi niteliğindedir.
- Beşkapılar Kalesi ve Surları: UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bu görkemli Ceneviz ve Osmanlı kalesi, antik Phokaia surlarının günümüze ulaşan en sağlam bölümüdür.
- Pers Anıt Mezarı (Taş Ev): Foça’ya 7 km mesafede yer alan M.Ö. 4. yüzyıla ait bu devasa kaya anıtı, Pers mimarisinin Ege’deki en özgün ve gizemli örneklerinden biridir.
- Kybele Açık Hava Tapınağı: M.Ö. 580’li yıllara tarihlenen ve antik dönem denizcilerinin sefer öncesi ibadet ettiği bu kaya nişleri, kentin mistik geçmişine ışık tutar.
- Şeytan Hamamı: Adı hamam olsa da aslında antik döneme ait kayalara oyulmuş bir aile mezarı olan yapı, ilginç mimarisiyle kentin görülmeye değer detaylarındandır.
- Fatih Camii ve Kayalar Camii: Kaleiçi dokusu içerisinde yer alan yapılardan Fatih Camii Osmanlı mimarisini yansıtırken, Kayalar Camii ise Bizans dönemine ait devşirme taş işçiliğiyle dikkat çeker.
Foça Doğal Güzellikler, Plajlar ve Koylar

- Siren Kayalıkları: Homeros’un Odysseia destanına konu olan ve efsanevi deniz kızlarının yaşadığına inanılan bu aşınmış volkanik kayalıklar, tekne turlarının en büyüleyici durağıdır.
- Foça Adaları (İncir ve Orak Adası): Nesli tehlike altındaki Akdeniz foklarının doğal yaşam alanı olan bu el değmemiş adalar, berrak deniz suyu ve el değmemiş doğasıyla öne çıkar.
- Foça Plajları ve Koyları: Serin Ege sularının tadını çıkarmak isteyenler için Sazlıca Plajları, Mersinaki Koyu, Karakum Plajı ve Mavi Bayraklı Yeni Foça Halk Plajı en popüler deniz rotalarıdır.
Foça Sokakları ve Çevre Rotalar

- Eski Foça Taş Evleri ve Sokakları: Cumbalı Rum evleri, begonvilli arnavut kaldırımlı sokakları ve otantik atmosferiyle adım başı fotoğraf karesi sunan kentin kalbidir.
- Kozbeyli Köyü: Tarihi taş mimarisi, meşhur dibek kahvesi ve huzurlu köy havasıyla Foça gezinize mutlaka eklemeniz gereken otantik bir Ege köyüdür.
Foça Surları ve Beşkapılar Kalesi

Eski Foça gezilecek yerler listenizin en görkemli tarihi durağı olan Foça Surları ve Beşkapılar Kalesi, kentin binlerce yıllık savunma mimarisini günümüze taşıyan en ikonik kültür mirasıdır. Surların toprak üstünde kalan bölümü, Athena Tapınağı’nın yer aldığı kayalığın doğusundan başlayarak yarımadanın tüm kuzeyi boyunca uzanır ve Beşkapılar olarak anılan kale bölümünde son bulur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kayıkhane olarak kullanılan Beşkapılar Kalesi, hem Ceneviz hem de Osmanlı mimarisinin izlerini bir arada taşıyan kütlesiyle kentin sahil silüetine damga vurur.
Foça tarihi açısından dönüm noktası sayılan 1275 yılında, Doğu Roma İmparatoru Michael Paleologos surları Cenevizli Manuel Zaccaria’ya devretmiştir. İlk büyük onarımını Cenevizliler döneminde geçiren surların etrafında tarihi Kaleiçi yerleşimi yoğunlaşmaya başlamıştır. Yapıya günümüzdeki heybetli görünümünü kazandıran ikinci büyük dönüşüm ise 1538-1539 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman devrinde gerçekleşmiştir. Yaklaşık 290 metre uzunluğa sahip bu tarihi sur hattı üzerinde 2000’li yıllarda titiz restorasyon ve arkeolojik çalışmalar yürütülmüştür.
Foça Surları’nın 10 Tarihsel Evresi
Yapıda tespit edilen 10 farklı yapım ve onarım evresi, kentin ne kadar çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne serer:
- 1. Evre (Arkaik Dönem): MÖ 590-580 yılları arasındaki ilk surlar
- 2. Evre (Roma Dönemi): MS 1-4. yüzyıllar arası inşa ve onarımlar
- 3. Evre (Geç Roma Dönemi): MS 5-6. yüzyıl onarımları
- 4. Evre (Bizans Dönemi): MS 7-9. yüzyıl sur hatları
- 5. Evre (Bizans I. Onarım): MS 11. yüzyılın ikinci yarısı ve 12. yüzyıldaki büyük onarım
- 6. Evre (Ceneviz Dönemi): 1298-1299 yıllarındaki büyük Ceneviz güçlendirmesi
- 7. Evre (Bizans II. Onarım): 1336-1360 yılları arası geç Bizans müdahaleleri
- 8. Evre (I. Osmanlı Dönemi): Kanuni Sultan Süleyman zamanında (1538-1539) yapılan ve surların ana kütlesini oluşturan büyük onarım
- 9. Evre (II. Osmanlı Dönemi): 1649’daki Venedik saldırısı sonrası 1671 yılında gerçekleşen onarımlar
- 10. Evre (III. Osmanlı Dönemi): 1709 ve 1739 depremlerinin ardından 1742 yılında tamamlanan son güçlendirmeler
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki Yeri
Foça Kalesi ve surları, 2013 yılında “13. yy. Ceneviz Ticaret Yolu’nda Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Kale ve Surlu Yerleşimleri” kategorisi altında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir. Bu uluslararası prestijli listede Akçakoca Kalesi, Amasra Kalesi, Çandarlı Kalesi, Galata Kulesi, Sinop Kalesi, Yoros Kalesi, Çeşme Kalesi, Güvercinada Kalesi ve Kuşadası Surları ile birlikte Akdeniz ticaret tarihinin en önemli savunma merkezlerinden biri olarak yer almaktadır.
Phokaia Antik Kenti: Anadolu’nun En Eski Tiyatrosu ve Tarihi Kalıntılar

Eski Foça gezilecek yerler rotasının arkeolojik açıdan en değerli durağı olan Phokaia Antik Kenti, MÖ 9. yüzyıla kadar uzanan geçmişiyle Ege’nin en önemli çok katmanlı yerleşimlerinden biridir. Antik kentin üzerinde günümüzde modern yerleşim bulunduğu için kültürel katmanlar ve tarihi yapılar titiz kentsel arkeoloji çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılmaktadır. Kentin bilinen ilk yerleşim alanı güney yamaçlarda tespit edilmiş olup MÖ 6. yüzyıl başlarına tarihlenen iki sunak yapısının Apollon ve Artemis ile ilişkili olduğu değerlendirilmektedir.
Anadolu’nun En Eski Antik Tiyatrosu
- Arkeolojik Keşif: 1991 yılı kazılarında ortaya çıkarılan Phokaia Antik Tiyatrosu, Anadolu’nun bilinen en eski tiyatrosu olma unvanını taşımaktadır.
- Tüf Taşından Oturma Sıraları: Tiyatronun cavea (seyirci alanı) çalışmalarında Foça’nın yerel tüf taşından işlenmiş dört sıra oturma basamağı gün ışığına çıkarılmıştır.
- Tarihsel Yazıtlar: Oturma basamakları üzerine kazınmış Hellenistik döneme ait yazıtlar, tiyatronun Roma dönemi öncesinde inşa edildiğini kanıtlamaktadır.
Athena Tapınağı ve Kybele Kutsal Alanları
- Athena Tapınağı: Kentin en temel dinsel yapısı olan Athena Tapınağı’nın podyum duvarları 2010 yılı sonrasındaki kazılarda açığa çıkarılmış ve yapım tarihi MÖ 6. yüzyılın başları olarak tarihlenmiştir.
- Kybele Kutlu Alanları: Tapınağın kuzey yamacında ve etraftaki adalarda kayalara yontulmuş Kybele tapım alanları, Phokaia kentinde Kybele kültünün ne kadar köklü bir yere sahip olduğunu göstermektedir.
Altyapı Kalıntıları ve Mimari İzler
- Kent genelindeki kazı alanlarında çok sayıda subasman, duvar ve temel kalıntısı ile antik taş döşemeli yollar tespit edilmiştir.
- Antik kentin gelişmiş su mühendisliğini gözler önüne seren su kanalları, drenaj hatları ve künk sistemleri ortaya çıkarılmıştır.
Phokaia Kazı Tarihçesi
1913 – 1920: İlk arkeolojik kazı çalışmaları Fransız mühendis ve arkeolog Felix Sartiaux tarafından gerçekleştirilmiştir.
1951 – 1970: Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında devam eden çalışmalar, özellikle 1951-1955 döneminde yoğunlaşmıştır.
1989 – 2000’ler: Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Özyiğit liderliğinde kapsamlı bir kazı süreci yürütülmüştür.
2020 – Günümüz: Bölgedeki arkeolojik çalışmalar günümüzde İzmir Müze Müdürlüğü başkanlığında aralıksız sürdürülmektedir.
Foça Taş Evleri ve Sokakları: Geleneksel Mimari ve Kent Dokusu

Eski Foça gezilecek yerler rotasının en karakteristik görsel ögesi, şüphesiz kasabanın ruhunu oluşturan tarihi mimarisidir. Arnavut kaldırımlı dar sokakları süsleyen Foça taş evleri ve sokakları, 19. yüzyıldan günümüze ulaşan yerleşim dokusuyla ziyaretçilere zamanda yolculuk hissi yaşatır. Yöreye özgü taş malzemelerle inşa edilen bu yapılar; ahşap cumbaları, begonvillerle süslü pencereleri ve nostaljik atmosferiyle kentin kültürel mirasını somut biçimde gözler önüne serer.
Geleneksel Mimari Özellikler ve Taş İşçiliği
- Dışa Dönük Kent Düzeni: 19. yüzyıldan kalan eski kent dokusundaki evler, parsel üzerinde ön bahçesiz ve çoğunlukla bitişik nizam inşa edilmiştir. Binaların cephelerinin doğrudan sokağa bakması, Foça tarihi boyunca yerel halkın sosyal yaşamının ne kadar dışa dönük olduğunu simgeler.
- Organik ve Izgara Sokak Yapısı: Kale bölgesinde tarihi dokunun getirdiği dar ve organik yol yapısı görülürken, kentin diğer bölümlerinde sokaklar birbirini dik kesecek şekilde planlanmıştır.
- Kat Yapısı: Eski dokuyu oluşturan evler çoğunlukla iki katlıdır; tek katlı binalarda ise genellikle bir bodrum katı yer almaktadır.
- Özel Yığma Teknikleri: Duvar yapımında kesme taş ve moloz taş yığma tekniği birlikte kullanılmıştır. Ön cephelerde ve duvarların dış yüzeylerinde kesme taş tercih edilirken, duvarların iç dolgusu ile yan ve arka cephelerde moloz taş kullanılmıştır. Duvarlar genellikle sıvasız bırakılmış, yer yer kesme taş arasına tuğla örgü detayları işlenmiştir.
Günümüzdeki Kullanımı ve Turizm Değeri
Özenle yürütülen restorasyon çalışmaları sayesinde aslına uygun olarak korunan tarihi evlerin birçoğu günümüzde butik otel, otantik pansiyon, kafe ve özel konut olarak hizmet vermektedir. Cumbalardan sızan gün ışığı, taş duvarların serinliği ve begonvil kokuları eşliğinde bu sokaklarda yürümek, Foça gezi rehberi listenizin en keyifli ve huzur verici anlarından biri olacaktır.
Siren Kayalıkları: Homeros Destanlarından Günümüze Mitolojik Bir Rota
Eski Foça gezilecek yerler listesinin hem doğal hem de mitolojik açıdan en büyüleyici durağı şüphesiz Siren Kayalıkları’dır. Rüzgâr ve dalgaların aşındırması sonucu oluşan bu volkanik kaya kütleleri, büyüleyici görüntüsü ve hakkındaki efsanelerle Foça gezilecek yerler rotasının vazgeçilmez bir parçasıdır.
Homeros’un Odysseia Destanı ve Siren Efsanesi
- Mitolojik Köken: Yunan mitolojisinde Sirenler; sesleriyle büyüleyici şarkılar söyleyen, üstü kadın altı kuş şeklinde betimlenen yaratıklardır. Şarkılarını duyan denizcilerin akıllarını başından alarak gemilerini kayalıklara çarpmalarına ve boğulmalarına neden olduklarına inanılır.
- Odysseus’un Kurnazlığı: Homeros’un ünlü Odysseia destanında kahraman Odysseus, bu kayalıkların yanından geçerken Sirenlerin şarkısını duymak ister. Ancak gemisini ve tayfasını kurtarmak için adamlarının kulaklarını bal mumuyla kapatır, kendisini ise geminin direğine sıkıca bağlatır. Böylece Sirenlerin şarkısını duyup hayatta kalmayı başaran tek denizci olarak tarihe geçer.
Siren Kayalıkları’na Nasıl Gidilir ve Nasıl Gezilir?
- Tekne Turları: Siren Kayalıkları kara yoluyla ulaşımı olmayan, deniz üzerinde yer alan bir doğa harikasıdır. Bu nedenle bölgeyi keşfetmenin tek yolu Eski Foça limanından kalkan günübirlik Foça tekne turları ile rotaya katılmaktır.
- Doğal Koruma Alanı ve Akdeniz Fokları: Kayalıklar ve çevresi, nesli tehlike altında olan Akdeniz foklarının yaşam ve üreme alanı olduğu için kesinlikle koruma altındadır. Bu sebeple kayalıklara çıkmak veya tırmanmak yasaktır; turlar sırasında tekneler kayalıklara yaklaşarak ziyaretçilere fotoğraf çekme ve bu mitolojik atmosferi deniz üzerinden seyretme imkânı sunar.
Foça Tarihi

Foça’nın gezilecek yerlerini ve simge yapılarını daha iyi kavrayabilmek için kentin binlerce yıla yayılan tarihine göz atmak gerekir.
Phokaia’nın Kuruluşu ve İlk Çağ Dönemi
Foça günümüzden 3000 yıl kadar önce MÖ 11. yy’da Aioller tarafından kurulmuştur. Aioller kimdir sorusunu ise ‘antik Yunanistan’da yaşamış başlıca 4 Yunan kavminden (diğerleri Akalar, Dorlar ve İyonlar) biridir’ olarak cevaplayabiliriz. Anadolu’da yerleştikleri bölgeye ise Aiolis denilmektedir. Antik dönemlerde Foça, 12 İyon kentinden biri olan Phokaia olarak anılmaktaydı. Foça’nın adı, antik dönem ismi Phokaia’dan, Phokaia sözcüğü de “fok” (eski Yunanca: Phoke)dan gelmektedir.
Kentin nasıl kurulduğuna dair çeşitli görüşler vardır. Antik yazarlardan Pausanias’a göre de Phokaia, Teos ve Erythrai’dan gelenlerce kurulmuştur. Oysa son yıllarda yapılan kazılara göre Phokaia’nın bilinen en eski tarihi İlk Tunç Çağı yani MÖ 3000 yılına kadar gittiği anlaşılmıştır. Foça’nın güney yamaçlarında ilk kez kurulan kentin yerli halkının MÖ 2000 yıllarının ikinci yarısında Mikenlilerle yakın ticari ilişkiler içerisinde oldukları, Mikenlilerin kurulmasını desteklediği ticaret kolonileri arasında Foça’nın da bulunduğu tarihsel kaynaklardan anlaşılmaktadır. Fakat Batı Anadolu’nun M.Ö. II. binyılına ait veriler hala oldukça sınırlı ve yoruma açıktır, bundan dolayı Anadolu topraklarındaki halkların kökeni, Aka kökeni ile Miken kökeninin aynı olup olmadığı, ya da Anadolu’da Miken kökenli bir Ahhiyawa toplumunun varlığı savları tartışmalıdır.
MÖ 11. yüzyılda Phokaia’ya gelen Aioller ve daha sonra gelen İyonlar ile kaynaşan yerli halk, MÖ 7. yüzyıldan başlayarak hızlı bir yükselme dönemi göstermiştir.
Denizcilikte Altın Çağ ve Kral Yolu Ticareti
“Tarihin Babası” Herodot’a göre Phokaialılar, denizcilikte büyük gelişme gösterirler. 50 kürekli ve 500 yolcu taşıma gücünde, hızlı tekneler kullanan Phokaialılar, uzun deniz yolculuğuna çıkan ilk Hellenlerdir. Adriyatik, Etruria, İberia ve Tartessos’u Hellen dünyasına tanıtmışlardır.
MÖ 7. yüzyılda İran’da Susa’dan başlayan “Kral Yolu” Sardes’e kadar geliyor ve burada Phokaia ve Aliağa yakınındaki Kyme’den gelen bir yolla birleşiyordu. Ünlü gezgin Ramsay’a göre, ayrıca Sardes-Smyrna (İzmir) ve Sardes – Ephesos (Efes) yolları da vardı. Böylece Ephesos ve Smyrna Kral Yolu’na bağlanabiliyordu. Efes’ten başlayan diğer bir yol da Smyrna’dan geçerek, Phokaia’ya ulaşıyor olmalıydı. Ephesos, Smyrna, Phokaia ve Sardes arasında Hermos (Gediz) Vadisi yer alıyordu ve bu vadinin ticari egemenliği Smyrna’ya aitti. MÖ 7. yüzyılda altın çağını yaşayan Smyrna’nın zenginliğine bu yolun katkısı büyüktü. MÖ 600’lerde Smyrna’nın Lydia kralı Alyattes tarafından yıkılmasından sonra, Hermos (Gediz) Vadisi’nin ticari egemenliği Phokaia’nın eline geçmişti. Bu egemenlik Phokaia sikkelerinin zenginleşmesiyle de belirgindir.
Phokaia MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında altın çağını yaşadı. Bu altın çağ, Perslerin MÖ 546 yılında Sardes’i ele geçirmeleriyle sona erdi. Birçok Batı Anadolu kenti gibi Phokaia’yı da Persler yıkıp tahrip etti. Herodotos’a göre, Pers komutanı Harpagos bu kentleri, kent duvarlarının önüne toprak tepecikler yığarak ele geçirmişti. Phokaia kuşatılırken ve Perslerin eline geçtikten sonra, Phokaialıların çoğu Akdeniz’deki kolonilerine göç etmişlerdi. Daha sonra bunlardan bazıları geriye döndü.
Elektron Sikke Devrimi ve Griffon Sembolü
Phokaia, Ionia’da ilk elektron sikke bastıran kentlerden biridir. Bu paralar deniz ticareti yoluyla Akdeniz ve Mısır’a kadar ulaşmıştır. Elektron sikkeleri bastıran kentler, MÖ 6. yüzyılın sonuna doğru pahalı bir alaşım olması nedeniyle, bundan vazgeçip, altın ve gümüş sikke basımına geçmişlerdir. MÖ 4. yüzyılın sonuna kadar elektron sikke bastıran kentler, yalnızca Phokaia ve Mytilene’dir.
Phokaia sikkelerinin büyük bölümünün arka yüzünde griffon betimi bulunur. Griffon, doğu mitolojilerinden alınan doğaüstü kompozit bir yaratıktır, genelde aslan-boğa vücutlu, kartal-ejderha kanatlı ve kuş-ejderha kafalı olarak betimlenir. Phokaia’nın adının foktan gelmesine karşın, kentin asıl sembolü griffondur. Arkaik Dönem Athena Tapınağının duvarları da yine griffon protomlarıyla süslüydü.
Helenistik, Roma ve Bizans Hakimiyeti
Helenistik dönemde Büyük İskender’in Küçük Asya seferiyle, pek çok Batı Anadolu kentinde olduğu gibi, Phokaia’da da Pers istilası sona ermiştir. Kent daha sonra Büyük İskender’in komutanlarından Seleukoslar, Attaloslar ve Pergamon Krallığı tarafından yönetilmiştir. Pergamon Krallığı’nın MÖ 133 yılında vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğu’na bağlanmasıyla, Phokaia da aynı yazgıyı paylaşmıştır. MÖ 132 yılında Phokaia her ne kadar Romalılara baş kaldıran Pergamonlu yönetici Aristonikos’la birlik olmuşsa da MÖ 600’lerde kurduğu koloni kent Massalia’nın yardımıyla yıkılmaktan kurtulmuştur. Pompeius, Phokaia’ya özgürlüğünü vermiştir.
Phokaia Erken Hristiyanlık döneminde Bizans İmparatorluğu’nun “Thema Thrakesion” bölgesinde bir piskoposluk merkezidir. Kent, 11. yüzyıla kadar önemli olmayan bir Bizans yerleşmesi olarak kalmıştır.
Selçuklu, Venedik, Ceneviz ve Çaka Bey Dönemi
11. yüzyılın başında Phokaia’nın doğusundaki topraklar yavaş yavaş Selçuklu Devleti’ne geçmeye başlar. Phokaia 1082 yılında bir Venedik ticaret kolonisi olur. Bu dönemde Batı Anadolu’da Çandarlı, İzmir, Kuşadası ve Marmaris’te Venedik koloni kaleleri kurulur.
Bizans İmparatoru ile anlaşamayan Selçuklu donanma komutanı Çaka Bey, 1086’da Smyrna’yı, daha sonra Khios, Klazomenai, Çeşme ve Phokaia’yı ele geçirir.
Haçlı Seferleri sırasında (1096-1291) Latinler, Bizans İmparatorluğu yönetiminde ve ticaret yaşamında etkin bir duruma gelirler. 1204 yılında yeni bir Latin Devleti kurarak, 1211’de kuzeybatı Anadolu’yu bu devlete bağlarlar.
13. yüzyılda Bizans İmparatorluğu Venediklilere karşı Cenevizlileri desteklemekteydi. Ortak egemenlik süren Bizans imparatorları Mikhael VIII ve Andronikos II (1272-1282), 1275 yılında Manuele Zaccaria adında bir Cenevizli’ye Foça kentini vermiştir. Foça’daki şap madeninin ticareti Manuele Zaccaria’ya büyük paralar kazandırır; çünkü Foça’daki şap madeni ile yalnızca Karadeniz kıyılarında bulunan bir cins şap rekabet edebiliyordu. Bu maden ilaç, deri ve tekstil endüstrisinde kullanılıyordu. Yeni Foça, Cenevizlilerin şap ticareti nedeniyle kurdukları bir Ceneviz kalesidir. Foça’daki kent duvarı da bu dönemde bir onarım görmüştür.
Foça Tarihi Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi
Osmanlı Sultanı I. Bayezit döneminde (1389-1402) Saruhan, Menteşe, Aydın beylikleri Osmanlı Devleti’ne katıldıysa da 1402 Ankara savaşında I. Bayezit’i yenen Timur, İzmir’i işgal ederek, Foça’yı ve Khios’u haraca bağlar. 15. yüzyılda güçlenen Osmanlı Devleti, Kaptan-ı Derya Yunus Paşa yönetimindeki Osmanlı Donanması ile 1455 yılında Yeni Foça’yı ve Foça’yı Osmanlı topraklarına katar. Fatih Sultan Mehmet de Foça’yı Manisa eyaletine dahil eder.
17. yüzyılda Foça Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu-batı bağlantısını sağlayan liman kentlerinden biridir. İran ipeği Doğu ve Orta Anadolu üzerinden Foça’ya gelir ve buradan gemilere yüklenerek İngiltere, İspanya, Fransa ve öteki Avrupa ülkelerine gönderilir. Avrupa devletleri bu yol bağlantısı için Osmanlılara vergi vermekteydiler. 17. yüzyıl ortalarında Hint Okyanusu yolunun kullanılmasına başlanmasıyla Foça bu özelliğini yitirmiştir.
17. yüzyıl ortalarında Foça Anadolu kıyılarında, İzmir ve Edremit’le birlikte İstanbul’la en çok ilişkisi olan üç limandan biridir. Gönderilen ürünler kaya şapı, değirmentaşı ve kuru meyvelerdir. Özellikle saray mutfağının kuru üzüm gereksinimi bu bölgeden karşılanmıştır.
17. yüzyıl sonlarında Foça “Kaleiçi” denilen yarımadadan oluşmaktaydı. 19. yüzyıl başlarında yerleşim surların dışına taşar. 1835 yılında Foça’yı ziyaret eden bir İngiliz gezgine göre, bin hanenin dört yüzünde Rum, altı yüzünde Türkler yaşıyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısında Ege adalarından Batı Anadolu’daki yerleşim yerlerine yoğun bir iç göç yaşandı. Göç edenlerin çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu.
1867’de Foça ve bucağı Yeni Foça birleştirilerek Manisa Eyaletine bağlanır. 15 Mayıs 1919’dan 11 Eylül 1922’ye kadar Yunan işgali altındadır. Bu tarihten itibaren yeniden Türk egemenliğine giren Foça, günümüzde İzmir ilinin bir ilçesidir.
Kronolojik Foça Tarih Cetveli

- MÖ 3000: İlk Tunç Çağı yerleşimlerinin başlaması.
- MÖ 11. Yüzyıl: Aiol ve İyon kavimlerinin kente yerleşmesi (Phokaia’nın kuruluşu).
- MÖ 7. – 6. Yüzyıl: Denizcilikte altın çağ, Kral Yolu ticareti ve İlk Elektron Sikke basımı.
- MÖ 546: Pers Komutanı Harpagos’un kenti işgali ve Akdeniz’e göç dalgası.
- MÖ 334: Büyük İskender’in seferiyle Pers hakimiyetinin bitişi.
- MÖ 133: Roma İmparatorluğu hakimiyetine geçiş.
- 1086: Çaka Bey’in kenti alarak Selçuklu hakimiyetini başlatması.
- 1275: Cenevizli Zaccaria ailesine devredilmesi ve Yeni Foça Şap Kalesi’nin kuruluşu.
- 1455: Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na katılması.
- 1867: Eski Foça ve Yeni Foça’nın birleştirilmesi.
- 11 Eylül 1922: Yunan işgalinin son bulması ve Foça’nın kurtuluşu.
Foça Efsaneleri ve Mitolojik Söylenceleri
Antik çağlardan günümüze dek uzanan Foça tarihi, kentin denizci kültürünü ve mistik atmosferini besleyen zengin efsanelere ev sahipliği yapmaktadır. Eski Foça gezilecek yerler rotanızı keşfederken kentin dokusuna anlam katan başlıca efsaneler ve kentsel söylenceler şunlardır:
- Homeros’un Odysseia Destanı ve Siren Kayalıkları: Yunan mitolojisinde büyüleyici sesleriyle şarkı söyleyerek denizcileri büyüleyen ve gemilerini kayalıklara çarptıran efsanevi Sirenlerin bu kayalıklarda yaşadığına inanılır. Homeros’un ünlü Odysseia destanında da geçen Siren Kayalıkları, antik dönem denizcilerinin kaybolmaktan ve büyülenmekten en çok çekindiği mistik noktalardan biri olmuştur.
- Kutsal Kent Muhafızı Griffon Efsanesi: Antik kent paralarında ve Arkaik Dönem Athena Tapınağı duvarlarında betimlenen aslan gövdeli ve kartal kanatlı Griffon figürü, kentin asıl mitolojik sembolüdür. Doğu mitolojilerinden geçen bu doğaüstü yaratığın Phokaia’nın hazinelerini koruduğuna ve kente mistik bir dokunulmazlık sağladığına inanılırdı.
- Gizemli Karataş Efsanesi: Foça sokaklarında gezinenlerin sıkça duyduğu en meşhur yerel söylence “Karataş” efsanesidir. Yeri tam olarak bilinmeyen bu sihirli taşa Foça’da yürürken bir kez basan kişinin, nereden gelirse gelsin kentin büyüsüne kapılacağı, Foça’dan asla kopamayacağı ve eninde sonunda buraya geri döneceğine inanılır.
- Kutsal Deniz Elçileri ve Fok Söylencesi: Antik Yunancada fok anlamına gelen phoke sözcüğünden adını alan kentte, Akdeniz fokları sıradan bir canlı değil, denizin ve bereketin simgesi kabul edilmiştir. Antik çağ denizcileri fokların kente şans getirdiğine, denizdeki fırtınalardan korunmanın ve güvenle limana dönmenin onların varlığıyla mümkün olduğuna inanırlardı.
Foça Hakkında Sık Sorulan Sorular (SSS)
Foça, tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Ege kıyı yerleşimlerinden biridir. Antik Phokaia kentinin kalıntıları, tarihi taş evleri, sakin koyları ve temiz denizi sayesinde yılın büyük bölümünde ziyaretçi çekmektedir. Foça’yı ziyaret etmeyi planlayanlar; ulaşım, deniz durumu, konaklama süresi ve Eski Foça ile Yeni Foça arasındaki farklar gibi konularda sıkça araştırma yapmaktadır. Aşağıda Foça hakkında en çok merak edilen soruların cevaplarını bulabilirsiniz.
Foça; binlerce yıllık tarihi, doğal limanı, taş evleri ve Akdeniz foklarıyla ünlüdür. Antik çağlarda Phokaia adıyla bilinen kent, denizcilik alanındaki başarılarıyla Ege’nin önemli yerleşimlerinden biri olmuştur. Günümüzde ise Phokaia Antik Kenti, Foça Kalesi, tarihi sokakları, koyları ve adaları sayesinde hem tarih meraklılarının hem de doğa severlerin ilgisini çekmektedir. Foça’nın sakin atmosferi ve korunabilmiş geleneksel mimarisi de bölgenin en dikkat çekici özellikleri arasında yer almaktadır.
Foça’yı gezmek için genellikle 2-3 gün yeterlidir. Bu süre içerisinde Foça Kalesi, Phokaia Antik Kenti, tarihi taş evler ve sahil boyunca uzanan yürüyüş rotaları rahatlıkla keşfedilebilir. Yaz aylarında bölgenin koylarını ve plajlarını da görmek isteyen ziyaretçiler için daha uzun konaklama seçenekleri değerlendirilebilir. Ayrıca Kozbeyli Köyü ve Yeni Foça gibi yakın çevredeki noktalar da gezi planına eklendiğinde Foça, birkaç günlük keyifli bir Ege rotasına dönüşmektedir.
Eski Foça ile İzmir şehir merkezi arasındaki mesafe yaklaşık 70 kilometredir. Trafik durumuna bağlı olarak özel araçla ulaşım ortalama 1 saat ile 1 saat 15 dakika arasında sürmektedir.
Eski Foça, Ege Denizi’nin temiz kıyılarından biri olarak bilinmektedir. Özellikle yaz aylarında koylar ve plajlar berrak deniziyle dikkat çeker. Deniz temizliği mevsime, hava koşullarına ve ziyaretçi yoğunluğuna bağlı olarak değişebilse de Foça genel olarak temiz deniziyle tercih edilen tatil bölgeleri arasında yer almaktadır.
Evet, Foça denize girmek için tercih edilen Ege kıyı yerleşimlerinden biridir. Eski Foça ve Yeni Foça çevresinde yer alan plajlar, koylar ve sahil bölgeleri yaz aylarında yoğun ilgi görmektedir. Sazlıca Plajları, Karakum Plajı, Mersinaki Koyu ve Yeni Foça Halk Plajı bölgede denize girilebilecek popüler noktalardan bazılarıdır.
Foça’nın deniz suyu Ege Denizi’nin kuzey kesimlerinde yer alması nedeniyle bazı güney Ege kıyılarına göre daha serin hissedilebilmektedir. Özellikle ilkbahar ve sezon başında deniz suyu daha soğuk olabilir. Yaz aylarında ise deniz sıcaklığı yüzme için uygun seviyelere ulaşmakta ve Foça’nın koyları deniz keyfi yapmak isteyen ziyaretçiler tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir.
Foça’da gün batımını izlemek için en popüler noktalar arasında Değirmen Burnu, Foça sahil yürüyüş yolu ve Eski Foça kıyıları bulunmaktadır. Özellikle gün batımında deniz üzerinde oluşan renkler ve tarihi silüetler etkileyici manzaralar sunmaktadır. Yaz aylarında sahil boyunca yer alan kafeler ve yürüyüş alanları da gün batımı seyri için tercih edilmektedir.
İzmir şehir merkezinden Foça’ya ulaşmak için İZBAN (banliyö treni) ile Hatundere İstasyonu‘na gelip, buradan kalkan 744 numaralı ESHOT otobüslerine aktarma yapabilirsiniz. Ayrıca İzmir Otogarı’ndan kalkan Foça minibüsleri de doğrudan ilçe merkezine ulaşım sağlar.
Tekne turları Eski Foça limanından kalkmaktadır. Günlük turlar kapsamında mitolojik Siren Kayalıkları, Orak Adası, İncir Adası, İngiliz Burnu ve el değmemiş koylar ziyaret edilerek yüzme molaları verilir.
Deniz ve plaj tatili için Haziran-Eylül ayları en popüler dönemdir. Sakin, kalabalıktan uzak, yürüyüş ve fotoğraf odaklı bir kültür gezisi planlayanlar için ise İlkbahar (Nisan-Mayıs) ve Sonbahar (Eylül-Ekim) ayları idealdir.
Liman boyunca sıralanan restoranlarda günlük taze Ege balıkları, zeytinyağlı enginar ve Ege otları tadılabilir. Ayrıca Kozbeyli Köyü’nde meşhur Dibek kahvesi içmek, yöresel Foça yoğurdu ve damla sakızlı kurabiyelerden almak geziye tat katar.
Foça Gezilecek Yerler İle İlgili Linkler:
Ege Bölgesi Şehir İsimleri Nereden Geliyor?
Anadolu’da Miken Buluntu Merkezleri, Umut Bilen, Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2008
Foça kent tarihinin mimari dokuya yansıması, Arzu Yeşilyurt, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Mimarlık Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2002
Phokaia Antik Kentinin Akdeniz’de İzlediği Ticari Stratejiler, Aytekin Erdoğan, Abdülkadir Ceylan, Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi, 2022
